Konusunu Oylayın.: Mersedes ile gezen Şeyh olur mu?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Mersedes ile gezen Şeyh olur mu?
  1. 10.Ağustos.2012, 15:35
    13
    mehmet naim ağım
    Devamlı Üye

    Üyelik Tarihi: 21.Temmuz.2012
    Üye No: 97024
    Mesaj Sayısı: 198
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 23
    Bulunduğu yer: medrese-i yusufiye(hapishane)

    Cevap: Mersedes ile gezen Şeyh olur mu?

    reklam


    Cevap: Mersedes ile gezen Şeyh olur mu? isimli yazı www.Mumsema.comCevap: Mersedes ile gezen Şeyh olur mu?
    "Zaman tarikat zamanı değil, hakikat zamanıdır." diyen Üstadımıza; tarikat şeyhlerinin bakış açısı, düşünceleri nasıldır acaba?

    Risale-i Nurlarda bir hüküm verilirken; gerekçeleri ve şartları iyice izah ve ispat edildikten sonra hüküm verilir. Bu gerekçeleri ve şartları kavrayan bütün insaf ve vicdan sahibi şeyhlerin, Üstad'ın bu hükmüne itiraz etmesi düşünülemez.

    Eski zamanda tatbik edilen tarikat metotları ve terbiye sistemleri, halihazırdaki tarikatlarda mevcut değildir. Yani eskide bir tarikat müridi seyr-ü suluk edebilmek için riyazet, uzlet, terk-i dünya gibi ağır ve meşakkatli bir terbiye sürecinden geçerdi. Şimdi aynı namdaki tarikat mensupları; lüks arabaya biniyor, lüks giyecekleri giyiyor, lüks gıdaları tüketiyor, büyük holding ve şirketlerin başında bulunuyor. Bu vaziyette manevi terakki ve tekemmül gerçekleşmez. Ancak imanını muhafaza edip farzları yaparsa, bu zamanın müridi için en büyük kazançtır.

    Eski zamandaki tarikat meslekleri şu anda şeklen devam ediyor, içerik olarak devam etmiyor. Bu da Üstad'ın "zaman tarikat zamanı değildir" tezini ve görüşünü doğrular ve teyit eder bir durumdur.

    Üstad'ın "zaman tarikat zamanı değildir" demesinde; tarikatları inkar ya da gereksiz görme manası yoktur. Burada kast edilen mana; eski zamanda tarikatler tarafından tatbik edilen terbiye sistemlerinin, bu zamanda tatbik edilmesinin imkansız bir dereceye gelmiş olmasıdır. Bu zamanın şartları ve gerekleri; riyazet ve uzlet gibi metotları tatbik etmeye elverişli değildir. Üstad Hazretleri bu müşkül durumu; "zaman tarikat zamanı değil, cemaat zamanıdır" şeklinde tarif ediyor.

    Aynı sözün benzer bir manasını tarikatın en büyük reisi İmam Rabbani söylüyor. Tarikatta gidebilmek için İmam Rabbani iki şartı gerekli görüyor. Birisi sağlam ve tahkiki iman, diğeri ise farzların edasıdır; şayet bu ikisinde kusur ve eksiklik varsa tarikatta gidilmez diyor.

    Tarikat, ancak iman ve ibadet temelinde yükselen bir binadır, temel yoksa bina da olmaz. Bu zaman insanlarının çoğunda bu ikisi eksik olduğuna göre; tarikatta gitmesi mümkün değildir. Gitse de şeklen ve sureten gider, şimdiki tarikat erbabının gittiği gibi.

    Özet olarak halihazırdaki tarikatlar suret olarak tarikat gibi duruyorlar, içerik olarak dini birer cemaattirler. Buna da eleştirmeden saygı duymak gerekiyor. Zira oraya gidenler mensubiyet duygusu ile imanlarını muhafaza edip farzlarını eda ediyorlar, bu da bu zamanda çok önemli kazançtır.

    Öyle ise Üstad Hazretlerinin bu tezini gerekçeleri ile anlayan hiçbir tarikat şeyhi, bu teze küsmemek, darılmamak gereklidir. Üstad Hazretleri burada ilmi ve içtimai bir tespitte bulunuyor, bu tespiti iyi analiz eden her insaf sahibi de bu tespiti kabul eder kanaatindeyiz. Ama bu ifadeleri farklı değerlendiren bazı şeyhler de çıkıp itiraz edebilirler, nitekim zaman zaman böyle şeyhler de çıkmıştır


    Yazar: Sorularla Risale, 19-12-2009


  2. 10.Ağustos.2012, 15:35
    13
    Devamlı Üye
    reklam


    "Zaman tarikat zamanı değil, hakikat zamanıdır." diyen Üstadımıza; tarikat şeyhlerinin bakış açısı, düşünceleri nasıldır acaba?

    Risale-i Nurlarda bir hüküm verilirken; gerekçeleri ve şartları iyice izah ve ispat edildikten sonra hüküm verilir. Bu gerekçeleri ve şartları kavrayan bütün insaf ve vicdan sahibi şeyhlerin, Üstad'ın bu hükmüne itiraz etmesi düşünülemez.

    Eski zamanda tatbik edilen tarikat metotları ve terbiye sistemleri, halihazırdaki tarikatlarda mevcut değildir. Yani eskide bir tarikat müridi seyr-ü suluk edebilmek için riyazet, uzlet, terk-i dünya gibi ağır ve meşakkatli bir terbiye sürecinden geçerdi. Şimdi aynı namdaki tarikat mensupları; lüks arabaya biniyor, lüks giyecekleri giyiyor, lüks gıdaları tüketiyor, büyük holding ve şirketlerin başında bulunuyor. Bu vaziyette manevi terakki ve tekemmül gerçekleşmez. Ancak imanını muhafaza edip farzları yaparsa, bu zamanın müridi için en büyük kazançtır.

