+ Yorum Gönder
3. Sayfa BirinciBirinci ... 234 SonuncuSonuncu
Soru ve Cevaplar ve Sizden gelen sorular Kategorisinden Envarül Aşıkin kitabı ne kadar doğruluğu vardır? Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. Misafir
    Reklam

    Cevap: Envarül Aşıkin kitabı ne kadar doğruluğu vardır?

    Reklam



    Cevap: Envarül Aşıkin kitabı ne kadar doğruluğu vardır? isimli konu Mumsema.com Cevap: Envarül Aşıkin kitabı ne kadar doğruluğu vardır?
    Arkadaşlar... Şimdi burada okumayın diyen arkadaşın çıkıp şu sebeple okumayın demesi lazım. Bu kitap benim elimde okuyorum şu an. Bana şeriata Allah Teala nın emirlerine uygun olmayan. peygamber s.a.s efendimizin naklettiklerine, ehli sünnet vel cemaat itikadına uymayan tek bir sayfasını söyleyin, bizde diyelimki okunmasın. Bu kitap 3-5 dini bilgisi olanın anlayabileceği kavramlar içermez. Derin bir ilim anlatır. Hadislerle destekler. Ve her konunun sonunda bunlar tefsir alimlerinin çözümlemeleri olup doğrusunu Allah Teala bilir diyerek ilmi yinede edep ile Allah'a c.c bırakır.

    Bugün bu gibi kitapları pervasızca eleştiren bazı tv şovmen hocalara bakın, itikadında sorun olan kişilerdir. İyi araştırırsanız bunun başında (HAŞA) Allah gaybı bilmez, peygamberin mucizesi yoktur, namaz dinin direği değildir diyecek kadar edepsizleşmiş insanlar vardır. Güya ilahiyat hocasıdır, sıfatında bilmem ne üniversitesinin hocası yazmasına bakmayın iyi araştırın hasta olunca nasıl doktorun iyisini araştırıosunuz iş din olunca niye herkese aldanıosunuz, unutmayınki peygamber s.a.s zamanında kendi cemaati içinde 100 lerce münafık (dışarıdan bakınca iman eden ama kalben iman etmeyip insanları inançlı olduğuna inandırmaya çalışan demektir) vardı ve Allah Resulü bunu biliyordu sahabilerine de bildiriyordu (niye açıklamıyordu diyen olacak biliyorum söyleyim. Çünkü peygamber s.a.s efendimiz o zorlu ve hassas zamanda hem huzursuzluk çıkmasın, hem onların içinden münafıklığı bırakanlar olurda kurtulur diye uzun süre sabretmiş yüzlerine vurmamıştır)

    Sonuç olarak bu kitap dini ilmi biraz daha gelişmiş kişilerin anlayabileceği KESİNLİKLE güvenilir bir kitaptır. Mübarek, Allah ın veli bir kuludur. Yıllarca evliyaullah tarafından kabul görmüştür. Kitabı eleştirenler dahi şu cümlesi yanlış bu cümlesi şeriata aykırı diyememiş, konunun genelinde efendim şu ilim kesin değildir bu ilim şöylede olabilir demiştir. E zaten mübarekte "bizim eriştiğimiz nakiller böyle" yazıyor, hatta bazı konularda bir kaç farklı fikri de belirtiyor. 3-5 ilmi bilginizle böyle bir eseri okumayın demek gafletine düşmenizi anlayamıyorum bu vebali neden bir insan göze alır?

    Bu eser çocuğunuza bırakacağınız çok güzel bir hediyedir. Tek tavsiyem çocuğunuz çok küçükse içindeki bazı şeyleri kavrayamaz. Siz ona bu mirası kesinlikle bırakın zamanı gelince bu kitabı bir solukta okuyacak size çok dua edecektir kardeşim.

  2. Misafir

    Cevap: Envarül Aşıkin kitabı ne kadar doğruluğu vardır?


