Konusunu Oylayın.: İlk insan zamanında DİNAZORLAR neden yaratıldı? İnsanlar önce yazarakmı yoksa konuşarak mı anlaştılar?

5 üzerinden 4.52 | Toplam : 25 kişi
İlk insan zamanında DİNAZORLAR neden yaratıldı? İnsanlar önce yazarakmı yoksa konuşarak mı anlaştılar?
  1. 12.Mayıs.2012, 13:24
    1
    burcealtug
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2012
    Üye No: 94504
    Mesaj Sayısı: 980
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: ALLAHÜTELANIN ARŞININ ALTINDA HERHANGİBİR YER

    İlk insan zamanında DİNAZORLAR neden yaratıldı? İnsanlar önce yazarakmı yoksa konuşarak mı anlaştılar?






    İlk insan zamanında DİNAZORLAR neden yaratıldı? İnsanlar önce yazarakmı yoksa konuşarak mı anlaştılar? Mumsema DİNAZORLAR neden yaratıldı?Yani ilk insan zamanında?
    Brde ADEM as RABBİMİZ dünyaya gönderdiği zaman tüm eşyanın adını ve nasıl çalıştığını anlatmış öğretmiştir. Bilgisiz değildir. O zaman neden arkeoloji bilmi ilk insanın konuşamadığını mağra duvarlarına yazı yazarak anlaştığını açıklamıştır?Bu asparagas bir habermidir?Evrimciler gibi....tekerlek nasıl icat edilmiş o zaman?
    İsmail as ve ibrahim as önce mi mağra duvarlarına yazı yazmışlar. Bu sorular beni çok merak içinde bırakıyor lütfen bilgilendiriniz.
    Şimdiden ALLAH RAZI OLSUN


  2. 12.Mayıs.2012, 13:24
    1
    Kıdemli Üye



    DİNAZORLAR neden yaratıldı?Yani ilk insan zamanında?
    Brde ADEM as RABBİMİZ dünyaya gönderdiği zaman tüm eşyanın adını ve nasıl çalıştığını anlatmış öğretmiştir. Bilgisiz değildir. O zaman neden arkeoloji bilmi ilk insanın konuşamadığını mağra duvarlarına yazı yazarak anlaştığını açıklamıştır?Bu asparagas bir habermidir?Evrimciler gibi....tekerlek nasıl icat edilmiş o zaman?
    İsmail as ve ibrahim as önce mi mağra duvarlarına yazı yazmışlar. Bu sorular beni çok merak içinde bırakıyor lütfen bilgilendiriniz.
    Şimdiden ALLAH RAZI OLSUN


    Benzer Konular

    - İslam göre insan neden yaratıldı? kısaca

    - İnsanlar ve cinler Allah istediği için mi yaratıldı?

    - İnsanın yaratılışı, insan nasıl ve neden yaratılmıştır? İnsan toprak ve suyun her ikisinden mi yarat

    - Neden insan ilk önce din-dini sahada araştırma yapmalıdır; buna sebep ne?

    - İnsanlar topraktan yaratıldı.peki melekler neyden yaratıldı

  3. 12.Mayıs.2012, 13:54
    2
    İnanc
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Şubat.2012
    Üye No: 93990
    Mesaj Sayısı: 2,028
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Yalan Dünyada Bir Yer.

    Cevap: Hep oldum olası bu soruyu merak etmişimdir




    Eski medeniyetlerden günümüze kalan kalıntılarda taş işlemeciliği dikkat çekmektedir. Taşa bu derece detaylı ve düzgün şekil verilebilmesi için, çoğunlukla güçlü çelik aletler kullanılması gerekir. Taşı taşla yontarak, taşı taşa sürterek ince desenlerin ve şekillendirmenin yapılması mümkün değildir. Granit gibi sağlam taşların bu derece düzgün kesilmesi, üzerlerine desenler işlenmesi bunu yapabilecek teknik alt yapıyı gerektirir.


    Pek çok taş kalıntıdaki parlama da, keskin ve düzgün kesimden kaynaklanmaktadır. Evrimci bilim adamlarının bu parlaklığı cila olarak nitelendirmeleri, bu dönemi de "cilalı taş devri" olarak kabul etmeleri bilim dışı bir yorumdur. Cilanın binlerce yıl boyunca muhafaza edilmesi mümkün değildir. Söz konusu taşlar iddia edildiği gibi cilalandığı için değil, düzgün kesildikleri için parlamaktadırlar. Bu, taşın kendi yapısından kaynaklanan bir parlamadır.



    Üstteki resimlerde görülen bileziklerden soldaki mermerden, sağdaki de bazalttan yapılmıştır. MÖ 8500-9000 yıllarına aitlerdir. Evrimciler bu dönemde, sadece taştan yapılmış aletlerin kullanıldığını iddia ederler. Bazalt ve mermer çok sert taşlardır. Bu taşların böylesine düzgün yuvarlak halkalar haline getirilmesi için, çelikten yapılmış keski ve işçilik malzemeleri kullanılmalıdır. Bileziklerin çelik aletler kullanılmadan kesilip şekillendirilmiş olması mümkün değildir. Bir kişiye bir parça taş verip, elindeki taşla, bazalt kitlesini, resimdeki gibi bir bilezik haline getirmesini istesek, bunda başarılı olabilir mi? Elbette taşı taşa sürterek,taşa taşla vurarak bileziği meydana getiremeyecektir. Ayrıca bu bulgular, o dönemde burada yaşayan insanların estetik anlayışa ve sanat zevkine sahip olan, kültürleri gelişmiş bireyler olduğunu göstermektedir.

    Üstteki resimde elle yapılmış obsidyenler, kemik aletler, kancalar ve taştan yapılmış çeşitli malzemeler görülmektedir.