    Eski zamandaki tarikat meslekleri şu anda şeklen devam ediyor, içerik olarak devam etmiyor. Bu da Üstad'ın "zaman tarikat zamanı değildir" tezini ve görüşünü doğrular ve teyit eder bir durumdur.

    Üstad'ın "zaman tarikat zamanı değildir" demesinde; tarikatları inkar ya da gereksiz görme manası yoktur. Burada kast edilen mana; eski zamanda tarikatler tarafından tatbik edilen terbiye sistemlerinin, bu zamanda tatbik edilmesinin imkansız bir dereceye gelmiş olmasıdır. Bu zamanın şartları ve gerekleri; riyazet ve uzlet gibi metotları tatbik etmeye elverişli değildir. Üstad Hazretleri bu müşkül durumu; "zaman tarikat zamanı değil, cemaat zamanıdır" şeklinde tarif ediyor.

    Aynı sözün benzer bir manasını tarikatın en büyük reisi İmam Rabbani söylüyor. Tarikatta gidebilmek için İmam Rabbani iki şartı gerekli görüyor. Birisi sağlam ve tahkiki iman, diğeri ise farzların edasıdır; şayet bu ikisinde kusur ve eksiklik varsa tarikatta gidilmez diyor.

    Tarikat, ancak iman ve ibadet temelinde yükselen bir binadır, temel yoksa bina da olmaz. Bu zaman insanlarının çoğunda bu ikisi eksik olduğuna göre; tarikatta gitmesi mümkün değildir. Gitse de şeklen ve sureten gider, şimdiki tarikat erbabının gittiği gibi.

    Özet olarak halihazırdaki tarikatlar suret olarak tarikat gibi duruyorlar, içerik olarak dini birer cemaattirler. Buna da eleştirmeden saygı duymak gerekiyor. Zira oraya gidenler mensubiyet duygusu ile imanlarını muhafaza edip farzlarını eda ediyorlar, bu da bu zamanda çok önemli kazançtır.

    Öyle ise Üstad Hazretlerinin bu tezini gerekçeleri ile anlayan hiçbir tarikat şeyhi, bu teze küsmemek, darılmamak gereklidir. Üstad Hazretleri burada ilmi ve içtimai bir tespitte bulunuyor, bu tespiti iyi analiz eden her insaf sahibi de bu tespiti kabul eder kanaatindeyiz. Ama bu ifadeleri farklı değerlendiren bazı şeyhler de çıkıp itiraz edebilirler, nitekim zaman zaman böyle şeyhler de çıkmıştır


    Yazar: Sorularla Risale, 19-12-2009


  3. 10.Ağustos.2012, 17:37
    14
    ebediyyetyolcusu
    Emekli

    Üyelik Tarihi: 27.Mayıs.2012
    Üye No: 96330
    Mesaj Sayısı: 661
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 41
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Cevap: Mersedes ile gezen Şeyh olur mu?

    reklam


    Dikkat et eğer Şeyh Seyyid ise yani Resulullah'ın torunlarından ise ona dil uzatmak tehlikelidir !


  4. 10.Ağustos.2012, 17:37
    14
    reklam


    Dikkat et eğer Şeyh Seyyid ise yani Resulullah'ın torunlarından ise ona dil uzatmak tehlikelidir !


  5. 10.Ağustos.2012, 17:40
    15
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Mersedes ile gezen Şeyh olur mu?

    Alıntı
    Dikkat et eğer Şeyh Seyyid ise yani Resulullah'ın torunlarından ise ona dil uzatmak tehlikelidir !
    kardeş Resulullah'ın macasına hemen her gün beddua ediyoruz
    Nuh as'ın oğlu aleyhindeki ayetleri de arasıra okuyoruz

    soy kimseyi aziz etmez kardşler


  6. 10.Ağustos.2012, 17:40
    15
    âb ü kil
    Alıntı
    Dikkat et eğer Şeyh Seyyid ise yani Resulullah'ın torunlarından ise ona dil uzatmak tehlikelidir !
    kardeş Resulullah'ın macasına hemen her gün beddua ediyoruz
    Nuh as'ın oğlu aleyhindeki ayetleri de arasıra okuyoruz

    soy kimseyi aziz etmez kardşler


  7. 10.Ağustos.2012, 17:42
    16
    İnanc
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Şubat.2012
    Üye No: 93990
    Mesaj Sayısı: 2,028
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Yalan Dünyada Bir Yer.

    Cevap: Mersedes ile gezen Şeyh olur mu?




  8. 10.Ağustos.2012, 17:42
    16
    Devamlı Üye



  9. 10.Ağustos.2012, 18:03
    17
    ebediyyetyolcusu
    Emekli

    Üyelik Tarihi: 27.Mayıs.2012
    Üye No: 96330
    Mesaj Sayısı: 661
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 41
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Cevap: Mersedes ile gezen Şeyh olur mu?

    @mir Kardeş

    Nuh A.S oğlu ile seyyid bir değildir ! Biri inkarcı kâfir diğeri Resulullah'ın torunudur ikisini birbirine karıştırmamak lazım.

    Ebu Leheb yani (ateşin babası) Resulullah'ın öz amcası olmasına rağmen islamın en azılı düşmanıdır. Tebbet Suresini okumakla biz ona beddua etmiyoruz burada hata ediyorsun.
    Tebbet Suresi Ebu Lehebin ve Karısının ahiretteki akıbetini bildiren Allah'ın hükmüdür senin bedduan değil !

    Soy azizliği filan değil, seyyid olan zat ilim hikmet sahibi Peygamberin ahlakı ile ahlaklanan kişidir, ki insanları irşad eder.

    İşte sizler böylesiniz; (diyelim ki) hakkında bilginiz olan şeyde tartıştınız, ama hiç bilginiz olmayan bir konuda ne diye tartışıp-duruyorsunuz? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz. (Ali İmran Suresi, 66)


  10. 10.Ağustos.2012, 18:03
    17
    @mir Kardeş

    Nuh A.S oğlu ile seyyid bir değildir ! Biri inkarcı kâfir diğeri Resulullah'ın torunudur ikisini birbirine karıştırmamak lazım.

