Konusunu Oylayın.: Allah rızası için okuyun (vesvese müptelası oldum)

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Allah rızası için okuyun (vesvese müptelası oldum)
  1. 08.Temmuz.2012, 23:21
    37
    karadamlalar
    Kesintili Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2012
    Üye No: 96809
    Mesaj Sayısı: 1,620
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: Allah rızası için okuyun (vesvese müptelası oldum)

    reklam


    Cevap: Allah rızası için okuyun (vesvese müptelası oldum) ile ilgili yazı Mumsema.org
    uydurma hadisin var olması,sahih hadisi reddetmeyi gerektirmez aforizma.hadis usulü hakkında bilgin yok galiba,
    muhaddisler tek tek rivayetin kaynağını araştırarak,ravi yani rivayet edenler hakkında araştırma yaparak hadisleri kategorize etmişlerdir.onların o kadar titizlikle uğraştığı bir konuda siz kafanıza yatmayanı "uyduruk" diye nitelendiriyorsunuz,o hadis sahihtir.


  2. 08.Temmuz.2012, 23:21
    37
    karadamlalar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kesintili Üye
    reklam


    uydurma hadisin var olması,sahih hadisi reddetmeyi gerektirmez aforizma.hadis usulü hakkında bilgin yok galiba,
    muhaddisler tek tek rivayetin kaynağını araştırarak,ravi yani rivayet edenler hakkında araştırma yaparak hadisleri kategorize etmişlerdir.onların o kadar titizlikle uğraştığı bir konuda siz kafanıza yatmayanı "uyduruk" diye nitelendiriyorsunuz,o hadis sahihtir.


  3. 08.Temmuz.2012, 23:39
    38
    aforizma
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2012
    Üye No: 96811
    Mesaj Sayısı: 208
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 54
    Bulunduğu yer: istanbul

    Cevap: Allah rızası için okuyun (vesvese müptelası oldum)

    reklam


    Değerli kardeşim
    Hadis Müslim'de geçmektedir. Osman İbnu Ebî'l-As (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resûlü dedim, şeytan benimle namazımın ve kıraatimin arasına girip kıraatimi iltibas etmeme sebep oluyor, (ne yapayım?)"

    Aleyhissalâtu vesselâm bana şu cevabı verdi: "Bu Hınzeb denen bir şeytandır. Bunun geldiğini hissettin mi ondan Allah'a sığın. Sol tarafına üç kere tükür!"

    (Osman İbnu Ebî'l-As) der ki: "Ben bunu yaptım, Allah Teâla Hazretleri onu benden giderdi."(Müslim, Selâm: 68)

    şimdi buna göre amel etmeye kalktığında,camiler ve mescitler tükürükten geçilmez.
    sence bu güzel birşey midir? ve peygamber böyle bir tavsiyede bulunur mu?
    sahih hadis meselesine kafanı fazla takma,dediğin gibi hadis ilmi çok zor bir ilimdir.

    ------------------------

    bak buda kütübi sittedeki versiyonu,hadi bununlada amel ette,vesvese içindekilerin ağzına tükür


    7017 - Osman Ibnu Ebi'I-As radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam beni, Taif'e vali tayin edince, namazda bana bir sey ariz olmaya basladi Oyle ki, kildigimi bilemez hale geldim Bu durumu kendimde gorunce, hemen Resulullah aleyhissalatu vesselam'a gittim (Beni gorunce: "Bu gelen Ibnu Ebi'l-As degil mi?" buyurdular Ben: "Evet! Ey Allah'in Resulu!" dedim "Niye geldin?" buyurdular "Ey Allah'in Resulu! Bana namazda bir hal ariz oldu, ne kildigimi bilmez, anlamaz hale geldim" dedim "Anlattigin sey seytandir, onu bana yaklastir!" buyurdular Bunun uzerine Resulullah'a yaklastim (Diz cokup) ayaklarimin ustune oturdum Aleyhissalatu vesselam mubarek elleriyle gogsume vurup agzimin icine tukurduler Sonra: "Cik ey Allah'in dusmani!" dediler Bu muameleyi bana uc kere tekrar ettiler Sonunda: "Haydi isinin basina git!" buyurdular"
    Ravi der ki: "Osman kasem ederek dedi ki: "Omrume yemin olsun ki ondan sonra seytanin bana sokuldugunu hic sanmam"


  4. 08.Temmuz.2012, 23:39
    38
    Devamlı Üye
    reklam


    Değerli kardeşim
    Hadis Müslim'de geçmektedir. Osman İbnu Ebî'l-As (radıyallahu anh) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resûlü dedim, şeytan benimle namazımın ve kıraatimin arasına girip kıraatimi iltibas etmeme sebep oluyor, (ne yapayım?)"

    Aleyhissalâtu vesselâm bana şu cevabı verdi: "Bu Hınzeb denen bir şeytandır. Bunun geldiğini hissettin mi ondan Allah'a sığın. Sol tarafına üç kere tükür!"

    (Osman İbnu Ebî'l-As) der ki: "Ben bunu yaptım, Allah Teâla Hazretleri onu benden giderdi."(Müslim, Selâm: 68)

    şimdi buna göre amel etmeye kalktığında,camiler ve mescitler tükürükten geçilmez.
    sence bu güzel birşey midir? ve peygamber böyle bir tavsiyede bulunur mu?
    sahih hadis meselesine kafanı fazla takma,dediğin gibi hadis ilmi çok zor bir ilimdir.

    ------------------------

    bak buda kütübi sittedeki versiyonu,hadi bununlada amel ette,vesvese içindekilerin ağzına tükür


    7017 - Osman Ibnu Ebi'I-As radiyallahu anh anlatiyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam beni, Taif'e vali tayin edince, namazda bana bir sey ariz olmaya basladi Oyle ki, kildigimi bilemez hale geldim Bu durumu kendimde gorunce, hemen Resulullah aleyhissalatu vesselam'a gittim (Beni gorunce: "Bu gelen Ibnu Ebi'l-As degil mi?" buyurdular Ben: "Evet! Ey Allah'in Resulu!" dedim "Niye geldin?" buyurdular "Ey Allah'in Resulu! Bana namazda bir hal ariz oldu, ne kildigimi bilmez, anlamaz hale geldim" dedim "Anlattigin sey seytandir, onu bana yaklastir!" buyurdular Bunun uzerine Resulullah'a yaklastim (Diz cokup) ayaklarimin ustune oturdum Aleyhissalatu vesselam mubarek elleriyle gogsume vurup agzimin icine tukurduler Sonra: "Cik ey Allah'in dusmani!" dediler Bu muameleyi bana uc kere tekrar ettiler Sonunda: "Haydi isinin basina git!" buyurdular"
    Ravi der ki: "Osman kasem ederek dedi ki: "Omrume yemin olsun ki ondan sonra seytanin bana sokuldugunu hic sanmam"


  5. 09.Temmuz.2012, 00:00
    39
    karadamlalar
    Kesintili Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2012
    Üye No: 96809
    Mesaj Sayısı: 1,620
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: Allah rızası için okuyun (vesvese müptelası oldum)

    hadis sahih ise ona iman edilir,ha rasulullah(sav)'tan başka bunu yapacak yoktur o ayrı.ayrıca benim verdiğim hadistekinde tükürle birlikte "(tükürür gibi yap) " geçer.hadisin reddedilmesi için isnadında bir sorun olması gereklidir,isnadına bakılmadan hadis reddedilemez.


  6. 09.Temmuz.2012, 00:00
    39
    karadamlalar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kesintili Üye
    hadis sahih ise ona iman edilir,ha rasulullah(sav)'tan başka bunu yapacak yoktur o ayrı.ayrıca benim verdiğim hadistekinde tükürle birlikte "(tükürür gibi yap) " geçer.hadisin reddedilmesi için isnadında bir sorun olması gereklidir,isnadına bakılmadan hadis reddedilemez.


