Konusunu Oylayın.: Bu Hadis´i aciklarmisiniz? (Sahih-i Buhari: 6/357)

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Bu Hadis´i aciklarmisiniz? (Sahih-i Buhari: 6/357)
  1. 12.Aralık.2009, 21:52
    1
    almanyali67
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Şubat.2008
    Üye No: 10819
    Mesaj Sayısı: 348
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 40

    Bu Hadisi aciklarmisiniz?






    Bu Hadisi aciklarmisiniz? Mumsema Bu Hadisi aciklarmisiniz?“Yeryüzünde tapılan sahte tanrılardan Allâh’ın en çok buğz ettiği, hevâ ve hevestir.” buyrulur. (Heysemî, I, 188)

    Âyet-i kerîmede buyrulur:

    “(Rasûlüm!) Hevâsını (nefsânî arzularını) kendisine ilâh edinen kimseyi gördün mü?..” (el-Furkan, 43)



    ((heva ve heves´e tapma nasil anliyabiliriz
    ?burada dünyaya düskünlükmü? ve sirk ile ayri birseylermidir aciklarsaniz sevinirim selam ve dua ile...))

    ?



  2. 12.Aralık.2009, 21:52
    1
    Devamlı Üye



    Bu Hadisi aciklarmisiniz?“Yeryüzünde tapılan sahte tanrılardan Allâh’ın en çok buğz ettiği, hevâ ve hevestir.” buyrulur. (Heysemî, I, 188)

    Âyet-i kerîmede buyrulur:

    “(Rasûlüm!) Hevâsını (nefsânî arzularını) kendisine ilâh edinen kimseyi gördün mü?..” (el-Furkan, 43)



    ((heva ve heves´e tapma nasil anliyabiliriz
    ?burada dünyaya düskünlükmü? ve sirk ile ayri birseylermidir aciklarsaniz sevinirim selam ve dua ile...))

    ?



    Benzer Konular

    - Sahih i Buhari den Hadis Nasıl Bulunur.

    - Buhari cihad 14 de ya da 149 da geçen, dinini değiştireni öldürün diyen geçen hadis sahih midir? Böy

    - Sahih-i Buhari Türkçe Hadis Kitabı İndir

    - Sahih Buhari Hadis Konuları

    - Buhari, Müslim gibi sahih kabul edilen hadis kitaplarının, hiç değiştirilmeden bugüne kadar geldiğin

  3. 13.Aralık.2009, 18:19
    2
    almanyali67
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Şubat.2008
    Üye No: 10819
    Mesaj Sayısı: 348
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 40

    --->: Bu Hadisi aciklarmisiniz?




    SELAMUN ALEYKUM V.V.
    cevaplarsaniz memnun olurum Allah teala razi olsun...tskk ederim saygilarimla selamlarim.



  4. 13.Aralık.2009, 18:19
    2
    Devamlı Üye



    SELAMUN ALEYKUM V.V.
    cevaplarsaniz memnun olurum Allah teala razi olsun...tskk ederim saygilarimla selamlarim.



  5. 26.Nisan.2012, 23:58
    3
    muvahhidim
    herşey O'nun için..!

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Eylül.2010
    Üye No: 78968
    Mesaj Sayısı: 1,235
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 14
    Bulunduğu yer: جَنُوبُ تُرْكيا

    Cevap: Bu Hadisi aciklarmisiniz?

    أَفَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَهَهُ هَوَاهُ وَأَضَلَّهُ اللَّهُ عَلَى عِلْمٍ وَخَتَمَ عَلَى سَمْعِهِ وَقَلْبِهِ وَجَعَلَ عَلَى بَصَرِهِ غِشَاوَةً فَمَن يَهْدِيهِ مِن بَعْدِ اللَّهِ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

    23. Kendi hevasını ilah edinmiş, bilgisine rağmen Allah'ın kendisini şaşırtmış olduğu, kulağına ve kalbine mühür vurduğu, gözü üzerine de perde gerdiği kimse hakkında ne dersin? Artık buna Allah'tan başka kim hidayet verebilir? Hiç öğüt almaz mısınız?

    Câsiye Suresi 23. Âyetin Tefsiri:


