Konusunu Oylayın.: Ümitsizliği yenmek için ne yapmak gerekir?

5 üzerinden 4.67 | Toplam : 3 kişi
Ümitsizliği yenmek için ne yapmak gerekir?
  1. 18.Temmuz.2012, 20:41
    1
    Kırlangıç.
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Temmuz.2012
    Üye No: 96892
    Mesaj Sayısı: 584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Yaş: 20
    Bulunduğu yer: Mümine zindan, kafire cennet.

    Ümitsizliği yenmek için ne yapmak gerekir?






    Ümitsizliği yenmek için ne yapmak gerekir? Mumsema Şu son 1-2 gündür içim çok sıkılıyor, sanki tevbe edip dua etmeme rağmen affedilmeyecekmişim, rahmet kapısı yüzüme kapalıymış gibi hissediyorum.Allah (c.c.) sonsuz merhamet sahibidir, ümitsizlik büyük günahtır biliyorum ama kalbimdeki bu hissi bir türlü yenemiyorum.Başa çıkmak için ne yapmam gerekiyor?


  2. 18.Temmuz.2012, 20:41
    1
    Devamlı Üye



    Şu son 1-2 gündür içim çok sıkılıyor, sanki tevbe edip dua etmeme rağmen affedilmeyecekmişim, rahmet kapısı yüzüme kapalıymış gibi hissediyorum.Allah (c.c.) sonsuz merhamet sahibidir, ümitsizlik büyük günahtır biliyorum ama kalbimdeki bu hissi bir türlü yenemiyorum.Başa çıkmak için ne yapmam gerekiyor?


    Benzer Konular

    - Öfkeyi yenmek ve sabırlı olmak için ne yapmak gerekir?

    - Rüyalanmamak için ne yapmak gerekir

    - Dedikodudan sakınmak için ne yapmak gerekir?

    - Günahlardan kaçınmak için ne yapmak gerekir?

    - Arapça öğrenmek için ne yapmak gerekir?

  3. 18.Temmuz.2012, 20:42
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,656
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Allah´tan ümit kesilmez




    Çok dertlerim var. Bazen altında ezilecek gibi oluyorum. Bana bir tesellî var mı? Bu sıkıntılarımın benim için hayır ciheti var mı”



    Dünyanın hiçbir derdi bizi yıldırmamalı. Çünkü biz mü’miniz; Allah’a inanıyoruz, güveniyoruz, itimad ediyoruz. İmanımız bize öyle bir ümit ve ricâ kapısı açıyor ki, öyle bir ümit ve ricâ kapısı açıyor ki, aslında yüz bin dünya derdi de gelse yine hafif kalır, yine çekilir cinsten olur. Fakat biz şüphesiz, dertten ve belâdan Allah’a sığınıyoruz, sığınmalıyız. Çünkü Allah’a sığınmak bir ibâdettir.

    Cenâb-ı Hak bütün canlıların, bütün hayvanâtın, bütün mahlûkatın, bütün kullarının yegâne umududur. Herkes, her derdinde, her kederinde, her ıztırabında yalnız Cenab-ı Allah’a sığınır, yalnız Cenâb-ı Allah’tan ümit eder. Umutların tükendiği her noktada, Allah’ın rahmet ve umut kapısı hep açıktır. Emîn olmalıyız ki, Allah Kendisine ilticâ edenlere şefkatle ve merhametle yardım eder.

    Her zaman ve her yerde, her darlıkta ve her olumsuzlukta mahlûkatının ve kullarının mutlak ümidi olan Cenâb-ı Hak, bütün kapıların kapandığı zamanlarda kullarına yeni kapılar açar, yeni çıkış yolları gösterir, ümitsizlere ümit olur. Mü’min, tüm kapılar yüzüne kapansa da, yalnız Allah’tan ummaya devam eder, Allah’tan umudunu hiçbir zaman kesmez.

