Konusunu Oylayın.: Her evde cin olması mümkün mü?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Her evde cin olması mümkün mü?
  1. 23.Haziran.2012, 00:33
    37
    kibrit
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2012
    Üye No: 93862
    Mesaj Sayısı: 516
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6

    Cevap: her evde cin olması mümkün mü?

    reklam


    Cevap: her evde cin olması mümkün mü? ile ilgili yazı Mumsema.org
    Tabi tabi kesin kitap palavradır. Hatta ingilizlerin yahudilerin işi olduğu konusunda Kadir Mısıroğlu üstad bile atıp tutuyor. Ancak kendinizi kandırırsınız. "Protestan islam" yani metin olarak al ve düz mana ile/kelime kelime yorumla!

    Leküm diniküm veliyye din.


  2. 23.Haziran.2012, 00:33
    37
    Devamlı Üye
    reklam


    Tabi tabi kesin kitap palavradır. Hatta ingilizlerin yahudilerin işi olduğu konusunda Kadir Mısıroğlu üstad bile atıp tutuyor. Ancak kendinizi kandırırsınız. "Protestan islam" yani metin olarak al ve düz mana ile/kelime kelime yorumla!

    Leküm diniküm veliyye din.


  3. 23.Haziran.2012, 00:37
    38
    Jıhad
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Nisan.2012
    Üye No: 95699
    Mesaj Sayısı: 305
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: her evde cin olması mümkün mü?

    reklam


    ehli sünnet alimlerinin kitaplarını okursan göreceksin ki müteşabih ayetler tevil edilemez 4 mezhep imamı da bunu destekler

    fıkhı ekber şerhi allame aliyyül kari sayfa 104 aç bak ne yazıyor


    MUTEŞABİH AYETLER TEVİL EDİLEMEZ


    Eş'arî (ö. 324/935) meşhur "Makalâtü'l İslâmiyyin" isimli eserinde bu konudaki fırkaların görüşlerini serdederken şöyle demektedir:
    "Ehl-i Sünnet ve hadis ehli dedi ki: ALLAH cisim değildir ve yaratıklara benzemez. O, Arş'ın üzerindedir. Nitekim;"O Rahman, Arş'a istivâ etti" buyurulmuştur. ALLAH'ın söylediğinden öteye gitmez, söz söylemeyiz. Aksine, keyfiyetsiz olarak istivâ etmiştir, deriz" (Eş'arî, a.g.e., I. 285).

    İmam Maturudî (333/944) Kitabu't-Tevhîd'de, "İstiva" ayeti ile ilgili muhtemel bir çok te'villeri (mulk, ulûvv, Arşı ta'zim ve teşrif, istilâ, kasd vb.) sıralayıp, teşbihe kaçan anlayışları reddeddikten sonra şöyle demektedir:

    "Bu mevzuda bize göre aslolan şudur ki, ALLAH Teâlâ; "Hiç bir şey O'nun benzeri olamaz" buyurmak suretiyle kendini mahlukatına benzetmekten tenzih etmiştir. Nitekim biz de O'nun fiillerinde ve sıfatlarında benzeri bulunmadığını, benzerlerinden münezzeh olduğunu yukarıda beyan etmiştik. Bundan ötürü, "Rahman'ın Arş üzerine istivâsını " vahyin getirdiği ve akılda sabit olduğu gibi kabul etmemiz gerekir. Artık biz bu ayetin belli bir anlam ile kesin te'viline hükmedemeyiz. Çünkü zikrettiğimiz te'villerden herhangi birine ihtimali olduğu kadar; henüz bize ulaşmamış, teşbih şâibesi taşımayan başka bir manaya gelmesi de muhtemeldir. Biz ancak bu ayette ALLAH'ın o tabirle muradı ne ise, ona iman ederiz. Vahy ile sabit olan ru'yetullah vb. diğer meselelerde de inancımız böyledir. Bu hususlarda teşbihi nefyederek, hiç bir yorum yapmadan murâd-ı ilâhi her ne ise ona iman gereklidir
    (Maturidî, Kitabu't-Tevhîd, s. 74).

    Hanefi mezhebinin imamı Ebû Hanife (öl. 150/766) de ayni görüştedir. O şöyle demektedir:
    "Bilmiyorum, Rabbim gökte midir, yerde midir" diyen kâfir olur. "ALLAH Arş'ın üzerindedir ama Arş gökte midir, yoksa yerde midir, onu bilmiyorum" diyen de kâfir olur.ALLAH'a dua ederken yukarıya yönelinir, aşağıya değil. Çünkü aşağının rubûbiyet ve ulûhiyyet vasfıyla hiçbir ilgisi yoktur.

    Nitekim şu hadis de bunu anlatıyor:
    Bir adam Hz. Peygamber'e siyah bir cariye getirdi ve:

    - Benim üzerime mu'min bir köle azat etmek vacib oldu. Bu kâfi midir? diye sordu.Peygamber (s.a.v) o cariyeye sordu:
    "Sen mu'min misin?" Cariye:
    "Evet" dedi. Peygamber (s.a.v.):
    "Peki, ALLAH nerededir?" diye sordu. Cariye göğe işaret etti. Bunun üzerine Peygamber:
    "Onu azat et, o mu'mindir" dedi. (Muslim, el-Mesacid, 33; Ebû Davud, es-Salat, 167; İbnu Ebi'l-İzz el-Hanefi, Şerhu'l Akîdeti't-Tahâviyye, Beyrut 1988, s. 288; İmam-ı Azam'ın Beş Eseri, İstanbul, 1981, s. 45-48 Arapça kısmı).

    Nitekim Ebû Hanife'nin talebesi Ebû Yusuf, ALLAH'ın gökte (yukarıda) olduğunu reddeden Bişr el-Merisî'yi bu görüşünden dolayı hesaba çekmiş ve tövbe etmesini istemiştir.
    (İbnu Ebi'l-İzz el-Hanefi, Şerhu'l Akîdeti't-Tahâviyye, Beyrut 1988, s. 288)



    O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir.Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.AL'i İmRAN 7

    (Bu ayetlerin tevilinde : elden maksat ALLAH’ın kudreti , yahut nimetidir , denilemez. Zira bu türlü tevillerde ALLAH’ın sıfatlarını iptal vardır. ALLAH’ın sıfatlarını iptal ise Kaderiye ve Mutezile taifesinin sözleridir. Lakin ALLAH’ın eli , keyfiyetsiz olarak sıfatıdır. ALLAH’ın gazab ve rızası da yine keyfiyetsiz olarak ALLAH’ın sıfatlarıdır. )
    Yani bu sıfatların nasıl olduğunu biz bilmeyiz , ancak ALLAH kendisi bilir .

    “El” sözü için olduğu gibi ALLAH’a izafe edilen “yüz” sıfatı için de ALLAH tealanın zatıdır , ayn sözünden maksat , görmesidir ,Arş üzerinde durmasından maksat da Arş’ı istila etmesidir ,(kaplamasıdır) denilemez . Bu ayetler tevil edilemez. Çünkü Cenabı ALLAH özellikle bu kelimeleri kullanmış , bunların yerine , kudret , nimet , görme ve istila kelimelerini zikretmemiştir .
    Doğrusu Cenabı ALLAH el kelimesinden nimet ve kudret gibi iki manadan başkasını kasdetmiştir. Bu sıfatlar ALLAH hakkında müteşabih sıfatlardandır. İmam Azam da Cumhur-u Selefe uyarak aynı görüşe katılmıştır. Ondan sonra gelen ilim adamları da ona uymuşlardır . ALLAH Tealanın gadab ve rıza sıfatlarından gazabı ve intikamı dilemek , rızası ile nimet vermeyi dilemek kastedilmiştir , tarzında tevil yapılamaz . Bunlardan maksat , esas konuluş gayeleri olan nimet ve azabtır .

    Fahr’ul-İslam demiştir ki : ALLAH için , el ve yüz isnat etmek bize göre haktır . Bu el ve yüz aslı ile bilinen ve vasfı ile müteşabih olan sıfatlardır.
    Vasfını yapmaktan aciz olduğundan dolayı bu sıfatların aslını ALLAH hakkında iptal etmek caiz değildir . İşte Mutezile bu yönden sapımıştır .
    Zira onlar , makul bir şekilde sıfatların vasfını bilmedikleri için bu sıfatların asıllarını da reddetmişlerdir. Bu şekilde onlar da ALLAH’ın sıfatlarını inkar ve tatil edenlerden oldular.

    İmam Azam Ebu Hanife’den: “ALLAH teala gökten iner” şeklinde rivayet edilen hadis-i şeriften sorulunca , “keyfiyetsiz olarak iner” cevabını verdi .


    İmam Azam Ebu Hanife , “ El-Vasiyye” adlı kitabında şöyle diyor :

    “Biz ikrar ederiz ki ALLAH Teala ihtiyaç olmaksızın Arş üzerinde durmaktadır. O’nun istikrarı Arş üzerindedir. Arş’ı ve Arş’tan başka her şeyi koruyan da ALLAH Teala’dır.ALLAH teala , başkasına muhtaç olsaydı yaratılmışlar gibi , bu alemi yaratmaya ve idare etmeye kadir olamazdı. ALLAH eğer oturmaya ve bir yerde kararlaşmaya muhtaç olsaydı , o takdirde Arş’ı yaratmadan evvel nerede idi ? Öyle ise ALLAH Teala , oturmaktan ve karar kılmaktan münezzehtir

    İmam Malik hazretleri Arş üzerinde istiva’dan sorulunca ne güzel söylemiştir. “ALLAH’ın Arş üzerinde istivası malumdur , keyfiyet meçhuldur. Bundan sormak bidattir. Bu ayete inanmak ise vacibtir

    Bu inanç selefin yoludur . Ve en doğru bir yoldur . ALLAH teala ise daha iyi bilir . Bazı halef alimlerinin yukarıda geçen ayet ve hadisleri tevil şekilleri geçmiştir. Bu ayetleri tevil etmenin daha sağlam bir yol olduğu söylenmiştir . Fakat Şafiilerden biri İmam’ul- Haremeyn’in önce bu ayetleri tevil ettiği , ancak ömrünün sonuna doğru bundan vazgeçtiği , bu ayetleri tevil etmeyi yasakladığı ve Selef’in müteşabih ayetlerin tevilini yasakladıkları hususundaki icmaını naklettiği rivayet edilmiştir.
    İmam’ul- Haremeyn “Risale-i Nizamiye” adlı kitabında da bu görüşünü açıklamaktadır. Bu görüş maturidi Mezhebine mensub olan alimlerimizin inancına da uygundur .

