Konusunu Oylayın.: Büyük günahlara battım. Tevbe ediyorum ama affedildiğimi pek hissedemiyorum

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Büyük günahlara battım. Tevbe ediyorum ama affedildiğimi pek hissedemiyorum
  1. 07.Ağustos.2012, 02:57
    1
    kompleks
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Ağustos.2012
    Üye No: 97317
    Mesaj Sayısı: 184
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Büyük günahlara battım. Tevbe ediyorum ama affedildiğimi pek hissedemiyorum






    Büyük günahlara battım. Tevbe ediyorum ama affedildiğimi pek hissedemiyorum Mumsema Şimdi ben namaza başlamadan önce küfüre giriyordum sonra haşa şüphe ediyordum arada şirke bile girmişliğim olabilir. Namaza başladım, tam İslamı anlamaya başladım.

    Şimdi çok büyük günahlar işledim ve hala işliyorum. Zinadan daha kötü günahlar işledim ve ısrar da ettim(adam öldürmek dışında).

    Namaza yeni başladım ama Oruçları tutamıyorum pek.

    Gıybet yapan mesela helallik almadıkça aff olunmazmış.

    Kul hakkı desen çok girdim, çok büyük günahlarda işledim. Tevbe ediyorum ama affedildiğimi pek hissedemiyorum.


  2. 07.Ağustos.2012, 02:57
    1
    kompleks - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    Şimdi ben namaza başlamadan önce küfüre giriyordum sonra haşa şüphe ediyordum arada şirke bile girmişliğim olabilir. Namaza başladım, tam İslamı anlamaya başladım.

    Şimdi çok büyük günahlar işledim ve hala işliyorum. Zinadan daha kötü günahlar işledim ve ısrar da ettim(adam öldürmek dışında).

    Namaza yeni başladım ama Oruçları tutamıyorum pek.

    Gıybet yapan mesela helallik almadıkça aff olunmazmış.

    Kul hakkı desen çok girdim, çok büyük günahlarda işledim. Tevbe ediyorum ama affedildiğimi pek hissedemiyorum.


    Benzer Konular

    - Tevbe suresi başında neden Besmele çekilmiyor,merak ediyorum

    - Günahlardan kurtulup tevbe eden kişi bir süre sonra tekrar günahlara meylederse ne yapmalıdır ?

    - Tevbe ettikten uzun bir süre sonra aynı büyük günahlara geri dönmek?

    - Tevbe ediyorum hala ayni hataya duşuyorum surekli

    - Yalandan sakın; çünkü yalan büyük günahlara götürür. Hadisi Serif

  3. 07.Ağustos.2012, 03:04
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Büyük günahlara battım.




    Alıntı
    Tevbe ediyorum ama affedildiğimi pek hissedemiyorum
    Demekki tevbemizde samimi değiliz yada gereklerini yapmıyoruz.
    Zaten hala günah işlediğini sen ifade etmişsin kardeş. böyle tevbe olur mu?
    Alıntı
    [Şimdi çok büyük günahlar işledim ve hala işliyorum
    Günahı ne olursa olsun Samimi olarak Allaha yönelen herkesi Allah affeder vaadi vardır ama tevbe nasuh olmalı.

    Nasûh Tövbesi Nedir?

    Nasûh, nush kökünden mübalağa kipidir. Çok öğüt veren demektir. Tövbe, çok öğüt verici olarak nitelendirilmiştir. Yani sahibine, günahı bırakmasını öğütle yen, onu günahtan kurtaran sadık bir tövbe ile tövbe ediniz, Allah’a dönünüz demektir. O halde nasûh tövbesi; hemen günahı terk etmek, geçmişte olanlara pişman olmak, gele cekte günah işlememeye karar vermek ve üzerinde bulunan her hakkı sahibine ödemek demektir.4

    Efendimiz (s.a.s.), nasûh tövbesini; “Kulun işlediği günahtan pişmanlık duyması, Allah’a tam rucu’ edip, tıpkı sütün memeye dönmediği gibi, kişinin tekrar günaha dön memesidir.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/446) şeklinde tanımlamıştır.

    Gazalî, nasûh tövbesini tanımlarken şunlara yer vermiştir: “Nasûh tövbesi yapan lar, tövbe edip ölünceye kadar tövbesinde duranlardır. Bunlar geçmişteki eksiklerini tamamlar ve bir daha günaha dönmeyi hatırdan bile geçirmezler, zelle ve sürçmeler müs tesna. İşte tövbede istikamet budur. Günahların sevaplarla değiştirilip hayırlarda müsabaka edenler bu tür tövbe sahipleridir.”5

    2. Tövbenin Kabulünün Şartları:

    Kur’ân-ı Kerim’de Yüce Allah’ın tövbe edenleri methetmesi (Tevbe, 9/112) ve tövbe kapısını çalan kullarını sevdiğini ifade etmesi (Bakara, 2/222), tövbelerin kabul edileceğinin birer delilidir.