    İbn Abbas, el-Hasen ve Katade dedi ki: Burada sözü edilen kişi, hevasına uygun düşen şeyleri kendisine din edinen kâfirdir. O neyi nevasına uygun görür (ister ve arzu eder) ise mutlaka o işi yapar.
    İkrime dedi ki: Kendisine ibadet ettiği ilahı, sevdiği yahutta güzel gördüğü şey ola'n kimseyi gürdün mü? Bu kişi bir şeyi güzel bulup da onu sevdi mi, onu ilah edinir.
    Said b. Cübeyr dedi ki: Müşriklerden biri bir taşa ibadet eder, ondan daha güzei bir taş gördü mü öncekini atar, diğerine ibadet ederdi.
    Mukatil dedi ki: Bu âyet-i kerime alay edenlerden birisi olan Sehmoğul-kmndan el-fiaris b. Kays hakkında inmiştir. Çünkü bu kişi canının arzu et-tiği, sevdiği şeye ibadet ederdi.
    Süfyan b. Uyeyne dedi ki: Bunların taşlara ibadet etmelerinin sebebi, Beyt(ullah)'ın taştan olmasıdır.
    Anlamın şöyle olduğu da söylenmiştir: Sen nevasına ve ma'buduna böylece uyan kimseyi gördün mü? Bu ifadelerle akıl sahibi kimseler için cahilliklerinin hayret edilecek bir şey olduğu anlatılmak istenmektedir,
    d-Hasen b. el-Fadl dedi ki: Bu âyet-i kerimede takdim ve tehir vardır. İfade: Sen nevasını kendisine ilah edineni gördün mü, takdirindedir.
    eş-Şa'bî dedi ki: Hevaya "heva" denilip sebebi, hevastnın peşinden giden kişiyi cehennem ateşine yuvarlamasından dolayıdır[1]
    İbn Abbas dedi ki: Yüce Allah Kur'ân-ı Kenm'de nerede hevayı sözkonusu etmişse, mutlaka onu yermiştir. Mesela, yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Fakat o... hevasına uydu. Artık onun durumu üstüne varsan da dilini sarkıtıp soluyan, kendi haline bıraksan da yine dilini sarkıtıp soluyan bir köpeğin durumuna benzer." (el-Araf, 7/176); "Heva ve hevesine uymuş, işinde haddini aşmış kimselere de itaat etme!" (el-Kehf, 18/28); "Hayır, zulmedenler bilgisizce hevalanna uydular. Allah'ın saptırdığını hidayete ulaştıracak kimdir?" (er-Rum, 30/29); "Allah'tan bir hidayet olmaksızın hevası na uyandan daha sapık kim olabilir ki?" (el-Kasas, 28/50); "Sakın hevaya uyma! O takdirde seni Allah'ın yolundan saptırır." (Sad, 38/26)
    Abdullah b. Amr b. el-As, Peygamber (sav)'dan şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Hevası getirdiklerime tabi olmadığı sürece sizden hiçbir kimse iman etmiş olamaz." [2]
    E bu Umame dedi ki: Peygamber (sav)'ı şöyle buyururken dinledim: "Se-manın gölgesi altında kendisine ibadet olunan ilahlar arasında Allah'ın en çok buğzettiği sey nevadır.': [3]
    Şeddad b. E vs de Peygamber (sav)'dan şöyle buyurduğunu rivayet etmek-tedir: "Akıllı kişi nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası iğin amel etlen kim-sedir. Günahkar kişi ise nefsini nevasının peşine takan ve Allah'tan olmadık şeyleri temenni eden kimsedir. "[4]
    Yine Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Sen itaat olunan bir cimrilik, peşinden gidilen bir heva, (ahirete) tercih olunan bir dünya ve herkesin ken-di görüşünü beğendiği bir hali görecek olursan, o vakit özellikle kendine bak ve avamın işini (onlarla ilgilenmeyi) bırak." [5]
    Yine Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Üç husus vardır ki helak edi-cidir. Üç husus da vardır ki kurtarıcıdır. Helak ediciler itaat olunan cimrilik, peşinden gidilen bir heva ve kişinin kendisini beğenmesîdir. Kurtarıcı olan
    hususlar ise gizlide ve açıkta Allah'tan korkmak, zenginken de fakirken de orta yollu harcamak, ister hoşnud olsun ister kızgın olsun adalet yapmak." [6]
    Ebu'd-Derda (r.a) dedi ki: Kişi sabahı etti mi hevası, ameli ve ilmi biraraya gelir. Eğer ameli hevasına tabi olursa, işte onun o günü kötü bir gündür. Eğer ameli ilmine tabi olursa, o günü de salih bir gündür.
    el-Esmaî dedi ki: Bir adamı şöyle derken dinledim:
    "Asıl alçaklık (hevan) hevadır, bunun ismi kal bediim iştir, O bakımdan sen hevaya kapıldın mı artık hevan (aşağılık) ile
    karşılaşmış olursun."
    İbnu'UMukaffa'a heva hakkında sorulmuş, o da: O heva (aşağılık: he-van)dır, (hevan iken) "nun"u çalınmıştır. Onun bu düşüncesini bir şair alarak nazını haline sokup şöyle demiştir:
    "Hevan'ın "nun'u hevadan çalınmıştır, Artık sen bir şeyi heva ve hevesinle sevdin mi sen hevan (aşağılanmak) ile karşılaşırsın."
    Bir başka şair de şöyle demiştir:
    "Heva bizatihi hevan'm kendisidir,
    Sen hevaya kapıldın, mı artık bir hevan kazanmış olursun.
    Bir hevaya kapıldın mı heva seni (kendisine) ibadet ettirdi demektir.
    Artık kim olursa olsun, sevdiğine boyun eğ, (der)."
    Abdullah İbnu'l-Mübarek de şöyle demiştir:
    "Bazı belalar belaya alamettir,
    Artık hevanın peşinden gitmekten vazgeçtiğin görülmeyecek mi senin?
    Kul, arzu ettiği hususlarda nefsinin kölesi olandır,
    Hür ise kimi zaman, toktur, kimi zaman aç kalır (bunlara aldırmaz)."
    İbn Düreyd de şöyle demektedir:
    "Bir gün nefsin senden bir arzunu yerine getirmeni isteyecek olursa,