    İMAM AZAM FIKH-I EKBER

    Aliyyul- Kari Şerhi
    Sayfa : 75 -76 -77
    Tercüme : Yunus Vehbi yavuz
    İlaveli 4. Baskı 15 ytl .
    Çağrı yayınları : Tel : 0 212 516 20 80 -81 fax : 0 212 516 20 82






  4. 23.Haziran.2012, 00:37
    38
    Jıhad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    reklam


    ehli sünnet alimlerinin kitaplarını okursan göreceksin ki müteşabih ayetler tevil edilemez 4 mezhep imamı da bunu destekler

    fıkhı ekber şerhi allame aliyyül kari sayfa 104 aç bak ne yazıyor


    MUTEŞABİH AYETLER TEVİL EDİLEMEZ


    Eş'arî (ö. 324/935) meşhur "Makalâtü'l İslâmiyyin" isimli eserinde bu konudaki fırkaların görüşlerini serdederken şöyle demektedir:
    "Ehl-i Sünnet ve hadis ehli dedi ki: ALLAH cisim değildir ve yaratıklara benzemez. O, Arş'ın üzerindedir. Nitekim;"O Rahman, Arş'a istivâ etti" buyurulmuştur. ALLAH'ın söylediğinden öteye gitmez, söz söylemeyiz. Aksine, keyfiyetsiz olarak istivâ etmiştir, deriz" (Eş'arî, a.g.e., I. 285).

    İmam Maturudî (333/944) Kitabu't-Tevhîd'de, "İstiva" ayeti ile ilgili muhtemel bir çok te'villeri (mulk, ulûvv, Arşı ta'zim ve teşrif, istilâ, kasd vb.) sıralayıp, teşbihe kaçan anlayışları reddeddikten sonra şöyle demektedir:

    "Bu mevzuda bize göre aslolan şudur ki, ALLAH Teâlâ; "Hiç bir şey O'nun benzeri olamaz" buyurmak suretiyle kendini mahlukatına benzetmekten tenzih etmiştir. Nitekim biz de O'nun fiillerinde ve sıfatlarında benzeri bulunmadığını, benzerlerinden münezzeh olduğunu yukarıda beyan etmiştik. Bundan ötürü, "Rahman'ın Arş üzerine istivâsını " vahyin getirdiği ve akılda sabit olduğu gibi kabul etmemiz gerekir. Artık biz bu ayetin belli bir anlam ile kesin te'viline hükmedemeyiz. Çünkü zikrettiğimiz te'villerden herhangi birine ihtimali olduğu kadar; henüz bize ulaşmamış, teşbih şâibesi taşımayan başka bir manaya gelmesi de muhtemeldir. Biz ancak bu ayette ALLAH'ın o tabirle muradı ne ise, ona iman ederiz. Vahy ile sabit olan ru'yetullah vb. diğer meselelerde de inancımız böyledir. Bu hususlarda teşbihi nefyederek, hiç bir yorum yapmadan murâd-ı ilâhi her ne ise ona iman gereklidir
    (Maturidî, Kitabu't-Tevhîd, s. 74).

    Hanefi mezhebinin imamı Ebû Hanife (öl. 150/766) de ayni görüştedir. O şöyle demektedir:
    "Bilmiyorum, Rabbim gökte midir, yerde midir" diyen kâfir olur. "ALLAH Arş'ın üzerindedir ama Arş gökte midir, yoksa yerde midir, onu bilmiyorum" diyen de kâfir olur.ALLAH'a dua ederken yukarıya yönelinir, aşağıya değil. Çünkü aşağının rubûbiyet ve ulûhiyyet vasfıyla hiçbir ilgisi yoktur.

    Nitekim şu hadis de bunu anlatıyor:
    Bir adam Hz. Peygamber'e siyah bir cariye getirdi ve:

    - Benim üzerime mu'min bir köle azat etmek vacib oldu. Bu kâfi midir? diye sordu.Peygamber (s.a.v) o cariyeye sordu:
    "Sen mu'min misin?" Cariye:
    "Evet" dedi. Peygamber (s.a.v.):
    "Peki, ALLAH nerededir?" diye sordu. Cariye göğe işaret etti. Bunun üzerine Peygamber:
    "Onu azat et, o mu'mindir" dedi. (Muslim, el-Mesacid, 33; Ebû Davud, es-Salat, 167; İbnu Ebi'l-İzz el-Hanefi, Şerhu'l Akîdeti't-Tahâviyye, Beyrut 1988, s. 288; İmam-ı Azam'ın Beş Eseri, İstanbul, 1981, s. 45-48 Arapça kısmı).

    Nitekim Ebû Hanife'nin talebesi Ebû Yusuf, ALLAH'ın gökte (yukarıda) olduğunu reddeden Bişr el-Merisî'yi bu görüşünden dolayı hesaba çekmiş ve tövbe etmesini istemiştir.
    (İbnu Ebi'l-İzz el-Hanefi, Şerhu'l Akîdeti't-Tahâviyye, Beyrut 1988, s. 288)



    O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir.Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.AL'i İmRAN 7

    (Bu ayetlerin tevilinde : elden maksat ALLAH’ın kudreti , yahut nimetidir , denilemez. Zira bu türlü tevillerde ALLAH’ın sıfatlarını iptal vardır. ALLAH’ın sıfatlarını iptal ise Kaderiye ve Mutezile taifesinin sözleridir. Lakin ALLAH’ın eli , keyfiyetsiz olarak sıfatıdır. ALLAH’ın gazab ve rızası da yine keyfiyetsiz olarak ALLAH’ın sıfatlarıdır. )
    Yani bu sıfatların nasıl olduğunu biz bilmeyiz , ancak ALLAH kendisi bilir .

    “El” sözü için olduğu gibi ALLAH’a izafe edilen “yüz” sıfatı için de ALLAH tealanın zatıdır , ayn sözünden maksat , görmesidir ,Arş üzerinde durmasından maksat da Arş’ı istila etmesidir ,(kaplamasıdır) denilemez . Bu ayetler tevil edilemez. Çünkü Cenabı ALLAH özellikle bu kelimeleri kullanmış , bunların yerine , kudret , nimet , görme ve istila kelimelerini zikretmemiştir .
    Doğrusu Cenabı ALLAH el kelimesinden nimet ve kudret gibi iki manadan başkasını kasdetmiştir. Bu sıfatlar ALLAH hakkında müteşabih sıfatlardandır. İmam Azam da Cumhur-u Selefe uyarak aynı görüşe katılmıştır. Ondan sonra gelen ilim adamları da ona uymuşlardır . ALLAH Tealanın gadab ve rıza sıfatlarından gazabı ve intikamı dilemek , rızası ile nimet vermeyi dilemek kastedilmiştir , tarzında tevil yapılamaz . Bunlardan maksat , esas konuluş gayeleri olan nimet ve azabtır .

    Fahr’ul-İslam demiştir ki : ALLAH için , el ve yüz isnat etmek bize göre haktır . Bu el ve yüz aslı ile bilinen ve vasfı ile müteşabih olan sıfatlardır.
    Vasfını yapmaktan aciz olduğundan dolayı bu sıfatların aslını ALLAH hakkında iptal etmek caiz değildir . İşte Mutezile bu yönden sapımıştır .
    Zira onlar , makul bir şekilde sıfatların vasfını bilmedikleri için bu sıfatların asıllarını da reddetmişlerdir. Bu şekilde onlar da ALLAH’ın sıfatlarını inkar ve tatil edenlerden oldular.

    İmam Azam Ebu Hanife’den: “ALLAH teala gökten iner” şeklinde rivayet edilen hadis-i şeriften sorulunca , “keyfiyetsiz olarak iner” cevabını verdi .


    İmam Azam Ebu Hanife , “ El-Vasiyye” adlı kitabında şöyle diyor :

    “Biz ikrar ederiz ki ALLAH Teala ihtiyaç olmaksızın Arş üzerinde durmaktadır. O’nun istikrarı Arş üzerindedir. Arş’ı ve Arş’tan başka her şeyi koruyan da ALLAH Teala’dır.ALLAH teala , başkasına muhtaç olsaydı yaratılmışlar gibi , bu alemi yaratmaya ve idare etmeye kadir olamazdı. ALLAH eğer oturmaya ve bir yerde kararlaşmaya muhtaç olsaydı , o takdirde Arş’ı yaratmadan evvel nerede idi ? Öyle ise ALLAH Teala , oturmaktan ve karar kılmaktan münezzehtir

    İmam Malik hazretleri Arş üzerinde istiva’dan sorulunca ne güzel söylemiştir. “ALLAH’ın Arş üzerinde istivası malumdur , keyfiyet meçhuldur. Bundan sormak bidattir. Bu ayete inanmak ise vacibtir

    Bu inanç selefin yoludur . Ve en doğru bir yoldur . ALLAH teala ise daha iyi bilir . Bazı halef alimlerinin yukarıda geçen ayet ve hadisleri tevil şekilleri geçmiştir. Bu ayetleri tevil etmenin daha sağlam bir yol olduğu söylenmiştir . Fakat Şafiilerden biri İmam’ul- Haremeyn’in önce bu ayetleri tevil ettiği , ancak ömrünün sonuna doğru bundan vazgeçtiği , bu ayetleri tevil etmeyi yasakladığı ve Selef’in müteşabih ayetlerin tevilini yasakladıkları hususundaki icmaını naklettiği rivayet edilmiştir.
    İmam’ul- Haremeyn “Risale-i Nizamiye” adlı kitabında da bu görüşünü açıklamaktadır. Bu görüş maturidi Mezhebine mensub olan alimlerimizin inancına da uygundur .

