Konusunu Oylayın.: Bu ŞİRKE GİRERMİ

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Bu ŞİRKE GİRERMİ
  1. 11.Ağustos.2012, 03:11
    1
    b@tu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ağustos.2012
    Üye No: 97389
    Mesaj Sayısı: 60
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 20

    Bu ŞİRKE GİRERMİ






    Bu ŞİRKE GİRERMİ Mumsema ya kardeşlerim aşkımda bi soru var ya yaşım 16 hani nasıl diyim tam olarak ALLAHIM AFFETSİNDE ALLAH AŞKINI NASILDİYİM TAM OLARAK YAŞAMADIM YA BEN ARADA SORUYORUM COK ÖZÜR DİLERİM ALLAH CİDDEN VARMI DİYE YA BELKİDE VESVESE ŞEYTAN VESVESEYE YAPIYOR AMA KAÇ KERE TEVBE ETTİM EGER ALLAHA İNANMASAM BEN TEVBE ETMEZDİM SATEN AMA YA ARADA BÖYLE SORULAR AKLIMA GELİYO AMA ASLA BAŞKA TANRININ OLCAGINI DÜŞÜNSEM BİLE ALLAHTAN BAŞKA TANRININ OLMADIGINI BİLİYORUM ASLA BİRİSİYLE ALLAHI EŞ TUTMADIM ALLAH EN BÜYÜKTÜR !!! BİR YARDIM EDİN...


  2. 11.Ağustos.2012, 03:11
    1
    Emekli



    ya kardeşlerim aşkımda bi soru var ya yaşım 16 hani nasıl diyim tam olarak ALLAHIM AFFETSİNDE ALLAH AŞKINI NASILDİYİM TAM OLARAK YAŞAMADIM YA BEN ARADA SORUYORUM COK ÖZÜR DİLERİM ALLAH CİDDEN VARMI DİYE YA BELKİDE VESVESE ŞEYTAN VESVESEYE YAPIYOR AMA KAÇ KERE TEVBE ETTİM EGER ALLAHA İNANMASAM BEN TEVBE ETMEZDİM SATEN AMA YA ARADA BÖYLE SORULAR AKLIMA GELİYO AMA ASLA BAŞKA TANRININ OLCAGINI DÜŞÜNSEM BİLE ALLAHTAN BAŞKA TANRININ OLMADIGINI BİLİYORUM ASLA BİRİSİYLE ALLAHI EŞ TUTMADIM ALLAH EN BÜYÜKTÜR !!! BİR YARDIM EDİN...


  3. 11.Ağustos.2012, 03:16
    2
    b@tu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ağustos.2012
    Üye No: 97389
    Mesaj Sayısı: 60
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 20

    Cevap: Bu ŞİRKE GİRERMİ




    Ve yani nasıl diyim ben eski kötü alışkanlıkları bıraktım şeytanın vesvesesimidir bu allah affedermi ben allah tan korkuyorum ama arada bu soru geliyo aklıma allah varmıdır diye ama cok korkuyorum beni çarpcak diye günahlarımdan dolayı tevbe ediyorum inanmasam bunları yapmazdım heralde yardımlarınız için teşekkür ederm


  4. 11.Ağustos.2012, 03:16
    2
    Emekli



    Ve yani nasıl diyim ben eski kötü alışkanlıkları bıraktım şeytanın vesvesesimidir bu allah affedermi ben allah tan korkuyorum ama arada bu soru geliyo aklıma allah varmıdır diye ama cok korkuyorum beni çarpcak diye günahlarımdan dolayı tevbe ediyorum inanmasam bunları yapmazdım heralde yardımlarınız için teşekkür ederm


  5. 11.Ağustos.2012, 03:19
    3
    İnanc
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Şubat.2012
    Üye No: 93990
    Mesaj Sayısı: 2,028
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Yalan Dünyada Bir Yer.

    Cevap: Bu ŞİRKE GİRERMİ

    Canım kardeşim öncelikle ALLAH aşkını tatmak istiyorsan

    İlk önce sağlam bir temel atacaksın hani binalara temel atarlarya o misalden

    peki bu temel nedir nasıl atılır diye sorarsın hemen söylim burada kast ettiğim şey

    namaz'dır ALLAH aşkına varmak istiyorsan namaz kılacaksın hee binlerce namaz kılan var

    ama yinede ALLAH aşkına varamamış o lezzeti tadamamış böyle olmak istemiyorsan

    namazını huşu içinde kıl namaz kılarken aklına başka şeyler getirmemeye çalış

    bak ozaman ALLAH aşkını nasıl hissedeceksin..

    ikinci olarak bu bir vesvese aman vesveseye aldanma bu tür vesveseler geldiğinde hemen

    ALLAH'a sığın

    galiba biraz senin temel zayıf bak etrafına ALLAH'ın olduğuna dair binlerce kanıt var istersen buna

    örnek verelim ..

    yada daha iyi anlaman için şu yazıyı bıkmadan usanmadan oku..