    Ve eğer ona muhalefet etmek için bir yol varsa,
    Bırak nefsini muhalefet et arzu ettiği şeye,
    Çünkü senin arzun düşmanın, ona muhalefet etmek arkadaşındır."
    Ebu Ubeyd et-Tusî de şöyle demiştir:
    "Nefse eğer arzu ettiklerini verecek olursan, (Unutma ki) o hevasma doğru ağzını açmış duruyor."
    Ahmed b. Ebi'l-Havara dedi ki: Bir rahibin yanından geçtim, çok zayıf ol-duğunu gördüm. Ona: Sen çok hastasın dedim, o evet dedi. Ne zamandan beri? diye sordum. O: Kendimi bildim bileli dedi. Peki tedavi oluyor musun? dedim. Şöyle cevab verdi: Derdime ilaç olacak bir şey bulamadım. Bundan dolayı artık key (yaranın dağlanması) yapmaya karar verdim. Peki key ne-dir? diye sordum. O da hevaya muhalefettir, dedi.
    Sehl b. Abdullah et-Tüsterî dedi ki: Senin haytalığın hevandır. Ona mu-halefet edersen, o da senin ilacın olur.
    dedi kî: Eğer iki husus hakkında şüphe edip de hangilerinin daha hayırlı olduğunu bilemeyecek olursan, hangisinin nevana daha uzak düştü-ğüne bir bak ve onu yap.
    Hevanın yerilmesi ve ona muhalefet hususunda ilim adamlarının yeteri kadarıyla kendisine işaret ettiğimiz- esederi ve bahisleri vardır. Sana yüce Al-lah'ın: "Rabbinin huzuruna varmaktan korkup nefsini hevadan alıkoyana gelince, hiç şüphe yok ki cennet varılacak yerin ta kendisidir" (en-Naziat, 79/41-42) buyruğu yeterlidir.
    "Bilgisine rağmen Allah'ın kendisini şaşırtmış olduğu" buyruğu, Allah'ın onun halini bilerek saptırdığı... demektir. Bir başka açıklamaya göre; Allah onun layık olmadığını bilerek sevap olan işi yapmaktan şaşırtarak, uzak tutmuş olduğu kimse... demektir.
    İbn Abbas dedi ki; Yüce Allah'ın ezelden beri sapacağını bildiği.., demek-tir. Mukatil: Onun sapkın ve şaşkın bir kimse olduğunu bildiği... demektir, demiştir. Anlamlar birbirine yakındır.
    Bir diğer açıklama da şöyledir: Puta tapan kimsenin o putun fayda ve za-rar veremediğini bildiği halde...
    "Bilgisine rağmen" buyruğunun failden hal olmasının mümkün olduğu da söylenmiştir. Yani: Yüce Allah onun halini bilerek onu şaşırtmıştır. Yani yüce Allah ezeli ilminde bu kimsenin dalalet ehlinden olduğunu bilerek o kimseyi şaşırtmıştır, Mefulden hal olması da mümkündür, o vakit anlam: Kâfir kişinin kendisinin sapık ve şaşkın olduğunu bildiği halde onu saptırmış-tır, şaşırtmıştır, demek olur.
    "Kulağına ve kalbine mühür vurduğu" öğüdü işitemesin diye kulağını, hidayeti anlayamasın diye de kalbini mühürlediği "gözü üzerinde de perde gerdiği" ta ki doğruyu göremesin diye perdelediği "kimse hakkında ne dersin?"
    Hamza ve el-Kisaî "perde" buyruğunu "ğayn" harfi üstün ve "dip'siz olarak; diye okumuşlardır. Bu husus daha önceden el-Bakara Sûresi'nde (2/7. âyet, 8 ve 9. başlıklarda) geçmiş bulunmaktadır. Şair de şöyle de-miştir:
    "Kendisinin kulu olduğum hakkı için yemin ederek söylüyorum, Ki ben bu yeminimi senin için açıkça yapmıyorum;
    Eğer sen bana bir örtü. giydirecek olursan,
    Andolsun ki bir zamanlar sana samimi olarak sevgi beslemiştim."
    "Artık" Allah onu saptırdıkları sonra "Allah'tan başka kim hidayet vere-bilir? Hiç öğüt almaz mısınız?" ve onun herşeye gücünün yettiğini bilmez misiniz!*
    Bu âyet-i kerime kaderiyye, imamiyye ve itikad hususunda onların yollarım izleyen kimselerin kanaatlerini reddetmektedir. Çünkü âyet-i kerime böylelerinin hidayetlerinin engellenmiş olduğunu açıkça ifade etmektedir.
    Diğer taraftan "kulağına ve kalbine mühür vurduğu" buyruğunun onla-rın hallerini haber vermek sadedinde varid olduğu da söylenmiştir. Bir baş-ka görüşe göre bu onlar hakkında bu anlamda bir beddua sadedindedir. Nitekim el-Bakara Sûresi'nin baş taraflarında (2/7, âyet, 2. başlık ve devamın-da) geçmiş bulunmaktadır.
    İbn Cüreyc'in naklettiğine göre bu âyet-i kerime "el-Gayatile" diye bilinen-lerden birisi olan el-Haris b. Kays hakkında inmiştir. en-Nekkaş'ın nakletti-ğine göre ise el-Haris b. Nevfel b. Abdi Menaf hakkında inmiştir.
    Mukatil dedi ki: AyetEbu Cehil hakkında inmiştir. Şöyle ki; o bir gece be-raberinde el-Velid b. Muğire bulunduğu halde Beyti lavaf ederlerken Peygam-ber (sav) hakkında konuşmaya başladılar. Ebu Cehil: Allah'a yemin ederim, ben onun doğru sözlü olduğunu biliyorum, dedi. el-Velid ona: Deme, doğ-ru olduğunu nerden anladın? diye sorunca şöyle dedi: Ey Abdu Şems'in ba-bası, biz gençliğinde ona sadık ve emin diyorduk. Aklı tamamlanıp kemale erince ona yalancı ve hain mi diyeceğiz? Allah'a yemin ederim ben onun doğru söylediğini biliyorum. Bu sefer el-Velid: Peki onu tasdik etmeni ve ona iman etmeni engelleyen nedir? deyince, şöyle dedi: Kureyş kızları benim hakkım-da bir ekmek parçası uğruna Ebu Talib'în yetiminin peşinden gittiğimden mi söz etsin? tat ve Uzza'ya yemin olsun ki, ebediyyen ona uymayacağım. Bu-nun üzerine; "Kulağına ve kalbine mühür vurduğu..." buyruğu indi. [7]



