Konusunu Oylayın.: Cennet ve cehennemden kurtulmak için ibadet edenden daha zalim kim olabilir

5 üzerinden 4.14 | Toplam : 7 kişi
Cennet ve cehennemden kurtulmak için ibadet edenden daha zalim kim olabilir
  1. 18.Nisan.2012, 21:54
    37
    Kuranıanla
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Nisan.2012
    Üye No: 95665
    Mesaj Sayısı: 448
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Bu hadis sahih mi?

    reklam


    Cevap: Bu hadis sahih mi? ile ilgili yazı Mumsema.org
    @sertyuuu sağolasın hadisler için fakat ben mahşer günü için sahih hadis açısından söyledim bunları cehennemden cennete şefaat olarakda değerlendirebiliriz nitekim;

    “Cennetlikler cennete, cehennemlikler de cehenneme girdikten (ve ancak Cenab-ı Hakk’ın bildiği bir müddet geçtikten) sonra Allah: ‘Bir hardal tanesi kadar imanı olanları cehennemden çıkarın’ buyuracak ve çıkarılacaklardır…” (Buharî, İman, 15; Müslim, İman, 147-149).

    Allah'ın Resûlü buyurdu:
    "-Cehennemlikler; gerçekten onlar Cehennem'e müstahakdır. Onlar orada (azab içinde kıvranacak fakat) ne ölecekler ne de yaşayacaklar.
    Onlar günahları-hataları sebebiyle ateş azabına uğrayacaklar ve ateş onları öldürecektir. Kömür haline geldikleri zaman da onlara şefaate erme izni verilecektir. Şefaate erenler sonra da bölük bölük getirilip Cennet nehirlerinin kenarlarına saçılacaktır.
    (Alâkalı melekler tarafından Cennetliklere) emir verilecek:
    - Ey Cennet Ehli! Bunların üzerine akıtınız; serpiniz.
    Böylece selin sürükleyip götürdüğü topaklar içindeki bitkilerin (süratle) bittiği gibi onlar da yeniden vücud kazanarak hayat bulacaklardır.İ. Mace Zühd 37, Müslim İman 306

    (Cehennem ve Cehennem'likler bana gösterildiği için) ben (Cehennem'den) en son çıkacak olan Cehennem'lik kişiyi tanıyorum. O kişi Cehennem'den yüzüstü sürünerek çıkar ve şöyle der:
    - Ey Rabbim! Evet Cehennem'den çıktım ama ortada kaldım. Zira herkes yerini bulup mekanını tutmuş.
    Allah'ın Resûlü anlatımını şöylece sürdürdü:
    - O kişiye "yürü git, Cennet'e gir" denilir. O da Cennet'e girmek için gider, fakat cennetliklerin bütün mekanları tutmuş olduğunu hisseder.
    Bu sebeble de döner ve şöylece Rabbine sızlanır.
    - Ey Rabbim! Cennet'likler yerlerini bulup mekanlarını tutmuş, (Ben ise ortada kaldım).
    (Rabbimiz tarafından) ona şöyle buyrulur:
    - İçinde yaşadığın dünya dönemini hatırlıyor musun?
    - Evet (hatırlıyorum)
    - O halde ne istersen dile.
    O kişi de (istediğini) diler. Daha sonra da ona şöyle denilir:
    - Dilediklerin ve ayrıca dünya nimetlerinin on katı daha da sana(verilecek) dir.
    (Bu büyük ilahi lutüf karşısında şaşırıp kalan) o kul da şöyle deyiverir:
    - (Rabbim!) Sen bütün varlıkların malikisin. Böyle iken benimle alay mı ediyorsun?
    Hadisi rivâyet eden Abdullah b. Mesud şöyle diyor:
    Sözlerinin bu bölümünde Allah'ın Resûlünü ön dişleri görülürcesine gülerken gördüm. Tirmizi Cehennem 10, Müslim İman 309, Buharî Rikak 51


    gibi hadislerde var .

    @diehard ayetlerin iniş sebepleri erenselliğe mani olmaz bunu her müslüman alim bilir bu ayet israile geldi diyerek çekip atamayız ayeti



  2. 18.Nisan.2012, 21:54
    37
    Kuranıanla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    reklam


    @sertyuuu sağolasın hadisler için fakat ben mahşer günü için sahih hadis açısından söyledim bunları cehennemden cennete şefaat olarakda değerlendirebiliriz nitekim;

    “Cennetlikler cennete, cehennemlikler de cehenneme girdikten (ve ancak Cenab-ı Hakk’ın bildiği bir müddet geçtikten) sonra Allah: ‘Bir hardal tanesi kadar imanı olanları cehennemden çıkarın’ buyuracak ve çıkarılacaklardır…” (Buharî, İman, 15; Müslim, İman, 147-149).

    Allah'ın Resûlü buyurdu:
    "-Cehennemlikler; gerçekten onlar Cehennem'e müstahakdır. Onlar orada (azab içinde kıvranacak fakat) ne ölecekler ne de yaşayacaklar.
    Onlar günahları-hataları sebebiyle ateş azabına uğrayacaklar ve ateş onları öldürecektir. Kömür haline geldikleri zaman da onlara şefaate erme izni verilecektir. Şefaate erenler sonra da bölük bölük getirilip Cennet nehirlerinin kenarlarına saçılacaktır.
    (Alâkalı melekler tarafından Cennetliklere) emir verilecek:
    - Ey Cennet Ehli! Bunların üzerine akıtınız; serpiniz.
    Böylece selin sürükleyip götürdüğü topaklar içindeki bitkilerin (süratle) bittiği gibi onlar da yeniden vücud kazanarak hayat bulacaklardır.İ. Mace Zühd 37, Müslim İman 306

    (Cehennem ve Cehennem'likler bana gösterildiği için) ben (Cehennem'den) en son çıkacak olan Cehennem'lik kişiyi tanıyorum. O kişi Cehennem'den yüzüstü sürünerek çıkar ve şöyle der:
    - Ey Rabbim! Evet Cehennem'den çıktım ama ortada kaldım. Zira herkes yerini bulup mekanını tutmuş.
    Allah'ın Resûlü anlatımını şöylece sürdürdü:
    - O kişiye "yürü git, Cennet'e gir" denilir. O da Cennet'e girmek için gider, fakat cennetliklerin bütün mekanları tutmuş olduğunu hisseder.
    Bu sebeble de döner ve şöylece Rabbine sızlanır.
    - Ey Rabbim! Cennet'likler yerlerini bulup mekanlarını tutmuş, (Ben ise ortada kaldım).
    (Rabbimiz tarafından) ona şöyle buyrulur:
    - İçinde yaşadığın dünya dönemini hatırlıyor musun?
    - Evet (hatırlıyorum)
    - O halde ne istersen dile.
    O kişi de (istediğini) diler. Daha sonra da ona şöyle denilir:
    - Dilediklerin ve ayrıca dünya nimetlerinin on katı daha da sana(verilecek) dir.
    (Bu büyük ilahi lutüf karşısında şaşırıp kalan) o kul da şöyle deyiverir:
    - (Rabbim!) Sen bütün varlıkların malikisin. Böyle iken benimle alay mı ediyorsun?
    Hadisi rivâyet eden Abdullah b. Mesud şöyle diyor:
    Sözlerinin bu bölümünde Allah'ın Resûlünü ön dişleri görülürcesine gülerken gördüm. Tirmizi Cehennem 10, Müslim İman 309, Buharî Rikak 51


    gibi hadislerde var .

    @diehard ayetlerin iniş sebepleri erenselliğe mani olmaz bunu her müslüman alim bilir bu ayet israile geldi diyerek çekip atamayız ayeti



  3. 18.Nisan.2012, 22:01
    38
    sertyuuu
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Nisan.2012
    Üye No: 95698
    Mesaj Sayısı: 43
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 33
    Bulunduğu yer: konya

    Cevap: Bu hadis sahih mi?

    reklam


    kuranıanla kardesım sana tamımıyle katılıyorum ALLAH bılgını eksık etmesın haklısın mahser gunu ıcın elbet bırılerı belkı yazar veya yazmaz hayırlısı ben yanlıs anlamısım ozur dılıyorum


  4. 18.Nisan.2012, 22:01
    38
    Üye
    reklam


    kuranıanla kardesım sana tamımıyle katılıyorum ALLAH bılgını eksık etmesın haklısın mahser gunu ıcın elbet bırılerı belkı yazar veya yazmaz hayırlısı ben yanlıs anlamısım ozur dılıyorum


  5. 18.Nisan.2012, 23:04
    39
    Kuranıanla
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Nisan.2012
    Üye No: 95665
    Mesaj Sayısı: 448
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Bu hadis sahih mi?