    Allah Resulü (s.a.s.), kullarının tövbesi karşısında Allah’ ın ne kadar hoşnut olacağını şöyle bir örnekle anlatmaktadır: “Allah’ın kulunun tövbesine sevinmesi şuna benzer: Bir insan azığını, su tulumunu bir deveye yüklemiş, sonra yolculuğa çıkmıştır. Nihayet çorak bir yere vardığında uykusu gelmiş, devesinden inerek bir ağacın altında istirahata çekil miştir. Kalktığında devesinin kaybolduğunu görmüş ve değişik tepelere koşarak onu aradığı halde bulamamış ve yorgun bir vaziyette, ağacın altına yatmıştır. Tekrar uyandığında devesini yanı başında durduğunu görüp de yularından yapışıp, son derece sevinerek, yanlışlıkla; “Ey Allah! Sen benim kulumsun, ben senin Rabbinim.” (Buhârî, Deavât 4; Müslim, Tevbe 3) demiştir. İşte Yüce Allah, kendisine tövbe eden kuluna, devesini kaybettikten sonra bulan adamdan daha fazla sevinir.

    Tövbenin Allah katında makbul olması için bazı şartlar vardır. Yalnız bu şartlar işlenen günahın çeşidine göre farklılık arz etmektedir. Günahın kime karşı işlenmiş ol duğu, onlardan kurtulmak için tövbe yapılırken önem arz etmektedir. Bu bakımdan gü nahı ikiye ayırabiliriz:

    a- Allah Hakkı ile İlgili Günahlar: Allah hakkı ile ilgili günahlardan tövbe etme nin üç şartı vardır:

    1) O günahı işlediğine pişmanlık duymak: İnsan vicdanında, işlenen günahın bir kötülük olduğu ve kul ile Allah arasında bağlantıyı zedelediğine karar verildiğinde, bir huzursuzluk6 ve pişmanlık başlayacaktır.

    Günah işleyen kul, tövbe kapısına; günahlarını itiraf ederek, bu günahların verdiği huzursuzluk ve pişmanlıkla silkinmiş, uyanık bir kalp ve gönülle gelecektir.7 Sözü edilen huzursuzluk, şahsı tövbe etmeye iten bir etkendir.

    Pişmanlık tövbenin ilk şartıdır. Nitekim Allah Resulü, önemine binaen, “tövbe pişmanlıktır” (İbn Mâce, Zühd 30; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/376, 423) buyurmuştur. Pişmanlık tövbenin kendisidir. Pişmanlık olmadan tövbe yapılamaz.

    2) Tövbe edilen günahı kesinlikle terk etmek: Tövbe; yalnız bir kalp işi, bir ürperti, irkilme ve gözyaşı dökme şeklinde, soyut bir pişmanlık değildir. Yani tövbe, birtakım iç duygulardan ibaret değildir. Aksine tövbe, derunî duygular üzerine birtakım eylemlerin bina edildiği bir süreçtir. Örneğin, tövbe eden, Allah’ın yasakladığı günahı terk etmeli8, imkân ölçüsünde emirlerini yerine getirmelidir.9 Tövbe ettiği günaha devam etme meli dir.10 Günahlarına tövbe ettiği halde, onları işlemeye devam eden fert, kendisi ile tezada düşmüş demektir. Böyle bir tavır, pişmanlık olgusu ve günahı tekrar işleme yeceğine dair sözü ile bağdaşmayacaktır. Hâlbuki şahsın, tövbe ettiği günahları hemen terk etmesi,piş manlığının ve aynı günahı tekrar işlememedeki kararlılığının bir belirtisi ola caktır.

    3) Tövbe edilen günaha kesinlikle dönmeme kararı: Geçmişteki günahlarından pişmanlık duyan şahsın, tövbe etmiş olması için, o günahı tekrar işlememeye kesin karar vermiş olması gerekmektedir.11 Pişmanlık ve tövbe edilen günaha dönmeme kararı, birer kalp işi olduğundan, bunları gerçek anlamıyla yalnız Allah bilebilecektir. Dolayısıyla, ki min gerçek manada tövbe etmiş olacağı insanlar tarafından bilinemeyecektir.12 Tövbenin sıhhat bulması için, şahsın tövbe ettiği günaha tekrar dönmeyeceğine dair Allah’a söz vermesi gerekmektedir.13

    b- Kul Hakkı ile İlgili Günahlar: Kul hakkı ile ilgili günahlardan tövbe etmenin ise dört şartı vardır. Bu şartlar; yukarıda zikrettiğimiz üç şartla birlikte dördüncü şart ise; hakkı yenilen kulun hakkını sahibine iade etmek ve ondan helallik almaktır. Kul hakları, mal nevinden ise, aşağıdaki ihtimallerle karşılaşılabilecektir.

    1. Gasbedilen mal, elde mevcut ve sahibi de biliniyorsa geri verilmelidir.14 Burada suçu gizleyerek tövbe etmeye çalışmak yetmez.

