Konusunu Oylayın.: Peygamber Efendimiz ve Hz.Zübeyr

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Peygamber Efendimiz ve Hz.Zübeyr
  1. 20.Mayıs.2012, 14:12
    1
    ea0824
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Mart.2012
    Üye No: 95231
    Mesaj Sayısı: 4
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Peygamber Efendimiz ve Hz.Zübeyr

  2. 20.Mayıs.2012, 14:18
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,670
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Peygamber Efendimiz ve Hz.Zübeyr




    Zübeyr b. el-Avvam b.Huveylid b. Esed b. Abdi'l-Uzza b. Kusayy b. Kilâb b. Mürre b. Ka'b. b. Lüeyy el-Kurasî el-Esedî.
    Büyük oglu Abdullah'tan dolayi "Ebû Abdillah" diye çagrilirdi.
    Peygamber (s.a.s)'in dostu ve havarisi (yardimcisi), ayni zamanda halasi Safiyye binti Abdulmuttalib'in ogludur.

    Alıntı
    ZÜBEYR B. el-AVVAM



    Zübeyr b. el-Avvam b. Huveylid b. Esed b. Abdi'l-Uzza b. Kusayy b. Kilâb b.
    Mürre b. Ka'b. b. Lüeyy el-Kurasî el-Esedî. Büyük oglu Abdullah'tan dolayi "Ebû
    Abdillah" diye çagrilirdi. Peygamber (s.a.s)'in dostu ve havarisi (yardimcisi),
    ayni zamanda halasi Safiyye binti Abdulmuttalib'in ogludur.

    Cennetle müjdelenen on kisiden biridir. Hz. Ömer'in vefatindan sonra, halife
    seçimini gerçeklestirmeleri için tayin ettigi alti kisilik "Ashabü's sûra"
    (danisma kurulu) üyelerindendir. Annesi kendisini "Ebu't-Tâhir" diye çagirirdi.
    Fakat Zübeyr (r.a) kendisini oglu Abdullah ile künyelendirmis ve bu künye ile
    taninmistir (el-Askalânî, el-Isâbe fi Temyizi's Sahâbe, Beyrut, t.y., III, 5;
    Ibn Hisâm, Sîre, Misir 1955, I, 250; Buharî, Fedâilü Ashâbi'n-Nebî, 13; Ibn
    Abdi'l-Berr, el-Istiâb fî Ma'rifeti'l-Ashâb, Kahire, t.y., II, 510; Ibn Sait
    Tabakâtü'l-Kübra, Beyrut,1957, III, 100).

    Zübeyr, Hz. Ebu Bekir'in Islâm'a girmesinden kIsa bir müddet sonra müslüman
    olmustur. Ilk müslümanlarin dördüncüsü veya besincisidir. Ancak ne dogum tarihi,
    ne de kaç yasindayken müslüman oldugu kesin olarak bilinmemektedir. Muhtelif
    kaynaklar, müslüman oldugu sirada onun 8-16 yaslari arasinda bulundugu söylerse
    de bu tahminlerin dogrulugu süphelidir. Zira babasi Avvam b. Huveyfid'in Ficar
    savaslarindan birinde (kuvvetli bir ihtimalle dördüncü ve son savasta)
    öldürüldügü, onu öldürenin de Mürre b. Muatab es-Sakafi oldugu kabul
    edIlmektedir. Bazi kaynaklarda Zübeyr (r.a)'in Hz. Afi, Talha ve Sa'd b. Ebi
    Vakkas ile ayni yilda dogdugu ifade edIlmektedir (el-Endelüsî, el-Ikdü'l-Ferîd,
    Beyrut, t.y., VI, 92; Ibn Kuteybe, el-Maârif, Lübnan,1970, 96; el-Askalânî,
    a.g.e., III, 5; Ibnü'l-Esir, Üsdü'l-Gâbe fî Ma'ifeti's-Sahabe, Kahire, 1970, II,
    250; Ziriklî, el-A'lâm, Beyrut, 1969, III, 74; Ibn Abdi'l-Berr, a.g.e., II,
    510-511; Ibnü'l-Cevzi, Safvetü's Safve, Haleb,1969, I, 342; Butrus el-Bustânî,
    Dâiretü'l-Maarif, IX, 177).