    Eyvallah kardeşim Allah ilmimizi artırsın


  6. 18.Nisan.2012, 23:04
    39
    Kuranıanla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Eyvallah kardeşim Allah ilmimizi artırsın


  7. 18.Nisan.2012, 23:20
    40
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Bu hadis sahih mi?

    mahşerde hesab kitabtan önce şefaat olmayacağı doğru olabilir
    ama hesab kitabtan sonra bazı günahkar müminler daha cehenneme girmeden şefaat de söz konusu olabilir
    Allahu Alem

    19-Meryem-85. Takva sahiplerini heyet halinde çok merhametli olan Allah'ın huzurunda toplayacağımız gün.86. Günahkarları da susuz olarak cehenneme süreceyiz.
    87. O gün Rahman (olan Allah)'ın nezdinde söz ve izin alandan başkalarının şefaata güçleri yetmeyecektir.

    20-Ta-Ha-108. O gün insanlar, davetçiye (İsrafil'e) uyacaklar. Ona karşı yan çizmek yoktur. Artık, çok merhametli Allah hürmetine sesler kısılmıştır. Bu yüzden, fısıltıdan başka bir ses işitemezsin.

    109. O gün, Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığından başkasının şefaati fayda vermez.

    3. (5091)- Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Kıyamet gününde, insanlar birbirlerine girecekler. Hz. Adem aleyhisselam'a gelip: "Evlatlarına şefaat et!" diye talepte bulunacaklar. O ise:
    "Benim şefaat yetkim yok. Siz İbrahim aleyhisselam'a gidin! Çünkü o Halilullah'tır" diyecek. İnsanlar Hz. İbrahim'e gidecekler. Ancak o da:
    "Ben yetkili değilim! Ancak Hz. İsa'ya gidin. Çünkü o Ruhullah'tır ve O'nun kelamıdır!" diyecek. Bunun üzerine O'na gidecekler. O da:
    "Ben buna yetkili değilim. Lakin Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)'e gidin!" diyecek. Böylece bana gelecekler. Ben onlara:
    "Ben şefaate yetkiliyim!" diyeceğim. Gidip Rabbimin huzuruna çıkmak için izin talep edeceğim. Bana izin verilecek. Önünde durup, Allah'ın ilham edeceği ve şu anda muktedir olamayacağım hamdlerle Allah'a medh u senada bulunacak, sonra da Rabbime secdeye kapanacağım. Rabb Teala:
    "Ey Muhammed! Başını kaldır! Dilediğini söyle, söylediğine kulak verilecek. Ne arzu ediyorsan iste, talebin yerine gelecektir! Şefaatte bulun, şefaatin kabul edilecektir!" buyuracak. Ben de:
    "Ey Rabbim! Ümmetimi, ümmetimi istiyorum!" diyeceğim. Rab Teala: "(Çabuk onların yanına) git! Kimlerin kalbinde buğday veya arpa denesi kadar iman varsa onları ateşten çıkar!" diyecek. Ben de gidip bunu yapacağım! Sonra Rabbime dönüp, önceki hamd u senalarla hamd ve senalarda bulunacağım, secdeye kapanacağım. Bana, öncekinin aynısı söylenecek.
    Ben de: "Ey Rabbim! Ümmetim! Ümmetim!" diyeceğim. Bana yine:
    "Var, kimlerin kalbinde hardal danesi kadar iman varsa onları da ateşten çıkar!" denilecek. Ben derhal gidip bunu da yapacak ve Rabbimin yanına döneceğim. Önceki yaptığım gibi yapacağım. Bana, evvelki gibi:
    "Başını kaldır!" denilecek. Ben de kaldırıp:
    "Ey Rabbim! Ümmetim! Ümmetim!" diyeceğim. Bana yine:
    "Var, kalbinde hardal danesinden daha az miktarda imanı olanları da ateşten çıkar!" denilecek. Ben gidip bunu da yapacağım. Sonra dördüncü sefer Rabbime dönecek, o hamdlerle hamd u senada bulunacağım, sonra secdeye kapanacağım. Bana: "Ey Muhammed! Başını kaldır ve (dilediğini) söyle, sana kulak verilecektir! Dile, talebin verilecektir! Şefaat et, şefaatin kabul edilecektir!" denilecek. Ben de: "Ey Rabbim! Bana Lailahe illallah diyenlere şefaat etmem için izin ver!" diyeceğim. Rabb Teala:
    "Bu hususta yetkin yok! -veya: Bu hususta sana izin yok!- Lakin izzetim, celalim, kibriyam ve azametim hakkı için lailahe illallah diyenleri de ateşten çıkaracağım!" buyuracak." [Buhârî, Tevhid 36, 19, 37, Tefsir, Bakara 1, Rikak 51; Müslim, İman 322, (193).]

