Konusunu Oylayın.: Bir insanı affedebilmek nasıl mümkün olabilir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Bir insanı affedebilmek nasıl mümkün olabilir?
  1. 10.Haziran.2012, 19:38
    1
    burcealtug
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2012
    Üye No: 94504
    Mesaj Sayısı: 980
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: ALLAHÜTELANIN ARŞININ ALTINDA HERHANGİBİR YER

    Bir insanı affedebilmek nasıl mümkün olabilir?






    Bir insanı affedebilmek nasıl mümkün olabilir? Mumsema KİŞİYE ÇOK KÖTÜLÜĞÜ dokunmuş ve aptal yerine koymuşsa bile nasıl o kişiyi affedebileceğiz.
    Şeytan sürekli kötülüğnü anımsatıyorsa


  2. 10.Haziran.2012, 19:47
    2
    rana
    Aciz Kul

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2007
    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 5,605
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 70
    Bulunduğu yer: Stuttgart/Istanbul/Ankara

    Cevap: Bir insanı affedebilmek nasıl mümkün olabilir?




    "Kötülüğün cezası, onun gibi bir kötülüktür. Kim kendine yapılan kötülüğü affedip barışırsa, onun mükâfatı Allah'a aittir. Şüphesiz ki Allah, Zâlimleri sevmez." (Şûrâ, 42/40).




  3. 10.Haziran.2012, 19:47
    2
    Aciz Kul



    "Kötülüğün cezası, onun gibi bir kötülüktür. Kim kendine yapılan kötülüğü affedip barışırsa, onun mükâfatı Allah'a aittir. Şüphesiz ki Allah, Zâlimleri sevmez." (Şûrâ, 42/40).




  4. 13.Haziran.2012, 05:01
    3
    muvahhidim
    herşey O'nun için..!

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Eylül.2010
    Üye No: 78968
    Mesaj Sayısı: 1,235
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 14
    Bulunduğu yer: جَنُوبُ تُرْكيا

    Cevap: Bir insanı affedebilmek nasıl mümkün olabilir?

    وَجَزَاءُ سَيِّئَةٍ سَيِّئَةٌ مِثْلُهَا ۖ فَمَنْ عَفَا وَأَصْلَحَ فَأَجْرُهُ عَلَى اللَّهِ ۚ إِنَّهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِمِينَ

    '' Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). Ama kim affeder ve arayı düzeltirse, onun mükâfatı Allah’a aittir. Şüphesiz O, zâlimleri sevmez. '' (Şura Suresi 40)



    Âyetin tefsiri...

    Zalimin cüretine, azgınlığının devamına ve milleti ezmesine sebep olan afdır ki, bu kınanmıştır. Dış düşmana mukavemet ederken ve haklar gaspedildiğinde bu karşı koyma, karşılık verme vaciptir. Bu da, İslâm niza*mında istenen gücün ve denk kuvvetin eksiksiz olmasına bağlıdır ki, güçlü bir müminin iki düşman karşısında sebat etmesiyle mümkün olur.