    Kemiğe taşla vurarak böyle düzgün şekillerin elde edilemeyeceği açıktır. Kaba taş darbeleri, kemiği sürekli dağıtıp parçalayacak, istenildiği gibi şekillendirilmesini engelleyecektir. Aynı şekilde granit ve bazalt gibi en sert taşlardan yapılan bu malzemelerin de, taş darbeleriyle bu derece düzgün kesilmesinin, sivriltilip şekillendirilmesinin mümkün olmadığı açıktır. Bu taşlar, meyve keser gibi düzgün kesilmiştir.

    Taşların parlaklığı da evrimcilerin iddia ettiği gibi cilalanmış olmalarından değil, kesimden kaynaklanmaktadır. Bu eşyaları yapan insanlar, ellerindeki malzemeyi diledikleri gibi şekillendirebilecekleri demir veya çelikten yapılmış teknik cihazlara sahip olmalıdır. Sert taş parçaları ancak çelikle bu derece düzgün kesilebilir.

    TAŞ TAŞLA YONTULMAZ

    Evrimci tarih anlayışına göre insanlık tarihi, insanın sözde evrimine paralel olarak çeşitli dönemlere ayrılarak incelenir. Pek çoğunuzun okul yıllarında ya da çeşitli gazete ve televizyon haberlerinde duymaya alışık olduğu taş devri, yontma taş devri, cilalı taş devri, bronz çağı, demir çağı gibi hayali kavramlar söz konusu evrimci kronolojinin önemli parçalarıdır. Çoğu insan bu hayali tabloyu hiç düşünmeden kabul eder ve insanlığın bir zamanlar sadece kaba taş aletler kullanılan, medeniyet ve teknolojinin bilinmediği bir dönem yaşadığını sanır.

    Oysa arkeolojik bulgular ve bilimsel veriler incelendiğinde ortaya çok daha farklı bir tablo çıkar. Geçmişten günümüze kalan izler, insanların, tarihin her döneminde kültürleriyle ve sosyal yaşamlarıyla medeni bir hayat sürdüklerini göstermektedir. Arkeolojik kazılarda bulunan aletler, dikiş iğneleri, flüt kalıntıları, süs eşyaları, dekorasyon malzemeleri, geçmiş insanların kültürel olarak gelişmiş bir yaşam sürdüklerinin göstergelerindendir.

    Bundan yüz binlerce yıl önce de tıpkı günümüzdeki gibi, insanlar evlerinde yaşıyor, tarımla uğraşıyor, alışverişlerini yapıyor, tekstil ürünleri meydana getiriyor, yemeklerini yiyor, akraba ziyaretlerine gidiyor, müzikle ilgileniyor, resim yapıyor, hastalıkları tedavi ediyor, ibadetlerini yerine getiriyor kısaca normal günlük hayatlarını yaşıyorlardı. Allah'ın gönderdiği peygamberlere uyan insanlar Bir olan Allah'a iman ediyor, bazıları ise sapkınça putlara tapıyordu. Peygamberlere uyan müminler Allah'ın emrettiği ahlakı yaşarken, birtakım insanlar da batıl uygulamalarda bulunuyor, sapkın ayinler gerçekleştiriyorlardı. Günümüzde olduğu gibi tarihin her döneminde de, hem Allah'ın varlığına iman eden insanlar vardı, hem de putperest ve müşrik insanlar.

    Elbette tarih boyunca bir yanda medeni bir yaşam süren insanlar varken bir yanda da daha basit ve ilkel koşullarda yaşayan toplumlar var olmuştur. Ancak bu, insanlık tarihinin sözde evrimine delil teşkil edecek bir durum değildir. Zira günümüzde de dünyanın bir köşesinde uzaya araç gönderilirken, bir diğer köşesinde insanlar henüz elektriğin varlığını dahi bilmemektedir. Ama bu durum ne uzay aracını yapanların zihinsel ve fiziksel olarak daha gelişmiş -sözde evrim sürecinde ilerlemiş-, ne de diğerlerinin daha geri -sözde hala maymun-insanlara daha yakın- olduklarını göstermez. Bunlar sadece kültür ve medeniyet farklılığının göstergeleridir, kültürel bir evrim yaşandığının değil.




    Üstteki resimde görülen taş aletler, ortalama MÖ 10 -11 bin yıllarına aittir. Buradaki taşlardan herhangi birini, evrimcilerin, o dönem insanlarının yaptıklarını iddia ettikleri gibi, bir başka taşla vurarak yapmaya çalıştığınızı düşünelim. Örneğin 4 numarada görülen taşlardaki düzgün oyukların aynısını açmaya çalışın. Elinizdeki kaya parçasına istediğiniz kadar taşla vurun, böyle düzgün bir delik açamazsınız. Bunu yapabilmek için, çelik gibi sağlam metallerden yapılmış aletler kullanmanız gerekir.



  4. 12.Mayıs.2012, 13:54
    2
    Devamlı Üye



    Eski medeniyetlerden günümüze kalan kalıntılarda taş işlemeciliği dikkat çekmektedir. Taşa bu derece detaylı ve düzgün şekil verilebilmesi için, çoğunlukla güçlü çelik aletler kullanılması gerekir. Taşı taşla yontarak, taşı taşa sürterek ince desenlerin ve şekillendirmenin yapılması mümkün değildir. Granit gibi sağlam taşların bu derece düzgün kesilmesi, üzerlerine desenler işlenmesi bunu yapabilecek teknik alt yapıyı gerektirir.


    Pek çok taş kalıntıdaki parlama da, keskin ve düzgün kesimden kaynaklanmaktadır. Evrimci bilim adamlarının bu parlaklığı cila olarak nitelendirmeleri, bu dönemi de "cilalı taş devri" olarak kabul etmeleri bilim dışı bir yorumdur. Cilanın binlerce yıl boyunca muhafaza edilmesi mümkün değildir. Söz konusu taşlar iddia edildiği gibi cilalandığı için değil, düzgün kesildikleri için parlamaktadırlar. Bu, taşın kendi yapısından kaynaklanan bir parlamadır.