    Son Ficar savasi, Hire hükümdari dördüncü Münzir'in oglu Numan Ebû Kâbûs'un
    saltanati (585-614) sirasinda meydana gelmistir. Ficar savasi basladigi zaman,
    kimi rivayetlere göre Peygamber (s.a.s),14-15 yaslarinda, kimi rivayetlere göre
    ise daha küçük yaslardaydi. Son Ficar savasinda ise O'nun 14-20 yaslarinda
    oldugu gelen rivayetler arasindadir (Ibn Hisâm, a.g.e., II, 89; Ibnü'l-Esîr,
    el-Kâmil fi't-Tarih, trc. Istanbul 1986, I, 511).

    Son Ficar savasi ile Peygamber (s.a.s)'in Mekke'lileri Islâm'a davet etmeye
    basladigi 610 yili arasinda yirmi küsûr yil vardir. Buna göre Ilk müslümanlardan
    olan Zübeyr (r.a)'in bu tarihte, yirmi yasindan büyük olmasi gerekir.

    Zübeyr'in babasi ölünce, amcasi Nevfel onun velâyetini üstlenmisti. Küçük
    yasta yetim kalan Zübeyr'i, annesi çok döverdi. Amcasi da onu savunur, dövmesine
    engel olmaya çalisirdi. Ancak Zübeyr büyüyüp müslüman olunca, onu karsi bu
    sevgisi öfkeye dönüstü. Öyle ki, Islâm'dan dönmesi için onu bir hasira baglayip
    asar ve ates yakarak dumanla ona iskence ederdi (el-Askalâni, a.g.e., III, 5;
    Ibn Sa'd, a.g.e., III, 101).

    Zübeyr, 615 yilinda Mekkeli müslümanlarla birlikte Habesistan'a hicret
    etmistir. Medine'ye hicretten sonra muhacirlerle ensâr arasinda kardeslik tesis
    edildigi zaman Zübeyr ile Seleme b. Selâme b. Vaks kardes ilan edIlmisti (Ibn
    Abdi'l-Berr, a.g.e., II, 511). Baska rivayetlerde ise, Rasûlüllah'in; Abdullah
    Ibn Mes'ûd veya Talha ya da Ka'b b. Mâlik'le Zübeyr arasinda kardeslik tesis
    ettigi ifade edIlmektedir (Ibn Sa'd, a.g.e., III, 102; Ibn HIsam, a.g.e., I,
    505).

    Bedir günü müslümanlarin sayili birkaç ati vardi. Bunlardan biri de Zübeyr'in
    Ya'sub adli ati idi. O gün bir çok müsrIki öldürmüstür ki, bunlardan biri
    "Kureys'in aslani, Muttalibogullari aslani" diye bilinen amcasi Nevfel idi (Ibn
    HIsam, a.g.e., I, 666, 708; Ibn HIsam, Cemheretü Ensâbi'l-Arab, Kahire, 1982,
    120).

    Zübeyr'in oglu Abdullah, babasi ile ilgili olarak su olayi anlatiyor: "Ahzâb
    günü, ben ve Ebû Seleme'nin oglu Ömer (çocuk oldugumuzdan) kadinlarin yaninda
    birakIlmistik. Bir de baktim ki babam Zübeyr, atinin üstünde Iki yahut üç kere
    Kurayza ogullarina gidip geldi. Evimize döndügümüzde babama: Babacigim! Ben seni
    Benî Kurayza yurduna gidip gelirken gördüm dedim. Babam: Sen beni öyle gördün mü
    evlâdim? dedi. Ben de Evet, dedim. Babam: Rasûlüllah (s.a.s); "Benî Kurayza ya
    kim gider de onlarin haberini bana getirir" dedi. Ben de gittim. Döndügümde,
    Rasûlüllah, anasi ile babasini bir arada zikrederek Ânam babam sana feda olsun"
    dedi (Buharî, Fedâilü Ashâbi'n-Nebi, 13).

    Yermük Vakasi gününde Peygamber'in sahâbîleri, Zübeyr'e hitaben:

    "Ey Zübeyr! Rumlara siddetli bir saldiri yapmazmisin ki, biz de seninle
    beraber siddetli bir saldiri yapalim" dediler. Bunun üzerine Zübeyr (r.a) Rumlar
    üzerine siddetli hamleler yapti. Bu hamleler sirasinda, Rumlar, Zübeyr'in omuz
    köküne Iki darbe vurdular. Bu Iki genis yara arasinda Bedir'de yedigi bir
    darbenin çukurlugu vardi ki, oglu Urve; "Ben çocukken bu darbenin yerine
    parmaklarimi sokar, oynardim" demistir (Buharî, Fedâilü Ashâbi'n-Nebi, 13).