    İMAM AZAM FIKH-I EKBER

    Aliyyul- Kari Şerhi
    Sayfa : 75 -76 -77
    Tercüme : Yunus Vehbi yavuz
    İlaveli 4. Baskı 15 ytl .
    Çağrı yayınları : Tel : 0 212 516 20 80 -81 fax : 0 212 516 20 82






  5. 23.Haziran.2012, 00:49
    39
    kibrit
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2012
    Üye No: 93862
    Mesaj Sayısı: 516
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6

    Cevap: her evde cin olması mümkün mü?

    Yav sana okumuyorum yazdıklarını demedim mi? Benim dinlediğim hocalar bellidir! Cübbeli Ahmet hocam bunların başındadır...

    Vehhabilik sapık ve batıldır. Yazıp durma. Sen öğrenmek istiyorsan, ehl-i sünnet hocalarımızın sohbetlerini açıp dinlersin. Seni ve yazdıklarını kaale dahi almıyorum. Bu da son mesaj sana. Hadi islam tr sitesinde atın tutun.

    Bu site adminleri de bir arkadaşı kendilerine çatmadan evvel baya bir idare ettiler ses çıkarmadılar, ne zaman ucu dokundu o zaman iş yaptılar. Onlarında görüşünü, tutumunu anlamış olduk vesselam.


  6. 23.Haziran.2012, 00:49
    39
    Devamlı Üye
    Yav sana okumuyorum yazdıklarını demedim mi? Benim dinlediğim hocalar bellidir! Cübbeli Ahmet hocam bunların başındadır...

    Vehhabilik sapık ve batıldır. Yazıp durma. Sen öğrenmek istiyorsan, ehl-i sünnet hocalarımızın sohbetlerini açıp dinlersin. Seni ve yazdıklarını kaale dahi almıyorum. Bu da son mesaj sana. Hadi islam tr sitesinde atın tutun.

    Bu site adminleri de bir arkadaşı kendilerine çatmadan evvel baya bir idare ettiler ses çıkarmadılar, ne zaman ucu dokundu o zaman iş yaptılar. Onlarında görüşünü, tutumunu anlamış olduk vesselam.


  7. 23.Haziran.2012, 01:04
    40
    Jıhad
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Nisan.2012
    Üye No: 95699
    Mesaj Sayısı: 305
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: her evde cin olması mümkün mü?

    okumamakta hala ısrarcısın bak ehli sünnet alimlerinin kitaplarını okursan göreceksin ki müteşabih ayetler tevil edilemez 4 mezhep imamı da bunu destekler

    fıkhı ekber şerhi allame aliyyül kari sayfa 104 aç bak ne yazıyor


    O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir.Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.AL'i İMRAN 7



    MUTEŞABİH AYETLER TEVİL EDİLEMEZ


    Eş'arî (ö. 324/935) meşhur "Makalâtü'l İslâmiyyin" isimli eserinde bu konudaki fırkaların görüşlerini serdederken şöyle demektedir:
    "Ehl-i Sünnet ve hadis ehli dedi ki: ALLAH cisim değildir ve yaratıklara benzemez. O, Arş'ın üzerindedir. Nitekim;"O Rahman, Arş'a istivâ etti" buyurulmuştur. ALLAH'ın söylediğinden öteye gitmez, söz söylemeyiz. Aksine, keyfiyetsiz olarak istivâ etmiştir, deriz" (Eş'arî, a.g.e., I. 285).

    İmam Maturudî (333/944) Kitabu't-Tevhîd'de, "İstiva" ayeti ile ilgili muhtemel bir çok te'villeri (mulk, ulûvv, Arşı ta'zim ve teşrif, istilâ, kasd vb.) sıralayıp, teşbihe kaçan anlayışları reddeddikten sonra şöyle demektedir:

    "Bu mevzuda bize göre aslolan şudur ki, ALLAH Teâlâ; "Hiç bir şey O'nun benzeri olamaz" buyurmak suretiyle kendini mahlukatına benzetmekten tenzih etmiştir. Nitekim biz de O'nun fiillerinde ve sıfatlarında benzeri bulunmadığını, benzerlerinden münezzeh olduğunu yukarıda beyan etmiştik. Bundan ötürü, "Rahman'ın Arş üzerine istivâsını " vahyin getirdiği ve akılda sabit olduğu gibi kabul etmemiz gerekir. Artık biz bu ayetin belli bir anlam ile kesin te'viline hükmedemeyiz. Çünkü zikrettiğimiz te'villerden herhangi birine ihtimali olduğu kadar; henüz bize ulaşmamış, teşbih şâibesi taşımayan başka bir manaya gelmesi de muhtemeldir. Biz ancak bu ayette ALLAH'ın o tabirle muradı ne ise, ona iman ederiz. Vahy ile sabit olan ru'yetullah vb. diğer meselelerde de inancımız böyledir. Bu hususlarda teşbihi nefyederek, hiç bir yorum yapmadan murâd-ı ilâhi her ne ise ona iman gereklidir
    (Maturidî, Kitabu't-Tevhîd, s. 74).

    Hanefi mezhebinin imamı Ebû Hanife (öl. 150/766) de ayni görüştedir. O şöyle demektedir:
    "Bilmiyorum, Rabbim gökte midir, yerde midir" diyen kâfir olur. "ALLAH Arş'ın üzerindedir ama Arş gökte midir, yoksa yerde midir, onu bilmiyorum" diyen de kâfir olur.ALLAH'a dua ederken yukarıya yönelinir, aşağıya değil. Çünkü aşağının rubûbiyet ve ulûhiyyet vasfıyla hiçbir ilgisi yoktur.

    Nitekim şu hadis de bunu anlatıyor:
    Bir adam Hz. Peygamber'e siyah bir cariye getirdi ve:

    - Benim üzerime mu'min bir köle azat etmek vacib oldu. Bu kâfi midir? diye sordu.Peygamber (s.a.v) o cariyeye sordu:
    "Sen mu'min misin?" Cariye:
    "Evet" dedi. Peygamber (s.a.v.):
    "Peki, ALLAH nerededir?" diye sordu. Cariye göğe işaret etti. Bunun üzerine Peygamber:
    "Onu azat et, o mu'mindir" dedi. (Muslim, el-Mesacid, 33; Ebû Davud, es-Salat, 167; İbnu Ebi'l-İzz el-Hanefi, Şerhu'l Akîdeti't-Tahâviyye, Beyrut 1988, s. 288; İmam-ı Azam'ın Beş Eseri, İstanbul, 1981, s. 45-48 Arapça kısmı).

    Nitekim Ebû Hanife'nin talebesi Ebû Yusuf, ALLAH'ın gökte (yukarıda) olduğunu reddeden Bişr el-Merisî'yi bu görüşünden dolayı hesaba çekmiş ve tövbe etmesini istemiştir.
    (İbnu Ebi'l-İzz el-Hanefi, Şerhu'l Akîdeti't-Tahâviyye, Beyrut 1988, s. 288)





    (müteşabih ayetlerin tevilinde : elden maksat ALLAH’ın kudreti , yahut nimetidir , denilemez. Zira bu türlü tevillerde ALLAH’ın sıfatlarını iptal vardır. ALLAH’ın sıfatlarını iptal ise Kaderiye ve Mutezile taifesinin sözleridir. Lakin ALLAH’ın eli , keyfiyetsiz olarak sıfatıdır. ALLAH’ın gazab ve rızası da yine keyfiyetsiz olarak ALLAH’ın sıfatlarıdır. )
    Yani bu sıfatların nasıl olduğunu biz bilmeyiz , ancak ALLAH kendisi bilir .

    “El” sözü için olduğu gibi ALLAH’a izafe edilen “yüz” sıfatı için de ALLAH tealanın zatıdır , ayn sözünden maksat , görmesidir ,Arş üzerinde durmasından maksat da Arş’ı istila etmesidir ,(kaplamasıdır) denilemez . Bu ayetler tevil edilemez. Çünkü Cenabı ALLAH özellikle bu kelimeleri kullanmış , bunların yerine , kudret , nimet , görme ve istila kelimelerini zikretmemiştir .
    Doğrusu Cenabı ALLAH el kelimesinden nimet ve kudret gibi iki manadan başkasını kasdetmiştir. Bu sıfatlar ALLAH hakkında müteşabih sıfatlardandır. İmam Azam da Cumhur-u Selefe uyarak aynı görüşe katılmıştır. Ondan sonra gelen ilim adamları da ona uymuşlardır . ALLAH Tealanın gadab ve rıza sıfatlarından gazabı ve intikamı dilemek , rızası ile nimet vermeyi dilemek kastedilmiştir , tarzında tevil yapılamaz . Bunlardan maksat , esas konuluş gayeleri olan nimet ve azabtır .

    Fahr’ul-İslam demiştir ki : ALLAH için , el ve yüz isnat etmek bize göre haktır . Bu el ve yüz aslı ile bilinen ve vasfı ile müteşabih olan sıfatlardır.
    Vasfını yapmaktan aciz olduğundan dolayı bu sıfatların aslını ALLAH hakkında iptal etmek caiz değildir . İşte Mutezile bu yönden sapımıştır .
    Zira onlar , makul bir şekilde sıfatların vasfını bilmedikleri için bu sıfatların asıllarını da reddetmişlerdir. Bu şekilde onlar da ALLAH’ın sıfatlarını inkar ve tatil edenlerden oldular.

    İmam Azam Ebu Hanife’den: “ALLAH teala gökten iner” şeklinde rivayet edilen hadis-i şeriften sorulunca , “keyfiyetsiz olarak iner” cevabını verdi .

    Başka bir hadis-i şerifte’de Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyuruyor:
    “Şüphesiz Cenabı ALLAH Adem aleyhisselamı kendi sureti üzerine yaratmıştır , yahut Rahmanın suretinde yaratmıştır
    [ Buhari , c .V , s. 125 , İstizab 1]

    Bu ve buna benzer hadis-i şeriflerin zahiri manası üzerine bırakılması gerekir. Bunların durumu , tevili , söyleyene bırakılır. ALLAH Teala ise azalardan ve yaratılmışların sıfatlarına benzemekten beridir.

