Konusunu Oylayın.: Kuran'ı Makam İle Okumak

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 24 kişi
Kuran'ı Makam İle Okumak
  1. 28.Temmuz.2012, 09:16
    1
    İslambol
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Haziran.2012
    Üye No: 96530
    Mesaj Sayısı: 90
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Kuran'ı Makam İle Okumak

  2. 29.Temmuz.2012, 00:36
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Kuran'ı Makam İle Okumak




    Kuranı okurken sesimizi güzelleştirmek gerekir,evet Kuran makamlı ve tecvidli okunur,peygamberimiz bir başka sahabiden kuran okumasını ve kuranı ondan dinlemeyi sevdiğini biliyoruz.


    kardeşim birde şu var kuranı teğanni le okumak şarkı gibi okumak bu doğru olmayanıdır.

    Caiz olmayan şekli, harflerin mahreçlerini ve tecvid kaidelerini bozarak yapılan bir okuyuş şeklidir.

    Sa'd (r.a.) bu hususta Resûlullahın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu nakletmektedir:
    "Şüphesiz bu Kur'ân tesirli olarak inmiştir. Onu okuduğunuzda ağlayınız. Şayet ağlayamazsanız, ağlamaya çalışınız. Onu okurken sesinizi güzelleştirmeye de gayret ediniz. Kim Kur'ân'ı teganni ederek (güzel sesle okumaya gayret etmezse) bizden değildir."(1)

    Bütün âlimlerin ittifak ettiği husus, Kur'ân-ı Kerimi güzel sesle okumanın müstehab olduğudur. Okuyanın sesi güzel değilse, elinden geldiği kadar fıtrî bir şekilde sesini güzelleştirmeye çalışmalıdır.İmâm Mâlik ve bir kısım âlimlere göre, Kur'ân-ı Kerimi huşû ile, mânâsını düşünerek ve kalbi mahzun edecek, gözleri yaşartacak şekilde okumak gerekir. Çünkü Resulullah Efendimiz (a.s.m.) bir hadis-i şerifte Kur'ân-ı Kerim'i huşû ile kalbe tesir edecek şekilde okumanın ehemmiyetine dikkati çekerek şöyle buyururlar: "Kur'ân-ı Kerim'i okuyanın sesini işittiğinizde, kendisinin Allah'tan korktuğu kanaatine vardığınız adam, şüphesiz Kur'ân'ı en güzel sesle okuyanlardandır." (2)

    Netice olarak: Kur'ân-ı Kerim'i güzel bir sesle, güzel bir şekilde okumak menduptur, diyebiliriz. Tecvid kaideleri dışına taşmadıkça nağme ile okunmasında bir mahzur yoktur. Ancak tecvid kaidelerinin dışına çıkılarak, harflerin mahreçlerine riayet edilmeden nağmelerle fazla uzatmak, harfleri eksik veya fazla yaparak okumak caiz değildir. Bu hususta ittifak vardır. Böyle kimseler Kur'ân'ın lânetinden çekinmeli, onun okuma âdâbına riayet etmelidirler.

    Kaynaklar
    1. İbn-i Mâce, İkame: 176.



  3. 29.Temmuz.2012, 00:36
    2
    Özel Üye



    Kuranı okurken sesimizi güzelleştirmek gerekir,evet Kuran makamlı ve tecvidli okunur,peygamberimiz bir başka sahabiden kuran okumasını ve kuranı ondan dinlemeyi sevdiğini biliyoruz.


    kardeşim birde şu var kuranı teğanni le okumak şarkı gibi okumak bu doğru olmayanıdır.

    Caiz olmayan şekli, harflerin mahreçlerini ve tecvid kaidelerini bozarak yapılan bir okuyuş şeklidir.

    Sa'd (r.a.) bu hususta Resûlullahın (a.s.m.) şöyle buyurduğunu nakletmektedir:
    "Şüphesiz bu Kur'ân tesirli olarak inmiştir. Onu okuduğunuzda ağlayınız. Şayet ağlayamazsanız, ağlamaya çalışınız. Onu okurken sesinizi güzelleştirmeye de gayret ediniz. Kim Kur'ân'ı teganni ederek (güzel sesle okumaya gayret etmezse) bizden değildir."(1)

