Konusunu Oylayın.: Bazı takıntılar

5 üzerinden 4.67 | Toplam : 3 kişi
Bazı takıntılar
  1. 19.Temmuz.2012, 15:55
    1
    Dost35
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Temmuz.2012
    Üye No: 96984
    Mesaj Sayısı: 2
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Bazı takıntılar






    Bazı takıntılar Mumsema 1- Gusül abdesti sırasında niyet ederken önce Eüzü Besmele çekip niyet ettim Allah rızası için gusül abdestini almaya diyorum ama tekrar deme ihtiyacı hissediyorum bu 6-7 sefer böyle sürüyor


    2- Ağza su alırken dişlerimde dolgu ve çürükler var ve dişimin çekildiği alanın içinde bazı yemek artıkları var bunları fırçalasam dahi bile çıkmıyor bu durum gusül abdesti almaya manimidir.



    3- Gusül abdesti sırasında burna su çekerken dolu dolu çekemiyorum sinüzit var bende burnumun biri genelde tıkalı oluyor sünkürsem dahi pislik çıkmıyor bu durumda su çekerken sadece bir burun deliğini temizlemiş gibi hissediyorum diğerini değil ....


    4- Saçımı yıkarken suyun saç diplerine gitmediğini hissediyorum ve bunu defalarca ovuşturuyorum genital bölge kıllarıda aynı şekilde.


    Cevap yazarken lütfen 1- 2- 3- diyip söylerseniz sevinirim.


  2. 19.Temmuz.2012, 15:55
    1
    Dost35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    1- Gusül abdesti sırasında niyet ederken önce Eüzü Besmele çekip niyet ettim Allah rızası için gusül abdestini almaya diyorum ama tekrar deme ihtiyacı hissediyorum bu 6-7 sefer böyle sürüyor


    2- Ağza su alırken dişlerimde dolgu ve çürükler var ve dişimin çekildiği alanın içinde bazı yemek artıkları var bunları fırçalasam dahi bile çıkmıyor bu durum gusül abdesti almaya manimidir.



    3- Gusül abdesti sırasında burna su çekerken dolu dolu çekemiyorum sinüzit var bende burnumun biri genelde tıkalı oluyor sünkürsem dahi pislik çıkmıyor bu durumda su çekerken sadece bir burun deliğini temizlemiş gibi hissediyorum diğerini değil ....


    4- Saçımı yıkarken suyun saç diplerine gitmediğini hissediyorum ve bunu defalarca ovuşturuyorum genital bölge kıllarıda aynı şekilde.


    Cevap yazarken lütfen 1- 2- 3- diyip söylerseniz sevinirim.


    Benzer Konular

    - Din konusundaki takıntılar

    - Bazı tarikatlarda tövbe alma, hatme gibi bazı işlevler yapılıyor. bunların bazı sitelerde bidat oldu

    - Gusulle ilgili aklıma takılan bazı takıntılar

    - Gusuldeki takıntılar

    - Takıntılar için ne yapmalıyım?

  3. 19.Temmuz.2012, 16:57
    2
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Bazı takıntılar




    Alıntı
    1- Gusül abdesti sırasında niyet ederken önce Eüzü Besmele çekip niyet ettim Allah rızası için gusül abdestini almaya diyorum ama tekrar deme ihtiyacı hissediyorum bu 6-7 sefer böyle sürüyor
    1
    bidat olan bir iş yapıyor olduğunuzdan olabilir mi?
    siz dini kendinize zorlaştırınca
    Allah da size zorlaştırıyordur belki

    siz gusletmek için yerinizden kalktığınızda
    zaten niyet etmiş sayılırsınız

    İslam'da böyle sesli niyet yoktur
    niyette aslolan Allah rızası olmalıdır
    yani guslünüzü Allah rızası için
    O'nun emrettiği şekilde almalısınız

    yoksa dilinizle on defa
    "niyet ettim Allah rızası için gusül abdestini almaya" deseniz
    fakat niyetiniz birilerine cenabet gezmediğinizi göstermekse
    ya da guslünüzü Allah'ın dinine uygun şekilde almasanız
    size bir faydası olmaz

    Allahu Alem


    2
    dolgunun gusle engel olduğunu sanmıyorum
    o konu forumda çok konuşuldu
    arayıp bakabilirsiniz

    yemek artıklarını çıkarmaya azami gayret edin
    gerekirse dolgu yaptırın
    ama elinizden geleni yaptıktan sonrasından mesul olmazsınız zannımca

    3
    son satır burun tıkanıklığı için de geçerli

    4
    eğer bayansanız
    bayanların saçı hakkında hatırladığım kadarı ile
    diplerinin ıslanması gerekmiyor
    örgüyü çözmeden su dökmeleri yeterli imiş galiba

    erkekseniz
    ya da örgü yoksa dibinin ıslanmaması durumu söz konusu olmamalı
    o sadece sizin zannınız olabilir


  4. 19.Temmuz.2012, 16:57
    2
    âb ü kil



    Alıntı
    1- Gusül abdesti sırasında niyet ederken önce Eüzü Besmele çekip niyet ettim Allah rızası için gusül abdestini almaya diyorum ama tekrar deme ihtiyacı hissediyorum bu 6-7 sefer böyle sürüyor
    1
    bidat olan bir iş yapıyor olduğunuzdan olabilir mi?
    siz dini kendinize zorlaştırınca
    Allah da size zorlaştırıyordur belki

    siz gusletmek için yerinizden kalktığınızda
    zaten niyet etmiş sayılırsınız

    İslam'da böyle sesli niyet yoktur
    niyette aslolan Allah rızası olmalıdır
    yani guslünüzü Allah rızası için
    O'nun emrettiği şekilde almalısınız

    yoksa dilinizle on defa
    "niyet ettim Allah rızası için gusül abdestini almaya" deseniz
    fakat niyetiniz birilerine cenabet gezmediğinizi göstermekse
    ya da guslünüzü Allah'ın dinine uygun şekilde almasanız
    size bir faydası olmaz