    4. (5092)- Yine Sahiheyn ve Tirmizî'nin Ebu Hureyre'den kaydettikleri bir rivayet şöyledir: "Biz bir davette Resulullah ile beraberdik. Ona sofrada hayvanın ön budu(ndan bir parça) ikram edildi. Bud hoşuna giderdi. Ondan bir parça ısırdı ve:
    "Ben kıyamet günü ademoğlunun efendisiyim! Acaba bunun neden olduğunu biliyor musunuz? (Açıklayayım): "Allah o gün, öncekileri ve sonrakileri tek bir düzlükle toplar. Bakan onlara bakar, çağıran onları işitir. Güneş onlara yaklaşır. Gam ve sıkıntı, insanların tahammül edemeyecekleri ve takat getiremeyecekleri dereceye ulaşır. Öyle ki insanlar:
    "İçinde bulunduğumuz şu hali görmüyor musunuz, sizlere şefaat edecek birini görmüyor musunuz?" demeye başlarlar. Birbirlerine:
    "Babanız Adem var!" derler ve ona gelerek: "Ey Adem! Sen insanların babasısın. Allah seni kendi eliyle yarattı, kendi ruhundan sana üfledi. [Bütün isimleri sana öğretti]. Meleklerine senin önünde secde ettirdi. Seni cennete yerleştirdi. [Allah katında itibarın, makamın var.] Rabbin nezdinde bizim için şefaatte bulunmaz mısın? Bizim şu halimizi, başımıza şu geleni görmüyor musun?" derler. Adem aleyhisselam da:
    "Bugün Rabbim çok öfkelidir, daha önce bu kadar öfkelenmedi. Bundan sonra da böylesine öfkelenmeyecek. (Esasen şefaate benim yüzüm yok, çünkü, cennette iken, Allah) beni o ağaca yaklaşmaktan men etmişti. Ben, bu yasağa asi oldum. [Ben cennette iken işlediğim günah sebebiyle cennetten çıkarıldım. Bugün günahlarım affedilirse bu bana yeter]. Nefsim! Nefsim! Nefsim! Benden başkasına gidin. Nuh aleyhisselam'a gidin!" diyecek. İnsanlar Nuh aleyhisselam'a gelecekler:
    "Ey Nuh! sen yeryüzü ahalisine gönderilen resullerin ilkisin. Allah seni çok şükreden bir kul (abden şekûrâ) diye isimlendirdi. İçinde bulunduğumuz şu hali görmüyor musun? Başımıza gelenleri görmüyor musun? Rabbin nezdinde bizim için şefaatte bulunmaz mısın?" diyecekler. Nuh aleyhisselam da şöyle diyecek:
    "Bugün Rabbim çok öfkelidir. Daha önce hiç bu kadar öfkelenmedi, bundan sonra da böylesine öfkelenmeyecek! Benim bir dua hakkım vardı. Ben onu kavmimin aleyhine (beddua olarak) yaptım. Nefsim! Nefsim! Nefsim! Benden başkasına gidin. İbrahim aleyhisselam'a gidin!" diyecek. İnsanlar İbrahim aleyhisselam'a gelecekler:
    "Ey İbrahim! Sen Allah'ın peygamberi ve arz ahalisi içinde yegâne
    Halilisin. Bize Rabbin nezdinde şefaat et! İçinde bulunduğumuz şu hali görmüyor musun?" diyecekler. İbrahim aleyhisselam onlara:
    "Rabbim bugün çok öfkeli. Bundan önce bu kadar öfkelenmemişti, bundan sonra da bu kadar öfkelenmeyecek. (Şefaat etmeye kendimde yüz de bulamıyorum. Çünkü ben) üç kere yalan söyledim!" deyip, bu yalanlarını birer birer sayacak. Sonra sözlerine şöyle devam edecek:
    "Nefsim! Nefsim! Nefsim! Benden başkasına gidin! Musa aleyhisselam'a gidin!" İnsanlar, Hz. Musa aleyhisselam'a gelecekler ve:
    "Ey Musa! Sen Allah'ın peygamberisin. Allah seni, risaletiyle ve hususi kelamıyla insanlardan üstün kıldı. Bize Allah nezdinde şefaatte bulun! İçinde bulunduğumuz hali görmüyor musun?" diyecekler. Hz. Musa da:
    "Bugün Rabbim çok öfkelidir. Daha önce böylesine öfkelenmedi, bundan sonra da böylesine öfkelenmeyecek. (Esasen Rabbim nezdinde şefaate yüzüm de yok. Çünkü) ben, öldürülmesi ile emrolunmadığım bir cana kıydım. [...Bugün ben mağfirete mazhar olursam bu bana yeterlidir.] Nefsim! Nefsim! Nefsim! Benden başkasına gidin! Hz. İsa aleyhisselam'a gidin!" diyecek. İnsanlar Hz. İsa'ya gelecekler ve:
    "Ey İsa, sen Allah'ın peygamberisin ve Meryem'e attığı bir kelamısın ve kendinden bir ruhsun. Üstelik sen beşikte iken insanlara konuşmuştun. Rabbin nezdinde bize şefaat et! İçinde bulunduğumuz şu hali görmüyor musun?" diyecekler! Hz. İsa aleyhisselam da:
    "Bugün Rabbim çok öfkeli. Daha önce bu kadar öfkelenmedi, bundan böyle de hiç bu kadar öfkelenmeyecek!" diyecek. -Hz. İsa şahsıyla ilgili bir günah zikretmeksizin- ( Bir başka rivayette): ["Beni, Allah'tan ayrı bir ilah edindiler. Bugün bana mağfiret edilirse bu bana yeter."] Nefsim! Nefsim Nefsim! Benden başkasına gidin! Muhammed aleyhissalatı vesselam'a gidin!" diyecek. İnsanlar Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)'e gelecekler, bir diğer rivayette: "Bana gelirler!" denmiştir- ve:
    "Ey Muhammed! Sen Allah'ın peygamberisin, bütün peygamberlerin sonuncususun. Allah senin geçmiş, gelecek bütün günahlarını mağfiret buyurdu. Bize Rabbin nezdinde şefaatte bulun. Şu içinde bulunduğumuz hali görmüyor musun?" diyecekler. Bunun üzerine ben Arş'ın altına gideceğim. Rabbim için secdeye kapanacağım. Derken Allah, benden önce hiç kimseye açmadığı medh u senaları benim için açacak [Ben onlarla Rabbime medh u senalarda bulunacağım]. Sonra:
    "Ey Muhammed başını kaldır ve iste! (İstediğin) sana verilecek!
    Şefaat talep et! Şefaatin yerine getirilecek!" denilecek. Ben de başımı kaldıracağım ve: "Ey Rabbim ümmetim! Ey Rabbim ümmetim! Ey Rabbim ümmetim!" diyeceğim. Bunun üzerine:
    "Ey Muhammed! Ümmetinden, üzerinde hesap olmayanları cennet kapılarından sağdaki kapıdan içeri al! Esasen onlar diğer kapılarda da insanlara ortaktırlar!" denilecek."
    Resulullah sonra şöyle buyurdular:
    "Nefsim elinde olan Zat-ı Zülcelal'e yemin olsun. Cennet kapısının kanatlarından iki kanadının arasındaki mesafe Mekke ile Hacer arasındaki veya Mekke ile Busra arasındaki mesafe kadardır." [Buhârî, Enbiya 3, 8, Tefsir, Benî İsrail 5; Müslim, İman 327, (194); Tirmizî, Kıyamet 11, (2436).]




  8. 18.Nisan.2012, 23:20
    40
    âb ü kil
    mahşerde hesab kitabtan önce şefaat olmayacağı doğru olabilir
    ama hesab kitabtan sonra bazı günahkar müminler daha cehenneme girmeden şefaat de söz konusu olabilir
    Allahu Alem

    19-Meryem-85. Takva sahiplerini heyet halinde çok merhametli olan Allah'ın huzurunda toplayacağımız gün.86. Günahkarları da susuz olarak cehenneme süreceyiz.
    87. O gün Rahman (olan Allah)'ın nezdinde söz ve izin alandan başkalarının şefaata güçleri yetmeyecektir.

    20-Ta-Ha-108. O gün insanlar, davetçiye (İsrafil'e) uyacaklar. Ona karşı yan çizmek yoktur. Artık, çok merhametli Allah hürmetine sesler kısılmıştır. Bu yüzden, fısıltıdan başka bir ses işitemezsin.

    109. O gün, Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığından başkasının şefaati fayda vermez.

    3. (5091)- Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
    "Kıyamet gününde, insanlar birbirlerine girecekler. Hz. Adem aleyhisselam'a gelip: "Evlatlarına şefaat et!" diye talepte bulunacaklar. O ise:
    "Benim şefaat yetkim yok. Siz İbrahim aleyhisselam'a gidin! Çünkü o Halilullah'tır" diyecek. İnsanlar Hz. İbrahim'e gidecekler. Ancak o da:
    "Ben yetkili değilim! Ancak Hz. İsa'ya gidin. Çünkü o Ruhullah'tır ve O'nun kelamıdır!" diyecek. Bunun üzerine O'na gidecekler. O da:
    "Ben buna yetkili değilim. Lakin Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)'e gidin!" diyecek. Böylece bana gelecekler. Ben onlara:
    "Ben şefaate yetkiliyim!" diyeceğim. Gidip Rabbimin huzuruna çıkmak için izin talep edeceğim. Bana izin verilecek. Önünde durup, Allah'ın ilham edeceği ve şu anda muktedir olamayacağım hamdlerle Allah'a medh u senada bulunacak, sonra da Rabbime secdeye kapanacağım. Rabb Teala:
    "Ey Muhammed! Başını kaldır! Dilediğini söyle, söylediğine kulak verilecek. Ne arzu ediyorsan iste, talebin yerine gelecektir! Şefaatte bulun, şefaatin kabul edilecektir!" buyuracak. Ben de:
    "Ey Rabbim! Ümmetimi, ümmetimi istiyorum!" diyeceğim. Rab Teala: "(Çabuk onların yanına) git! Kimlerin kalbinde buğday veya arpa denesi kadar iman varsa onları ateşten çıkar!" diyecek. Ben de gidip bunu yapacağım! Sonra Rabbime dönüp, önceki hamd u senalarla hamd ve senalarda bulunacağım, secdeye kapanacağım. Bana, öncekinin aynısı söylenecek.
    Ben de: "Ey Rabbim! Ümmetim! Ümmetim!" diyeceğim. Bana yine:
    "Var, kimlerin kalbinde hardal danesi kadar iman varsa onları da ateşten çıkar!" denilecek. Ben derhal gidip bunu da yapacak ve Rabbimin yanına döneceğim. Önceki yaptığım gibi yapacağım. Bana, evvelki gibi:
    "Başını kaldır!" denilecek. Ben de kaldırıp:
    "Ey Rabbim! Ümmetim! Ümmetim!" diyeceğim. Bana yine:
    "Var, kalbinde hardal danesinden daha az miktarda imanı olanları da ateşten çıkar!" denilecek. Ben gidip bunu da yapacağım. Sonra dördüncü sefer Rabbime dönecek, o hamdlerle hamd u senada bulunacağım, sonra secdeye kapanacağım. Bana: "Ey Muhammed! Başını kaldır ve (dilediğini) söyle, sana kulak verilecektir! Dile, talebin verilecektir! Şefaat et, şefaatin kabul edilecektir!" denilecek. Ben de: "Ey Rabbim! Bana Lailahe illallah diyenlere şefaat etmem için izin ver!" diyeceğim. Rabb Teala:
    "Bu hususta yetkin yok! -veya: Bu hususta sana izin yok!- Lakin izzetim, celalim, kibriyam ve azametim hakkı için lailahe illallah diyenleri de ateşten çıkaracağım!" buyuracak." [Buhârî, Tevhid 36, 19, 37, Tefsir, Bakara 1, Rikak 51; Müslim, İman 322, (193).]