  7. 24.Temmuz.2012, 09:25
    40
    TisselTassal
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2012
    Üye No: 96830
    Mesaj Sayısı: 133
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Cevap: Allah rızası için okuyun (vesvese müptelası oldum)

    Zaten öyle şeyler olduğu zaman rahatsız oluyorum.İçim böyle hep ALLAH KORUSUN ebedi cehenneme gitçekmişim gibi hisler oluyor.Tedavi görüyorum takıntı olanlarda olurmuş obsasiyon mu öle bişi ALLAH'A yöneldim ki bunlar oluyor.ALLAH'A yönelmeyen yani haşa onun yolunda gitmeyen zaten ahiretin olduğuna inancağını zannetmiyorum onlar başka benimkisi başka ama şuan iyyim gibi ilaçlar iyi geliyor sanırım

    karadamlalar sen yanlış anladın ben zaten geçmişime tevbe ettim 2010'da İSLAMİYETE yakınlaşmaya başladım ama ondan önce en azından her gün dua eder cumaya giderdim o zaman böyle bişi yoktu.2012 yılında 8 ay önce vesvese çok ağır geldi 2 senedir namaz kılıyorum.Senin dediğin ALLAH yolundan gitmek istemeyenler ama ben gidiyorum sen yanlış anlamışın yazılarımı


  8. 24.Temmuz.2012, 09:25
    40
    Zaten öyle şeyler olduğu zaman rahatsız oluyorum.İçim böyle hep ALLAH KORUSUN ebedi cehenneme gitçekmişim gibi hisler oluyor.Tedavi görüyorum takıntı olanlarda olurmuş obsasiyon mu öle bişi ALLAH'A yöneldim ki bunlar oluyor.ALLAH'A yönelmeyen yani haşa onun yolunda gitmeyen zaten ahiretin olduğuna inancağını zannetmiyorum onlar başka benimkisi başka ama şuan iyyim gibi ilaçlar iyi geliyor sanırım

    karadamlalar sen yanlış anladın ben zaten geçmişime tevbe ettim 2010'da İSLAMİYETE yakınlaşmaya başladım ama ondan önce en azından her gün dua eder cumaya giderdim o zaman böyle bişi yoktu.2012 yılında 8 ay önce vesvese çok ağır geldi 2 senedir namaz kılıyorum.Senin dediğin ALLAH yolundan gitmek istemeyenler ama ben gidiyorum sen yanlış anlamışın yazılarımı


  9. 24.Temmuz.2012, 11:22
    41
    dragon65
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Kasım.2009
    Üye No: 62882
    Mesaj Sayısı: 4
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 37

    Cevap: Allah rızası için okuyun (vesvese müptelası oldum)

    Kardeş ALLAH cc yardımcımız olsun bendede aynı sorun oldu bir sabah saat 5 birden uyandım kafamın içinde birisi var küfrediyor bennde cehaletlikten ayrıldıktan sonra ne hikmet küfrü kestim hiç küfretmem kimsye oğlum kelimesi bile kulanmam kafayı yemek üzereydim krndi kendime diyordumki eğer bunları eden bensem o zaman cehennemin en alat katı şeytan firavun nemrut ve ben ebedi kalacağız diye düşünüyordum sonra bu sitede bir link görüdüm onu izledim çok faydası oldu ve şimdi biraz daha iyiyim şimdi ara sıra aklıma geliyo ama oda pek takmıyorum ben rabbimi bilen birisiyim bu bizim akoımızın şeytanı kafana takma ALLAH cc yar yardımcımız olur inşallah


  10. 24.Temmuz.2012, 11:22
    41
    dragon65 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Kardeş ALLAH cc yardımcımız olsun bendede aynı sorun oldu bir sabah saat 5 birden uyandım kafamın içinde birisi var küfrediyor bennde cehaletlikten ayrıldıktan sonra ne hikmet küfrü kestim hiç küfretmem kimsye oğlum kelimesi bile kulanmam kafayı yemek üzereydim krndi kendime diyordumki eğer bunları eden bensem o zaman cehennemin en alat katı şeytan firavun nemrut ve ben ebedi kalacağız diye düşünüyordum sonra bu sitede bir link görüdüm onu izledim çok faydası oldu ve şimdi biraz daha iyiyim şimdi ara sıra aklıma geliyo ama oda pek takmıyorum ben rabbimi bilen birisiyim bu bizim akoımızın şeytanı kafana takma ALLAH cc yar yardımcımız olur inşallah


  11. 24.Temmuz.2012, 13:03
    42
    AhuYener
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Temmuz.2012
    Üye No: 96900
    Mesaj Sayısı: 3
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Allah rızası için okuyun (vesvese müptelası oldum)

    Ya Allah-ür-rakib-ül-
    hafiz-ür-rahim. Ya
    Allah-ül-hayy-ül-halim-
    ülazim-ür-rauf-ül-
    kerim. Ya Allah-ül-hayy-
    ül-kayyüm-ül-kaimü ala
    külli nefsin bima
    kesebet, hul beyni ve
    beyne adüvvi!”


  12. 24.Temmuz.2012, 13:03
    42
    AhuYener - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Ya Allah-ür-rakib-ül-
    hafiz-ür-rahim. Ya
    Allah-ül-hayy-ül-halim-
    ülazim-ür-rauf-ül-
    kerim. Ya Allah-ül-hayy-
    ül-kayyüm-ül-kaimü ala
    külli nefsin bima
    kesebet, hul beyni ve
    beyne adüvvi!”


  13. 24.Temmuz.2012, 14:00
    43
    avamdan
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 26.Ekim.2011
    Üye No: 91199
    Mesaj Sayısı: 27
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Allah rızası için okuyun (vesvese müptelası oldum)

    Selamun aleyküm. Bende namaz ve abdest gibi konularda vesveseler çok oluyordu. Şimdi bayağı azaldı. Bu tür konulara karşı dinin fıkhi hükümlerini iyi bilmek gerekiyor. İman konusunda gelen vesveselere karşı da ilmi bir dayanak olmalı. Lütfen bunu oku. http://www.mumsema.com/risale-i-nur-...i-uzerine.html Kimse yanlış anlamasın, nurculuk propagandası yapmaya çalışmıyorum. Zaten bende hiçbir gruba dahil değilim.
    Konuya dönecek olursak, Bu tür akli delillerle şeytanın vesveselerine karşı sed çekmek lazım. Ben iman konusundaki vesveselerle bu şekilde başetmeye çalışıyorum. Sana belki istemeden geliyor, bense kendimi bilimsel araştırma yapma hevesiyle o bataklığın içine atmıştım. Şu an da uğraşıyorum ama akli deliller sayesinde küfrü gerektiren şeyler Allahın izniyle sadece vesvese olarak kalıyor. Allah kalbimizi din üzerinde sabit kılsın. Amin


  14. 24.Temmuz.2012, 14:00
    43
    avamdan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Selamun aleyküm. Bende namaz ve abdest gibi konularda vesveseler çok oluyordu. Şimdi bayağı azaldı. Bu tür konulara karşı dinin fıkhi hükümlerini iyi bilmek gerekiyor. İman konusunda gelen vesveselere karşı da ilmi bir dayanak olmalı. Lütfen bunu oku. http://www.mumsema.com/risale-i-nur-...i-uzerine.html Kimse yanlış anlamasın, nurculuk propagandası yapmaya çalışmıyorum. Zaten bende hiçbir gruba dahil değilim.
    Konuya dönecek olursak, Bu tür akli delillerle şeytanın vesveselerine karşı sed çekmek lazım. Ben iman konusundaki vesveselerle bu şekilde başetmeye çalışıyorum. Sana belki istemeden geliyor, bense kendimi bilimsel araştırma yapma hevesiyle o bataklığın içine atmıştım. Şu an da uğraşıyorum ama akli deliller sayesinde küfrü gerektiren şeyler Allahın izniyle sadece vesvese olarak kalıyor. Allah kalbimizi din üzerinde sabit kılsın. Amin


  15. 27.Temmuz.2012, 02:15
    44
    Parasetenol
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Temmuz.2012
    Üye No: 96912
    Mesaj Sayısı: 18
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Allah rızası için okuyun (vesvese müptelası oldum)

    TEZ:
    Şeytan,imanlı kimselerle uğraşır,küfre batmış kimselerle ilgilenmez!
    ANTİTEZ:
    O halde iman etmemiş kimselerin etmedikleri iman dışında; günlük uyguladıkları herhengi bir günah olmamasını gerektirmez mi,yani örneğin bütün hristiyan ve yahudi aleminin neşe ve huzur içinde olması gerekmez mi?Nasıl olsa kendilerine vesvese veren günahlara sürükleyen onlarla uğraşan bir şeytanları yok
    SONUÇ:
    Tez konusunun tekrardan düşünülmesinde fayda görülmektedir


