Konusunu Oylayın.: Nakşibendi Tarikatı İle İlgili Bir Kaç Sorum Olacak ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam: 14 kişi oyladı.

Nakşibendi Tarikatı İle İlgili Bir Kaç Sorum Olacak ?
  1. 08.Ağustos.2012, 07:00
    73
    mümini78
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Ağustos.2012
    Üye No: 97289
    Mesaj Sayısı: 210
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: Nakşibendi Tarikatı İle İlgili Bir Kaç Sorum Olacak ?

    reklam


    Cevap: Nakşibendi Tarikatı İle İlgili Bir Kaç Sorum Olacak ? yedinci sayfa yazısı mumsema.com Cevap: Nakşibendi Tarikatı İle İlgili Bir Kaç Sorum Olacak ?
    O halde herkez kendi forumunu açsın kişilere istediği tarza yazı yazdırsın. Şayet Allah kendisine şirk koşanların ve kendisine hakaret edenlerin canını hemencik alsaydı dünyada insan sayısı çok çok azalır ve ayrıca herkez iman etmeye başlardı. Kötü söz sahibine yakışır bu sepeble kişiler cezalandırılmamalı. En azından şunu yapsalar karışmak gibi olmasında açılan konu başlıklarının bazıları silinemez mi? Ayrıca çok sayıda gereksiz soru başlıkları var. Forumun arayüzünün ( kullanım alanının ) daha elverişli olması için bu gerekli.


  2. 08.Ağustos.2012, 07:00
    73
    mümini78 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    reklam


    O halde herkez kendi forumunu açsın kişilere istediği tarza yazı yazdırsın. Şayet Allah kendisine şirk koşanların ve kendisine hakaret edenlerin canını hemencik alsaydı dünyada insan sayısı çok çok azalır ve ayrıca herkez iman etmeye başlardı. Kötü söz sahibine yakışır bu sepeble kişiler cezalandırılmamalı. En azından şunu yapsalar karışmak gibi olmasında açılan konu başlıklarının bazıları silinemez mi? Ayrıca çok sayıda gereksiz soru başlıkları var. Forumun arayüzünün ( kullanım alanının ) daha elverişli olması için bu gerekli.


  3. 08.Ağustos.2012, 07:56
    74
    karadamlalar
    Kesintili Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Temmuz.2012
    Üye No: 96809
    Mesaj Sayısı: 1,627
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 17

    Cevap: Nakşibendi Tarikatı İle İlgili Bir Kaç Sorum Olacak ?

    reklam


    ban cezaları gereksiz geliyor bana da dediğim gibi,hakaret içeren mesajlar düzenlenip kişiler pm yoluyla uyarılsa falan daha güzel olabilir.fakat forum yöneticisi olan bizler değiliz


  4. 08.Ağustos.2012, 07:56
    74
    karadamlalar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kesintili Üye
    reklam


    ban cezaları gereksiz geliyor bana da dediğim gibi,hakaret içeren mesajlar düzenlenip kişiler pm yoluyla uyarılsa falan daha güzel olabilir.fakat forum yöneticisi olan bizler değiliz


  5. 08.Ağustos.2012, 16:26
    75
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,370
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 42
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Nakşibendi Tarikatı İle İlgili Bir Kaç Sorum Olacak ?

    cevab yazmak yerine sağa sola saldıranların süresiz banlanması taraftarıyım
    ama ne yazık ki geçici ban yiyorlar


  6. 08.Ağustos.2012, 16:26
    75
    âb ü kil
    cevab yazmak yerine sağa sola saldıranların süresiz banlanması taraftarıyım
    ama ne yazık ki geçici ban yiyorlar


  7. 13.Ağustos.2012, 14:19
    76
    ömerhattab
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Mayıs.2008
    Üye No: 20975
    Mesaj Sayısı: 1,869
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 19

    Cevap: Nakşibendi Tarikatı İle İlgili Bir Kaç Sorum Olacak ?

    İmam Malik rahmetullahi aleyhi şöyle buyurmuştur: “Kim ilim okur da tasavvuf ehli olmazsa fasık, kim de tasavvuf ehli olup da ilim okumazsa zındık olur. Kim ikisinin arasında, yani hem âlim hem de mutasavvıf olursa hakikat sahibi olur.” Keşfu'l-Hafa; 1/341.


  8. 13.Ağustos.2012, 14:19
    76
    Devamlı Üye
    İmam Malik rahmetullahi aleyhi şöyle buyurmuştur: “Kim ilim okur da tasavvuf ehli olmazsa fasık, kim de tasavvuf ehli olup da ilim okumazsa zındık olur. Kim ikisinin arasında, yani hem âlim hem de mutasavvıf olursa hakikat sahibi olur.” Keşfu'l-Hafa; 1/341.


  9. 11.Haziran.2014, 13:57
    77
    Misafir

    Cevap: Nakşibendi Tarikatı İle İlgili Bir Kaç Sorum Olacak ?

    ben de gittim hatta bu tarikata mensubum çok da faydasını gördüm.böyle düşünen inssanlar bence büyük bir nurdan eksik kalıyorlar .bir allah dostuna bağlı olmak kötü bi şey değildir.elhamdülillah biz de bu yoldan gidiyoruz


  10. 11.Haziran.2014, 13:57
    77
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    ben de gittim hatta bu tarikata mensubum çok da faydasını gördüm.böyle düşünen inssanlar bence büyük bir nurdan eksik kalıyorlar .bir allah dostuna bağlı olmak kötü bi şey değildir.elhamdülillah biz de bu yoldan gidiyoruz


  11. 11.Haziran.2014, 14:00
    78
    Misafir

    Cevap: Nakşibendi Tarikatı İle İlgili Bir Kaç Sorum Olacak ?

    tarikatın dinde yeri vardır ve ali -imran syresini oku rabıtayı görürsün


  12. 11.Haziran.2014, 14:00
    78
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    tarikatın dinde yeri vardır ve ali -imran syresini oku rabıtayı görürsün


  13. 13.Haziran.2014, 19:34
    79
    Misafir

    Cevap: Nakşibendi Tarikatı İle İlgili Bir Kaç Sorum Olacak ?

