Konusunu Oylayın.: Yemin ettin ama tutamadım ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Yemin ettin ama tutamadım ?
  1. 21.Haziran.2012, 17:43
    1
    Işık
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2012
    Üye No: 96639
    Mesaj Sayısı: 5
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Yemin ettin ama tutamadım ?






    Yemin ettin ama tutamadım ? Mumsema bir fiili yapmayacağım diye Allah'a yemin ettim ve eğer bozarsam bütün sevaplarım silinsin dedim ama yeminimi tutamadım şimdi bütün sevaplarım silindimi ve ne yapmalıyım ?


  2. 21.Haziran.2012, 17:43
    1
    Işık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



  3. 21.Haziran.2012, 19:36
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Yemin ettin ama tutamadım ?




    YEMÎN


    Sözlükte "kuvvet, sağ taraf, sağ el, and içmek, kasem" gibi anlamlara gelen yemîn, dinî bir kavram olarak, bir kimsenin Allah'ın adını veya sıfatını zikrederek sözünü kuvvetlendirmesi demektir. Yemîn, sözü kuvvetlendirmesi ve yalan yere yemînin büyük günah olması sebebiyle mahkemelerde başka bir delil bulunmadığında delil olarak kabul edilmiştir. (bk. Nükûl) Bunun dışında köle azât etme ve boşamaya bağlı olarak yapılan ve bazı fıkhî sonuçlar doğuran sözlere de yemîn denilmiştir.

    Sözün kuvvetlendirilmesi için Allah'ın adı veya sıfatı anılarak yapılan yemin üç çeşittir: Yemîn-i lağv, yemîn-i gamûs ve yemîn-i mün'akide.

    Yemîn-i lağv; bir şeyin öyle olduğu zannedilerek veya ağız alışkanlığıyla yapılan yemîndir. Kişinin birini görmediği halde gördüğünü zannederek "vallahi gördüm" demesi böyledir. Ayrıca sözünü kuvvetlendirme niyeti bulunmaksızın, yemîn kastı olmaksızın yemîn sözlerini söylemek de yemîn-i lağv olarak kabul edilmiştir. Bu şekilde yapılan yeminden dolayı keffaret gerekmez. Kur'ân-ı Kerîm'de, kasıtsız olarak ağızdan çıkıveren yeminlerden dolayı sorumlu tutulmayacağı bildirilmiştir (Bakara, 2/225; Mâide, 5/89). Bununla birlikte, ağız alışkanlığıyla konuşurken ikide bir yemîn edenlerin bu alışkanlıklarından vaz geçmek için çalışmaları gerekir.

    Yemîn-i gamûs; geçmiş zamanda meydana gelmeyen bir işin olduğuna veya yapılan bir şeyin olmadığına bilerek yalan yere yemîn etmektir. Bu yemîn büyük günah olup, sahibini günaha daldırdığı için bu isim verilmiştir. Bilerek ve Allah'ın adını anarak yalan yere yapılan yemînin bağışlanması için keffaret yeterli olmadığından; keffâret vacip kılınmamıştır. Gamûs yemîni yapan kimsenin gerçekten pişman olarak ve bir daha böyle bir hataya düşmemek üzere Allah'tan af dilemesi gerekir. Yalan yere yaptığı yemîn sebebiyle başkasının hakkının zayi olmasına sebep oldu ise, bu zararı tazmîn edip onlardan helâllik istemelidir.

    Yemîn-i mün'akide; mümkün olan ve geleceğe ait bir şeyi yapmak veya yapmamak üzere yapılan yemîndir. Bir kimsenin şu işi yapacağım veya "yapmayacağım" diye yemîn etmesi böyledir. Yemînin sahih olması için yemîn edenin akıllı, buluğ çağına erişmiş ve Müslüman olması gerekir. Ayrıca bu sözüyle yemîni kastetmiş olmalıdır. Bunun yanında yemînin Allah'ın isimlerinden biriyle veya O'nun sıfatlarıyla yapılmış olması gerekir. Allah ve sıfatları dışında başka şeylere yapılan yemîn, bu yemîn kapsamına girmez.

    Bu yemîn ileride yapılacak bir işe Allah'ın şahit tutulması olduğundan, yerine getirilmelidir. Yerine getirilmemesi halinde yemîn bozulmuş olur; keffâret ödenmesi gerekir. Yemînin keffâreti ise, on fakiri doyurmak veya giydirmek ya da köle azât etmektir. Buna gücü yetmeyen kimse üç gün peşpeşe oruç tutar. Yüce Allah, "Allah sizi kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yemînlerinizden dolayı değil, fakat kalplerinizin kastettiği yemînlerden dolayı sorumlu tutar. Yemînin keffâreti, ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on fakiri yedirmek yahut giydirmek ya da bir köle azât etmektir. Bulamayan üç gün oruç tutmalıdır; yemîninizin keffâreti budur. Yemîn ettiğinizde yemînlerinizi tutun. Şükredesiniz diye Allah size böylece âyetlerini açıklıyor." buyurmaktadır (Mâide, 5/89).