    Bütün âlimlerin ittifak ettiği husus, Kur'ân-ı Kerimi güzel sesle okumanın müstehab olduğudur. Okuyanın sesi güzel değilse, elinden geldiği kadar fıtrî bir şekilde sesini güzelleştirmeye çalışmalıdır.İmâm Mâlik ve bir kısım âlimlere göre, Kur'ân-ı Kerimi huşû ile, mânâsını düşünerek ve kalbi mahzun edecek, gözleri yaşartacak şekilde okumak gerekir. Çünkü Resulullah Efendimiz (a.s.m.) bir hadis-i şerifte Kur'ân-ı Kerim'i huşû ile kalbe tesir edecek şekilde okumanın ehemmiyetine dikkati çekerek şöyle buyururlar: "Kur'ân-ı Kerim'i okuyanın sesini işittiğinizde, kendisinin Allah'tan korktuğu kanaatine vardığınız adam, şüphesiz Kur'ân'ı en güzel sesle okuyanlardandır." (2)

    Netice olarak: Kur'ân-ı Kerim'i güzel bir sesle, güzel bir şekilde okumak menduptur, diyebiliriz. Tecvid kaideleri dışına taşmadıkça nağme ile okunmasında bir mahzur yoktur. Ancak tecvid kaidelerinin dışına çıkılarak, harflerin mahreçlerine riayet edilmeden nağmelerle fazla uzatmak, harfleri eksik veya fazla yaparak okumak caiz değildir. Bu hususta ittifak vardır. Böyle kimseler Kur'ân'ın lânetinden çekinmeli, onun okuma âdâbına riayet etmelidirler.

    Kaynaklar
    1. İbn-i Mâce, İkame: 176.



  4. 30.Temmuz.2012, 13:45
    3
    İslambol
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Haziran.2012
    Üye No: 96530
    Mesaj Sayısı: 90
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Kuran'ı Makam İle Okumak

    Cevap için teşekkür ederim. Uzun zamandır aklımı kurcalayan bir konu idi.


  5. 30.Temmuz.2012, 13:45
    3
    Cevap için teşekkür ederim. Uzun zamandır aklımı kurcalayan bir konu idi.


  6. 30.Temmuz.2012, 15:22
    4
    mehmet naim ağım
    Devamlı Üye

    Üyelik Tarihi: 21.Temmuz.2012
    Üye No: 97024
    Mesaj Sayısı: 198
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 23
    Bulunduğu yer: medrese-i yusufiye(hapishane)

    Cevap: Kuran'ı Makam İle Okumak

    Kıraat ve makam:

    Peygamberimiz döneminde de Kur'an'ı Kerim tecvidli okunurdu. Kur'an'ı en güzel okuyan ve Kur'an'ın en güzel şekilde okunmasını isteyen ve bununla ilgili ayetleri ilk olarak uygulayan Peygamberimiz aleyhissalatü vesselam ve sahabe efendilerimizdi.

    Tarih boyunca Kur'an-ı Kerim'e duyulan saygı sebebiyle, okunuşundan anlaşılmasına, yorumlanmasından yaşanmasına kadar üzerinde durulması gereken hususlar, bütün yönleriyle, Müslümanlar tarafından ele alınıp incelenmiştir.

    Kur'an'ın okunuşu da "kıraat" ve "tecvit" ilimleriyle, ayrıntılı bir şekilde tespit edilmiştir. Ancak kıraate makamın katılıp katılmaması tartışma konusu olmuştur. İslam'ın fıtrat dini oluşu, insanın yaratılışına en uygun din oluşu ve insanın güzelliğe meyli dikkate alındığında görülecektir ki, mûsikî de güzel sanatların en eskisi, en yaygını ve en etkili olanıdır.

    Ayrıca Kur'an'ın kendisinde de üstün bir âhenk ve üslubun olduğu görülmektedir. Bunu sağlayan unsurların başında ise âyet sonlarında güzel bir uyum ve ahenkle yer alan fasılalar gelmektedir.

    Öte yandan, konuyla ilgili âyet ve hadislerin işaret ettiği mana; tecvid kaidelerine uymak kaydıyla, okuyuşu güzel ses ve makam ile süslemenin caiz olduğu ve hatta teşvik edildiği şeklindedir. Bununla birlikte, işi çığırından çıkararak ses gösterisine dönüştürmek, makamı ön plana almak, tecvid kurallarından fedakarlık etmek ve okunanın Allah kelamı olduğu şuurundan uzaklaşmak elbette caiz değildir.

    Kur'an'ı Tecvid üzere okumak:

    Tecvid: Sözlükte; bir şeyi süslemek, güzel ve hoşça yapmak anlamlarına gelen, ıstılahta ise; kuvvet, zayıflık, şiddet, yumuşaklık, sadelik vb. bakımlarından çıkış yerlerine göre, her bir harfin hakkını vererek telaffuz etmek anlamını ifade eden Arapça "C-V-D" kökünden "tef'îl" ölçüsünde bir mastar.