    Üstteki resimlerde görülen bileziklerden soldaki mermerden, sağdaki de bazalttan yapılmıştır. MÖ 8500-9000 yıllarına aitlerdir. Evrimciler bu dönemde, sadece taştan yapılmış aletlerin kullanıldığını iddia ederler. Bazalt ve mermer çok sert taşlardır. Bu taşların böylesine düzgün yuvarlak halkalar haline getirilmesi için, çelikten yapılmış keski ve işçilik malzemeleri kullanılmalıdır. Bileziklerin çelik aletler kullanılmadan kesilip şekillendirilmiş olması mümkün değildir. Bir kişiye bir parça taş verip, elindeki taşla, bazalt kitlesini, resimdeki gibi bir bilezik haline getirmesini istesek, bunda başarılı olabilir mi? Elbette taşı taşa sürterek,taşa taşla vurarak bileziği meydana getiremeyecektir. Ayrıca bu bulgular, o dönemde burada yaşayan insanların estetik anlayışa ve sanat zevkine sahip olan, kültürleri gelişmiş bireyler olduğunu göstermektedir.

    Üstteki resimde elle yapılmış obsidyenler, kemik aletler, kancalar ve taştan yapılmış çeşitli malzemeler görülmektedir.

    Kemiğe taşla vurarak böyle düzgün şekillerin elde edilemeyeceği açıktır. Kaba taş darbeleri, kemiği sürekli dağıtıp parçalayacak, istenildiği gibi şekillendirilmesini engelleyecektir. Aynı şekilde granit ve bazalt gibi en sert taşlardan yapılan bu malzemelerin de, taş darbeleriyle bu derece düzgün kesilmesinin, sivriltilip şekillendirilmesinin mümkün olmadığı açıktır. Bu taşlar, meyve keser gibi düzgün kesilmiştir.

    Taşların parlaklığı da evrimcilerin iddia ettiği gibi cilalanmış olmalarından değil, kesimden kaynaklanmaktadır. Bu eşyaları yapan insanlar, ellerindeki malzemeyi diledikleri gibi şekillendirebilecekleri demir veya çelikten yapılmış teknik cihazlara sahip olmalıdır. Sert taş parçaları ancak çelikle bu derece düzgün kesilebilir.

    TAŞ TAŞLA YONTULMAZ

    Evrimci tarih anlayışına göre insanlık tarihi, insanın sözde evrimine paralel olarak çeşitli dönemlere ayrılarak incelenir. Pek çoğunuzun okul yıllarında ya da çeşitli gazete ve televizyon haberlerinde duymaya alışık olduğu taş devri, yontma taş devri, cilalı taş devri, bronz çağı, demir çağı gibi hayali kavramlar söz konusu evrimci kronolojinin önemli parçalarıdır. Çoğu insan bu hayali tabloyu hiç düşünmeden kabul eder ve insanlığın bir zamanlar sadece kaba taş aletler kullanılan, medeniyet ve teknolojinin bilinmediği bir dönem yaşadığını sanır.

    Oysa arkeolojik bulgular ve bilimsel veriler incelendiğinde ortaya çok daha farklı bir tablo çıkar. Geçmişten günümüze kalan izler, insanların, tarihin her döneminde kültürleriyle ve sosyal yaşamlarıyla medeni bir hayat sürdüklerini göstermektedir. Arkeolojik kazılarda bulunan aletler, dikiş iğneleri, flüt kalıntıları, süs eşyaları, dekorasyon malzemeleri, geçmiş insanların kültürel olarak gelişmiş bir yaşam sürdüklerinin göstergelerindendir.

    Bundan yüz binlerce yıl önce de tıpkı günümüzdeki gibi, insanlar evlerinde yaşıyor, tarımla uğraşıyor, alışverişlerini yapıyor, tekstil ürünleri meydana getiriyor, yemeklerini yiyor, akraba ziyaretlerine gidiyor, müzikle ilgileniyor, resim yapıyor, hastalıkları tedavi ediyor, ibadetlerini yerine getiriyor kısaca normal günlük hayatlarını yaşıyorlardı. Allah'ın gönderdiği peygamberlere uyan insanlar Bir olan Allah'a iman ediyor, bazıları ise sapkınça putlara tapıyordu. Peygamberlere uyan müminler Allah'ın emrettiği ahlakı yaşarken, birtakım insanlar da batıl uygulamalarda bulunuyor, sapkın ayinler gerçekleştiriyorlardı. Günümüzde olduğu gibi tarihin her döneminde de, hem Allah'ın varlığına iman eden insanlar vardı, hem de putperest ve müşrik insanlar.

    Elbette tarih boyunca bir yanda medeni bir yaşam süren insanlar varken bir yanda da daha basit ve ilkel koşullarda yaşayan toplumlar var olmuştur. Ancak bu, insanlık tarihinin sözde evrimine delil teşkil edecek bir durum değildir. Zira günümüzde de dünyanın bir köşesinde uzaya araç gönderilirken, bir diğer köşesinde insanlar henüz elektriğin varlığını dahi bilmemektedir. Ama bu durum ne uzay aracını yapanların zihinsel ve fiziksel olarak daha gelişmiş -sözde evrim sürecinde ilerlemiş-, ne de diğerlerinin daha geri -sözde hala maymun-insanlara daha yakın- olduklarını göstermez. Bunlar sadece kültür ve medeniyet farklılığının göstergeleridir, kültürel bir evrim yaşandığının değil.