    Ya Kardeşim bırak münkirliği... gittin gördün mü mübareği? Nasıl yaşadığını ne anlattığını amacı gayesi nedir? Allah cc için önce git gör ve ondan sonra yapcaksan münkirlik yap..
    Senin dediğin gibi olsaydı eğer ben sofi olmadan önce günahkardım Anneme babama karşı asi'dim .. Namaz kılmazdm, oruçtan haberim yoktu vs. Ama bu kapıya bir girdim (elhamdulillah) tövbe ettiğim günün ertesi günü herşey değişti abdestli namazlı bir müslüman oldum.. Hayata bakışım değişti hem dünya hem ahiretim için çalışmaya başladım. daha öncesinde bir çok namaza başlama denemem oldu çok pişman olduğum günler oldu ama 4-5 gün kılıyordum sonrası yok tekrar günaha devam... Şu an sofi olalı 1,5 sene oldu ve Elhamdulillah namazlarımı kılıyorum o günden bu yana (kaza namazlarım dahil).. Hiçte zor gelmiyor. O tövbe etmeden önceki Mehmet'ten artık hiç bi eser yok.. Ve arkadaşlarım bana MUHAMMED demeye başladı Elhamdulillah Mehmetten MUHAMMED oldum
    Yani kardeşim git gör menzile Abdulbaki Hz.lerini (ks) ondan sonra inanmıyorsan inanma ama böyle dil uzatıpta MÜNKİRlik yapma Allah cc hakkı için...
    Hem şunuda hatırlatmak isterim. Birisinden dua istemek ne zaman şirk oldu.. Bir Hadisi Şerif bak sana : Birbirinize dua edin! Çünkü ne sen onun, ne de o senin dilinle günah işlememiştir..
    Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)

    Bu Hadisi Şerife bakacak olursak, Biribirinden dua istemek Şirk değil!!

    Ve Adıyaman-Kahta- Menzil köyündeki Abdulbaki Hz.leri adım adım Sünnet-i Seniyye ye uymaktadır.
    Bir müslüman örneğin sigara içse karışındaki kişiye ne kadar içme desede tesir etmez, çünkü kendisi içiyordur o sigarayı; bunun gibi bir müslüman önce yaşayacak sonra sözleri tesir edecektir. Bu yüzden Gavs Hz.leri yaşamasıyla Sünnete uymasıyla ve ilmiyle sofilerine tesir etmektedir. Ve kardeşim oraya gittiğinde de göreceksin ki oradaki yaşantı aynı Asrı Saadet dönemi gibi sahabeler gibilerdir sofiler onların ayağının tozu olamayız hiç birimiz ama burdaki bahsettiğim yaşantı ezan okunur kimse dışarıda değildir. herkes işini gücünü bırakmış namaza girmiştir. Kimse kimseyi kırmaz kardeş gözüyle bakar, herkes birbirine hizmet eder ya kardeşim Allah için bunun neresi yanlış Gavs Hz.lerini örnek edinmek yanlış mı?
    Yani siz Allahu Teala’nın dostunun olamayacağı, Allah’ın bütün müminlerin dostu olduğunu, bir kimsenin “Allah dostu, evliyaullah, veliyullah” gibi vasıflarla anılamayacağını iddia ediyorsunuz?
    Öncelikle şu hususun altını çizmek istiyorum.. Eğer iman edenler arasında inanç ve maneviyat bakımından fark bulunmayacak olsaydı onlar sahabeler olur, hepsi Resulüllah’ın huzurunda olduğu için eşit olurlardı. Ancak onlarda bile derece bakımından farklılıklar vardır. Bunun en açık misali Hazreti Ebubekir hakkında varid olan hadis-i şeriftir. Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlardır:
    “Eğer, Ebu Bekr’in imanı, bütün halkın/insanların imanı ile muvazene edilse(karşılaştırılsa), Ebu Bekr’in imanı daha ağır gelecektir.”(Tuhfetu’l-Ahvezî, 7/298-Şamile), Kenzu’l-Ummal ( h. No: 35614) Sahavî, bu hadisin sahih olduğuna işaret etmiştir..Dolayısıyla insanların Allahu Teala’ya olan yakınlıkları arasında farklar vardır. İşte bu konudaki bazı delillerim..



    BİRİNCİSİ DOSTLUK İKİYE AYRILIR
    Allah’u Teala’nın kulları ile olan dostluğu ikiye ayrılır. 1- Hususi dostluk 2- Umumi Dostluk

    1- UMUMİ DOSTLUK
    Bu dostluk bütün iman edenleri kapsamaktadır. Kur’an-ı kerimde bir çok ayeti kerimede bu dostluktan bahsedilmektedir.. Onlardan bazıları şöyledir:
    “…Allah iman edenlerin dostudur….” (Bakara 257)
    “Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren mü’minlerdir.” (Maide 55)
    Bunlar ve benzeri ayetlerde müminlerin Allahu Teala’nın dostu olduğu vurgulanır. Evet, bütün müminler Allahu Teala’nın dostudur ancak her mü’minin dostlukta derecei ve sevgi seviyesi bir değildir. Ancak bu, bütün herkesin aynı derecede olduğu anlamına gelmez.