    2. Çalınan mal, hırsızın elinde mevcut, ancak sahibi bilinmiyorsa, bu mal tasadduk edilerek zimmetten çıkarılır. 15

    3. Bir şahısta önceki yıllara ait kul hakları var ve sahipleri de belli değilse, gasbe dilen mallar kadar tasadduk eder, hayır-hasenat yapar.

    4. Suçlunun yediği bir mal, mislî değil de; kıymeti belirlenebilen cinstense ve şah sın imkânı da varsa, o kıymeti sahibine vermelidir.16 Buna gücü yetmiyorsa, imkân bul duğunda vermeye niyet etmelidir. İmkân nispetinde, malı sahibine ulaştırmaya çalışıp da bunu başaramayanı Allah’ın affetmesi umulur.17

    5. Malında ne kadar haram bulunduğunu bilmeyen şahıs, zann-ı galibine göre, bir miktar ayırır ve onu önceki kul haklarını elinden çıkarma niyeti ile dağıtır.18

    İşte bu şekilde, günahkâr şahıs, utanarak Rabbinden bağışlanmasını ister ve zik rettiğimiz bu şartları yerine getirirse, Allah böyle tövbe eden kulunun tövbesini kabul ederek bağışlayacak ve ona azap etmekten hayâ edecektir.


  4. 07.Ağustos.2012, 03:04
    2
    Moderatör



    Alıntı
    Tevbe ediyorum ama affedildiğimi pek hissedemiyorum
    Demekki tevbemizde samimi değiliz yada gereklerini yapmıyoruz.
    Zaten hala günah işlediğini sen ifade etmişsin kardeş. böyle tevbe olur mu?
    Alıntı
    [Şimdi çok büyük günahlar işledim ve hala işliyorum
    Günahı ne olursa olsun Samimi olarak Allaha yönelen herkesi Allah affeder vaadi vardır ama tevbe nasuh olmalı.

    Nasûh Tövbesi Nedir?

    Nasûh, nush kökünden mübalağa kipidir. Çok öğüt veren demektir. Tövbe, çok öğüt verici olarak nitelendirilmiştir. Yani sahibine, günahı bırakmasını öğütle yen, onu günahtan kurtaran sadık bir tövbe ile tövbe ediniz, Allah’a dönünüz demektir. O halde nasûh tövbesi; hemen günahı terk etmek, geçmişte olanlara pişman olmak, gele cekte günah işlememeye karar vermek ve üzerinde bulunan her hakkı sahibine ödemek demektir.4

    Efendimiz (s.a.s.), nasûh tövbesini; “Kulun işlediği günahtan pişmanlık duyması, Allah’a tam rucu’ edip, tıpkı sütün memeye dönmediği gibi, kişinin tekrar günaha dön memesidir.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/446) şeklinde tanımlamıştır.

    Gazalî, nasûh tövbesini tanımlarken şunlara yer vermiştir: “Nasûh tövbesi yapan lar, tövbe edip ölünceye kadar tövbesinde duranlardır. Bunlar geçmişteki eksiklerini tamamlar ve bir daha günaha dönmeyi hatırdan bile geçirmezler, zelle ve sürçmeler müs tesna. İşte tövbede istikamet budur. Günahların sevaplarla değiştirilip hayırlarda müsabaka edenler bu tür tövbe sahipleridir.”5

    2. Tövbenin Kabulünün Şartları:

    Kur’ân-ı Kerim’de Yüce Allah’ın tövbe edenleri methetmesi (Tevbe, 9/112) ve tövbe kapısını çalan kullarını sevdiğini ifade etmesi (Bakara, 2/222), tövbelerin kabul edileceğinin birer delilidir.

    Allah Resulü (s.a.s.), kullarının tövbesi karşısında Allah’ ın ne kadar hoşnut olacağını şöyle bir örnekle anlatmaktadır: “Allah’ın kulunun tövbesine sevinmesi şuna benzer: Bir insan azığını, su tulumunu bir deveye yüklemiş, sonra yolculuğa çıkmıştır. Nihayet çorak bir yere vardığında uykusu gelmiş, devesinden inerek bir ağacın altında istirahata çekil miştir. Kalktığında devesinin kaybolduğunu görmüş ve değişik tepelere koşarak onu aradığı halde bulamamış ve yorgun bir vaziyette, ağacın altına yatmıştır. Tekrar uyandığında devesini yanı başında durduğunu görüp de yularından yapışıp, son derece sevinerek, yanlışlıkla; “Ey Allah! Sen benim kulumsun, ben senin Rabbinim.” (Buhârî, Deavât 4; Müslim, Tevbe 3) demiştir. İşte Yüce Allah, kendisine tövbe eden kuluna, devesini kaybettikten sonra bulan adamdan daha fazla sevinir.