    Zübeyr, Misir fethinde de önemli bir rol oynamistir. Nitekim halife Hz. Ömer,
    642'de Misir'in Babilin kalesini kusatan Amr Ibnü'l-Âs'a yardim için onu onbin
    kisilik bir kuvvetle göndermistir. Misir'in o zamanki hükümet merkezi olan
    Heliopolis de Zübeyr tarafindan alinmistir (Ibnü'l-Esîr, el-Kâmil, Istanbul
    1985, II, 5 15, vd; 0A, XIII, 635).

    Zübeyr'in, Hz. Osman'a bas kaldiran Misirlilarin, Medine'de
    gerçeklestirdikleri hareketlerde, Osman'in sehid edilisine kadar, ise aktif
    olarak karismadigi, bazi rivayetlere göre; hem kendisinin hem de Hz. Ali'nin,
    Hz. Osman'i korumak üzere ogullarini gönderdikleri ifade edIlmistir.

    Hz. Osman'in sehid edIlmesinden sonra, ashabin büyük bir çogunlugu Hz. Ali'ye
    bey'at etmislerdir. Zübeyr ile Talha da bey'at edenler arasindadir. Bazi
    rivayetlere göre bu Ikisinin Hz. Ali'ye Istemeyerek bey'at ettikleri
    görülüyor.

    Anlatildigina göre, Zübeyr ve Talha, bey'at isi bittikten sonra Hz. Ali'ye
    gelerek; "Sana hangi hususta bey'at ettigimizi biliyor musun?" derler. Hz. Ali:
    "Evet; dinlemek ve itaat etmek üzere. Ebû Bekir, Ömer ve Osman'a hangi hususta
    bey'at ettiyseniz onun üzerine" der. Onlar ise: "Hayir, biz sana Iste ortak
    olmak üzere bey'at ettik" derler. Hz. Ali onlarin bu Isteklerini reddeder. Bu
    defa Kureys'ten rastladiklari bir cemaata Hz. Ali hakkinda ileri geri
    konusurlar. Bu dedikodulari duyan Hz. Ali, Abdullah b. Mes'ud'u çagirtarak onun
    görüsünü sorar. Abdullah; "Görüyorum ki, valilik istiyorlar. Sen de Zübeyr'e
    Basra valiligini, Talha'ya da Kûfe valiligini ver" diyerek Hz. Ali'ye tavsiyede
    bulunur. Hz. Ali bunu siddetle reddeder. Bilahare, Zübeyr'le Talha, Hz. Ali'ye
    gelerek umre yapmak üzere Mekke'ye gitmek için izin Isterler. Hz. Ali asil
    maksadlarini bildigi halde onlara izin verir (Ibn Kuteybe, el-Imameti
    ve's-Siyâse, 51; Ibnü'l-Esîr, a.g.e., III, 195 vd).

    Bundan sonra, Zübeyr, Talha ve Hz. Âise'nin, Siffin Savasinda Hz. Ali'ye
    karsi cephe aldiklari görülmektedir. Hz. Ali, onlari karsisinda görmek
    Istemediginden ikna etme yollarini ariyordu. Bir ara Zübeyr'le karsilasinca ona;
    "Ey Abdullah'in babasi! Seni buraya getiren nedir?" diye sordu Zübeyr: "Osman'in
    kanini Istemeye geldim" dedi. Hz. Ali; "Osman'in kanini mi istiyorsun? Allah,
    Osman'i öldüreni kahretsin. Ey Zübeyr! Rasûlüllah'in sana; "Sen Haksiz oldugun
    halde Ali ile savasacaksin " dedigini hatirliyor musun?" deyince, Zübeyr; "Allah
    sahidimdir ki bu dogrudur" der. Hz. Ali; "Öyleyse benimle ne diye savasiyorsun?"
    diye sorunca Zübeyr "Vallahi bunu unutmustum, sayet hatirlasaydim sana karsi
    çikmazdim, seninle savasmazdim" dedi (Ibn Kuteybe, a.g.e., 68).

    Bu konusmadan sonra Zübeyr savastan çekilerek geri döndü. Medine yolunda
    Temîm kabilesine ait bir su basina vardiginda orada bulunan Amr b. Cürümüz, onu
    takibe basladi. Vâdi's-Sibâ' denilen mevkide bir firsatini bularak Zübeyr'i
    sehid etti (H. 36) (Ibn Kuteybe, a.g.e., 69; Ibn Abdi'l-Berr a.g.e., II, 515;
    Ibn Sa'd a.g.e., III, 112; el-Askalâni, a.g.e., III, 6).