    Ebu Leheb yani (ateşin babası) Resulullah'ın öz amcası olmasına rağmen islamın en azılı düşmanıdır. Tebbet Suresini okumakla biz ona beddua etmiyoruz burada hata ediyorsun.
    Tebbet Suresi Ebu Lehebin ve Karısının ahiretteki akıbetini bildiren Allah'ın hükmüdür senin bedduan değil !

    Soy azizliği filan değil, seyyid olan zat ilim hikmet sahibi Peygamberin ahlakı ile ahlaklanan kişidir, ki insanları irşad eder.

    İşte sizler böylesiniz; (diyelim ki) hakkında bilginiz olan şeyde tartıştınız, ama hiç bilginiz olmayan bir konuda ne diye tartışıp-duruyorsunuz? Oysa Allah bilir, sizler bilmezsiniz. (Ali İmran Suresi, 66)


  11. 10.Ağustos.2012, 18:11
    18
    ebediyyetyolcusu
    Emekli

    Üyelik Tarihi: 27.Mayıs.2012
    Üye No: 96330
    Mesaj Sayısı: 661
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 41
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Cevap: Mersedes ile gezen Şeyh olur mu?

    *Seyyid kime denir?
    Seyyid nedir? Seyyid kimlere denir?
    Cevap:

    Seyyid; Efendi, bey, mevla, ileri gelen baş, reis demektir. Nesebi Hz. Hüseyin (ra) yoluyla Resûlullah’a (asm) ulaşan kimseleri ifade eden arapça bir sıfattır.
    Resûlullah (asm), Seyyidu's-Sakaleyn (iki âlemin efendisi), Seyyidul-En'am (yaratılmışların en büyüğü), Seyyidul-Enbiya (bütün peygamberlerin efendisi) gibi sıfatlarla vasıflandırılmıştır. Resûlullah (asm) nakledilen hadis-i şeriflerde şöyle buyurulmaktadır: "Ben Ademoğlunun seyyidiyim" (Ebu Davud, İbn Mâce)
    "Ben kıyamet gününde insanların seyyidiyim" (Buharî, Müslim)
    Hadis-i Şeriflerde seyyid kelimesi, kabile başkanı, topluluğun ileri gelen seçkin kimseleri, kölenin efendisi gibi anlamlarda kullanılmaktadır. Ayrıca, cuma günü günlerin seyyidi olarak vasıflandırılmakta (İbn Mâce). İstiğfarın seyyidi olarak da: "Allahümme ente.....” duası zikredilmektedir (Buharî) Ayrıca ashab seyyid kelimesini aralarındaki faziletli kimseleri övmek için kullanmışlardır. Hz. Ömer (ra); "Ebu Bekir seyyidinizdir. "Seyyidiniz (Bilâl'i azad etmiştir" demekteydi. (Buhari, Fedailul-Ashab)
    Resûlullah (asm), minberde bulunduğu bir sırada yanındaki Hasan'ı (ra) işaret ederek, "Bu oğlum Seyyiddir. Umulur ki Allah onun vasıtasıyla iki müslüman fırkanın barışmasını sağlar" (Buhari, Fedailul-Ashab, Tirmizi) Bir defasında da; "Hasan ve Hüseyin cennet ehlinin gençlerinin iki seyyididirler" (Tirmizi) buyurmuştur. Enes b. Malik (ra), Resûlullah'ı (asm) "Biz, Abdulmuttalib'in çocukları cennet ehlinin seyyidleriyiz. Ben, Hamza, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin ve Mehdî" derken dinlediğini söylemektedir (İbn Mace) Fatıma (ra) ise, cennetteki kadınların seyyidesidir (Buhârî, Fedâilul-Ashâb). Hz. Ebu Bekir (ra) ile Hz. Ömer'de (ra) cennet ehlinin nebi ve resuller hariç iki yaşlı seyyididirler. (İbn Mâce)
    Resûlullah’ın Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i seyyidler olarak vasıflandırması, müslümanlarca, onların ve onların soyundan gelenlerin seyyid olarak isimlendirilmelerine sebep olmuştur. Müslümanların kalplerinde yaşattıkları, coşkun ehl-i Beyt sevgisi, onların tarih boyunca, Resûlüllah'ın (asm) torunlarının soyundan gelenlere aşırı bir sevgi beslemelerine ve onları diğer insanlardan ayırd ederek dünyevî muamelelerde farklı bir yere oturtmalarına sebep olmuştur. Başlangıçta, Hasan (ra) ve Hüseyin’in (ra) her ikisi ve onların çocukları için seyyid ifadesi kullanılmaktaydı. Ancak sonraları Hasan'ın (ra) soyundan gelenlere şerif, Hüseyin'in (ra) soyundan gelenlere de seyyid denilmeye başlanmıştır. Seyyid ve şerifler, Emevîler döneminin sert ve acımasız muameleleri hariç tutulursa, şekli ne olursa olsun sonraki bütün yönetimlerce, layık oldukları şekilde saygı görmüşlerdir. Tarihteki bütün İslâm devletlerinde bu zümrenin işleriyle ilgilenen bir müessesenin bulunması ve bunun başında bulunan kimsenin (Nakîbul-Eşrâf) en yüksek makamlarından sayılması bunun en açık delilidir.
    Osmanlılar zamanında da seyyid ve şerifler, saygı görmüş ve onların toplum içindeki üstün ve saygın yerlerini korumaları için Nakıbul-Eşraflık adı altında bir memuriyet ihdas edilmiştir. Nakıbul-Eşraf, Müftil-Enam ve Şeyhül-İslam'dan sonra en yüksek makam olarak telakki edilmiştir.
    Osmanlılarda Nakıbul-Eşraflık makamı Yıldırım Bayezid (1389-1402) zamanında ortaya çıkmıştır. Seyyid Ali Netta' b. Muhammed, Nakıbul-Eşraf tayin olunarak, Osmanlı hudutları içerisinde bulunan Hz. Ali (ra) evladının riyaseti ona tevdi edilmiştir. Seyyid ve şerifler halk arasında "emir" olarak isimlendirilmiş, onları diğer insanlardan ayıran yeşil sarıklarına da "emir sarık" denilmiştir. Ey zümreden olan kimseler bir suç işledikleri zaman, Nakıbul-Eşraf tarafından cezalandırılırlardı. Seyyid ve şeriflerin kayıtlı olduğu "şecere-i mutayyibe" adındaki defterler bulunmaktaydı. Nakıbu'l-Eşraf'ın devlet protokolü içinde önemli bir yeri vardı. Sonraları devlet düzeninin bozulmaya başlamasıyla birlikte onların, sahip oldukları imtiyazlar ve muafiyetlerden yararlanmak isteyen bir çok kimse uydurma şecereler ve yalan şahitlerle kendilerini seyyid veya şerif olarak Nakıbul-Eşraf defterlerine kaydettirmişlerdir.
    Mekke, M. 960 yılından sonra, şerif olarak adlandırılan Hz. Hasan'ın neslinden gelen kimseler tarafından idare edilmiştir. Mekke şerifleri Abbasîlerin güçlerini yitirmelerinden sonra, sürekli olarak Mısır'daki Fatımîlere bağımlı kalmak zorunda kalmışlardır. Osmanlılar zamanında da Mekke'nin idaresi şeriflerin eline bırakılmış ve Hicaz'ı yarı muhtar bir şekilde idare etmişlerdir. İstanbul'dan Mekke'ye gönderilen sürre alayları ile şeriflere büyük ikramlarda bulunulmuştur. Fatih, İstanbul'u fethettiği zaman Mekke şerifine fethi bildiren bir nâme ile hediyeler göndermiş, şerif'e iki bin, ayarı tam halis altın, Mekke ve Medine'deki seyyid ve şeriflere ve muhtaç kimselere sarfedilmek üzere yedi bin altın göndermiş ve onun duasını talep etmiştir. Bu sırada Mekke şerifleri Memluklulara tabi bulunmaktaydı (Uzunçarşılı, Mekke-i Mükerreme Emirleri) Mekke'nin 1924 yılında Vahhabiler tarafından işgaline kadar şerifler Mekke'nin yönetimini ellerinde tutmuşlardır. Öte taraftan cumhuriyetin kurulmasından sonra, halifeliğin kaldırılmasıyla diğer bir çok dinî müessese ile birlikte Nakıbul-Eşraflık kurumu da kaldırılmıştır.
    (Şamil İslam Ansiklopedisi)*