    Üstteki resimde görülen taş aletler, ortalama MÖ 10 -11 bin yıllarına aittir. Buradaki taşlardan herhangi birini, evrimcilerin, o dönem insanlarının yaptıklarını iddia ettikleri gibi, bir başka taşla vurarak yapmaya çalıştığınızı düşünelim. Örneğin 4 numarada görülen taşlardaki düzgün oyukların aynısını açmaya çalışın. Elinizdeki kaya parçasına istediğiniz kadar taşla vurun, böyle düzgün bir delik açamazsınız. Bunu yapabilmek için, çelik gibi sağlam metallerden yapılmış aletler kullanmanız gerekir.



  5. 12.Mayıs.2012, 14:01
    3
    DieHard
    ..Hayat Werenin Kulu..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Şubat.2012
    Üye No: 94253
    Mesaj Sayısı: 193
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Cevap: Hep oldum olası bu soruyu merak etmişimdir

    Öncelikle insanlar yaşadıkları çağa uyum göstermek zorundadırlar.. Adem (a.s) a öretilenler o zamanın şartlarında yapılabilecekler we o zamanda yeterli olacak şekildedir.. O çağlarda insanlar geçimlerini sağlamışlardır zira hayatlarını da sürdürmüşlerdir.. En basitinden., bundan 20 hatta 15 yıl önce cep telefonu diye birşey yoktu., düşünebiliyor musunuz o zamanları.?? Matbaalar., silahlar., we bir çok şey daha bir asır öncelerinde hayata bağlanmak zorunda kaldı.. Zorunda kaldı diyorum çünkü buluşlar bulundukları için değil ihtiyaç olduğu için ortaya çıkmaktadır.. Yüce Rabbimiz insanların ihtiyacını bildiği için yaratmış bu niğmetleri.. Yaratmış ama herşey zamanı gelince ortaya çıkacaktır.. Mesela Konyada neden gemi yok., çünkü gemiye ihtiyaç yok.. Daha çok örnek werilebilir bu konuda., inşallah faydalı olmuştur..

    Alıntı
    DİNAZORLAR neden yaratıldı?
    Peki ben size şöyle bir soru sorsam; Karıncalar neden yaratıldı., kuşlar hatta kuş türleri., uçan karıncalar., köpek balığı., deniz anası ws.. Biz neden yaratıldığını tefekkür ederek düşünmeliyiz..

    Affınıza sığınarak bir hikaye anlatmak istiyorum..

    Bir gün adamın biri yolda giderken "bok böceği"
    görür (böceğin başka bir ismi olmadığından bu şekilde söylemek zorunda kaldım) .. Böcek pisliği yuwarlamış gidiyor., adam düşünür "Allah'ım herşey iyi güzelde bu bok böceğini neden yarattınki., sabahtan akşama kadar bu şeyi yuwarlayıp duruyor, başka birşey yaptığı yok.." Aradan bir kaç hafta geçer we adam amansız we sancılı bir hastalığa yakalanır.. Hekim., hoca., bitki ws.. ne yaptıysa hastalığına çare bulamamış.. Birgün bilgenin biri bu adamı ziyaret etmiş., adam konuyu anlatınca bilge; "hastalığının tek bir çaresi war, 40 tane bok böceği yiyeceksin aksi takdirde bu acıyı çekersin.." Adam gözüne kestirememiş., o pis haywanları nasıl yiyebilirim derken aradan bir kaç gün geçince sancılara dayanamayarak 40 tane böceği yemiş we bir kaç günde eski sağlığına kavuşmuş..
    Aylar sonra bir gemi yolculuğundayken denizin ortasında fırtına we yağmura yakalanmışlar., gemidekiler ellerini açıp Allah'a yalwarıyorlar ama bir bakmışlar o adam sakin bir şekilde oturuyor.. Dayanamayıp sorarlar; "Efendi biz burada altımıza yapıcaz nerdeyse., sende aç ellerini de Allah'a yalwar, kurtulalım bu fırtınadan.." Adamın cewabı; "Wallahi ben bir kez Allah'tan olan bir şeyin hikmetini sorguladım 40 tane bok böceği yedim., ne yaparsanız yapın ben karışmam.."


    Biraz uzun oldu ama anlatmakta fayda olduğunu düşündüm.. Selametle...


  6. 12.Mayıs.2012, 14:01
    3
    ..Hayat Werenin Kulu..
    Öncelikle insanlar yaşadıkları çağa uyum göstermek zorundadırlar.. Adem (a.s) a öretilenler o zamanın şartlarında yapılabilecekler we o zamanda yeterli olacak şekildedir.. O çağlarda insanlar geçimlerini sağlamışlardır zira hayatlarını da sürdürmüşlerdir.. En basitinden., bundan 20 hatta 15 yıl önce cep telefonu diye birşey yoktu., düşünebiliyor musunuz o zamanları.?? Matbaalar., silahlar., we bir çok şey daha bir asır öncelerinde hayata bağlanmak zorunda kaldı.. Zorunda kaldı diyorum çünkü buluşlar bulundukları için değil ihtiyaç olduğu için ortaya çıkmaktadır.. Yüce Rabbimiz insanların ihtiyacını bildiği için yaratmış bu niğmetleri.. Yaratmış ama herşey zamanı gelince ortaya çıkacaktır.. Mesela Konyada neden gemi yok., çünkü gemiye ihtiyaç yok.. Daha çok örnek werilebilir bu konuda., inşallah faydalı olmuştur..

    Alıntı
    DİNAZORLAR neden yaratıldı?
    Peki ben size şöyle bir soru sorsam; Karıncalar neden yaratıldı., kuşlar hatta kuş türleri., uçan karıncalar., köpek balığı., deniz anası ws.. Biz neden yaratıldığını tefekkür ederek düşünmeliyiz..

    Affınıza sığınarak bir hikaye anlatmak istiyorum..