    2- HUSUSİ DOSTLUK
    Mesela peygamberlerden Hazreti İbrahim Aleyhisselam Halilullah makamına layık görülmüştür.
    “… Allah İbrahim’i (Halil) dost edindi.” (Nisa 125)
    Halil kelimesi “veli” kelimesine nazaran daha büyük ve derin manalar içermektedir. İbrahim Aleyhissam’a has bir makamdır. Dolayısıyla Peygamberler arasında bile sevgi ve teslimiyet bakımından Allahu Teala’ya yakınlık farkı vardır.
    Müminlerin farkına gelince mesela Enfal Ssuresindeki şu ayet bu konuda delildir:
    “Mü’minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Onun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.”(Enfal 2)
    Ayeti kerimde Allahu Teala’nın anıldığı zaman kalpleri ürperen, titreyen mü’minlerden bahsedilmektedir. Sizinde kendinizden kıyas yapacağınız üzere bu herkeste bulunmayan bir makamdır ancak ayeti kerimeye göre bu dereceyi elde edenlerin olduğu bir makamdır.
    Demek ki Allahu Teala’nın ayetleri veya adı anıldığı zaman kalpleri ürperen, titreyen, inanç kuvveti bakımından derecesi artan müminler vardır. Ve bu mü’minler derece olarak çok üstündürler… Buradan anlaşılıyor ki her mü’min inanç kuvveti ve maneviyat bakımından bir değildir.
    Peki, mü’minler arasında Allahu Teala’ya yakınlık bakımından fark var mıdır?
    İKİNCİSİ SADIKLARDAN AYRILMAYIN
    Allah’ın hususi dostlarına delil teşkil eden başka bir ayeti kerime şudur:
    “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve sadıklarla beraber olun.” (Tevbe 119)
    Allahu Teala, iman eden kullarına “sadıklarla” beraber olmalarını emrediyor. Yani hepiniz sadıklarsınız demiyor, sadıklardan ayrılmayın buyuruyor. O halde her iman eden kişi sadıklardan değildir ve “sadık” olmak Allahu Teala katında, Müslümanlara kendisiyle beraber olunmasını emredeceği kadar önemli bir makamdır. Peki, Allahu Teala’nın onlarla beraber olmamızı istediği “sadıklar” kimlerdir.
    Sadık: Dost, dost olan, tasdik edici, doğruyu söyleyen manalarına da gelse de Arapçada daha çok “dost” manasında kullanılmaktadır.
    Sadık, Allahu Teala’nın emirlerine sarılmakta ve nehiylerinden kaçınmakta samimi, halis bir niyet taşımak ve dosdoğru olmak, Allah’a ve Resulüne kayıtsız, şartsız itaat etmek ile Allah’a ve Resulüne dost olan demektir.
    Hazreti Ebubekir Radıyallahu anh da bu vasıfların kendisinde fazlaca toplanması nedeniyle Peygamberimiz tarafından “Sıddık” künyesi ile künyelenmiştir. Sıddık kelimesi de “sadık” kelimesinin ziyadesiyle ifade edilmiş halidir.…
    Demek ki “Sadık” makamına ulaşan insanlar, “Sıddık” olan Hazreti Ebubekir’in makamından bir pay sahibidir. Ve bir bağlantı vardır. Bu bağlantı da imanın derecesinden kaynaklanmaktadır.
    İşte bu kimseler Allah dostlarıdır… Allahu Teala’ya olan yakınlıkları sebebiyle “sadık” kimseler olarak nitelendirilmişlerdir.
    “Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle ve Salihlerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır.” (Nisa 69)
    Yine görüldüğü üzere bu ayeti kerimede “sıddıklar” Peygamberlerden sonra ve en büyük mertebeyi kazanan “şehitlerden” önce zikredilmiştir.

    ÜÇÜNCÜSÜ ONLAR HAKKIYLA KORKAR ve SAKINIRLAR
    Allahu Teala Bakara 257’de “Allah iman eden dostudur” ifadesiyle umumi dostluğunu açıkladıktan sonra hususi dostlarını beyan etmek üzere Yunus Suresinde buyuruyor ki:
    “Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. Onlar iman etmiş ve Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlardır. Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjde vardır. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. İşte bu büyük başarıdır.” (Yunus 62, 63, 64)
    Görüldüğü üzere bu ayetlerde de Allah’ın dostlarından bahsediliyor ancak “iman” ile birlikte “takva” ifadesi de kullanılıyor. Ve onlara korku olmayacağının, üzülmeyeceklerinin ilahi bir garantisi veriliyor.
    Dolayısıyla bütün bu ayetlerden anlaşılıyor ki, Allahu Teala kendisine iman eden kulları umumi olarak bir dostluk vermiş ise de kendisinden hakkıyla sakınan, amel ve ibadette, zikir ve tefekkürde O’nun rızasını ve sevgisini kazananlara da hususi dostluk vermiştir.
    Tefsir-i Kebir’de bu konu şöyle açıklanmaktadır:
    “Veli”nin kim olduğu meselesini, hem Kur’ân, hem hadis, hem eser, hem de akıl gösterir. Bunun Kur’ân’dan delili,Hak Teâlâ’nın bu ayetteki
    “Onlar iman edip, takvaya ermiş olanlardır” beyanıdır. ‘İman etmek” kelimesi nazarî kuvvetin {tefekkür kuvvetinin) mükemmelliğine, “takvaya ermek” tabiri de amelî kuvvetin mükemmelliğine işarettir. Burada bir başka husus da, imanın, itikad ve amelin toplamına hamledilmesidir. Sonra biz “velî”yi, bütün bu hususlarda ittikâ sahibi olarak tavsif ederiz.
    Takva, ilim hududunda olur ve o hududu aşar. Çünkü Allah’ın celâli, beşer aklının ihata edip kavrayamayacağı derecede yücedir. Binâenaleyh sıddîk, Allah Teâlâ’yı, celâl sıfatlarından bir sıfatla tavsif ettiğinde, Allah’ın kemâl ve celâlinin, kendisinin bildiğine münhasır olmasından tenzih eder. Yine o, Allah’a ibadet ettiğinde Allah’ı, böylesi bir hizmet ve ibadete layık olmaktan tenzih eder. (Yani O’nun pek çok mükemmel tarzda yapılacak ibadetlere müstahak olduğunu düşünür.) Böylece o kimsenin devamlı olarak havf ve takva makamında olmuş olduğu sâbıt olur.
    İştikak ilminde, vâv, lâm ve yâ harflerinin terkiblerinin yakınlık manasına delâlet ettiği ortadadır. Dolayısıyla, herşeyin “velî”si, O’na yakın olan demektir. Allah’a mekân ve cihet bakımından yakın olmak imkânsızdır. O halde ona yaklaşmak, ancak insanın kalbi, Hak Teâlâ’yı bilmenin nuruna garkolduğunda olur. Bu kimse, baktığında, Allah’ın kudretinin delillerini görür; dinlediğinde Allah’ın ayetlerini dinler; konuştuğunda, Allah’ı sena eder; hareket ettiğinde, Allah’a kulluk ve hizmet için hareket eder, çalışıp çabaladığında, Allah’a taat için çalışıp çabalar. İşte bu şekilde de, Allah’a son derece yaklaşmış olur. İşte bu şahıs, Allah’ın velîsidir. İnsan böyle olduğunda, Allah da onun dostu ve velîsi olur. Nitekim Hak Teâlâ, “Allah imârı edenlerin velîsi (yardımcısı)dır. Onları karanlıklardan nura çıkarır” (Bakara 257) buyurmuştur. Durumun da böyle olması gerekir. Çünkü yakınlık, ancak iki taraflı olur.

