Konusunu Oylayın.: İyilik karşılığı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İyilik karşılığı
  1. 12.Temmuz.2012, 22:57
    1
    NurIsik
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Mayıs.2012
    Üye No: 96256
    Mesaj Sayısı: 165
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 37

    İyilik karşılığı






    İyilik karşılığı Mumsema Kardeşlerim,

    Birileri annem ölümcül hastayken ona cok yardım ettiler karşılıksız. Bendende oğullarına yardım etmemi istediler. Bend onlardan bana para vermiyeceklerine dayir söz almıştım. Fajat sonunda nakadar dirensemde elime 100 Euro verdiler, bende almak zorunda kaldım. Yoksa rahat vermiyeceklerdi. "Sana bunu insanlığını sevdiyimiz ve icimizden geldiyi icin veriyoruz" dediler. Ama sonradanda aldığıma bin pişman oldum. Sizce doğrumu yaptım?


  2. 12.Temmuz.2012, 22:57
    1
    NurIsik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye



    Kardeşlerim,

    Birileri annem ölümcül hastayken ona cok yardım ettiler karşılıksız. Bendende oğullarına yardım etmemi istediler. Bend onlardan bana para vermiyeceklerine dayir söz almıştım. Fajat sonunda nakadar dirensemde elime 100 Euro verdiler, bende almak zorunda kaldım. Yoksa rahat vermiyeceklerdi. "Sana bunu insanlığını sevdiyimiz ve icimizden geldiyi icin veriyoruz" dediler. Ama sonradanda aldığıma bin pişman oldum. Sizce doğrumu yaptım?


    Benzer Konular

    - Her şeyin karşılığı var mı

    - Kul hakkının ahiretteki karşılığı

    - Japoncada İsminizin Karşılığı ...!!!

    - Bu Dünyada İyilik Yapanlara Ahirete İyilik Vardır

    - İyilik (İslami bir kavram olarak İyilik)

  3. 12.Temmuz.2012, 23:59
    2
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Iyilik karşılığı




    Geçmiş zaman o'dur ki; Hammadun her eline geçeni kendi malı bilir, üstelikte avcunu öyle bir sıkardı ki; tırnakları çoğu zaman avcunda iz bırakmıştır, izler bırakmıştır.


    HOCAM derdiki, sen BAYKUŞ CİNSİ'sin... Herkes rızkını aramak için koşar, senin rızkın ayağına gelir.


    Bizde BAYKUŞ'u o zamanlar hurafelerle birlikte UĞURSUZ HAYVAN olarak bildiğimizden, HOCAM'ızın bu sözü bize çok dokunurdu...


    Öyle yağmurlu bir günde, iki kardeşimizin bir pazarlıktan dolayı aralarının bozulduğunu ve olacak işlerini olmaza çevirdiklerini öğrendim. RAB'bim gönderiyor, biz ne yapabiliriz ki;


    Önce kadir geldi ve suat'ın elindeki araca talip olduğunu ancak işin mahiyeti hakkında TERECİYE TERE satmaya çalıştığını ve kendisinin de bunu ART NİYET olarak algılayıp, UNUT KARDEŞ BU İŞİ, BÖYLE BİR İŞ YOK dediğini söyledi... Biraz daha koyu bir sohbet ve bir süre sonra kadir kardeşimiz gider...


    Tevafuk olur. Sonrasında suat gelir ve oturur. Biraz canı sıkkındır ve NAMERT BUNLAR ABİ diye başlar söze. Hayırdır İnşaAllah derim. Abi bunlar varya bunlar... önce ağzımıza bir parmak bal çalarlar, sonra kaynağına inelim derim. KOVANI KALDIRIRLAR der. Derken aynı olayı başka bir bakış açısından ondan dinleriz. Sanki daha önce dinlememiş gibi. Hemde Şayan-ı Hayret'ler içerisinde....


    Ne araçmış o öyle deriz... Karşılığında da civatasına kadar orjinal olduğunu öğreniriz. Peki suat kardeşim bize satarmısın o aracı... Tabi abi, dükkanın önünde şu an, şu lacivert olan... Maaşallah, yıldızına kadar pırıl pırıl bir araç...