    Bir gün adamın biri yolda giderken "bok böceği"
    görür (böceğin başka bir ismi olmadığından bu şekilde söylemek zorunda kaldım) .. Böcek pisliği yuwarlamış gidiyor., adam düşünür "Allah'ım herşey iyi güzelde bu bok böceğini neden yarattınki., sabahtan akşama kadar bu şeyi yuwarlayıp duruyor, başka birşey yaptığı yok.." Aradan bir kaç hafta geçer we adam amansız we sancılı bir hastalığa yakalanır.. Hekim., hoca., bitki ws.. ne yaptıysa hastalığına çare bulamamış.. Birgün bilgenin biri bu adamı ziyaret etmiş., adam konuyu anlatınca bilge; "hastalığının tek bir çaresi war, 40 tane bok böceği yiyeceksin aksi takdirde bu acıyı çekersin.." Adam gözüne kestirememiş., o pis haywanları nasıl yiyebilirim derken aradan bir kaç gün geçince sancılara dayanamayarak 40 tane böceği yemiş we bir kaç günde eski sağlığına kavuşmuş..
    Aylar sonra bir gemi yolculuğundayken denizin ortasında fırtına we yağmura yakalanmışlar., gemidekiler ellerini açıp Allah'a yalwarıyorlar ama bir bakmışlar o adam sakin bir şekilde oturuyor.. Dayanamayıp sorarlar; "Efendi biz burada altımıza yapıcaz nerdeyse., sende aç ellerini de Allah'a yalwar, kurtulalım bu fırtınadan.." Adamın cewabı; "Wallahi ben bir kez Allah'tan olan bir şeyin hikmetini sorguladım 40 tane bok böceği yedim., ne yaparsanız yapın ben karışmam.."


    Biraz uzun oldu ama anlatmakta fayda olduğunu düşündüm.. Selametle...


  7. 12.Mayıs.2012, 14:08
    4
    burcealtug
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2012
    Üye No: 94504
    Mesaj Sayısı: 980
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: ALLAHÜTELANIN ARŞININ ALTINDA HERHANGİBİR YER

    Cevap: Hep oldum olası bu soruyu merak etmişimdir

    )))Ben dinazor yiyemeyeceğime göre dinazor beni yiyebilir)))))
    ALLAH RAZI OLSUN .


  8. 12.Mayıs.2012, 14:08
    4
    Kıdemli Üye
    )))Ben dinazor yiyemeyeceğime göre dinazor beni yiyebilir)))))
    ALLAH RAZI OLSUN .


  9. 12.Mayıs.2012, 20:14
    5
    berkehan
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Ekim.2010
    Üye No: 79359
    Mesaj Sayısı: 265
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 47

    Cevap: Hep oldum olası bu soruyu merak etmişimdir

    Hz. Adem den önce dünyada insan olabilme ihtimalini düşündünüz mü?


  10. 12.Mayıs.2012, 20:14
    5
    berkehan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Hz. Adem den önce dünyada insan olabilme ihtimalini düşündünüz mü?


  11. 14.Mayıs.2012, 15:17
    6
    burcealtug
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2012
    Üye No: 94504
    Mesaj Sayısı: 980
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: ALLAHÜTELANIN ARŞININ ALTINDA HERHANGİBİR YER

    Cevap: Hep oldum olası bu soruyu merak etmişimdir

    Hayır.Hz ADEM A.S ilk insandır. Bu kesin kardeşim.


  12. 14.Mayıs.2012, 15:17
    6
    Kıdemli Üye
    Hayır.Hz ADEM A.S ilk insandır. Bu kesin kardeşim.


  13. 14.Mayıs.2012, 23:31
    7
    berkehan
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Ekim.2010
    Üye No: 79359
    Mesaj Sayısı: 265
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 47

    Cevap: Hep oldum olası bu soruyu merak etmişimdir

    burcealtug Nickli Üyeden Alıntı
    Brde ADEM as RABBİMİZ dünyaya gönderdiği zaman tüm eşyanın adını ve nasıl çalıştığını anlatmış öğretmiştir. Bilgisiz değildir. O zaman neden arkeoloji bilmi ilk insanın konuşamadığını mağra duvarlarına yazı yazarak anlaştığını açıklamıştır?
    Bu sorunuzun cevabını nasıl veriyorsunuz?


  14. 14.Mayıs.2012, 23:31
    7
    berkehan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    burcealtug Nickli Üyeden Alıntı
    Brde ADEM as RABBİMİZ dünyaya gönderdiği zaman tüm eşyanın adını ve nasıl çalıştığını anlatmış öğretmiştir. Bilgisiz değildir. O zaman neden arkeoloji bilmi ilk insanın konuşamadığını mağra duvarlarına yazı yazarak anlaştığını açıklamıştır?
    Bu sorunuzun cevabını nasıl veriyorsunuz?


  15. 15.Mayıs.2012, 15:32
    8
    burcealtug
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2012
    Üye No: 94504
    Mesaj Sayısı: 980
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: ALLAHÜTELANIN ARŞININ ALTINDA HERHANGİBİR YER

    Cevap: Hep oldum olası bu soruyu merak etmişimdir

    oKUDUĞUM KİTAPLARDAN
    İLK İNSAN ADEM AS OLDUĞUNDAN
    KAYNAK ENVERUL AŞIKIN KİTABI
    BU KİTAPDA HZ ALAHIN EVRENİ YARATMASINDAN ÖNCE KALEMİ HZ PEYGAMBERİMZİN RUHUNU AKLI YARATTIĞI YAZMAKTA. EVRE EVRE AŞAMA AŞAMA YARATTIKLARI VAR. AMA DÜNYAYA İLK İNSAN OLARAK HZ ADEM A.S GÖNDERİYOR SONRA HZ HAVVAYI..