    4. (5092)- Yine Sahiheyn ve Tirmizî'nin Ebu Hureyre'den kaydettikleri bir rivayet şöyledir: "Biz bir davette Resulullah ile beraberdik. Ona sofrada hayvanın ön budu(ndan bir parça) ikram edildi. Bud hoşuna giderdi. Ondan bir parça ısırdı ve:
    "Ben kıyamet günü ademoğlunun efendisiyim! Acaba bunun neden olduğunu biliyor musunuz? (Açıklayayım): "Allah o gün, öncekileri ve sonrakileri tek bir düzlükle toplar. Bakan onlara bakar, çağıran onları işitir. Güneş onlara yaklaşır. Gam ve sıkıntı, insanların tahammül edemeyecekleri ve takat getiremeyecekleri dereceye ulaşır. Öyle ki insanlar:
    "İçinde bulunduğumuz şu hali görmüyor musunuz, sizlere şefaat edecek birini görmüyor musunuz?" demeye başlarlar. Birbirlerine:
    "Babanız Adem var!" derler ve ona gelerek: "Ey Adem! Sen insanların babasısın. Allah seni kendi eliyle yarattı, kendi ruhundan sana üfledi. [Bütün isimleri sana öğretti]. Meleklerine senin önünde secde ettirdi. Seni cennete yerleştirdi. [Allah katında itibarın, makamın var.] Rabbin nezdinde bizim için şefaatte bulunmaz mısın? Bizim şu halimizi, başımıza şu geleni görmüyor musun?" derler. Adem aleyhisselam da:
    "Bugün Rabbim çok öfkelidir, daha önce bu kadar öfkelenmedi. Bundan sonra da böylesine öfkelenmeyecek. (Esasen şefaate benim yüzüm yok, çünkü, cennette iken, Allah) beni o ağaca yaklaşmaktan men etmişti. Ben, bu yasağa asi oldum. [Ben cennette iken işlediğim günah sebebiyle cennetten çıkarıldım. Bugün günahlarım affedilirse bu bana yeter]. Nefsim! Nefsim! Nefsim! Benden başkasına gidin. Nuh aleyhisselam'a gidin!" diyecek. İnsanlar Nuh aleyhisselam'a gelecekler:
    "Ey Nuh! sen yeryüzü ahalisine gönderilen resullerin ilkisin. Allah seni çok şükreden bir kul (abden şekûrâ) diye isimlendirdi. İçinde bulunduğumuz şu hali görmüyor musun? Başımıza gelenleri görmüyor musun? Rabbin nezdinde bizim için şefaatte bulunmaz mısın?" diyecekler. Nuh aleyhisselam da şöyle diyecek:
    "Bugün Rabbim çok öfkelidir. Daha önce hiç bu kadar öfkelenmedi, bundan sonra da böylesine öfkelenmeyecek! Benim bir dua hakkım vardı. Ben onu kavmimin aleyhine (beddua olarak) yaptım. Nefsim! Nefsim! Nefsim! Benden başkasına gidin. İbrahim aleyhisselam'a gidin!" diyecek. İnsanlar İbrahim aleyhisselam'a gelecekler:
    "Ey İbrahim! Sen Allah'ın peygamberi ve arz ahalisi içinde yegâne
    Halilisin. Bize Rabbin nezdinde şefaat et! İçinde bulunduğumuz şu hali görmüyor musun?" diyecekler. İbrahim aleyhisselam onlara:
    "Rabbim bugün çok öfkeli. Bundan önce bu kadar öfkelenmemişti, bundan sonra da bu kadar öfkelenmeyecek. (Şefaat etmeye kendimde yüz de bulamıyorum. Çünkü ben) üç kere yalan söyledim!" deyip, bu yalanlarını birer birer sayacak. Sonra sözlerine şöyle devam edecek:
    "Nefsim! Nefsim! Nefsim! Benden başkasına gidin! Musa aleyhisselam'a gidin!" İnsanlar, Hz. Musa aleyhisselam'a gelecekler ve:
    "Ey Musa! Sen Allah'ın peygamberisin. Allah seni, risaletiyle ve hususi kelamıyla insanlardan üstün kıldı. Bize Allah nezdinde şefaatte bulun! İçinde bulunduğumuz hali görmüyor musun?" diyecekler. Hz. Musa da:
    "Bugün Rabbim çok öfkelidir. Daha önce böylesine öfkelenmedi, bundan sonra da böylesine öfkelenmeyecek. (Esasen Rabbim nezdinde şefaate yüzüm de yok. Çünkü) ben, öldürülmesi ile emrolunmadığım bir cana kıydım. [...Bugün ben mağfirete mazhar olursam bu bana yeterlidir.] Nefsim! Nefsim! Nefsim! Benden başkasına gidin! Hz. İsa aleyhisselam'a gidin!" diyecek. İnsanlar Hz. İsa'ya gelecekler ve:
    "Ey İsa, sen Allah'ın peygamberisin ve Meryem'e attığı bir kelamısın ve kendinden bir ruhsun. Üstelik sen beşikte iken insanlara konuşmuştun. Rabbin nezdinde bize şefaat et! İçinde bulunduğumuz şu hali görmüyor musun?" diyecekler! Hz. İsa aleyhisselam da:
    "Bugün Rabbim çok öfkeli. Daha önce bu kadar öfkelenmedi, bundan böyle de hiç bu kadar öfkelenmeyecek!" diyecek. -Hz. İsa şahsıyla ilgili bir günah zikretmeksizin- ( Bir başka rivayette): ["Beni, Allah'tan ayrı bir ilah edindiler. Bugün bana mağfiret edilirse bu bana yeter."] Nefsim! Nefsim Nefsim! Benden başkasına gidin! Muhammed aleyhissalatı vesselam'a gidin!" diyecek. İnsanlar Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)'e gelecekler, bir diğer rivayette: "Bana gelirler!" denmiştir- ve:
    "Ey Muhammed! Sen Allah'ın peygamberisin, bütün peygamberlerin sonuncususun. Allah senin geçmiş, gelecek bütün günahlarını mağfiret buyurdu. Bize Rabbin nezdinde şefaatte bulun. Şu içinde bulunduğumuz hali görmüyor musun?" diyecekler. Bunun üzerine ben Arş'ın altına gideceğim. Rabbim için secdeye kapanacağım. Derken Allah, benden önce hiç kimseye açmadığı medh u senaları benim için açacak [Ben onlarla Rabbime medh u senalarda bulunacağım]. Sonra:
    "Ey Muhammed başını kaldır ve iste! (İstediğin) sana verilecek!
    Şefaat talep et! Şefaatin yerine getirilecek!" denilecek. Ben de başımı kaldıracağım ve: "Ey Rabbim ümmetim! Ey Rabbim ümmetim! Ey Rabbim ümmetim!" diyeceğim. Bunun üzerine:
    "Ey Muhammed! Ümmetinden, üzerinde hesap olmayanları cennet kapılarından sağdaki kapıdan içeri al! Esasen onlar diğer kapılarda da insanlara ortaktırlar!" denilecek."
    Resulullah sonra şöyle buyurdular:
    "Nefsim elinde olan Zat-ı Zülcelal'e yemin olsun. Cennet kapısının kanatlarından iki kanadının arasındaki mesafe Mekke ile Hacer arasındaki veya Mekke ile Busra arasındaki mesafe kadardır." [Buhârî, Enbiya 3, 8, Tefsir, Benî İsrail 5; Müslim, İman 327, (194); Tirmizî, Kıyamet 11, (2436).]