    İmam Azam Ebu Hanife , “ El-Vasiyye” adlı kitabında şöyle diyor :

    “Biz ikrar ederiz ki ALLAH Teala ihtiyaç olmaksızın Arş üzerinde durmaktadır. O’nun istikrarı Arş üzerindedir. Arş’ı ve Arş’tan başka her şeyi koruyan da ALLAH Teala’dır.ALLAH teala , başkasına muhtaç olsaydı yaratılmışlar gibi , bu alemi yaratmaya ve idare etmeye kadir olamazdı. ALLAH eğer oturmaya ve bir yerde kararlaşmaya muhtaç olsaydı , o takdirde Arş’ı yaratmadan evvel nerede idi ? Öyle ise ALLAH Teala , oturmaktan ve karar kılmaktan münezzehtir

    İmam Malik hazretleri Arş üzerinde istiva’dan sorulunca ne güzel söylemiştir. “ALLAH’ın Arş üzerinde istivası malumdur , keyfiyet meçhuldur. Bundan sormak bidattir. Bu ayete inanmak ise vacibtir

    Bu inanç selefin yoludur . Ve en doğru bir yoldur . ALLAH teala ise daha iyi bilir . Bazı halef alimlerinin yukarıda geçen ayet ve hadisleri tevil şekilleri geçmiştir. Bu ayetleri tevil etmenin daha sağlam bir yol olduğu söylenmiştir . Fakat Şafiilerden biri İmam’ul- Haremeyn’in önce bu ayetleri tevil ettiği , ancak ömrünün sonuna doğru bundan vazgeçtiği , bu ayetleri tevil etmeyi yasakladığı ve Selef’in müteşabih ayetlerin tevilini yasakladıkları hususundaki icmaını naklettiği rivayet edilmiştir.
    İmam’ul- Haremeyn “Risale-i Nizamiye” adlı kitabında da bu görüşünü açıklamaktadır. Bu görüş maturidi Mezhebine mensub olan alimlerimizin inancına da uygundur .

    İMAM AZAM FIKH-I EKBER

    Aliyyul- Kari Şerhi
    Sayfa : 75 -76 -77
    Tercüme : Yunus Vehbi yavuz
    İlaveli 4. Baskı 15 ytl .
    Çağrı yayınları : Tel : 0 212 516 20 80 -81 fax : 0 212 516 20 82







  8. 23.Haziran.2012, 01:04
    40
    Jıhad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    okumamakta hala ısrarcısın bak ehli sünnet alimlerinin kitaplarını okursan göreceksin ki müteşabih ayetler tevil edilemez 4 mezhep imamı da bunu destekler

    fıkhı ekber şerhi allame aliyyül kari sayfa 104 aç bak ne yazıyor


    O, sana Kitab’ı indirendir. Onun (Kur’an’ın) bazı âyetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir.Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, “Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.AL'i İMRAN 7



    MUTEŞABİH AYETLER TEVİL EDİLEMEZ


    Eş'arî (ö. 324/935) meşhur "Makalâtü'l İslâmiyyin" isimli eserinde bu konudaki fırkaların görüşlerini serdederken şöyle demektedir:
    "Ehl-i Sünnet ve hadis ehli dedi ki: ALLAH cisim değildir ve yaratıklara benzemez. O, Arş'ın üzerindedir. Nitekim;"O Rahman, Arş'a istivâ etti" buyurulmuştur. ALLAH'ın söylediğinden öteye gitmez, söz söylemeyiz. Aksine, keyfiyetsiz olarak istivâ etmiştir, deriz" (Eş'arî, a.g.e., I. 285).

    İmam Maturudî (333/944) Kitabu't-Tevhîd'de, "İstiva" ayeti ile ilgili muhtemel bir çok te'villeri (mulk, ulûvv, Arşı ta'zim ve teşrif, istilâ, kasd vb.) sıralayıp, teşbihe kaçan anlayışları reddeddikten sonra şöyle demektedir:

    "Bu mevzuda bize göre aslolan şudur ki, ALLAH Teâlâ; "Hiç bir şey O'nun benzeri olamaz" buyurmak suretiyle kendini mahlukatına benzetmekten tenzih etmiştir. Nitekim biz de O'nun fiillerinde ve sıfatlarında benzeri bulunmadığını, benzerlerinden münezzeh olduğunu yukarıda beyan etmiştik. Bundan ötürü, "Rahman'ın Arş üzerine istivâsını " vahyin getirdiği ve akılda sabit olduğu gibi kabul etmemiz gerekir. Artık biz bu ayetin belli bir anlam ile kesin te'viline hükmedemeyiz. Çünkü zikrettiğimiz te'villerden herhangi birine ihtimali olduğu kadar; henüz bize ulaşmamış, teşbih şâibesi taşımayan başka bir manaya gelmesi de muhtemeldir. Biz ancak bu ayette ALLAH'ın o tabirle muradı ne ise, ona iman ederiz. Vahy ile sabit olan ru'yetullah vb. diğer meselelerde de inancımız böyledir. Bu hususlarda teşbihi nefyederek, hiç bir yorum yapmadan murâd-ı ilâhi her ne ise ona iman gereklidir
    (Maturidî, Kitabu't-Tevhîd, s. 74).

    Hanefi mezhebinin imamı Ebû Hanife (öl. 150/766) de ayni görüştedir. O şöyle demektedir:
    "Bilmiyorum, Rabbim gökte midir, yerde midir" diyen kâfir olur. "ALLAH Arş'ın üzerindedir ama Arş gökte midir, yoksa yerde midir, onu bilmiyorum" diyen de kâfir olur.ALLAH'a dua ederken yukarıya yönelinir, aşağıya değil. Çünkü aşağının rubûbiyet ve ulûhiyyet vasfıyla hiçbir ilgisi yoktur.

    Nitekim şu hadis de bunu anlatıyor:
    Bir adam Hz. Peygamber'e siyah bir cariye getirdi ve:

    - Benim üzerime mu'min bir köle azat etmek vacib oldu. Bu kâfi midir? diye sordu.Peygamber (s.a.v) o cariyeye sordu:
    "Sen mu'min misin?" Cariye:
    "Evet" dedi. Peygamber (s.a.v.):
    "Peki, ALLAH nerededir?" diye sordu. Cariye göğe işaret etti. Bunun üzerine Peygamber:
    "Onu azat et, o mu'mindir" dedi. (Muslim, el-Mesacid, 33; Ebû Davud, es-Salat, 167; İbnu Ebi'l-İzz el-Hanefi, Şerhu'l Akîdeti't-Tahâviyye, Beyrut 1988, s. 288; İmam-ı Azam'ın Beş Eseri, İstanbul, 1981, s. 45-48 Arapça kısmı).

    Nitekim Ebû Hanife'nin talebesi Ebû Yusuf, ALLAH'ın gökte (yukarıda) olduğunu reddeden Bişr el-Merisî'yi bu görüşünden dolayı hesaba çekmiş ve tövbe etmesini istemiştir.
    (İbnu Ebi'l-İzz el-Hanefi, Şerhu'l Akîdeti't-Tahâviyye, Beyrut 1988, s. 288)





    (müteşabih ayetlerin tevilinde : elden maksat ALLAH’ın kudreti , yahut nimetidir , denilemez. Zira bu türlü tevillerde ALLAH’ın sıfatlarını iptal vardır. ALLAH’ın sıfatlarını iptal ise Kaderiye ve Mutezile taifesinin sözleridir. Lakin ALLAH’ın eli , keyfiyetsiz olarak sıfatıdır. ALLAH’ın gazab ve rızası da yine keyfiyetsiz olarak ALLAH’ın sıfatlarıdır. )
    Yani bu sıfatların nasıl olduğunu biz bilmeyiz , ancak ALLAH kendisi bilir .

    “El” sözü için olduğu gibi ALLAH’a izafe edilen “yüz” sıfatı için de ALLAH tealanın zatıdır , ayn sözünden maksat , görmesidir ,Arş üzerinde durmasından maksat da Arş’ı istila etmesidir ,(kaplamasıdır) denilemez . Bu ayetler tevil edilemez. Çünkü Cenabı ALLAH özellikle bu kelimeleri kullanmış , bunların yerine , kudret , nimet , görme ve istila kelimelerini zikretmemiştir .
    Doğrusu Cenabı ALLAH el kelimesinden nimet ve kudret gibi iki manadan başkasını kasdetmiştir. Bu sıfatlar ALLAH hakkında müteşabih sıfatlardandır. İmam Azam da Cumhur-u Selefe uyarak aynı görüşe katılmıştır. Ondan sonra gelen ilim adamları da ona uymuşlardır . ALLAH Tealanın gadab ve rıza sıfatlarından gazabı ve intikamı dilemek , rızası ile nimet vermeyi dilemek kastedilmiştir , tarzında tevil yapılamaz . Bunlardan maksat , esas konuluş gayeleri olan nimet ve azabtır .

    Fahr’ul-İslam demiştir ki : ALLAH için , el ve yüz isnat etmek bize göre haktır . Bu el ve yüz aslı ile bilinen ve vasfı ile müteşabih olan sıfatlardır.
    Vasfını yapmaktan aciz olduğundan dolayı bu sıfatların aslını ALLAH hakkında iptal etmek caiz değildir . İşte Mutezile bu yönden sapımıştır .
    Zira onlar , makul bir şekilde sıfatların vasfını bilmedikleri için bu sıfatların asıllarını da reddetmişlerdir. Bu şekilde onlar da ALLAH’ın sıfatlarını inkar ve tatil edenlerden oldular.

    İmam Azam Ebu Hanife’den: “ALLAH teala gökten iner” şeklinde rivayet edilen hadis-i şeriften sorulunca , “keyfiyetsiz olarak iner” cevabını verdi .