    Reklam


    Selamun aleykum dostlar acizane bir kaç cümle sarf etmek istedim bu kitaptan bendede mevcut yazarı değerli bir zat Allah ondan razı olsun kıymetli bir eser

  3. rüzgargülü88
    Üye
    Ahmed Bîcân’ın hocası, Hacı Bayram-ı Velî hazretleridir. Onun sohbetlerinde bulunup, tasavvufda yetişmiştir, ilimde yetişdikten sonra, eserlerini yazmıştır. Yazdığı eserlerde son derece sâde bir dil ve anlaşılması gayet kolay olan güzel bir üslûb kullanmıştır. Umûmiyetle babasının ve ağabeyinin yazdıkları Arabca eserleri Türkçeye tercüme ve şerh etmiştir. Başlıca eserleri şunlardır:

    1- Envâr-ül-âşıkîn: Bu eseri, dört-beş asırdan beri okuna gelmiş, çok sevilip, benimsenen bir eserdir. Bu eserin çeşitli yazma nüshaları olduğu gibi, pekçok baskısı da yapılmıştır. Ahmed Bîcân, 855 (m. 1451) senesinde tamamladığı bu eserinin sonunda, yazma sebebini şöyle kaydetmiştir “Benim bir kardeşim vardı. (Yazıcızâde Muhammed) Âlim, ârif ve faziletli, kâmil ve Allahü teâlânın sevgili bir kulu idi. Erenleri severdi. Cihanın kutbu Hacı Bayram-ı Velînin yakın talebelerinden idi. Ben ona dâima derdim ki: “Dünyâ geçicidir. Günlerin vefası yok. Bir yadigâr eser yaz, her yerde okunsun.” O da benim bu sözüm üzerine, “Megârîb-üz-zemân” adlı bir eser yazdı. Pekçok ilmî mes’eleleri ve hadîsleri o kitapta topladı. Sonra da bana, bu eseri Türkçeye tercüme etmemi söyledi. Ben de sözünü tutup tercüme ederek, “Envâr-ül-âşıkîn” kitabını hazırladım. Gelibolu’da tamamladım. Kardeşim Muhammed de, bu “Megârib-üz-zemân” adlı eserini “Muhammediyye” adı ile şiir şeklinde Türkçeye tercüme etti. Böylece her iki bakımdan da faydalı oldu.”

    “Envâr-ül-âşıkîn” kitabının tertîbi, ana hatlarıyla beş bölümdür, içinde şunlar yer almıştır: Varlıkların tertîb ve nizâmı, Âdem aleyhisselâmın yaratılışı, Peygamberler ve kıssaları, ilâhî kitablar, dünyâ ile ilgili faziletler, kıyâmet alâmetleri, Kur’ân-ı kerîm, mahşer, sırat, Cennet, Cehennem, melekler, hûrîler, gılmanlar, Cennetliklerin makamları ve Cennet ni’metleri.

    Ahmed Bîcân’ın en meşhûr eseri olan “Envâr-ül-âşıkîn” adlı eserinden seçmeler:

    Sadaka vermek: Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: “Mallarını gece ve gündüz, gizli ve aşikâr hayra harcayan kimseler varya, işte onların, Rableri katında ecirleri (mükâfatları) vardır. Onlara hiçbir korku yoktur; ve onlar mahzûn da olmayacaklar” (Bekâra-127).

    Resûlullah ( aleyhisselâm ) buyurdu ki: “Bana peygamberlik veren Allah hakkı için, kim bir yetime sadaka verirse, Allahü teâlâ, kıyâmet gününde ona azap yapmaz. Kim kendi akrabasına sadaka verip başkasına vermezse, Allahü teâlâ, kıyâmet gününde o kimseye bakmaz.”