    ''Değerli kardeşimiz;
    Varın ispatı, yokun ispatından her zaman daha kolaydır. Bir elma cinsinin yeryüzünde bulunduğunu, bir tek elmayı göstermekle ispat edebiliriz. Halbuki yokluğunu iddia eden kimse bütün yeryüzünü, hatta kainatı dolaşıp, ancak ondan sonra onun yokluğunu ispat edebilir. Bu ise, imkansızlık çapında bir zorluk demektir. Öyleyse diyebiliriz ki; yok, hiçbir zaman ispat edilemez...

    Bir sarayın kapılarından 999'u açık, biri kapalı olsa, kimse o saraya girilemeyeceğini iddia edemez. İşte inkarcı, devamlı surette kapalı olan o bir tek kapıyı nazara verip onu göstermek ister. Aslında o kapı da, o inkarcı ve onun gibi olanların gözlerine çekilmiş perde sebebiyle onların ruh dünyalarına kapalıdır. Mümin için kapalı kapı yoktur. Yeter ki gözlerini yummasın!... Zaten 999'u herkese açıktır. Hem de ardına kadar...

    İşte o kapı ve delillerden birkaçı :

    İmkân Delili: İmkân, birşeyin olması ile olmamasının eşit ihtimale sahip olması demektir. Günlük konuşmalarımızda da mümkün derken olabilir de olmayabilir de manasını kast ederiz. Yaratılmış olan her varlık bize şu gerçeği haykırır: Benim olmamla olmamam eşit idi. Şu an ben varsam, var olmamı yoklukta kalmama tercih eden biri var demektir. O ise ancak Allahtır.

    Hudus delili: Hudus, sonradan olma demektir. Hudusun en büyük delili değişmedir. Bir varlıkta değişme varsa, bu hareketin bir ilk noktası olacaktır. İşte o noktadan önce o şey varlık sahasına çıkmamıştı. Henüz yoklukta iken var olmayı kendi kendine irade edemeyeceğine ve buna güç yetiremeyeceğine göre bu var oluş Allah’ın yaratmasıyla gerçekleşmiş demektir. Maddenin termodinamik kanununa göre sürekli yokluğa doğru kayması, kainatın durmadan genişlemesi, güneşin süratle tükenişe doğru yol alması gibi hadiseler, bu varlık aleminin bir başlangıcı olduğunu gösteriyor.

    San'at: Atomdan insana, hücreden galaksilere kadar bütün kainatta, ince ve baş döndürücü bir sanat göze çarpmaktadır. Evet, bir baştan bir başa kainattaki her eser şu özelliklere sahiptir:
    • Büyük sanat değeri taşır.
    • Çok kıymetlidir.
    • Çok kısa zamanda ve çok kolay yapılmaktadır.
    • Çok sayıda olmaktadır.
    • Karışık ve çeşit çeşittir.
    • Devamlıdır.

    Halbuki, kısa zamanda, çok sayıda, kolay ve karışık yapılan işlerde san'at ve kıymet olmaması gerekir. Ancak yapan Allah (c.c.) olursa, o zaman her şey değişir ve zıtlar bir araya gelebilir!..

    Devir ve Teselsülün Muhal olması: Devrin muhal olduğu şu misalle açıklanıyor. Bir yumurtayı tavuğun yaptığını iddia eden adama soruyorsunuz. Tavuğu kim yaptı? Buna karşılık onun çıktığı yumurtayı gösteriyor. Buna göre tavuğu aradan çıkardığımızda yumurta yumurtayı yapmış oluyor. Bu ise muhaldir. Teselsül ise bir şeyin silsile halinde ta ilk noktasına kadar gidip o ilk varlığı kimin yaptığını sormak suretiyle Allah’ın varlığını ispat metodudur. Yani bu meyveyi şu ağaç yaptı, o bir önceki meyveden oldu, o da bir önceki ağaçtan. Böylece ilk ağaca yahut ilk meyveye kadar varıyor ve soruyoruz : Bunu kim yarattı diye .

    Kur'an yolu devir ve teselsülden çok farklıdır. Yumurtayı kim yaptı? Yahut meyveyi kim yaptı? sorusunun cevabı, doğrudan doğruya, “Allah yarattı” diye cevap verilir. İlim, irade, şefkat, merhamet kavramlarından bir nasibi olmayan, insanı tanımayan, hikmetten, sanattan anlamayan bu sebeplerin (tavuğun ve ağacın) sonucun yaratılmasında hiçbir tesirleri olmadığı ispat edilir. Böylece devir yahut teselsül deliline gerek duyulmaz.