    Farz veya vacip olan bir şeyi yapmamaya; haram ve günah olan bir şeyi yapmaya edilen yemînin yerine getirilmeyip keffâret verilmesi gerekir. Mendûb olan bir şeyi yapmamaya veya mekrûh olan bir şeyi yapmaya yemîn eden kimsenin yemînini bozup keffâret vermesi daha uygundur. Mubah konularda yapılan yemînlerde ise, yemînin bozulmaması gerekir. Şayet yemînini bozar ise keffâret vermesi gerekir. Yeminin bilerek veya unutarak ya da baskı altında bozulması arasında fark yoktur; keffâret verilmesi gerekir. (İ.P.)


  4. 21.Haziran.2012, 19:36
    2
    Moderatör



    YEMÎN


    Sözlükte "kuvvet, sağ taraf, sağ el, and içmek, kasem" gibi anlamlara gelen yemîn, dinî bir kavram olarak, bir kimsenin Allah'ın adını veya sıfatını zikrederek sözünü kuvvetlendirmesi demektir. Yemîn, sözü kuvvetlendirmesi ve yalan yere yemînin büyük günah olması sebebiyle mahkemelerde başka bir delil bulunmadığında delil olarak kabul edilmiştir. (bk. Nükûl) Bunun dışında köle azât etme ve boşamaya bağlı olarak yapılan ve bazı fıkhî sonuçlar doğuran sözlere de yemîn denilmiştir.

    Sözün kuvvetlendirilmesi için Allah'ın adı veya sıfatı anılarak yapılan yemin üç çeşittir: Yemîn-i lağv, yemîn-i gamûs ve yemîn-i mün'akide.

    Yemîn-i lağv; bir şeyin öyle olduğu zannedilerek veya ağız alışkanlığıyla yapılan yemîndir. Kişinin birini görmediği halde gördüğünü zannederek "vallahi gördüm" demesi böyledir. Ayrıca sözünü kuvvetlendirme niyeti bulunmaksızın, yemîn kastı olmaksızın yemîn sözlerini söylemek de yemîn-i lağv olarak kabul edilmiştir. Bu şekilde yapılan yeminden dolayı keffaret gerekmez. Kur'ân-ı Kerîm'de, kasıtsız olarak ağızdan çıkıveren yeminlerden dolayı sorumlu tutulmayacağı bildirilmiştir (Bakara, 2/225; Mâide, 5/89). Bununla birlikte, ağız alışkanlığıyla konuşurken ikide bir yemîn edenlerin bu alışkanlıklarından vaz geçmek için çalışmaları gerekir.

    Yemîn-i gamûs; geçmiş zamanda meydana gelmeyen bir işin olduğuna veya yapılan bir şeyin olmadığına bilerek yalan yere yemîn etmektir. Bu yemîn büyük günah olup, sahibini günaha daldırdığı için bu isim verilmiştir. Bilerek ve Allah'ın adını anarak yalan yere yapılan yemînin bağışlanması için keffaret yeterli olmadığından; keffâret vacip kılınmamıştır. Gamûs yemîni yapan kimsenin gerçekten pişman olarak ve bir daha böyle bir hataya düşmemek üzere Allah'tan af dilemesi gerekir. Yalan yere yaptığı yemîn sebebiyle başkasının hakkının zayi olmasına sebep oldu ise, bu zararı tazmîn edip onlardan helâllik istemelidir.

    Yemîn-i mün'akide; mümkün olan ve geleceğe ait bir şeyi yapmak veya yapmamak üzere yapılan yemîndir. Bir kimsenin şu işi yapacağım veya "yapmayacağım" diye yemîn etmesi böyledir. Yemînin sahih olması için yemîn edenin akıllı, buluğ çağına erişmiş ve Müslüman olması gerekir. Ayrıca bu sözüyle yemîni kastetmiş olmalıdır. Bunun yanında yemînin Allah'ın isimlerinden biriyle veya O'nun sıfatlarıyla yapılmış olması gerekir. Allah ve sıfatları dışında başka şeylere yapılan yemîn, bu yemîn kapsamına girmez.

    Bu yemîn ileride yapılacak bir işe Allah'ın şahit tutulması olduğundan, yerine getirilmelidir. Yerine getirilmemesi halinde yemîn bozulmuş olur; keffâret ödenmesi gerekir. Yemînin keffâreti ise, on fakiri doyurmak veya giydirmek ya da köle azât etmektir. Buna gücü yetmeyen kimse üç gün peşpeşe oruç tutar. Yüce Allah, "Allah sizi kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yemînlerinizden dolayı değil, fakat kalplerinizin kastettiği yemînlerden dolayı sorumlu tutar. Yemînin keffâreti, ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on fakiri yedirmek yahut giydirmek ya da bir köle azât etmektir. Bulamayan üç gün oruç tutmalıdır; yemîninizin keffâreti budur. Yemîn ettiğinizde yemînlerinizi tutun. Şükredesiniz diye Allah size böylece âyetlerini açıklıyor." buyurmaktadır (Mâide, 5/89).