    __________________________________________________ __

    [1] Yuvarlama" fiili ile "heva" ismi aynı kökten gelmektedir. Şa'fri buna dikkat çekmek-tedir
    [2] İbn Ebı Asım, es-Sunne, I, 12; İhn Kesir, Tefsir, I, 521, İH, 491; İbn Reçeli el-Hanbeli, Canuu'l-Ulum, s. 386, 387.
    [3] Hadis olarak tespit edemedik.
    [4] Hakim, Müstedrek, I, 125, IV, 280; Tirmizi, IV, 638; lîcyhaki, es-Sünenu'l-Kübra, III, 369; İbn Mace, II, 1423; Müsned, [V, 124. Ancak hepsinde "gflnühkar (Tacir)' kelime-si yerine "aciz" kelimesi ile.
    [5] Tirmizi, V, 257; Ebıt Bavud, IV, 123, İbn Mace, II, 1330.
    [6] Heysenıi, Mecmau'z-Zevaid, I, 90 senedinde zayıf ve bilinmeyen ravi(ler) bulunduğu kaydıyla; Zehebi, Mizana'l İtidal, IV, 424'de hadisi zikredip ravilerinden el-Fadl h. Be-kirin "bilinmeyen ve rivayetleri münker bir ravi olduğunu'' belirtmektedir
    [7] İmam Kurtubi, Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, Buruc Yayınları: 16/23-28



  6. 26.Nisan.2012, 23:58
    3
    herşey O'nun için..!
    أَفَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَهَهُ هَوَاهُ وَأَضَلَّهُ اللَّهُ عَلَى عِلْمٍ وَخَتَمَ عَلَى سَمْعِهِ وَقَلْبِهِ وَجَعَلَ عَلَى بَصَرِهِ غِشَاوَةً فَمَن يَهْدِيهِ مِن بَعْدِ اللَّهِ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

    23. Kendi hevasını ilah edinmiş, bilgisine rağmen Allah'ın kendisini şaşırtmış olduğu, kulağına ve kalbine mühür vurduğu, gözü üzerine de perde gerdiği kimse hakkında ne dersin? Artık buna Allah'tan başka kim hidayet verebilir? Hiç öğüt almaz mısınız?