    Tövbenin Allah katında makbul olması için bazı şartlar vardır. Yalnız bu şartlar işlenen günahın çeşidine göre farklılık arz etmektedir. Günahın kime karşı işlenmiş ol duğu, onlardan kurtulmak için tövbe yapılırken önem arz etmektedir. Bu bakımdan gü nahı ikiye ayırabiliriz:

    a- Allah Hakkı ile İlgili Günahlar: Allah hakkı ile ilgili günahlardan tövbe etme nin üç şartı vardır:

    1) O günahı işlediğine pişmanlık duymak: İnsan vicdanında, işlenen günahın bir kötülük olduğu ve kul ile Allah arasında bağlantıyı zedelediğine karar verildiğinde, bir huzursuzluk6 ve pişmanlık başlayacaktır.

    Günah işleyen kul, tövbe kapısına; günahlarını itiraf ederek, bu günahların verdiği huzursuzluk ve pişmanlıkla silkinmiş, uyanık bir kalp ve gönülle gelecektir.7 Sözü edilen huzursuzluk, şahsı tövbe etmeye iten bir etkendir.

    Pişmanlık tövbenin ilk şartıdır. Nitekim Allah Resulü, önemine binaen, “tövbe pişmanlıktır” (İbn Mâce, Zühd 30; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/376, 423) buyurmuştur. Pişmanlık tövbenin kendisidir. Pişmanlık olmadan tövbe yapılamaz.

    2) Tövbe edilen günahı kesinlikle terk etmek: Tövbe; yalnız bir kalp işi, bir ürperti, irkilme ve gözyaşı dökme şeklinde, soyut bir pişmanlık değildir. Yani tövbe, birtakım iç duygulardan ibaret değildir. Aksine tövbe, derunî duygular üzerine birtakım eylemlerin bina edildiği bir süreçtir. Örneğin, tövbe eden, Allah’ın yasakladığı günahı terk etmeli8, imkân ölçüsünde emirlerini yerine getirmelidir.9 Tövbe ettiği günaha devam etme meli dir.10 Günahlarına tövbe ettiği halde, onları işlemeye devam eden fert, kendisi ile tezada düşmüş demektir. Böyle bir tavır, pişmanlık olgusu ve günahı tekrar işleme yeceğine dair sözü ile bağdaşmayacaktır. Hâlbuki şahsın, tövbe ettiği günahları hemen terk etmesi,piş manlığının ve aynı günahı tekrar işlememedeki kararlılığının bir belirtisi ola caktır.

    3) Tövbe edilen günaha kesinlikle dönmeme kararı: Geçmişteki günahlarından pişmanlık duyan şahsın, tövbe etmiş olması için, o günahı tekrar işlememeye kesin karar vermiş olması gerekmektedir.11 Pişmanlık ve tövbe edilen günaha dönmeme kararı, birer kalp işi olduğundan, bunları gerçek anlamıyla yalnız Allah bilebilecektir. Dolayısıyla, ki min gerçek manada tövbe etmiş olacağı insanlar tarafından bilinemeyecektir.12 Tövbenin sıhhat bulması için, şahsın tövbe ettiği günaha tekrar dönmeyeceğine dair Allah’a söz vermesi gerekmektedir.13

    b- Kul Hakkı ile İlgili Günahlar: Kul hakkı ile ilgili günahlardan tövbe etmenin ise dört şartı vardır. Bu şartlar; yukarıda zikrettiğimiz üç şartla birlikte dördüncü şart ise; hakkı yenilen kulun hakkını sahibine iade etmek ve ondan helallik almaktır. Kul hakları, mal nevinden ise, aşağıdaki ihtimallerle karşılaşılabilecektir.

    1. Gasbedilen mal, elde mevcut ve sahibi de biliniyorsa geri verilmelidir.14 Burada suçu gizleyerek tövbe etmeye çalışmak yetmez.

    2. Çalınan mal, hırsızın elinde mevcut, ancak sahibi bilinmiyorsa, bu mal tasadduk edilerek zimmetten çıkarılır. 15

    3. Bir şahısta önceki yıllara ait kul hakları var ve sahipleri de belli değilse, gasbe dilen mallar kadar tasadduk eder, hayır-hasenat yapar.

    4. Suçlunun yediği bir mal, mislî değil de; kıymeti belirlenebilen cinstense ve şah sın imkânı da varsa, o kıymeti sahibine vermelidir.16 Buna gücü yetmiyorsa, imkân bul duğunda vermeye niyet etmelidir. İmkân nispetinde, malı sahibine ulaştırmaya çalışıp da bunu başaramayanı Allah’ın affetmesi umulur.17

    5. Malında ne kadar haram bulunduğunu bilmeyen şahıs, zann-ı galibine göre, bir miktar ayırır ve onu önceki kul haklarını elinden çıkarma niyeti ile dağıtır.18

    İşte bu şekilde, günahkâr şahıs, utanarak Rabbinden bağışlanmasını ister ve zik rettiğimiz bu şartları yerine getirirse, Allah böyle tövbe eden kulunun tövbesini kabul ederek bağışlayacak ve ona azap etmekten hayâ edecektir.