    Sehid edildigi zaman yasi, kimi kaynaklarda 66 veya 67 kimi kaynaklarda 64
    kimi kaynaklarda ise 70 olarak kayitlidir (Ibn HIsam, I, 251; Ibn Abdi'l-Berr,
    a.g.e., II, 516; Ibn Sa'd a.g.e., III, 113; Butrus el-Bustânî, a.g.e., IX,
    177).

    Zübeyr, sehid edildigi zaman miras olarak geriye epey mal birakmistir. Bu
    cümleden olarak Medine'de genis bir arazi ve onbir ev, Basra'da Iki ev, Kûfe'de
    bir ev ve Misir'da bir ev birakmisti. Toplam mirasi yaklasik 52.000.000 (elli
    Iki milyon) idi. Bazi rivayetlere göre; Misir, 0skenderiye, Kûfe'de arazileri,
    Baksra'da da evleri vardi. Ayrica Medine'deki arazilerinden de gelir sagliyordu
    ( Ibn Sa'd, a.g.e., III, 108 vd).

    Zübeyr (r.a) kimi rivayetlere göre uzun boyludur. Kimi rivayetlere göre ise
    orta boylu, esmer benizli, seyrek sakallidir (el-Askalânî, a.g.e., III, 5; Ibn
    Sa'd, a.g.e., III, 107).

    Ashâbdan en çok fetva verenler yedi kisidir. Bunlar; Ömer, Ali, Ibn Mes'ud,
    Ibn Ömer, Ibn Abbas, Zeyd b. Sabit ve Âise'dir. Bunlardan sonra Ikinci derecede
    yer alan yirmi sahabeden biri de Zübeyr (r.a)'dir (el-Askalânî, a.g.e., I,
    9).

    Zübeyr'in çocuklari: Onun onbiri erkek toplam yirmi çocugu vardi. Abdullah,
    Urve, Münzir, Âsim, Muhacir, Hadicetü'l-Kübra, Ümmü'l-Hasan ve Âise, hanimi Esmâ
    bint Ebî Bekr'den; Halid, Amr, Habîbe, Sevde ve Hind adli çocuklari Ümmü Halid
    adindaki hanimindan dünyaya gelmislerdir. Ümmeti Halid'in asil adi, Emetü binti
    Hafid b. Saîd b. el-Âs'dir.

    Diger çocuklari; Mus'ab, Hamza ve Remle, er-Rebâb binti Üneyf isimli
    hanimindan; Übeyde ve Cafer, Zeyneb binti Mersed isimli hanimindan; Zeyneb
    adindaki kizi, Ümmü Külsüm binti Ukbe adli hanimindan; Hadicetü's-Sugra adindaki
    kizi da el-Halâl binti Kays adindaki hanimindan dünyaya gelmislerdir. O,
    çocuklarina sehid sahabîlerin isimlerini vermekteydi.

    Zübeyr sehid edildigi zaman dört hanimi vardi. Bunlardan biri de Âtike binti
    Zeyd b. Amr b. Nüfeyl'dir. Bu hanim, Ilk önce Abdullah b. Ebi Bekr'le evlenmis,
    onun sehid edIlmesinden sonra Ömer b. el-Hattâb'la onun da sehid edIlmesi
    üzerine Zübeyr (r.a) ile evlenmisti. Bunun için Medine halki: "Kim sehâdet
    istiyorsa Âtike binti Zeyd'le evlensin" diyorlardi (Ibn Sa'd a.g.e., III,
    112).

    Zübeyr (r.a), cesur ve gözüpek bir müslümandi. Mekke'de, Allah için Ilk defa
    kiliç çeken odur. Medine'ye hicret ettikten sonra da yapilan tüm savaslara
    katIlmis, bütün sIkintili zamanlarda daima Peygamber (s.a.s)'in yaninda
    bulunmustur. Savasta gösterdigi üstün basaridan ve çok iyi ok attigindan Allah
    Rasûlü onun, Hadi at! Anam babam sana feda olsun " diyerek memnuniyetini ifade
    etmistir. Yine onun hakkinda; "iler peygamberin bir havarisi vardir, benim ki de
    Zübeyr'dir" buyurmuslardir (Ibn Abdi'l-Berr, a.g.e., II, 511, 512, 513; Buharî,
    Fedâilü Ashâdi'n-Nebî, 13).