    DÖRDÜNCÜSÜ GÖRÜLDÜKLERİ ZAMAN ALLAH HATIRLANIR
    Peygamber Efendimiz de Allah dostlarını tarif ederken şöyle buyurmuşlar:
    “Evliyaullah o kimselerdir ki, görüldükleri zaman Allah hatırlanır.” (Nesai, es- Sünenü’l Kübrai Tefsir:180, No:11235, 6/362; Taberi, Cami’ul Beyan, No: 17723, 24, 25, 26, 6/575; Hakim-i Tirmizi, Nevadir’ul-usül, sh: 140; Haysemi, Mecma’uz-zevahid,10/78)
    Evliyanın görülmesinde Allah’ı hatırlatan husus giydikleri cübbe ve sarık veya beyaz sakalları değildir. Onların görülmesiyle Allah’ın hatırlanıyor olması ruhani olgunlukları ve üzerlerindeki tecellinin eserindendir. Yoksa cübbe sarık takan milyonlarca kişi vardır. Ancak hepsinde aynı duygu yaşanmamaktadır.

    SON OLARAK ŞUNU AÇIKLAMAK İSTERİM BİR ALLAH DOSTUNA BENDE OLMAK ŞART MIDIR?
    Eğer maksat Allahu Teala hazretlerine manen yakınlaşmak ise bu yolu bilen birine danışmalıyız. Onlar da Allah dostlarıdır. Hakiki bir mürşid verdiği dersler ve manevi terbiyesi ile (müridin çalışmasına bağlı olarak) müridini ruhen yetiştirerek Allah yolunda ilerlemesine ve bu yöndeki cihadına destek olur. Tabi ki bağlanmak meselesi gönül işidir ancak Allah dostlarından ayrılmamak gerekir:
    Cenab-I hak şöyle buyuruyor:
    “Bana yönelenin yoluna uy..” (Lokman Suresi 15)
    Bazı müfessirler bu ayet-i kerime hakkında şunları söylemişlerdi: “Burada geçen ‘Enabe” kelimesinin anlamı “Meyletmek ve bir şeye rücu’ etmek” demektir.
    “Bu iname (Allah’u Teala’ya yönelmek) peygamberlerin ve Salihlerin yoludur.” (İbni Atıyye, el-Muharraru’l veciz, 4/349; Kurtubi, El-Cami’u’li ahkami’l Kur’an, 14/45)
    İsmail Hakkı Bursevi (Kuddise Sirrahu) bu ayet-i celilenin tefsirinde şöyle demiştir:
    Bu ayette, kâfir ve fasıklarla sohbetten sakındırma ve Salihlerle (beraberliğe) teşvik vardır. Çünkü kişilerin bir araya gelmesi, birbirini etkilemeyi gerektirir. Tabiatlar cezp edici, hastalıklar geçici ve sirayet edicidir.
    Bundan dolayı Semure ibn-i Cündeb (Radıyallahu Anh) den rivayet edilen bir hadislerinde, Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    “Müşrikle bir çatı altında oturmayınız ve onlarla bir arada durmayınız. Kim onlarla oturur veya beraber bulunursa, o da onlar gibidir.” Buyurmuştur. (Tirmizi, Siyer:42, No:1605, 4/156)
    Yani: “Müşriklerle bir yerde oturmayınız, aynı mecliste toplanmayınız ki, beraberlikten dolayı onların kötü ahlakı size sirayet etmesin ve çirkin halleri size bulaşmasın.”
    Alusi (Rahimehullah) ise şöyle demiştir:
    “Bu ayetle kamil (manen olgun) insanlara uyup, nakıslardan yüz çevirmeye ve kamil olanları, nakıs (eksik) olanları kemale erdirmesine işaret edilmiştir.

    Allahu Teala her birerlerimizi kendisine hususi dost eylesin. Dost olamıyorsak da dostlarından ayırmasın İNŞALLAH...


  14. 13.Haziran.2014, 19:34
    79
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Ya Kardeşim bırak münkirliği... gittin gördün mü mübareği? Nasıl yaşadığını ne anlattığını amacı gayesi nedir? Allah cc için önce git gör ve ondan sonra yapcaksan münkirlik yap..
    Senin dediğin gibi olsaydı eğer ben sofi olmadan önce günahkardım Anneme babama karşı asi'dim .. Namaz kılmazdm, oruçtan haberim yoktu vs. Ama bu kapıya bir girdim (elhamdulillah) tövbe ettiğim günün ertesi günü herşey değişti abdestli namazlı bir müslüman oldum.. Hayata bakışım değişti hem dünya hem ahiretim için çalışmaya başladım. daha öncesinde bir çok namaza başlama denemem oldu çok pişman olduğum günler oldu ama 4-5 gün kılıyordum sonrası yok tekrar günaha devam... Şu an sofi olalı 1,5 sene oldu ve Elhamdulillah namazlarımı kılıyorum o günden bu yana (kaza namazlarım dahil).. Hiçte zor gelmiyor. O tövbe etmeden önceki Mehmet'ten artık hiç bi eser yok.. Ve arkadaşlarım bana MUHAMMED demeye başladı Elhamdulillah Mehmetten MUHAMMED oldum
    Yani kardeşim git gör menzile Abdulbaki Hz.lerini (ks) ondan sonra inanmıyorsan inanma ama böyle dil uzatıpta MÜNKİRlik yapma Allah cc hakkı için...
    Hem şunuda hatırlatmak isterim. Birisinden dua istemek ne zaman şirk oldu.. Bir Hadisi Şerif bak sana : Birbirinize dua edin! Çünkü ne sen onun, ne de o senin dilinle günah işlememiştir..
    Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)