  16. 27.Temmuz.2012, 02:15
    44
    Parasetenol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    TEZ:
    Şeytan,imanlı kimselerle uğraşır,küfre batmış kimselerle ilgilenmez!
    ANTİTEZ:
    O halde iman etmemiş kimselerin etmedikleri iman dışında; günlük uyguladıkları herhengi bir günah olmamasını gerektirmez mi,yani örneğin bütün hristiyan ve yahudi aleminin neşe ve huzur içinde olması gerekmez mi?Nasıl olsa kendilerine vesvese veren günahlara sürükleyen onlarla uğraşan bir şeytanları yok
    SONUÇ:
    Tez konusunun tekrardan düşünülmesinde fayda görülmektedir


  17. 02.Ağustos.2012, 00:52
    45
    lagarivb
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Ağustos.2012
    Üye No: 97234
    Mesaj Sayısı: 3
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Allah rızası için okuyun (vesvese müptelası oldum)

    Kalbin imanı, zihinden geçen düşüncelerle bozulmaz


    Asrımızda insanlığın en önemli sorunlarından biri vesvesedir. Gerçi vesvese, her devirde insanların başına bela olmuş, toplum içinde pek çok insanın akıl ve ruh sağlığını bozarak onu normal hayatın dışına atmış ciddi bir sorundur. Bugün de insanların içinde vesveseden çekmeyen insan yok gibidir. Vesvese denen bu önemli sorunun çözümü için önce vesvesenin gerçek bir tanımından işe başlamak gerekir.Öncelikli olarak, “Vesvese nedir? Tamamen yok edilmesi gereken kötü bir hastalık mıdır?” bu konuyu aydınlatmamız gerekir. İnsanlarımızın büyük çoğunluğu vesveseyi, imanından şüphelenmek sanıyor. İmanını tehlikede görerek endişelenip korkuyor. Vesvese bir bakıma şüpheye benzese de şüphenin tanımı şöyledir: İman ile inkâr arasında tam ortada kalmak şüphedir. Duygulardan birine az da olsa meyledip ortadan biraz diğer duyguya yönelme zandır. Diğer duyguyu terk ederek tamamen bir duyguya yönelme zann-ı galip’tir.Metodik şüphe normal olandır, amaçlanmış şüphe tehlikelidir.Şüpheyi de iki kategoride değerlendirmek gerekir. Birincisi metodik şüphe, ikincisi amaçlanmış şüphe. Amaçlanmış şüphe: inkâr etmeyi isteyen, bundan razı olan kişinin şüphesidir. Metodik şüphe ise araştırmak, doğruyu bulmak isteyen kişinin şüphesi ki buna müspet şüphe demek icap eder. Zira bütün ilmi buluşlar, icatlar, teknolojideki gelişmeler bu şüphe sayesinde olmuştur. O zaman bu şüphe zararlı değil bilakis faydalıdır. Amaçlanmış olan şüphe kötüdür ve küfürdür. Metodik şüphe ile kendiliğinden gelen şüphe veya vesveseye eğer amaçlanmış şüphe muamelesi yaparsak, bu cehaletimiz sebebiyle kendimize haksız yere zulmetmiş ve şeytanın eline de müthiş kozlar vermiş oluruz. O da, Allah korusun bizlerle çocuğun topla oynadığı gibi oynar durur. Hâlbuki bu vesvese küfür değil, zararlı da değildir. Bu ikisinin ayrımını yapabilmek insanı iyi tanımakla mümkündür. İnsanı iyi tanımak da Rabbimizin ve onun elçisi olan Hazreti Peygamberin insan hakkındaki tarif ve tespitlerini referans almadan mümkün değildir.Demekki amaçlanmış şüphenin dışında insana gelen şüphe ve vesveselerden tedirgin olmak yersizdir. Çünkü bu tür vesvese zihnin normal işleyişini gösterir. Bu anlamda aşırı gidip takıntılı olmadıktan sonra, vesveseli olmak sağlıklı olmak, akıllı olmak demektir. Peki, takıntılı olmak ne demektir? Kalbinde iman dağ gibi olduğu halde kafasına gelen soru ve vesveseler nedeniyle kendini imansız sanmak ve öyle ki hastalanacak seviyelere gelmek, hatta sırf bu nedenle ibadetlerini terk etmek takıntı halidir. İşte bu oyuna asla gelmemelidir. Bu şekilde vesveseleri olduğundan fazla abartmak ve onların her türlüsünü zararlı addetmek bizi içinden çıkamayacağımız girdaplara düşürür. Bu girdaplarda günlerce belki senelerce döner dururuz ama bir türlü içinden çıkamayız.Şu gerçeği iyi bilmek gerekir, insan zihni vesvese veya şüphe yöntemiyle çalışır. Doğrulara bu (kıyas, cedel, şüphe, araştırma… vs) yöntemlerle ulaşır. Bu anlamda, doğru bilgiye ulaşmak için zihnin çabasına şüphe veya vesvese diyebiliriz. O zaman amaçlanmış şüphede tarif edilen dışında vesveseli olmak aslında bir sorun ve hastalık alameti değildir. Zira bu tür vesvese delilerde bir de ölülerde olmaz. O zaman sorun, vesvesenin bizzat kendisinde değil, bu konudaki bilgisizlik veya yanlış bilgiler neticesi zararlı bir virüse dönüştürülmüş şeklindedir.Müspet vesvese vücudu koruyan sinirlere benzerMüspet vesvese vücudu koruyan sinirlere benzer. Temizlik vesvesesi insanı temiz yapar. Şüpheli işlere düşmekten kaçma vesvesesi takva yapar. Yüce kitabımız Kur’an da bizi buna teşvik eder. Mesela Kur’an’da; “Ey iman edenler, eğer size (özü sözü bozuk) fasık birisi bir haber getirirse onu iyice araştırın, sonra bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucurat- 6) buyrulur. Bu ayette açıkça “fasığın getirdiği haberden şüphelenin” emri vardır. Bu şüphe, insanı etraflıca araştırmaya sevk eder ve bu sayede bilmeden insanlara zarar vermekten ve günahtan korunmuş oluruz.Size bilmediğiniz bir yerden veya tanımadığınız birisinden bir haber, bir bilgi geldiğinde eğer o bilgi sizin için bir önem arz ediyorsa, normal olarak o bilgiden önce şüphelenmeniz ve doğruluğunu araştırmanız gerekir. Aksine davranış yanlış bir tutumdur. Zira bir insan her duyduğu şeye, her söylenen bilgiye hemen” bu kesin doğrudur” diye inanıyorsa, asıl o insanda bir sorun var demektir.İnsanların doğruluk arayışları bilgiden şüphelenmeyle başlar. Aklı olan, malının canının kıymetini bilen, kendine ve sevdiklerine değer veren her insan, bu kıymetli şeyleri riske atmadan önce düşünür, bu konuda biraz olsun vesveseli olur. İşte bu sağlıklı durum her insanın başındadır. Bu hali yok etmeye çalışmak, normal çalışan bir makineyi bozmak gibidir.Taklidi imandan tahkiki imana giden yol da, bu metodik şüpheden geçer. Mesela yine bizzat Rabbimiz, yüce kitabında tevhidi ispatlamamız için bizi önce bu metodik şüpheye sevk ediyor:“Allah’tan başka ilahlar olsaydı bu ilahlar arşın sahibi Allah’a elbette bir yol ararlardı. İlahlıkta ortaklık olmaz. Onun için Allah ile savaşıp Onu yok etmeye çalışırlardı.” (İsra 42)“Eğer yer ile gökte Allah ’tan başka ilahlar olsaydı, bunlardaki nizam bozulur, karmakarışık olurdu.” (Enbiya 22)Bu ayetlerde “farz edelim ki, Allah birden fazla deyin ve öyle düşünün, o zaman işin içinden çıkamayacağınız akli problemlerle karşılaşacaksınız” diyor açıkça. Dolayısıyla bu tür düşüncelerin ve akla gelen vesveselerin korkulacak bir şey olmadığını, akıllı insanı tahkiki imana götüreceğini söylemiş de oluyor bu ayetler.Bir müslümanın küçük bir delili onu tahkiki iman sahibi yapar.