    Açıklayıcı misaller çoktur: Yusuf (a.s.), kardeşlerini affetmiştir. Kuranın hikâye ettiği gibi şöyle demiştir: "(Yusuf) dedi ki: Bugün size kı*nama yok, Allah sizi affetsin." (Yusuf, 12/92) Hz. Yusuf, onları cezalandıra*bilecek kudrete ve kendisine yaptıklarına karşılık verebilecek güce sahip olduğu halde onları affetmiştir. Allah Rasulü (s.a.) de Mekke fethi sırasın*da, Mekke halkını bağışlamıştır. Hudeybiye yılında Tenim tepesinden ine*rek kendisine suikast düzenleyen o seksen kişiyi de affetmiştir, onları kıs*kıvrak yakaladığı halde, intikam alma gücüne sahipken onlara ihsanda bu*lunmuştur. Peygamberimiz (s.a.) uyurken kılıcını kınından çıkarıp kendisi*ni öldürmek isteyen Gavres b. el-Haris'i de affetmiştir. Peygamber (s.a.) uyandığında kılıç, kınından sıyrılmış olarak, Gavres'in elindeydi. Peygam*berimiz (s.a.) ona sert çıkmış bunun üzerine kılıç elinden düşmüş, bu sefer kılıcı Peygamberimiz (s.a.) almış, ashabını çağırıp bu adamla aralarında meydana gelen olayı onlara bildirmiş ve bu adamı affetmiştir. Hayber sava*şı sırasında kızarmış kuzunun budunu zehirleyen ve müslümanlara ikram eden Yahudi kadını Zeyneb'i de affetmiştir. Bu Zeynep, Muhammed b. Mes-leme'nin öldürdüğü Hayberli Yahudi Merhab'ın kız kardeşidir. Bir mucize olarak, zehirlenen bu but durumu peygambere haber vermiş, Peygamberi*miz (s.a.) de kadını çağırtmış, kadın yaptığını itiraf etmiştir. Peygamberi*miz (s.a.): "Seni buna sevkeden nedir?" diye sorduğunda kadın: "Düşündüm ki, eğer peygamber isen sana zehir zarar vermeyecekti, değilsen senden kurtulacaktık." diye cevap vermiş, Peygamberimiz (s.a.) de onu salıvermiş*tir. Ancak Bişr b. el-Bera zehirden ölünce o kadını kısasen öldürtmüştür.

    Rivayete göre Peygamberimiz (s.a.)'in hanımlarından Zeynep, Aişe'ye gelip ona kötü söz söylemiş, Peygamberimiz (s.a.) kendisini ikaz etmişse de o vazgeçmemiş, bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.) Hz. Aişe'ye "Kalk, karşığını ver." demiştir.[1] Bu, şu ayetin tatbikidir: "Allah kötü sözün açık*ça söylenmesini sevmez; ancak haksızlığa uğrayan başka." (Nisa, 4/148).

    Ahmed b. Hanbel, Müslim, Ebu Davud ve Tirmizi'nin Ebu Hürey-re'den rivayet ettiklerine göre Allah Rasulü (s.a.) "Birbirine söven iki kişi*nin söylediği sözün günahı, mazlum haddi aşmadıkça, ilk başlayanadır." buyurdu, sonra: "Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür." ayetini okudu.
    Yüce Allah, devamlı olarak intikam almaya, karşılık vermeye teşvik etmemiş, bilakis onun sadece meşru müdafaa sınırında kalması gerektiğini beyan etmiş, sonra da onun meşru oluşunu denkliğe riayet şartına bağla*mış ve nihayet: "Kim bağışlar ve barışı sağlarsa onun mükâfatı Allah'a ait*tir. " ayetiyle affetmenin daha uygun olacağını açıklamıştır.

    Allah Tealâ: "Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür." sözüyle, suç ve ceza arasında denkliği şart koşmuştur. Yani kötü davranışa verile*cek ceza, o suça denk bir cezadır. İntikam almakta yani karşılık vermekte dengeli olmak (adil davranmak) eşitlikle iktifa etmektir. Kötü davranan kimse: "Allah, seni rezil etsin" dediğinde, karşısında ki de haddi aşmadan: "Allah, seni rezil etsin" diye cevap verir. Karşı tarafı rahatsız edeceği için kötü davranışın karşılığına da kötü davranış ismi verilmiştir.

    Bu ayetin benzerleri şu ayetlerdir: "Kim size saldırırsa, siz de ona mi*silleme olarak saldırın." (Bakara, 2/194), "Eğer ceza verecekseniz, size yapı*lan cezanın misliyle ceza verin." (Nahl, 16/126), "Kim de kötülükle gelirse, o sadece getirdiğinin dengiyle cezalandırılır." (En'am, 6/160).