    Ebû Hüreyre ( radıyallahü anh ) şöyle nakletmiştir “Resûlullah ( aleyhisselâm ) buyurdu ki: “Cennette nûrdan odalar vardır.” Eshâb-ı Kirâm; “Yâ Resûlallah, o odalar kimindir?” dediler. Resûlullah ( aleyhisselâm ); “İnsanlara sadaka veren güzel şeyler söyleyen, yemek yediren, insanlar uyurken gece namazını kılanlar içindir” buyurdu. Yine; “Allah katında en üstün amel, açlıktan yüreği yanmış birinin karnını doyurmaktır” buyurdu. Bir hadîs-i şerîfte de şöyle buyuruldu: “Sizin üzerinize olan sadaka vermekte altı haslet vardır. Bunlardan üçü dünyada, üçü âhırettedir. Dünyada olanlar: 1- Allahü teâlâ sadaka veren kimsenin rızkını artırır. 2- ömrüne bereket verir. 3- İki yakasını biraraya getirir. Âhırette olan üç haslet: 1- Kıyâmet gününde çıplak kalmaz. 2-Kıyâmet günü başı üstünde bir gölge bulunur. 3- Sadakası Cehennem ile onun arasında perde olur.” Yine Resûlullah ( aleyhisselâm ) buyurdu ki: “Kim sadaka verirse, Allahü teâlâ ona bir yerine on (mislini) verir. Kim ödünç verirse, bir yerine onsekiz verir.”

    Sabır: Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: “Şüphesiz ki Allah, sabredenlerle beraberdir” (Bekâra-153). İmâm-ı Gazâlî hazretleri şöyle buyurmuştur: “Belâlara sabretmek insanın husûsiyetlerindendir. Hayvanlarda ve meleklerde sabır olmaz. Hayvanlarda şehvet ağır bastığından ve bu şehvete sabretmek için akılları olmadığından, onlarda sabır yoktur. Meleklerde ise şehvet yoktur. Onlar, Allahü teâlânın cemâline âşık olmuşlardır.” Fahreddîn Râzî şöyle demiştir: “Sabretmek, Allahü teâlânın hükmüne râzı olmaktır. Kalb bir şeye meylettiği zaman, yüzünü yüce âlemden çevirir. Nitekim Âdem aleyhisselâmın kalbi Cennete meyledince, Allahü teâlâ Cenneti ona mihnetli kıldı.” Resûlullah ( aleyhisselâm ); “Sabır benim azığımdır” buyurdu. Sabırdan maksâd takvâdır. Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: “Muhakkak ki, azığın en hayırlısı takvâdır. Ey aklı tam olanlar, benden korkunuz” (Bekâra-197). Takvâdan maksâd sakınmaktır. Resûlullah ( aleyhisselâm ) buyurdu ki: “Kul, harama düşerim diyerek şüpheli şeylerden kaçınmadıkca, takvâ derecesine erişemez.” Ca’fer-i Sâdık hazretleri şöyle buyurmuştur. “Takvâ, kalbde Allahü teâlânın sevgisinden başka bir; şey bulundurmamaktır.” Takvânın üç alâmeti vardır: 1- Her halükârda Allahü teâlânın rızâsını aramaktır. 2-Her işte Allahü teâlâya dönmektir. 3-Her durumda dosdoğru olmaktır.

    Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: “Ey îmân edenler! Din uğrundaki eziyetlere sabredin ve düşmanlarınızla olan savaşlarda üstün gelmek için sabır yarışı yapın. Sınır boylarında cihâd için nöbet bekleşin ve Allahdan korkun ki, felah bulasınız” (Âl-i İmrân-200). “Sabrediniz” buyurması, belâlara sabretmeye işârettir. Bu, halk (avvâm) içindir. “Nöbet bekleşin” buyurması, günahkârlığı terk etmeye işârettir. Bu, havvâs içindir. “Sabır yarışı yapınız” buyurması, ibâdet yapmaya katlanmaya işârettir. Bu da seçilmişlere mahsûstur. Bunun için, kişinin rahatlığı yakîndedir. Şerefi tevâzudadır. Se’âdeti, kurtuluşu İslâmdadır. İsmeti (günahsız olması) Allahü teâlâya güvenmektedir. Akıllılığı dindedir. Gayreti dünyâyı terk etmektedir. Helaki günah işlemeye cür’et etmektedir. Pişmanlığı uyumaktadır. Şekâveti cehâlettedir. Se’âdeti ilimdedir. Olgunluğu aşkdadır. Güzel yaşaması sabırdadır. Sabır, halkın içinde nefesani arzuları terk etmek, yapmamaktır. Eğer dünyânın bütün belâları onun üzerine gelse “Âh” bile demeyen; vefadan, cefâdan, acıdan, zenginlikten ve her çeşit ni’metten dolayı değişmeyen, mağrur olmayan ve bunların karşısında hep aynı kalan kimse sabırlıdır. Bilakis o, kendini belâ mancınığına kor ve kaza denizine atar. Sonundan hiç endişe etmez. Vesselâm.”