Şu önemli hakikati de bilmek gerekir ki tahkiki iman, bütün küfür vesveselerine cevap vererek, tüm aklımıza gelen soruları cevaplayarak, nefsi ve şeytanı susturmak asla değildir. Çünkü böyle bir şey asla mümkün değildir. Yanlış anlaşılmasın böyle bir şeyin mümkün olmaması sorulara cevap vermenin zorluğundan değil, zihnin yapısı ve işleyişi gereği soruların bitirilemeyeceği ve susturulamayacağı içindir.Bunun niye böyle olamayacağını ve soruların niçin hiçbir zaman bitmeyeceğini ilerde açıklayacağız, hatta ispat edeceğiz. Dolayısıyla zihne gelen bütün soruları susturarak imana yeltenmek, Allah korusun vesvesenin en tehlikeli kısmına kendini atmak olur. Kimse böyle şeye soyunmamalı, çünkü dedik ya bu gereksizdir. Şüphelere karşı cevaplarla kelam âlimleri uğraşır.Bu ilimle uğraşmak, iman etmek için değil, ancak şüphe hastalığına yakalanmış insanlara yardım için öğrenilir. O da herkese değil ehline lazımdır. Bir gerçeği de burada ifade edeyim ki müslüman âlimlerin küfür sorulardan asla bir korkusu yoktur. Hepsinin cevapları verilmiştir, verilir de. Ama sorulara cevap vermek suretiyle iman etmeye çalışmak yoktur.Yoksa ilmin geldiği bu noktada Allah’ın varlığını ispat etmek, Kur’an’ın Allah kelamı olduğunu ispat etmek güneşi göstermek kadar kolaydır. İnsanlara gelen vesveseleri:1-Faydalı, müspet vesvese.2-Zararsız vesvese.3-Zararlı (takıntı) vesveseolarak üç kısımda mütalaa etsek eminim konu daha iyi anlaşılacaktır.Biraz önce bahsettiğimiz vesvese faydalı olanıydı. Şu hadisler zararsız olan vesveseye işaret ediyor:Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’in ashabından bir kısmı ona sordular:“Bazılarımızın aklından bir kısım vesveseler geçiyor, normalde bunu söylemenin günah olacağına eminiz.”Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm);“Gerçekten böyle vesveseler yaşıyor, ondan bir üzüntü, bir korku duyuyor musunuz?” diye sordu. Oradakiler ‘‘Evet!’’ deyince:“İşte bu (korku) imandan gelir (vesvese imana zarar vermez)” dedi.Diğer bir rivayette: “(Şeytanın) hilesini vesveseye dönüştüren Allah’a hamdolsun” demiştir.Müslim’in İbnu Mes’ud (radıyallahu anh)’dan kaydettiği bir rivayet şöyledir:Dediler ki: “Ey Allah’ın Resulû, bazılarımız içinden öyle sesler işitiyor ki, onu (bilerek) söylemektense kömür kesilinceye kadar yanmayı veya gökten yere atılmayı tercîh ederiz. (Bu vesveseler bize zarar verir mi?)” Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): “Hayır bu (korkunuz) gerçek imanın ifadesidir” cevabını verdi.Vesvesenin birinci sebebi Allah Resulü’nün de buyurduğu gibi şeytandır. “…Ve onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntularla oyalayacağım…” (Nisa Suresi, 119) ayetinin açıkladığı gibi şeytan, insanı saptırmaya ve kalbine şüphe tohumları atarak boş kuruntularla oyalamaya ve aldatmaya çalışmaktadır. İnsanlar bu vesveseye kapılmadıkları ve kendilerini kötü ve mutsuz hissetmedikleri müddetçe bu vesvesenin de hiçbir zararı yoktur.Evet, kalpte iman dağ gibi olduğu halde, kalbe gelen küfür vesveseleri, namazlarına yeni başlayanlara gelen abdest vesveseleri, namazların rekâtlarını karıştırma, namaz içinde ve dışında akla hücum eden cinsel objeler, Allah’a ve mukaddes şeylere karşı içerden gelen çirkin sözler vs. hepsi Efendimizin (s.a.v.) “zararı yoktur” dediği vesveselerdir.Zihnin çalışma şekli ve insan vehmi de bu tür vesveseleri üretir. Kalpte iman olduğu müddetçe, her türlü küfür düşüncesinin akla gelmesi, bu şüpheler üzerine düşünülmesi, bunlar üzerinde akıl yürütülmesi, muhakeme yapılması, bir sonuca varılması veya varılamaması zararsız vesveselerdir. Bu, kelam âlimlerinin her zaman yaptığı bir iştir. Bunlar imana zarar vermezler. Bunlardan korkulması, kaygılanılması gereksizdir. Çünkü iman akılda değil kalpte olur.Kalbin imanı, zihinden geçen düşüncelerle bozulmazVesvesenin zihinde akılda gerçekleşen bir olay olduğunu bilmek ve imanın mahallinin de zihin olmadığını bilmek çok önemlidir. İslam âlimleri iman etme yeri ile düşünme yerinin farklı olduğunu çok güzel bir şekilde ortaya koymuşlar. Düşünme yeri zihin, inanma yeri kalptir… İman kalple olur, akılla olmaz. İmanı akıl ancak onaylar. Kalp imanı tasdik ettikten sonra, akıldaki şüphelerin hiçbir hükmü yoktur. Bu düşünceler vesvese hükmündendir. Ne kadar şüpheye benzer vesvese gelirse gelsin kalpte iman olduğu müddetçe bunlar hep vesvesedir. Müslümanların en çok sıkıntı yaşadıkları vesvese türü budur. Kalplerinde iman dopdolu olduğu halde, aklın çalışma prensibinden kaynaklanan soru ve şüpheleri küfür sanarak üzülür. Kendilerini harap ederler. Bunun nedeni bilgisizlik ve cahilliktir. Bu cahillikten bunalıma giren, akıl sağlığını kaybedenler bile vardır.İman konusundaki hassasiyetten de kaynaklanabilir bu vesveseler. Mesela bir çocuk yetişirken aklına gelen vesveseleri anne ve babasıyla paylaşır. Bazen şöyle bir soru sorabilir; “Baba Allah nerede? O’nu niye göremiyoruz? Bizi O yarattı, peki O’nu kim yarattı?” Bu sorulara cahil ebeveynlerin tepkileri aşırı olur; “Sus! Hâşâ! Ne biçim soru bu? Böyle düşünme, böyle soru sorma, kâfir olursun!” İşte bu yanlış hassasiyetler ve aşırı tepkiler daha sonra böyle şeyleri düşünmekten korkma ve düşünceyi küfür sanma gibi hastalıklara dönüşebilir. Aslında belki bu sorular bilgisiz ebeveynlerin de düşünmekten korktuğu ve kaçtığı sorulardır. Bunların cevaplarını yok sanırlar. Çünkü halkın geneli taklidi iman sahibidir. Taklidi iman sahibi insanlar soru sormadan inanırlar. Böyle sorular sormaya ihtiyaç hissetmezler. Başlarına böyle sorular soran birileri gelirse de böyle sorulardan korkar ve kaçarlar. Çocuklarını da böyle sorular sormaktan men eder, böyle düşünmekten sakındırırlar. Ama akıl denen şey, sen ne kadar kaçarsan kaç, bu soruları sana doğal olarak soracaktır. Hele bazı insanlar vardır ki, onlar bu sorulara cevap bulmadan rahat edemezler. Olgusal zihniyet sahibi insanlar böyledir. Daha sonra bu çocuklar büyüdüklerinde, ne zaman ibadete yönelseler, o kaçtıkları sorular zihinlerine hücum eder. Bu soruları