  12. 10.Ağustos.2012, 18:11
    18
    *Seyyid kime denir?
    Seyyid nedir? Seyyid kimlere denir?
    Cevap:

    Seyyid; Efendi, bey, mevla, ileri gelen baş, reis demektir. Nesebi Hz. Hüseyin (ra) yoluyla Resûlullah’a (asm) ulaşan kimseleri ifade eden arapça bir sıfattır.
    Resûlullah (asm), Seyyidu's-Sakaleyn (iki âlemin efendisi), Seyyidul-En'am (yaratılmışların en büyüğü), Seyyidul-Enbiya (bütün peygamberlerin efendisi) gibi sıfatlarla vasıflandırılmıştır. Resûlullah (asm) nakledilen hadis-i şeriflerde şöyle buyurulmaktadır: "Ben Ademoğlunun seyyidiyim" (Ebu Davud, İbn Mâce)
    "Ben kıyamet gününde insanların seyyidiyim" (Buharî, Müslim)
    Hadis-i Şeriflerde seyyid kelimesi, kabile başkanı, topluluğun ileri gelen seçkin kimseleri, kölenin efendisi gibi anlamlarda kullanılmaktadır. Ayrıca, cuma günü günlerin seyyidi olarak vasıflandırılmakta (İbn Mâce). İstiğfarın seyyidi olarak da: "Allahümme ente.....” duası zikredilmektedir (Buharî) Ayrıca ashab seyyid kelimesini aralarındaki faziletli kimseleri övmek için kullanmışlardır. Hz. Ömer (ra); "Ebu Bekir seyyidinizdir. "Seyyidiniz (Bilâl'i azad etmiştir" demekteydi. (Buhari, Fedailul-Ashab)
    Resûlullah (asm), minberde bulunduğu bir sırada yanındaki Hasan'ı (ra) işaret ederek, "Bu oğlum Seyyiddir. Umulur ki Allah onun vasıtasıyla iki müslüman fırkanın barışmasını sağlar" (Buhari, Fedailul-Ashab, Tirmizi) Bir defasında da; "Hasan ve Hüseyin cennet ehlinin gençlerinin iki seyyididirler" (Tirmizi) buyurmuştur. Enes b. Malik (ra), Resûlullah'ı (asm) "Biz, Abdulmuttalib'in çocukları cennet ehlinin seyyidleriyiz. Ben, Hamza, Ali, Cafer, Hasan, Hüseyin ve Mehdî" derken dinlediğini söylemektedir (İbn Mace) Fatıma (ra) ise, cennetteki kadınların seyyidesidir (Buhârî, Fedâilul-Ashâb). Hz. Ebu Bekir (ra) ile Hz. Ömer'de (ra) cennet ehlinin nebi ve resuller hariç iki yaşlı seyyididirler. (İbn Mâce)
    Resûlullah’ın Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'i seyyidler olarak vasıflandırması, müslümanlarca, onların ve onların soyundan gelenlerin seyyid olarak isimlendirilmelerine sebep olmuştur. Müslümanların kalplerinde yaşattıkları, coşkun ehl-i Beyt sevgisi, onların tarih boyunca, Resûlüllah'ın (asm) torunlarının soyundan gelenlere aşırı bir sevgi beslemelerine ve onları diğer insanlardan ayırd ederek dünyevî muamelelerde farklı bir yere oturtmalarına sebep olmuştur. Başlangıçta, Hasan (ra) ve Hüseyin’in (ra) her ikisi ve onların çocukları için seyyid ifadesi kullanılmaktaydı. Ancak sonraları Hasan'ın (ra) soyundan gelenlere şerif, Hüseyin'in (ra) soyundan gelenlere de seyyid denilmeye başlanmıştır. Seyyid ve şerifler, Emevîler döneminin sert ve acımasız muameleleri hariç tutulursa, şekli ne olursa olsun sonraki bütün yönetimlerce, layık oldukları şekilde saygı görmüşlerdir. Tarihteki bütün İslâm devletlerinde bu zümrenin işleriyle ilgilenen bir müessesenin bulunması ve bunun başında bulunan kimsenin (Nakîbul-Eşrâf) en yüksek makamlarından sayılması bunun en açık delilidir.
    Osmanlılar zamanında da seyyid ve şerifler, saygı görmüş ve onların toplum içindeki üstün ve saygın yerlerini korumaları için Nakıbul-Eşraflık adı altında bir memuriyet ihdas edilmiştir. Nakıbul-Eşraf, Müftil-Enam ve Şeyhül-İslam'dan sonra en yüksek makam olarak telakki edilmiştir.