    Dünyâ: Bâyezîd-i Bistâm! hazretleri buyurdu ki: “Kalbin kabzedilmesi (daralması), nefsin yayılmasındandır. Haya ilimdir. Rahatlık ma’rifettir. Rızık, zikirdir. Şevk, âşıkların mülk yurdudur. Ma’rifet nûru, kalb içindedir. Aşk, zikirle meşgûl olunduğu zaman gönlü nurlandırıp aydınlatır. Dünyâ sevildiği zaman, kalb (gönül) kararır.”

    Şu beş şeyin kalbi öldürdüğü nakledilmiştir 1- Çok yemek 2- Halkın başına belâ getirmek. 3- Namazı vakitsiz kılmak. 4- Yemeği sol el ile yemek. 5-Yalan söylemek.

    Şu beş şey de kalbi diriltir, uyandırır: 1-Âlimler ile bulunmak. 2- Yetimlere şefkat etmek. 3- Oruç tutmak, 4- Az yemek. 5- Dünyâyı sevmemek.

    Rabbini anıp, hakîki zikri yapan kimse dünyâya meyletse, hak yoldan kovulur ve bütün ömrü kaygı ile geçer.

    Allahü teâlânın sevgili kulları beş kısımdır, 1- Zühd sahibi olan âlimler. 2-Adâletli hükümdârlar. 3- Hayâlı çocuklar. 4- Tevâzu sahibi zenginler. 5-Sabırlı dervişler (tasavvuf yolunda ilerleyenler).

    İnsanı Rabbinden uzaklaştıran perdelerin en büyüğü, kalbi öldürmek, karartmaktır. Kalbin ölmesine, kararmasına sebeb ise, dünyâyı sevmektir.

    Bir hadîs-i kudsîde buyuruldu ki: “Ey Âdemoğlu! Kanâat et zengin ol. Hasedi terket, rahat ol. Dünyâyı terket, dînin hâlis olsun.” Kim gıybeti terkederse, aşkı ziyâde olur. Kim halktan uzak durursa, halkın şerrinden emîn olur. Kim az ve güzel konuşursa, aklı tam olur. Kim aza kanâat ederse, gerçekden Allahü teâlânın ahdine inanmış olur. Kim dünyâ için kaygılanırsa, Allahü teâlâdan uzaklaşır.

    Bir hadîs-i kudsîde buyuruldu ki: “Şaşarım o kişiye ki, âhıret hesabına inandığı hâlde nasıl mal toplayabilir? Ey Âdemoğlu! Hergün ömrün eksilir, sen bilmezsin. Hergün rızkın sana gelir, şükretmezsin. Halktan korkarsın, benden korkmazsın. Benden utanmazsın. Âbidlerin sözlerini söylersin, münâfıkların amelini işlersin, ölüm haktır dersin, yine onu çirkin görürsün. Kim dünyâ malı yığarsa, onun hakkı yoktur. Kim dünyâ ile rahatlarsa, onun aklı idrâki yoktur. Kim dünyâ arzuları peşinde koşarsa, onun ma’rifeti yoktur.”

    Yine hadîs-i kudsîlerde buyuruldu ki: “Kim bir dervişe, (dünyâyı terkedip Allahü teâlâya dönen kimseye) karşı büyüklenirse, kıyâmet gününde o kişiyi karınca şeklinde yaratırım ve kim bir dervişe alçak gönüllülük gösterirse, dünyâda ve âhırette onu yüceltirim. Kim bir dervişin gönlünü kırarsa, o kişi benimle cenk etmiş gibi olur.”