  9. 18.Nisan.2012, 23:25
    41
    Kuranıanla
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Nisan.2012
    Üye No: 95665
    Mesaj Sayısı: 448
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Bu hadis sahih mi?

    @mir bravo kardeşim hesap kitaptan önce şefaat olmayacağını savunmak gerekir herşeyden önce çünkü insanlar hesap vermeden beni Allah dostları kurtaracak peygamber kurtaracak zannediyolar bu nokta çok önemliydi. Ama sana bu hadisdeki tutarsızlıkları göstereyim istersen ;

    Hadisteki TutarsızlıklarHadis, senet yönünden sahih olabilir. Ama şu ifadeler Kur’an’a ters olduğundan tutarsızlıklarla doludur.1- Güneş yaklaşır, sözü tutarsızdır. Çünkü Mahşerde güneş dürülmüş, yıldızlar kararmış, yeryüzü Allah’ın nuruyla aydınlanmış olur. Bu sebeple güneşin yaklaşması söz konusu olamaz.2- “… sıkıntı ve keder, güçlerinin yetmeyeceği ve taşıyamayacakları sınıra ulaşır.” Sözü tutarsızdır. Çünkü büyük günah işlememiş olanlar sıkıntı görmeyeceklerdir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:“Rabbimiz Allah’tır deyip dosdoğru olanlara (ölürken) melekler iner. Korkmayın, üzülmeyin, size söz verilen cennetle sevinin, derler. Bizler sizin hem Dünyadaki yaşamınızda hem Âhiretteki yaşamınızda dostlarınızız. Ahirette canınızın çektiği her şey sizin için, istediğiniz her şey, sizin içindir.” (Fussilet 41/30-31)3- Adem’e mal edilen şu söz doğru olamaz: “O ağacı bana yasaklamıştı, ben ona asi oldum. Nefsim! Nefsim! Nefsim!” Çünkü o, affedilmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:“Âdem Rabbinden uyarılar aldı[16]. Sonra Rabbi tevbesini kabul etti. O, tevbeleri kabul eder, ikramı boldur.”(Bakara 2/37)4- “Ey Nuh! Sen insanlığa gönderilen ilk elçisin” sözü de doğru olamaz. Allah Teâlâ, Nuh aleyhisselam ile beraber 18 peygamberin adını saydıktan sonra şöyle buyuruyor:“Bunların babalarından, soylarından ve kardeşlerinden de seçtik ve onlara doğru yolu gösterdik. Bunlar, kendilerine kitap, hüküm ve nebilik verdiğimiz kimselerdir.” (En’âm 6/83-89)Nuh aleyhisselamın babalarından Peygamber varsa, o ilk peygamber olamaz. Zaten Meryem Suresinin 56. âyetinde Nuh aleyhisselamın babalarından İdris’in nebi olduğu bildirilmektedir.5- İbrahim aleyhisselamın “üç kere yalan söyledim” diyecek olması da kabul edilemez. Allah Teâlâ şöyle buyurur:“İbrahim tek başına bir topluluk gibiydi. Allah’a boyun eğerdi, hep doğruya yönelirdi; müşriklerden olmamıştı.”(Nahl 16/120)6- Musa aleyhisselam; “Ben, öldürme emri almadan bir cana kıydım. Nefsim! Nefsim! Nefsim! Başkasına gidin” diyemez; çünkü Allah Teâlâ onu affetmiştir. İlgili âyet şöyledir:“(Adamı öldürdükten sonra Musa) dedi ki; Rabbim, kendimi kötü duruma soktum, beni bağışla. Allah da onu bağışladı. O, çok bağışlar, ikramı boldur.”(Kasas 28/16)7- Mahşerdeki bütün insanlar şefaat beklerken Peygamberimizin “Ümmetim! Ümmetim! Ümmetim!” diye şefaat talep etmesi hadisin üst tarafına ters düşmektedir.8- “Ey Muhammed! Ümmetinden, üzerinde hesap olmayanları Cennet kapılarından sağdaki kapıdan içeri al! Esasen onlar diğer kapılarda da insanlara ortaktırlar!” sözü kabul edilemez. Çünkü bunlar zaten, cehennemden uzak tutulacak ve doğruca cennete gidecek olan kişilerdir. Halbuki Peygamberimiz, “Şefaatim, ümmetimden büyük günah işleyenleredir” buyurmuştur.9- Bu hadisin, Müslim’de yer alan rivayetinde geçen şu ifadeler Kur’an’daki şefaate uygun düşmektedir:“… Sonra şefaat ederim, benim için bir sınır çizilir; onları Cehennemden çıkarır Cennete sokarım. Sonra dua eder, secdeye kapanırım. Allah beni, bir süre öyle bırakır. Sonra “Muhammed, başını kaldır; söyle, sözün dinlensin. İste, yerine getirilsin. Şefaat et, şefaatin kabul olsun denir.” Denir. Başımı kaldırır, bana öğrettiği şekilde Rabbime hamd eder, arkasından şefaat ederim. Bana bir sınır çizilir; onları cehennemden çıkarır cennete sokarım. Derim ki, Ya Rab, Kur’ân’ın bıraktıklarından yani ebedi olarak orada kalacaklardan başka kimse cehennemde kalmadı.”
    http://www.suleymaniyevakfi.org/aras...ar/sefaat.html


  10. 18.Nisan.2012, 23:25
    41
    Kuranıanla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    @mir bravo kardeşim hesap kitaptan önce şefaat olmayacağını savunmak gerekir herşeyden önce çünkü insanlar hesap vermeden beni Allah dostları kurtaracak peygamber kurtaracak zannediyolar bu nokta çok önemliydi. Ama sana bu hadisdeki tutarsızlıkları göstereyim istersen ;