  16. 15.Mayıs.2012, 15:32
    8
    Kıdemli Üye
    oKUDUĞUM KİTAPLARDAN
    İLK İNSAN ADEM AS OLDUĞUNDAN
    KAYNAK ENVERUL AŞIKIN KİTABI
    BU KİTAPDA HZ ALAHIN EVRENİ YARATMASINDAN ÖNCE KALEMİ HZ PEYGAMBERİMZİN RUHUNU AKLI YARATTIĞI YAZMAKTA. EVRE EVRE AŞAMA AŞAMA YARATTIKLARI VAR. AMA DÜNYAYA İLK İNSAN OLARAK HZ ADEM A.S GÖNDERİYOR SONRA HZ HAVVAYI..


  17. 15.Mayıs.2012, 16:41
    9
    Jıhad
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Nisan.2012
    Üye No: 95699
    Mesaj Sayısı: 305
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Hep oldum olası bu soruyu merak etmişimdir

    ‘Sen olmasaydın Ya Muhammed! evreni yaratmazdım’ Uydurmadır.


    ''Hz Adem günah işlediğinde şöyle dua etti:
    Ya Rabb! Muhammed'in hakkı için benim günahımı bağışlamanı diliyorum.
    Allahu Teala dedi ki: Ey Adem! Sen Muhammed'i nereden biliyorsun, ben onu daha yaratmadım.
    Adem: Ey Rabbim, Sen beni yarattığında ve ruhundan bana üflediğinde başımı kaldırdım ve arşın sütunları üzerinde 'Lailahe İllallah Muhammedun Rasulullah' yazılı olduğunu gördüm. Ve bildim ki, Sen kendi adının yanına ancak en çok sevdiğin kişinin ismini ilave edersin.
    Allahu Teala dediki: Doğru söylüyorsun ey Adem, o (Hz. Muhammed sav) benim en sevdiğim kulumdur. Sen Benden onun (Hz Muhammed sav) hakkı için istedin, Ben seni bağışladım. Muhammed olmasaydı Ben seni yaratmazdım''
    ( Hakim Mustedrek 2/615 Hz Ömer (ra)'dan merfu olarak ;İbn Asâkir (2/323), el-Beyhâki, Delâil’un-Nubuvve (5/488) )

    Uydurmadır.
    Râvilerinden olan Abdurrahm an b. Zeyd b. Eslem hakkında İbn Hibbân şöyle der: «Hadis uydurmakla itham olunmuş, Leys, Malik ve İbn Lehi’a üzerine hadisler uydurmuştur. Dolayısıyla imâm ez-Zehebî rivâyet hakkında uydurma ve batıl derken, İbn Hacer el-Askalânî de ona katılır.
    Zehebi, bu hadis hakkında: ''Hadis uydurmadır. Abdurrahman yalancıdır. Ve Abdullah İbni Meslem el-Fahri'nin kim olduğunu bilmiyorum'' demektedir.

    Mizan'ul-İtidal'de bu hadis için ''batıl bir haberdir'' denilmektedir.

    Beyhaki Delail Nubuvve'de ''Abdurrahman İbni Zeyd İbni Eslem zayıf ravilerdendir'' der.

    El-Elbani bu hadisi aktardıktan sonra '' Sonuç olarak ben derim ki: Bu hadisin Peygamber (sav)'den aslı yoktur. Bu hadise iki muhterem hafız -Askalani ve Zehebi- batıl hükmü vermiştir. ( Zayıf Hadisler Silsilesi 1/hadis no 25) diyerek hadisi eleştirmektedir.


    Şeyhul İslam İbni Teymiyye (ra): ''Hakim bu rivayeti sahihi sakimden (zayıf) ayırma babının girişinde aktarmakta ve Abdurrahman İbni Zeyd İbni Eslem'in babasından rivayet ettiği hadisler uydurmadır'' demektedir.


    El-Sagani “uydurulmuş” dedi. ( El-Sagani El-Hadis El-Mevzuat sy.7)
    Elbani'de aynı şeyi söylemiştir. (Silsile el-Zayif 1/450 no 282)
    El Acluni Uydurma olduğunu söylemiştir( el-Aclûnî, Keşfu'l-Hafâ, II, 214.)

    Şeyh Molla Aliyyul Kari ’Zayıftır ama anlamı doğrudur…” (Aliyyul Kari El-Esrar El-Merfuat sy 67-68) der ve şu iki hadisi bu görüşüne delil getirir:

    a. İbn Esakir tarafından nakledilen hadis ”sen olmasaydın dünya yaratılmazdı.” İbni Cevzi bunu nakletti ve şöyle dedi ”uydurulmuştur” (İbni Cevzi El-Mevzuat 1/288) ve Suyuti’de aynı şeyi söylemiştir. (Suyuti El-Laai 1/272)

    b. Deylemi’den nakledilen bir hadis ”Ya Muhammed! Sen olmasaydın Bahce (cennet) yaratılmış olmazdı ve Sen olmasaydın ateş (cehennem) yaratılmış olmazdı
    ElBani derki ”Deylemi’den hadisin sahih olduğunu ortaya koymadan gerçekliğini onaylamak doğru olmaz ki Hiç bir alimin bu konu üzerinde durmuş olmasına rastlamış değilim… Deylemi’nin bunu aktaran tek kişi olması benim için bu hadisin zayıf olduğuna inanmak için yeterlidir, dahası Musned’inde (Deylemi Musned 1/41/2) rastladığımda zayıf olduğuna inandım.
    (El Elbani; Silsile El-Zayıf, 1/451 no. 282)

    Yukarıdaki sözün uydurma olduğuna bir delil de yine başka bir rivayetten ! Akıl sahiplerini çelişkiyi görmeye davet ediyorum :

    Adem (a.s.)’ın Nebî (s.a.v.)’i, kendi yaratılışından sonra cennette iken yer yüzüne inmesinden bilmesidir. Halbuki zayıf, ancak daha iyi bir senedle gelen başka rivayette:
    Adem (a.s.) Hindistana iner ve yanlızlık hisseder, bunun üzerine Cebrâil inerek; Allâhu Ekber, Allâhu Ekber, Eşhedu En Lâ İlâhe İllallâh(iki defa), Eşhedu Enne Muhammeden Rasûlullâh (iki defa)deyip ezan okur. Adem şöyle der: «Muhammed de kim»? Cebrâil: «Peygamberlerden son oğlundur» der.
    İbn Asâkir (1/323/2).