    Bu Hadisi Şerife bakacak olursak, Biribirinden dua istemek Şirk değil!!

    Ve Adıyaman-Kahta- Menzil köyündeki Abdulbaki Hz.leri adım adım Sünnet-i Seniyye ye uymaktadır.
    Bir müslüman örneğin sigara içse karışındaki kişiye ne kadar içme desede tesir etmez, çünkü kendisi içiyordur o sigarayı; bunun gibi bir müslüman önce yaşayacak sonra sözleri tesir edecektir. Bu yüzden Gavs Hz.leri yaşamasıyla Sünnete uymasıyla ve ilmiyle sofilerine tesir etmektedir. Ve kardeşim oraya gittiğinde de göreceksin ki oradaki yaşantı aynı Asrı Saadet dönemi gibi sahabeler gibilerdir sofiler onların ayağının tozu olamayız hiç birimiz ama burdaki bahsettiğim yaşantı ezan okunur kimse dışarıda değildir. herkes işini gücünü bırakmış namaza girmiştir. Kimse kimseyi kırmaz kardeş gözüyle bakar, herkes birbirine hizmet eder ya kardeşim Allah için bunun neresi yanlış Gavs Hz.lerini örnek edinmek yanlış mı?
    Yani siz Allahu Teala’nın dostunun olamayacağı, Allah’ın bütün müminlerin dostu olduğunu, bir kimsenin “Allah dostu, evliyaullah, veliyullah” gibi vasıflarla anılamayacağını iddia ediyorsunuz?
    Öncelikle şu hususun altını çizmek istiyorum.. Eğer iman edenler arasında inanç ve maneviyat bakımından fark bulunmayacak olsaydı onlar sahabeler olur, hepsi Resulüllah’ın huzurunda olduğu için eşit olurlardı. Ancak onlarda bile derece bakımından farklılıklar vardır. Bunun en açık misali Hazreti Ebubekir hakkında varid olan hadis-i şeriftir. Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlardır:
    “Eğer, Ebu Bekr’in imanı, bütün halkın/insanların imanı ile muvazene edilse(karşılaştırılsa), Ebu Bekr’in imanı daha ağır gelecektir.”(Tuhfetu’l-Ahvezî, 7/298-Şamile), Kenzu’l-Ummal ( h. No: 35614) Sahavî, bu hadisin sahih olduğuna işaret etmiştir..Dolayısıyla insanların Allahu Teala’ya olan yakınlıkları arasında farklar vardır. İşte bu konudaki bazı delillerim..



    BİRİNCİSİ DOSTLUK İKİYE AYRILIR
    Allah’u Teala’nın kulları ile olan dostluğu ikiye ayrılır. 1- Hususi dostluk 2- Umumi Dostluk

    1- UMUMİ DOSTLUK
    Bu dostluk bütün iman edenleri kapsamaktadır. Kur’an-ı kerimde bir çok ayeti kerimede bu dostluktan bahsedilmektedir.. Onlardan bazıları şöyledir:
    “…Allah iman edenlerin dostudur….” (Bakara 257)
    “Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren mü’minlerdir.” (Maide 55)
    Bunlar ve benzeri ayetlerde müminlerin Allahu Teala’nın dostu olduğu vurgulanır. Evet, bütün müminler Allahu Teala’nın dostudur ancak her mü’minin dostlukta derecei ve sevgi seviyesi bir değildir. Ancak bu, bütün herkesin aynı derecede olduğu anlamına gelmez.