    Câsiye Suresi 23. Âyetin Tefsiri:


    İbn Abbas, el-Hasen ve Katade dedi ki: Burada sözü edilen kişi, hevasına uygun düşen şeyleri kendisine din edinen kâfirdir. O neyi nevasına uygun görür (ister ve arzu eder) ise mutlaka o işi yapar.
    İkrime dedi ki: Kendisine ibadet ettiği ilahı, sevdiği yahutta güzel gördüğü şey ola'n kimseyi gürdün mü? Bu kişi bir şeyi güzel bulup da onu sevdi mi, onu ilah edinir.
    Said b. Cübeyr dedi ki: Müşriklerden biri bir taşa ibadet eder, ondan daha güzei bir taş gördü mü öncekini atar, diğerine ibadet ederdi.
    Mukatil dedi ki: Bu âyet-i kerime alay edenlerden birisi olan Sehmoğul-kmndan el-fiaris b. Kays hakkında inmiştir. Çünkü bu kişi canının arzu et-tiği, sevdiği şeye ibadet ederdi.
    Süfyan b. Uyeyne dedi ki: Bunların taşlara ibadet etmelerinin sebebi, Beyt(ullah)'ın taştan olmasıdır.
    Anlamın şöyle olduğu da söylenmiştir: Sen nevasına ve ma'buduna böylece uyan kimseyi gördün mü? Bu ifadelerle akıl sahibi kimseler için cahilliklerinin hayret edilecek bir şey olduğu anlatılmak istenmektedir,
    d-Hasen b. el-Fadl dedi ki: Bu âyet-i kerimede takdim ve tehir vardır. İfade: Sen nevasını kendisine ilah edineni gördün mü, takdirindedir.
    eş-Şa'bî dedi ki: Hevaya "heva" denilip sebebi, hevastnın peşinden giden kişiyi cehennem ateşine yuvarlamasından dolayıdır[1]
    İbn Abbas dedi ki: Yüce Allah Kur'ân-ı Kenm'de nerede hevayı sözkonusu etmişse, mutlaka onu yermiştir. Mesela, yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Fakat o... hevasına uydu. Artık onun durumu üstüne varsan da dilini sarkıtıp soluyan, kendi haline bıraksan da yine dilini sarkıtıp soluyan bir köpeğin durumuna benzer." (el-Araf, 7/176); "Heva ve hevesine uymuş, işinde haddini aşmış kimselere de itaat etme!" (el-Kehf, 18/28); "Hayır, zulmedenler bilgisizce hevalanna uydular. Allah'ın saptırdığını hidayete ulaştıracak kimdir?" (er-Rum, 30/29); "Allah'tan bir hidayet olmaksızın hevası na uyandan daha sapık kim olabilir ki?" (el-Kasas, 28/50); "Sakın hevaya uyma! O takdirde seni Allah'ın yolundan saptırır." (Sad, 38/26)
    Abdullah b. Amr b. el-As, Peygamber (sav)'dan şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Hevası getirdiklerime tabi olmadığı sürece sizden hiçbir kimse iman etmiş olamaz." [2]
    E bu Umame dedi ki: Peygamber (sav)'ı şöyle buyururken dinledim: "Se-manın gölgesi altında kendisine ibadet olunan ilahlar arasında Allah'ın en çok buğzettiği sey nevadır.': [3]
    Şeddad b. E vs de Peygamber (sav)'dan şöyle buyurduğunu rivayet etmek-tedir: "Akıllı kişi nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası iğin amel etlen kim-sedir. Günahkar kişi ise nefsini nevasının peşine takan ve Allah'tan olmadık şeyleri temenni eden kimsedir. "[4]
    Yine Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Sen itaat olunan bir cimrilik, peşinden gidilen bir heva, (ahirete) tercih olunan bir dünya ve herkesin ken-di görüşünü beğendiği bir hali görecek olursan, o vakit özellikle kendine bak ve avamın işini (onlarla ilgilenmeyi) bırak." [5]
    Yine Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Üç husus vardır ki helak edi-cidir. Üç husus da vardır ki kurtarıcıdır. Helak ediciler itaat olunan cimrilik, peşinden gidilen bir heva ve kişinin kendisini beğenmesîdir. Kurtarıcı olan
    hususlar ise gizlide ve açıkta Allah'tan korkmak, zenginken de fakirken de orta yollu harcamak, ister hoşnud olsun ister kızgın olsun adalet yapmak." [6]
    Ebu'd-Derda (r.a) dedi ki: Kişi sabahı etti mi hevası, ameli ve ilmi biraraya gelir. Eğer ameli hevasına tabi olursa, işte onun o günü kötü bir gündür. Eğer ameli ilmine tabi olursa, o günü de salih bir gündür.
    el-Esmaî dedi ki: Bir adamı şöyle derken dinledim:
    "Asıl alçaklık (hevan) hevadır, bunun ismi kal bediim iştir, O bakımdan sen hevaya kapıldın mı artık hevan (aşağılık) ile
    karşılaşmış olursun."
    İbnu'UMukaffa'a heva hakkında sorulmuş, o da: O heva (aşağılık: he-van)dır, (hevan iken) "nun"u çalınmıştır. Onun bu düşüncesini bir şair alarak nazını haline sokup şöyle demiştir:
    "Hevan'ın "nun'u hevadan çalınmıştır, Artık sen bir şeyi heva ve hevesinle sevdin mi sen hevan (aşağılanmak) ile karşılaşırsın."
    Bir başka şair de şöyle demiştir:
    "Heva bizatihi hevan'm kendisidir,
    Sen hevaya kapıldın, mı artık bir hevan kazanmış olursun.
    Bir hevaya kapıldın mı heva seni (kendisine) ibadet ettirdi demektir.
    Artık kim olursa olsun, sevdiğine boyun eğ, (der)."
    Abdullah İbnu'l-Mübarek de şöyle demiştir:
    "Bazı belalar belaya alamettir,
    Artık hevanın peşinden gitmekten vazgeçtiğin görülmeyecek mi senin?
    Kul, arzu ettiği hususlarda nefsinin kölesi olandır,
    Hür ise kimi zaman, toktur, kimi zaman aç kalır (bunlara aldırmaz)."
    İbn Düreyd de şöyle demektedir:
    "Bir gün nefsin senden bir arzunu yerine getirmeni isteyecek olursa,