    Başka bir hadis-i şerifte’de Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyuruyor:
    “Şüphesiz Cenabı ALLAH Adem aleyhisselamı kendi sureti üzerine yaratmıştır , yahut Rahmanın suretinde yaratmıştır
    [ Buhari , c .V , s. 125 , İstizab 1]

    Bu ve buna benzer hadis-i şeriflerin zahiri manası üzerine bırakılması gerekir. Bunların durumu , tevili , söyleyene bırakılır. ALLAH Teala ise azalardan ve yaratılmışların sıfatlarına benzemekten beridir.

    İmam Azam Ebu Hanife , “ El-Vasiyye” adlı kitabında şöyle diyor :

    “Biz ikrar ederiz ki ALLAH Teala ihtiyaç olmaksızın Arş üzerinde durmaktadır. O’nun istikrarı Arş üzerindedir. Arş’ı ve Arş’tan başka her şeyi koruyan da ALLAH Teala’dır.ALLAH teala , başkasına muhtaç olsaydı yaratılmışlar gibi , bu alemi yaratmaya ve idare etmeye kadir olamazdı. ALLAH eğer oturmaya ve bir yerde kararlaşmaya muhtaç olsaydı , o takdirde Arş’ı yaratmadan evvel nerede idi ? Öyle ise ALLAH Teala , oturmaktan ve karar kılmaktan münezzehtir

    İmam Malik hazretleri Arş üzerinde istiva’dan sorulunca ne güzel söylemiştir. “ALLAH’ın Arş üzerinde istivası malumdur , keyfiyet meçhuldur. Bundan sormak bidattir. Bu ayete inanmak ise vacibtir

    Bu inanç selefin yoludur . Ve en doğru bir yoldur . ALLAH teala ise daha iyi bilir . Bazı halef alimlerinin yukarıda geçen ayet ve hadisleri tevil şekilleri geçmiştir. Bu ayetleri tevil etmenin daha sağlam bir yol olduğu söylenmiştir . Fakat Şafiilerden biri İmam’ul- Haremeyn’in önce bu ayetleri tevil ettiği , ancak ömrünün sonuna doğru bundan vazgeçtiği , bu ayetleri tevil etmeyi yasakladığı ve Selef’in müteşabih ayetlerin tevilini yasakladıkları hususundaki icmaını naklettiği rivayet edilmiştir.
    İmam’ul- Haremeyn “Risale-i Nizamiye” adlı kitabında da bu görüşünü açıklamaktadır. Bu görüş maturidi Mezhebine mensub olan alimlerimizin inancına da uygundur .

    İMAM AZAM FIKH-I EKBER

    Aliyyul- Kari Şerhi
    Sayfa : 75 -76 -77
    Tercüme : Yunus Vehbi yavuz
    İlaveli 4. Baskı 15 ytl .
    Çağrı yayınları : Tel : 0 212 516 20 80 -81 fax : 0 212 516 20 82







  9. 23.Haziran.2012, 12:31
    41
    burcealtug
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2012
    Üye No: 94504
    Mesaj Sayısı: 980
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: ALLAHÜTELANIN ARŞININ ALTINDA HERHANGİBİR YER

    Cevap: her evde cin olması mümkün mü?

    Jıhad KARDEŞİM
    16 yaşında bir genç olarak dini bilgilerin maşallah yerinde okuyup araştırıyorsun. Lakin tek yanlı kaynaklardan bakıp karar kılmamanı öneririm. Bu her konu için geçerlidir. Yazdıklarını okudum. Ama üzülerek söylüyorum ki çok yanlı kaynaklara dalmışsın. Hz mevlana ve şemsi tebrisin kitaplarını çok okudum okumaya da devam edeceğim. Yunus emre gibi allah dostu aşıklar bana inşllah hep yol gösterecek. Buna yürekten inanıyorum. Çünkü namazlarda bunun için dua ediyorum.
    -rabbim sevgini öyle bir içime yerleştir ki nereye bakarsam bakayım nereye dönersem döneyim seni göreyim. Hep içimde sen ol. Sana aşkım artsın. Takvam bunla derece kazansın. Hz mevlana hz şems sana nasıl aşıksa öyle bir aşk yaşat bana diyorum.
    Bu dua 3 hafta kadar kabul olduğuna da inanıyorum. Bilmediğim bir sebepten ötürü ya da bilmediğim işlediğim bir günahda olabilir belkide dünyaya dalmışsımdır o haftalarda ki gibi yoğun değil şuanda yaşadıklarım. Hatta bununla ilgili başlıkda açmıştım. ALLAH AŞKINI NASIL YAŞATABİLİRİM ARTIRABİLİRİM adlı. İnan bana yazdıkların doğru olsaydı o zaman ki duam da kabul olmazdı. Çünkü kendine şirk koşulmasını asla kabul etmeyen RABBİMİZ benim duamda adı geçen kişileri örnek almamı istemezdi. Ben buna inanıyorum. O şahıslarıda çok seviyorum. Dilerim ahirette onlarla cennete kabul edilirim. Kişi sevdiği ile berabermiş ya....

    cinlerle ilgili söyledikleriniz için tavsiyeler iç,in herşey için ALLAH RAZI olsun. Ayetel kürsi felak nas okuyacağım. En kısa zamanda da amenerresuliyi ezberleyeceğim inşallah




  10. 23.Haziran.2012, 12:31
    41
    Kıdemli Üye
    Jıhad KARDEŞİM
    16 yaşında bir genç olarak dini bilgilerin maşallah yerinde okuyup araştırıyorsun. Lakin tek yanlı kaynaklardan bakıp karar kılmamanı öneririm. Bu her konu için geçerlidir. Yazdıklarını okudum. Ama üzülerek söylüyorum ki çok yanlı kaynaklara dalmışsın. Hz mevlana ve şemsi tebrisin kitaplarını çok okudum okumaya da devam edeceğim. Yunus emre gibi allah dostu aşıklar bana inşllah hep yol gösterecek. Buna yürekten inanıyorum. Çünkü namazlarda bunun için dua ediyorum.
    -rabbim sevgini öyle bir içime yerleştir ki nereye bakarsam bakayım nereye dönersem döneyim seni göreyim. Hep içimde sen ol. Sana aşkım artsın. Takvam bunla derece kazansın. Hz mevlana hz şems sana nasıl aşıksa öyle bir aşk yaşat bana diyorum.
    Bu dua 3 hafta kadar kabul olduğuna da inanıyorum. Bilmediğim bir sebepten ötürü ya da bilmediğim işlediğim bir günahda olabilir belkide dünyaya dalmışsımdır o haftalarda ki gibi yoğun değil şuanda yaşadıklarım. Hatta bununla ilgili başlıkda açmıştım. ALLAH AŞKINI NASIL YAŞATABİLİRİM ARTIRABİLİRİM adlı. İnan bana yazdıkların doğru olsaydı o zaman ki duam da kabul olmazdı. Çünkü kendine şirk koşulmasını asla kabul etmeyen RABBİMİZ benim duamda adı geçen kişileri örnek almamı istemezdi. Ben buna inanıyorum. O şahıslarıda çok seviyorum. Dilerim ahirette onlarla cennete kabul edilirim. Kişi sevdiği ile berabermiş ya....

    cinlerle ilgili söyledikleriniz için tavsiyeler iç,in herşey için ALLAH RAZI olsun. Ayetel kürsi felak nas okuyacağım. En kısa zamanda da amenerresuliyi ezberleyeceğim inşallah




  11. 23.Haziran.2012, 14:32
    42
    Jıhad
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Nisan.2012
    Üye No: 95699
    Mesaj Sayısı: 305
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: her evde cin olması mümkün mü?

    ben sadece yanlı kaynaklar okumuyorum mesneviyi okudum, risale-i nur ve reddiyesini aktardığım bir çok kitabı az da olsa okudum ve orta yolu bulmaya çalıştım tevhidle islamla hiç bir alakası olmayan sözler inanışlar sevap umularak yapılan şeyler bunların hiçbirinin delili yok ne Rasulallah yapmış ne tabiin et tabiin yapmış ya da tavsiye etmiştir aksine eleştirmiştir ibn arabiyi tekfir eden alimlerin listesini de vereceğim... hatta vahdet'i vücud şirkine reddiye yazanları da vardır.
    “Lâ mevcude illa hu” (Ondan başka mevcut yoktur.) diyerek varlığın ancak Allah’a mahsus olduğunu esas alan ve mahlukatın varlığını kabul etmeyen bir tasavvuf ekolüdür.vahdeti vücud Ekolun kurucusu Muhyiddin-i Arabîdir lütfen okuyunuz aşağıdakileri


    http://www.facebook.com/vahdetiVUCUD.itikadi
    --> inceleyiniz


    Söylediğim her şeyi, bana Tanrı haber verdi… O, bana imlâ ediyor ve ben (bunları) kendi elimle yazıyordum… Benim lisânım, Hakk’ın lisanıdır, sözüm O’nun sözüdür(El Futûhât El-Mekkiyye. Muhyiddin-i İbn Arabî. Kültür Bakanlığı/1184Çev: Prof.Dr.Nihat Keklik divandan nakille s.455)

    EL FUTÛHÂT EL-MEKKİYYE - FUSÛSÜL HİKEM : MUHYİDDİN-İ ARABİ1Çünkü bu kitap, nefis arzularından münezzeh ve içine fesad karışmamış olan en kudsî makamdan indirilmiştir. Çünkü ben ancak bana ilham olunan şeyi söyledim ve bu yazılı kitapta ancak bana indirilmiş olan hakikatleri dile getirdim(Fusûsül Hikem. Muhyiddin-i Arabî. M.E.B Çev:Nuri Gençosman s.20)
    Oysa Rabbımız (c.c) böyleleri hakkında ne buyuruyor;

    Elleriyle (bir) kitap yazıp sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için, "Bu ALLAH katındandır" diyenlere yazıklar olsun..! Elleriyle yazdıklarından ötürü vay haline onların! Ve kazandıklarından ötürü vay haline onların! (Bakara/79)
    MUHYİDDİN İBNU'L ARABİ'DE TASAVVUF FELSEFESİ - EBU'L ALA EL AFİFİ, Kırkambar Yayınları (kendi eseri)
    3
    Muhyiddin-i Arabi Allah'a iftirası “o bana tapınır , ben de ona” (S.37)

    İbnu'l-Arabiye göre, Bir ve Çok arasında tam bir karşıtlık ve iki taraflı bir bağımlılık vardır. İki mantıki karşıt gibi, hiçbiri diğeri olmaksızın anlam taşımaz. Felsefesindeki biraz şiir unsurunu hesaba katarsak, bu karşıtlık onun şu harikulade mısralarında bir süffnin yapabileceği ölçüde açıklanmıştır:
    "O beni över, ben de O'nu,
    O bana tapınır, ben de O'na
    Bir durumda O'nu itiraf eder,
    A'yânda (dış âlemde) ise, inkar ederim.
    Ben O'nu değil, O beni bilir,
    Ben bilir ve temaşa ederim O'nu
    Ona yardım edip el uzattığım halde,
    Nasıl olur da O, bağımsız olabilir?
    Ben O'nu bilirken yaratırım.
    Hadis bize bunu böyle haber veriyor
    Ve bende O'nun gayesi gerçekleşiyor.

