Konusunu Oylayın.: Neden Geceleri Acı ve Korku Duyar ki İnsan?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Neden Geceleri Acı ve Korku Duyar ki İnsan?
  1. 19.Haziran.2012, 00:48
    1
    Cedd
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Kasım.2011
    Üye No: 91509
    Mesaj Sayısı: 180
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Neden Geceleri Acı ve Korku Duyar ki İnsan?






    Neden Geceleri Acı ve Korku Duyar ki İnsan? Mumsema Selamun Aleykum kardeşlerim.


    Direk konuya girmek istiyorum;

    Hatalar yapıyoruz hatta yapıyorum. Gittikçe duyarsızlaşıyorum. Vakit geliyor her şeyin sonrasını düşündüğünde o her şey hiç tatmin etmiyor. Allah'ı düşünüyorsunuz sonra. Onun ezeli ve ebedi olduğunu. Asıl ona aşk ve özlem, ona ilgi ve alaka olmalı diye düşünüyorsuz. Erteliyoruz, geriye atıyoruz. Önceliklerimiz alıp başını gidiyor. Fakat gün geçiyor akşam oluyor. İçteki hesaplaşma başlıyor. Kendini sorguluyor insan. Allah'a yönelmeye çabalıyor. Gönülden hissetmeye zorluyor kendini. Suçluyor, ağlıyor. Hissizliğine ve durmadan başa saran bu ahmaklığa. Bir daha yapmayacağım dediği halde, defalarca yaptıklarını; geceleri korku ve acıyla kendini sorgularken yarına başka olacağını söylediği halde sabah uyandığında hiçbir şey kalmıyor akşamdan.

    Ne bir acı ne bir korku ne de dün ki kadar hassasiyet. Ta ki akşam olana dek ve yakınılacak, bir türlü engel olamadığı, önüne geçemediği hatalardan bıkkınlık derecesinde kendisini sorgulayana dek. Bu hep böyle sürüp gidecek. Geceleri korku ve bedbahtlık ile haline yanarken insan sabah kalktığında bir eser kalmayacak. Akşam kendisi hakkındaki düşünceler o kadar rahatsız etmeyecek, ürkmeyecek.

    Ve yine durduğu yerde duracak insan. Allah'a doğru bir adım atarken sabah o adımı geri alacak. Bu kısır döngü sürdükçe yıpranacak insan. Daha da katlanamaz olacak. Ne onla ne de onsuz mantığında eli kolu bağlıymış gibi bu kısır döngüyü her defasında daha katlanılmaz olarak yaşayacak.

    Peki, soruyorum kardeşlerim. Geceleri acılar ve korkularla geçecek, yeni kararlar, yeniden pes etmemek için direnişler gösterilecek, pişmanlıklar belirecek. Allah denilecek. Sabah uyandığında ise o duygulardan eser kalmamışçasına oldukça gevşek, kaygısız devam edecek insan. Adil mi bu?

    Soruyorum, her an Allah'ın huzurunda iken bir kula yakışır adillikte mi bu?
    Ben kendime yakıştıramıyorum. Ötesine de geçtim, çok yoruldum.


  2. 19.Haziran.2012, 00:48
    1
    Cedd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye



    Selamun Aleykum kardeşlerim.


    Direk konuya girmek istiyorum;

    Hatalar yapıyoruz hatta yapıyorum. Gittikçe duyarsızlaşıyorum. Vakit geliyor her şeyin sonrasını düşündüğünde o her şey hiç tatmin etmiyor. Allah'ı düşünüyorsunuz sonra. Onun ezeli ve ebedi olduğunu. Asıl ona aşk ve özlem, ona ilgi ve alaka olmalı diye düşünüyorsuz. Erteliyoruz, geriye atıyoruz. Önceliklerimiz alıp başını gidiyor. Fakat gün geçiyor akşam oluyor. İçteki hesaplaşma başlıyor. Kendini sorguluyor insan. Allah'a yönelmeye çabalıyor. Gönülden hissetmeye zorluyor kendini. Suçluyor, ağlıyor. Hissizliğine ve durmadan başa saran bu ahmaklığa. Bir daha yapmayacağım dediği halde, defalarca yaptıklarını; geceleri korku ve acıyla kendini sorgularken yarına başka olacağını söylediği halde sabah uyandığında hiçbir şey kalmıyor akşamdan.

    Ne bir acı ne bir korku ne de dün ki kadar hassasiyet. Ta ki akşam olana dek ve yakınılacak, bir türlü engel olamadığı, önüne geçemediği hatalardan bıkkınlık derecesinde kendisini sorgulayana dek. Bu hep böyle sürüp gidecek. Geceleri korku ve bedbahtlık ile haline yanarken insan sabah kalktığında bir eser kalmayacak. Akşam kendisi hakkındaki düşünceler o kadar rahatsız etmeyecek, ürkmeyecek.