    Osmanlılarda Nakıbul-Eşraflık makamı Yıldırım Bayezid (1389-1402) zamanında ortaya çıkmıştır. Seyyid Ali Netta' b. Muhammed, Nakıbul-Eşraf tayin olunarak, Osmanlı hudutları içerisinde bulunan Hz. Ali (ra) evladının riyaseti ona tevdi edilmiştir. Seyyid ve şerifler halk arasında "emir" olarak isimlendirilmiş, onları diğer insanlardan ayıran yeşil sarıklarına da "emir sarık" denilmiştir. Ey zümreden olan kimseler bir suç işledikleri zaman, Nakıbul-Eşraf tarafından cezalandırılırlardı. Seyyid ve şeriflerin kayıtlı olduğu "şecere-i mutayyibe" adındaki defterler bulunmaktaydı. Nakıbu'l-Eşraf'ın devlet protokolü içinde önemli bir yeri vardı. Sonraları devlet düzeninin bozulmaya başlamasıyla birlikte onların, sahip oldukları imtiyazlar ve muafiyetlerden yararlanmak isteyen bir çok kimse uydurma şecereler ve yalan şahitlerle kendilerini seyyid veya şerif olarak Nakıbul-Eşraf defterlerine kaydettirmişlerdir.
    Mekke, M. 960 yılından sonra, şerif olarak adlandırılan Hz. Hasan'ın neslinden gelen kimseler tarafından idare edilmiştir. Mekke şerifleri Abbasîlerin güçlerini yitirmelerinden sonra, sürekli olarak Mısır'daki Fatımîlere bağımlı kalmak zorunda kalmışlardır. Osmanlılar zamanında da Mekke'nin idaresi şeriflerin eline bırakılmış ve Hicaz'ı yarı muhtar bir şekilde idare etmişlerdir. İstanbul'dan Mekke'ye gönderilen sürre alayları ile şeriflere büyük ikramlarda bulunulmuştur. Fatih, İstanbul'u fethettiği zaman Mekke şerifine fethi bildiren bir nâme ile hediyeler göndermiş, şerif'e iki bin, ayarı tam halis altın, Mekke ve Medine'deki seyyid ve şeriflere ve muhtaç kimselere sarfedilmek üzere yedi bin altın göndermiş ve onun duasını talep etmiştir. Bu sırada Mekke şerifleri Memluklulara tabi bulunmaktaydı (Uzunçarşılı, Mekke-i Mükerreme Emirleri) Mekke'nin 1924 yılında Vahhabiler tarafından işgaline kadar şerifler Mekke'nin yönetimini ellerinde tutmuşlardır. Öte taraftan cumhuriyetin kurulmasından sonra, halifeliğin kaldırılmasıyla diğer bir çok dinî müessese ile birlikte Nakıbul-Eşraflık kurumu da kaldırılmıştır.
    (Şamil İslam Ansiklopedisi)*


  13. 10.Ağustos.2012, 18:21
    19
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Mersedes ile gezen Şeyh olur mu?

    Alıntı
    Nuh A.S oğlu ile seyyid bir değildir ! Biri inkarcı kâfir diğeri Resulullah'ın torunudur ikisini birbirine karıştırmamak lazım.
    Resulullah'ın torunları kafir olamaz diye bir kural mı var?
    şeyhin seyyid olması onun günahsız ve hatasız olduğu anlamına mı gelir?
    ashab yeri gelmiş Resulullah'a bile adabınca muhalaefet etmişken
    biz sırf seyyidler diye şeyhleri eleştiremeyecek miyiz?

    Alıntı
    Tebbet Suresini okumakla biz ona beddua etmiyoruz burada hata ediyorsun.Tebbet Suresi Ebu Lehebin ve Karısının ahiretteki akıbetini bildiren Allah'ın hükmüdür senin bedduan değil !
    ebu leheb'in elleri kurusun cümlesi beddua değil de
    akıbetleri hakkında haber midir?


  14. 10.Ağustos.2012, 18:21
    19
    âb ü kil
    Alıntı
    Nuh A.S oğlu ile seyyid bir değildir ! Biri inkarcı kâfir diğeri Resulullah'ın torunudur ikisini birbirine karıştırmamak lazım.
    Resulullah'ın torunları kafir olamaz diye bir kural mı var?
    şeyhin seyyid olması onun günahsız ve hatasız olduğu anlamına mı gelir?
    ashab yeri gelmiş Resulullah'a bile adabınca muhalaefet etmişken
    biz sırf seyyidler diye şeyhleri eleştiremeyecek miyiz?