    Hadisteki TutarsızlıklarHadis, senet yönünden sahih olabilir. Ama şu ifadeler Kur’an’a ters olduğundan tutarsızlıklarla doludur.1- Güneş yaklaşır, sözü tutarsızdır. Çünkü Mahşerde güneş dürülmüş, yıldızlar kararmış, yeryüzü Allah’ın nuruyla aydınlanmış olur. Bu sebeple güneşin yaklaşması söz konusu olamaz.2- “… sıkıntı ve keder, güçlerinin yetmeyeceği ve taşıyamayacakları sınıra ulaşır.” Sözü tutarsızdır. Çünkü büyük günah işlememiş olanlar sıkıntı görmeyeceklerdir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:“Rabbimiz Allah’tır deyip dosdoğru olanlara (ölürken) melekler iner. Korkmayın, üzülmeyin, size söz verilen cennetle sevinin, derler. Bizler sizin hem Dünyadaki yaşamınızda hem Âhiretteki yaşamınızda dostlarınızız. Ahirette canınızın çektiği her şey sizin için, istediğiniz her şey, sizin içindir.” (Fussilet 41/30-31)3- Adem’e mal edilen şu söz doğru olamaz: “O ağacı bana yasaklamıştı, ben ona asi oldum. Nefsim! Nefsim! Nefsim!” Çünkü o, affedilmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:“Âdem Rabbinden uyarılar aldı[16]. Sonra Rabbi tevbesini kabul etti. O, tevbeleri kabul eder, ikramı boldur.”(Bakara 2/37)4- “Ey Nuh! Sen insanlığa gönderilen ilk elçisin” sözü de doğru olamaz. Allah Teâlâ, Nuh aleyhisselam ile beraber 18 peygamberin adını saydıktan sonra şöyle buyuruyor:“Bunların babalarından, soylarından ve kardeşlerinden de seçtik ve onlara doğru yolu gösterdik. Bunlar, kendilerine kitap, hüküm ve nebilik verdiğimiz kimselerdir.” (En’âm 6/83-89)Nuh aleyhisselamın babalarından Peygamber varsa, o ilk peygamber olamaz. Zaten Meryem Suresinin 56. âyetinde Nuh aleyhisselamın babalarından İdris’in nebi olduğu bildirilmektedir.5- İbrahim aleyhisselamın “üç kere yalan söyledim” diyecek olması da kabul edilemez. Allah Teâlâ şöyle buyurur:“İbrahim tek başına bir topluluk gibiydi. Allah’a boyun eğerdi, hep doğruya yönelirdi; müşriklerden olmamıştı.”(Nahl 16/120)6- Musa aleyhisselam; “Ben, öldürme emri almadan bir cana kıydım. Nefsim! Nefsim! Nefsim! Başkasına gidin” diyemez; çünkü Allah Teâlâ onu affetmiştir. İlgili âyet şöyledir:“(Adamı öldürdükten sonra Musa) dedi ki; Rabbim, kendimi kötü duruma soktum, beni bağışla. Allah da onu bağışladı. O, çok bağışlar, ikramı boldur.”(Kasas 28/16)7- Mahşerdeki bütün insanlar şefaat beklerken Peygamberimizin “Ümmetim! Ümmetim! Ümmetim!” diye şefaat talep etmesi hadisin üst tarafına ters düşmektedir.8- “Ey Muhammed! Ümmetinden, üzerinde hesap olmayanları Cennet kapılarından sağdaki kapıdan içeri al! Esasen onlar diğer kapılarda da insanlara ortaktırlar!” sözü kabul edilemez. Çünkü bunlar zaten, cehennemden uzak tutulacak ve doğruca cennete gidecek olan kişilerdir. Halbuki Peygamberimiz, “Şefaatim, ümmetimden büyük günah işleyenleredir” buyurmuştur.9- Bu hadisin, Müslim’de yer alan rivayetinde geçen şu ifadeler Kur’an’daki şefaate uygun düşmektedir:“… Sonra şefaat ederim, benim için bir sınır çizilir; onları Cehennemden çıkarır Cennete sokarım. Sonra dua eder, secdeye kapanırım. Allah beni, bir süre öyle bırakır. Sonra “Muhammed, başını kaldır; söyle, sözün dinlensin. İste, yerine getirilsin. Şefaat et, şefaatin kabul olsun denir.” Denir. Başımı kaldırır, bana öğrettiği şekilde Rabbime hamd eder, arkasından şefaat ederim. Bana bir sınır çizilir; onları cehennemden çıkarır cennete sokarım. Derim ki, Ya Rab, Kur’ân’ın bıraktıklarından yani ebedi olarak orada kalacaklardan başka kimse cehennemde kalmadı.”
    http://www.suleymaniyevakfi.org/aras...ar/sefaat.html


  11. 19.Nisan.2012, 00:16
    42
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Bu hadis sahih mi?

    kardeşim kendine yanlış kılavuz seçmişsin
    o site belli bir seviyeye ulaşmamış insanlar için çok tehlikeli
    adamlar orijinal olma hastalığına yakalanmışlar
    reddedebildiğini reddet
    reddemediğini beter et mantığındalar

    Alıntı
    Hadisteki TutarsızlıklarHadis, senet yönünden sahih olabilir. Ama şu ifadeler Kur’an’a ters olduğundan tutarsızlıklarla doludur.
    kibirleri onların fitnesi olmuş
    binlerce alim bu hadiste çelişki bulamadı da Bayındır ve hempaları mı buldu?

    Alıntı
    1- Güneş yaklaşır, sözü tutarsızdır. Çünkü Mahşerde güneş dürülmüş, yıldızlar kararmış, yeryüzü Allah’ın nuruyla aydınlanmış olur. Bu sebeple güneşin yaklaşması söz konusu olamaz.
    güneş zaten dürülmemiş hali ile yaklaşsa insanlar helak olur
    hem güneşin dürülecek olması yok olacağı anlamına mı gelir?
    cehennemlikler cehenneme girdikten sonra güneşin cehenneme atılacağı ile ilgili bir rivayet hatırlıyorum
    demek ki güneş mahşerden sonra bile bir süre var olacak
    Allahu Alem

    Alıntı
    2- “… sıkıntı ve keder, güçlerinin yetmeyeceği ve taşıyamayacakları sınıra ulaşır.” Sözü tutarsızdır. Çünkü büyük günah işlememiş olanlar sıkıntı görmeyeceklerdir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:“Rabbimiz Allah’tır deyip dosdoğru olanlara (ölürken) melekler iner. Korkmayın, üzülmeyin, size söz verilen cennetle sevinin, derler. Bizler sizin hem Dünyadaki yaşamınızda hem Âhiretteki yaşamınızda dostlarınızız.Ahirette canınızın çektiği her şey sizin için, istediğiniz her şey, sizin içindir.” (Fussilet 41/30-31)
    tamamen zırvalamışlar
    mahşerde büyük günah işlemiş milyonlarca mümin olacak
    ve onlar da sıkıntı çekecekler
    zaten bu sıkıntıyı belki de hiç çekmeyecek
    70000 insandan bahsediliyor
    verdiğin ayet de müminin ölüm anındaki müjdelenmesi ile alakalı imiş gibi duruyor

    3- Adem’e mal edilen şu söz doğru olamaz: “O ağacı bana yasaklamıştı, ben ona asi oldum. Nefsim! Nefsim! Nefsim!” Çünkü o, affedilmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:“Âdem Rabbinden uyarılar aldı[16]. Sonra Rabbi tevbesini kabul etti. O, tevbeleri kabul eder, ikramı boldur.”(Bakara 2/37)
    Adem as Bayındır gibi kibirli olmadığı için
    affedildiğini bilse bile affedilmeyi gerektiren birşey yapmış olmanın pişmanlığını duymaktadır
    zira o Allah'ı bizaat görüp duyduğu halde O'na asi olmuş idi ki bu çok büyük bir günahtır
    biz de tevbe ettiğimiz günahlarımızın afvedildiğini umuyoruz
    ama asla münafıkça "tevbemizi ettik ya" havasında olmuyoruz
    "Mümin kimse küçük günahları da büyük görür. Peygamber efendi-miz; "Mümin kimse, günahını dağ gibi görüp, kendi üzerine düşeceğin-den korkar. Münafık ise, günâhını burnu üzerine konan ve hemen uçan sinek gibi görür." buyurdu."

    Alıntı
    “Ey Nuh! Sen insanlığa gönderilen ilk elçisin” sözü de doğru olamaz. Allah Teâlâ, Nuh aleyhisselam ile beraber 18 peygamberin adını saydıktan sonra şöyle buyuruyor:“Bunların babalarından, soylarından ve kardeşlerinden de seçtik ve onlara doğru yolu gösterdik. Bunlar, kendilerine kitap, hüküm ve nebilik verdiğimiz kimselerdir.” (En’âm 6/83-89)Nuh aleyhisselamın babalarından Peygamber varsa, o ilk peygamber olamaz.Zaten Meryem Suresinin 56. âyetinde Nuh aleyhisselamın babalarından İdris’in nebi olduğu bildirilmektedir.
    bu da tamamen hadisi inkar edebilme gayreti içinde yapılmış bir tahrif
    Adem as nebi olduğunda yeryüzünde insan yoktu
    dolayısı ile o insanlara gönderilen ilk nebi değildir
    ayrıca verdiğin ayet şu
    19- Meryem- 56. Kitapta İdris'i de an. Hakikaten o, pek doğru bir insan, bir peygamberdi.
    ve bu ayette idris'in Nuh'un babası olduğundan bahsedilmiyor

    Alıntı
    5- İbrahim aleyhisselamın “üç kere yalan söyledim” diyecek olması da kabul edilemez. Allah Teâlâ şöyle buyurur:“İbrahim tek başına bir topluluk gibiydi. Allah’a boyun eğerdi, hep doğruya yönelirdi; müşriklerden olmamıştı.”
    İbrahim As'ın yalanlarının şunlar olduğu rivayet ediliyor:
    İbrahim aleyhisselam'ın kıssasıyla ilgili bir rivayette şu ziyade var: [Hz. İbrahim, (insanlar, şefaat etmesi için kendine geldikleri zaman, Allah'a şefaat talebinde bulunmasına mani olan üç günahı olarak yıldızlar hakkında sarfettiği "İşte bu Rabbim" (En'am 76) sözünü, atalarının putları hakkında sarfettiği "Belki de bu (putları kırma) işini onların en büyüğü yapmıştır" (Enbiya 63) sözünü ve bir de: "Ben gerçekten hastayım" (Saffat 89) sözünü zikretti."
    belki de bu hadiste bize hakk yolunda dahi olsa yalan söylerseniz
    ahirette pişman olursunuz denmek istenmektedir
    Allahu Alem