    “Nice zengin vardır ki, zenginlik onu fesada düşürmüştür. Birçok fakir vardır ki fakirlik onu fesada düşürmüştür. Nice sağlıklı kimse vardır ki, sağlık onu fesada düşürmüştür. Nice âlim vardır ki, ilim onu fesada düşürmüştür. Nice cahil vardır ki cahillik onu fesada düşürmüştür. Dünyâ muhabbetini gönlünüzden çıkarınız. Dünyâ muhabbeti ile benim muhabbetim bir gönülde asla bulunmaz.”

    Nakledilmiştir ki, beş kimse çok kıymetlidir, bağışlanmıştır.

    1- Kötü kimsenin emri altında olan iyi kimse.

    2- Cimri kimsenin emri altındaki cömert kimse.

    3- Zâlimin emri altında olan âdil kimse.

    4- Câhilin emri altında bulunan âlim kimse.

    5- Zenginin emri altında bulunan derviş kimse.

    Resûlullah ( aleyhisselâm ) bir hadîs-i şerîfte buyurdu ki: “Cennetin bir kamçı kadar yeri, dünyânın tamâmından üstündür.”

    Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: “Yer yüzünde bulunan her canlı fânidir” (Rahmân-26). Dünyâ, çok gün geçirmiş fitneli ve nazlı bir ihtiyâra benzer. O, dışını gençler gibi giyecekler ile süsleyip, halk arasında naz eder. Böylece insanlar da onun tuzağına düşer. Dünyâ zâlim bir pâdişâha benzer. O, halka ba’zı şeyler bağışlar, fakat dostluğu yoktur. Hepsini öldürmek ister.

    Akıllı kimseler, kışın ihtiyâcını yazın hazırlar, ölümün hazırlığını da diri iken yaparlar. Dünyâ, içi cevherler ile dolu bir denize benzer. Çok kimse ondan cevher çıkarır. Çok kimse de o denize girip boğulur.

    Sözün kısası, Resûlullah ( aleyhisselâm ) şöyle buyurmuştur: “Dünyâ fitne ve belâdır. Her ümmetin bir fitnesi vardır. Benim ümmetimin fitnesi dünyâyı sevmek ve mal toplamaktır.” Nitekim Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: “Biliniz ki, mallarınız ve evlâtlarınız ancak bir fitnedir (birer imtihandır). Allah katında ise büyük mükâfat vardır” (Enfâl-28). Bu hatamdan âhıret sarayının yolu, Allahü teâlâya itaat etmektir. Peygamberimiz ( aleyhisselâm ) buyurdu ki: “Ümmetimin evvelkileri, Allaha bağlılık ve sadâkat ile kurtuldular. Sonrakiler ise, dünyâyı ve uzun ömür istemekle helâk oldular.”

    Tövbe: Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: “Ey Îmân edenler! Allaha şöyle tövbe edin ki, tam bir pişmanlıkla hâlis bir tövbe olsun” (Tahrîm-8). Resûlullah ( aleyhisselâm ) bir hadîs-i şerîfte buyurdu ki: “İşlediği günâha tövbe eden, o günâhı işlememiş gibi olur.” Bir hadîs-i şerîfte de; “Allahü teâlâ kulun tövbesini, can boğaza gelinceye kadar kabûl eder. Ben de günde yüz defa tövbe ediyorum” buyuruldu.

    Tövbe yapmayan kimsenin nefsi ıslâh olmaz, zâlim olur. Allahü teâlâ, Kur’ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki: “Kim de tövbe etmezse, işte onlar, kendilerine zulmedenlerdir” (Hucurât-11).

    İmâm-ı Gazâlî hazretleri buyurdu ki: “Tövbe üç kısımdır, 1- Halkın (avâmın) tövbesi. Bu, çok tâat etmektir. 2-İlim sahibi olanların tövbesi: Bu, günâhı terketmektir. 3- Seçilmişlerin (havvâssın) tövbesi. Bu, hiçbir vakti zayi etmemektir.”

    Ârifler şöyle buyurmuşlardır: “Tövbe beş kısımdır: 1- Halkın tövbesidir. Bu, günahtan dönmektir. 2- Sâlihlerin tövbesidir. Bu, gizli günahları da terketmektir. 3- Müttekîlerin tövbesidir. Şekten, şüpheden sakınmaktır. 4-Muhiblerin (Allah dostlarının) tövbesidir. Bunların tövbesi, Allahü teâlâyı zikretmekten gâfil olmamak için halktan sakınmaktır. 5- Âriflerin tövbesidir.”