    Allahu Alem


    2
    dolgunun gusle engel olduğunu sanmıyorum
    o konu forumda çok konuşuldu
    arayıp bakabilirsiniz

    yemek artıklarını çıkarmaya azami gayret edin
    gerekirse dolgu yaptırın
    ama elinizden geleni yaptıktan sonrasından mesul olmazsınız zannımca

    3
    son satır burun tıkanıklığı için de geçerli

    4
    eğer bayansanız
    bayanların saçı hakkında hatırladığım kadarı ile
    diplerinin ıslanması gerekmiyor
    örgüyü çözmeden su dökmeleri yeterli imiş galiba

    erkekseniz
    ya da örgü yoksa dibinin ıslanmaması durumu söz konusu olmamalı
    o sadece sizin zannınız olabilir


  5. 21.Temmuz.2012, 21:54
    3
    mehmet naim ağım
    Devamlı Üye

    Üyelik Tarihi: 21.Temmuz.2012
    Üye No: 97024
    Mesaj Sayısı: 198
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 23
    Bulunduğu yer: medrese-i yusufiye(hapishane)

    Cevap: Bazı takıntılar

    1
    bu bendede oluyor bazen niyet ettikten sonra başına su döküyorum ama nedense niyetim olmadı diye zannediyorum.bu olay vesveseden başka bir şey değil.hatta ben bazen bu yüzden 4 5defa abdest alıyorum.bunlar hepsi vesveseden başka bir şey değil.niyetini duyacağın şekilde bir defa getir ve gusül abdestini al niye böyle olmayacak çünkü niyetini sesli bir defa okuduğunu anlayacaksın.
    2
    Hanefî mezhebine göre ağız ve burnun içi vücudun dış kısmından sayılmaktadır. Bundan dolayı farz olan gusül esnasında ağız ve burna su verip iç kısmını ıslatmak gerekir. Diş dolgusunun ve kaplatmanın gusle engel olduğunu söyleyen kimseler bu esastan hareketle, dişine kaplama ve dolgu yaptıranların gusüllerinin sahih olmadığı kanaatini taşımaktadırlar.

    Bilindiği gibi, diş çürüyünce ve içi oyulunca, ya çekilip protez yapılmakta veya oyuk kısım doldurulmaktadır. Protez esnasındaki yandaki dişler inceltilerek üzerine kaplama geçirilmektedir. Hâliyle bu tedavi bir zaruretten dolayı yapılmaktadır. Zaten bugün diş tedavisinde bu iki yoldan birisi mutlak sûrette uygulanmaktadır. Dolgu yapılmadığı takdirde çürümeye engel olunamadığından, çürüyen diş kaybedilmektedir. Bunun önüne geçmek için de dolgu yapılarak diş uzun bir müddet muhafaza altına alınmaktadır. Böylece bu muamelenin zaruret olduğu kendiliğinden anlaşılmaktadır.

    İşte böyle bir zaruretten dolayı dişe dolgu yaptırılır veya kaplatılırsa, artık o dolgu ve kaplama maddesi dişin kendisinden sayılır. Bu bakımdan da gusle bir engel teşkil etmez.

    Bu meseleye ışık tutacak bir hadise Asr-ı Saâdette de meydana gelmişti. Sahabîlerden Afrece bin Es’ad’ın İslâmiyet'ten önce vuku bulan bir savaş esnasında burnu kesilmişti. Bundan sonra gümüşten bir burun taktırdıysa da kötü bir koku neşrettiğinden rahat edemedi. Sonunda durumu Resulullaha (a.s.m.) anlattı. Peygamber Efendimiz (a.s.m), altından bir burun yaptırıp taktırmasını tavsiye etti. (Tirmizi, Libas 31; Ebû Dâvud, Hâtem 7)

    İşte bu hadisten hareket eden, başta İmam Muhammed olmak üzere bazı İslâm âlimleri, takma ve doldurma diş yaptırmada bir sakıncanın bulunmadığını; hattâ bunun altın madeninden yapılması hususunda ruhsat bulunduğunu ifâde etmektedirler. Bu meselenin esasını, meâlini verdiğimiz hadis-i şerifin izahında bulmak mümkündür. (Serahsî. el-Mebsût, 1/132)

    Ayrıca boyacının tırnağındaki boyanın, dişlerin arasındaki ve oyuk dişin içindeki yiyecek artıklarının gusle engel olmadığı fıkıh kitaplarımızda ifâde edilmektedir. Dış dolgusu da buna benzer bir durumdur. Diş oyuğundaki yemek artıklarını gidermek ve tırnaktaki yağlı boyayı temizlemek mümkün olsa da, gusül esnasında dolgu yapılan dişin içini boşaltıp yıkamak mümkün değildir. Bunun için dolgu ve kaplama da gusle engel olmaz.