    İbn Arabi'ye indirilen kitap yalanı.(s:57-58)

    Bu rada kendisine altı ve üstü yazılı bir kâğıt sunulmuş ve İbn'ul-Arabî bu kâğıdı çe¬ şitli kılıklarda (biçimlerde) görmüş ve bütün müşahede ettiklerini bize şöylece ak¬ tarmıştır :

    «... Üstünlük rekabetini veren bu tevhîd için, bu (197nci) bâb'ı yazarken, acâib bir vakıa gördüm. Bana bir yazılmış kâğıd verildi ki, göz kararıyla yirmi dirsek (yani 13.5 metre) den fazlaydı. Uzunluğuna gelince: tahkik edemiyorum (gerçek olarak bilemiyo¬rum). Kenarda tasvir edilmiş şekildeydi ve bir tek cild idi. Bir cild ki, bakarsın, okurken onu beyaz görürsün; okumaksızın bakarsan, onu yeşil görürsün. Onu okuduğun zaman bir cild (kitap) olarak görürsün; okumadığın zaman : bilemem, ipek veya keten bir top kumaş ola rak görürsün.

    İbn Arabî'nin yazılarının Allah'tan gönderildiği yalanı.(s:93)

    Futûhât'da dikkatimizi çeken onuncu motif, İbn'ul-Arabî'nin eser yazmak için dâima Allah'dan bilgi ve hattâ izin beklediğini söylemesidir. Futûhât'da şöyle diyordu:
    «... Eserlerimi yazmak hususunda, bana gerçekten izin verilmiştir...»
    Yine Fütuhat adlı muazzam eseri için :
    «... Allah Teâlâ'ya yemin ederim ki, buradaki her harfi bile ilâhî bir im¬ lâ ve rabbani bir ilkâ (=ulaştırma) ile yazdım...»
    demektedir. İşte bu gibi sözlerle, normal boyda 7000 sayfa tutan Futûhat'ın her harfini dahî kendisine Allah'ın dikte ettiğini iddia ediyordu.

    Kendisine ayet gelmesi yalanı. (s:99)

    Futûhat'da çok nâdir olarak gözümüze çarpan onblrinci motif, îbn'ül-arabî nin kendisine âyet (!) geldiğini iddia etmesidir. Nitekim henüz yirmi altı yaşla¬ rında, Endülüs'ün İşbiliyye (=Sevilla) şehrinde bulunurken, adı geçen şehrin kab¬ristanında kendisine böyle bir hal olmuş, âyet adını verdiği bir söz işitmiştir. İşte bunun tesiri altında üç yıl süreyle adetâ konuşma kabiliyetini kaybetmiş, o zaman işittiği (fakat ne olduğunu söylemediği) sözleri, üç sene müddetle dâima tek¬rar etmiştir. Bizzat kendisi şöyle diyordu :
    .
    «... İşte bu 586 yılında İşbiliyye kabristanında bir Cuma günü namaz¬ dan sonra bize gelen âyet'dir. . Bu sırada sarhoş (gibi) kaldım : Üç yıl müddetle, namazda veya uyanıkken yahut uykuda, ancak bunu okuyabili yordum...»
    bir yakınım bu tarikatler yüzünden mahvoldu cinler hakkındaki yaşadığım olay burdan geliyor.

    MUHYİDDİN İBN ARABİ FUSUS UL-HİKEM - MUHYİDDİN-İ ARABİ, M.E.B. Yayınları2Abdulkadir Geylani'nin İbnu'l Arabi'nin geleceğini haber vermesi (S.8-9)


    Muhyiddin Arabi'nin Hz. Muhammed (a.s)'e iftirası (S.11)

    Fusûs ul-hikem, Muhyiddin-i Arabi'nin 627 hicret yılında Şam'da bulunduğu sıralarda bir gece görmüş olduğu gerçek bir rüyan'ın ilhamıyla yazılmıştır. Şeyh o gece mâna âleminde Hazret-i Peygamber'i görüyor, elinde bir kitap tutmuş, kendisine hitap ederek, "bu, Fusûs ul-hikem kitabıdır. Bunu al ve halkın faydalan¬ması için muhteviyatını açıkla" diyor.Şeyh de Yüce Peygamber'in bu manevî işaretine uyarak hemen Cenab-ı Peygamber'den aldığı emir ve ilham çerçevesi içinde, kitap muhtevasını, artıksız ve eksiksiz olarak, olduğu gibi naklediyor, daha doğrusu Hazret-i Peygamber'den aynen nakil ve tercüme ediyor.

    Yaratan, yaratılan, halık, mahluk, hep o'dur. Yalanı (S.13)

    Yaratan, yaratılan, halık, mahluk, hep O'dur.O'nun dışında, O'nun varlığı haricinde hiçbir varlık tassavur edilemez. Çünkü Vücut birdir.
    celaleddin rumi

    Rumi (mevlana) ne diyor?? okuyalım : (haşa!)"Yavrum, veliler de Allah ın çocuklarıdır. Onlar ortada olsun, olmasın… Allah, mallarını, canlarını korur, onların ahvalinden haberdardır. Sakın noksanlarını bulup aleyhlerine gıybet etme. Onlar için kin güden, onların öcünü alan Allah’dır."

    Veliler Allahın çocuklarıymış !! bizi eleştirmek için hazır bekleyenler şimdi : iftira atıyorsunuz. Yalan söylüyorsunuz diyecekler...gidin MESNEVİ 3.CİLT 75-80 beyit leri
    Okuyun !!!

    75

    Allah dedi ki: Bu veliler benim çocuklarımdır. Gariplik âlemindedirler, eşleri yoktur. Ne işleri vardır, ne güçleri.

    Halkı imtihan için hor ve yetim görünürler. Fakat hakikatte dostları da benim, nedimleri de.

    Hepsi de benim korumama arka vermiştir. Sanki onlar, benim cüzülerimdir.

    Sakın, sakın! Bunlar benim hırka giyenlerimdir.Binlerce kişi arasında yüz binlerce kişidirler, fakat yine de hepsi bir vücuttur.”

    85

    Öyle olmasaydı bir tek Musa, bir tek sopa ile Firavun’un altını üstüne getirebilir miydi?

    Öyle olmasaydı Nuh, bir beddua ile doğuyu batıyı sulara gark edebilir miydi?

    İhsan ve kerem sahibi Lût, zâlimlerin şehirlerini perişan eyleyebilir, yerlere batırabilir miydi?...

    mesnevi-3 cilt



  12. 23.Haziran.2012, 14:32
    42
    Jıhad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    ben sadece yanlı kaynaklar okumuyorum mesneviyi okudum, risale-i nur ve reddiyesini aktardığım bir çok kitabı az da olsa okudum ve orta yolu bulmaya çalıştım tevhidle islamla hiç bir alakası olmayan sözler inanışlar sevap umularak yapılan şeyler bunların hiçbirinin delili yok ne Rasulallah yapmış ne tabiin et tabiin yapmış ya da tavsiye etmiştir aksine eleştirmiştir ibn arabiyi tekfir eden alimlerin listesini de vereceğim... hatta vahdet'i vücud şirkine reddiye yazanları da vardır.
    “Lâ mevcude illa hu” (Ondan başka mevcut yoktur.) diyerek varlığın ancak Allah’a mahsus olduğunu esas alan ve mahlukatın varlığını kabul etmeyen bir tasavvuf ekolüdür.vahdeti vücud Ekolun kurucusu Muhyiddin-i Arabîdir lütfen okuyunuz aşağıdakileri


    http://www.facebook.com/vahdetiVUCUD.itikadi
    --> inceleyiniz


    Söylediğim her şeyi, bana Tanrı haber verdi… O, bana imlâ ediyor ve ben (bunları) kendi elimle yazıyordum… Benim lisânım, Hakk’ın lisanıdır, sözüm O’nun sözüdür(El Futûhât El-Mekkiyye. Muhyiddin-i İbn Arabî. Kültür Bakanlığı/1184Çev: Prof.Dr.Nihat Keklik divandan nakille s.455)

    EL FUTÛHÂT EL-MEKKİYYE - FUSÛSÜL HİKEM : MUHYİDDİN-İ ARABİ1Çünkü bu kitap, nefis arzularından münezzeh ve içine fesad karışmamış olan en kudsî makamdan indirilmiştir. Çünkü ben ancak bana ilham olunan şeyi söyledim ve bu yazılı kitapta ancak bana indirilmiş olan hakikatleri dile getirdim(Fusûsül Hikem. Muhyiddin-i Arabî. M.E.B Çev:Nuri Gençosman s.20)
    Oysa Rabbımız (c.c) böyleleri hakkında ne buyuruyor;

    Elleriyle (bir) kitap yazıp sonra onu az bir bedel karşılığında satmak için, "Bu ALLAH katındandır" diyenlere yazıklar olsun..! Elleriyle yazdıklarından ötürü vay haline onların! Ve kazandıklarından ötürü vay haline onların! (Bakara/79)
    MUHYİDDİN İBNU'L ARABİ'DE TASAVVUF FELSEFESİ - EBU'L ALA EL AFİFİ, Kırkambar Yayınları (kendi eseri)
    3
    Muhyiddin-i Arabi Allah'a iftirası “o bana tapınır , ben de ona” (S.37)

    İbnu'l-Arabiye göre, Bir ve Çok arasında tam bir karşıtlık ve iki taraflı bir bağımlılık vardır. İki mantıki karşıt gibi, hiçbiri diğeri olmaksızın anlam taşımaz. Felsefesindeki biraz şiir unsurunu hesaba katarsak, bu karşıtlık onun şu harikulade mısralarında bir süffnin yapabileceği ölçüde açıklanmıştır:
    "O beni över, ben de O'nu,
    O bana tapınır, ben de O'na
    Bir durumda O'nu itiraf eder,
    A'yânda (dış âlemde) ise, inkar ederim.
    Ben O'nu değil, O beni bilir,
    Ben bilir ve temaşa ederim O'nu
    Ona yardım edip el uzattığım halde,
    Nasıl olur da O, bağımsız olabilir?
    Ben O'nu bilirken yaratırım.
    Hadis bize bunu böyle haber veriyor
    Ve bende O'nun gayesi gerçekleşiyor.