    Ancak ben bu araca binmek için değil, alıp devretmek için alacağım.... Hiç sorun değil abi, araç senindir. Evet ihale üzerimize kaldı bile. Sırada ne var, Kadir'i aramak hemde suatın yanında... suat müsaade ister, kadir gelmeden çıkmaya çalışır, ancak araç kalsın birde anahtarını alayım derim ve alırım. Derken kadir gelir....


    Kadir'e sorarım, sen o aracı hala istiyormusun... Yok be abi, bırak hayrını görsün. Der... Der demesine ama, Gözler öyle demez. VALLAHA MI ABİ. Der gözler. Peki o araç benim olsaydı benden alırmıydın derim... Abi senden olsaydı pazarlıksız alırdım bilirsin der.


    PAZARLIKSIZ... HOCAM boşuna BAYKUŞ dememiş...


    Yalnız bir buçuk lira farklı satarım.... Tamam abi yok problem. Devrini sendenmi alacağım abi. Yok suat verecek.... El sıkışırız ve iş biter. Bir buçuk kadirden, bir buçuk suattan üç lira nakit cepte. İyi para... Hesapta hammadun o parayı cebe indirdi...


    Gelelim hadisenin ikinci bölümüne...


    Hammadun o akşam derse gider, bir güzel yerini alır, çaylar tepsiyle gelir. Birazdan da ders başlayacaktır. Derken ders başlar. Ders başlamadan önce, bir kardeşimiz bize gelir ve HOCAM'ın selamı var. Söyle hammadun'a o pençesindeki serçe kendisine emanet verildi, size tevdi etsin dedi der; Ders başlar kardeşimiz yanımızda oturmuştur. Hemde alacaklı gibi, tabi o zamanlar olayları algılayış biçimimiz o. HOCAM sorar, emaneti getirdinmi evladım... Birde rol kesiyoruz hemde ne rol, parayı kaptırmamak adına. HOCAM'ımızın gözüne bakıyoruz ne emaneti der gibi. Ne emaneti olurmu...??? Mevzu belli... Pençemizdeki serçe gidecek...


    Derken, mevzu baya uzadı. Kısadan anlatalım... HOCAM bir kıssa anlatır, BAYKUŞ ve SERÇE kıssası, İnsanlıktan, Erdem'den vesaire. O zaman hammadun anlar ki; O serçe onun değil, emanet olarak eline geçirmiş, sahibine tevdi edecek... Kardeşimiz HOCAM'ıza durumunu arz etmiş. İhtiyacına binaen yardım istemiş, üç lira lazımmış kendisine, elimizdeki zaten üç lira.


    Alıntı
    nakadar dirensemde elime 100 Euro verdiler, bende almak zorunda kaldım Yoksa rahat vermiyeceklerdi "Sana bunu insanlığını sevdiyimiz ve icimizden geldiyi icin veriyoruz" dediler Ama sonradanda aldığıma bin pişman oldum Sizce doğrumu yaptım?

    İsterseniz şöyle bir çevrenize bakın. O elinizdeki 100 Euro size emanet verilmiş olmasın....


    RAB'bim Cümlemizden Razı Olsun. Amin.


  4. 12.Temmuz.2012, 23:59
    2
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    Geçmiş zaman o'dur ki; Hammadun her eline geçeni kendi malı bilir, üstelikte avcunu öyle bir sıkardı ki; tırnakları çoğu zaman avcunda iz bırakmıştır, izler bırakmıştır.


    HOCAM derdiki, sen BAYKUŞ CİNSİ'sin... Herkes rızkını aramak için koşar, senin rızkın ayağına gelir.


    Bizde BAYKUŞ'u o zamanlar hurafelerle birlikte UĞURSUZ HAYVAN olarak bildiğimizden, HOCAM'ızın bu sözü bize çok dokunurdu...


    Öyle yağmurlu bir günde, iki kardeşimizin bir pazarlıktan dolayı aralarının bozulduğunu ve olacak işlerini olmaza çevirdiklerini öğrendim. RAB'bim gönderiyor, biz ne yapabiliriz ki;


    Önce kadir geldi ve suat'ın elindeki araca talip olduğunu ancak işin mahiyeti hakkında TERECİYE TERE satmaya çalıştığını ve kendisinin de bunu ART NİYET olarak algılayıp, UNUT KARDEŞ BU İŞİ, BÖYLE BİR İŞ YOK dediğini söyledi... Biraz daha koyu bir sohbet ve bir süre sonra kadir kardeşimiz gider...