    Ey Rabbimiz! Duâlarımızı kabûl buyur. Şüphesiz sen, her şeyi işiten ve hakkıyla bilensin. Bizim tövbelerimizi de kabûl buyur. Çünkü sen, tövbeleri kabûl eder ve mü’min kullarına rahmetini ulaştırırsın.”


    kaynak: İslam Alimleri Ansiklopedisi-ehlisunnetbuyukleri.com
    Ahmed-i Bîcân hazretleri insanlara doğru yolu göstermeye devam ederken bir gün Ağabeyi Muhammed Bîcân'a; "Ağabey! İlim ve irfanın ziyâdedir. Tek arzum ve sizden dileğim, yâdigâr bir eser yazmanız ve bunun her yerde okunmasıdır. Dünyâ geçici, günlerin ise hiç vefâsı yok." dedi. Muhammed Bîcân hazretleri onun bu isteği üzerine Megârib-üz Zeman adlı eserini yazdı. Bir süre sonra Muhammed Bîcân, kardeşine gelerek; "Kardeşim Ahmed! Bizi memnun etmek istersen Megârib-üz-Zaman'ı Türkçeye tercüme et.
    Güzel üslûbun ile herkes istifâde etsin." dedi. Bunun üzerine Ahmed-i Bîcân hazretleri eseri Envâr-ül-Âşıkîn ismiyle tercüme etti.
    kaynak: huzurpinari-Evliyalar Ansiklopedisi
    Eserleri ve husûsiyetleri: Yazıcızâde Muhammed Efendi, çok ibâdetle meşgûliyeti yanında, eserler de yazdı. Meşhûr “Muhammediyye” adlı eserini yazmadan önce, Arabca olarak “Megârib-üz-zeman”ı yazdı. Kardeşi Ahmed-i Bicân’a: “Şimdi sen dahî, bu kitab ki Megârib-üz-zeman’dır, Türkçeye çevir. Tâ kim bizim ilin kavmi maâriften ve envâr-ı ilimden fâide görsünler” diye ricada bulundu. O da Türkçeye çevirdi.
    Envâr-ül-âşıkîn adını verdi.

    “Muhammediyye” ve “Envâr-ül-Âşıkîn”, biri nazım ve diğeri nesir, Megârib’in Türkçeye tercümesidir. Yazıcızâde Muhammed Efendi, Megârib-üz-zeman ve Muhammediyye’sini, rü’yâsında hazret-i Peygamberi ( aleyhisselâm ) görmesi ve O’nun irşâd ve işâret vermesiyle yazdı. Bu durumu kendisi şöyle anlattı:

    “Sana ol vermiş idi. bu kitabı,
    Pes ilt ona geri iş bu kitabı,

    O, cümle kâinatın âfitâbı (güneşi),
    Çün emr etti bana düzdüm kitabı.”

    Yazıcızâde Muhammed Efendi, “Muhammediyye”si ile şöhret buldu.

    “Muhammediyye”, asırlardır Anadolu’da, Kırım’da, Kazan’da, Başkurt Türkleri arasında okundu ve elden düşmedi. Evliyâ Çelebi; “Nice binlerce âdemin Muhammediyye’yi ezbere bildiklerini” kaydeder. Anadolu’da her evde bir Muhammediyye nüshası vardı. Kış gecelerinde okunur, yer yer ağlanırdı. Suyu hiç kesilmiyen bir ırmak coşkunluğu içinde okundu. Her satırında Allahü teâlânın sevgisi, Resûlullahın ( aleyhisselâm ) aşkı, muhabbeti, Eshâb-ı Kirâm sevgisi anlatıldı. Kulun Rabbine olan acziyeti ve sevgisi dile getirildi:

    “İlâhî, sen ganîsin ben fakîrem,
    Kapında elleri bağlı esîrem.
    kaynak: İslam Alimleri Ansiklopedisi-ehlisunnetbuyukleri.com