    Ve eğer ona muhalefet etmek için bir yol varsa,
    Bırak nefsini muhalefet et arzu ettiği şeye,
    Çünkü senin arzun düşmanın, ona muhalefet etmek arkadaşındır."
    Ebu Ubeyd et-Tusî de şöyle demiştir:
    "Nefse eğer arzu ettiklerini verecek olursan, (Unutma ki) o hevasma doğru ağzını açmış duruyor."
    Ahmed b. Ebi'l-Havara dedi ki: Bir rahibin yanından geçtim, çok zayıf ol-duğunu gördüm. Ona: Sen çok hastasın dedim, o evet dedi. Ne zamandan beri? diye sordum. O: Kendimi bildim bileli dedi. Peki tedavi oluyor musun? dedim. Şöyle cevab verdi: Derdime ilaç olacak bir şey bulamadım. Bundan dolayı artık key (yaranın dağlanması) yapmaya karar verdim. Peki key ne-dir? diye sordum. O da hevaya muhalefettir, dedi.
    Sehl b. Abdullah et-Tüsterî dedi ki: Senin haytalığın hevandır. Ona mu-halefet edersen, o da senin ilacın olur.
    dedi kî: Eğer iki husus hakkında şüphe edip de hangilerinin daha hayırlı olduğunu bilemeyecek olursan, hangisinin nevana daha uzak düştü-ğüne bir bak ve onu yap.
    Hevanın yerilmesi ve ona muhalefet hususunda ilim adamlarının yeteri kadarıyla kendisine işaret ettiğimiz- esederi ve bahisleri vardır. Sana yüce Al-lah'ın: "Rabbinin huzuruna varmaktan korkup nefsini hevadan alıkoyana gelince, hiç şüphe yok ki cennet varılacak yerin ta kendisidir" (en-Naziat, 79/41-42) buyruğu yeterlidir.
    "Bilgisine rağmen Allah'ın kendisini şaşırtmış olduğu" buyruğu, Allah'ın onun halini bilerek saptırdığı... demektir. Bir başka açıklamaya göre; Allah onun layık olmadığını bilerek sevap olan işi yapmaktan şaşırtarak, uzak tutmuş olduğu kimse... demektir.
    İbn Abbas dedi ki; Yüce Allah'ın ezelden beri sapacağını bildiği.., demek-tir. Mukatil: Onun sapkın ve şaşkın bir kimse olduğunu bildiği... demektir, demiştir. Anlamlar birbirine yakındır.
    Bir diğer açıklama da şöyledir: Puta tapan kimsenin o putun fayda ve za-rar veremediğini bildiği halde...
    "Bilgisine rağmen" buyruğunun failden hal olmasının mümkün olduğu da söylenmiştir. Yani: Yüce Allah onun halini bilerek onu şaşırtmıştır. Yani yüce Allah ezeli ilminde bu kimsenin dalalet ehlinden olduğunu bilerek o kimseyi şaşırtmıştır, Mefulden hal olması da mümkündür, o vakit anlam: Kâfir kişinin kendisinin sapık ve şaşkın olduğunu bildiği halde onu saptırmış-tır, şaşırtmıştır, demek olur.
    "Kulağına ve kalbine mühür vurduğu" öğüdü işitemesin diye kulağını, hidayeti anlayamasın diye de kalbini mühürlediği "gözü üzerinde de perde gerdiği" ta ki doğruyu göremesin diye perdelediği "kimse hakkında ne dersin?"
    Hamza ve el-Kisaî "perde" buyruğunu "ğayn" harfi üstün ve "dip'siz olarak; diye okumuşlardır. Bu husus daha önceden el-Bakara Sûresi'nde (2/7. âyet, 8 ve 9. başlıklarda) geçmiş bulunmaktadır. Şair de şöyle de-miştir:
    "Kendisinin kulu olduğum hakkı için yemin ederek söylüyorum, Ki ben bu yeminimi senin için açıkça yapmıyorum;
    Eğer sen bana bir örtü. giydirecek olursan,
    Andolsun ki bir zamanlar sana samimi olarak sevgi beslemiştim."
    "Artık" Allah onu saptırdıkları sonra "Allah'tan başka kim hidayet vere-bilir? Hiç öğüt almaz mısınız?" ve onun herşeye gücünün yettiğini bilmez misiniz!*
    Bu âyet-i kerime kaderiyye, imamiyye ve itikad hususunda onların yollarım izleyen kimselerin kanaatlerini reddetmektedir. Çünkü âyet-i kerime böylelerinin hidayetlerinin engellenmiş olduğunu açıkça ifade etmektedir.
    Diğer taraftan "kulağına ve kalbine mühür vurduğu" buyruğunun onla-rın hallerini haber vermek sadedinde varid olduğu da söylenmiştir. Bir baş-ka görüşe göre bu onlar hakkında bu anlamda bir beddua sadedindedir. Nitekim el-Bakara Sûresi'nin baş taraflarında (2/7, âyet, 2. başlık ve devamın-da) geçmiş bulunmaktadır.
    İbn Cüreyc'in naklettiğine göre bu âyet-i kerime "el-Gayatile" diye bilinen-lerden birisi olan el-Haris b. Kays hakkında inmiştir. en-Nekkaş'ın nakletti-ğine göre ise el-Haris b. Nevfel b. Abdi Menaf hakkında inmiştir.
    Mukatil dedi ki: AyetEbu Cehil hakkında inmiştir. Şöyle ki; o bir gece be-raberinde el-Velid b. Muğire bulunduğu halde Beyti lavaf ederlerken Peygam-ber (sav) hakkında konuşmaya başladılar. Ebu Cehil: Allah'a yemin ederim, ben onun doğru sözlü olduğunu biliyorum, dedi. el-Velid ona: Deme, doğ-ru olduğunu nerden anladın? diye sorunca şöyle dedi: Ey Abdu Şems'in ba-bası, biz gençliğinde ona sadık ve emin diyorduk. Aklı tamamlanıp kemale erince ona yalancı ve hain mi diyeceğiz? Allah'a yemin ederim ben onun doğru söylediğini biliyorum. Bu sefer el-Velid: Peki onu tasdik etmeni ve ona iman etmeni engelleyen nedir? deyince, şöyle dedi: Kureyş kızları benim hakkım-da bir ekmek parçası uğruna Ebu Talib'în yetiminin peşinden gittiğimden mi söz etsin? tat ve Uzza'ya yemin olsun ki, ebediyyen ona uymayacağım. Bu-nun üzerine; "Kulağına ve kalbine mühür vurduğu..." buyruğu indi. [7]