    Halit ERBOGA



  3. 20.Mayıs.2012, 14:18
    2
    Moderatör



    Zübeyr b. el-Avvam b.Huveylid b. Esed b. Abdi'l-Uzza b. Kusayy b. Kilâb b. Mürre b. Ka'b. b. Lüeyy el-Kurasî el-Esedî.
    Büyük oglu Abdullah'tan dolayi "Ebû Abdillah" diye çagrilirdi.
    Peygamber (s.a.s)'in dostu ve havarisi (yardimcisi), ayni zamanda halasi Safiyye binti Abdulmuttalib'in ogludur.

    Alıntı
    ZÜBEYR B. el-AVVAM



    Zübeyr b. el-Avvam b. Huveylid b. Esed b. Abdi'l-Uzza b. Kusayy b. Kilâb b.
    Mürre b. Ka'b. b. Lüeyy el-Kurasî el-Esedî. Büyük oglu Abdullah'tan dolayi "Ebû
    Abdillah" diye çagrilirdi. Peygamber (s.a.s)'in dostu ve havarisi (yardimcisi),
    ayni zamanda halasi Safiyye binti Abdulmuttalib'in ogludur.

    Cennetle müjdelenen on kisiden biridir. Hz. Ömer'in vefatindan sonra, halife
    seçimini gerçeklestirmeleri için tayin ettigi alti kisilik "Ashabü's sûra"
    (danisma kurulu) üyelerindendir. Annesi kendisini "Ebu't-Tâhir" diye çagirirdi.
    Fakat Zübeyr (r.a) kendisini oglu Abdullah ile künyelendirmis ve bu künye ile
    taninmistir (el-Askalânî, el-Isâbe fi Temyizi's Sahâbe, Beyrut, t.y., III, 5;
    Ibn Hisâm, Sîre, Misir 1955, I, 250; Buharî, Fedâilü Ashâbi'n-Nebî, 13; Ibn
    Abdi'l-Berr, el-Istiâb fî Ma'rifeti'l-Ashâb, Kahire, t.y., II, 510; Ibn Sait
    Tabakâtü'l-Kübra, Beyrut,1957, III, 100).

    Zübeyr, Hz. Ebu Bekir'in Islâm'a girmesinden kIsa bir müddet sonra müslüman
    olmustur. Ilk müslümanlarin dördüncüsü veya besincisidir. Ancak ne dogum tarihi,
    ne de kaç yasindayken müslüman oldugu kesin olarak bilinmemektedir. Muhtelif
    kaynaklar, müslüman oldugu sirada onun 8-16 yaslari arasinda bulundugu söylerse
    de bu tahminlerin dogrulugu süphelidir. Zira babasi Avvam b. Huveyfid'in Ficar
    savaslarindan birinde (kuvvetli bir ihtimalle dördüncü ve son savasta)
    öldürüldügü, onu öldürenin de Mürre b. Muatab es-Sakafi oldugu kabul
    edIlmektedir. Bazi kaynaklarda Zübeyr (r.a)'in Hz. Afi, Talha ve Sa'd b. Ebi
    Vakkas ile ayni yilda dogdugu ifade edIlmektedir (el-Endelüsî, el-Ikdü'l-Ferîd,
    Beyrut, t.y., VI, 92; Ibn Kuteybe, el-Maârif, Lübnan,1970, 96; el-Askalânî,
    a.g.e., III, 5; Ibnü'l-Esir, Üsdü'l-Gâbe fî Ma'ifeti's-Sahabe, Kahire, 1970, II,
    250; Ziriklî, el-A'lâm, Beyrut, 1969, III, 74; Ibn Abdi'l-Berr, a.g.e., II,
    510-511; Ibnü'l-Cevzi, Safvetü's Safve, Haleb,1969, I, 342; Butrus el-Bustânî,
    Dâiretü'l-Maarif, IX, 177).

    Son Ficar savasi, Hire hükümdari dördüncü Münzir'in oglu Numan Ebû Kâbûs'un
    saltanati (585-614) sirasinda meydana gelmistir. Ficar savasi basladigi zaman,
    kimi rivayetlere göre Peygamber (s.a.s),14-15 yaslarinda, kimi rivayetlere göre
    ise daha küçük yaslardaydi. Son Ficar savasinda ise O'nun 14-20 yaslarinda
    oldugu gelen rivayetler arasindadir (Ibn Hisâm, a.g.e., II, 89; Ibnü'l-Esîr,
    el-Kâmil fi't-Tarih, trc. Istanbul 1986, I, 511).