    Râvilerinden Ali b. Behrâm bilinmemekte, diğer bir râvi olan Muhammed b. Abdullâh b. Süleyman aynı şekilde bilinmemektedir.
    Bir önceki rivâyette Âdem (a.s.) daha cennette iken Peygamber (s.a.v.)’i tanıyordu, bu ikinci rivayette ise, Âdem (a.s.) yer yüzüne indiği halde Muhammed (s.a.v.)’i tanımamıştır.
    Menfaatları için birbirinden habersizce Panik halinde hadis peydahlayanların düştüğü bu trajikomik durum tam ibretlik !


  18. 15.Mayıs.2012, 16:41
    9
    Jıhad - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    ‘Sen olmasaydın Ya Muhammed! evreni yaratmazdım’ Uydurmadır.


    ''Hz Adem günah işlediğinde şöyle dua etti:
    Ya Rabb! Muhammed'in hakkı için benim günahımı bağışlamanı diliyorum.
    Allahu Teala dedi ki: Ey Adem! Sen Muhammed'i nereden biliyorsun, ben onu daha yaratmadım.
    Adem: Ey Rabbim, Sen beni yarattığında ve ruhundan bana üflediğinde başımı kaldırdım ve arşın sütunları üzerinde 'Lailahe İllallah Muhammedun Rasulullah' yazılı olduğunu gördüm. Ve bildim ki, Sen kendi adının yanına ancak en çok sevdiğin kişinin ismini ilave edersin.
    Allahu Teala dediki: Doğru söylüyorsun ey Adem, o (Hz. Muhammed sav) benim en sevdiğim kulumdur. Sen Benden onun (Hz Muhammed sav) hakkı için istedin, Ben seni bağışladım. Muhammed olmasaydı Ben seni yaratmazdım''
    ( Hakim Mustedrek 2/615 Hz Ömer (ra)'dan merfu olarak ;İbn Asâkir (2/323), el-Beyhâki, Delâil’un-Nubuvve (5/488) )

    Uydurmadır.
    Râvilerinden olan Abdurrahm an b. Zeyd b. Eslem hakkında İbn Hibbân şöyle der: «Hadis uydurmakla itham olunmuş, Leys, Malik ve İbn Lehi’a üzerine hadisler uydurmuştur. Dolayısıyla imâm ez-Zehebî rivâyet hakkında uydurma ve batıl derken, İbn Hacer el-Askalânî de ona katılır.
    Zehebi, bu hadis hakkında: ''Hadis uydurmadır. Abdurrahman yalancıdır. Ve Abdullah İbni Meslem el-Fahri'nin kim olduğunu bilmiyorum'' demektedir.

    Mizan'ul-İtidal'de bu hadis için ''batıl bir haberdir'' denilmektedir.

    Beyhaki Delail Nubuvve'de ''Abdurrahman İbni Zeyd İbni Eslem zayıf ravilerdendir'' der.

    El-Elbani bu hadisi aktardıktan sonra '' Sonuç olarak ben derim ki: Bu hadisin Peygamber (sav)'den aslı yoktur. Bu hadise iki muhterem hafız -Askalani ve Zehebi- batıl hükmü vermiştir. ( Zayıf Hadisler Silsilesi 1/hadis no 25) diyerek hadisi eleştirmektedir.


    Şeyhul İslam İbni Teymiyye (ra): ''Hakim bu rivayeti sahihi sakimden (zayıf) ayırma babının girişinde aktarmakta ve Abdurrahman İbni Zeyd İbni Eslem'in babasından rivayet ettiği hadisler uydurmadır'' demektedir.


    El-Sagani “uydurulmuş” dedi. ( El-Sagani El-Hadis El-Mevzuat sy.7)
    Elbani'de aynı şeyi söylemiştir. (Silsile el-Zayif 1/450 no 282)
    El Acluni Uydurma olduğunu söylemiştir( el-Aclûnî, Keşfu'l-Hafâ, II, 214.)

    Şeyh Molla Aliyyul Kari ’Zayıftır ama anlamı doğrudur…” (Aliyyul Kari El-Esrar El-Merfuat sy 67-68) der ve şu iki hadisi bu görüşüne delil getirir:

    a. İbn Esakir tarafından nakledilen hadis ”sen olmasaydın dünya yaratılmazdı.” İbni Cevzi bunu nakletti ve şöyle dedi ”uydurulmuştur” (İbni Cevzi El-Mevzuat 1/288) ve Suyuti’de aynı şeyi söylemiştir. (Suyuti El-Laai 1/272)

    b. Deylemi’den nakledilen bir hadis ”Ya Muhammed! Sen olmasaydın Bahce (cennet) yaratılmış olmazdı ve Sen olmasaydın ateş (cehennem) yaratılmış olmazdı
    ElBani derki ”Deylemi’den hadisin sahih olduğunu ortaya koymadan gerçekliğini onaylamak doğru olmaz ki Hiç bir alimin bu konu üzerinde durmuş olmasına rastlamış değilim… Deylemi’nin bunu aktaran tek kişi olması benim için bu hadisin zayıf olduğuna inanmak için yeterlidir, dahası Musned’inde (Deylemi Musned 1/41/2) rastladığımda zayıf olduğuna inandım.
    (El Elbani; Silsile El-Zayıf, 1/451 no. 282)