    Diş kaplaması veya dolgusu bir zarûretten dolayı yapılırsa, -ki umumiyetle öyledir- bu bir nevi çürüyen dişi tedâvi şeklidir. Bu zarûretin dindar ve selâhiyetli bir doktor tarafından tesbit edilmesi gerekmektedir. Bu vasıfta bir doktorun tavsiyesi ile yapılan kaplamanın dinen bir mahzurunun olmadığını ve altta kalan dişin, ağzın görünen kısmından çıkıp, görünmeyen kısmın hükmüne geçtiğini ifâde eden Bediüzzaman Hazretleri bir mektubunda, bir sual vesilesiyle bu durumu şöyle izah eder:

    “Kaplamanın altının gusülde yıkanmaması guslü iptal etmez. Çünkü, üstündeki kaplama yıkanıyor, onun yerine geçiyor. Evet, cerihaların (yaraların) üstündeki sargıların zarar için kaldırılmadığından ceriha yerine yıkanması, şer’an o yaranın gusli (yıkanması) yerine geçtiği gibi, böyle ihtiyaca binâen sabit kaplamanın yıkanması dahi dişin yıkanması yerine geçer, guslü iptal etmez. Ve’l-ilmü indallah, madem ihtiyaca binaen bu ruhsat oluyor, elbette yalnız süs için, ihtiyaçsız dişleri kaplamak veya doldurmak bu ruhsattan istifâde edemez. Çünkü, hattâ zarûret derecesine geldikten sonra böyle umûmü’l-belvâda eğer bilerek sû-i ihtiyariyle olsa o zaruret ibâheye (mübah olmasına) sebebiyet vermez. Eğer bilmeyerek olmuş ise zarûret için elbette cevaz vermez.” (Barla Lâhikası, s. 157)
    Ancak çıkarılıp takılabilecek diş ve protezlerin gusül sırasında, ağzı yıkarken çıkarmak gerekir.

    Bu mesele sadece Hanefi mezhebinde mevcuttur. Diğer mezheplere, meselâ, Şâfiî mezhebine göre gusülde ağzın yıkanması farz olmayıp sünnettir. Bu mezhebe göre, dişin gerek dolgu, gerekse kaplama ve protez yapılması hiçbir şekilde gusle zarar vermez.

    Nitekim değerli fıkıh kitabı Mülteka şerhinde fetva kitabından naklen şöyle deniyor:

    Dişini mecburen doldurtan kimse, gusülde bu dolguyu söküp atması mümkün olmayınca, dolgunun üzerinden geçen suyla iktifa ederse, guslü sahih olur mu?

    Elcevap: Olur. Şüpheye mahal kalmaz. (İzahlı Mülteka tercümesi, Taharet bahsi, s. 32)

    Ancak bu mes’elede iki farklı konu vardır. Onu hatırdan çıkarmamalıyız. Biri, diş dolgu ve kaplamasına Tabib-i Hâzık dediğimiz dindar ve selâhiyetli bir doktorun gerek görmesi... Şâyet böyle bir doktor bunun ihtiyaç olduğunu ifade etmişse bu tedavi israf olmadığı gibi gereklidir de. Ancak böyle bir doktor, ihtiyaç olarak görmemiş buna gerek olduğunu ifade etmemiş, lâkin süs ve zinet olarak taktırmak istemiş, sırf gösteriş arzusundan buna lüzum görmüş ise, bunun yapılması hem caiz değildir, hem de israftır.

    Doldurma ve kaplama dişlerin gusle engel olduğunu söyleyenler, bir ihtiyaç olmadan yapılan bu ikinci kısım doldurmayı ve kaplamayı kasdetmiş olabilirler.

    Burada önemli bir soru akla geliyor:

    Acaba hiç bir tedavi maksadı olmadan sırf süs ve gösteriş için kaplama yaptıran bir kimsenin aldığı gusül geçerli midir?

    Bununla ilgili Diyanet İşleri Başkanlığının bize gönderdiği ve Silvan Müftülüğünce verilmiş bir fetvaya göre, ihtiyaç ve tedavi maksadı olmaksızın yapılan kaplamalar dini açıdan caiz değilse de, çıkarma imkanı olmadığından alınan gusül geçerlidir.

    İlgili fetvanın aslı şöyledir:

    "Hanefi ve Şafii kitaplarında ihtiyaç olmaksızın yapılmakta olan altın ve gümüş kaplama dişlerin haram olduğu ve sadatı hanefiyeye göre cenabetin raf'ına mani olduğu anlaşılmakta olduğundan bunlar hakkında fetva varsa bildirilmesine dair Silvan müftülüğünün 05/07/1945 günlü yazısı okundu: Müslüm bir diş tabibinin muayene neticesinde gösterdiği sıhhi lüzum üzerine dişleri gümüş ve altın madeni bir madde ile doldurtmak veya kaplatmak veya birbirine bağlatmak caiz ve böyle yapılan dişlerin zahirini yıkamak abdest ve gusulde kafi ve sahibi tahirdir."


    "Ancak ihtiyaç ve zaruret olmaksızın (mesağı şer'i olmadığı halde) dişlerini doldurma, bağlatma veya kaplatma yaptırmış olanların bu doldurtma ve kaplatmaları dişleri yapışmakla gusul ve abdest esnasında bunların çıkarılmasında hareç olduğundan, suyu diş kaplama ve dolgularının altına isali mümkün olmayıp zahirini yıkamak kafi ve bu suretle sahibi tahir olur."


    Sonuç olarak, diş dolgusu veya kaplama yaptırmak gusle engel değildir. Yapılan bu işlem tedavi amaçlı olduğundan, başka mezhepleri taklit etmek gerekmez.

    Kişi hangi mezhepten olursa olsun, gerektiğinde dişlerini tedavi amaçlı olarak dolgu veya kaplama yaptırabilir ve başka mezhepleri taklit etmeye de gerek kalmadan kendi mezhebine göre abdest/ gusül alıp, ibadetlerini yapabilir.

    Bu itibarla, mazerete binâen diş taktırmak, kaplatmak ve doldurtmak caiz olup abdest ve guslün sıhhatine mâni değildir. Bu tedavinin bir parçası olan geçici protezler konusu da bu kapsamdadır. Ancak çıkarılıp takılabilen dişlerin gusülde, mazmaza esnasında çıkarılması gerekir.