    Alıntı
    Tebbet Suresini okumakla biz ona beddua etmiyoruz burada hata ediyorsun.Tebbet Suresi Ebu Lehebin ve Karısının ahiretteki akıbetini bildiren Allah'ın hükmüdür senin bedduan değil !
    ebu leheb'in elleri kurusun cümlesi beddua değil de
    akıbetleri hakkında haber midir?


  15. 10.Ağustos.2012, 18:22
    20
    Efsane 66
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Ağustos.2012
    Üye No: 97327
    Mesaj Sayısı: 70
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Mersedes ile gezen Şeyh olur mu?

    Zenginlik kiymet bilene iyi birseydir. Zengin olanin cok zekat verme imkanida olur, allah yolunda yardim etme imkani (maddi acidan)da cok olur, mesela cami yapilmasinda, kuran kurslari acilmasinda, talebe okutmada, fakirlere yardim etmede. Bu zaat, ister mercedeste gezer ister atin ustunde ister essekle. Cok merak ediyorum, sanatci olsan konserine neyyle gidersin, acaba arabayla mi ucakla mi helikopter le mi =))..

    Allah dostlarina laf etmeyin, tabi ki allah'tan baska kimseden yardim istenmez. Ama dua ederkende Hz. Peygamber efendimizin yuzu suyu hurmetine affet bizi diyoruz degil mi? Buda boyledir, o allah dostlari olmasa dunya nasil olurdu açaba? Allah seyhlerimizi, allah dostlarini bizden eksik etmesin.


  16. 10.Ağustos.2012, 18:22
    20
    Devamlı Üye
    Zenginlik kiymet bilene iyi birseydir. Zengin olanin cok zekat verme imkanida olur, allah yolunda yardim etme imkani (maddi acidan)da cok olur, mesela cami yapilmasinda, kuran kurslari acilmasinda, talebe okutmada, fakirlere yardim etmede. Bu zaat, ister mercedeste gezer ister atin ustunde ister essekle. Cok merak ediyorum, sanatci olsan konserine neyyle gidersin, acaba arabayla mi ucakla mi helikopter le mi =))..

    Allah dostlarina laf etmeyin, tabi ki allah'tan baska kimseden yardim istenmez. Ama dua ederkende Hz. Peygamber efendimizin yuzu suyu hurmetine affet bizi diyoruz degil mi? Buda boyledir, o allah dostlari olmasa dunya nasil olurdu açaba? Allah seyhlerimizi, allah dostlarini bizden eksik etmesin.


  17. 10.Ağustos.2012, 18:23
    21
    ebediyyetyolcusu
    Emekli

    Üyelik Tarihi: 27.Mayıs.2012
    Üye No: 96330
    Mesaj Sayısı: 661
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 41
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Cevap: Mersedes ile gezen Şeyh olur mu?

    Sana Rabbinin kitabından vahyedileni oku. O'nun sözlerini değiştirici yoktur ve O'nun dışında kesin olarak bir sığınacak (makam) bulamazsın. (Kehf Suresi, 27)

    Allah'a ve elçisine itaat edin, ki merhamet olunasınız. (Ali İmran Suresi, 132)

    Alimler de Peygamberlerin varisleridir bunu unutmayalım.


  18. 10.Ağustos.2012, 18:23
    21
    Sana Rabbinin kitabından vahyedileni oku. O'nun sözlerini değiştirici yoktur ve O'nun dışında kesin olarak bir sığınacak (makam) bulamazsın. (Kehf Suresi, 27)

    Allah'a ve elçisine itaat edin, ki merhamet olunasınız. (Ali İmran Suresi, 132)

    Alimler de Peygamberlerin varisleridir bunu unutmayalım.


  19. 10.Ağustos.2012, 18:34
    22
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Mersedes ile gezen Şeyh olur mu?

    Alıntı
    Allah dostlarina laf etmeyin,
    kardeş kimin Allah dostu olup olmadığına dair belgeniz mi var?
    müridleri açlık yoksulluk içinde sürünürken mersedesle gezmek seyyidliğe yakışır mı?
    bunu söylemek Allah dostlarını eleştirmek midir?

    senin mantığınla düşünürsek
    eğer ben Allah dostu isem -ki bana göre tüm müminler Allah dodtudur-
    beni ne hakla eleştirebilirsin?
    benim Allah dostu olmadığımı iddia edebilir misin?

    Alıntı
    tabi ki allah'tan baska kimseden yardim istenmez.
    bu sözünde samimi misin kardeş?
    eminimki öylesindir
    peki öyleyse sizin bu Allah dostları seyyi şeyhlerinizin ekseriyeti
    neden hep "yetiş ey felan" diye ölülerden yardım istemeyi savunuyorlar?
    neden onların müridleri "yalnızca Allah'tan yardım isteyin" diyen bizlere
    her fırsatta hakaretler ediyorlar?

    Alıntı
    Ama dua ederkende Hz. Peygamber efendimizin yuzu suyu hurmetine affet bizi diyoruz degil mi? Buda boyledir,
    ebu hanife'ye göre bu tür dualar mekruhtur
    bliyor musun kardeş?

    Alıntı
    o allah dostlari olmasa dunya nasil olurdu açaba?
    felan olmasa idi şu şu olmazdı demek de gizli şirktir kardeş


    şimdi güzel güzel sorarsan sana bunların hepsini isbatlarım
    sen de hatalı isen hatalarını düzeltirsin
    bunu ister misin?