    Tecvîd'in birbirine yakın pek çok tarifi yapılmıştır. Bu tariflerden anlaşıldığına göre tevcîd, bilim olarak harfleri incelemektedir. Tecvid, Kur'an-ı Kerîm'in okunuşuyla ilgili bir bilim olunca, onun ilgi alanı Kur'an'dır; yani Kur'an'ın kelimeleri ve bu kelimeleri oluşturan harflerdir. Kur'an harflerinin durumunu söz konusu eden Tecvid, Kur'an-ı Kerîm'i hatasız okumayı öğreten bir ilimdir. Buna göre tecvîdin gayesi, ilahî kelâmın okunuşunda, dili her türlü hatadan korumaktır.

    Tecvîd ilmini bir çok âlim, Kıraat ilminin bir parçası olarak değerlendirmişlerdir. Fakat tecvîd, Kur'an'ın Allah ve Resulunun isteğine göre okunması konusunda önemli bir rol üstlendiği için, ayrı bir bilim dalı olarak sayılması gerekli görülmüştür. Çünkü Kıraat ilminin konusu Kur'an-ı Kerim'in kelimeleri, tecvîdinki ise, onun harfleridir.

    Tecvdin gayesi, Yüce Allah'ın "Kur'an'ı açık açık, tane tane oku" (el-Müzemmil, 73/4) buyruğunu gerçekleştirmektir. Buna göre Kur'an-ı Kerim, ağır ağır, harflerini belli ede ede, öyle ki, dinleyenlerin adeta harflerini sayabileceği şekilde okunmalıdır. Bu ayette Kur'an'ın güzel, ahenkli ve tane tane okunması, telaffuzu ve harflerin çıkış yerlerine uygun bir şekilde tilavet edilmesine dikkat çekilmektedir.

    Kur'an, Allah sözü olduğu için, indiği şekilde korunması ve böylece okunması gerekmektedir. Âilimlerin belirttiğine göre bu ayette Allah, Peygamberine Kur'an'ı tecvîd ile okumayı emretmiştir. Dolayısıyla bu emir, bütün Müslümanlar için de geçerlidir. Zemahşeri, ayetteki "tertîlen" mastarının emrin vücûbunu te'kid etmek ve Kur'an okuyan kimseye tecvîdin muhakkak gerekli olduğunu göstermek için geldiğini belirtmiştir (Zemahşerî, Keşşaf, III, 281).

    Kur'an-ı Kerim Allah katından lafız ve manasıyla birlikte inmiş olduğu için, Kur'an bütünlüğünü oluşturan lafız ve mana örgüsüne önem vermek gerekmektedir. Kur'an-ı Kerim'in arapça olması onun bu dilin özelliklerine göre okunmasını da gerekli kılmaktadır. Kur'an'ın belirli kurallara göre okunması gerektiğine göre, bu kuralların bir çeşit toplamı demek olan tecvîd de, Kur'an tilâvetinin ayrılmaz parçası durumundadır.

    Hz. Peygamber, Kur'an'ın tecvîdle okunmasına büyük önem vermiş ve böyle okuyanları da takdirle karşılayarak bu kimselere iltifatta bulunmuştur. Meselâ, Kur'an'ı güzel okuma konusunda ün yapmış bir sahabe olan İbn Mes'ud için; "Kim Kur'an'ı ilk indiği şekilde okumayı severse, İbn Mes'ud'un kıraatini okusun" (İbn Mâce, Mukaddime, 11, I, 49, no: 138). buyurmuşlardır.

    İbn Mes'ud'un "Kur'an'ı tecvîd ile okuyun, güzel seslerle onu süsleyin ve Arapça kurallara uygun olarak okuyun" (İbnü'l-Cezerî, en-Neşr fî Kıraati'l-Aşr, I, 210) şeklindeki sözleri de tecvîde uyma konusunda Sahabenin titizliğini göstermesi açısından önemlidir. Özetle söylenecek olursa; tecvîdin konusu, Kur'an kelimelerini oluşturan harfler; gayesi de, Kur'an-ı Kerîm'i hatasız ve güzel bir şekilde okumaktır.

    Ümmü Seleme ve Enes b. Malik'den gelen bilgilere göre Peygamberimiz Kur'an'ı tane tane okur, durulacak yerlerde durur, uzatılacak yerleri uzatırdı. (Buhari, fedailü'l-Kur'an 29)

    Bera b. Azib şöyle demiştir: "Resulullah'ı yatsı namazında Tûr suresini okurken işittim. Ondan daha güzel sesli, yahut okuyuşu ondan daha güzel hiç kimseyi işitmedim." (Buhari, Ezan 102)

    Efendimiz (a.s.m.) Kur’an’ı sahabelerine okurken kelimelerin ve ayetlerin manalarına dikkat çeker, ayetlerin verdiği mesajı anlatmaya çalışırdı. İslam âlimleri de Kur’an’ın her ayetini düşünerek, ondan ibret ve dersler çıkararak okurlardı. Acaba bizler de Kur’an’ı gerçek anlamıyla okuyabiliyor muyuz?