    3

    Ağız ve burun mikropların en çok girdiği kanallardır Havayı devamlı içindeki tozuyla, mikrobuyla teneffüs etme yollarıdır O bakımdan sık sık su ile yıkanıp temizlenmeleri emredilmiştir Özel*likle günde birkaç defa abdest aldığımızda bu iki organı temiz su ile üçer defa yıkayıp temizlememiz son derece önemlidir Resûlül*lah (as) Efendimiz bu temizliği hiçbir abdestinde ihmal etmemiş*tir Ancak ağza su alıp çalkalamak, burna su verip sümkürmek sünnet midir, yoksa vâcib midir? sorusu hatıra gelebilir Konuyla ilgili müctehid imamların istidlal ve ihticaclarını naklettiğimizde bu sorunun cevabı verilmiş olacaktır Şimdi ilgili sahih hadîsleri naklediyoruz:

    Osman b Affan (ra)'dan yapılan rivayette, o bir (su kabı) istedi ve önce üç defa iki eline döküp yıkadıktan sonra sağ elini kaba sokup (su aldı ve) ağzını çalkaladı, burnuna su verdi Sonra yüzünü üç defa yıkadı; iki elini dirseklere kadar üç defa yıkadı, son*ra başını meshetti, sonra da iki ayağını topuklara kadar üç defa yıkadı ve sonra şöyle dedi:

    "Resûlüllah (as) Efendimiz'i benim bu abdestim gibi abdest aldığını gördüm ve abdestten sonra buyurdu ki:

    "Kim benim bu abdestim gibi abdest alır, sonra iki rek'ât na*maz kılar da kendi nefsinden söz etmez (nefsini dünya işleriyle meşgul etmez) se, ALLAH onun geçmiş günâhlarını bağışlar"[475]

    Ali (ra)'den yapılan rivayette, o abdest suyu istedi ve ağzını çalkaladı, burnuna su verip sol eliyle sümkürdü ve bunu üç defa tekrarladıktan sonra şöyle dedi:

    "Bu, Peygamber (as) Efendimizin abdestidir!"[476]

    Hadîslerin açık delâletinden şu hükümler anlaşılmaktadır:

    1- Abdestten önce elleri üç defa yıkamak sünnettir

    2- Abdest alırken ağza su alıp çalkalamak, burna su verip sümkürmek sünnettir (Kimine göre vâcibdir)

    3- Yüze, iki kolu dirseklere kadar, ayakları topuklarına kadar birer defa yıkamak farz, ikinci ve üçüncü defa yıkamak sünnettir

    4- Başı meshetmek farzdır Bu bir defa yapılır, ikinci ve üçün*cü defa meshetmek meşru kılınmamıştır

    Hadîslerin ışığında müctehid imamların ve diğer ilim adamla*rının istidlal, ihticac ve görüşleri:

    a) Hanefîlere göre:

    Abdestin sünnetlerinden biri de, ağıza su alıp çalkalamak, burna su çekip sümkürmektir Hadîsçilere göre, bunlar hem abdestte, hem gusülde farzdır Ahmed b Hanbel de onlardan biridir İmam Şafiî bu ikincisinin hem abdestte, hem gusülde sünnet olduğuna kaildir Hadîsçiler, Resûlüllah (as) abdestte ağıza su verip çalkalamaya, buruna su çekip sümkürmeye devam ettiğiyle ihticac etmişlerdir İmam Şafiî ise, cenabetten dolayı gusletme emri bedenin zahiriyle ilgilidir, bâtınıyla değil, diyerek ağız ve burunun iç kısmının bede*nin batınından olduğunu dikkate almıştır O bakımdan abdest ve gusülde ağız ve burnun iç kısmını yıkamanın vâcib olmadığı görü*şünü ortaya koymuştur

    Biz hanefîlere göre ise, abdest konusunda vâcib (bu tabirden maksad farzdır) olan, üç azayı yıkamak ve başı meshetmektir, ağız ve burnun içi bu azaya dahil değildir Gusülde ise durum böyle değildir[477]

    b) Şâfiîlere göre:

    Abdestte ağzı çalkalamak, burna su verip sümkürmek sünnettir

    Buharî ve Müslim'in naklettikleri rivayet bunların sünnet olduğu*na delâlet etmektedi: "Ağzınıza su alıp çalkalayın, burnunuza su çe*kip sümkürün!" mealindeki rivayet ise zayıftır Abdestte ağız ve burnu ardarda üçer avuç su ile veya birer avuç su ile üçer defa yıkamak efdaldır[478]

    Bu konuda Şafiî'lerden el-Gamravî ise şöyle demiştir: Abdestin sünnetlerinden biri de ağıza su alıp çalkalamak, buruna su çekip sümkürmektir Mezhebin daha zahir kavline göre, ikisi arasını az bir fasılayla ayırmak, yani önce ağızı yıkayıp bitirmek, sonra bur*nu yıkamak efdaldır Ayrıca bu hususta en sahîh tesbite göre, bir avuç su ile ağzı üç defa çalkalamak ve yine bir avuç su ile burnu belirtilen şekilde yıkamak kâfi gelir[479]

    c) Hanbelî'lere göre:

    Ağız ile burun yüzden sayılır O halde ağza su alıp çalkalamak burna su çekip sümkürmek abdestte ye gusülde vâcibdir Çünkü her iki taharette de yüzü yıkamak vâcibdir Ağız ve burun yüzden bir kısımdır Mezhebin meşhur kavli budur[480]

    Ağzı çalkalamada, burna su çekmede mübalâğa ise müstehabdır; öyleki ağza bol su alınıp iyice çalkalanır Buruna bol su çekilerek her defasında sol el ile sümkürülür[481]

    d) Mâlikilere göre:

    Ağza su verip çalkalayarak dökmek, burna su çekip sümkür*mek sünnettir Sadece ağıza su alıp çalkalamak, burna su verip nefesle çekmemek yeterli değildir[482] Hanefîlere göre, yeterliy*se de afdal olanı terkedilmiş sayılır

    e) İbn Ebi Leylâ, Hammad b Süleyman ve İshak'a göre, ağız ve burnu abdest alırken yıkamak vâcibdir Şevkanî de aynı görüş*tedir

    f) Ebû Sevr, Ebû Übeyd, Davud ez-Zahiri ve Ebûbekir b Münzir'e göre, burna su çekip sümkürmek hem abdestte, hem gu*sülde vâcibdir Ağzı yıkamak ise bu ikisinde de sünnettir[483]

    Bunlar Ebû Hüreyre'den rivayet edilen şu sahih hadîsle istidlal etmişlerdir:

    "Sizden biri abdest aldığında burnuna su çektikten sonra sümkürsün!"