    İşte böylece, İslâm'da medenî ve ceza hukuku ile ilgili tüm cezalarda denklik geçerlidir. Mesela kasten adam öldüren veya yaralayana kısas uy*gulamak gereklidir. "Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır." (Ba*kara, 2/179), "Hürmetler (dokunulmazlıklar) kısastır (karşılıklıdır)." (Ba*kara, 2/194), "yaralar da kısastır. (Her yaralama misliyle cezalandırılır)." (Maide, 5/45). Ancak yüce Allah, bu son ayetin devamında: "Kim bunu (kı*sası) bağışlarsa, kendisi için o keffaret olur." diyerek bağışlamaya teşvik et*miştir. Burada ise şöyle buyurmuştur: "Kim bağışlar ve barışı sağlarsa onun mükâfatı Allah'a aittir." Yani, kendine kötülük yapan zalimi bağışlar, kendisiyle düşmanının arasını sevgi ve bağış ile düzeltirse, onun mükâfatı Allah'a aittir. Allah ona çok büyük bir mükâfat verecektir.

    Nitekim, Ahmed b. Hanbel, Müslim ve Tirmizi'nin Ebu Hüreyre'den rivayet ettiği bir hadis*te Peygamberimiz (s.a.) şöyle buyurmuştur: "Allah, affedip, bağışlayan in*sanın ancak şerefini artırır." Allah Tealâ takva sahibi kullarını şöyle anlat*mıştır: "O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar. Öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulu*nanları sever." (Ali İmran, 3/134) "Doğrusu O zalimleri sevmez." (Ali İmran, 3/140). Yani zulme ilk başlayanları sevmediği gibi kısasta aşırı gidip haddi aşanları da sevmez. Çünkü haddi aşmak zulümdür. Haddini aşanları Allah cezalandırır. Ayetin bu kısmı, cins ve miktar olarak benzerliği şart koşmakta ayetin baş tarafını teyit etmektedir.

    Sonra yüce Allah, zulmü ve haksızlığı bertaraf etmenin meşru olduğu*nu teyit ederek şöyle buyurmuştur: "Kim, zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa, artık ona yapılacak bir şey yoktur." Allah'a yemin olsun ki, zulme uğrayan kimse, zalimden intikamını alırsa, onu cezalandırma imkânı yok*tur. Çünkü bu intikam bir haktır. Kasten yapılan cinayetlerde kısas, hata ile yapılan cinayet ve telef etmelerde de tazminat (diyet) meşrudur. Haddi aşıp, sınırı geçmeden misliyle karşı tarafa sözlü cevap vermek caizdir.

    "Ancak insanlara zulmedenlere ve yer yüzünde haksız yere taşkınlık edenlere ceza vardır." Yani, ceza ve muaheze ancak insanlara zulme ilk baş*layanların veya denklik prensibini aşanların, intikam almakta haddi aşan*ların, haksız yere insanlara ve insanların mallarına tecavüz edenlerin, in*sanlara zulmedip hakları gaspederek gurur ve tekebbürde bulunanların başına gelecektir. "İşte acıklı azap bunlaradır." İşte o zulme ilk başlayanlar ve haddi tecavüz edenler için elem verici şiddetli bir azap vardır. Daha son*ra Allah, insanı güç ve kuvveti elinde iken, affedip, bağışlamaya teşvik ederek şöyle buyurmuştur: "Kim sabreder ve affederse, şüphesiz bu hareketi yapılmaya değer işlerdendir."

    Allah Tealâ, zulmü ve zalimleri kınayıp, kısası meşru kıldıktan sonra, affa ve bağışlamaya teşvik etmiş ve şöyle buyurmuştur: Kendisine karşı yapılan ezaya sabreden, kötülüğü örten, kendisine zulmedenin hatasını ba*ğışlayan kimsenin bu sabır ve bağışlaması; karşılığında bol sevap ve güzel övgü ile mukabele edilecek, teşekküre lâyık değerli işlerdendir. [2]
    __________________________________________________ ______

    [1] Hadisi Müslim rivayet etmiştir. Nesei, İbni Mace ve İbni Merdüveyh, bu hadisi Aişe'deri başka bir lafızla rivayet etmişlerdir. O rivayet şöyledir: "Peygamber (s.a.) bana dedi ki: Ona kötü söyle. Ben de ona kötü söyledim, nihayet onun ağzındaki tükürük kurudu."


    [2] Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları: 13/71-75.