  4. Şema
    el-âsa limen âsa
    Türkiye gazetesi kitaplarından kopyala yapıştır ne güzel
    Lütfen kitabı okuyanlar kendi yorumlarını yazsinlar

  5. rüzgargülü88
    Üye
    türkiye gazetesi kitapları güvenilirdir. tabii ki güvenilir kaynaklardan gördüklerimizi paylaşacağız. onlar dururken bizim şahsi yorumlarımızın ne değeri vardır?
    burada dini bir kitap hakkında doğru bilgiler verilmektedir. birisinin beğenmediği bir kitap bir diğerinin hoşuna gidebilir. kişilerin şahsi yorum ve beğenileri dinde ölçü müdür?
    ayrıca bizler büyüklerin yazdığı eserleri yorumlayabilecek bir ilm ve seviyeye sahip miyiz? onları hakkıyla anlayıp amel edemezken..
    kendi adıma konuşuyor ve kimsenin ilmini ve seviyesini sorgulamıyorum.
    dini konularda nakil esastır, şahsi görüşler değil
    dini bir kitap hakkında bilgi vermek de ilm ister.
    kişisel yorumlar ile karşımızdakini yönlendirmek, ilmî bir yöntem midir?

  6. r1dv4n06
    (Cezalı)
    Hadis kitaplarında uydurma hadis olmadığı gibi, İslam âlimlerinin tefsir, fıkıh ve tasavvuf kitaplarında da uydurma hadis yoktur. Müfessir, fakih, mutasavvuf demek, hâşâ hadis ilminde cahil demek değildir! Sadece aralarında iş bölümü yapmışlardır.

  7. Misafir
    Cok muhtesem bir eser peygamber lerin hayatindaki sirlari anlatan tek eser

  8. Misafir
    ben bu kitabı orijinalinden okudum. çok şükür nasip oldu. ben bu kitabı okurken bazı mucizeler yaşadım. Rabbim herkese nasip etsin. tavsiyem şudurki kitap haliyle eski Türkçe onun için anlaşılması baya bi zorluyor, 2. hatta 3. kez okunmasında mutlak faide vardır. bu kitabın doğruluğundan şek şüphe yoktur biiznillah. Allah a emanet olun.

  9. Misafir
    S.a arkadaşlar ben kitabın bir bölümünü okudum orada üç b unuk dan bahsediliyor Nuh peygamber zamanda birincisi bu ikinciside dünyanın bir meleğin omzuna yüklenip taşıdığı lakin ayağı yer tutmadı altına Allah ın taş koduğu taş tutunamayınca altına öküz koyduğu öküz tutunamayınca altına taş koyduğu taş tutunamayınca altına balık balık tutunamayınca altına deniz konduğu yazılıyor Cenabı Allah deneme yanılma sistemi mi yapıyor haşaa birini koyunca yer tutmayacağını buraya kafam cok takıldı kime burayı anlatsam çok ciddi tepkiler veriyor bu konulara açıklama getirecek birinden yorum istiyorum

  10. ebuammara
    (Cezalı)
    Kardeşim onlar izahatı vardır nasıl arş melekleri arşı taşıyamayınca Cenab-ı Hak şu zikri okuyun diyor onda sonra taşıyorlar öyle işte . Yani orada ki taş balık öküz başka hadisler de de geçiyor ama bildiğimiz taş öküz değil onların izahatleri vardır teşbihtir .

  11. Misafir
    bu kitabı bnde okudum çok da güzel herkese tavsiye ederimoyleki bi daha okumayı dusunuyorum

  12. Misafir

    Reklam


    Aynen size katılıyorum ve kitap het müslüman nın okuması gereken bi kitap ve muhteşem hiç şüphe ve vesvese olmadan okumalısınız zaten insanın itikadı atıyor buda imanın sağlam olmasına yol açıyor kısacası okuyun okuyun okuyun ve dua edin

+ Yorum Gönder
3. Sayfa BirinciBirinci ... 234 SonuncuSonuncu
envarül aşıkın,  envarul aşikin,  envarül aşıkin,  envarül aşıkın indir,  envarül aşıkın oku,  envarül aşıkın kitabı,  envarül aşikin