    Hikmet ve gaye delili: Her varlıkta kendisine mahsus bir gaye, bir maksat, bir fayda takip edildiği göze çarpmakta ve hiçbir şeyde gayesizlik, manasızlık ve israf sayılacak herhangi bir durum müşahede edilmemektedir. Hâlbuki, ne madde aleminde, ne bitki ve hayvanat dünyasında, ne de eşya ve hadiselerde şuur ve idrak mevcut değildir ki, bu gayeler silsilesi takip edilebilsin. Öyle ise, kainattaki bu şuurlu işleyişi ve bu hikmet ve gayeleri ancak Allaha isnat etmekle makul bir yol tutmuş olabiliriz.

    Yardımlaşma delili: Yağmurun toprağın imdadına, güneşin gözlerin yardımına koşmalarından, ta havanın kanı temizlemesine kadar, bu alem bir yardımlaşma hareketiyle adeta dolup taşmaktadır. Bu yardımlaşmayı yapan taraflar birbirlerini tanımamakta, bilmemektedirler Öyle ise bu merhametli icraatı sebeplere vermek mümkün değildir.

    Temizlik: Kainattaki nezafet ve temizlik, başlı başına bir delil olarak, bize Kuddüs ismiyle müsemma bir Zat'ı (c.c.) anlatmaktadır. Toprağı temizleyen bakteriler, böcekler, karıncalar ve nice yırtıcı kuşlar; rüzgar, yağmur ve kar; denizlerde buzullar ve balıklar; gezegenimizde atmosfer, uzayda kara delikler; bünyemizde kanımızı temizleyen oksijen ve ruhumuzu sıkıntılardan kurtaran manevi esintiler, hep Kuddüs isminden haber vermekte ve o ismin verasındaki Zat-ı Mukaddes'i göstermektedir.

    Simalar: Herhangi bir insanın siması, en ince teferruatına kadar kendisinden evvel geçmiş milyarlarca insandan hiçbirisine birebir benzememektedir. Bu kaide, kendisinden sonra gelecekler için de aynen geçerlidir. Bir cihette birbirinin aynı, diğer cihette birbirinden ayrı milyarlarca resmi küçücük bir alanda çizip, sonra da kendileri gibi olması mümkün, milyarlarca resimden ayırmak ve her şeyi sonsuz ihtimal yolları içinde bir yola ve bir şekle sokmak, elbette ve elbette yarattığı her varlığı, hem de hiç kapalı bir yanı kalmamak üzere bilen ve o varlığa istediği şekli vermeye gücü ve ilmi yeten Cenab-ı Hakk'ı en sağır kulaklara dahi duyuracak kuvvette bir ilandır.

    Fıtrat ve Vicdan Delili: Allahı tanımanın sayılamayacak kadar çok delil ve işaretleri insanın yaratılışında, fıtratında mevcuttur. Bunlardan birkaç örnek: İnsan fıtratı ve vicdanı her nimetin mutlaka şükür istediğini bilir. Bir peygambere kavuşmuş ve hidayete ermişse şükrünü Allaha yapar. Aksi halde batıl mâbutlara tapar. Bu tapma insan vicdanın insanı zorlamasıyla gerçekleşir. Güzelliği takdir hissi de insan fıtratında mevcuttur. Sergiler, fuarlar bu his ile gerçekleşir. İnsan bu yaratılışının gereği olarak, şu sema yüzünde sergilenen yıldızları, zemin yüzünde boy gösteren çiçekleri, ağaçları, ormanları dolduran ceylanları, aslanları, denizlerde kaynaşan balıkları seyretmek ve onlardaki İlâhî sanatın mükemmelliğini takdir etmek durumundadır.

    Tarih: Dinler tarihi şahittir ki, insanlık hiçbir devrini dinsiz geçirmemiştir. Batıl, hatta gülünç dahi olsa, hemen her devirde bir dine inanmış ve bir manevi sistemi takip etmiştir. İnsan fıtratına inanma duygusunu Allah koymuştur ve insan O’na (Allah’a) inanmakla mükelleftir.

    Kur'an: Kur'an-ı Kerim'in Kelamullah olduğunu ispat eden bütün deliller, aynı zamanda Cenab-ı Hakk'ın varlığını da ispat eder durumdadır. Kur'an'ın Allah kelamı olduğuna dair yüzlerce delil vardır. Bunlar, Kur’an ile alakalı İslam kaynaklarında en ince teferruatına kadar mevcuttur. Bütün bu deliller, kendilerine mahsus dilleriyle "Allah vardır" derler.

    Peygamberler: Peygamberlerin ve bilhassa Peygamberler Efendisi İki Cihan Serveri'nin (a.s.m) peygamberliğini ispat eden bütün deliller de, yine Cenab-ı Hakk'ı anlatan delillere dahil edilmelidir. Zira Peygamberlerin varlıklarının gayesi, Tevhid; yani Allah'ın varlık ve birliğini ilan etmektir. Öyleyse, her peygamberin kendi peygamberliğini ispat eden bütün delilleri, aynı zamanda, Cenab-ı Hakk'ın varlığına da delil olmaktadır. Bir peygamberin hak nebi olduğunu ifade eden bütün deliller, aynı kuvvetle, hatta daha da öte bir kuvvetle "Allah vardır ve birdir" demektedir.