    Şu âyetlerdeki ümit bize yetmez mi?

    *”De ki: “Rabbine kavuşmayı uman kimse, salih amel işlesin. Rabbine kullukta hiç şirk koşmasın.’” 1

    *”Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever. Allah size yardım ederse, artık size üstün gelecek hiç kimse yoktur. Eğer sizi bırakıverirse, ondan sonra size kim yardım eder? O halde Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.”2

    Acziyetini bilen bir kulun Allah’a tevekkül edeceğinden eşsiz bir tesellî bulacağını beyan eden Bedîüzzaman, Fâtihâ Sûresindeki “Nestaîn”3 kelimesinin tevekkül mânâsını taşıdığını, bu mukaddes kelimenin dertli kullara tesellî verdiğini ve Allah’ın recâ ve ümit kapısını her an her an açık tuttuğunu kaydeder.4

    Bediüzzaman Saîd Nursî’ye göre, celâlî ve cemâlî isimler vicdana tecellî edince ümit ve korku hâsıl olur.5 Allah’ın emrine muhatap olan insanlar, korku ve ümit ortasında bulunmalıdırlar. Takvâyı umarak Rabbine ibâdet etmesi gereken insan, ibâdetini hiçbir şekilde yeterli saymamalı, ibâdetine itimat etmemeli, dâimâ ibâdetinin artmasına çalışmalıdır.6 Ümidin kaynağı hiç şüphesiz îmandır. Îman, dünya ve âhireti nimetlerle süslenmiş iki sofra olarak insanın önüne sürer. Îmân nimetini bize ihsan eden Rabbimiz, ümit bakımından bize elbette kâfidir, yeterlidir.7

    Recânın ve umudun cemâlî bir tecellî olduğunu8 kaydeden Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Cenâb-ı Hakkın, tesellî isteyen kullarının dâima refîki, en yakın arkadaşı ve en sadık dostu olduğunu, recâ ve umut makamı mâhiyetinde, şefkatini kullarından aslâ esirgemediğini 9 beyan eder.

    Üstad Hazretlerine göre, mü’min için hiçbir zaman umutsuzluk ve yeis söz konusu değildir.10 Ölüm bile mü’mini ye’se ve ümitsizliğe atamazken, mü’minin başka hangi sebeple ümitsizliğe düşmesi beklenebilir ki? Zira, ölüm yokluk ve umutsuzluk kapısı değildir.11 Mü’min için ölüm mekân değiştirmekten ibârettir. Kabir ise, karanlıklı bir kuyu ağzı değil, nûrâniyetli âlemlerin kapısıdır. Dünyâ da bütün ihtişâmıyla, âhirete nisbeten bir zindan hükmündedir. Dünya zindanından Cennet bahçelerine çıkmak, dünya hayatının rahatsız edici dağdağalarından rahat âlemine ve ruhların uçtuğu meydana geçmek ve mahlukâtın sıkıntılı gürültüsünden sıyrılıp Rahmân’ın huzuruna gitmek bin can ile arzû edilir bir seyahattir ve eşsiz bir saadettir.12 Cenâb-ı Hak ölüm esnasında bu can ve ten mülkünü bizden, bizim için muhafaza etmek üzere alacak, fakat sonra tekrar geri iâde edecek ve fiyat olarak da—inşaallah—Cenneti ihsan edecektir. 13

    Üstad Bediüzzaman’a göre, Cenâb-ı Hak bizi yoktan var etmiş, göz, kulak ve her türlü âzâmızı hiçten açmış, yaratmış, cismimize bir dil ve bir kalp takmış, bedenimize ve cihâzâtımıza, türlü türlü nimetlerini tartmak ve tanımak için sayılamayacak kadar hassas ölçücükler yerleştirmiş ve aynı zamanda isimlerinin çeşit çeşit hazinelerini anlamak için dil, kalp ve fıtratımıza hadsiz duygular koymuştur. Rahmet, şefkat ve kudret sahibi Allah Teâlâ bütün maksatlarımız ve umutlarımız için bize yeterlidir.14