  5. 13.Haziran.2012, 05:01
    3
    herşey O'nun için..!
    وَجَزَاءُ سَيِّئَةٍ سَيِّئَةٌ مِثْلُهَا ۖ فَمَنْ عَفَا وَأَصْلَحَ فَأَجْرُهُ عَلَى اللَّهِ ۚ إِنَّهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِمِينَ

    '' Bir kötülüğün karşılığı, onun gibi bir kötülüktür (ona denk bir cezadır). Ama kim affeder ve arayı düzeltirse, onun mükâfatı Allah’a aittir. Şüphesiz O, zâlimleri sevmez. '' (Şura Suresi 40)



    Âyetin tefsiri...

    Zalimin cüretine, azgınlığının devamına ve milleti ezmesine sebep olan afdır ki, bu kınanmıştır. Dış düşmana mukavemet ederken ve haklar gaspedildiğinde bu karşı koyma, karşılık verme vaciptir. Bu da, İslâm niza*mında istenen gücün ve denk kuvvetin eksiksiz olmasına bağlıdır ki, güçlü bir müminin iki düşman karşısında sebat etmesiyle mümkün olur.

    Açıklayıcı misaller çoktur: Yusuf (a.s.), kardeşlerini affetmiştir. Kuranın hikâye ettiği gibi şöyle demiştir: "(Yusuf) dedi ki: Bugün size kı*nama yok, Allah sizi affetsin." (Yusuf, 12/92) Hz. Yusuf, onları cezalandıra*bilecek kudrete ve kendisine yaptıklarına karşılık verebilecek güce sahip olduğu halde onları affetmiştir. Allah Rasulü (s.a.) de Mekke fethi sırasın*da, Mekke halkını bağışlamıştır. Hudeybiye yılında Tenim tepesinden ine*rek kendisine suikast düzenleyen o seksen kişiyi de affetmiştir, onları kıs*kıvrak yakaladığı halde, intikam alma gücüne sahipken onlara ihsanda bu*lunmuştur. Peygamberimiz (s.a.) uyurken kılıcını kınından çıkarıp kendisi*ni öldürmek isteyen Gavres b. el-Haris'i de affetmiştir. Peygamber (s.a.) uyandığında kılıç, kınından sıyrılmış olarak, Gavres'in elindeydi. Peygam*berimiz (s.a.) ona sert çıkmış bunun üzerine kılıç elinden düşmüş, bu sefer kılıcı Peygamberimiz (s.a.) almış, ashabını çağırıp bu adamla aralarında meydana gelen olayı onlara bildirmiş ve bu adamı affetmiştir. Hayber sava*şı sırasında kızarmış kuzunun budunu zehirleyen ve müslümanlara ikram eden Yahudi kadını Zeyneb'i de affetmiştir. Bu Zeynep, Muhammed b. Mes-leme'nin öldürdüğü Hayberli Yahudi Merhab'ın kız kardeşidir. Bir mucize olarak, zehirlenen bu but durumu peygambere haber vermiş, Peygamberi*miz (s.a.) de kadını çağırtmış, kadın yaptığını itiraf etmiştir. Peygamberi*miz (s.a.): "Seni buna sevkeden nedir?" diye sorduğunda kadın: "Düşündüm ki, eğer peygamber isen sana zehir zarar vermeyecekti, değilsen senden kurtulacaktık." diye cevap vermiş, Peygamberimiz (s.a.) de onu salıvermiş*tir. Ancak Bişr b. el-Bera zehirden ölünce o kadını kısasen öldürtmüştür.

    Rivayete göre Peygamberimiz (s.a.)'in hanımlarından Zeynep, Aişe'ye gelip ona kötü söz söylemiş, Peygamberimiz (s.a.) kendisini ikaz etmişse de o vazgeçmemiş, bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.) Hz. Aişe'ye "Kalk, karşığını ver." demiştir.[1] Bu, şu ayetin tatbikidir: "Allah kötü sözün açık*ça söylenmesini sevmez; ancak haksızlığa uğrayan başka." (Nisa, 4/148).