    Selam ve dua ile...''


  6. 11.Ağustos.2012, 03:19
    3
    Devamlı Üye
    Canım kardeşim öncelikle ALLAH aşkını tatmak istiyorsan

    İlk önce sağlam bir temel atacaksın hani binalara temel atarlarya o misalden

    peki bu temel nedir nasıl atılır diye sorarsın hemen söylim burada kast ettiğim şey

    namaz'dır ALLAH aşkına varmak istiyorsan namaz kılacaksın hee binlerce namaz kılan var

    ama yinede ALLAH aşkına varamamış o lezzeti tadamamış böyle olmak istemiyorsan

    namazını huşu içinde kıl namaz kılarken aklına başka şeyler getirmemeye çalış

    bak ozaman ALLAH aşkını nasıl hissedeceksin..

    ikinci olarak bu bir vesvese aman vesveseye aldanma bu tür vesveseler geldiğinde hemen

    ALLAH'a sığın

    galiba biraz senin temel zayıf bak etrafına ALLAH'ın olduğuna dair binlerce kanıt var istersen buna

    örnek verelim ..

    yada daha iyi anlaman için şu yazıyı bıkmadan usanmadan oku..



    ''Değerli kardeşimiz;
    Varın ispatı, yokun ispatından her zaman daha kolaydır. Bir elma cinsinin yeryüzünde bulunduğunu, bir tek elmayı göstermekle ispat edebiliriz. Halbuki yokluğunu iddia eden kimse bütün yeryüzünü, hatta kainatı dolaşıp, ancak ondan sonra onun yokluğunu ispat edebilir. Bu ise, imkansızlık çapında bir zorluk demektir. Öyleyse diyebiliriz ki; yok, hiçbir zaman ispat edilemez...

    Bir sarayın kapılarından 999'u açık, biri kapalı olsa, kimse o saraya girilemeyeceğini iddia edemez. İşte inkarcı, devamlı surette kapalı olan o bir tek kapıyı nazara verip onu göstermek ister. Aslında o kapı da, o inkarcı ve onun gibi olanların gözlerine çekilmiş perde sebebiyle onların ruh dünyalarına kapalıdır. Mümin için kapalı kapı yoktur. Yeter ki gözlerini yummasın!... Zaten 999'u herkese açıktır. Hem de ardına kadar...

    İşte o kapı ve delillerden birkaçı :

    İmkân Delili: İmkân, birşeyin olması ile olmamasının eşit ihtimale sahip olması demektir. Günlük konuşmalarımızda da mümkün derken olabilir de olmayabilir de manasını kast ederiz. Yaratılmış olan her varlık bize şu gerçeği haykırır: Benim olmamla olmamam eşit idi. Şu an ben varsam, var olmamı yoklukta kalmama tercih eden biri var demektir. O ise ancak Allahtır.

    Hudus delili: Hudus, sonradan olma demektir. Hudusun en büyük delili değişmedir. Bir varlıkta değişme varsa, bu hareketin bir ilk noktası olacaktır. İşte o noktadan önce o şey varlık sahasına çıkmamıştı. Henüz yoklukta iken var olmayı kendi kendine irade edemeyeceğine ve buna güç yetiremeyeceğine göre bu var oluş Allah’ın yaratmasıyla gerçekleşmiş demektir. Maddenin termodinamik kanununa göre sürekli yokluğa doğru kayması, kainatın durmadan genişlemesi, güneşin süratle tükenişe doğru yol alması gibi hadiseler, bu varlık aleminin bir başlangıcı olduğunu gösteriyor.

    San'at: Atomdan insana, hücreden galaksilere kadar bütün kainatta, ince ve baş döndürücü bir sanat göze çarpmaktadır. Evet, bir baştan bir başa kainattaki her eser şu özelliklere sahiptir:
    • Büyük sanat değeri taşır.
    • Çok kıymetlidir.
    • Çok kısa zamanda ve çok kolay yapılmaktadır.
    • Çok sayıda olmaktadır.
    • Karışık ve çeşit çeşittir.
    • Devamlıdır.

    Halbuki, kısa zamanda, çok sayıda, kolay ve karışık yapılan işlerde san'at ve kıymet olmaması gerekir. Ancak yapan Allah (c.c.) olursa, o zaman her şey değişir ve zıtlar bir araya gelebilir!..