    O halde Allah’a dayanmalıyız, Allah’a sığınmalıyız, Allah’a duâ etmeliyiz. Dünyanın hangi sıkıntısı olursa olsun; bilmeliyiz ki, bir kapıyı kapayan Rabbimiz, bize sayısız kapı açmaya kâdirdir. Ve yine bilmeliyiz ki, sabrettiğimiz ve Allah’tan ümidimizi eksik etmediğimiz takdirde, her sıkıntının perde arkası mutlak hayırdır, mutlak sevaptır, Allah’ın rızâsıdır ve her sıkıntı aslında birer âhiret azığı teşkil etmektedir.

    Dipnot:
    1- Kehf Sûresi: 110;
    2- Âl-i İmrân Sûresi: 159, 160;
    3- Fâtiha Sûresi: 5;
    4- İşârâtü’l-İ’câz, s. 32;
    5- A.g.e., s. 66;
    6- A.g.e., s. 154;
    7- Şuâlar, s. 85;
    8- İşârâtü’l-İ’câz, s. 66;
    9- A.g.e., s. 32;
    10- Sözler, s. 580;
    11- Mektûbât, s. 13;
    12- Sözler, s. 187;
    13- A.g.e., s. 31;
    14- Şuâlar, s. 84.
    alıntı


  4. 18.Temmuz.2012, 20:42
    2
    Moderatör



    Çok dertlerim var. Bazen altında ezilecek gibi oluyorum. Bana bir tesellî var mı? Bu sıkıntılarımın benim için hayır ciheti var mı”



    Dünyanın hiçbir derdi bizi yıldırmamalı. Çünkü biz mü’miniz; Allah’a inanıyoruz, güveniyoruz, itimad ediyoruz. İmanımız bize öyle bir ümit ve ricâ kapısı açıyor ki, öyle bir ümit ve ricâ kapısı açıyor ki, aslında yüz bin dünya derdi de gelse yine hafif kalır, yine çekilir cinsten olur. Fakat biz şüphesiz, dertten ve belâdan Allah’a sığınıyoruz, sığınmalıyız. Çünkü Allah’a sığınmak bir ibâdettir.

    Cenâb-ı Hak bütün canlıların, bütün hayvanâtın, bütün mahlûkatın, bütün kullarının yegâne umududur. Herkes, her derdinde, her kederinde, her ıztırabında yalnız Cenab-ı Allah’a sığınır, yalnız Cenâb-ı Allah’tan ümit eder. Umutların tükendiği her noktada, Allah’ın rahmet ve umut kapısı hep açıktır. Emîn olmalıyız ki, Allah Kendisine ilticâ edenlere şefkatle ve merhametle yardım eder.

    Her zaman ve her yerde, her darlıkta ve her olumsuzlukta mahlûkatının ve kullarının mutlak ümidi olan Cenâb-ı Hak, bütün kapıların kapandığı zamanlarda kullarına yeni kapılar açar, yeni çıkış yolları gösterir, ümitsizlere ümit olur. Mü’min, tüm kapılar yüzüne kapansa da, yalnız Allah’tan ummaya devam eder, Allah’tan umudunu hiçbir zaman kesmez.

    Şu âyetlerdeki ümit bize yetmez mi?