    2- HUSUSİ DOSTLUK
    Mesela peygamberlerden Hazreti İbrahim Aleyhisselam Halilullah makamına layık görülmüştür.
    “… Allah İbrahim’i (Halil) dost edindi.” (Nisa 125)
    Halil kelimesi “veli” kelimesine nazaran daha büyük ve derin manalar içermektedir. İbrahim Aleyhissam’a has bir makamdır. Dolayısıyla Peygamberler arasında bile sevgi ve teslimiyet bakımından Allahu Teala’ya yakınlık farkı vardır.
    Müminlerin farkına gelince mesela Enfal Ssuresindeki şu ayet bu konuda delildir:
    “Mü’minler ancak o kimselerdir ki; Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Onun âyetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların imanlarını artırır. Onlar sadece Rablerine tevekkül ederler.”(Enfal 2)
    Ayeti kerimde Allahu Teala’nın anıldığı zaman kalpleri ürperen, titreyen mü’minlerden bahsedilmektedir. Sizinde kendinizden kıyas yapacağınız üzere bu herkeste bulunmayan bir makamdır ancak ayeti kerimeye göre bu dereceyi elde edenlerin olduğu bir makamdır.
    Demek ki Allahu Teala’nın ayetleri veya adı anıldığı zaman kalpleri ürperen, titreyen, inanç kuvveti bakımından derecesi artan müminler vardır. Ve bu mü’minler derece olarak çok üstündürler… Buradan anlaşılıyor ki her mü’min inanç kuvveti ve maneviyat bakımından bir değildir.
    Peki, mü’minler arasında Allahu Teala’ya yakınlık bakımından fark var mıdır?
    İKİNCİSİ SADIKLARDAN AYRILMAYIN
    Allah’ın hususi dostlarına delil teşkil eden başka bir ayeti kerime şudur:
    “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve sadıklarla beraber olun.” (Tevbe 119)
    Allahu Teala, iman eden kullarına “sadıklarla” beraber olmalarını emrediyor. Yani hepiniz sadıklarsınız demiyor, sadıklardan ayrılmayın buyuruyor. O halde her iman eden kişi sadıklardan değildir ve “sadık” olmak Allahu Teala katında, Müslümanlara kendisiyle beraber olunmasını emredeceği kadar önemli bir makamdır. Peki, Allahu Teala’nın onlarla beraber olmamızı istediği “sadıklar” kimlerdir.
    Sadık: Dost, dost olan, tasdik edici, doğruyu söyleyen manalarına da gelse de Arapçada daha çok “dost” manasında kullanılmaktadır.
    Sadık, Allahu Teala’nın emirlerine sarılmakta ve nehiylerinden kaçınmakta samimi, halis bir niyet taşımak ve dosdoğru olmak, Allah’a ve Resulüne kayıtsız, şartsız itaat etmek ile Allah’a ve Resulüne dost olan demektir.
    Hazreti Ebubekir Radıyallahu anh da bu vasıfların kendisinde fazlaca toplanması nedeniyle Peygamberimiz tarafından “Sıddık” künyesi ile künyelenmiştir. Sıddık kelimesi de “sadık” kelimesinin ziyadesiyle ifade edilmiş halidir.…
    Demek ki “Sadık” makamına ulaşan insanlar, “Sıddık” olan Hazreti Ebubekir’in makamından bir pay sahibidir. Ve bir bağlantı vardır. Bu bağlantı da imanın derecesinden kaynaklanmaktadır.
    İşte bu kimseler Allah dostlarıdır… Allahu Teala’ya olan yakınlıkları sebebiyle “sadık” kimseler olarak nitelendirilmişlerdir.
    “Kim Allah’a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehidlerle ve Salihlerle birliktedirler. Bunlar ne güzel arkadaştır.” (Nisa 69)
    Yine görüldüğü üzere bu ayeti kerimede “sıddıklar” Peygamberlerden sonra ve en büyük mertebeyi kazanan “şehitlerden” önce zikredilmiştir.

    ÜÇÜNCÜSÜ ONLAR HAKKIYLA KORKAR ve SAKINIRLAR
    Allahu Teala Bakara 257’de “Allah iman eden dostudur” ifadesiyle umumi dostluğunu açıkladıktan sonra hususi dostlarını beyan etmek üzere Yunus Suresinde buyuruyor ki:
    “Bilesiniz ki, Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de. Onlar iman etmiş ve Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlardır. Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjde vardır. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. İşte bu büyük başarıdır.” (Yunus 62, 63, 64)
    Görüldüğü üzere bu ayetlerde de Allah’ın dostlarından bahsediliyor ancak “iman” ile birlikte “takva” ifadesi de kullanılıyor. Ve onlara korku olmayacağının, üzülmeyeceklerinin ilahi bir garantisi veriliyor.
    Dolayısıyla bütün bu ayetlerden anlaşılıyor ki, Allahu Teala kendisine iman eden kulları umumi olarak bir dostluk vermiş ise de kendisinden hakkıyla sakınan, amel ve ibadette, zikir ve tefekkürde O’nun rızasını ve sevgisini kazananlara da hususi dostluk vermiştir.
    Tefsir-i Kebir’de bu konu şöyle açıklanmaktadır:
    “Veli”nin kim olduğu meselesini, hem Kur’ân, hem hadis, hem eser, hem de akıl gösterir. Bunun Kur’ân’dan delili,Hak Teâlâ’nın bu ayetteki
    “Onlar iman edip, takvaya ermiş olanlardır” beyanıdır. ‘İman etmek” kelimesi nazarî kuvvetin {tefekkür kuvvetinin) mükemmelliğine, “takvaya ermek” tabiri de amelî kuvvetin mükemmelliğine işarettir. Burada bir başka husus da, imanın, itikad ve amelin toplamına hamledilmesidir. Sonra biz “velî”yi, bütün bu hususlarda ittikâ sahibi olarak tavsif ederiz.
    Takva, ilim hududunda olur ve o hududu aşar. Çünkü Allah’ın celâli, beşer aklının ihata edip kavrayamayacağı derecede yücedir. Binâenaleyh sıddîk, Allah Teâlâ’yı, celâl sıfatlarından bir sıfatla tavsif ettiğinde, Allah’ın kemâl ve celâlinin, kendisinin bildiğine münhasır olmasından tenzih eder. Yine o, Allah’a ibadet ettiğinde Allah’ı, böylesi bir hizmet ve ibadete layık olmaktan tenzih eder. (Yani O’nun pek çok mükemmel tarzda yapılacak ibadetlere müstahak olduğunu düşünür.) Böylece o kimsenin devamlı olarak havf ve takva makamında olmuş olduğu sâbıt olur.
    İştikak ilminde, vâv, lâm ve yâ harflerinin terkiblerinin yakınlık manasına delâlet ettiği ortadadır. Dolayısıyla, herşeyin “velî”si, O’na yakın olan demektir. Allah’a mekân ve cihet bakımından yakın olmak imkânsızdır. O halde ona yaklaşmak, ancak insanın kalbi, Hak Teâlâ’yı bilmenin nuruna garkolduğunda olur. Bu kimse, baktığında, Allah’ın kudretinin delillerini görür; dinlediğinde Allah’ın ayetlerini dinler; konuştuğunda, Allah’ı sena eder; hareket ettiğinde, Allah’a kulluk ve hizmet için hareket eder, çalışıp çabaladığında, Allah’a taat için çalışıp çabalar. İşte bu şekilde de, Allah’a son derece yaklaşmış olur. İşte bu şahıs, Allah’ın velîsidir. İnsan böyle olduğunda, Allah da onun dostu ve velîsi olur. Nitekim Hak Teâlâ, “Allah imârı edenlerin velîsi (yardımcısı)dır. Onları karanlıklardan nura çıkarır” (Bakara 257) buyurmuştur. Durumun da böyle olması gerekir. Çünkü yakınlık, ancak iki taraflı olur.