    Ve yine durduğu yerde duracak insan. Allah'a doğru bir adım atarken sabah o adımı geri alacak. Bu kısır döngü sürdükçe yıpranacak insan. Daha da katlanamaz olacak. Ne onla ne de onsuz mantığında eli kolu bağlıymış gibi bu kısır döngüyü her defasında daha katlanılmaz olarak yaşayacak.

    Peki, soruyorum kardeşlerim. Geceleri acılar ve korkularla geçecek, yeni kararlar, yeniden pes etmemek için direnişler gösterilecek, pişmanlıklar belirecek. Allah denilecek. Sabah uyandığında ise o duygulardan eser kalmamışçasına oldukça gevşek, kaygısız devam edecek insan. Adil mi bu?

    Soruyorum, her an Allah'ın huzurunda iken bir kula yakışır adillikte mi bu?
    Ben kendime yakıştıramıyorum. Ötesine de geçtim, çok yoruldum.


    Benzer Konular

    - Fedakar Bir Tavra Her İnsan Muhabbet Duyar

    - Allah neden meleklere ihtiyaç duyar

    - İnsanlar neden ''Hak'' varken batıl inançlara ihtiyaç duyar?

    - İnsan Kalbiyle Duyar

    - İnsan en çok neye ihtiyaç duyar

  3. 19.Haziran.2012, 11:04
    2
    Saif Al-Din
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Haziran.2011
    Üye No: 88205
    Mesaj Sayısı: 380
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 29

    Cevap: Neden Geceleri Acı ve Korku Duyar ki İnsan?




    Çok güzel anlatmışsın.

    Akşam eve gidip herşeyden uzaklaşınca biz irademize, nefsimize sahip olmaya çalışıyoruz. Sabah olup da yine yollara düşünce bu sefer irademiz, nefsimiz bize sahip oluyor.

    Sabahları akşamdan kalan savaşçı ruh biraz henüz ayakta olsa da, yıkılıp ayakta kalamıyor. Olumsuzluk çok, ortam öyle bir hale bürünmüş ki, nerede ise yapılan her iş, atılan her adım ilahi emirlere aykırı. Günahlara, pisliklere zorlanıyoruz, bazen en yakınlarımız tarafından. Derdimizi anlatamıyoruz, anlatsak da ya anlamıyorlar, ya anlamak işlerine gelmiyor. Sonra nefsin zorla işlettiği günahlarda üstüne eklenince boğulacak gibi oluyoruz. Sonunda kalp isyan ediyor, kabullenmek istemiyor,kaçıp gitmek istiyor, akşam ortaya çıkan savaşçı ruh bu kadar düşmanla boğuşamayıp ölüyor. İnsan ve cin şeytanların şerri dışarıdan, nefsin kendi arzuları içeriden saldırıp biritiyorlar işi.
    Ama Allah'a şükür her akşam tekrar ayağa dikiliyor.

    Ne hassasiyet kalıyor ne başka birşey.

    Ama yine de korkuyoruz, zaten asıl korkmayınca, rahatsızlık duymayınca işler kötü.


  4. 19.Haziran.2012, 11:04
    2
    Devamlı Üye



    Çok güzel anlatmışsın.

    Akşam eve gidip herşeyden uzaklaşınca biz irademize, nefsimize sahip olmaya çalışıyoruz. Sabah olup da yine yollara düşünce bu sefer irademiz, nefsimiz bize sahip oluyor.

    Sabahları akşamdan kalan savaşçı ruh biraz henüz ayakta olsa da, yıkılıp ayakta kalamıyor. Olumsuzluk çok, ortam öyle bir hale bürünmüş ki, nerede ise yapılan her iş, atılan her adım ilahi emirlere aykırı. Günahlara, pisliklere zorlanıyoruz, bazen en yakınlarımız tarafından. Derdimizi anlatamıyoruz, anlatsak da ya anlamıyorlar, ya anlamak işlerine gelmiyor. Sonra nefsin zorla işlettiği günahlarda üstüne eklenince boğulacak gibi oluyoruz. Sonunda kalp isyan ediyor, kabullenmek istemiyor,kaçıp gitmek istiyor, akşam ortaya çıkan savaşçı ruh bu kadar düşmanla boğuşamayıp ölüyor. İnsan ve cin şeytanların şerri dışarıdan, nefsin kendi arzuları içeriden saldırıp biritiyorlar işi.
    Ama Allah'a şükür her akşam tekrar ayağa dikiliyor.

    Ne hassasiyet kalıyor ne başka birşey.

    Ama yine de korkuyoruz, zaten asıl korkmayınca, rahatsızlık duymayınca işler kötü.





+ Yorum Gönder