küçükken attıkları gibi yine kafalarından atmak isterler ama başaramazlar. Şeytanın da tesiriyle bu sorular onların “bir numaralı” derdi olur. Bu soruların bunalımı ve vesvesesi ile kendilerini çok kötü hisseder, hatta imansız bile sanabilirler. Aslında insanlar paniklemeden, vesveselerini küfür sanmadan düşünmeyi öğrenseler göreceklerdir ki, kalplerinde iman olduğu halde akıllarıyla her şeyi düşünmek ne günahtır ne de küfür… Eğer böyle olmasaydı, koca koca kelam âlimlerinin hepsini küfürle itham etmek gerekecekti.Evet, İman dil ile ikrar kalp ile tasdiktir. Kalbi ile tasdik ise imanı akıldan başka; sevgi, sezgi, vicdan, adalet vs. gibi duyguların da onaylamasıdır. Bu duyguların onayı aklın onayından daha önemlidir. O yüzden bir insanı ruhunuz, kalbiniz onaylamış sevmişse, vicdanınız tasdiklemişse, o kişi hakkında size bir yerlerden gelen menfi bilgiler ve vesveseler, olumlu kanaatinizi kolay kolay değiştiremez. İşte insanların kalpleri; sezgi, sevgi, adalet gibi duyguların eşliğinde bir tane istidlali bilgi yani bir küçük delil ile dahi iman edebilir. Hatta bazı insanlar vardır ki onlar hiçbir delile ihtiyaç hissetmeden de iman edebilirler. Ve bu tür iman da caizdir ve geçerlidir.Bu imanından sonra zihnine gerek cin şeytanlarından gerek insi şeytanlardan, gerekse vehminden dolayı bir sürü soru gelebilir. İmanı korumak kaygısıyla bu sorulara cevap yetiştirmeye çalışmak gereksizdir. Çünkü iman kökü kalpte, dalları ve yaprakları zihinde olan bir ağaca benzer. Zihinde esen şüphe vesvese fırtınaları, ağacın yaprak ve dallarını sallarsa da kökü kalpte olduğu için asla söküp atamaz. Bu sebeple paniklemeye hiç gerek yoktur. Vesvese, konuşarak ve kâle alınarak susturulamaz. Vesveseli insanlar hatayı genelde bu noktada yaparlar ve normal olan vesveseyi (obsesyon) ciddiye alınca, vesveseyi, takıntı (kompülsif) rahatsızlık boyutuna taşırlar.İman ile inancın ayırımını da iyi yapmak gerekir. İman gaybe olur. Gayb bilgisi istidlali bilgidir. İstidlali bilgi her zaman bir ucu soruya açık bilgidir. İnsan ne kadar sağlam iman sahibi olursa olsun, istidlali bilginin yapısından dolayı hiçbir zaman sorulardan ve vesveseden kurtulamayacağını peşinen bilmelidir. Bu bilgiyi bilen kişi, kendini kötü hissetmez. İşte epistemolojik olarak bu bilgilerin değerlendirmesini sağlıklı olarak yapamayan insanlar “bana vesvese geliyor; demek ki ben imanı zayıf bir insanım” diye gereksiz yere kendilerine acı çektirir, mutsuz olurlar.Şüphe ve vesvese istidlali bilgide oluyor. Mesela ben şimdi Ahmed’i karşımda görüyorum. Gördüğümden dolayı Ahmed’in burada olduğundan şüphelenmem… Bu bilgi zorunlu bilgi, ispata gerek olmayan açık bilgidir. Ama Ahmet mutfağa geçse, onu göremesem ve Ali’ye “Ahmet nerede?” diye sorsam, Ali de; “Ahmet mutfakta” dese, bu bilgi istidlali bilgi olur benim için. Bu bilginin doğruluğuna inanabilmem ise bilginin geldiği kaynağa bağlı… Mesela, Ali’den şüphelenmezsem, aklına ve bana yalan söylemeyeceğine güvenim tamsa, o zaman “Ahmet demek ki mutfaktaymış” derim ve Ahmed’in mutfakta olduğundan asla şüphelenmem. Gözümle görmediğim halde şüphelenmem. Eğer şüphelenirsem iki kişiden birinde sorun var demektir. Ya bende sorun vardır yani ben sağlıklı bir şüphe içindeki adam değilim demektir ya da “Ali’ye güvenmiyorum, çok yalancı birisidir, yalan söylemiş olabilir” demiş olurum. İşte Allah’a, Peygambere iman da böyledir.Allah’a iman görerek olmaz. İman gaybe olur, imtihan gereği bu böyledir ve istidlali bilgiyle olur. İmanın gayba olması ve istidlali bilgiyle olması, o bilginin kesin olmadığı anlamına gelmez. Çünkü öyle istidlali bilgiler vardır ki kesinliğinin zorunlu bilgiden farkı yoktur. Mesela dünyanın yuvarlak olması, güneşin etrafında dönüyor olması, gezegenlerin varlığı hep istidlali bilgilerdir. Biz uzaya çıkıp bu bilgileri test etmedik. Ama bize gelen resimler, video görüntüleri bilim adamlarının bu konudaki beyanları gibi bilgiler istidlali bilgi olmasına rağmen, bizde zorunlu bilgi etkisi yaptı. Şimdi kimse bu bilgilerden kuşku bile duymaz. Onun gibi, Allah’ın varlığı her ne kadar istidlali bilgi ise de, böyle zorunlu bilgi gibi kesindir. Delillerle ispatlanabilir. Ama söylediğimiz gibi istidlali bilgiye insanlar şüpheyle bakabilir, kuşkulanabilir, hakkında vesveselenebilirler. Bu şüphe, bilginin kesin olmadığından kaynaklanmaz, istidlali bilginin yapısından kaynaklanır.İmanlı olduğu halde vesveseli olan insanların alameti nereden belli olur denirse onların alameti şudur:Onlar kalpleriyle iman etmişlerdir. İmansız olmaktan titrerler ve korkarlar. Akıllarına gelen şüpheler, sorular, çirkin sövmeler, cinsel objeler vs. yüzünden kendilerini çok kötü hisseder ve küfre düştüklerini sanırlar ve bu sebeple de acı çekerler. Hâlbuki bu kişilerin hali şüphe değil vesvesedir. Vesvesenin böyle olanı imanın kemalindendir. Bu sorulara cevap vermek gerekli değildir. Çünkü imanın yanında her zaman soru vardır. Bu soruları susturmak da mümkün değildir. En kesin cevaplarını versen bile sorular susmaz, vesvese bitmez. Bu sorulara kelam alimleri zaten ampirik bilgi kesinliğinde cevaplar vermişlerdir. Müslümanların hiçbirinin bu sorulardan korkmasına gerek yok. İşte ben Allah’ın izniyle buradayım.Aklınıza gelen bütün soruları sorabilirsiniz, hepsinin cevapları bende hazır. Ben bütün bu soruları 11 yıllık fikir çilesi yıllarımda düşündüm, sordum ve ispat ettim. Bütün bu bilgilerden bilerek şüphe ettim. Sizler için hepsinin doğruluğunu matematiksel ispat gücünde ispat ettim. Şimdi bir müslümanın bu sorularla boğuşmasına artık gerek yok. Ben buradayım. Yine bir müslümanın bu sorulardan korkmasına da gerek yok. “Seyyidim ispat etmiştir” diyerek rahatça imanın keyfini çıkarın… Allah’ın izniyle kendime bu konuda öyle güveniyorum ki bir stadyum dolusu kâfiri, ateistti hatta şeytanı bu bilgilerimle iman ettiririm, yeter ki inadi ve isyani küfrün içinde olmasınlar…Netice olarak diyebilirim ki, bu tür konuları düşünmek her ne kadar günah ve yasak olmasa da, herkesin yapması uygun değildir. Bu konuların detayı kelam ilminin konusudur. Böyle bir şey gerekli olursa ehil olan Müslüman kelam âlimlerinin eserlerinden faydalanmayı tercih etmelidir. Bu iş, vesvesesini tefekkür sananların işi değildir.Seyyid Şenel İlhan