    Ahmed b. Hanbel, Müslim, Ebu Davud ve Tirmizi'nin Ebu Hürey-re'den rivayet ettiklerine göre Allah Rasulü (s.a.) "Birbirine söven iki kişi*nin söylediği sözün günahı, mazlum haddi aşmadıkça, ilk başlayanadır." buyurdu, sonra: "Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür." ayetini okudu.
    Yüce Allah, devamlı olarak intikam almaya, karşılık vermeye teşvik etmemiş, bilakis onun sadece meşru müdafaa sınırında kalması gerektiğini beyan etmiş, sonra da onun meşru oluşunu denkliğe riayet şartına bağla*mış ve nihayet: "Kim bağışlar ve barışı sağlarsa onun mükâfatı Allah'a ait*tir. " ayetiyle affetmenin daha uygun olacağını açıklamıştır.

    Allah Tealâ: "Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür." sözüyle, suç ve ceza arasında denkliği şart koşmuştur. Yani kötü davranışa verile*cek ceza, o suça denk bir cezadır. İntikam almakta yani karşılık vermekte dengeli olmak (adil davranmak) eşitlikle iktifa etmektir. Kötü davranan kimse: "Allah, seni rezil etsin" dediğinde, karşısında ki de haddi aşmadan: "Allah, seni rezil etsin" diye cevap verir. Karşı tarafı rahatsız edeceği için kötü davranışın karşılığına da kötü davranış ismi verilmiştir.

    Bu ayetin benzerleri şu ayetlerdir: "Kim size saldırırsa, siz de ona mi*silleme olarak saldırın." (Bakara, 2/194), "Eğer ceza verecekseniz, size yapı*lan cezanın misliyle ceza verin." (Nahl, 16/126), "Kim de kötülükle gelirse, o sadece getirdiğinin dengiyle cezalandırılır." (En'am, 6/160).

    İşte böylece, İslâm'da medenî ve ceza hukuku ile ilgili tüm cezalarda denklik geçerlidir. Mesela kasten adam öldüren veya yaralayana kısas uy*gulamak gereklidir. "Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır." (Ba*kara, 2/179), "Hürmetler (dokunulmazlıklar) kısastır (karşılıklıdır)." (Ba*kara, 2/194), "yaralar da kısastır. (Her yaralama misliyle cezalandırılır)." (Maide, 5/45). Ancak yüce Allah, bu son ayetin devamında: "Kim bunu (kı*sası) bağışlarsa, kendisi için o keffaret olur." diyerek bağışlamaya teşvik et*miştir. Burada ise şöyle buyurmuştur: "Kim bağışlar ve barışı sağlarsa onun mükâfatı Allah'a aittir." Yani, kendine kötülük yapan zalimi bağışlar, kendisiyle düşmanının arasını sevgi ve bağış ile düzeltirse, onun mükâfatı Allah'a aittir. Allah ona çok büyük bir mükâfat verecektir.

    Nitekim, Ahmed b. Hanbel, Müslim ve Tirmizi'nin Ebu Hüreyre'den rivayet ettiği bir hadis*te Peygamberimiz (s.a.) şöyle buyurmuştur: "Allah, affedip, bağışlayan in*sanın ancak şerefini artırır." Allah Tealâ takva sahibi kullarını şöyle anlat*mıştır: "O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar. Öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulu*nanları sever." (Ali İmran, 3/134) "Doğrusu O zalimleri sevmez." (Ali İmran, 3/140). Yani zulme ilk başlayanları sevmediği gibi kısasta aşırı gidip haddi aşanları da sevmez. Çünkü haddi aşmak zulümdür. Haddini aşanları Allah cezalandırır. Ayetin bu kısmı, cins ve miktar olarak benzerliği şart koşmakta ayetin baş tarafını teyit etmektedir.

    Sonra yüce Allah, zulmü ve haksızlığı bertaraf etmenin meşru olduğu*nu teyit ederek şöyle buyurmuştur: "Kim, zulme uğradıktan sonra hakkını alırsa, artık ona yapılacak bir şey yoktur." Allah'a yemin olsun ki, zulme uğrayan kimse, zalimden intikamını alırsa, onu cezalandırma imkânı yok*tur. Çünkü bu intikam bir haktır. Kasten yapılan cinayetlerde kısas, hata ile yapılan cinayet ve telef etmelerde de tazminat (diyet) meşrudur. Haddi aşıp, sınırı geçmeden misliyle karşı tarafa sözlü cevap vermek caizdir.