  20. 10.Ağustos.2012, 18:34
    22
    âb ü kil
    Alıntı
    Allah dostlarina laf etmeyin,
    kardeş kimin Allah dostu olup olmadığına dair belgeniz mi var?
    müridleri açlık yoksulluk içinde sürünürken mersedesle gezmek seyyidliğe yakışır mı?
    bunu söylemek Allah dostlarını eleştirmek midir?

    senin mantığınla düşünürsek
    eğer ben Allah dostu isem -ki bana göre tüm müminler Allah dodtudur-
    beni ne hakla eleştirebilirsin?
    benim Allah dostu olmadığımı iddia edebilir misin?

    Alıntı
    tabi ki allah'tan baska kimseden yardim istenmez.
    bu sözünde samimi misin kardeş?
    eminimki öylesindir
    peki öyleyse sizin bu Allah dostları seyyi şeyhlerinizin ekseriyeti
    neden hep "yetiş ey felan" diye ölülerden yardım istemeyi savunuyorlar?
    neden onların müridleri "yalnızca Allah'tan yardım isteyin" diyen bizlere
    her fırsatta hakaretler ediyorlar?

    Alıntı
    Ama dua ederkende Hz. Peygamber efendimizin yuzu suyu hurmetine affet bizi diyoruz degil mi? Buda boyledir,
    ebu hanife'ye göre bu tür dualar mekruhtur
    bliyor musun kardeş?

    Alıntı
    o allah dostlari olmasa dunya nasil olurdu açaba?
    felan olmasa idi şu şu olmazdı demek de gizli şirktir kardeş


    şimdi güzel güzel sorarsan sana bunların hepsini isbatlarım
    sen de hatalı isen hatalarını düzeltirsin
    bunu ister misin?


  21. 10.Ağustos.2012, 19:02
    23
    Efsane 66
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Ağustos.2012
    Üye No: 97327
    Mesaj Sayısı: 70
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Mersedes ile gezen Şeyh olur mu?

    @mir Nickli Üyeden Alıntı
    kardeş kimin Allah dostu olup olmadığına dair belgeniz mi var?
    müridleri açlık yoksulluk içinde sürünürken mersedesle gezmek seyyidliğe yakışır mı?
    bunu söylemek Allah dostlarını eleştirmek midir?

    senin mantığınla düşünürsek
    eğer ben Allah dostu isem -ki bana göre tüm müminler Allah dodtudur-
    beni ne hakla eleştirebilirsin?
    benim Allah dostu olmadığımı iddia edebilir misin?


    bu sözünde samimi misin kardeş?
    eminimki öylesindir
    peki öyleyse sizin bu Allah dostları seyyi şeyhlerinizin ekseriyeti
    neden hep "yetiş ey felan" diye ölülerden yardım istemeyi savunuyorlar?
    neden onların müridleri "yalnızca Allah'tan yardım isteyin" diyen bizlere
    her fırsatta hakaretler ediyorlar?


    ebu hanife'ye göre bu tür dualar mekruhtur
    bliyor musun kardeş?


    felan olmasa idi şu şu olmazdı demek de gizli şirktir kardeş


    şimdi güzel güzel sorarsan sana bunların hepsini isbatlarım
    sen de hatalı isen hatalarını düzeltirsin
    bunu ister misin?
    kardeş kimin Allah dostu olup olmadığına dair belgeniz mi var?
    müridleri açlık yoksulluk içinde sürünürken mersedesle gezmek seyyidliğe yakışır mı?
    bunu söylemek Allah dostlarını eleştirmek midir?

    Bu yazina bakildigi zaman sen ozaman hasa Ne Yunus Emreye inaniorsun, Ne Aziz Hudayi ye ne Mahmut Efendi'ye ...

    müridleri açlık yoksulluk içinde sürünürken mersedesle gezmek seyyidliğe yakışır mı? Bu giybet gibi oldu. cunku kimin hoslanmadigi seyi baskasina aktarmak giybettir. yalansa iftira, dogruysa giybettir.

    Hz. Eyyub (aleyhisselam) çok zengin bir insandı. Pek çok malı, mülkü, bahçesi hayvanları ve çocukları vardı. Bu hususta sen bunada diyebilirsin o kadar insan acken niye o Peygamber iken o kadar mala sahip? Seytan'in soyledigi gibi iste, ondan sonra Seytan dedi ben Zengin ve Sagligim yerinde olsam bende ibadet ederdim demistir. ve Hz. Allah ondan sonra evlatlarini malini elinden almis ve ona oyle bir hastalik verdi ki. Kalbine zarar gelecekti ki, dua etti ey Allah'im kalbime zarar verme, yoksa sana birdaha nasil zikir edebilirim dedi, ve yere ayagi ile vurdu eski sagligina malina coluk cocuga geri karisti.


    senin mantığınla düşünürsek
    eğer ben Allah dostu isem -ki bana göre tüm müminler Allah dodtudur-
    beni ne hakla eleştirebilirsin?
    benim Allah dostu olmadığımı iddia edebilir misin?


    Bilin ki Allah dostlarına hiçbir korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de.
    Onlar iman etmiş ve takvâya sarılmışlardır.
    Yunus Sûresi diye gecioyr bu surede, anlasildigi gibi kim iman ve takva sahibi ise o allah dostudur. Allah dostu olmak kolay birsey degildir.


    ebu hanife'ye göre bu tür dualar mekruhtur
    bliyor musun kardeş?
    Mekruh olduguna eminimisin. Hz. Ömer’in (r.a) kendi hilafeti sırasında, kuraklık olunca Hz. Abbas (r.a)’ı alıp yağmur duasına çıktığı ve onun ellerini ellerine alarak; “Allah’ım! Bu senin Peygamberinin amcasının elidir. Bu el hürmetine bize yağmur ver.” diye dua etmisligi vardir diye nakl edilmistir.

    Oteden beride

    “Allah’ım, Senin sevdiklerin ve seni sevenlerin yüzü suyu hürmetine (hatırına) bize merhamet eyle ve mağfiret eyle veya şu ihtiyacımı hasıl eyle...”

    diye dua etmislerdir buyuklerimiz.