    Tevafuk olur. Sonrasında suat gelir ve oturur. Biraz canı sıkkındır ve NAMERT BUNLAR ABİ diye başlar söze. Hayırdır İnşaAllah derim. Abi bunlar varya bunlar... önce ağzımıza bir parmak bal çalarlar, sonra kaynağına inelim derim. KOVANI KALDIRIRLAR der. Derken aynı olayı başka bir bakış açısından ondan dinleriz. Sanki daha önce dinlememiş gibi. Hemde Şayan-ı Hayret'ler içerisinde....


    Ne araçmış o öyle deriz... Karşılığında da civatasına kadar orjinal olduğunu öğreniriz. Peki suat kardeşim bize satarmısın o aracı... Tabi abi, dükkanın önünde şu an, şu lacivert olan... Maaşallah, yıldızına kadar pırıl pırıl bir araç...


    Ancak ben bu araca binmek için değil, alıp devretmek için alacağım.... Hiç sorun değil abi, araç senindir. Evet ihale üzerimize kaldı bile. Sırada ne var, Kadir'i aramak hemde suatın yanında... suat müsaade ister, kadir gelmeden çıkmaya çalışır, ancak araç kalsın birde anahtarını alayım derim ve alırım. Derken kadir gelir....


    Kadir'e sorarım, sen o aracı hala istiyormusun... Yok be abi, bırak hayrını görsün. Der... Der demesine ama, Gözler öyle demez. VALLAHA MI ABİ. Der gözler. Peki o araç benim olsaydı benden alırmıydın derim... Abi senden olsaydı pazarlıksız alırdım bilirsin der.


    PAZARLIKSIZ... HOCAM boşuna BAYKUŞ dememiş...


    Yalnız bir buçuk lira farklı satarım.... Tamam abi yok problem. Devrini sendenmi alacağım abi. Yok suat verecek.... El sıkışırız ve iş biter. Bir buçuk kadirden, bir buçuk suattan üç lira nakit cepte. İyi para... Hesapta hammadun o parayı cebe indirdi...


    Gelelim hadisenin ikinci bölümüne...


    Hammadun o akşam derse gider, bir güzel yerini alır, çaylar tepsiyle gelir. Birazdan da ders başlayacaktır. Derken ders başlar. Ders başlamadan önce, bir kardeşimiz bize gelir ve HOCAM'ın selamı var. Söyle hammadun'a o pençesindeki serçe kendisine emanet verildi, size tevdi etsin dedi der; Ders başlar kardeşimiz yanımızda oturmuştur. Hemde alacaklı gibi, tabi o zamanlar olayları algılayış biçimimiz o. HOCAM sorar, emaneti getirdinmi evladım... Birde rol kesiyoruz hemde ne rol, parayı kaptırmamak adına. HOCAM'ımızın gözüne bakıyoruz ne emaneti der gibi. Ne emaneti olurmu...??? Mevzu belli... Pençemizdeki serçe gidecek...


    Derken, mevzu baya uzadı. Kısadan anlatalım... HOCAM bir kıssa anlatır, BAYKUŞ ve SERÇE kıssası, İnsanlıktan, Erdem'den vesaire. O zaman hammadun anlar ki; O serçe onun değil, emanet olarak eline geçirmiş, sahibine tevdi edecek... Kardeşimiz HOCAM'ıza durumunu arz etmiş. İhtiyacına binaen yardım istemiş, üç lira lazımmış kendisine, elimizdeki zaten üç lira.


    Alıntı
    nakadar dirensemde elime 100 Euro verdiler, bende almak zorunda kaldım Yoksa rahat vermiyeceklerdi "Sana bunu insanlığını sevdiyimiz ve icimizden geldiyi icin veriyoruz" dediler Ama sonradanda aldığıma bin pişman oldum Sizce doğrumu yaptım?

    İsterseniz şöyle bir çevrenize bakın. O elinizdeki 100 Euro size emanet verilmiş olmasın....


    RAB'bim Cümlemizden Razı Olsun. Amin.





+ Yorum Gönder