  5. 07.Ağustos.2012, 03:05
    3
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Büyük günahlara battım. Tevbe ediyorum ama affedildiğimi pek hissedemiyorum

    Allah kendisine ortak koşulmadığı müddetçe kullarını bağışlayandır ,ümitsiz olma ümit var olmalısın.
    tevbenizde ısrarcı olsanızda Allah ef edicidir bundan şüpheniz olmasın Allah hepimizi af etsin.

    Alıntı
    şirke bile girmişliğim olabilir
    yaptığınız şeyin ne olduğu hususunda bir bilgim yok anak inşaallah şirk değildir.


    İnsan hem iyilik hem de kötülük yapmaya uygun yaratılmıştır. Onun için zaman zaman isteyerek veya istemeyerek günahlara girebiliyor. Bu konuda Kur’anı Kerim de, “Allah, kendisine şirk koşulmasının dışındaki istediği kimselerin bütün günahlarını bağışlar.(Nisa Süresi,48;116)” buyurarak hangi günah olursa olsun affedebileceğini bildirmektedir. Kitaplarımız da canı gönülden yapılan tövbenin Allah tarafından kabul edileceği ifade edilir. Nitekim Allah’u Teala, “Ey iman edenler, nasuh tövbe ile tövbe edin ki Allah da sizin kabahatlerinizi affetsin ve altlarından ırmaklar akan cennetlerine koysun.” (Tahrim Suresi, 8) buyurarak yapılan tövbelerin kabul edileceğini beyan eder. Ayette geçen nasuh tövbe ise şöyledir: 1-Allah’a karşı günah işlediğini bilerek, bu günahtan dolayı Allah’a sığınmak ve pişman olmak. 2-Bu suçu işlediği için üzülmek, Yaratıcıya karşı böyle bir günah işlediğinden dolayı vicdanen rahatsız olmak. 3-Bir daha böyle bir suça dönmeyeceğine dair bir karar içerisinde olmak. 4-Kul hakkını ilgilendiriyorsa onunla helalleşmek. Bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuş. Nasuh tövbe şudur: -Günahlara pişmanlık. -Farz ibadetleri yapmak. -Zulüm ve düşmanlık yapmamak. -Kırgın ve küskünlerle barışmak. -Bir daha o günaha dönmemek üzere karar vermek. İnşallah bu şartları yerine getirirsek Allah’ın tövbelerimizi kabul edeceğinden ümitli oluruz. Ancak insan her zaman korku ve ümit içerisinde olmalı.


  6. 07.Ağustos.2012, 03:05
    3
    Özel Üye
    Allah kendisine ortak koşulmadığı müddetçe kullarını bağışlayandır ,ümitsiz olma ümit var olmalısın.
    tevbenizde ısrarcı olsanızda Allah ef edicidir bundan şüpheniz olmasın Allah hepimizi af etsin.

    Alıntı
    şirke bile girmişliğim olabilir
    yaptığınız şeyin ne olduğu hususunda bir bilgim yok anak inşaallah şirk değildir.


    İnsan hem iyilik hem de kötülük yapmaya uygun yaratılmıştır. Onun için zaman zaman isteyerek veya istemeyerek günahlara girebiliyor. Bu konuda Kur’anı Kerim de, “Allah, kendisine şirk koşulmasının dışındaki istediği kimselerin bütün günahlarını bağışlar.(Nisa Süresi,48;116)” buyurarak hangi günah olursa olsun affedebileceğini bildirmektedir. Kitaplarımız da canı gönülden yapılan tövbenin Allah tarafından kabul edileceği ifade edilir. Nitekim Allah’u Teala, “Ey iman edenler, nasuh tövbe ile tövbe edin ki Allah da sizin kabahatlerinizi affetsin ve altlarından ırmaklar akan cennetlerine koysun.” (Tahrim Suresi, 8) buyurarak yapılan tövbelerin kabul edileceğini beyan eder. Ayette geçen nasuh tövbe ise şöyledir: 1-Allah’a karşı günah işlediğini bilerek, bu günahtan dolayı Allah’a sığınmak ve pişman olmak. 2-Bu suçu işlediği için üzülmek, Yaratıcıya karşı böyle bir günah işlediğinden dolayı vicdanen rahatsız olmak. 3-Bir daha böyle bir suça dönmeyeceğine dair bir karar içerisinde olmak. 4-Kul hakkını ilgilendiriyorsa onunla helalleşmek. Bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuş. Nasuh tövbe şudur: -Günahlara pişmanlık. -Farz ibadetleri yapmak. -Zulüm ve düşmanlık yapmamak. -Kırgın ve küskünlerle barışmak. -Bir daha o günaha dönmemek üzere karar vermek. İnşallah bu şartları yerine getirirsek Allah’ın tövbelerimizi kabul edeceğinden ümitli oluruz. Ancak insan her zaman korku ve ümit içerisinde olmalı.