  18. 02.Ağustos.2012, 00:52
    45
    lagarivb - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Kalbin imanı, zihinden geçen düşüncelerle bozulmaz


    Asrımızda insanlığın en önemli sorunlarından biri vesvesedir. Gerçi vesvese, her devirde insanların başına bela olmuş, toplum içinde pek çok insanın akıl ve ruh sağlığını bozarak onu normal hayatın dışına atmış ciddi bir sorundur. Bugün de insanların içinde vesveseden çekmeyen insan yok gibidir. Vesvese denen bu önemli sorunun çözümü için önce vesvesenin gerçek bir tanımından işe başlamak gerekir.Öncelikli olarak, “Vesvese nedir? Tamamen yok edilmesi gereken kötü bir hastalık mıdır?” bu konuyu aydınlatmamız gerekir. İnsanlarımızın büyük çoğunluğu vesveseyi, imanından şüphelenmek sanıyor. İmanını tehlikede görerek endişelenip korkuyor. Vesvese bir bakıma şüpheye benzese de şüphenin tanımı şöyledir: İman ile inkâr arasında tam ortada kalmak şüphedir. Duygulardan birine az da olsa meyledip ortadan biraz diğer duyguya yönelme zandır. Diğer duyguyu terk ederek tamamen bir duyguya yönelme zann-ı galip’tir.Metodik şüphe normal olandır, amaçlanmış şüphe tehlikelidir.Şüpheyi de iki kategoride değerlendirmek gerekir. Birincisi metodik şüphe, ikincisi amaçlanmış şüphe. Amaçlanmış şüphe: inkâr etmeyi isteyen, bundan razı olan kişinin şüphesidir. Metodik şüphe ise araştırmak, doğruyu bulmak isteyen kişinin şüphesi ki buna müspet şüphe demek icap eder. Zira bütün ilmi buluşlar, icatlar, teknolojideki gelişmeler bu şüphe sayesinde olmuştur. O zaman bu şüphe zararlı değil bilakis faydalıdır. Amaçlanmış olan şüphe kötüdür ve küfürdür. Metodik şüphe ile kendiliğinden gelen şüphe veya vesveseye eğer amaçlanmış şüphe muamelesi yaparsak, bu cehaletimiz sebebiyle kendimize haksız yere zulmetmiş ve şeytanın eline de müthiş kozlar vermiş oluruz. O da, Allah korusun bizlerle çocuğun topla oynadığı gibi oynar durur. Hâlbuki bu vesvese küfür değil, zararlı da değildir. Bu ikisinin ayrımını yapabilmek insanı iyi tanımakla mümkündür. İnsanı iyi tanımak da Rabbimizin ve onun elçisi olan Hazreti Peygamberin insan hakkındaki tarif ve tespitlerini referans almadan mümkün değildir.Demekki amaçlanmış şüphenin dışında insana gelen şüphe ve vesveselerden tedirgin olmak yersizdir. Çünkü bu tür vesvese zihnin normal işleyişini gösterir. Bu anlamda aşırı gidip takıntılı olmadıktan sonra, vesveseli olmak sağlıklı olmak, akıllı olmak demektir. Peki, takıntılı olmak ne demektir? Kalbinde iman dağ gibi olduğu halde kafasına gelen soru ve vesveseler nedeniyle kendini imansız sanmak ve öyle ki hastalanacak seviyelere gelmek, hatta sırf bu nedenle ibadetlerini terk etmek takıntı halidir. İşte bu oyuna asla gelmemelidir. Bu şekilde vesveseleri olduğundan fazla abartmak ve onların her türlüsünü zararlı addetmek bizi içinden çıkamayacağımız girdaplara düşürür. Bu girdaplarda günlerce belki senelerce döner dururuz ama bir türlü içinden çıkamayız.Şu gerçeği iyi bilmek gerekir, insan zihni vesvese veya şüphe yöntemiyle çalışır. Doğrulara bu (kıyas, cedel, şüphe, araştırma… vs) yöntemlerle ulaşır. Bu anlamda, doğru bilgiye ulaşmak için zihnin çabasına şüphe veya vesvese diyebiliriz. O zaman amaçlanmış şüphede tarif edilen dışında vesveseli olmak aslında bir sorun ve hastalık alameti değildir. Zira bu tür vesvese delilerde bir de ölülerde olmaz. O zaman sorun, vesvesenin bizzat kendisinde değil, bu konudaki bilgisizlik veya yanlış bilgiler neticesi zararlı bir virüse dönüştürülmüş şeklindedir.Müspet vesvese vücudu koruyan sinirlere benzerMüspet vesvese vücudu koruyan sinirlere benzer. Temizlik vesvesesi insanı temiz yapar. Şüpheli işlere düşmekten kaçma vesvesesi takva yapar. Yüce kitabımız Kur’an da bizi buna teşvik eder. Mesela Kur’an’da; “Ey iman edenler, eğer size (özü sözü bozuk) fasık birisi bir haber getirirse onu iyice araştırın, sonra bilmeden bir topluluğa sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz.” (Hucurat- 6) buyrulur. Bu ayette açıkça “fasığın getirdiği haberden şüphelenin” emri vardır. Bu şüphe, insanı etraflıca araştırmaya sevk eder ve bu sayede bilmeden insanlara zarar vermekten ve günahtan korunmuş oluruz.Size bilmediğiniz bir yerden veya tanımadığınız birisinden bir haber, bir bilgi geldiğinde eğer o bilgi sizin için bir önem arz ediyorsa, normal olarak o bilgiden önce şüphelenmeniz ve doğruluğunu araştırmanız gerekir. Aksine davranış yanlış bir tutumdur. Zira bir insan her duyduğu şeye, her söylenen bilgiye hemen” bu kesin doğrudur” diye inanıyorsa, asıl o insanda bir sorun var demektir.İnsanların doğruluk arayışları bilgiden şüphelenmeyle başlar. Aklı olan, malının canının kıymetini bilen, kendine ve sevdiklerine değer veren her insan, bu kıymetli şeyleri riske atmadan önce düşünür, bu konuda biraz olsun vesveseli olur. İşte bu sağlıklı durum her insanın başındadır. Bu hali yok etmeye çalışmak, normal çalışan bir makineyi bozmak gibidir.Taklidi imandan tahkiki imana giden yol da, bu metodik şüpheden geçer. Mesela yine bizzat Rabbimiz, yüce kitabında tevhidi ispatlamamız için bizi önce bu metodik şüpheye sevk ediyor:“Allah’tan başka ilahlar olsaydı bu ilahlar arşın sahibi Allah’a elbette bir yol ararlardı. İlahlıkta ortaklık olmaz. Onun için Allah ile savaşıp Onu yok etmeye çalışırlardı.” (İsra 42)“Eğer yer ile gökte Allah ’tan başka ilahlar olsaydı, bunlardaki nizam bozulur, karmakarışık olurdu.” (Enbiya 22)Bu ayetlerde “farz edelim ki, Allah birden fazla deyin ve öyle düşünün, o zaman işin içinden çıkamayacağınız akli problemlerle karşılaşacaksınız” diyor açıkça. Dolayısıyla bu tür düşüncelerin ve akla gelen vesveselerin korkulacak bir şey olmadığını, akıllı insanı tahkiki imana götüreceğini söylemiş de oluyor bu ayetler.Bir müslümanın küçük bir delili onu tahkiki iman sahibi yapar.Şu önemli hakikati de bilmek gerekir ki tahkiki iman, bütün küfür vesveselerine cevap vererek, tüm aklımıza gelen soruları cevaplayarak, nefsi ve şeytanı susturmak asla değildir. Çünkü böyle bir şey asla mümkün değildir. Yanlış anlaşılmasın böyle bir şeyin mümkün olmaması sorulara cevap vermenin zorluğundan değil, zihnin yapısı ve işleyişi gereği soruların bitirilemeyeceği ve susturulamayacağı içindir.Bunun niye böyle olamayacağını ve soruların niçin hiçbir zaman bitmeyeceğini ilerde açıklayacağız, hatta ispat edeceğiz. Dolayısıyla zihne gelen bütün soruları susturarak imana yeltenmek, Allah korusun vesvesenin en tehlikeli kısmına kendini atmak olur. Kimse böyle şeye soyunmamalı, çünkü dedik ya bu gereksizdir. Şüphelere karşı cevaplarla kelam âlimleri uğraşır.Bu ilimle uğraşmak, iman etmek için değil, ancak şüphe hastalığına yakalanmış insanlara yardım için öğrenilir. O da herkese değil ehline lazımdır. Bir gerçeği de burada ifade edeyim ki müslüman âlimlerin küfür sorulardan asla bir korkusu yoktur. Hepsinin cevapları verilmiştir, verilir de. Ama sorulara cevap vermek suretiyle iman etmeye çalışmak yoktur.Yoksa ilmin geldiği bu noktada Allah’ın varlığını ispat etmek, Kur’an’ın Allah kelamı olduğunu ispat etmek güneşi göstermek kadar kolaydır. İnsanlara gelen vesveseleri:1-Faydalı, müspet vesvese.2-Zararsız vesvese.3-Zararlı (takıntı) vesveseolarak üç kısımda mütalaa etsek eminim konu daha iyi anlaşılacaktır.Biraz önce bahsettiğimiz vesvese faydalı olanıydı. Şu hadisler zararsız olan vesveseye işaret ediyor:Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’in ashabından bir kısmı ona sordular:“Bazılarımızın aklından bir kısım vesveseler geçiyor, normalde bunu söylemenin günah olacağına eminiz.”Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm);“Gerçekten böyle vesveseler yaşıyor, ondan bir üzüntü, bir korku duyuyor musunuz?” diye sordu. Oradakiler ‘‘Evet!’’ deyince:“İşte bu (korku) imandan gelir (vesvese imana zarar vermez)” dedi.Diğer bir rivayette: “(Şeytanın) hilesini vesveseye dönüştüren Allah’a hamdolsun” demiştir.Müslim’in İbnu Mes’ud (radıyallahu anh)’dan kaydettiği bir rivayet şöyledir:Dediler ki: “Ey Allah’ın Resulû, bazılarımız içinden öyle sesler işitiyor ki, onu (bilerek) söylemektense kömür kesilinceye kadar yanmayı veya gökten yere atılmayı tercîh ederiz. (Bu vesveseler bize zarar verir mi?)” Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): “Hayır bu (korkunuz) gerçek imanın ifadesidir” cevabını verdi.Vesvesenin birinci sebebi Allah Resulü’nün de buyurduğu gibi şeytandır. “…Ve onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntularla oyalayacağım…” (Nisa Suresi, 119) ayetinin açıkladığı gibi şeytan, insanı saptırmaya ve kalbine şüphe tohumları atarak boş kuruntularla oyalamaya ve aldatmaya çalışmaktadır. İnsanlar bu vesveseye kapılmadıkları ve kendilerini kötü ve mutsuz hissetmedikleri müddetçe bu vesvesenin de hiçbir zararı yoktur.Evet, kalpte iman dağ gibi olduğu halde, kalbe gelen küfür vesveseleri, namazlarına yeni başlayanlara gelen abdest vesveseleri, namazların rekâtlarını karıştırma, namaz içinde ve dışında akla hücum eden cinsel objeler, Allah’a ve mukaddes şeylere karşı içerden gelen çirkin sözler vs. hepsi Efendimizin (s.a.v.) “zararı yoktur” dediği vesveselerdir.Zihnin çalışma şekli ve insan vehmi de bu tür vesveseleri üretir. Kalpte iman olduğu müddetçe, her türlü küfür düşüncesinin akla gelmesi, bu şüpheler üzerine düşünülmesi, bunlar üzerinde akıl yürütülmesi, muhakeme yapılması, bir sonuca varılması veya varılamaması zararsız vesveselerdir. Bu, kelam âlimlerinin her zaman yaptığı bir iştir. Bunlar imana zarar vermezler. Bunlardan korkulması, kaygılanılması gereksizdir. Çünkü iman akılda değil kalpte olur.Kalbin imanı, zihinden geçen düşüncelerle bozulmazVesvesenin zihinde akılda gerçekleşen bir olay olduğunu bilmek ve imanın mahallinin de zihin olmadığını bilmek çok önemlidir. İslam âlimleri iman etme yeri ile düşünme yerinin farklı olduğunu çok güzel bir şekilde ortaya koymuşlar. Düşünme yeri zihin, inanma yeri kalptir… İman kalple olur, akılla olmaz. İmanı akıl ancak onaylar. Kalp imanı tasdik ettikten sonra, akıldaki şüphelerin hiçbir hükmü yoktur. Bu düşünceler vesvese hükmündendir. Ne kadar şüpheye benzer vesvese gelirse gelsin kalpte iman olduğu müddetçe bunlar hep vesvesedir. Müslümanların en çok sıkıntı yaşadıkları vesvese türü budur. Kalplerinde iman dopdolu olduğu halde, aklın çalışma prensibinden kaynaklanan soru ve şüpheleri küfür sanarak üzülür. Kendilerini harap ederler. Bunun nedeni bilgisizlik ve cahilliktir. Bu cahillikten bunalıma giren, akıl sağlığını kaybedenler bile vardır.İman konusundaki hassasiyetten de kaynaklanabilir bu vesveseler. Mesela bir çocuk yetişirken aklına gelen vesveseleri anne ve babasıyla paylaşır. Bazen şöyle bir soru sorabilir; “Baba Allah nerede? O’nu niye göremiyoruz? Bizi O yarattı, peki O’nu kim yarattı?” Bu sorulara cahil ebeveynlerin tepkileri aşırı olur; “Sus! Hâşâ! Ne biçim soru bu? Böyle düşünme, böyle soru sorma, kâfir olursun!” İşte bu yanlış hassasiyetler ve aşırı tepkiler daha sonra böyle şeyleri düşünmekten korkma ve düşünceyi küfür sanma gibi hastalıklara dönüşebilir. Aslında belki bu sorular bilgisiz ebeveynlerin de düşünmekten korktuğu ve kaçtığı sorulardır. Bunların cevaplarını yok sanırlar. Çünkü halkın geneli taklidi iman sahibidir. Taklidi iman sahibi insanlar soru sormadan inanırlar. Böyle sorular sormaya ihtiyaç hissetmezler. Başlarına böyle sorular soran birileri gelirse de böyle sorulardan korkar ve kaçarlar. Çocuklarını da böyle sorular sormaktan men eder, böyle düşünmekten sakındırırlar. Ama akıl denen şey, sen ne kadar kaçarsan kaç, bu soruları sana doğal olarak soracaktır. Hele bazı insanlar vardır ki, onlar bu sorulara cevap bulmadan rahat edemezler. Olgusal zihniyet sahibi insanlar böyledir. Daha sonra bu çocuklar büyüdüklerinde, ne zaman ibadete yönelseler, o kaçtıkları sorular zihinlerine hücum eder. Bu soruları küçükken attıkları gibi yine kafalarından atmak isterler ama başaramazlar. Şeytanın da tesiriyle bu sorular onların “bir numaralı” derdi olur. Bu soruların bunalımı ve vesvesesi ile kendilerini çok kötü hisseder, hatta imansız bile sanabilirler. Aslında insanlar paniklemeden, vesveselerini küfür sanmadan düşünmeyi öğrenseler göreceklerdir ki, kalplerinde iman olduğu halde akıllarıyla her şeyi düşünmek ne günahtır ne de küfür… Eğer böyle olmasaydı, koca koca kelam âlimlerinin hepsini küfürle itham etmek gerekecekti.Evet, İman dil ile ikrar kalp ile tasdiktir. Kalbi ile tasdik ise imanı akıldan başka; sevgi, sezgi, vicdan, adalet vs. gibi duyguların da onaylamasıdır. Bu duyguların onayı aklın onayından daha önemlidir. O yüzden bir insanı ruhunuz, kalbiniz onaylamış sevmişse, vicdanınız tasdiklemişse, o kişi hakkında size bir yerlerden gelen menfi bilgiler ve vesveseler, olumlu kanaatinizi kolay kolay değiştiremez. İşte insanların kalpleri; sezgi, sevgi, adalet gibi duyguların eşliğinde bir tane istidlali bilgi yani bir küçük delil ile dahi iman edebilir. Hatta bazı insanlar vardır ki onlar hiçbir delile ihtiyaç hissetmeden de iman edebilirler. Ve bu tür iman da caizdir ve geçerlidir.Bu imanından sonra zihnine gerek cin şeytanlarından gerek insi şeytanlardan, gerekse vehminden dolayı bir sürü soru gelebilir. İmanı korumak kaygısıyla bu sorulara cevap yetiştirmeye çalışmak gereksizdir. Çünkü iman kökü kalpte, dalları ve yaprakları zihinde olan bir ağaca benzer. Zihinde esen şüphe vesvese fırtınaları, ağacın yaprak ve dallarını sallarsa da kökü kalpte olduğu için asla söküp atamaz. Bu sebeple paniklemeye hiç gerek yoktur. Vesvese, konuşarak ve kâle alınarak susturulamaz. Vesveseli insanlar hatayı genelde bu noktada yaparlar ve normal olan vesveseyi (obsesyon) ciddiye alınca, vesveseyi, takıntı (kompülsif) rahatsızlık boyutuna taşırlar.İman ile inancın ayırımını da iyi yapmak gerekir. İman gaybe olur. Gayb bilgisi istidlali bilgidir. İstidlali bilgi her zaman bir ucu soruya açık bilgidir. İnsan ne kadar sağlam iman sahibi olursa olsun, istidlali bilginin yapısından dolayı hiçbir zaman sorulardan ve vesveseden kurtulamayacağını peşinen bilmelidir. Bu bilgiyi bilen kişi, kendini kötü hissetmez. İşte epistemolojik olarak bu bilgilerin değerlendirmesini sağlıklı olarak yapamayan insanlar “bana vesvese geliyor; demek ki ben imanı zayıf bir insanım” diye gereksiz yere kendilerine acı çektirir, mutsuz olurlar.Şüphe ve vesvese istidlali bilgide oluyor. Mesela ben şimdi Ahmed’i karşımda görüyorum. Gördüğümden dolayı Ahmed’in burada olduğundan şüphelenmem… Bu bilgi zorunlu bilgi, ispata gerek olmayan açık bilgidir. Ama Ahmet mutfağa geçse, onu göremesem ve Ali’ye “Ahmet nerede?” diye sorsam, Ali de; “Ahmet mutfakta” dese, bu bilgi istidlali bilgi olur benim için. Bu bilginin doğruluğuna inanabilmem ise bilginin geldiği kaynağa bağlı… Mesela, Ali’den şüphelenmezsem, aklına ve bana yalan söylemeyeceğine güvenim tamsa, o zaman “Ahmet demek ki mutfaktaymış” derim ve Ahmed’in mutfakta olduğundan asla şüphelenmem. Gözümle görmediğim halde şüphelenmem. Eğer şüphelenirsem iki kişiden birinde sorun var demektir. Ya bende sorun vardır yani ben sağlıklı bir şüphe içindeki adam değilim demektir ya da “Ali’ye güvenmiyorum, çok yalancı birisidir, yalan söylemiş olabilir” demiş olurum. İşte Allah’a, Peygambere iman da böyledir.Allah’a iman görerek olmaz. İman gaybe olur, imtihan gereği bu böyledir ve istidlali bilgiyle olur. İmanın gayba olması ve istidlali bilgiyle olması, o bilginin kesin olmadığı anlamına gelmez. Çünkü öyle istidlali bilgiler vardır ki kesinliğinin zorunlu bilgiden farkı yoktur. Mesela dünyanın yuvarlak olması, güneşin etrafında dönüyor olması, gezegenlerin varlığı hep istidlali bilgilerdir. Biz uzaya çıkıp bu bilgileri test etmedik. Ama bize gelen resimler, video görüntüleri bilim adamlarının bu konudaki beyanları gibi bilgiler istidlali bilgi olmasına rağmen, bizde zorunlu bilgi etkisi yaptı. Şimdi kimse bu bilgilerden kuşku bile duymaz. Onun gibi, Allah’ın varlığı her ne kadar istidlali bilgi ise de, böyle zorunlu bilgi gibi kesindir. Delillerle ispatlanabilir. Ama söylediğimiz gibi istidlali bilgiye insanlar şüpheyle bakabilir, kuşkulanabilir, hakkında vesveselenebilirler. Bu şüphe, bilginin kesin olmadığından kaynaklanmaz, istidlali bilginin yapısından kaynaklanır.İmanlı olduğu halde vesveseli olan insanların alameti nereden belli olur denirse onların alameti şudur:Onlar kalpleriyle iman etmişlerdir. İmansız olmaktan titrerler ve korkarlar. Akıllarına gelen şüpheler, sorular, çirkin sövmeler, cinsel objeler vs. yüzünden kendilerini çok kötü hisseder ve küfre düştüklerini sanırlar ve bu sebeple de acı çekerler. Hâlbuki bu kişilerin hali şüphe değil vesvesedir. Vesvesenin böyle olanı imanın kemalindendir. Bu sorulara cevap vermek gerekli değildir. Çünkü imanın yanında her zaman soru vardır. Bu soruları susturmak da mümkün değildir. En kesin cevaplarını versen bile sorular susmaz, vesvese bitmez. Bu sorulara kelam alimleri zaten ampirik bilgi kesinliğinde cevaplar vermişlerdir. Müslümanların hiçbirinin bu sorulardan korkmasına gerek yok. İşte ben Allah’ın izniyle buradayım.Aklınıza gelen bütün soruları sorabilirsiniz, hepsinin cevapları bende hazır. Ben bütün bu soruları 11 yıllık fikir çilesi yıllarımda düşündüm, sordum ve ispat ettim. Bütün bu bilgilerden bilerek şüphe ettim. Sizler için hepsinin doğruluğunu matematiksel ispat gücünde ispat ettim. Şimdi bir müslümanın bu sorularla boğuşmasına artık gerek yok. Ben buradayım. Yine bir müslümanın bu sorulardan korkmasına da gerek yok. “Seyyidim ispat etmiştir” diyerek rahatça imanın keyfini çıkarın… Allah’ın izniyle kendime bu konuda öyle güveniyorum ki bir stadyum dolusu kâfiri, ateistti hatta şeytanı bu bilgilerimle iman ettiririm, yeter ki inadi ve isyani küfrün içinde olmasınlar…Netice olarak diyebilirim ki, bu tür konuları düşünmek her ne kadar günah ve yasak olmasa da, herkesin yapması uygun değildir. Bu konuların detayı kelam ilminin konusudur. Böyle bir şey gerekli olursa ehil olan Müslüman kelam âlimlerinin eserlerinden faydalanmayı tercih etmelidir. Bu iş, vesvesesini tefekkür sananların işi değildir.Seyyid Şenel İlhan