    İbn Arabi'ye indirilen kitap yalanı.(s:57-58)

    Bu rada kendisine altı ve üstü yazılı bir kâğıt sunulmuş ve İbn'ul-Arabî bu kâğıdı çe¬ şitli kılıklarda (biçimlerde) görmüş ve bütün müşahede ettiklerini bize şöylece ak¬ tarmıştır :

    «... Üstünlük rekabetini veren bu tevhîd için, bu (197nci) bâb'ı yazarken, acâib bir vakıa gördüm. Bana bir yazılmış kâğıd verildi ki, göz kararıyla yirmi dirsek (yani 13.5 metre) den fazlaydı. Uzunluğuna gelince: tahkik edemiyorum (gerçek olarak bilemiyo¬rum). Kenarda tasvir edilmiş şekildeydi ve bir tek cild idi. Bir cild ki, bakarsın, okurken onu beyaz görürsün; okumaksızın bakarsan, onu yeşil görürsün. Onu okuduğun zaman bir cild (kitap) olarak görürsün; okumadığın zaman : bilemem, ipek veya keten bir top kumaş ola rak görürsün.

    İbn Arabî'nin yazılarının Allah'tan gönderildiği yalanı.(s:93)

    Futûhât'da dikkatimizi çeken onuncu motif, İbn'ul-Arabî'nin eser yazmak için dâima Allah'dan bilgi ve hattâ izin beklediğini söylemesidir. Futûhât'da şöyle diyordu:
    «... Eserlerimi yazmak hususunda, bana gerçekten izin verilmiştir...»
    Yine Fütuhat adlı muazzam eseri için :
    «... Allah Teâlâ'ya yemin ederim ki, buradaki her harfi bile ilâhî bir im¬ lâ ve rabbani bir ilkâ (=ulaştırma) ile yazdım...»
    demektedir. İşte bu gibi sözlerle, normal boyda 7000 sayfa tutan Futûhat'ın her harfini dahî kendisine Allah'ın dikte ettiğini iddia ediyordu.

    Kendisine ayet gelmesi yalanı. (s:99)

    Futûhat'da çok nâdir olarak gözümüze çarpan onblrinci motif, îbn'ül-arabî nin kendisine âyet (!) geldiğini iddia etmesidir. Nitekim henüz yirmi altı yaşla¬ rında, Endülüs'ün İşbiliyye (=Sevilla) şehrinde bulunurken, adı geçen şehrin kab¬ristanında kendisine böyle bir hal olmuş, âyet adını verdiği bir söz işitmiştir. İşte bunun tesiri altında üç yıl süreyle adetâ konuşma kabiliyetini kaybetmiş, o zaman işittiği (fakat ne olduğunu söylemediği) sözleri, üç sene müddetle dâima tek¬rar etmiştir. Bizzat kendisi şöyle diyordu :
    .
    «... İşte bu 586 yılında İşbiliyye kabristanında bir Cuma günü namaz¬ dan sonra bize gelen âyet'dir. . Bu sırada sarhoş (gibi) kaldım : Üç yıl müddetle, namazda veya uyanıkken yahut uykuda, ancak bunu okuyabili yordum...»
    bir yakınım bu tarikatler yüzünden mahvoldu cinler hakkındaki yaşadığım olay burdan geliyor.

    MUHYİDDİN İBN ARABİ FUSUS UL-HİKEM - MUHYİDDİN-İ ARABİ, M.E.B. Yayınları2Abdulkadir Geylani'nin İbnu'l Arabi'nin geleceğini haber vermesi (S.8-9)


    Muhyiddin Arabi'nin Hz. Muhammed (a.s)'e iftirası (S.11)

    Fusûs ul-hikem, Muhyiddin-i Arabi'nin 627 hicret yılında Şam'da bulunduğu sıralarda bir gece görmüş olduğu gerçek bir rüyan'ın ilhamıyla yazılmıştır. Şeyh o gece mâna âleminde Hazret-i Peygamber'i görüyor, elinde bir kitap tutmuş, kendisine hitap ederek, "bu, Fusûs ul-hikem kitabıdır. Bunu al ve halkın faydalan¬ması için muhteviyatını açıkla" diyor.Şeyh de Yüce Peygamber'in bu manevî işaretine uyarak hemen Cenab-ı Peygamber'den aldığı emir ve ilham çerçevesi içinde, kitap muhtevasını, artıksız ve eksiksiz olarak, olduğu gibi naklediyor, daha doğrusu Hazret-i Peygamber'den aynen nakil ve tercüme ediyor.

    Yaratan, yaratılan, halık, mahluk, hep o'dur. Yalanı (S.13)

    Yaratan, yaratılan, halık, mahluk, hep O'dur.O'nun dışında, O'nun varlığı haricinde hiçbir varlık tassavur edilemez. Çünkü Vücut birdir.
    celaleddin rumi

    Rumi (mevlana) ne diyor?? okuyalım : (haşa!)"Yavrum, veliler de Allah ın çocuklarıdır. Onlar ortada olsun, olmasın… Allah, mallarını, canlarını korur, onların ahvalinden haberdardır. Sakın noksanlarını bulup aleyhlerine gıybet etme. Onlar için kin güden, onların öcünü alan Allah’dır."

    Veliler Allahın çocuklarıymış !! bizi eleştirmek için hazır bekleyenler şimdi : iftira atıyorsunuz. Yalan söylüyorsunuz diyecekler...gidin MESNEVİ 3.CİLT 75-80 beyit leri
    Okuyun !!!

    75

    Allah dedi ki: Bu veliler benim çocuklarımdır. Gariplik âlemindedirler, eşleri yoktur. Ne işleri vardır, ne güçleri.

    Halkı imtihan için hor ve yetim görünürler. Fakat hakikatte dostları da benim, nedimleri de.

    Hepsi de benim korumama arka vermiştir. Sanki onlar, benim cüzülerimdir.

    Sakın, sakın! Bunlar benim hırka giyenlerimdir.Binlerce kişi arasında yüz binlerce kişidirler, fakat yine de hepsi bir vücuttur.”

    85

    Öyle olmasaydı bir tek Musa, bir tek sopa ile Firavun’un altını üstüne getirebilir miydi?

    Öyle olmasaydı Nuh, bir beddua ile doğuyu batıyı sulara gark edebilir miydi?

    İhsan ve kerem sahibi Lût, zâlimlerin şehirlerini perişan eyleyebilir, yerlere batırabilir miydi?...

    mesnevi-3 cilt



  13. 23.Haziran.2012, 14:39
    43
    Jıhad
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Nisan.2012
    Üye No: 95699
    Mesaj Sayısı: 305
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: her evde cin olması mümkün mü?

    celaleddin rumi kendi kitabındaki küfr ve şirk sözleri

    http://tasavvufveislam.wordpress.com...-ve-sapikligi/

    http://www.facebook.com/vahdetiVUCUD.itikadi


    ALİYYÜ'L-KÂRÎ RH. A.'İN VAHDET-İ VÜCUD RİSALESİ

    meşhur Aliyyul kari bir reddiye yazmıştır ibn arabiye ve vahdeti vücut şirk olduğunu açıklamıştır

    http://www.facebook.com/photo.php?fb...4385708&type=1

    http://www.facebook.com/photo.php?fb...4385708&type=1

    http://www.facebook.com/photo.php?fb...4385708&type=1

    http://www.facebook.com/photo.php?fb...4385708&type=1





  14. 23.Haziran.2012, 14:39
    43
    Jıhad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    celaleddin rumi kendi kitabındaki küfr ve şirk sözleri

    http://tasavvufveislam.wordpress.com...-ve-sapikligi/

    http://www.facebook.com/vahdetiVUCUD.itikadi


    ALİYYÜ'L-KÂRÎ RH. A.'İN VAHDET-İ VÜCUD RİSALESİ

    meşhur Aliyyul kari bir reddiye yazmıştır ibn arabiye ve vahdeti vücut şirk olduğunu açıklamıştır

    http://www.facebook.com/photo.php?fb...4385708&type=1

    http://www.facebook.com/photo.php?fb...4385708&type=1

    http://www.facebook.com/photo.php?fb...4385708&type=1

    http://www.facebook.com/photo.php?fb...4385708&type=1





  15. 23.Haziran.2012, 15:24
    44
    Ufkuaçık
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Ekim.2008
    Üye No: 35628
    Mesaj Sayısı: 693
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 57

    Cevap: her evde cin olması mümkün mü?

    Cinlerin de kendi aralarında Hak ve batıl mücadelesi vardır.Hal böyle olunca müslümanlara eza ve eziyet verenler genellikle kafir cinlerdir.Onları yakıp yok etmek gerekir ama ehli olmayana musallat olurlarsa çarparlar.Aşağıda ki ayet ve sureleri kullanılmamış halis üzüm sirkesinin içine okuyup ayak altlarına değil odaların köşelerine ve evin 4 köşesine serpilirse mutlaka onlar orada cayır cayır yanacaklardır.Bunları yaparken kendisini de korunma dualarını okuyacak ve ondan sonra beklemeye başlayacaktır.