  7. 07.Ağustos.2012, 03:41
    4
    ebediyyetyolcusu
    Emekli

    Üyelik Tarihi: 27.Mayıs.2012
    Üye No: 96330
    Mesaj Sayısı: 661
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 41
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Cevap: Büyük günahlara battım. Tevbe ediyorum ama affedildiğimi pek hissedemiyorum

    Selamün Aleyküm

    Allahu teala Kuranı Kerim'de şöyle buyurur

    Benden onlara) De ki: "Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir." (Zümer Suresi, 53)

    Allah'ın (kabulünü) üzerine aldığı tevbe, ancak cehalet nedeniyle kötülük yapanların, sonra hemencecik tevbe edenlerin(kidir). İşte Allah, böylelerinin tevbelerini kabul eder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır. (Nisa Suresi, 17)

    Tevbe; ne, kötülükleri yapıp-edip de onlardan birine ölüm çatınca: "Ben şimdi gerçekten tevbe ettim" diyenler, ne de kafir olarak ölenler için değil. Böyleleri için acı bir azap hazırlamışızdır. (Nisa Suresi, 18)

    Kul hakkı

    Müflis, şu kimsedir ki, kıyamette, defterinde pek çok namaz, oruç ve zekat sevabı bulunur. Fakat, bazılarına çeşitli yönden zararı dokunmuştur. Sevapları, bu hak sahiplerine dağıtılır. Hakları ödenmeden önce sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları, bunun üzerine yükletilip Cehenneme atılır. [Müslim]

    (Kibri, hıyaneti ve kul borcu olmayan mümin, Cennete girer.) [Nesai]

    (Kul hakkı, müminin aybı, kusurudur.) [Ebu Nuaym]


    Kul hakkından son derece sakınmak lazım çünkü Allahu teala şirk ve kul hakkı hariç bütün günahları af edeceğini bildiriyor.

    Fakat Şeytan nasıl olsa Allah bağışlayıcıdır affeder diye insana günah işlemeyi güzel gösteriyor.

    Ey insanlar! Rabbinizden sakının ve bir günden korkun ki, baba çocuğuna hiçbir fayda veremez. Çocuk da babasına hiçbir şeyle fayda sağlayacak değildir. Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. O halde dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o çok aldatıcı şeytan sizi Allah'ın affına güvendirerek aldatmasın. Lokman suresi, 33


  8. 07.Ağustos.2012, 03:41
    4
    Selamün Aleyküm

    Allahu teala Kuranı Kerim'de şöyle buyurur

    Benden onlara) De ki: "Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir." (Zümer Suresi, 53)

    Allah'ın (kabulünü) üzerine aldığı tevbe, ancak cehalet nedeniyle kötülük yapanların, sonra hemencecik tevbe edenlerin(kidir). İşte Allah, böylelerinin tevbelerini kabul eder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır. (Nisa Suresi, 17)

    Tevbe; ne, kötülükleri yapıp-edip de onlardan birine ölüm çatınca: "Ben şimdi gerçekten tevbe ettim" diyenler, ne de kafir olarak ölenler için değil. Böyleleri için acı bir azap hazırlamışızdır. (Nisa Suresi, 18)

    Kul hakkı

    Müflis, şu kimsedir ki, kıyamette, defterinde pek çok namaz, oruç ve zekat sevabı bulunur. Fakat, bazılarına çeşitli yönden zararı dokunmuştur. Sevapları, bu hak sahiplerine dağıtılır. Hakları ödenmeden önce sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları, bunun üzerine yükletilip Cehenneme atılır. [Müslim]

    (Kibri, hıyaneti ve kul borcu olmayan mümin, Cennete girer.) [Nesai]

    (Kul hakkı, müminin aybı, kusurudur.) [Ebu Nuaym]


    Kul hakkından son derece sakınmak lazım çünkü Allahu teala şirk ve kul hakkı hariç bütün günahları af edeceğini bildiriyor.

    Fakat Şeytan nasıl olsa Allah bağışlayıcıdır affeder diye insana günah işlemeyi güzel gösteriyor.

    Ey insanlar! Rabbinizden sakının ve bir günden korkun ki, baba çocuğuna hiçbir fayda veremez. Çocuk da babasına hiçbir şeyle fayda sağlayacak değildir. Şüphesiz Allah'ın vaadi gerçektir. O halde dünya hayatı sizi aldatmasın, sakın o çok aldatıcı şeytan sizi Allah'ın affına güvendirerek aldatmasın. Lokman suresi, 33


  9. 07.Ağustos.2012, 03:54
    5
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Büyük günahlara battım. Tevbe ediyorum ama affedildiğimi pek hissedemiyorum

    SILA-İ RAHİM ŞART EVLAT...

    Hammadun'un gençlik yılları, akrabalarla tek tek tanışma fasılları ve bacanaklardan biri maalesef ateist. Yok yok.. Ateist kelimesi çok basit kalır...

    Hammadun HOCA'sına bu durumu ARZ eder.

    HOCAM malumunuz bayram geliyor. Ziyaretler var ve ben oruç tutmadığını bildiğim. Hatta ateist olduğu hakkında hiç bir şüpheye mahal olmayan bir akrabamı ziyaretle yükümlümüyüm....

    Neden imtina ediyorsun o akrabanı ziyarette hammadun....