    Kur’an-ı Kerim’le ilk defa Efendimiz (a.s.m.) muhatap olduğu gibi, ilk defa da o okumuştu. Ama asıl olarak Peygamberimize (a.s.m.) Kur’an’ı okumasını öğreten Yüce Rabb’imizdir. Peygamberimiz (a.s.m.) Kur’an’ı sadece okumakla emrolunmamış, okutmak ve insanlara öğretmekle de görevlendirilmişti. Bu görevini ayet şöyle bildiriyor:

    “Kur’an’ı Biz sure sure, ayet ayet ayırdık ki, insanlara fasılalar halinde okuyasın ve anlayıp öğrenmeleri kolaylaşsın.” (İsrâ Suresi, 106)

    Bunun için Kur’an bir kalp ve gönül rahatlığı içinde huşû ile okunmalı, okurken ayetlerin mana derinliğini düşünmeye çalışmalı ki istifade ve hissemiz fazla olsun. Rabb’imiz de Kur’an’ın bu şekilde okunmasını emrediyor:

    “Onlar Kur’an’ın manasını düşünerek okumazlar mı?” (Nisâ Suresi, 82)

    “Sana indirdiğimiz şu kitap çok mübarektir. Akıl sahipleri onun ayetlerini düşünsünler, ondan öğüt alsınlar.” (Sâd Suresi, 29)

    Kur’an okumayı büyük bir zevk haline getiren âlimler, Kur’an’ın her ayetini düşünerek, ondan ibret ve dersler çıkararak okurlardı. Bu zatlar aynı zamanda bir sünneti de yerine getiriyorlardı.

    Hz. Ebu Zer’in rivayetine göre Peygamber Efendimiz (a.s.m.) bir gece sabaha kadar şu ayeti tekrar etti:

    “Ey Rabb’im, eğer Sen onları azabına çarptırırsan, onlar Sen’in kullarındır. Şayet bağışlarsan, muhakkak Sen hükmü her şeye galip, her şeyi hikmetle yapansın.” (Maide Suresi, 118)

    Ashab-ı Kiram’dan bazı zatlar, kendilerine tesir eden ayetleri sık sık tekrarlar, saatlerce üzerinde düşünürlerdi. Bu hususta Elmalılı Hamdi Yazır şöyle der:

    “Ehl-i Kur’an, Kur’an’ı bir eğlence gibi okumaz. Elfazını (kelimelerini), maânisini (manalarını), ahkâmını (hükümlerini) cidden gözete gözete dikkatli, saygılı ve devamlı bir surette ve bilmediklerini, anlamadıklarını ehlinden sora sora, hüsn-ü niyetle, temiz kalp, temiz ağızla okurlar. Gelişigüzel, baştankara bir eğlence gibi okumazlar. Şarkı, gazel, roman, hikâye yerine koymazlar. Kemal-i hürmet ve edeple okurlar.”

    Kur’an’ın gerçek muhatabı kimdir?

    Kur’an-ı Kerim’i okuyan kimse kendisini Kur’an’a tam bir muhatap olarak görmelidir. Anlayarak, anladıklarını düşünerek okumaya başladığı için de, her emir ve nehyin doğrudan kendisini ilgilendirdiğini bilmelidir.

    Sahabe-i Kiram’dan Hz. İkrime, Kur’an’ı öyle bir şuur içinde okurdu ki, “Bu benim Rabb’imin kelamıdır, bu benim Rabb’imin kelamıdır” der, Rabb’ine muhatap olmanın hazzını yaşardı.

    Kur’an okurken geçmiş peygamberlerin ve ümmetlerin başından geçenlerden ibret almalıdır. Peygamberlerin türlü sıkıntı ve meşakkatler karşısında gösterdikleri o fevkalüde sabır ve metaneti örnek alarak dersler çıkarmalıdır.

    Peygamberimiz (a.s.m.) her haliyle bir insandı şüphesiz. Çocuk oldu, genç oldu ve nihayet yaşı kemale erdi. Ama onu yaşlandıran unsurlar başkaydı. O’nun (a.s.m.) üzerinde yaşlılık izlerinin sebebi ayrıydı. Hayat yükü, dünya meşgalesi, iş, güç ve aile derdi değildi. O Kur’an’ın gerçek muhatabıydı. Kur’an onun ruhuna ve kalbine öyle işliyor, öyle tesirler vücuda getiriyordu, onu öyle bir hâle sevk ediyordu ki, vücut çizgilerini değiştiriyordu.