    Son Ficar savasi ile Peygamber (s.a.s)'in Mekke'lileri Islâm'a davet etmeye
    basladigi 610 yili arasinda yirmi küsûr yil vardir. Buna göre Ilk müslümanlardan
    olan Zübeyr (r.a)'in bu tarihte, yirmi yasindan büyük olmasi gerekir.

    Zübeyr'in babasi ölünce, amcasi Nevfel onun velâyetini üstlenmisti. Küçük
    yasta yetim kalan Zübeyr'i, annesi çok döverdi. Amcasi da onu savunur, dövmesine
    engel olmaya çalisirdi. Ancak Zübeyr büyüyüp müslüman olunca, onu karsi bu
    sevgisi öfkeye dönüstü. Öyle ki, Islâm'dan dönmesi için onu bir hasira baglayip
    asar ve ates yakarak dumanla ona iskence ederdi (el-Askalâni, a.g.e., III, 5;
    Ibn Sa'd, a.g.e., III, 101).

    Zübeyr, 615 yilinda Mekkeli müslümanlarla birlikte Habesistan'a hicret
    etmistir. Medine'ye hicretten sonra muhacirlerle ensâr arasinda kardeslik tesis
    edildigi zaman Zübeyr ile Seleme b. Selâme b. Vaks kardes ilan edIlmisti (Ibn
    Abdi'l-Berr, a.g.e., II, 511). Baska rivayetlerde ise, Rasûlüllah'in; Abdullah
    Ibn Mes'ûd veya Talha ya da Ka'b b. Mâlik'le Zübeyr arasinda kardeslik tesis
    ettigi ifade edIlmektedir (Ibn Sa'd, a.g.e., III, 102; Ibn HIsam, a.g.e., I,
    505).

    Bedir günü müslümanlarin sayili birkaç ati vardi. Bunlardan biri de Zübeyr'in
    Ya'sub adli ati idi. O gün bir çok müsrIki öldürmüstür ki, bunlardan biri
    "Kureys'in aslani, Muttalibogullari aslani" diye bilinen amcasi Nevfel idi (Ibn
    HIsam, a.g.e., I, 666, 708; Ibn HIsam, Cemheretü Ensâbi'l-Arab, Kahire, 1982,
    120).

    Zübeyr'in oglu Abdullah, babasi ile ilgili olarak su olayi anlatiyor: "Ahzâb
    günü, ben ve Ebû Seleme'nin oglu Ömer (çocuk oldugumuzdan) kadinlarin yaninda
    birakIlmistik. Bir de baktim ki babam Zübeyr, atinin üstünde Iki yahut üç kere
    Kurayza ogullarina gidip geldi. Evimize döndügümüzde babama: Babacigim! Ben seni
    Benî Kurayza yurduna gidip gelirken gördüm dedim. Babam: Sen beni öyle gördün mü
    evlâdim? dedi. Ben de Evet, dedim. Babam: Rasûlüllah (s.a.s); "Benî Kurayza ya
    kim gider de onlarin haberini bana getirir" dedi. Ben de gittim. Döndügümde,
    Rasûlüllah, anasi ile babasini bir arada zikrederek Ânam babam sana feda olsun"
    dedi (Buharî, Fedâilü Ashâbi'n-Nebi, 13).

    Yermük Vakasi gününde Peygamber'in sahâbîleri, Zübeyr'e hitaben:

    "Ey Zübeyr! Rumlara siddetli bir saldiri yapmazmisin ki, biz de seninle
    beraber siddetli bir saldiri yapalim" dediler. Bunun üzerine Zübeyr (r.a) Rumlar
    üzerine siddetli hamleler yapti. Bu hamleler sirasinda, Rumlar, Zübeyr'in omuz
    köküne Iki darbe vurdular. Bu Iki genis yara arasinda Bedir'de yedigi bir
    darbenin çukurlugu vardi ki, oglu Urve; "Ben çocukken bu darbenin yerine
    parmaklarimi sokar, oynardim" demistir (Buharî, Fedâilü Ashâbi'n-Nebi, 13).

    Zübeyr, Misir fethinde de önemli bir rol oynamistir. Nitekim halife Hz. Ömer,
    642'de Misir'in Babilin kalesini kusatan Amr Ibnü'l-Âs'a yardim için onu onbin
    kisilik bir kuvvetle göndermistir. Misir'in o zamanki hükümet merkezi olan
    Heliopolis de Zübeyr tarafindan alinmistir (Ibnü'l-Esîr, el-Kâmil, Istanbul
    1985, II, 5 15, vd; 0A, XIII, 635).