    HOCAM malum-u aliniz. Bu zat bizzat bize değilde, mensup olduğumuz dinimize kininden dolayı bizi hedef seçer ve küfre sokarız. Bu zatı küfre sokmaktansa, ziyaretinde bulunmasakta küfrün önüne geçsek diyorum... (Zaten kıt olan aklımızla sözde HOCA'mızı kandıracağız.. Yada kendimizi)

    SILA-İ RAHİM ŞART EVLAT...

    Hatırla ki; Hazreti Musa(A.S.)'ı firavunun ayağına gönderipte, sesini inceltmesini emreden RAB'bin. SANA SILA-İ RAHİM'i de emreden RAB'bin değilmi..??

    SILA-İ RAHİM ŞART EVLAT...

    Daha ne bahaneler buldum kendimce ve her defasında aldığım cevap hep aynı oldu....

    SILA-İ RAHİM ŞART EVLAT...

    Bayramda bizzat ziyaretine gittik ve daha kapıdan içeriye girer girmez, HOCAAAAAA yobazlığınız had safhada biliyormusunuz...

    Siz bize YOBAZ diyorsanız ve HAD SAFHADA diyorsanız, muhakkaktır ki; bir yerlere karşı kusurumuzu görmüş ve buna istinaden söylüyorsunuzdur. Hatamdan dolayı öncelikle RAB'bimden sonra sizden özür dilerim... Demek zorunda kaldım.... Zira Hazreti MUSA(A.S.) ve HOCAM'ın tavsiyesi, RAB'bimin EMRİ bu yönde...

    SILA-İ RAHİM ŞART EVLAT...

    Her defasında kalkmak için izin istediğimde... HOCAAAAAA bir sorum daha var. Deyip sorusuna istediği cevabı almaya çalışıyordu ki; biz istediği cevabı ona vermekle yükümlü değildik, zira neticede bizde talebe idik. Bildiğimiz kadarını da onun nefs'ine ağır gelmemek üzere çok yerleride atlayarak, bir çok yeride ALLAH-U ALEM diye geçiştirerek yanıtlamak zorunda kalıyorduk...

    En son sorusuda şu oldu... Bilirsin HOCAAAAA seni hiç sevmem... Hatta nefret ederim... Merak ettiğim için soruyorum. Benim bu halimi bildiğin halde, evime misafir olarak neden gelirsin... Neden benim bu hakaretlerime katlanmayı tercih edersin.....

    HOCAM dediki; SILA-İ RAHİM ŞART EVLAT... Üstelikte RAB'bimin emri.

    Aradan fazla bir zaman geçmemişti ki; bir gün bizim diğer bacanak bize bir müjdeli haber verdi...

    BİZİM AYYAŞ HOCA OLMUŞ HABERİN VARMI..??

    Elhamdulillah, BİZİM AYYAŞ HOCA OLMUŞ, Sabah namazlarına camiye yetişmek için koşarak cemaate katılmaya gidiyormuş....

    Peki bize neden HOCAAAAA diyordu... Çünkü sadece namaz kıldığımızı biliyordu ve namaz kılmak insanı HOCAAAAA yapmaya yetiyordu.

    Merak ettim... Ziyaretine gittim... Kapı açıldı ki... Elhamdulillah, NUR PARÇASI mubarek, O gözlerini yere aldı, saygıyla boynunu büküyor. RAB'bim HİDAYET'i kendisinden talep edene HİDAYET nasib eylemiş.

    RAB'bim biliyor ki; şimdi biz O AYYAŞ'a GIBDA ile bakıyoruz. RAB'bim biliyor ki; şimdi biz O AYYAŞI kardeşimiz biliyoruz.

    Durumu HOCAMIZA arz ettik. Her zamanki gibi... Hazreti MUSA(A.S.) firavuna acaba HOCAM gerektiği gibi davranamadımı diye bile sordum doğrusu...

    Aldığımız cevap şu oldu... Her ikisinde de KISMET vardı... Ancak NASİBİ olan KISMET'ten faydalandı.

    Şimdi O AYYAŞ'a ziyarete gittiğimde... RAB'bim diyorki diyorum... ve gözlerine bakıyorum. RAB'bim mi diyor deyip, gözlerinden yaşlar süzülüyor...

    Elhamdulillah, sizde İnşaAllah asla RAB'binizden ümidinizi kesmeyiniz. Üstelik bir sevap işleyene misliyle mukabil olan bir RAB'bin, kılacağınız her bir rekat namazı neye ve kaç misline sayabileceğini de asla hatırınızdan çıkartmayın.

    RAB'bim Cümlemizden Razı Olsun. Amin.


  10. 07.Ağustos.2012, 03:54
    5
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    SILA-İ RAHİM ŞART EVLAT...

    Hammadun'un gençlik yılları, akrabalarla tek tek tanışma fasılları ve bacanaklardan biri maalesef ateist. Yok yok.. Ateist kelimesi çok basit kalır...

    Hammadun HOCA'sına bu durumu ARZ eder.