    __________________________________________________ __

    [1] Yuvarlama" fiili ile "heva" ismi aynı kökten gelmektedir. Şa'fri buna dikkat çekmek-tedir
    [2] İbn Ebı Asım, es-Sunne, I, 12; İhn Kesir, Tefsir, I, 521, İH, 491; İbn Reçeli el-Hanbeli, Canuu'l-Ulum, s. 386, 387.
    [3] Hadis olarak tespit edemedik.
    [4] Hakim, Müstedrek, I, 125, IV, 280; Tirmizi, IV, 638; lîcyhaki, es-Sünenu'l-Kübra, III, 369; İbn Mace, II, 1423; Müsned, [V, 124. Ancak hepsinde "gflnühkar (Tacir)' kelime-si yerine "aciz" kelimesi ile.
    [5] Tirmizi, V, 257; Ebıt Bavud, IV, 123, İbn Mace, II, 1330.
    [6] Heysenıi, Mecmau'z-Zevaid, I, 90 senedinde zayıf ve bilinmeyen ravi(ler) bulunduğu kaydıyla; Zehebi, Mizana'l İtidal, IV, 424'de hadisi zikredip ravilerinden el-Fadl h. Be-kirin "bilinmeyen ve rivayetleri münker bir ravi olduğunu'' belirtmektedir
    [7] İmam Kurtubi, Camiu li-Ahkami’l-Kur’an, Buruc Yayınları: 16/23-28



  7. 01.Ağustos.2012, 21:51
    4
    almanyali67
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Şubat.2008
    Üye No: 10819
    Mesaj Sayısı: 348
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 40

    Bu Hadis´i aciklarmisiniz? (Sahih-i Buhari: 6/357)

    “Ey Enes, helâl kazan duan kabul olur Zira, kişi ağzına haram bir lokma götürse, kırk gün duası kabul olunmaz” (Sahih-i Buhari: 6/357)



    kırk gün duası kabul olunmaz,burada yapmis oldugu ibadetinin hicmi sevabina kavusmaz? yoksa sevabi noksanmi olur? BU HADIS aciklarsaniz sevinirim,
    ve en önemlisi Haram lokma ile Tevbesi gecerlimidir?