    *”De ki: “Rabbine kavuşmayı uman kimse, salih amel işlesin. Rabbine kullukta hiç şirk koşmasın.’” 1

    *”Kararını verdiğin zaman da artık Allah’a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever. Allah size yardım ederse, artık size üstün gelecek hiç kimse yoktur. Eğer sizi bırakıverirse, ondan sonra size kim yardım eder? O halde Mü’minler ancak Allah’a tevekkül etsinler.”2

    Acziyetini bilen bir kulun Allah’a tevekkül edeceğinden eşsiz bir tesellî bulacağını beyan eden Bedîüzzaman, Fâtihâ Sûresindeki “Nestaîn”3 kelimesinin tevekkül mânâsını taşıdığını, bu mukaddes kelimenin dertli kullara tesellî verdiğini ve Allah’ın recâ ve ümit kapısını her an her an açık tuttuğunu kaydeder.4

    Bediüzzaman Saîd Nursî’ye göre, celâlî ve cemâlî isimler vicdana tecellî edince ümit ve korku hâsıl olur.5 Allah’ın emrine muhatap olan insanlar, korku ve ümit ortasında bulunmalıdırlar. Takvâyı umarak Rabbine ibâdet etmesi gereken insan, ibâdetini hiçbir şekilde yeterli saymamalı, ibâdetine itimat etmemeli, dâimâ ibâdetinin artmasına çalışmalıdır.6 Ümidin kaynağı hiç şüphesiz îmandır. Îman, dünya ve âhireti nimetlerle süslenmiş iki sofra olarak insanın önüne sürer. Îmân nimetini bize ihsan eden Rabbimiz, ümit bakımından bize elbette kâfidir, yeterlidir.7

    Recânın ve umudun cemâlî bir tecellî olduğunu8 kaydeden Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Cenâb-ı Hakkın, tesellî isteyen kullarının dâima refîki, en yakın arkadaşı ve en sadık dostu olduğunu, recâ ve umut makamı mâhiyetinde, şefkatini kullarından aslâ esirgemediğini 9 beyan eder.

    Üstad Hazretlerine göre, mü’min için hiçbir zaman umutsuzluk ve yeis söz konusu değildir.10 Ölüm bile mü’mini ye’se ve ümitsizliğe atamazken, mü’minin başka hangi sebeple ümitsizliğe düşmesi beklenebilir ki? Zira, ölüm yokluk ve umutsuzluk kapısı değildir.11 Mü’min için ölüm mekân değiştirmekten ibârettir. Kabir ise, karanlıklı bir kuyu ağzı değil, nûrâniyetli âlemlerin kapısıdır. Dünyâ da bütün ihtişâmıyla, âhirete nisbeten bir zindan hükmündedir. Dünya zindanından Cennet bahçelerine çıkmak, dünya hayatının rahatsız edici dağdağalarından rahat âlemine ve ruhların uçtuğu meydana geçmek ve mahlukâtın sıkıntılı gürültüsünden sıyrılıp Rahmân’ın huzuruna gitmek bin can ile arzû edilir bir seyahattir ve eşsiz bir saadettir.12 Cenâb-ı Hak ölüm esnasında bu can ve ten mülkünü bizden, bizim için muhafaza etmek üzere alacak, fakat sonra tekrar geri iâde edecek ve fiyat olarak da—inşaallah—Cenneti ihsan edecektir. 13

    Üstad Bediüzzaman’a göre, Cenâb-ı Hak bizi yoktan var etmiş, göz, kulak ve her türlü âzâmızı hiçten açmış, yaratmış, cismimize bir dil ve bir kalp takmış, bedenimize ve cihâzâtımıza, türlü türlü nimetlerini tartmak ve tanımak için sayılamayacak kadar hassas ölçücükler yerleştirmiş ve aynı zamanda isimlerinin çeşit çeşit hazinelerini anlamak için dil, kalp ve fıtratımıza hadsiz duygular koymuştur. Rahmet, şefkat ve kudret sahibi Allah Teâlâ bütün maksatlarımız ve umutlarımız için bize yeterlidir.14

    O halde Allah’a dayanmalıyız, Allah’a sığınmalıyız, Allah’a duâ etmeliyiz. Dünyanın hangi sıkıntısı olursa olsun; bilmeliyiz ki, bir kapıyı kapayan Rabbimiz, bize sayısız kapı açmaya kâdirdir. Ve yine bilmeliyiz ki, sabrettiğimiz ve Allah’tan ümidimizi eksik etmediğimiz takdirde, her sıkıntının perde arkası mutlak hayırdır, mutlak sevaptır, Allah’ın rızâsıdır ve her sıkıntı aslında birer âhiret azığı teşkil etmektedir.