    HOCAM malumunuz bayram geliyor. Ziyaretler var ve ben oruç tutmadığını bildiğim. Hatta ateist olduğu hakkında hiç bir şüpheye mahal olmayan bir akrabamı ziyaretle yükümlümüyüm....

    Neden imtina ediyorsun o akrabanı ziyarette hammadun....

    HOCAM malum-u aliniz. Bu zat bizzat bize değilde, mensup olduğumuz dinimize kininden dolayı bizi hedef seçer ve küfre sokarız. Bu zatı küfre sokmaktansa, ziyaretinde bulunmasakta küfrün önüne geçsek diyorum... (Zaten kıt olan aklımızla sözde HOCA'mızı kandıracağız.. Yada kendimizi)

    SILA-İ RAHİM ŞART EVLAT...

    Hatırla ki; Hazreti Musa(A.S.)'ı firavunun ayağına gönderipte, sesini inceltmesini emreden RAB'bin. SANA SILA-İ RAHİM'i de emreden RAB'bin değilmi..??

    SILA-İ RAHİM ŞART EVLAT...

    Daha ne bahaneler buldum kendimce ve her defasında aldığım cevap hep aynı oldu....

    SILA-İ RAHİM ŞART EVLAT...

    Bayramda bizzat ziyaretine gittik ve daha kapıdan içeriye girer girmez, HOCAAAAAA yobazlığınız had safhada biliyormusunuz...

    Siz bize YOBAZ diyorsanız ve HAD SAFHADA diyorsanız, muhakkaktır ki; bir yerlere karşı kusurumuzu görmüş ve buna istinaden söylüyorsunuzdur. Hatamdan dolayı öncelikle RAB'bimden sonra sizden özür dilerim... Demek zorunda kaldım.... Zira Hazreti MUSA(A.S.) ve HOCAM'ın tavsiyesi, RAB'bimin EMRİ bu yönde...

    SILA-İ RAHİM ŞART EVLAT...

    Her defasında kalkmak için izin istediğimde... HOCAAAAAA bir sorum daha var. Deyip sorusuna istediği cevabı almaya çalışıyordu ki; biz istediği cevabı ona vermekle yükümlü değildik, zira neticede bizde talebe idik. Bildiğimiz kadarını da onun nefs'ine ağır gelmemek üzere çok yerleride atlayarak, bir çok yeride ALLAH-U ALEM diye geçiştirerek yanıtlamak zorunda kalıyorduk...

    En son sorusuda şu oldu... Bilirsin HOCAAAAA seni hiç sevmem... Hatta nefret ederim... Merak ettiğim için soruyorum. Benim bu halimi bildiğin halde, evime misafir olarak neden gelirsin... Neden benim bu hakaretlerime katlanmayı tercih edersin.....

    HOCAM dediki; SILA-İ RAHİM ŞART EVLAT... Üstelikte RAB'bimin emri.

    Aradan fazla bir zaman geçmemişti ki; bir gün bizim diğer bacanak bize bir müjdeli haber verdi...

    BİZİM AYYAŞ HOCA OLMUŞ HABERİN VARMI..??

    Elhamdulillah, BİZİM AYYAŞ HOCA OLMUŞ, Sabah namazlarına camiye yetişmek için koşarak cemaate katılmaya gidiyormuş....

    Peki bize neden HOCAAAAA diyordu... Çünkü sadece namaz kıldığımızı biliyordu ve namaz kılmak insanı HOCAAAAA yapmaya yetiyordu.

    Merak ettim... Ziyaretine gittim... Kapı açıldı ki... Elhamdulillah, NUR PARÇASI mubarek, O gözlerini yere aldı, saygıyla boynunu büküyor. RAB'bim HİDAYET'i kendisinden talep edene HİDAYET nasib eylemiş.

    RAB'bim biliyor ki; şimdi biz O AYYAŞ'a GIBDA ile bakıyoruz. RAB'bim biliyor ki; şimdi biz O AYYAŞI kardeşimiz biliyoruz.

    Durumu HOCAMIZA arz ettik. Her zamanki gibi... Hazreti MUSA(A.S.) firavuna acaba HOCAM gerektiği gibi davranamadımı diye bile sordum doğrusu...

    Aldığımız cevap şu oldu... Her ikisinde de KISMET vardı... Ancak NASİBİ olan KISMET'ten faydalandı.

    Şimdi O AYYAŞ'a ziyarete gittiğimde... RAB'bim diyorki diyorum... ve gözlerine bakıyorum. RAB'bim mi diyor deyip, gözlerinden yaşlar süzülüyor...

    Elhamdulillah, sizde İnşaAllah asla RAB'binizden ümidinizi kesmeyiniz. Üstelik bir sevap işleyene misliyle mukabil olan bir RAB'bin, kılacağınız her bir rekat namazı neye ve kaç misline sayabileceğini de asla hatırınızdan çıkartmayın.

    RAB'bim Cümlemizden Razı Olsun. Amin.





+ Yorum Gönder