    Devir ve Teselsülün Muhal olması: Devrin muhal olduğu şu misalle açıklanıyor. Bir yumurtayı tavuğun yaptığını iddia eden adama soruyorsunuz. Tavuğu kim yaptı? Buna karşılık onun çıktığı yumurtayı gösteriyor. Buna göre tavuğu aradan çıkardığımızda yumurta yumurtayı yapmış oluyor. Bu ise muhaldir. Teselsül ise bir şeyin silsile halinde ta ilk noktasına kadar gidip o ilk varlığı kimin yaptığını sormak suretiyle Allah’ın varlığını ispat metodudur. Yani bu meyveyi şu ağaç yaptı, o bir önceki meyveden oldu, o da bir önceki ağaçtan. Böylece ilk ağaca yahut ilk meyveye kadar varıyor ve soruyoruz : Bunu kim yarattı diye .

    Kur'an yolu devir ve teselsülden çok farklıdır. Yumurtayı kim yaptı? Yahut meyveyi kim yaptı? sorusunun cevabı, doğrudan doğruya, “Allah yarattı” diye cevap verilir. İlim, irade, şefkat, merhamet kavramlarından bir nasibi olmayan, insanı tanımayan, hikmetten, sanattan anlamayan bu sebeplerin (tavuğun ve ağacın) sonucun yaratılmasında hiçbir tesirleri olmadığı ispat edilir. Böylece devir yahut teselsül deliline gerek duyulmaz.

    Hikmet ve gaye delili: Her varlıkta kendisine mahsus bir gaye, bir maksat, bir fayda takip edildiği göze çarpmakta ve hiçbir şeyde gayesizlik, manasızlık ve israf sayılacak herhangi bir durum müşahede edilmemektedir. Hâlbuki, ne madde aleminde, ne bitki ve hayvanat dünyasında, ne de eşya ve hadiselerde şuur ve idrak mevcut değildir ki, bu gayeler silsilesi takip edilebilsin. Öyle ise, kainattaki bu şuurlu işleyişi ve bu hikmet ve gayeleri ancak Allaha isnat etmekle makul bir yol tutmuş olabiliriz.

    Yardımlaşma delili: Yağmurun toprağın imdadına, güneşin gözlerin yardımına koşmalarından, ta havanın kanı temizlemesine kadar, bu alem bir yardımlaşma hareketiyle adeta dolup taşmaktadır. Bu yardımlaşmayı yapan taraflar birbirlerini tanımamakta, bilmemektedirler Öyle ise bu merhametli icraatı sebeplere vermek mümkün değildir.

    Temizlik: Kainattaki nezafet ve temizlik, başlı başına bir delil olarak, bize Kuddüs ismiyle müsemma bir Zat'ı (c.c.) anlatmaktadır. Toprağı temizleyen bakteriler, böcekler, karıncalar ve nice yırtıcı kuşlar; rüzgar, yağmur ve kar; denizlerde buzullar ve balıklar; gezegenimizde atmosfer, uzayda kara delikler; bünyemizde kanımızı temizleyen oksijen ve ruhumuzu sıkıntılardan kurtaran manevi esintiler, hep Kuddüs isminden haber vermekte ve o ismin verasındaki Zat-ı Mukaddes'i göstermektedir.

    Simalar: Herhangi bir insanın siması, en ince teferruatına kadar kendisinden evvel geçmiş milyarlarca insandan hiçbirisine birebir benzememektedir. Bu kaide, kendisinden sonra gelecekler için de aynen geçerlidir. Bir cihette birbirinin aynı, diğer cihette birbirinden ayrı milyarlarca resmi küçücük bir alanda çizip, sonra da kendileri gibi olması mümkün, milyarlarca resimden ayırmak ve her şeyi sonsuz ihtimal yolları içinde bir yola ve bir şekle sokmak, elbette ve elbette yarattığı her varlığı, hem de hiç kapalı bir yanı kalmamak üzere bilen ve o varlığa istediği şekli vermeye gücü ve ilmi yeten Cenab-ı Hakk'ı en sağır kulaklara dahi duyuracak kuvvette bir ilandır.

    Fıtrat ve Vicdan Delili: Allahı tanımanın sayılamayacak kadar çok delil ve işaretleri insanın yaratılışında, fıtratında mevcuttur. Bunlardan birkaç örnek: İnsan fıtratı ve vicdanı her nimetin mutlaka şükür istediğini bilir. Bir peygambere kavuşmuş ve hidayete ermişse şükrünü Allaha yapar. Aksi halde batıl mâbutlara tapar. Bu tapma insan vicdanın insanı zorlamasıyla gerçekleşir. Güzelliği takdir hissi de insan fıtratında mevcuttur. Sergiler, fuarlar bu his ile gerçekleşir. İnsan bu yaratılışının gereği olarak, şu sema yüzünde sergilenen yıldızları, zemin yüzünde boy gösteren çiçekleri, ağaçları, ormanları dolduran ceylanları, aslanları, denizlerde kaynaşan balıkları seyretmek ve onlardaki İlâhî sanatın mükemmelliğini takdir etmek durumundadır.

