+ Yorum Gönder
Soru ve Cevaplar ve Sizden gelen sorular Kategorisinden Müslümanın ölüm acısı (mümin sekerat acısını hissetmez olsada hafif olur deniyor) Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. sahinn41
    Üye
    Reklam

    Müslümanın ölüm acısı (mümin sekerat acısını hissetmez olsada hafif olur deniyor)

    Reklam





    Müslümanın ölüm acısı (mümin sekerat acısını hissetmez olsada hafif olur deniyor) Mumsema selamun aleyküm kardeşler, benim bir sorum olacak, ölüm acısıyla alakalı bir çok makale okudum ve kafam karıstı bir taraf bu acıyı müminde çekecek derken bazı kaynaklar hayır mümin sekerat acısını hissetmez olsada hafif olur diyor, benim dengemi bozan bir insan hayatının sonunda tarifi mümkn olmayan, alimlere göre makasla dogranmakdan testere ile biçilmekten daha zor bir olayı yasayacagını bile bile nasıl ruhen ve bedenen saglıklı olabilir? bilmedigimiz ayet ve ya hadislermi var bu konu hakkında?





  2. Hoca
    erimeye devam...

    Cevap: Müslümanın ölüm acısı (mümin sekerat acısını hissetmez olsada hafif olur deniy


    Reklam


    Ölüm acısı ve ruhun ölümden sonraki durumu hakkında iki konu:

    ölüm öncesi çekilen Sıkıntıların Hikmeti

    Sekerat-ı mevt, ölüm anında çekilen sıkıntılar hakkında bilgi ...



    Ölürken çekilen sıkıntıların hikmeti nedir?




    Sorunun Detayı

    GEÇEN AY 18 YAŞINDA BİR YAKINIM FECİ ŞEKİLDE CAN
    VERDİ. ŞEYTAN VESVESE VERİYOR? O MASUM KARDEŞİMİZİN BU ŞEKİLDE ÖLMESİNE NASIL
    BAKMALIYIZ? BÖYLE DURUMLARDA NASIL DÜŞÜNMEMİZ GEREKİR?






    Ölümden önceki çekilen hastalıklar ve ıztraplar Mü'minin
    günahına keffarettir. Bu şekilde ölen bir kimsenin çektiği sıkıntı cehennem ve
    kabir azabının düşmesine vesile olur. Cehennem ve kabir azabı buna göre daha
    şiddetlidir. O ölen kimseye sorulsa elbette çok az zahmetle çok büyük mükafatlar
    kazandım diyecektir.
    Şöyle bir kıssa nakledilir;

    “Musa Aleyhisselam
    Tur Dağı’na Rabbiyle münacata giderken yolda bir ihtiyar çıkar önüne. Şöyle
    anlatır dileğini: - “Ya Musa, ben senelerce burada ibadet ve dua ile meşgul olan
    bir kulum. Rabbim bunca senedir el açıp ettiğim duamı kabul etmiyor. Ne olur bir
    de sen niyazda bulun da, Rabbim bir türlü kabul etmediği duamı artık kabul
    buyursun.” Musa Aleyhisselam Tur’da ihtiyarın dileğini ifade eder: -Sana malum,
    o kulunun senelerce yaptığı duasını kabul etmeni ben de diliyorum. Ne olur
    Rabbim mahrum etme o ihtiyar kulunu da kabul eyle duasını.” Rabbimiz cevap
    verir: -Ya Musa madem sen de istiyorsun o kulumun duasının kabulünü. Öyleyse git
    duasının kabul edilişini sen de gör.”

    Tûr’dan sevinçle dönen Hazreti Musa
    ihtiyarın bulunduğu mekana gelir, müjdesini vermek üzere onu aramaya başlar. Bir
    de ne görsün. İhtiyar, bir arslan tarafından paramparça edilmiş, her bir parçası
    bir yerde. Acı manzaraya ibret ve tefekkürle bakan Hz. Musa ellerini açıp
    niyazda bulunur: “-Ya Rab, senin hikmetsiz tasarrufun yoktur kainatta. Bunun
    hikmeti ne ola ki?” Şöyle cevap gelir Rabbimizden: -Ya Musa! O kulum benden öyle
    bir makam istiyordu ki o makamın bedeli; ancak öyle bir sonuçtu. Bedelini ödedi,
    istediği makama ulaştı. Bedel ancak bir can vererek ödendi; ama karşılığı ebedî
    olarak elinde.” Rabbimiz bundan sonra şöyle bir hatırlatmada bulunur: -Ya Musa!
    Kullarıma söyle, olayların dışındaki çirkinliğine takılıp da kalmasınlar,
    içindeki güzellik ve hikmete de nazar etsinler, ebedî sonucunu da
    düşünsünler.”




  3. sahinn41
    Üye
    ALLAH razı olsun açıklama için

    Mü'mine verilen bu müjde ve meleklerin güzel görünüşü, kılıçların vuruşundan daha şiddetli olan ölüm acılarını unutturur ve onu sevince garkeder Bir hadis-i şerifte ölüm acıları, yünün içinden çekilen dikene teşbih edilerek, dikenin yünden bir şeyler kopardığı gibi, ölümün de mutlaka acılarının olacağına işaret edilmiştir 8 Şeddâd b Evs de (v 41/661) şöyle demiştir: "Ölüm mü'mine dünya ve âhiret musibetlerinin en korkuncudur Eğer ölülerden biri kalkıp da dünyadakilere ölümü haber verseydi, dünyadan faydalanamaz ve hiç bir şeyden lezzet alamazlardı

    anladıgım kadarı ile bu acı herkes için geçerli olacak şiddetine göre kimine hafif kimine sert..
    bazı kaynaklarda ise sekerat azabının mutlak bir hüküm olmadıgını okudum
    benim çıkardıgım sonuc günahsız ölen halis kullar rahat ve acısız oleceklerdir .. çünkü kefaret odeyecekleri günahdan mahrumdurlar..

    Birde hocam son bir soru.. şimdi sekerat günaha kefaret oluyorya peki kabir azabı gören müslümanlar yada cehennemde cezasını çekecek olan muslumanlar çok günahkar olanlar mı? yani ölüm ızdırabyla bile günahları silinemeyecek kadar çok olan larmı?

+ Yorum Gönder
müslümanın ölümü nasıl olur,  ölüm acısı nasıldır,  müslümanın ölümü,  ölüm acısı nasıl hafifler,  müslümanın ölüm hali,  en hafif ölüm acısı,  sekerat hali