  22. 10.Ağustos.2012, 19:02
    23
    Devamlı Üye
    @mir Nickli Üyeden Alıntı
    kardeş kimin Allah dostu olup olmadığına dair belgeniz mi var?
    müridleri açlık yoksulluk içinde sürünürken mersedesle gezmek seyyidliğe yakışır mı?
    bunu söylemek Allah dostlarını eleştirmek midir?

    senin mantığınla düşünürsek
    eğer ben Allah dostu isem -ki bana göre tüm müminler Allah dodtudur-
    beni ne hakla eleştirebilirsin?
    benim Allah dostu olmadığımı iddia edebilir misin?


    bu sözünde samimi misin kardeş?
    eminimki öylesindir
    peki öyleyse sizin bu Allah dostları seyyi şeyhlerinizin ekseriyeti
    neden hep "yetiş ey felan" diye ölülerden yardım istemeyi savunuyorlar?
    neden onların müridleri "yalnızca Allah'tan yardım isteyin" diyen bizlere
    her fırsatta hakaretler ediyorlar?


    ebu hanife'ye göre bu tür dualar mekruhtur
    bliyor musun kardeş?


    felan olmasa idi şu şu olmazdı demek de gizli şirktir kardeş


    şimdi güzel güzel sorarsan sana bunların hepsini isbatlarım
    sen de hatalı isen hatalarını düzeltirsin
    bunu ister misin?
    kardeş kimin Allah dostu olup olmadığına dair belgeniz mi var?
    müridleri açlık yoksulluk içinde sürünürken mersedesle gezmek seyyidliğe yakışır mı?
    bunu söylemek Allah dostlarını eleştirmek midir?

    Bu yazina bakildigi zaman sen ozaman hasa Ne Yunus Emreye inaniorsun, Ne Aziz Hudayi ye ne Mahmut Efendi'ye ...

    müridleri açlık yoksulluk içinde sürünürken mersedesle gezmek seyyidliğe yakışır mı? Bu giybet gibi oldu. cunku kimin hoslanmadigi seyi baskasina aktarmak giybettir. yalansa iftira, dogruysa giybettir.

    Hz. Eyyub (aleyhisselam) çok zengin bir insandı. Pek çok malı, mülkü, bahçesi hayvanları ve çocukları vardı. Bu hususta sen bunada diyebilirsin o kadar insan acken niye o Peygamber iken o kadar mala sahip? Seytan'in soyledigi gibi iste, ondan sonra Seytan dedi ben Zengin ve Sagligim yerinde olsam bende ibadet ederdim demistir. ve Hz. Allah ondan sonra evlatlarini malini elinden almis ve ona oyle bir hastalik verdi ki. Kalbine zarar gelecekti ki, dua etti ey Allah'im kalbime zarar verme, yoksa sana birdaha nasil zikir edebilirim dedi, ve yere ayagi ile vurdu eski sagligina malina coluk cocuga geri karisti.


    senin mantığınla düşünürsek
    eğer ben Allah dostu isem -ki bana göre tüm müminler Allah dodtudur-
    beni ne hakla eleştirebilirsin?
    benim Allah dostu olmadığımı iddia edebilir misin?


    Bilin ki Allah dostlarına hiçbir korku yoktur; onlar üzülmeyecekler de.
    Onlar iman etmiş ve takvâya sarılmışlardır.
    Yunus Sûresi diye gecioyr bu surede, anlasildigi gibi kim iman ve takva sahibi ise o allah dostudur. Allah dostu olmak kolay birsey degildir.


    ebu hanife'ye göre bu tür dualar mekruhtur
    bliyor musun kardeş?
    Mekruh olduguna eminimisin. Hz. Ömer’in (r.a) kendi hilafeti sırasında, kuraklık olunca Hz. Abbas (r.a)’ı alıp yağmur duasına çıktığı ve onun ellerini ellerine alarak; “Allah’ım! Bu senin Peygamberinin amcasının elidir. Bu el hürmetine bize yağmur ver.” diye dua etmisligi vardir diye nakl edilmistir.

    Oteden beride

    “Allah’ım, Senin sevdiklerin ve seni sevenlerin yüzü suyu hürmetine (hatırına) bize merhamet eyle ve mağfiret eyle veya şu ihtiyacımı hasıl eyle...”

    diye dua etmislerdir buyuklerimiz.


  23. 10.Ağustos.2012, 20:05
    24
    ebediyyetyolcusu
    Emekli

    Üyelik Tarihi: 27.Mayıs.2012
    Üye No: 96330
    Mesaj Sayısı: 661
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 41
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Cevap: Mersedes ile gezen Şeyh olur mu?

    @mir Kardeş

    Peki senin o zatlar hakkında bir bilgin mi var ki onların ilmini, hikmetini inkâr ediyorsun ?

    Tekrar söylüyorum Tebbet Suresi beddua değildir ! Eğer senin dediğin gibi olsaydı haşa Allahu teala ayette beddua etmiş oluyor ki Allah böyle birşeyden münezzehtir. Kendi kafana göre ayetleri yorumlama sakın !

    “Kur’an âyetlerine kendi reyi ile mânâ veren kimse cehennemden kendisine yer hazırlasın.” (Münâvî)


  24. 10.Ağustos.2012, 20:05
    24
    @mir Kardeş

    Peki senin o zatlar hakkında bir bilgin mi var ki onların ilmini, hikmetini inkâr ediyorsun ?

    Tekrar söylüyorum Tebbet Suresi beddua değildir ! Eğer senin dediğin gibi olsaydı haşa Allahu teala ayette beddua etmiş oluyor ki Allah böyle birşeyden münezzehtir. Kendi kafana göre ayetleri yorumlama sakın !

    “Kur’an âyetlerine kendi reyi ile mânâ veren kimse cehennemden kendisine yer hazırlasın.” (Münâvî)





+ Yorum Gönder
Git İlk 1235 Son