    Tarih: Dinler tarihi şahittir ki, insanlık hiçbir devrini dinsiz geçirmemiştir. Batıl, hatta gülünç dahi olsa, hemen her devirde bir dine inanmış ve bir manevi sistemi takip etmiştir. İnsan fıtratına inanma duygusunu Allah koymuştur ve insan O’na (Allah’a) inanmakla mükelleftir.

    Kur'an: Kur'an-ı Kerim'in Kelamullah olduğunu ispat eden bütün deliller, aynı zamanda Cenab-ı Hakk'ın varlığını da ispat eder durumdadır. Kur'an'ın Allah kelamı olduğuna dair yüzlerce delil vardır. Bunlar, Kur’an ile alakalı İslam kaynaklarında en ince teferruatına kadar mevcuttur. Bütün bu deliller, kendilerine mahsus dilleriyle "Allah vardır" derler.

    Peygamberler: Peygamberlerin ve bilhassa Peygamberler Efendisi İki Cihan Serveri'nin (a.s.m) peygamberliğini ispat eden bütün deliller de, yine Cenab-ı Hakk'ı anlatan delillere dahil edilmelidir. Zira Peygamberlerin varlıklarının gayesi, Tevhid; yani Allah'ın varlık ve birliğini ilan etmektir. Öyleyse, her peygamberin kendi peygamberliğini ispat eden bütün delilleri, aynı zamanda, Cenab-ı Hakk'ın varlığına da delil olmaktadır. Bir peygamberin hak nebi olduğunu ifade eden bütün deliller, aynı kuvvetle, hatta daha da öte bir kuvvetle "Allah vardır ve birdir" demektedir.

    Selam ve dua ile...''


  7. 11.Ağustos.2012, 03:25
    4
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Bu ŞİRKE GİRERMİ

    İnsanlar yüzyıllardır birbirlerine hep aynı soruyu sorarlar ve hep aynı soruya karşılık, yaklaşık olarak da aynı cevapları alırlar.

    Vardır yada yoktur'dan daha çok zihninizde şunu canlandırmanızda fayda vardır.

    Biri çıkıyor ve benden başka İLAH yoktur diyor. Bir başkasıda çıkıp, hayır ben sizin RAB'binizim diyemiyor. Diyenlerinde akıbetleri belli....

    Eğer Allah'tan başka bir İlah olmuş olsaydı.... BENDE VARIM DERDİ.... Öyleya, O'da RAB ve madem RAB O halde benim RAB'bimden mi korkacak....

    Eğer öyle bir şey varda, benim RAB'bimden KORKUYOR ve ortaya çıkamıyorsa..... Bu ne biçim bir RAB.... Kullarına sahip çıkamayacak bir RAB düşünebiliyormusunuz..... Korkak bir RAB düşünebiliyormusunuz....????

    Böyle bir RAB çıkmıyor ortaya, Üstelik BENİM RAB'bim birde meydan okuyor..... Bekliyorum sizi vadeniz bitene kadar. Sonra bana döndürüleceksiniz diyor. Kimsede hayır ben almayayım gelmeyeceğim ve sana dönmeyeceğim diyemiyor.

    Madem bu kadar acziyet içindesin, Madem bir gün öleceğini kat'i olarak biliyorsun, Madem bir gün bir şekilde yok olacağın zannı içerisindesin..... Yine Rahmeten seni yok etmeyeceğini ve hesaptan sonra ceza veya mükafatla taltif edeceğini söyleyen bir RAB varken üstelik.....

    O RAB'be inanırsan eğer O RAB var ve O RAB senin RAB'bin..... Yok inanmazsan eğer, O RAB yok ve O RAB senin RAB'bin değil.

    İnandığın bir RAB'bin sana ne tür mükafatlar hazırladığını veya cezalarla teçhiz edeceğini bilirsin..... Ya inanmadığın bir RAB'den ne beklersin....????

    Şimdi soralım o zaman.... RAB varmı....???? Yokmu....????

    RAB'bim Cümlemizden Razı olsun. Amin.


  8. 11.Ağustos.2012, 03:25
    4
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    İnsanlar yüzyıllardır birbirlerine hep aynı soruyu sorarlar ve hep aynı soruya karşılık, yaklaşık olarak da aynı cevapları alırlar.

    Vardır yada yoktur'dan daha çok zihninizde şunu canlandırmanızda fayda vardır.

    Biri çıkıyor ve benden başka İLAH yoktur diyor. Bir başkasıda çıkıp, hayır ben sizin RAB'binizim diyemiyor. Diyenlerinde akıbetleri belli....

    Eğer Allah'tan başka bir İlah olmuş olsaydı.... BENDE VARIM DERDİ.... Öyleya, O'da RAB ve madem RAB O halde benim RAB'bimden mi korkacak....

    Eğer öyle bir şey varda, benim RAB'bimden KORKUYOR ve ortaya çıkamıyorsa..... Bu ne biçim bir RAB.... Kullarına sahip çıkamayacak bir RAB düşünebiliyormusunuz..... Korkak bir RAB düşünebiliyormusunuz....????