    "Ancak insanlara zulmedenlere ve yer yüzünde haksız yere taşkınlık edenlere ceza vardır." Yani, ceza ve muaheze ancak insanlara zulme ilk baş*layanların veya denklik prensibini aşanların, intikam almakta haddi aşan*ların, haksız yere insanlara ve insanların mallarına tecavüz edenlerin, in*sanlara zulmedip hakları gaspederek gurur ve tekebbürde bulunanların başına gelecektir. "İşte acıklı azap bunlaradır." İşte o zulme ilk başlayanlar ve haddi tecavüz edenler için elem verici şiddetli bir azap vardır. Daha son*ra Allah, insanı güç ve kuvveti elinde iken, affedip, bağışlamaya teşvik ederek şöyle buyurmuştur: "Kim sabreder ve affederse, şüphesiz bu hareketi yapılmaya değer işlerdendir."

    Allah Tealâ, zulmü ve zalimleri kınayıp, kısası meşru kıldıktan sonra, affa ve bağışlamaya teşvik etmiş ve şöyle buyurmuştur: Kendisine karşı yapılan ezaya sabreden, kötülüğü örten, kendisine zulmedenin hatasını ba*ğışlayan kimsenin bu sabır ve bağışlaması; karşılığında bol sevap ve güzel övgü ile mukabele edilecek, teşekküre lâyık değerli işlerdendir. [2]
    __________________________________________________ ______

    [1] Hadisi Müslim rivayet etmiştir. Nesei, İbni Mace ve İbni Merdüveyh, bu hadisi Aişe'deri başka bir lafızla rivayet etmişlerdir. O rivayet şöyledir: "Peygamber (s.a.) bana dedi ki: Ona kötü söyle. Ben de ona kötü söyledim, nihayet onun ağzındaki tükürük kurudu."


    [2] Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları: 13/71-75.


  6. 13.Haziran.2012, 11:41
    4
    rana
    Aciz Kul

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2007
    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 5,605
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 70
    Bulunduğu yer: Stuttgart/Istanbul/Ankara

    Cevap: Bir insanı affedebilmek nasıl mümkün olabilir?

    Allah c.c. razi olsun paylasim icin


  7. 13.Haziran.2012, 11:41
    4
    Aciz Kul
    Allah c.c. razi olsun paylasim icin


  8. 14.Haziran.2012, 15:16
    5
    burcealtug
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2012
    Üye No: 94504
    Mesaj Sayısı: 980
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: ALLAHÜTELANIN ARŞININ ALTINDA HERHANGİBİR YER

    Cevap: Bir insanı affedebilmek nasıl mümkün olabilir?

    ALLAH RAZI OLSUN.
    ALLAH inşallah okuduklarımızla amel ettirmeyi nasip eder


  9. 14.Haziran.2012, 15:16
    5
    Kıdemli Üye
    ALLAH RAZI OLSUN.
    ALLAH inşallah okuduklarımızla amel ettirmeyi nasip eder


  10. 14.Haziran.2012, 15:20
    6
    muvahhidim
    herşey O'nun için..!

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Eylül.2010
    Üye No: 78968
    Mesaj Sayısı: 1,235
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 14
    Bulunduğu yer: جَنُوبُ تُرْكيا

    Cevap: Bir insanı affedebilmek nasıl mümkün olabilir?

    ALLAH inşallah okuduklarımızla amel etmeyi nasip eder.
    Âmiin..!


  11. 14.Haziran.2012, 15:20
    6
    herşey O'nun için..!
    ALLAH inşallah okuduklarımızla amel etmeyi nasip eder.
    Âmiin..!


  12. 14.Haziran.2012, 15:30
    7
    burcealtug
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2012
    Üye No: 94504
    Mesaj Sayısı: 980
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: ALLAHÜTELANIN ARŞININ ALTINDA HERHANGİBİR YER

    Cevap: Bir insanı affedebilmek nasıl mümkün olabilir?

    amimnnnn kardeşim.


  13. 14.Haziran.2012, 15:30
    7
    Kıdemli Üye
    amimnnnn kardeşim.





+ Yorum Gönder