    Alıntı
    6- Musaaleyhisselam; “Ben, öldürme emri almadan bir cana kıydım. Nefsim! Nefsim! Nefsim! Başkasına gidin” diyemez; çünkü Allah Teâlâ onu affetmiştir. İlgili âyet şöyledir:“(Adamı öldürdükten sonra Musa) dedi ki; Rabbim, kendimi kötü duruma soktum, beni bağışla. Allah da onu bağışladı. O, çok bağışlar, ikramı boldur.”(Kasas 28/16)
    bunun açıklmasını 1. maddede yaptım


    Alıntı
    7- Mahşerdeki bütün insanlar şefaat beklerken Peygamberimizin “Ümmetim! Ümmetim! Ümmetim!” diye şefaat talep etmesi hadisin üst tarafına ters düşmektedir.
    bu da bayındırın kıt akıllığının bir sonucu
    bir kere bütün insanlar şefaat beklemiyor
    dikkat edersen hiçbir nebi kimseden şefaat beklemiyor
    Resulullah da kimseden şefaat beklemediği gibi kendisine verilmiş bir hakkı kullanıyor
    şefaat hakkını
    bu hak diğer nebilere de verildiğinde onlar da şefaat etmeye başlayacaklar
    Allahu Alem


    Alıntı
    8- “Ey Muhammed! Ümmetinden, üzerinde hesap olmayanları Cennet kapılarından sağdaki kapıdan içeri al! Esasen onlar diğer kapılarda da insanlara ortaktırlar!” sözü kabul edilemez. Çünkü bunlar zaten, cehennemden uzak tutulacak ve doğruca cennete gidecek olan kişilerdir. Halbuki Peygamberimiz, “Şefaatim, ümmetimden büyük günah işleyenleredir” buyurmuştur.
    Allah, Resulüne karşı bu kadar kibirli olanları bildiği gibi yapsın. Amin
    hadisin bu kısmını "ateşe girmiş de cezasını çekmiş dolayısı ile üzerlerinde hesab kalmamış olanları
    cennete girdir" şeklinde anlamak mümkünken
    kibri Bayındır'ı bundan alıkoymuş


  12. 19.Nisan.2012, 00:16
    42
    âb ü kil
    kardeşim kendine yanlış kılavuz seçmişsin
    o site belli bir seviyeye ulaşmamış insanlar için çok tehlikeli
    adamlar orijinal olma hastalığına yakalanmışlar
    reddedebildiğini reddet
    reddemediğini beter et mantığındalar

    Alıntı
    Hadisteki TutarsızlıklarHadis, senet yönünden sahih olabilir. Ama şu ifadeler Kur’an’a ters olduğundan tutarsızlıklarla doludur.
    kibirleri onların fitnesi olmuş
    binlerce alim bu hadiste çelişki bulamadı da Bayındır ve hempaları mı buldu?

    Alıntı
    1- Güneş yaklaşır, sözü tutarsızdır. Çünkü Mahşerde güneş dürülmüş, yıldızlar kararmış, yeryüzü Allah’ın nuruyla aydınlanmış olur. Bu sebeple güneşin yaklaşması söz konusu olamaz.
    güneş zaten dürülmemiş hali ile yaklaşsa insanlar helak olur
    hem güneşin dürülecek olması yok olacağı anlamına mı gelir?
    cehennemlikler cehenneme girdikten sonra güneşin cehenneme atılacağı ile ilgili bir rivayet hatırlıyorum
    demek ki güneş mahşerden sonra bile bir süre var olacak
    Allahu Alem

    Alıntı
    2- “… sıkıntı ve keder, güçlerinin yetmeyeceği ve taşıyamayacakları sınıra ulaşır.” Sözü tutarsızdır. Çünkü büyük günah işlememiş olanlar sıkıntı görmeyeceklerdir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:“Rabbimiz Allah’tır deyip dosdoğru olanlara (ölürken) melekler iner. Korkmayın, üzülmeyin, size söz verilen cennetle sevinin, derler. Bizler sizin hem Dünyadaki yaşamınızda hem Âhiretteki yaşamınızda dostlarınızız.Ahirette canınızın çektiği her şey sizin için, istediğiniz her şey, sizin içindir.” (Fussilet 41/30-31)
    tamamen zırvalamışlar
    mahşerde büyük günah işlemiş milyonlarca mümin olacak
    ve onlar da sıkıntı çekecekler
    zaten bu sıkıntıyı belki de hiç çekmeyecek
    70000 insandan bahsediliyor
    verdiğin ayet de müminin ölüm anındaki müjdelenmesi ile alakalı imiş gibi duruyor

    3- Adem’e mal edilen şu söz doğru olamaz: “O ağacı bana yasaklamıştı, ben ona asi oldum. Nefsim! Nefsim! Nefsim!” Çünkü o, affedilmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:“Âdem Rabbinden uyarılar aldı[16]. Sonra Rabbi tevbesini kabul etti. O, tevbeleri kabul eder, ikramı boldur.”(Bakara 2/37)
    Adem as Bayındır gibi kibirli olmadığı için
    affedildiğini bilse bile affedilmeyi gerektiren birşey yapmış olmanın pişmanlığını duymaktadır
    zira o Allah'ı bizaat görüp duyduğu halde O'na asi olmuş idi ki bu çok büyük bir günahtır
    biz de tevbe ettiğimiz günahlarımızın afvedildiğini umuyoruz
    ama asla münafıkça "tevbemizi ettik ya" havasında olmuyoruz
    "Mümin kimse küçük günahları da büyük görür. Peygamber efendi-miz; "Mümin kimse, günahını dağ gibi görüp, kendi üzerine düşeceğin-den korkar. Münafık ise, günâhını burnu üzerine konan ve hemen uçan sinek gibi görür." buyurdu."

    Alıntı
    “Ey Nuh! Sen insanlığa gönderilen ilk elçisin” sözü de doğru olamaz. Allah Teâlâ, Nuh aleyhisselam ile beraber 18 peygamberin adını saydıktan sonra şöyle buyuruyor:“Bunların babalarından, soylarından ve kardeşlerinden de seçtik ve onlara doğru yolu gösterdik. Bunlar, kendilerine kitap, hüküm ve nebilik verdiğimiz kimselerdir.” (En’âm 6/83-89)Nuh aleyhisselamın babalarından Peygamber varsa, o ilk peygamber olamaz.Zaten Meryem Suresinin 56. âyetinde Nuh aleyhisselamın babalarından İdris’in nebi olduğu bildirilmektedir.
    bu da tamamen hadisi inkar edebilme gayreti içinde yapılmış bir tahrif
    Adem as nebi olduğunda yeryüzünde insan yoktu
    dolayısı ile o insanlara gönderilen ilk nebi değildir
    ayrıca verdiğin ayet şu
    19- Meryem- 56. Kitapta İdris'i de an. Hakikaten o, pek doğru bir insan, bir peygamberdi.
    ve bu ayette idris'in Nuh'un babası olduğundan bahsedilmiyor

    Alıntı
    5- İbrahim aleyhisselamın “üç kere yalan söyledim” diyecek olması da kabul edilemez. Allah Teâlâ şöyle buyurur:“İbrahim tek başına bir topluluk gibiydi. Allah’a boyun eğerdi, hep doğruya yönelirdi; müşriklerden olmamıştı.”
    İbrahim As'ın yalanlarının şunlar olduğu rivayet ediliyor:
    İbrahim aleyhisselam'ın kıssasıyla ilgili bir rivayette şu ziyade var: [Hz. İbrahim, (insanlar, şefaat etmesi için kendine geldikleri zaman, Allah'a şefaat talebinde bulunmasına mani olan üç günahı olarak yıldızlar hakkında sarfettiği "İşte bu Rabbim" (En'am 76) sözünü, atalarının putları hakkında sarfettiği "Belki de bu (putları kırma) işini onların en büyüğü yapmıştır" (Enbiya 63) sözünü ve bir de: "Ben gerçekten hastayım" (Saffat 89) sözünü zikretti."
    belki de bu hadiste bize hakk yolunda dahi olsa yalan söylerseniz
    ahirette pişman olursunuz denmek istenmektedir
    Allahu Alem