    Yukarıdaki sözün uydurma olduğuna bir delil de yine başka bir rivayetten ! Akıl sahiplerini çelişkiyi görmeye davet ediyorum :

    Adem (a.s.)’ın Nebî (s.a.v.)’i, kendi yaratılışından sonra cennette iken yer yüzüne inmesinden bilmesidir. Halbuki zayıf, ancak daha iyi bir senedle gelen başka rivayette:
    Adem (a.s.) Hindistana iner ve yanlızlık hisseder, bunun üzerine Cebrâil inerek; Allâhu Ekber, Allâhu Ekber, Eşhedu En Lâ İlâhe İllallâh(iki defa), Eşhedu Enne Muhammeden Rasûlullâh (iki defa)deyip ezan okur. Adem şöyle der: «Muhammed de kim»? Cebrâil: «Peygamberlerden son oğlundur» der.
    İbn Asâkir (1/323/2).

    Râvilerinden Ali b. Behrâm bilinmemekte, diğer bir râvi olan Muhammed b. Abdullâh b. Süleyman aynı şekilde bilinmemektedir.
    Bir önceki rivâyette Âdem (a.s.) daha cennette iken Peygamber (s.a.v.)’i tanıyordu, bu ikinci rivayette ise, Âdem (a.s.) yer yüzüne indiği halde Muhammed (s.a.v.)’i tanımamıştır.
    Menfaatları için birbirinden habersizce Panik halinde hadis peydahlayanların düştüğü bu trajikomik durum tam ibretlik !


  19. 21.Mayıs.2012, 21:15
    10
    burcealtug
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2012
    Üye No: 94504
    Mesaj Sayısı: 980
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: ALLAHÜTELANIN ARŞININ ALTINDA HERHANGİBİR YER

    Cevap: Hep oldum olası bu soruyu merak etmişimdir

    nE DEMEK UYDURMADIR KARDEŞİM. hz. MUHAMMET ALEMLERE RAHMET OLARAK GÖNDERİLMİŞTİR. BU KESİNDİR. BUNUN NASIL UYDURMA OLDUĞUNU İDDA EDİYORSUN Kİ.


  20. 21.Mayıs.2012, 21:15
    10
    Kıdemli Üye
    nE DEMEK UYDURMADIR KARDEŞİM. hz. MUHAMMET ALEMLERE RAHMET OLARAK GÖNDERİLMİŞTİR. BU KESİNDİR. BUNUN NASIL UYDURMA OLDUĞUNU İDDA EDİYORSUN Kİ.


  21. 21.Mayıs.2012, 21:35
    11
    berkehan
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Ekim.2010
    Üye No: 79359
    Mesaj Sayısı: 265
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 47

    Cevap: Hep oldum olası bu soruyu merak etmişimdir

    burcealtug kardeşim zaten sizin söylediğiniz enbiya suresinin 107. ayeti,bu hadisin zayıf ya da uydurma olabileceğinin ispatıdır.Yani Peygamber Efendimiz kainatın yaratılışının sebebi değilde o kainata anacak rahmet olarak gönderildiğini anlıyoruz.

    Hadis alimleri,bu hadis için ravilerinin içinde yalancı ve bilinmeyen kişiler olması sebebiyle çok zayıf ya da uydurma olduğunu söylerler.


  22. 21.Mayıs.2012, 21:35
    11
    berkehan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    burcealtug kardeşim zaten sizin söylediğiniz enbiya suresinin 107. ayeti,bu hadisin zayıf ya da uydurma olabileceğinin ispatıdır.Yani Peygamber Efendimiz kainatın yaratılışının sebebi değilde o kainata anacak rahmet olarak gönderildiğini anlıyoruz.

    Hadis alimleri,bu hadis için ravilerinin içinde yalancı ve bilinmeyen kişiler olması sebebiyle çok zayıf ya da uydurma olduğunu söylerler.


  23. 21.Mayıs.2012, 22:26
    12
    musab
    Hadis Öğrencisi

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Mayıs.2011
    Üye No: 87643
    Mesaj Sayısı: 5,250
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Bulunduğu yer: "İslam Düşüncesinde Sünnet" okuyorum

    Cevap: Hep oldum olası bu soruyu merak etmişimdir

    burcealtug Nickli Üyeden Alıntı
    nE DEMEK UYDURMADIR KARDEŞİM. hz. MUHAMMET ALEMLERE RAHMET OLARAK GÖNDERİLMİŞTİR. BU KESİNDİR. BUNUN NASIL UYDURMA OLDUĞUNU İDDA EDİYORSUN Kİ.
    onlar iddia ederler öyle.buhari müslimdeki hadisi bile inkar ederler.sebep olarakda kuranda yok derler.sitedeki en meşhur hadis inkarcısıda berkahandır.alışırsın yakında.bir kaç tane daha vardı onun gibi ama banlandı galiba onlar.


  24. 21.Mayıs.2012, 22:26
    12
    Hadis Öğrencisi
    burcealtug Nickli Üyeden Alıntı
    nE DEMEK UYDURMADIR KARDEŞİM. hz. MUHAMMET ALEMLERE RAHMET OLARAK GÖNDERİLMİŞTİR. BU KESİNDİR. BUNUN NASIL UYDURMA OLDUĞUNU İDDA EDİYORSUN Kİ.
    onlar iddia ederler öyle.buhari müslimdeki hadisi bile inkar ederler.sebep olarakda kuranda yok derler.sitedeki en meşhur hadis inkarcısıda berkahandır.alışırsın yakında.bir kaç tane daha vardı onun gibi ama banlandı galiba onlar.





+ Yorum Gönder
Git 12 Son