    "Abdest aldığın zaman burnuna su çekip sümkür!"[484]

    Sünnettir diyenler ise, daha çok "On şey fıtrattandır" hadîsiyle istidlal etmişlerdir Hafız ise et-Telhis'te bu rivayeti reddederek, hadisin başında "On şey" lâfzı yoktur, demiştir Sadece "Fıtrattandır" lafzıyla rivayet tesbit edilmiştir Ayrıca İbn Abbas'dan (ra) rivayet edilen şu hadîsle de istidlal etmişlerdir:

    "Ağzı çalkalamak, burna su çekmek sünnettir"[485]

    Hafız İbn Hacer bu hadîsin zayıf olduğunu söylemiştir Ancak Kur'ân'da ağza su alıp çalkalamak, burna su vermek zikredilmemiştir Sadece Peygamber Efendimiz'in sünnetiyle sübût bulmuştur

    Vâcibdir diyenlerin istidlal ettikleri hadîslerden biri de Hz Aişe (ra) validemizden rivayet edilmiştir ki, Resûlüllah'ın (as) şöyle buyurduğunu söylemiştir:

    "Ağza su alıp çalkalamak, burna su verip sümkürmek mutlaka gerekli olan abdesttendir"[486]

    Bunun da zayıf olduğu söylenir

    Abdest azasını üç defa yıkamak vâcib midir? İlim adamları, ab*dest azasını bir defa yıkamanın vâcib olduğunda icma' etmiştir İkinci ve üçüncü defa yıkamanın sünnet olduğunda ittifakları var*dır Çünkü yapılan sahih tesbitlere göre, Resûlüllah (as) Efendi*miz bazan abdest azasını birer defa yıkamakla yetinmiştir İkişer defa yıkadığı da vakidir Eğer vacib olsaydı mutlaka üçer defa yı*kardı Hem âyetteki emir tekrarı gerektirmiyor

    Konuyla ilgili iki sahih hadîs daha rivayet edilmiştir:

    "Sizden biriniz abdest aldığı zaman burnuna su alıp sümkür*sün"[487]

    Ebû Hüreyre'den (ra) yapılan rivayette demiştir ki:

    "Resûlüllah (as) Efendimiz abdestte ağzı su ile çalkalamayı, burna su çekip sümkürmeyi emretti"[488]

    Bu husustaki emir, te'kîd anlamınadır, yani abdestte ağız ve bur*nu yıkamamızı te'kiden sünnet kılmıştır, demektir

    4
    bunda yukarıdaki amir adlı arkadaşa katılıyorum.


  6. 21.Temmuz.2012, 21:54
    3
    Devamlı Üye
    1
    bu bendede oluyor bazen niyet ettikten sonra başına su döküyorum ama nedense niyetim olmadı diye zannediyorum.bu olay vesveseden başka bir şey değil.hatta ben bazen bu yüzden 4 5defa abdest alıyorum.bunlar hepsi vesveseden başka bir şey değil.niyetini duyacağın şekilde bir defa getir ve gusül abdestini al niye böyle olmayacak çünkü niyetini sesli bir defa okuduğunu anlayacaksın.
    2
    Hanefî mezhebine göre ağız ve burnun içi vücudun dış kısmından sayılmaktadır. Bundan dolayı farz olan gusül esnasında ağız ve burna su verip iç kısmını ıslatmak gerekir. Diş dolgusunun ve kaplatmanın gusle engel olduğunu söyleyen kimseler bu esastan hareketle, dişine kaplama ve dolgu yaptıranların gusüllerinin sahih olmadığı kanaatini taşımaktadırlar.

    Bilindiği gibi, diş çürüyünce ve içi oyulunca, ya çekilip protez yapılmakta veya oyuk kısım doldurulmaktadır. Protez esnasındaki yandaki dişler inceltilerek üzerine kaplama geçirilmektedir. Hâliyle bu tedavi bir zaruretten dolayı yapılmaktadır. Zaten bugün diş tedavisinde bu iki yoldan birisi mutlak sûrette uygulanmaktadır. Dolgu yapılmadığı takdirde çürümeye engel olunamadığından, çürüyen diş kaybedilmektedir. Bunun önüne geçmek için de dolgu yapılarak diş uzun bir müddet muhafaza altına alınmaktadır. Böylece bu muamelenin zaruret olduğu kendiliğinden anlaşılmaktadır.

    İşte böyle bir zaruretten dolayı dişe dolgu yaptırılır veya kaplatılırsa, artık o dolgu ve kaplama maddesi dişin kendisinden sayılır. Bu bakımdan da gusle bir engel teşkil etmez.