    DÖRDÜNCÜSÜ GÖRÜLDÜKLERİ ZAMAN ALLAH HATIRLANIR
    Peygamber Efendimiz de Allah dostlarını tarif ederken şöyle buyurmuşlar:
    “Evliyaullah o kimselerdir ki, görüldükleri zaman Allah hatırlanır.” (Nesai, es- Sünenü’l Kübrai Tefsir:180, No:11235, 6/362; Taberi, Cami’ul Beyan, No: 17723, 24, 25, 26, 6/575; Hakim-i Tirmizi, Nevadir’ul-usül, sh: 140; Haysemi, Mecma’uz-zevahid,10/78)
    Evliyanın görülmesinde Allah’ı hatırlatan husus giydikleri cübbe ve sarık veya beyaz sakalları değildir. Onların görülmesiyle Allah’ın hatırlanıyor olması ruhani olgunlukları ve üzerlerindeki tecellinin eserindendir. Yoksa cübbe sarık takan milyonlarca kişi vardır. Ancak hepsinde aynı duygu yaşanmamaktadır.

    SON OLARAK ŞUNU AÇIKLAMAK İSTERİM BİR ALLAH DOSTUNA BENDE OLMAK ŞART MIDIR?
    Eğer maksat Allahu Teala hazretlerine manen yakınlaşmak ise bu yolu bilen birine danışmalıyız. Onlar da Allah dostlarıdır. Hakiki bir mürşid verdiği dersler ve manevi terbiyesi ile (müridin çalışmasına bağlı olarak) müridini ruhen yetiştirerek Allah yolunda ilerlemesine ve bu yöndeki cihadına destek olur. Tabi ki bağlanmak meselesi gönül işidir ancak Allah dostlarından ayrılmamak gerekir:
    Cenab-I hak şöyle buyuruyor:
    “Bana yönelenin yoluna uy..” (Lokman Suresi 15)
    Bazı müfessirler bu ayet-i kerime hakkında şunları söylemişlerdi: “Burada geçen ‘Enabe” kelimesinin anlamı “Meyletmek ve bir şeye rücu’ etmek” demektir.
    “Bu iname (Allah’u Teala’ya yönelmek) peygamberlerin ve Salihlerin yoludur.” (İbni Atıyye, el-Muharraru’l veciz, 4/349; Kurtubi, El-Cami’u’li ahkami’l Kur’an, 14/45)
    İsmail Hakkı Bursevi (Kuddise Sirrahu) bu ayet-i celilenin tefsirinde şöyle demiştir:
    Bu ayette, kâfir ve fasıklarla sohbetten sakındırma ve Salihlerle (beraberliğe) teşvik vardır. Çünkü kişilerin bir araya gelmesi, birbirini etkilemeyi gerektirir. Tabiatlar cezp edici, hastalıklar geçici ve sirayet edicidir.
    Bundan dolayı Semure ibn-i Cündeb (Radıyallahu Anh) den rivayet edilen bir hadislerinde, Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    “Müşrikle bir çatı altında oturmayınız ve onlarla bir arada durmayınız. Kim onlarla oturur veya beraber bulunursa, o da onlar gibidir.” Buyurmuştur. (Tirmizi, Siyer:42, No:1605, 4/156)
    Yani: “Müşriklerle bir yerde oturmayınız, aynı mecliste toplanmayınız ki, beraberlikten dolayı onların kötü ahlakı size sirayet etmesin ve çirkin halleri size bulaşmasın.”
    Alusi (Rahimehullah) ise şöyle demiştir:
    “Bu ayetle kamil (manen olgun) insanlara uyup, nakıslardan yüz çevirmeye ve kamil olanları, nakıs (eksik) olanları kemale erdirmesine işaret edilmiştir.

    Allahu Teala her birerlerimizi kendisine hususi dost eylesin. Dost olamıyorsak da dostlarından ayırmasın İNŞALLAH...


  15. 14.Haziran.2014, 18:29
    80
    Misafir

    Cevap: Nakşibendi Tarikatı İle İlgili Bir Kaç Sorum Olacak ?

    SOFİLERE SÖYLEYİN Kİ, BUGÜN ELİMDEN, KUŞAĞIMDAN TUTANI AHİRETTE BIRAKMAYACAĞIM. SÖZÜM SÖZDÜR. AMA İŞİNİZİ YAPIN ADAM OLUN. VİRDİNİZİ ÇEKİN. NAMAZINIZI KILIN. HATMENİZİ YAPIN. RABITAYI BAĞLAYIN Kİ BİZ SİZİ BİLELİM TANIYALIM İNŞAALLAH

    (GAVS-I SANİ SEYYİD ABDÜLBAKİ K.S)bugün onun elinden tutarsak yarın oda bizim elimizden tutar.


  16. 14.Haziran.2014, 18:29
    80
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    SOFİLERE SÖYLEYİN Kİ, BUGÜN ELİMDEN, KUŞAĞIMDAN TUTANI AHİRETTE BIRAKMAYACAĞIM. SÖZÜM SÖZDÜR. AMA İŞİNİZİ YAPIN ADAM OLUN. VİRDİNİZİ ÇEKİN. NAMAZINIZI KILIN. HATMENİZİ YAPIN. RABITAYI BAĞLAYIN Kİ BİZ SİZİ BİLELİM TANIYALIM İNŞAALLAH

    (GAVS-I SANİ SEYYİD ABDÜLBAKİ K.S)bugün onun elinden tutarsak yarın oda bizim elimizden tutar.