    Zübeyr'in, Hz. Osman'a bas kaldiran Misirlilarin, Medine'de
    gerçeklestirdikleri hareketlerde, Osman'in sehid edilisine kadar, ise aktif
    olarak karismadigi, bazi rivayetlere göre; hem kendisinin hem de Hz. Ali'nin,
    Hz. Osman'i korumak üzere ogullarini gönderdikleri ifade edIlmistir.

    Hz. Osman'in sehid edIlmesinden sonra, ashabin büyük bir çogunlugu Hz. Ali'ye
    bey'at etmislerdir. Zübeyr ile Talha da bey'at edenler arasindadir. Bazi
    rivayetlere göre bu Ikisinin Hz. Ali'ye Istemeyerek bey'at ettikleri
    görülüyor.

    Anlatildigina göre, Zübeyr ve Talha, bey'at isi bittikten sonra Hz. Ali'ye
    gelerek; "Sana hangi hususta bey'at ettigimizi biliyor musun?" derler. Hz. Ali:
    "Evet; dinlemek ve itaat etmek üzere. Ebû Bekir, Ömer ve Osman'a hangi hususta
    bey'at ettiyseniz onun üzerine" der. Onlar ise: "Hayir, biz sana Iste ortak
    olmak üzere bey'at ettik" derler. Hz. Ali onlarin bu Isteklerini reddeder. Bu
    defa Kureys'ten rastladiklari bir cemaata Hz. Ali hakkinda ileri geri
    konusurlar. Bu dedikodulari duyan Hz. Ali, Abdullah b. Mes'ud'u çagirtarak onun
    görüsünü sorar. Abdullah; "Görüyorum ki, valilik istiyorlar. Sen de Zübeyr'e
    Basra valiligini, Talha'ya da Kûfe valiligini ver" diyerek Hz. Ali'ye tavsiyede
    bulunur. Hz. Ali bunu siddetle reddeder. Bilahare, Zübeyr'le Talha, Hz. Ali'ye
    gelerek umre yapmak üzere Mekke'ye gitmek için izin Isterler. Hz. Ali asil
    maksadlarini bildigi halde onlara izin verir (Ibn Kuteybe, el-Imameti
    ve's-Siyâse, 51; Ibnü'l-Esîr, a.g.e., III, 195 vd).

    Bundan sonra, Zübeyr, Talha ve Hz. Âise'nin, Siffin Savasinda Hz. Ali'ye
    karsi cephe aldiklari görülmektedir. Hz. Ali, onlari karsisinda görmek
    Istemediginden ikna etme yollarini ariyordu. Bir ara Zübeyr'le karsilasinca ona;
    "Ey Abdullah'in babasi! Seni buraya getiren nedir?" diye sordu Zübeyr: "Osman'in
    kanini Istemeye geldim" dedi. Hz. Ali; "Osman'in kanini mi istiyorsun? Allah,
    Osman'i öldüreni kahretsin. Ey Zübeyr! Rasûlüllah'in sana; "Sen Haksiz oldugun
    halde Ali ile savasacaksin " dedigini hatirliyor musun?" deyince, Zübeyr; "Allah
    sahidimdir ki bu dogrudur" der. Hz. Ali; "Öyleyse benimle ne diye savasiyorsun?"
    diye sorunca Zübeyr "Vallahi bunu unutmustum, sayet hatirlasaydim sana karsi
    çikmazdim, seninle savasmazdim" dedi (Ibn Kuteybe, a.g.e., 68).

    Bu konusmadan sonra Zübeyr savastan çekilerek geri döndü. Medine yolunda
    Temîm kabilesine ait bir su basina vardiginda orada bulunan Amr b. Cürümüz, onu
    takibe basladi. Vâdi's-Sibâ' denilen mevkide bir firsatini bularak Zübeyr'i
    sehid etti (H. 36) (Ibn Kuteybe, a.g.e., 69; Ibn Abdi'l-Berr a.g.e., II, 515;
    Ibn Sa'd a.g.e., III, 112; el-Askalâni, a.g.e., III, 6).

    Sehid edildigi zaman yasi, kimi kaynaklarda 66 veya 67 kimi kaynaklarda 64
    kimi kaynaklarda ise 70 olarak kayitlidir (Ibn HIsam, I, 251; Ibn Abdi'l-Berr,
    a.g.e., II, 516; Ibn Sa'd a.g.e., III, 113; Butrus el-Bustânî, a.g.e., IX,
    177).