    Bir seferinde Hz. Ebu Bekir (r.a.), Resulullah’a (a.s.m.) sordu: “Ya Resulallah, yaşlandınız.”

    Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurdular: “Hûd Suresi, el-Vâkıâ, ve’l-Murselâtü, Amme yetesâelûne ve İze’ş-şemsu kuvvirat sureleri beni yaşlandırdı.” (Tirmizî, et-Tâc, 4:251; Kenzü’l-Ummâl, 1:573)

    Bu sureler kıyametin dehşetini, azametini ve kâinatın alacağı o korkunç şekli anlatıyordu. Kur’an’ın ifadesiyle “Çocukları ihtiyarlatan o gün” (Müzzemmil Suresi, 17) kıyamet günüydü.

    İşte, Efendimiz (a.s.m.) okuduğu bu ayetlerin manalarını ruhunda hissediyor ve “Bunlar beni yaşlandırdı” diyordu.


  7. 30.Temmuz.2012, 15:22
    4
    Devamlı Üye
    Kıraat ve makam:

    Peygamberimiz döneminde de Kur'an'ı Kerim tecvidli okunurdu. Kur'an'ı en güzel okuyan ve Kur'an'ın en güzel şekilde okunmasını isteyen ve bununla ilgili ayetleri ilk olarak uygulayan Peygamberimiz aleyhissalatü vesselam ve sahabe efendilerimizdi.

    Tarih boyunca Kur'an-ı Kerim'e duyulan saygı sebebiyle, okunuşundan anlaşılmasına, yorumlanmasından yaşanmasına kadar üzerinde durulması gereken hususlar, bütün yönleriyle, Müslümanlar tarafından ele alınıp incelenmiştir.

    Kur'an'ın okunuşu da "kıraat" ve "tecvit" ilimleriyle, ayrıntılı bir şekilde tespit edilmiştir. Ancak kıraate makamın katılıp katılmaması tartışma konusu olmuştur. İslam'ın fıtrat dini oluşu, insanın yaratılışına en uygun din oluşu ve insanın güzelliğe meyli dikkate alındığında görülecektir ki, mûsikî de güzel sanatların en eskisi, en yaygını ve en etkili olanıdır.

    Ayrıca Kur'an'ın kendisinde de üstün bir âhenk ve üslubun olduğu görülmektedir. Bunu sağlayan unsurların başında ise âyet sonlarında güzel bir uyum ve ahenkle yer alan fasılalar gelmektedir.

    Öte yandan, konuyla ilgili âyet ve hadislerin işaret ettiği mana; tecvid kaidelerine uymak kaydıyla, okuyuşu güzel ses ve makam ile süslemenin caiz olduğu ve hatta teşvik edildiği şeklindedir. Bununla birlikte, işi çığırından çıkararak ses gösterisine dönüştürmek, makamı ön plana almak, tecvid kurallarından fedakarlık etmek ve okunanın Allah kelamı olduğu şuurundan uzaklaşmak elbette caiz değildir.

    Kur'an'ı Tecvid üzere okumak:

    Tecvid: Sözlükte; bir şeyi süslemek, güzel ve hoşça yapmak anlamlarına gelen, ıstılahta ise; kuvvet, zayıflık, şiddet, yumuşaklık, sadelik vb. bakımlarından çıkış yerlerine göre, her bir harfin hakkını vererek telaffuz etmek anlamını ifade eden Arapça "C-V-D" kökünden "tef'îl" ölçüsünde bir mastar.

    Tecvîd'in birbirine yakın pek çok tarifi yapılmıştır. Bu tariflerden anlaşıldığına göre tevcîd, bilim olarak harfleri incelemektedir. Tecvid, Kur'an-ı Kerîm'in okunuşuyla ilgili bir bilim olunca, onun ilgi alanı Kur'an'dır; yani Kur'an'ın kelimeleri ve bu kelimeleri oluşturan harflerdir. Kur'an harflerinin durumunu söz konusu eden Tecvid, Kur'an-ı Kerîm'i hatasız okumayı öğreten bir ilimdir. Buna göre tecvîdin gayesi, ilahî kelâmın okunuşunda, dili her türlü hatadan korumaktır.