    1- Bakara Suresinin başından 4 ayet,
    2-Ayet-el Kürsi ve ondan sonrasında ki 2 ayet,
    3-Bakara Suresinin sonundan 3 ayet,
    4-A'raf Suresi'den 3 ayet (54, 55, 56'ıncı ayetler),
    5-İsra Suresinin sonundan 2 ayet,
    6-Saffat Suresinin başından 10 ayet,
    7-Rahman Suresinden 3 ayet (33, 34, 35'inci ayetler),
    8-Haşr Suresinin sonundan 4 ayet,
    9-Cin suresinin başından 2 ayet okunur ve her sıralamalarda besmele çekilir.Bunları ehil olana yaptırınız.Zira bu ayetler okunurken yanan cinler can havliyle okuya saldırırlar.Bu yüzden bu iş çok müşgüldürGeceleri sizi rüyalarınızda korkutabilirler.Bunlara aldanmayın ve cesaretli olunuz.Allah acil şifa versin cümlemizi cinler şerrinden korusun

    -------------

    Cinleri yakmakta günahtırAncak çok zarar verirlerse yakılırlar


  16. 23.Haziran.2012, 15:24
    44
    Devamlı Üye
    Cinlerin de kendi aralarında Hak ve batıl mücadelesi vardır.Hal böyle olunca müslümanlara eza ve eziyet verenler genellikle kafir cinlerdir.Onları yakıp yok etmek gerekir ama ehli olmayana musallat olurlarsa çarparlar.Aşağıda ki ayet ve sureleri kullanılmamış halis üzüm sirkesinin içine okuyup ayak altlarına değil odaların köşelerine ve evin 4 köşesine serpilirse mutlaka onlar orada cayır cayır yanacaklardır.Bunları yaparken kendisini de korunma dualarını okuyacak ve ondan sonra beklemeye başlayacaktır.

    1- Bakara Suresinin başından 4 ayet,
    2-Ayet-el Kürsi ve ondan sonrasında ki 2 ayet,
    3-Bakara Suresinin sonundan 3 ayet,
    4-A'raf Suresi'den 3 ayet (54, 55, 56'ıncı ayetler),
    5-İsra Suresinin sonundan 2 ayet,
    6-Saffat Suresinin başından 10 ayet,
    7-Rahman Suresinden 3 ayet (33, 34, 35'inci ayetler),
    8-Haşr Suresinin sonundan 4 ayet,
    9-Cin suresinin başından 2 ayet okunur ve her sıralamalarda besmele çekilir.Bunları ehil olana yaptırınız.Zira bu ayetler okunurken yanan cinler can havliyle okuya saldırırlar.Bu yüzden bu iş çok müşgüldürGeceleri sizi rüyalarınızda korkutabilirler.Bunlara aldanmayın ve cesaretli olunuz.Allah acil şifa versin cümlemizi cinler şerrinden korusun

    -------------

    Cinleri yakmakta günahtırAncak çok zarar verirlerse yakılırlar


  17. 23.Haziran.2012, 19:41
    45
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: her evde cin olması mümkün mü?

    Jıhad senin aklın başında mı . biz burada neyi tartışıyoruz. sen gelmişsin neyi tartışıyorsun. ne alakası var şimdi Vahdeti vücut meselesini burayada taşımışsın. burada Cinlerle ilgili konuşuyoruz sen gelmişsin Muhiddin arabi bvunu yaptı mevlana tövbe haşa kafir idi , Aliyyül kari bunu dedi şu bunu dedi. tamam kardeşim hepimiz kafir olduk dünyada tek müslüman sen kaldın Cennettede tek başına gezersin artık.
    Nasıl adamsın sen ya. Abdulvahap diyince Dünyalara sığdıramıyorsun öyle bir aşkla seviyorsun onu. Gerçek Allah dostlarının ismide gelince hemen bu şirk içinde şu şirk içinde.

    Yav bir cin yokki bunu çarpsın hazır bu konuda


  18. 23.Haziran.2012, 19:41
    45
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Jıhad senin aklın başında mı . biz burada neyi tartışıyoruz. sen gelmişsin neyi tartışıyorsun. ne alakası var şimdi Vahdeti vücut meselesini burayada taşımışsın. burada Cinlerle ilgili konuşuyoruz sen gelmişsin Muhiddin arabi bvunu yaptı mevlana tövbe haşa kafir idi , Aliyyül kari bunu dedi şu bunu dedi. tamam kardeşim hepimiz kafir olduk dünyada tek müslüman sen kaldın Cennettede tek başına gezersin artık.
    Nasıl adamsın sen ya. Abdulvahap diyince Dünyalara sığdıramıyorsun öyle bir aşkla seviyorsun onu. Gerçek Allah dostlarının ismide gelince hemen bu şirk içinde şu şirk içinde.

    Yav bir cin yokki bunu çarpsın hazır bu konuda


  19. 23.Haziran.2012, 19:44
    46
    burcealtug
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2012
    Üye No: 94504
    Mesaj Sayısı: 980
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: ALLAHÜTELANIN ARŞININ ALTINDA HERHANGİBİR YER

    Cevap: her evde cin olması mümkün mü?

    islamyolu kardeşim ))öyle deme günah. Kardeşimizin yaşı küçük aklını bulandırmış olabilirler. Burda abi ablaları olarak bizler onu uyarmalı kazanmalıyız. Hakikaten burda tartışılan başka şey.....bu arada insanın içinin daralmasına sebep olurlar mı?Ben bir başlık açtım oraya yazarmınız bilginizi?Yoksa ben iyice evhamlandım mı?


  20. 23.Haziran.2012, 19:44
    46
    Kıdemli Üye
    islamyolu kardeşim ))öyle deme günah. Kardeşimizin yaşı küçük aklını bulandırmış olabilirler. Burda abi ablaları olarak bizler onu uyarmalı kazanmalıyız. Hakikaten burda tartışılan başka şey.....bu arada insanın içinin daralmasına sebep olurlar mı?Ben bir başlık açtım oraya yazarmınız bilginizi?Yoksa ben iyice evhamlandım mı?


  21. 23.Haziran.2012, 20:08
    47
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: her evde cin olması mümkün mü?

    Alıntı
    islamyolu kardeşim ))öyle deme günah. Kardeşimizin yaşı küçük aklını bulandırmış olabilirler. Burda abi ablaları olarak bizler onu uyarmalı kazanmalıyız. Hakikaten burda tartışılan başka şey.....bu arada insanın içinin daralmasına sebep olurlar mı?Ben bir başlık açtım oraya yazarmınız bilginizi?Yoksa ben iyice evhamlandım mı?
    ya kardeşim ne küçüğü Adamda bir dil var papuç gibi görsen. Foruma bak Bütün alimleri kafir etmiş tek kendisi müslüman kalmış. onun yaşı maşı küçük değil. bu konuların aynısını Kaç yerde açtı. Birde gelmiş Cinlerin oldugu bölüme yazmış Gelde çıldırma. işi gücü bırakmış Muhiddin arabi hazretleri kafir di , Mevlana hazretleri kafir di o kafir di bu kafir. ya bunların aklını neyle yemişler çözemiyorum. kardeşim işte yazmıssın Forumları doldurmuşsun senin cinlerden alıp veremedigin ne burayada taşımışsın konuyu. bende dedimki bak Rahmani olan cinler okumasınlar Bir çarparlarsa görür o zaman çünkü onların için 400 -500 sene yaşayanları var. Nebileyim birde Mevlanadan ders okumussa şeyh edinmişse kendini vay senin haline..


  22. 23.Haziran.2012, 20:08
    47
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    islamyolu kardeşim ))öyle deme günah. Kardeşimizin yaşı küçük aklını bulandırmış olabilirler. Burda abi ablaları olarak bizler onu uyarmalı kazanmalıyız. Hakikaten burda tartışılan başka şey.....bu arada insanın içinin daralmasına sebep olurlar mı?Ben bir başlık açtım oraya yazarmınız bilginizi?Yoksa ben iyice evhamlandım mı?
    ya kardeşim ne küçüğü Adamda bir dil var papuç gibi görsen. Foruma bak Bütün alimleri kafir etmiş tek kendisi müslüman kalmış. onun yaşı maşı küçük değil. bu konuların aynısını Kaç yerde açtı. Birde gelmiş Cinlerin oldugu bölüme yazmış Gelde çıldırma. işi gücü bırakmış Muhiddin arabi hazretleri kafir di , Mevlana hazretleri kafir di o kafir di bu kafir. ya bunların aklını neyle yemişler çözemiyorum. kardeşim işte yazmıssın Forumları doldurmuşsun senin cinlerden alıp veremedigin ne burayada taşımışsın konuyu. bende dedimki bak Rahmani olan cinler okumasınlar Bir çarparlarsa görür o zaman çünkü onların için 400 -500 sene yaşayanları var. Nebileyim birde Mevlanadan ders okumussa şeyh edinmişse kendini vay senin haline..


  23. 23.Haziran.2012, 20:15
    48
    burcealtug
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2012
    Üye No: 94504
    Mesaj Sayısı: 980
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: ALLAHÜTELANIN ARŞININ ALTINDA HERHANGİBİR YER

    Cevap: her evde cin olması mümkün mü?

    Hz mevlanayı ve şemsi tebrisi çok seviyorum. Umarım onun muridi olanlarla tanışırım dermişim. Tövbe töbvbe ya
    ALLAH İÇİN şu konuyu kapatalım buraya daha fazla yazmasın artık


  24. 23.Haziran.2012, 20:15
    48
    Kıdemli Üye
    Hz mevlanayı ve şemsi tebrisi çok seviyorum. Umarım onun muridi olanlarla tanışırım dermişim. Tövbe töbvbe ya
    ALLAH İÇİN şu konuyu kapatalım buraya daha fazla yazmasın artık





+ Yorum Gönder
Git İlk 345 Son