  17. 19.Haziran.2014, 15:17
    81
    Misafir

    Cevap: Nakşibendi Tarikatı İle İlgili Bir Kaç Sorum Olacak ?

    yukarıda uzunca naksıbendilik ile ilgili alıntı yapan arkadas ımam rabbanı hz mektubat kıtabını okumamış olmalı kı bu kadar atıp tutuyor. ımamı rabbanı hz mektubatında naksıbendılıkten bahseder ve naksıbedılıgın kıyamete kalacak tek tarıkat oldugunu soyler. ayrıca bahaeddın naksıbend hz hakkında da anlatımları vardır. ben onbes seneden beri menzile gidiyorum. sunnete aykırı bı hareket gormedım. ve o yuzden bu kapıdan ayrılmıyorum. nıyetı olanların gıtmesını ve bır kez olsun o havayı solumasını tavsıye ederım.


  18. 19.Haziran.2014, 15:17
    81
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    yukarıda uzunca naksıbendilik ile ilgili alıntı yapan arkadas ımam rabbanı hz mektubat kıtabını okumamış olmalı kı bu kadar atıp tutuyor. ımamı rabbanı hz mektubatında naksıbendılıkten bahseder ve naksıbedılıgın kıyamete kalacak tek tarıkat oldugunu soyler. ayrıca bahaeddın naksıbend hz hakkında da anlatımları vardır. ben onbes seneden beri menzile gidiyorum. sunnete aykırı bı hareket gormedım. ve o yuzden bu kapıdan ayrılmıyorum. nıyetı olanların gıtmesını ve bır kez olsun o havayı solumasını tavsıye ederım.


  19. 22.Haziran.2014, 18:57
    82
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,186
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Nakşibendi Tarikatı İle İlgili Bir Kaç Sorum Olacak ?

    Alıntı
    mehmet naim ağım alıntı akrabalarım daha yeni menzilden geldiler. gidip tövbe alıyorlar.o allah dostları araya girip sizin daha çabuk bağışlanmanızı sağlıyorlar.neden şirk olsun ki.
    kimin ALLAH dostudur bilemesin acaba akrabaların o ALLAH dotlarından tövbe alıp bağışlanmaları cennetimi garatiliyorlar ne oluyor....putttlaştttırmaktttan başka bişey değilllllllllllll


    Alıntı
    tarikatın dinde yeri vardır ve ali -imran syresini oku rabıtayı görürsün
    ne kuranda ne hadislerde rabıta diye bişey yoktur


  20. 22.Haziran.2014, 18:57
    82
    Devamlı Üye
    Alıntı
    mehmet naim ağım alıntı akrabalarım daha yeni menzilden geldiler. gidip tövbe alıyorlar.o allah dostları araya girip sizin daha çabuk bağışlanmanızı sağlıyorlar.neden şirk olsun ki.
    kimin ALLAH dostudur bilemesin acaba akrabaların o ALLAH dotlarından tövbe alıp bağışlanmaları cennetimi garatiliyorlar ne oluyor....putttlaştttırmaktttan başka bişey değilllllllllllll


    Alıntı
    tarikatın dinde yeri vardır ve ali -imran syresini oku rabıtayı görürsün
    ne kuranda ne hadislerde rabıta diye bişey yoktur


  21. 24.Haziran.2014, 19:57
    83
    KRM
    Üye

    Profili:
    KRM
    Üyelik Tarihi: 03.Haziran.2014
    Üye No: 103810
    Mesaj Sayısı: 18
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Nakşibendi Tarikatı İle İlgili Bir Kaç Sorum Olacak ?

    Selamün aleyküm benim baslıyacağım kur an kursuda naksibendi galiba ama ben sofuluk,rabıta vs. İçin değil kuran öğrenmek için gideceğim arapcada öğretiolar soradan o açıdan baya iyi eski arapça yazıları okuyan annıyanlar vardı gittm yerde ilm i öğrenirim evmde zikrimi kndm yaparm die dusunuorum en doğrusunu Allah c.c bilir tabi daha yeniyim


  22. 24.Haziran.2014, 19:57
    83
    KRM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    KRM
    Üye
    Selamün aleyküm benim baslıyacağım kur an kursuda naksibendi galiba ama ben sofuluk,rabıta vs. İçin değil kuran öğrenmek için gideceğim arapcada öğretiolar soradan o açıdan baya iyi eski arapça yazıları okuyan annıyanlar vardı gittm yerde ilm i öğrenirim evmde zikrimi kndm yaparm die dusunuorum en doğrusunu Allah c.c bilir tabi daha yeniyim


  23. 28.Haziran.2014, 09:23
    84
    leventtanju
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ekim.2009
    Üye No: 61003
    Mesaj Sayısı: 149
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 31
    Bulunduğu yer: Bulgaristan/Balchik

    Cevap: Nakşibendi Tarikatı İle İlgili Bir Kaç Sorum Olacak ?

    Sırk oyle cemaatlardan olmuyor yeterın artık bu selefı vehhabı dusuncelerınızden YAHU.
    Gıt kardesım menzıl guzeldır konyaya da gıt bursaya da gıt semerkanda da gıt gel bulgarıstana tekkemıze de gel balchık sehrımıze de gel...nesı var kı naksıbendılerın ...hem nesı var kı zıkır yapmanın adamlar kendı usullerıne gore zıkır yapıyor...sen sokaktakı hıcbısey yapmayanlara bak...


  24. 28.Haziran.2014, 09:23
    84
    Devamlı Üye
    Sırk oyle cemaatlardan olmuyor yeterın artık bu selefı vehhabı dusuncelerınızden YAHU.
    Gıt kardesım menzıl guzeldır konyaya da gıt bursaya da gıt semerkanda da gıt gel bulgarıstana tekkemıze de gel balchık sehrımıze de gel...nesı var kı naksıbendılerın ...hem nesı var kı zıkır yapmanın adamlar kendı usullerıne gore zıkır yapıyor...sen sokaktakı hıcbısey yapmayanlara bak...





+ Yorum Gönder
Git İlk 4678 Son