    ALINTI; http://www.mumsema.com/sizden-gelen-...dir-acaba.html


  8. 01.Ağustos.2012, 21:51
    4
    Devamlı Üye
    “Ey Enes, helâl kazan duan kabul olur Zira, kişi ağzına haram bir lokma götürse, kırk gün duası kabul olunmaz” (Sahih-i Buhari: 6/357)



    kırk gün duası kabul olunmaz,burada yapmis oldugu ibadetinin hicmi sevabina kavusmaz? yoksa sevabi noksanmi olur? BU HADIS aciklarsaniz sevinirim,
    ve en önemlisi Haram lokma ile Tevbesi gecerlimidir?

    ALINTI; http://www.mumsema.com/sizden-gelen-...dir-acaba.html


  9. 01.Ağustos.2012, 22:22
    5
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Bu Hadis´i aciklarmisiniz? (Sahih-i Buhari: 6/357)

    1. (5161)- Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) (bir gün) şöyle hitap ettiler:
    "Ey insanlar! Allah Teala hazretleri tayyibtir, tayyibten başka bir şey kabul etmez. Allah'ın mü'minlere emrettiği şeyler, peygambere emretmiş olduklarının aynısıdır. Nitekim Allah Teala hazretleri (peygamberlere):
    "Ey Peygamberler, temiz olanlardan yiyin de salih amel işleyin" (Mü'minun 51) emretmiş, mü'minlere de:
    "Ey iman edenler, size rızık olarak verdiklerimizin temizlerinden yiyin" (Bakara 172) diye emirde bulunmuştur."
    Sonra seferi uzatıp, saçı başı dağınık, toztoprak içinde kalan ve elini semaya kaldırıp: "Ey Rabbim, ey Rabbim" diye dua eden bir yolcuyu zikredip, dedi ki:
    "Bu yolcunun yediği haram, içtiği haram, giydiği haramdır ve (netice itibariyle) haramla beslenmektedir. Peki böyle bir kimsenin duasına nasıl icabet edilir?" buyurdular." [Müslim, Zekat 65, (1015); Timizî, Tefsir, Bakaar, (2992).

    6. (5166)- Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
    "Öyle devir gelecek ki, insanoğlu, aldığı şeyin helalden mi, haramdan mı olduğuna hiç aldırmayacak." [Buhârî, Büyû 7, 23; Nesâî, Büyû' 2, (7, 243).]
    Rezîn şu ziyadede bulunmuştur: "Böylelerinin hiçbir duası kabul edilmez."


  10. 01.Ağustos.2012, 22:22
    5
    âb ü kil
    1. (5161)- Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) (bir gün) şöyle hitap ettiler:
    "Ey insanlar! Allah Teala hazretleri tayyibtir, tayyibten başka bir şey kabul etmez. Allah'ın mü'minlere emrettiği şeyler, peygambere emretmiş olduklarının aynısıdır. Nitekim Allah Teala hazretleri (peygamberlere):
    "Ey Peygamberler, temiz olanlardan yiyin de salih amel işleyin" (Mü'minun 51) emretmiş, mü'minlere de:
    "Ey iman edenler, size rızık olarak verdiklerimizin temizlerinden yiyin" (Bakara 172) diye emirde bulunmuştur."
    Sonra seferi uzatıp, saçı başı dağınık, toztoprak içinde kalan ve elini semaya kaldırıp: "Ey Rabbim, ey Rabbim" diye dua eden bir yolcuyu zikredip, dedi ki:
    "Bu yolcunun yediği haram, içtiği haram, giydiği haramdır ve (netice itibariyle) haramla beslenmektedir. Peki böyle bir kimsenin duasına nasıl icabet edilir?" buyurdular." [Müslim, Zekat 65, (1015); Timizî, Tefsir, Bakaar, (2992).

    6. (5166)- Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
    "Öyle devir gelecek ki, insanoğlu, aldığı şeyin helalden mi, haramdan mı olduğuna hiç aldırmayacak." [Buhârî, Büyû 7, 23; Nesâî, Büyû' 2, (7, 243).]
    Rezîn şu ziyadede bulunmuştur: "Böylelerinin hiçbir duası kabul edilmez."





+ Yorum Gönder