    Tecvîd ilmini bir çok âlim, Kıraat ilminin bir parçası olarak değerlendirmişlerdir. Fakat tecvîd, Kur'an'ın Allah ve Resulunun isteğine göre okunması konusunda önemli bir rol üstlendiği için, ayrı bir bilim dalı olarak sayılması gerekli görülmüştür. Çünkü Kıraat ilminin konusu Kur'an-ı Kerim'in kelimeleri, tecvîdinki ise, onun harfleridir.

    Tecvdin gayesi, Yüce Allah'ın "Kur'an'ı açık açık, tane tane oku" (el-Müzemmil, 73/4) buyruğunu gerçekleştirmektir. Buna göre Kur'an-ı Kerim, ağır ağır, harflerini belli ede ede, öyle ki, dinleyenlerin adeta harflerini sayabileceği şekilde okunmalıdır. Bu ayette Kur'an'ın güzel, ahenkli ve tane tane okunması, telaffuzu ve harflerin çıkış yerlerine uygun bir şekilde tilavet edilmesine dikkat çekilmektedir.

    Kur'an, Allah sözü olduğu için, indiği şekilde korunması ve böylece okunması gerekmektedir. Âilimlerin belirttiğine göre bu ayette Allah, Peygamberine Kur'an'ı tecvîd ile okumayı emretmiştir. Dolayısıyla bu emir, bütün Müslümanlar için de geçerlidir. Zemahşeri, ayetteki "tertîlen" mastarının emrin vücûbunu te'kid etmek ve Kur'an okuyan kimseye tecvîdin muhakkak gerekli olduğunu göstermek için geldiğini belirtmiştir (Zemahşerî, Keşşaf, III, 281).

    Kur'an-ı Kerim Allah katından lafız ve manasıyla birlikte inmiş olduğu için, Kur'an bütünlüğünü oluşturan lafız ve mana örgüsüne önem vermek gerekmektedir. Kur'an-ı Kerim'in arapça olması onun bu dilin özelliklerine göre okunmasını da gerekli kılmaktadır. Kur'an'ın belirli kurallara göre okunması gerektiğine göre, bu kuralların bir çeşit toplamı demek olan tecvîd de, Kur'an tilâvetinin ayrılmaz parçası durumundadır.

    Hz. Peygamber, Kur'an'ın tecvîdle okunmasına büyük önem vermiş ve böyle okuyanları da takdirle karşılayarak bu kimselere iltifatta bulunmuştur. Meselâ, Kur'an'ı güzel okuma konusunda ün yapmış bir sahabe olan İbn Mes'ud için; "Kim Kur'an'ı ilk indiği şekilde okumayı severse, İbn Mes'ud'un kıraatini okusun" (İbn Mâce, Mukaddime, 11, I, 49, no: 138). buyurmuşlardır.

    İbn Mes'ud'un "Kur'an'ı tecvîd ile okuyun, güzel seslerle onu süsleyin ve Arapça kurallara uygun olarak okuyun" (İbnü'l-Cezerî, en-Neşr fî Kıraati'l-Aşr, I, 210) şeklindeki sözleri de tecvîde uyma konusunda Sahabenin titizliğini göstermesi açısından önemlidir. Özetle söylenecek olursa; tecvîdin konusu, Kur'an kelimelerini oluşturan harfler; gayesi de, Kur'an-ı Kerîm'i hatasız ve güzel bir şekilde okumaktır.

    Ümmü Seleme ve Enes b. Malik'den gelen bilgilere göre Peygamberimiz Kur'an'ı tane tane okur, durulacak yerlerde durur, uzatılacak yerleri uzatırdı. (Buhari, fedailü'l-Kur'an 29)

    Bera b. Azib şöyle demiştir: "Resulullah'ı yatsı namazında Tûr suresini okurken işittim. Ondan daha güzel sesli, yahut okuyuşu ondan daha güzel hiç kimseyi işitmedim." (Buhari, Ezan 102)

    Efendimiz (a.s.m.) Kur’an’ı sahabelerine okurken kelimelerin ve ayetlerin manalarına dikkat çeker, ayetlerin verdiği mesajı anlatmaya çalışırdı. İslam âlimleri de Kur’an’ın her ayetini düşünerek, ondan ibret ve dersler çıkararak okurlardı. Acaba bizler de Kur’an’ı gerçek anlamıyla okuyabiliyor muyuz?