    Bu meseleye ışık tutacak bir hadise Asr-ı Saâdette de meydana gelmişti. Sahabîlerden Afrece bin Es’ad’ın İslâmiyet'ten önce vuku bulan bir savaş esnasında burnu kesilmişti. Bundan sonra gümüşten bir burun taktırdıysa da kötü bir koku neşrettiğinden rahat edemedi. Sonunda durumu Resulullaha (a.s.m.) anlattı. Peygamber Efendimiz (a.s.m), altından bir burun yaptırıp taktırmasını tavsiye etti. (Tirmizi, Libas 31; Ebû Dâvud, Hâtem 7)

    İşte bu hadisten hareket eden, başta İmam Muhammed olmak üzere bazı İslâm âlimleri, takma ve doldurma diş yaptırmada bir sakıncanın bulunmadığını; hattâ bunun altın madeninden yapılması hususunda ruhsat bulunduğunu ifâde etmektedirler. Bu meselenin esasını, meâlini verdiğimiz hadis-i şerifin izahında bulmak mümkündür. (Serahsî. el-Mebsût, 1/132)

    Ayrıca boyacının tırnağındaki boyanın, dişlerin arasındaki ve oyuk dişin içindeki yiyecek artıklarının gusle engel olmadığı fıkıh kitaplarımızda ifâde edilmektedir. Dış dolgusu da buna benzer bir durumdur. Diş oyuğundaki yemek artıklarını gidermek ve tırnaktaki yağlı boyayı temizlemek mümkün olsa da, gusül esnasında dolgu yapılan dişin içini boşaltıp yıkamak mümkün değildir. Bunun için dolgu ve kaplama da gusle engel olmaz.

    Diş kaplaması veya dolgusu bir zarûretten dolayı yapılırsa, -ki umumiyetle öyledir- bu bir nevi çürüyen dişi tedâvi şeklidir. Bu zarûretin dindar ve selâhiyetli bir doktor tarafından tesbit edilmesi gerekmektedir. Bu vasıfta bir doktorun tavsiyesi ile yapılan kaplamanın dinen bir mahzurunun olmadığını ve altta kalan dişin, ağzın görünen kısmından çıkıp, görünmeyen kısmın hükmüne geçtiğini ifâde eden Bediüzzaman Hazretleri bir mektubunda, bir sual vesilesiyle bu durumu şöyle izah eder:

    “Kaplamanın altının gusülde yıkanmaması guslü iptal etmez. Çünkü, üstündeki kaplama yıkanıyor, onun yerine geçiyor. Evet, cerihaların (yaraların) üstündeki sargıların zarar için kaldırılmadığından ceriha yerine yıkanması, şer’an o yaranın gusli (yıkanması) yerine geçtiği gibi, böyle ihtiyaca binâen sabit kaplamanın yıkanması dahi dişin yıkanması yerine geçer, guslü iptal etmez. Ve’l-ilmü indallah, madem ihtiyaca binaen bu ruhsat oluyor, elbette yalnız süs için, ihtiyaçsız dişleri kaplamak veya doldurmak bu ruhsattan istifâde edemez. Çünkü, hattâ zarûret derecesine geldikten sonra böyle umûmü’l-belvâda eğer bilerek sû-i ihtiyariyle olsa o zaruret ibâheye (mübah olmasına) sebebiyet vermez. Eğer bilmeyerek olmuş ise zarûret için elbette cevaz vermez.” (Barla Lâhikası, s. 157)
    Ancak çıkarılıp takılabilecek diş ve protezlerin gusül sırasında, ağzı yıkarken çıkarmak gerekir.

    Bu mesele sadece Hanefi mezhebinde mevcuttur. Diğer mezheplere, meselâ, Şâfiî mezhebine göre gusülde ağzın yıkanması farz olmayıp sünnettir. Bu mezhebe göre, dişin gerek dolgu, gerekse kaplama ve protez yapılması hiçbir şekilde gusle zarar vermez.

    Nitekim değerli fıkıh kitabı Mülteka şerhinde fetva kitabından naklen şöyle deniyor:

    Dişini mecburen doldurtan kimse, gusülde bu dolguyu söküp atması mümkün olmayınca, dolgunun üzerinden geçen suyla iktifa ederse, guslü sahih olur mu?

    Elcevap: Olur. Şüpheye mahal kalmaz. (İzahlı Mülteka tercümesi, Taharet bahsi, s. 32)

    Ancak bu mes’elede iki farklı konu vardır. Onu hatırdan çıkarmamalıyız. Biri, diş dolgu ve kaplamasına Tabib-i Hâzık dediğimiz dindar ve selâhiyetli bir doktorun gerek görmesi... Şâyet böyle bir doktor bunun ihtiyaç olduğunu ifade etmişse bu tedavi israf olmadığı gibi gereklidir de. Ancak böyle bir doktor, ihtiyaç olarak görmemiş buna gerek olduğunu ifade etmemiş, lâkin süs ve zinet olarak taktırmak istemiş, sırf gösteriş arzusundan buna lüzum görmüş ise, bunun yapılması hem caiz değildir, hem de israftır.

    Doldurma ve kaplama dişlerin gusle engel olduğunu söyleyenler, bir ihtiyaç olmadan yapılan bu ikinci kısım doldurmayı ve kaplamayı kasdetmiş olabilirler.

    Burada önemli bir soru akla geliyor:

    Acaba hiç bir tedavi maksadı olmadan sırf süs ve gösteriş için kaplama yaptıran bir kimsenin aldığı gusül geçerli midir?

    Bununla ilgili Diyanet İşleri Başkanlığının bize gönderdiği ve Silvan Müftülüğünce verilmiş bir fetvaya göre, ihtiyaç ve tedavi maksadı olmaksızın yapılan kaplamalar dini açıdan caiz değilse de, çıkarma imkanı olmadığından alınan gusül geçerlidir.

    İlgili fetvanın aslı şöyledir:

    "Hanefi ve Şafii kitaplarında ihtiyaç olmaksızın yapılmakta olan altın ve gümüş kaplama dişlerin haram olduğu ve sadatı hanefiyeye göre cenabetin raf'ına mani olduğu anlaşılmakta olduğundan bunlar hakkında fetva varsa bildirilmesine dair Silvan müftülüğünün 05/07/1945 günlü yazısı okundu: Müslüm bir diş tabibinin muayene neticesinde gösterdiği sıhhi lüzum üzerine dişleri gümüş ve altın madeni bir madde ile doldurtmak veya kaplatmak veya birbirine bağlatmak caiz ve böyle yapılan dişlerin zahirini yıkamak abdest ve gusulde kafi ve sahibi tahirdir."