    Farz veya vacip olan bir şeyi yapmamaya; haram ve günah olan bir şeyi yapmaya edilen yemînin yerine getirilmeyip keffâret verilmesi gerekir. Mendûb olan bir şeyi yapmamaya veya mekrûh olan bir şeyi yapmaya yemîn eden kimsenin yemînini bozup keffâret vermesi daha uygundur. Mubah konularda yapılan yemînlerde ise, yemînin bozulmaması gerekir. Şayet yemînini bozar ise keffâret vermesi gerekir. Yeminin bilerek veya unutarak ya da baskı altında bozulması arasında fark yoktur; keffâret verilmesi gerekir. (İ.P.)


  5. 21.Haziran.2012, 20:01
    3
    Işık
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2012
    Üye No: 96639
    Mesaj Sayısı: 5
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Yemin ettin ama tutamadım ?

    teşekkürler peki yemin içinde söylediğim bütün sevaplarım silinsin sözüde geçerli oluyor mu yani sevaplarım siliniyor mu ?


  6. 21.Haziran.2012, 20:01
    3
    Işık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    teşekkürler peki yemin içinde söylediğim bütün sevaplarım silinsin sözüde geçerli oluyor mu yani sevaplarım siliniyor mu ?


  7. 21.Haziran.2012, 21:31
    4
    AHİRET
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Haziran.2012
    Üye No: 96618
    Mesaj Sayısı: 21
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Yemin ettin ama tutamadım ?

    CÜBBELİ AHMET HOCAYI DİNLEDİM DİORDU Kİ
    ''...her seferinde tövbe etsin allah' ta her seferinde af ederim dior, hata diyor tövbe eder bozar tövbe eder bozar.. sonunda yine tövbe eder mevla da diyorki kulum senki RABBİN olduğunu biliyorsun sen ki bunu içinde bir rahatsızlık hissediyorsun çünkü öbür türlü tövbe etme ihtiyacı hissetmezsin demekki senin imanından kaynaklanıyor bir özür dileme ve dönüş yapmak ne yaparsan yap ben seni affedicen diyor . ama hafife almak alay etmek manasında olursa oda 3 defada bozsa 4 .de küçüksede büyük günah olarak yazılır burda dengeyi iyi tutmak gerek hakketen gönül pişmanlığıyla olursa 1000 kerede olsa tövbe kapısı açıktır '' diordu. gerçekten yürekten tövbe edersen seni yine affeder RABBİMİZ inş. bütün günahlarım silinsin demenide affeder inş. sen tövbe edip çabaladıktan sonra aynı hataya düşmemeye çalış.


  8. 21.Haziran.2012, 21:31
    4
    AHİRET - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    CÜBBELİ AHMET HOCAYI DİNLEDİM DİORDU Kİ
    ''...her seferinde tövbe etsin allah' ta her seferinde af ederim dior, hata diyor tövbe eder bozar tövbe eder bozar.. sonunda yine tövbe eder mevla da diyorki kulum senki RABBİN olduğunu biliyorsun sen ki bunu içinde bir rahatsızlık hissediyorsun çünkü öbür türlü tövbe etme ihtiyacı hissetmezsin demekki senin imanından kaynaklanıyor bir özür dileme ve dönüş yapmak ne yaparsan yap ben seni affedicen diyor . ama hafife almak alay etmek manasında olursa oda 3 defada bozsa 4 .de küçüksede büyük günah olarak yazılır burda dengeyi iyi tutmak gerek hakketen gönül pişmanlığıyla olursa 1000 kerede olsa tövbe kapısı açıktır '' diordu. gerçekten yürekten tövbe edersen seni yine affeder RABBİMİZ inş. bütün günahlarım silinsin demenide affeder inş. sen tövbe edip çabaladıktan sonra aynı hataya düşmemeye çalış.


  9. 23.Haziran.2012, 21:03
    5
    Işık
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2012
    Üye No: 96639
    Mesaj Sayısı: 5
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Yemin ettin ama tutamadım ?

    cevabınız için teşekkürler birazda olsa içim rahatladım çünkü bir gaflet ile şeytana uyup o yemini bozuyorsunuz ama sonra pişman oluyorsunuz,gerçekten Allah sizden razı olsun içime birazda olsa su serptiğiniz için


  10. 23.Haziran.2012, 21:03
    5
    Işık - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    cevabınız için teşekkürler birazda olsa içim rahatladım çünkü bir gaflet ile şeytana uyup o yemini bozuyorsunuz ama sonra pişman oluyorsunuz,gerçekten Allah sizden razı olsun içime birazda olsa su serptiğiniz için


  11. 21.Haziran.2015, 19:46
    6
    Misafir

    Cevap: Yemin ettin ama tutamadım ?

    Sigara 2ay içmiycem diye yemin eddim ama 1ay dayanabildim bozdum içdim columun cocumun üzerine etdim birde vallahi billahi allah kitap çarpsındedim neyapmam gerekir


  12. 21.Haziran.2015, 19:46
    6
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Sigara 2ay içmiycem diye yemin eddim ama 1ay dayanabildim bozdum içdim columun cocumun üzerine etdim birde vallahi billahi allah kitap çarpsındedim neyapmam gerekir





+ Yorum Gönder