  19. 10.Mart.2013, 03:41
    46
    Misafir

    Cevap: Allah rızası için okuyun (vesvese müptelası oldum)

    Şeytan senin zayıf damarının vesvese olduğunu keşfetmiş gibi oradan seni yıpratmaya çalışıyor. Unutma bu düşünceler senden değil seytandan o herzaman sözler sen ise bu basit oyunu gelmiyeceğim de ve o sözlere kulak asma nasil ki aynada ki yılanın görünüşü seni sokamaz zehiri ni akitamaz aynada gözüken dışkı aynayı kirletmez sadece onlar birer yansımadir.vesvese aynada ki bir yılan bir dışkı gibidir aynayı ne kirletir ne de kokutur


  20. 10.Mart.2013, 03:41
    46
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Şeytan senin zayıf damarının vesvese olduğunu keşfetmiş gibi oradan seni yıpratmaya çalışıyor. Unutma bu düşünceler senden değil seytandan o herzaman sözler sen ise bu basit oyunu gelmiyeceğim de ve o sözlere kulak asma nasil ki aynada ki yılanın görünüşü seni sokamaz zehiri ni akitamaz aynada gözüken dışkı aynayı kirletmez sadece onlar birer yansımadir.vesvese aynada ki bir yılan bir dışkı gibidir aynayı ne kirletir ne de kokutur


  21. 06.Haziran.2013, 21:51
    47
    ugra
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Haziran.2013
    Üye No: 101568
    Mesaj Sayısı: 1
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Allah rızası için okuyun (vesvese müptelası oldum)

    bunu anca yaşayan bilir basit bişeymiş gibi geliyor millete insan yataktan çıkamıyor sürekli uyumak istiyor aklına gelmesin diye bunu yaşayan bilir insan verem olmayı ister de bu hastalığa yakalanmak istemez kardeş senin durum nedir şu anda geçtimi acaba


  22. 06.Haziran.2013, 21:51
    47
    ugra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    bunu anca yaşayan bilir basit bişeymiş gibi geliyor millete insan yataktan çıkamıyor sürekli uyumak istiyor aklına gelmesin diye bunu yaşayan bilir insan verem olmayı ister de bu hastalığa yakalanmak istemez kardeş senin durum nedir şu anda geçtimi acaba


  23. 11.Aralık.2014, 01:03
    48
    TisselTassal
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2012
    Üye No: 96830
    Mesaj Sayısı: 133
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Cevap: Allah rızası için okuyun (vesvese müptelası oldum)

    Yorumlarınızı ancak sımdı okuyabildim Allah razı olsun kardeşlerim son olarak evet insan uyumak istiyo benımde ıstedıgım gıbı


  24. 11.Aralık.2014, 01:03
    48
    Yorumlarınızı ancak sımdı okuyabildim Allah razı olsun kardeşlerim son olarak evet insan uyumak istiyo benımde ıstedıgım gıbı





+ Yorum Gönder
Git İlk 345 Son