    "Ancak ihtiyaç ve zaruret olmaksızın (mesağı şer'i olmadığı halde) dişlerini doldurma, bağlatma veya kaplatma yaptırmış olanların bu doldurtma ve kaplatmaları dişleri yapışmakla gusul ve abdest esnasında bunların çıkarılmasında hareç olduğundan, suyu diş kaplama ve dolgularının altına isali mümkün olmayıp zahirini yıkamak kafi ve bu suretle sahibi tahir olur."


    Sonuç olarak, diş dolgusu veya kaplama yaptırmak gusle engel değildir. Yapılan bu işlem tedavi amaçlı olduğundan, başka mezhepleri taklit etmek gerekmez.

    Kişi hangi mezhepten olursa olsun, gerektiğinde dişlerini tedavi amaçlı olarak dolgu veya kaplama yaptırabilir ve başka mezhepleri taklit etmeye de gerek kalmadan kendi mezhebine göre abdest/ gusül alıp, ibadetlerini yapabilir.

    Bu itibarla, mazerete binâen diş taktırmak, kaplatmak ve doldurtmak caiz olup abdest ve guslün sıhhatine mâni değildir. Bu tedavinin bir parçası olan geçici protezler konusu da bu kapsamdadır. Ancak çıkarılıp takılabilen dişlerin gusülde, mazmaza esnasında çıkarılması gerekir.

    3

    Ağız ve burun mikropların en çok girdiği kanallardır Havayı devamlı içindeki tozuyla, mikrobuyla teneffüs etme yollarıdır O bakımdan sık sık su ile yıkanıp temizlenmeleri emredilmiştir Özel*likle günde birkaç defa abdest aldığımızda bu iki organı temiz su ile üçer defa yıkayıp temizlememiz son derece önemlidir Resûlül*lah (as) Efendimiz bu temizliği hiçbir abdestinde ihmal etmemiş*tir Ancak ağza su alıp çalkalamak, burna su verip sümkürmek sünnet midir, yoksa vâcib midir? sorusu hatıra gelebilir Konuyla ilgili müctehid imamların istidlal ve ihticaclarını naklettiğimizde bu sorunun cevabı verilmiş olacaktır Şimdi ilgili sahih hadîsleri naklediyoruz:

    Osman b Affan (ra)'dan yapılan rivayette, o bir (su kabı) istedi ve önce üç defa iki eline döküp yıkadıktan sonra sağ elini kaba sokup (su aldı ve) ağzını çalkaladı, burnuna su verdi Sonra yüzünü üç defa yıkadı; iki elini dirseklere kadar üç defa yıkadı, son*ra başını meshetti, sonra da iki ayağını topuklara kadar üç defa yıkadı ve sonra şöyle dedi:

    "Resûlüllah (as) Efendimiz'i benim bu abdestim gibi abdest aldığını gördüm ve abdestten sonra buyurdu ki:

    "Kim benim bu abdestim gibi abdest alır, sonra iki rek'ât na*maz kılar da kendi nefsinden söz etmez (nefsini dünya işleriyle meşgul etmez) se, ALLAH onun geçmiş günâhlarını bağışlar"[475]

    Ali (ra)'den yapılan rivayette, o abdest suyu istedi ve ağzını çalkaladı, burnuna su verip sol eliyle sümkürdü ve bunu üç defa tekrarladıktan sonra şöyle dedi:

    "Bu, Peygamber (as) Efendimizin abdestidir!"[476]

    Hadîslerin açık delâletinden şu hükümler anlaşılmaktadır:

    1- Abdestten önce elleri üç defa yıkamak sünnettir

    2- Abdest alırken ağza su alıp çalkalamak, burna su verip sümkürmek sünnettir (Kimine göre vâcibdir)

    3- Yüze, iki kolu dirseklere kadar, ayakları topuklarına kadar birer defa yıkamak farz, ikinci ve üçüncü defa yıkamak sünnettir

    4- Başı meshetmek farzdır Bu bir defa yapılır, ikinci ve üçün*cü defa meshetmek meşru kılınmamıştır

    Hadîslerin ışığında müctehid imamların ve diğer ilim adamla*rının istidlal, ihticac ve görüşleri:

    a) Hanefîlere göre:

    Abdestin sünnetlerinden biri de, ağıza su alıp çalkalamak, burna su çekip sümkürmektir Hadîsçilere göre, bunlar hem abdestte, hem gusülde farzdır Ahmed b Hanbel de onlardan biridir İmam Şafiî bu ikincisinin hem abdestte, hem gusülde sünnet olduğuna kaildir Hadîsçiler, Resûlüllah (as) abdestte ağıza su verip çalkalamaya, buruna su çekip sümkürmeye devam ettiğiyle ihticac etmişlerdir İmam Şafiî ise, cenabetten dolayı gusletme emri bedenin zahiriyle ilgilidir, bâtınıyla değil, diyerek ağız ve burunun iç kısmının bede*nin batınından olduğunu dikkate almıştır O bakımdan abdest ve gusülde ağız ve burnun iç kısmını yıkamanın vâcib olmadığı görü*şünü ortaya koymuştur

    Biz hanefîlere göre ise, abdest konusunda vâcib (bu tabirden maksad farzdır) olan, üç azayı yıkamak ve başı meshetmektir, ağız ve burnun içi bu azaya dahil değildir Gusülde ise durum böyle değildir[477]

    b) Şâfiîlere göre:

    Abdestte ağzı çalkalamak, burna su verip sümkürmek sünnettir

    Buharî ve Müslim'in naklettikleri rivayet bunların sünnet olduğu*na delâlet etmektedi: "Ağzınıza su alıp çalkalayın, burnunuza su çe*kip sümkürün!" mealindeki rivayet ise zayıftır Abdestte ağız ve burnu ardarda üçer avuç su ile veya birer avuç su ile üçer defa yıkamak efdaldır[478]