    Kur’an-ı Kerim’le ilk defa Efendimiz (a.s.m.) muhatap olduğu gibi, ilk defa da o okumuştu. Ama asıl olarak Peygamberimize (a.s.m.) Kur’an’ı okumasını öğreten Yüce Rabb’imizdir. Peygamberimiz (a.s.m.) Kur’an’ı sadece okumakla emrolunmamış, okutmak ve insanlara öğretmekle de görevlendirilmişti. Bu görevini ayet şöyle bildiriyor:

    “Kur’an’ı Biz sure sure, ayet ayet ayırdık ki, insanlara fasılalar halinde okuyasın ve anlayıp öğrenmeleri kolaylaşsın.” (İsrâ Suresi, 106)

    Bunun için Kur’an bir kalp ve gönül rahatlığı içinde huşû ile okunmalı, okurken ayetlerin mana derinliğini düşünmeye çalışmalı ki istifade ve hissemiz fazla olsun. Rabb’imiz de Kur’an’ın bu şekilde okunmasını emrediyor:

    “Onlar Kur’an’ın manasını düşünerek okumazlar mı?” (Nisâ Suresi, 82)

    “Sana indirdiğimiz şu kitap çok mübarektir. Akıl sahipleri onun ayetlerini düşünsünler, ondan öğüt alsınlar.” (Sâd Suresi, 29)

    Kur’an okumayı büyük bir zevk haline getiren âlimler, Kur’an’ın her ayetini düşünerek, ondan ibret ve dersler çıkararak okurlardı. Bu zatlar aynı zamanda bir sünneti de yerine getiriyorlardı.

    Hz. Ebu Zer’in rivayetine göre Peygamber Efendimiz (a.s.m.) bir gece sabaha kadar şu ayeti tekrar etti:

    “Ey Rabb’im, eğer Sen onları azabına çarptırırsan, onlar Sen’in kullarındır. Şayet bağışlarsan, muhakkak Sen hükmü her şeye galip, her şeyi hikmetle yapansın.” (Maide Suresi, 118)

    Ashab-ı Kiram’dan bazı zatlar, kendilerine tesir eden ayetleri sık sık tekrarlar, saatlerce üzerinde düşünürlerdi. Bu hususta Elmalılı Hamdi Yazır şöyle der:

    “Ehl-i Kur’an, Kur’an’ı bir eğlence gibi okumaz. Elfazını (kelimelerini), maânisini (manalarını), ahkâmını (hükümlerini) cidden gözete gözete dikkatli, saygılı ve devamlı bir surette ve bilmediklerini, anlamadıklarını ehlinden sora sora, hüsn-ü niyetle, temiz kalp, temiz ağızla okurlar. Gelişigüzel, baştankara bir eğlence gibi okumazlar. Şarkı, gazel, roman, hikâye yerine koymazlar. Kemal-i hürmet ve edeple okurlar.”

    Kur’an’ın gerçek muhatabı kimdir?

    Kur’an-ı Kerim’i okuyan kimse kendisini Kur’an’a tam bir muhatap olarak görmelidir. Anlayarak, anladıklarını düşünerek okumaya başladığı için de, her emir ve nehyin doğrudan kendisini ilgilendirdiğini bilmelidir.

    Sahabe-i Kiram’dan Hz. İkrime, Kur’an’ı öyle bir şuur içinde okurdu ki, “Bu benim Rabb’imin kelamıdır, bu benim Rabb’imin kelamıdır” der, Rabb’ine muhatap olmanın hazzını yaşardı.

    Kur’an okurken geçmiş peygamberlerin ve ümmetlerin başından geçenlerden ibret almalıdır. Peygamberlerin türlü sıkıntı ve meşakkatler karşısında gösterdikleri o fevkalüde sabır ve metaneti örnek alarak dersler çıkarmalıdır.

    Peygamberimiz (a.s.m.) her haliyle bir insandı şüphesiz. Çocuk oldu, genç oldu ve nihayet yaşı kemale erdi. Ama onu yaşlandıran unsurlar başkaydı. O’nun (a.s.m.) üzerinde yaşlılık izlerinin sebebi ayrıydı. Hayat yükü, dünya meşgalesi, iş, güç ve aile derdi değildi. O Kur’an’ın gerçek muhatabıydı. Kur’an onun ruhuna ve kalbine öyle işliyor, öyle tesirler vücuda getiriyordu, onu öyle bir hâle sevk ediyordu ki, vücut çizgilerini değiştiriyordu.

    Bir seferinde Hz. Ebu Bekir (r.a.), Resulullah’a (a.s.m.) sordu: “Ya Resulallah, yaşlandınız.”

    Resulullah (a.s.m.) şöyle buyurdular: “Hûd Suresi, el-Vâkıâ, ve’l-Murselâtü, Amme yetesâelûne ve İze’ş-şemsu kuvvirat sureleri beni yaşlandırdı.” (Tirmizî, et-Tâc, 4:251; Kenzü’l-Ummâl, 1:573)

    Bu sureler kıyametin dehşetini, azametini ve kâinatın alacağı o korkunç şekli anlatıyordu. Kur’an’ın ifadesiyle “Çocukları ihtiyarlatan o gün” (Müzzemmil Suresi, 17) kıyamet günüydü.