    Böyle bir RAB çıkmıyor ortaya, Üstelik BENİM RAB'bim birde meydan okuyor..... Bekliyorum sizi vadeniz bitene kadar. Sonra bana döndürüleceksiniz diyor. Kimsede hayır ben almayayım gelmeyeceğim ve sana dönmeyeceğim diyemiyor.

    Madem bu kadar acziyet içindesin, Madem bir gün öleceğini kat'i olarak biliyorsun, Madem bir gün bir şekilde yok olacağın zannı içerisindesin..... Yine Rahmeten seni yok etmeyeceğini ve hesaptan sonra ceza veya mükafatla taltif edeceğini söyleyen bir RAB varken üstelik.....

    O RAB'be inanırsan eğer O RAB var ve O RAB senin RAB'bin..... Yok inanmazsan eğer, O RAB yok ve O RAB senin RAB'bin değil.

    İnandığın bir RAB'bin sana ne tür mükafatlar hazırladığını veya cezalarla teçhiz edeceğini bilirsin..... Ya inanmadığın bir RAB'den ne beklersin....????

    Şimdi soralım o zaman.... RAB varmı....???? Yokmu....????

    RAB'bim Cümlemizden Razı olsun. Amin.


  9. 11.Ağustos.2012, 03:28
    5
    b@tu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ağustos.2012
    Üye No: 97389
    Mesaj Sayısı: 60
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 20

    Cevap: Bu ŞİRKE GİRERMİ

    YA ŞU TAVUK MESELESİ COK HOŞUMA GİTTİ EN ÖNCESİNE GİTTİGİMZDE HAKKETEN YUMURTA YUMURTAYLA CİFTLESEMEZ VE ALLAH 2 TANE TAVUK YOLLAMIŞTIR KESİN YARATMIŞTIR ONLARDAN COGALMIŞ ... COK ANLAMLI BAZI YERLERİ ANLAMADM AMA ya yaşım geçtikCE ALLAH SEVGİSİNİ ALLAH AŞKINI HİSSEDERİM DEMİ BUNU HİSSETMEYİ COK İSTİYORUM BEN


  10. 11.Ağustos.2012, 03:28
    5
    Emekli
    YA ŞU TAVUK MESELESİ COK HOŞUMA GİTTİ EN ÖNCESİNE GİTTİGİMZDE HAKKETEN YUMURTA YUMURTAYLA CİFTLESEMEZ VE ALLAH 2 TANE TAVUK YOLLAMIŞTIR KESİN YARATMIŞTIR ONLARDAN COGALMIŞ ... COK ANLAMLI BAZI YERLERİ ANLAMADM AMA ya yaşım geçtikCE ALLAH SEVGİSİNİ ALLAH AŞKINI HİSSEDERİM DEMİ BUNU HİSSETMEYİ COK İSTİYORUM BEN


  11. 11.Ağustos.2012, 03:32
    6
    b@tu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ağustos.2012
    Üye No: 97389
    Mesaj Sayısı: 60
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 20

    Cevap: Bu ŞİRKE GİRERMİ

    hammadun kardeşim ÖNCELİKLE SAOL ya benimki vesvese büyük ihtimal cok kötülüklerim vardı ve bunları arada düşünrdüm şimdi sık sık düşünüyorum iyilige geçtim eski alışkanlıklarımın hiç birini yapmıyorum artık ve ben ALLAH TAN KORKUYORUM YA CANIMI ALCAK DİYE ÇARPCAK DİYE YANİ ALLAH VARMI YOKMU DİYE SORUYORUM AMA VESVESE HERALDE EGER BEN ALLAHIN OLMADIGINA İNANSAYDM TEVBE TEVBE NEDEN TEVBE EDERDİM NİE KORKARDIM değilmi TEŞEKKÜRLER


  12. 11.Ağustos.2012, 03:32
    6
    Emekli
    hammadun kardeşim ÖNCELİKLE SAOL ya benimki vesvese büyük ihtimal cok kötülüklerim vardı ve bunları arada düşünrdüm şimdi sık sık düşünüyorum iyilige geçtim eski alışkanlıklarımın hiç birini yapmıyorum artık ve ben ALLAH TAN KORKUYORUM YA CANIMI ALCAK DİYE ÇARPCAK DİYE YANİ ALLAH VARMI YOKMU DİYE SORUYORUM AMA VESVESE HERALDE EGER BEN ALLAHIN OLMADIGINA İNANSAYDM TEVBE TEVBE NEDEN TEVBE EDERDİM NİE KORKARDIM değilmi TEŞEKKÜRLER


  13. 11.Ağustos.2012, 17:06
    7
    Saif Al-Din
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Haziran.2011
    Üye No: 88205
    Mesaj Sayısı: 380
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 29

    Cevap: Bu ŞİRKE GİRERMİ

    Kendi cevabını kendin vermişsin zaten, eğer vesvese olmasa içimde iman olmasa ben neden tevbe edeyimdiye, seni tebrik ediyorum.