    Alıntı
    6- Musaaleyhisselam; “Ben, öldürme emri almadan bir cana kıydım. Nefsim! Nefsim! Nefsim! Başkasına gidin” diyemez; çünkü Allah Teâlâ onu affetmiştir. İlgili âyet şöyledir:“(Adamı öldürdükten sonra Musa) dedi ki; Rabbim, kendimi kötü duruma soktum, beni bağışla. Allah da onu bağışladı. O, çok bağışlar, ikramı boldur.”(Kasas 28/16)
    bunun açıklmasını 1. maddede yaptım


    Alıntı
    7- Mahşerdeki bütün insanlar şefaat beklerken Peygamberimizin “Ümmetim! Ümmetim! Ümmetim!” diye şefaat talep etmesi hadisin üst tarafına ters düşmektedir.
    bu da bayındırın kıt akıllığının bir sonucu
    bir kere bütün insanlar şefaat beklemiyor
    dikkat edersen hiçbir nebi kimseden şefaat beklemiyor
    Resulullah da kimseden şefaat beklemediği gibi kendisine verilmiş bir hakkı kullanıyor
    şefaat hakkını
    bu hak diğer nebilere de verildiğinde onlar da şefaat etmeye başlayacaklar
    Allahu Alem


    Alıntı
    8- “Ey Muhammed! Ümmetinden, üzerinde hesap olmayanları Cennet kapılarından sağdaki kapıdan içeri al! Esasen onlar diğer kapılarda da insanlara ortaktırlar!” sözü kabul edilemez. Çünkü bunlar zaten, cehennemden uzak tutulacak ve doğruca cennete gidecek olan kişilerdir. Halbuki Peygamberimiz, “Şefaatim, ümmetimden büyük günah işleyenleredir” buyurmuştur.
    Allah, Resulüne karşı bu kadar kibirli olanları bildiği gibi yapsın. Amin
    hadisin bu kısmını "ateşe girmiş de cezasını çekmiş dolayısı ile üzerlerinde hesab kalmamış olanları
    cennete girdir" şeklinde anlamak mümkünken
    kibri Bayındır'ı bundan alıkoymuş


  13. 19.Nisan.2012, 00:28
    43
    Kuranıanla
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Nisan.2012
    Üye No: 95665
    Mesaj Sayısı: 448
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Bu hadis sahih mi?

    Kardeşim eğer itirazın varsa sitelerinide biliyosan burada kibirli vs. gibi laflar etceğine sitede söyle sana gereken cevabı vereceklerdir veremezlersede sen haklıysan gelir burda bize aktarırsın belkide sen yanılıyosundur hatanı anlarsın Peygamberin sahabeyle yaptığı bu istişarelerle islam güneşi parladı ama sen gibi davranan olsaydı pek gelişemezdi diye düşünüyorum


  14. 19.Nisan.2012, 00:28
    43
    Kuranıanla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Kardeşim eğer itirazın varsa sitelerinide biliyosan burada kibirli vs. gibi laflar etceğine sitede söyle sana gereken cevabı vereceklerdir veremezlersede sen haklıysan gelir burda bize aktarırsın belkide sen yanılıyosundur hatanı anlarsın Peygamberin sahabeyle yaptığı bu istişarelerle islam güneşi parladı ama sen gibi davranan olsaydı pek gelişemezdi diye düşünüyorum


  15. 19.Nisan.2012, 00:34
    44
    Kuranıanla
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Nisan.2012
    Üye No: 95665
    Mesaj Sayısı: 448
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Bu hadis sahih mi?

    Bu arada benim kılavuzum Allahtır ben Kurandan ne anlıyorsam benim gibi düşünenlerden örnek veriyorum Sufilerler karıştırma beni


  16. 19.Nisan.2012, 00:34
    44
    Kuranıanla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Bu arada benim kılavuzum Allahtır ben Kurandan ne anlıyorsam benim gibi düşünenlerden örnek veriyorum Sufilerler karıştırma beni


  17. 19.Nisan.2012, 00:40
    45
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Bu hadis sahih mi?

    eğer gerçekten laf dinleyeceklerini düşünüyorsan
    bunları onların sitelerine sen yaz bakalım

    ben onlar gibilerle yüzyüze çok konuştum
    sıkışınca sadece alay ederler
    hatta bazıları mekanlarından kovarlar

    neyse bilenler bilir
    bu forumda yıllardır Bayındır ve benzerlerini haklı oldukları konularda sufilere karşı hep savundum
    gene savunurum
    ama iş hadisle alay etmeye
    Resulullah ve Buhari vb.lerine karşı kibirlenmeye gelince
    en ağır ifadeleri kullanmaktan da çekinmem

    sen onları boş ver
    kendini düzeltmeye bak


  18. 19.Nisan.2012, 00:40
    45
    âb ü kil
    eğer gerçekten laf dinleyeceklerini düşünüyorsan
    bunları onların sitelerine sen yaz bakalım

    ben onlar gibilerle yüzyüze çok konuştum
    sıkışınca sadece alay ederler
    hatta bazıları mekanlarından kovarlar

    neyse bilenler bilir
    bu forumda yıllardır Bayındır ve benzerlerini haklı oldukları konularda sufilere karşı hep savundum
    gene savunurum
    ama iş hadisle alay etmeye
    Resulullah ve Buhari vb.lerine karşı kibirlenmeye gelince
    en ağır ifadeleri kullanmaktan da çekinmem

    sen onları boş ver
    kendini düzeltmeye bak


  19. 19.Nisan.2012, 00:43
    46
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Bu hadis sahih mi?

    Alıntı
    binlerce alim bu hadiste çelişki bulamadı da Bayındır ve hempaları mı buldu?
    Bu lafın yeter bence. Yazına kompile katılıyorum. bunu benim dediğime şaşıracaksın ama cevaplar mükemmel


  20. 19.Nisan.2012, 00:43
    46
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    binlerce alim bu hadiste çelişki bulamadı da Bayındır ve hempaları mı buldu?
    Bu lafın yeter bence. Yazına kompile katılıyorum. bunu benim dediğime şaşıracaksın ama cevaplar mükemmel


  21. 19.Nisan.2012, 00:51
    47
    Kuranıanla
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Nisan.2012
    Üye No: 95665
    Mesaj Sayısı: 448
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Bu hadis sahih mi?

    @mir son nefesime kadar kendimi yenilemek zorundayım ne oldum değil ne olacağım demeli, sanada tavsiye ederim sana kimseyi savunacak değilim hadislerle alay ediyorlarsa getir delilini sürekli aynı şeyi söyleme


  22. 19.Nisan.2012, 00:51
    47
    Kuranıanla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    @mir son nefesime kadar kendimi yenilemek zorundayım ne oldum değil ne olacağım demeli, sanada tavsiye ederim sana kimseyi savunacak değilim hadislerle alay ediyorlarsa getir delilini sürekli aynı şeyi söyleme


  23. 19.Nisan.2012, 00:54
    48
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Bu hadis sahih mi?

    dedim ya
    sen onları bırak
    kendine bak
    hadisle ilgili yaptığım açıklamalarda yanlış olan bir yer varsa
    yaz yarın bakayım İnşaallah
    yanlışım yoksa bu hadisi inkar etmeyi bırak

    sen yazdıkça diğer hadislerle de nasıl alay ettikleri belli olacak zaten


  24. 19.Nisan.2012, 00:54
    48
    âb ü kil
    dedim ya
    sen onları bırak
    kendine bak
    hadisle ilgili yaptığım açıklamalarda yanlış olan bir yer varsa
    yaz yarın bakayım İnşaallah
    yanlışım yoksa bu hadisi inkar etmeyi bırak

    sen yazdıkça diğer hadislerle de nasıl alay ettikleri belli olacak zaten





+ Yorum Gönder
Git İlk 3457 Son