    Zübeyr, sehid edildigi zaman miras olarak geriye epey mal birakmistir. Bu
    cümleden olarak Medine'de genis bir arazi ve onbir ev, Basra'da Iki ev, Kûfe'de
    bir ev ve Misir'da bir ev birakmisti. Toplam mirasi yaklasik 52.000.000 (elli
    Iki milyon) idi. Bazi rivayetlere göre; Misir, 0skenderiye, Kûfe'de arazileri,
    Baksra'da da evleri vardi. Ayrica Medine'deki arazilerinden de gelir sagliyordu
    ( Ibn Sa'd, a.g.e., III, 108 vd).

    Zübeyr (r.a) kimi rivayetlere göre uzun boyludur. Kimi rivayetlere göre ise
    orta boylu, esmer benizli, seyrek sakallidir (el-Askalânî, a.g.e., III, 5; Ibn
    Sa'd, a.g.e., III, 107).

    Ashâbdan en çok fetva verenler yedi kisidir. Bunlar; Ömer, Ali, Ibn Mes'ud,
    Ibn Ömer, Ibn Abbas, Zeyd b. Sabit ve Âise'dir. Bunlardan sonra Ikinci derecede
    yer alan yirmi sahabeden biri de Zübeyr (r.a)'dir (el-Askalânî, a.g.e., I,
    9).

    Zübeyr'in çocuklari: Onun onbiri erkek toplam yirmi çocugu vardi. Abdullah,
    Urve, Münzir, Âsim, Muhacir, Hadicetü'l-Kübra, Ümmü'l-Hasan ve Âise, hanimi Esmâ
    bint Ebî Bekr'den; Halid, Amr, Habîbe, Sevde ve Hind adli çocuklari Ümmü Halid
    adindaki hanimindan dünyaya gelmislerdir. Ümmeti Halid'in asil adi, Emetü binti
    Hafid b. Saîd b. el-Âs'dir.

    Diger çocuklari; Mus'ab, Hamza ve Remle, er-Rebâb binti Üneyf isimli
    hanimindan; Übeyde ve Cafer, Zeyneb binti Mersed isimli hanimindan; Zeyneb
    adindaki kizi, Ümmü Külsüm binti Ukbe adli hanimindan; Hadicetü's-Sugra adindaki
    kizi da el-Halâl binti Kays adindaki hanimindan dünyaya gelmislerdir. O,
    çocuklarina sehid sahabîlerin isimlerini vermekteydi.

    Zübeyr sehid edildigi zaman dört hanimi vardi. Bunlardan biri de Âtike binti
    Zeyd b. Amr b. Nüfeyl'dir. Bu hanim, Ilk önce Abdullah b. Ebi Bekr'le evlenmis,
    onun sehid edIlmesinden sonra Ömer b. el-Hattâb'la onun da sehid edIlmesi
    üzerine Zübeyr (r.a) ile evlenmisti. Bunun için Medine halki: "Kim sehâdet
    istiyorsa Âtike binti Zeyd'le evlensin" diyorlardi (Ibn Sa'd a.g.e., III,
    112).

    Zübeyr (r.a), cesur ve gözüpek bir müslümandi. Mekke'de, Allah için Ilk defa
    kiliç çeken odur. Medine'ye hicret ettikten sonra da yapilan tüm savaslara
    katIlmis, bütün sIkintili zamanlarda daima Peygamber (s.a.s)'in yaninda
    bulunmustur. Savasta gösterdigi üstün basaridan ve çok iyi ok attigindan Allah
    Rasûlü onun, Hadi at! Anam babam sana feda olsun " diyerek memnuniyetini ifade
    etmistir. Yine onun hakkinda; "iler peygamberin bir havarisi vardir, benim ki de
    Zübeyr'dir" buyurmuslardir (Ibn Abdi'l-Berr, a.g.e., II, 511, 512, 513; Buharî,
    Fedâilü Ashâdi'n-Nebî, 13).

    Halit ERBOGA



  4. 20.Mayıs.2012, 14:55
    3
    ea0824
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Mart.2012
    Üye No: 95231
    Mesaj Sayısı: 4
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Peygamber Efendimiz ve Hz.Zübeyr

    tamam ozaman,halasının oğlu ise Zübeyrin ise Dayısının oğlu akrabalar kuzen


  5. 20.Mayıs.2012, 14:55
    3
    ea0824 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    tamam ozaman,halasının oğlu ise Zübeyrin ise Dayısının oğlu akrabalar kuzen





+ Yorum Gönder