    Dipnot:
    1- Kehf Sûresi: 110;
    2- Âl-i İmrân Sûresi: 159, 160;
    3- Fâtiha Sûresi: 5;
    4- İşârâtü’l-İ’câz, s. 32;
    5- A.g.e., s. 66;
    6- A.g.e., s. 154;
    7- Şuâlar, s. 85;
    8- İşârâtü’l-İ’câz, s. 66;
    9- A.g.e., s. 32;
    10- Sözler, s. 580;
    11- Mektûbât, s. 13;
    12- Sözler, s. 187;
    13- A.g.e., s. 31;
    14- Şuâlar, s. 84.
    alıntı


  5. 18.Temmuz.2012, 20:45
    3
    Kırlangıç.
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Temmuz.2012
    Üye No: 96892
    Mesaj Sayısı: 584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Yaş: 20
    Bulunduğu yer: Mümine zindan, kafire cennet.

    Cevap: Ümitsizliği yenmek için ne yapmak gerekir?

    Allah (c.c.) razı olsun.Bunları bildiğim halde ümitsiz ruh halim devam ediyorsa bunun bir vesvese olma ihtimali var mıdır peki? Eğer bu bir vesveseyse nasıl kurtulurum?


  6. 18.Temmuz.2012, 20:45
    3
    Devamlı Üye
    Allah (c.c.) razı olsun.Bunları bildiğim halde ümitsiz ruh halim devam ediyorsa bunun bir vesvese olma ihtimali var mıdır peki? Eğer bu bir vesveseyse nasıl kurtulurum?


  7. 24.Ekim.2017, 20:32
    4
    Misafir

    Yorum: Ümitsizliği yenmek için ne yapmak gerekir?

    Değerli kardeşim ümitsizlik şeytanın insan ruhunda oluşturduğu belkide en büyük tahribattır faciadır ve vahşettir hiç bir günah bana göre ümitsizlik girdabı kadar büyük bir facia değildir tabiki Allahı inkar etmek veya şirk koşmak dışında ümitsizlik bu asrın en dehşetli ruhi maraz hastalığıdır. Allahtan ümidi kesmemek gerek çünkü sadece kafirler Allahtan ümidi keser. çünkü bilindiği üzere Allahı yok saymak kafirliktir ve dolayısıyla ümitsizlik sadece onların hakkıdır Allahın rahmetinden ümidi sadece kafirler keser bunun için sizlere, tavsiyem ümitsiz olduğunuz anlarda le teğnatü min rahmetilleh zikrine sığınmanızdır Allah yar ve yardımcımız olsun Amin


  8. 24.Ekim.2017, 20:32
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Değerli kardeşim ümitsizlik şeytanın insan ruhunda oluşturduğu belkide en büyük tahribattır faciadır ve vahşettir hiç bir günah bana göre ümitsizlik girdabı kadar büyük bir facia değildir tabiki Allahı inkar etmek veya şirk koşmak dışında ümitsizlik bu asrın en dehşetli ruhi maraz hastalığıdır. Allahtan ümidi kesmemek gerek çünkü sadece kafirler Allahtan ümidi keser. çünkü bilindiği üzere Allahı yok saymak kafirliktir ve dolayısıyla ümitsizlik sadece onların hakkıdır Allahın rahmetinden ümidi sadece kafirler keser bunun için sizlere, tavsiyem ümitsiz olduğunuz anlarda le teğnatü min rahmetilleh zikrine sığınmanızdır Allah yar ve yardımcımız olsun Amin





+ Yorum Gönder