    İşte, Efendimiz (a.s.m.) okuduğu bu ayetlerin manalarını ruhunda hissediyor ve “Bunlar beni yaşlandırdı” diyordu.


  8. 22.Kasım.2012, 13:10
    5
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Kuran'ı Makam İle Okumak

    Kur’an’ı makamlı okumanın hükmü nedir?
    kuranı makamlı okuma

    Kur’an okumak ayet ve hadislerde üzerinde hassasiyetle durulan ibadetlerdendir. Kur’an’ı okumak (Kehf, 18/27), ayetleri üzerinde düşünmek (Sâd, 38/29) ve öğütlerine sımsıkı tutunmak (Âl-i İmrân, 3/103) yine Kur’an’ın emridir. Ayet-i kerimeler Kur’an’ın “tertîl” üzere okunmasını istemiştir (Müzzemmil, 73/4). Bu nedenle İslam âlimleri Kur’an’ın medlere, tecvide ve vakıflara riayet ederek tane tane okunmasının sünnet olduğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca bu okuyuş Kur’an’ı anlama amacı için en uygun okuma biçimidir (Suyûtî, el-İtkân fî Ulûmi’l-Kur’an, Beyrut, 1996, I, 331, 332). Hz. Peygamber (s.a.s.)’in hadislerinden anlaşıldığı kadarıyla Kur’an’ı güzel sesle ve makamlı okumak teşvik edilmiştir (Buhârî, Fezâilü’l–Kur’an, 19; Tevhîd, 32).


  9. 22.Kasım.2012, 13:10
    5
    Moderatör
    Kur’an’ı makamlı okumanın hükmü nedir?
    kuranı makamlı okuma

    Kur’an okumak ayet ve hadislerde üzerinde hassasiyetle durulan ibadetlerdendir. Kur’an’ı okumak (Kehf, 18/27), ayetleri üzerinde düşünmek (Sâd, 38/29) ve öğütlerine sımsıkı tutunmak (Âl-i İmrân, 3/103) yine Kur’an’ın emridir. Ayet-i kerimeler Kur’an’ın “tertîl” üzere okunmasını istemiştir (Müzzemmil, 73/4). Bu nedenle İslam âlimleri Kur’an’ın medlere, tecvide ve vakıflara riayet ederek tane tane okunmasının sünnet olduğunu ifade etmişlerdir. Ayrıca bu okuyuş Kur’an’ı anlama amacı için en uygun okuma biçimidir (Suyûtî, el-İtkân fî Ulûmi’l-Kur’an, Beyrut, 1996, I, 331, 332). Hz. Peygamber (s.a.s.)’in hadislerinden anlaşıldığı kadarıyla Kur’an’ı güzel sesle ve makamlı okumak teşvik edilmiştir (Buhârî, Fezâilü’l–Kur’an, 19; Tevhîd, 32).


  10. 13.Mart.2015, 19:02
    6
    Misafir

    Cevap: Kuran'ı Makam İle Okumak

    Kur'anı makamlı okumak daha güzel oluyor. Zaten dinimiz de tertiline göre okuyun diyor.


  11. 13.Mart.2015, 19:02
    6
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Kur'anı makamlı okumak daha güzel oluyor. Zaten dinimiz de tertiline göre okuyun diyor.


  12. 05.Nisan.2016, 21:31
    7
    Misafir

    Cevap: Kuran'ı Makam İle Okumak

    Ben KURANI KERİMİ makamlı okumak istiyorum ama ssesim güzel değil sesimin kötü olması buna manimidir aceba birde makam verebilmek için başlıca yapmam gerekenler nedir.cevaplarsanız sevinirim


  13. 05.Nisan.2016, 21:31
    7
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Ben KURANI KERİMİ makamlı okumak istiyorum ama ssesim güzel değil sesimin kötü olması buna manimidir aceba birde makam verebilmek için başlıca yapmam gerekenler nedir.cevaplarsanız sevinirim


  14. 06.Nisan.2016, 23:22
    8
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: Kuran'ı Makam İle Okumak

    Alıntı
    sesimin kötü olması buna manimidir
    Kötü ses yoktur, terbiye edilmemiş ses vardır.
    Kıraat hocasına git makam öğren


  15. 06.Nisan.2016, 23:22
    8
    Moderatör
    Alıntı
    sesimin kötü olması buna manimidir
    Kötü ses yoktur, terbiye edilmemiş ses vardır.
    Kıraat hocasına git makam öğren





+ Yorum Gönder