    Böyle bir vesvese gelince şu ayeti oku " Huvel evvelu vel ahiru vez zahiru vel batinu ve huve bi kulli şey in alim"
    Manası: O evveldir, âhır'dır, zâhır'dır, bâtın'dır ve O her şeyi bilendir.
    Allah Rasulü (s.a.v) buyuruyor:
    "Kendinde şüphe ve vesveseden birşey hissedersen bu ayeti kerimeyi oku"

    Bu vesveseler böyledir işte, bir süre gelir, seni oyalar, sen itibar etmezsen Allah'ın yardımı ve izniyle çeker gider.

    Hatta sendeki bu vesveseler senin gerçekten güzel bir iman ile iman etmiş olduğunun kanıtıdır.

    Bu hadisler seni iyice rahatlatır inşaAllah:

    Ashabından olanları Resûlullaha gelerek şöyle dediler:
    "Gönüllerimizden öyle şeyler geçiyor ki, bizler onları söyle*meyi bile büyük bir suç sayıyoruz." .
    Resûlullah (s.a.v.), "Gerçekten böyle bir, şey hissettiniz mi?" diye sordu.
    "Evet" dediler. Şöyle buyurdu:"İşte açık açık iman budur."

    Ebû Dâvud'daki rivayet ise şöyledir:
    "Ey ALLAH'ın Resulü" denildi. "Bazan içimizde öylesine çirkin bir şeyin ârız olduğunu görüyoruz ki, bunu söylemektense o şeyin bir kor parçası olup bizi yakması bize daha sevimli geli*yor."
    Resûlullah bu söze karşılık olarak şöyle buyurdu: "Allâhü ekber, Allâhü ekber! Şeytanın hilesini vesveseye çe*viren ALLAH'a hamd olsun!"

    Bak senin durumunda bunlar gibi değil mi ?


  14. 11.Ağustos.2012, 17:06
    7
    Devamlı Üye
    Kendi cevabını kendin vermişsin zaten, eğer vesvese olmasa içimde iman olmasa ben neden tevbe edeyimdiye, seni tebrik ediyorum.

    Böyle bir vesvese gelince şu ayeti oku " Huvel evvelu vel ahiru vez zahiru vel batinu ve huve bi kulli şey in alim"
    Manası: O evveldir, âhır'dır, zâhır'dır, bâtın'dır ve O her şeyi bilendir.
    Allah Rasulü (s.a.v) buyuruyor:
    "Kendinde şüphe ve vesveseden birşey hissedersen bu ayeti kerimeyi oku"

    Bu vesveseler böyledir işte, bir süre gelir, seni oyalar, sen itibar etmezsen Allah'ın yardımı ve izniyle çeker gider.

    Hatta sendeki bu vesveseler senin gerçekten güzel bir iman ile iman etmiş olduğunun kanıtıdır.

    Bu hadisler seni iyice rahatlatır inşaAllah:

    Ashabından olanları Resûlullaha gelerek şöyle dediler:
    "Gönüllerimizden öyle şeyler geçiyor ki, bizler onları söyle*meyi bile büyük bir suç sayıyoruz." .
    Resûlullah (s.a.v.), "Gerçekten böyle bir, şey hissettiniz mi?" diye sordu.
    "Evet" dediler. Şöyle buyurdu:"İşte açık açık iman budur."

    Ebû Dâvud'daki rivayet ise şöyledir:
    "Ey ALLAH'ın Resulü" denildi. "Bazan içimizde öylesine çirkin bir şeyin ârız olduğunu görüyoruz ki, bunu söylemektense o şeyin bir kor parçası olup bizi yakması bize daha sevimli geli*yor."
    Resûlullah bu söze karşılık olarak şöyle buyurdu: "Allâhü ekber, Allâhü ekber! Şeytanın hilesini vesveseye çe*viren ALLAH'a hamd olsun!"

    Bak senin durumunda bunlar gibi değil mi ?


  15. 11.Ağustos.2012, 18:42
    8
    b@tu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 11.Ağustos.2012
    Üye No: 97389
    Mesaj Sayısı: 60
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 20

    Cevap: Bu ŞİRKE GİRERMİ

    ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞM SONLARI ANLAMADIM AMA O DEDİGİNİ OKUYCAM KARDEŞM SAOL KARDEŞM


    ALLAH (C.C) UZUM ÖMÜRLER VERSİN .. hepimze


  16. 11.Ağustos.2012, 18:42
    8
    Emekli
    ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞM SONLARI ANLAMADIM AMA O DEDİGİNİ OKUYCAM KARDEŞM SAOL KARDEŞM


    ALLAH (C.C) UZUM ÖMÜRLER VERSİN .. hepimze





+ Yorum Gönder