    Bu konuda Şafiî'lerden el-Gamravî ise şöyle demiştir: Abdestin sünnetlerinden biri de ağıza su alıp çalkalamak, buruna su çekip sümkürmektir Mezhebin daha zahir kavline göre, ikisi arasını az bir fasılayla ayırmak, yani önce ağızı yıkayıp bitirmek, sonra bur*nu yıkamak efdaldır Ayrıca bu hususta en sahîh tesbite göre, bir avuç su ile ağzı üç defa çalkalamak ve yine bir avuç su ile burnu belirtilen şekilde yıkamak kâfi gelir[479]

    c) Hanbelî'lere göre:

    Ağız ile burun yüzden sayılır O halde ağza su alıp çalkalamak burna su çekip sümkürmek abdestte ye gusülde vâcibdir Çünkü her iki taharette de yüzü yıkamak vâcibdir Ağız ve burun yüzden bir kısımdır Mezhebin meşhur kavli budur[480]

    Ağzı çalkalamada, burna su çekmede mübalâğa ise müstehabdır; öyleki ağza bol su alınıp iyice çalkalanır Buruna bol su çekilerek her defasında sol el ile sümkürülür[481]

    d) Mâlikilere göre:

    Ağza su verip çalkalayarak dökmek, burna su çekip sümkür*mek sünnettir Sadece ağıza su alıp çalkalamak, burna su verip nefesle çekmemek yeterli değildir[482] Hanefîlere göre, yeterliy*se de afdal olanı terkedilmiş sayılır

    e) İbn Ebi Leylâ, Hammad b Süleyman ve İshak'a göre, ağız ve burnu abdest alırken yıkamak vâcibdir Şevkanî de aynı görüş*tedir

    f) Ebû Sevr, Ebû Übeyd, Davud ez-Zahiri ve Ebûbekir b Münzir'e göre, burna su çekip sümkürmek hem abdestte, hem gu*sülde vâcibdir Ağzı yıkamak ise bu ikisinde de sünnettir[483]

    Bunlar Ebû Hüreyre'den rivayet edilen şu sahih hadîsle istidlal etmişlerdir:

    "Sizden biri abdest aldığında burnuna su çektikten sonra sümkürsün!"

    "Abdest aldığın zaman burnuna su çekip sümkür!"[484]

    Sünnettir diyenler ise, daha çok "On şey fıtrattandır" hadîsiyle istidlal etmişlerdir Hafız ise et-Telhis'te bu rivayeti reddederek, hadisin başında "On şey" lâfzı yoktur, demiştir Sadece "Fıtrattandır" lafzıyla rivayet tesbit edilmiştir Ayrıca İbn Abbas'dan (ra) rivayet edilen şu hadîsle de istidlal etmişlerdir:

    "Ağzı çalkalamak, burna su çekmek sünnettir"[485]

    Hafız İbn Hacer bu hadîsin zayıf olduğunu söylemiştir Ancak Kur'ân'da ağza su alıp çalkalamak, burna su vermek zikredilmemiştir Sadece Peygamber Efendimiz'in sünnetiyle sübût bulmuştur

    Vâcibdir diyenlerin istidlal ettikleri hadîslerden biri de Hz Aişe (ra) validemizden rivayet edilmiştir ki, Resûlüllah'ın (as) şöyle buyurduğunu söylemiştir:

    "Ağza su alıp çalkalamak, burna su verip sümkürmek mutlaka gerekli olan abdesttendir"[486]

    Bunun da zayıf olduğu söylenir

    Abdest azasını üç defa yıkamak vâcib midir? İlim adamları, ab*dest azasını bir defa yıkamanın vâcib olduğunda icma' etmiştir İkinci ve üçüncü defa yıkamanın sünnet olduğunda ittifakları var*dır Çünkü yapılan sahih tesbitlere göre, Resûlüllah (as) Efendi*miz bazan abdest azasını birer defa yıkamakla yetinmiştir İkişer defa yıkadığı da vakidir Eğer vacib olsaydı mutlaka üçer defa yı*kardı Hem âyetteki emir tekrarı gerektirmiyor

    Konuyla ilgili iki sahih hadîs daha rivayet edilmiştir:

    "Sizden biriniz abdest aldığı zaman burnuna su alıp sümkür*sün"[487]

    Ebû Hüreyre'den (ra) yapılan rivayette demiştir ki:

    "Resûlüllah (as) Efendimiz abdestte ağzı su ile çalkalamayı, burna su çekip sümkürmeyi emretti"[488]

    Bu husustaki emir, te'kîd anlamınadır, yani abdestte ağız ve bur*nu yıkamamızı te'kiden sünnet kılmıştır, demektir

    4
    bunda yukarıdaki amir adlı arkadaşa katılıyorum.


  7. 22.Temmuz.2012, 01:17
    4
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Bazı takıntılar

    Elhamdulillah;

    @mir kardeşimin ifade ettikleri üzere,

    Alıntı
    siz gusletmek için yerinizden kalktığınızda
    zaten niyet etmiş sayılırsınız
    İslam'ın takıntılı değil, dirayetli ve vakur bir gençliğe ihtiyacı vardır.

    RAB'bim Cümlemizden Razı Olsun. Amin.


  8. 22.Temmuz.2012, 01:17
    4
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Elhamdulillah;

    @mir kardeşimin ifade ettikleri üzere,

    Alıntı
    siz gusletmek için yerinizden kalktığınızda
    zaten niyet etmiş sayılırsınız
    İslam'ın takıntılı değil, dirayetli ve vakur bir gençliğe ihtiyacı vardır.

    RAB'bim Cümlemizden Razı Olsun. Amin.





+ Yorum Gönder