+ Yorum Gönder
Soru ve Cevaplar ve Sizden gelen sorular Kategorisinden Türkler ile ilgili Bu Hadisler Gerçek Mi? Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. 1
    denclis
    Devamlı Üye
    Reklam

    Türkler ile ilgili Bu Hadisler Gerçek Mi?

    Reklam





    Türkler ile ilgili Bu Hadisler Gerçek Mi? Mumsema Türkler size dokunmadı,Harbetmediği sürece sakın sizde Türk'lere dokunmayınız
    (en-Nesei,Sünen en Nesei,4s:44)
    Hadis-i Şerif

    Sizler Türk'lerle Çarpışmadıkça Kıyamet Kopmayacaktır.(el-Buhari,4s:34,35,156,SAhih-iMüslim,17,s:3738)
    Hadis-i Şerif

    Allah'ın Doğuda bir ordusu vardır.Onun adını TÜRK koymuştır kendisine baş kaldıranı işte onlar vasıtasıyla intikam alır.(Hadisi nakleden Kazvini el-Kaşgarlı,Mahmud,Divanü'liLügat et-Türk İstanbuli1333,S:292)
    Hadis-i Şerif

    Türkler dünyaya 2 defa hükmedecektir.
    Hadis-i Şerif





  2. 2
    @mir
    âb ü kil

    Cevap: Bu Hadisler Gerçek Mi?


    Reklam


    Tirmizi Fiten bölüm: 40
    Ø kıyamet kopacağı esnada hangi topluma savaş açılacak?
    2215- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Ayakkabıları kıldan yapılmış bir topluma savaş açılmadıkça kıyamet kopmayacaktır ve siz yüzleri deriyle kaplanmış kalkana benzeyen bir milletle savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktır.” (İbn Mâce, Fiten: 36; Buhârî, Cihâd: 94)
    ž Tirmizî: Bu konuda Ebû Bekir es Sıddîk, Büreyde, Ebû Saîd, Amr b. Tağlib ve Muaviye’den de hadis rivâyet edilmiştir.
    Bu hadis hasen sahihtir.

    Nesai Cihad
    42- TÜRKLER VE HABEŞLİLERLE SAVAŞ
    3125- Hürriyetine kavuşturulanlardan Sükeyne (r.a), Peygamber (s.a.v)’in ashabından bir kişiden naklederek şöyle diyor: Hendek savaşı için Rasûlullah (s.a.v), hendek kazılmasını emretmişti. Hendek kazımında önlerine büyük bir kaya çıktı. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) kalkıp kazmayı aldı, cübbesini çıkardı ve bir kenara koydu. En’âm sûresi 115. ayeti olan: “Zira Rabbinin verdiği söz doğruluk ve adaletle yerine getirilmiştir. Onun vaadlerini engelleyebilecek hiçbir güç yoktur ve yalnızca odur her şeyi duyan ve bilen.” Okuyarak taşa vurdu taşın üçte biri koptu, Selman-ı Farisi ayakta Rasûlullah (s.a.v)’e bakıyordu. Rasûlullah (s.a.v)’in kayaya vuruşuyla şimşek gibi bir kıvılcım çıktı. Sonra ikinci defa yine vurdu ve En’âm 115. ayetini okudu, diğer üçte biri de kırılmış oldu yine bir kıvılcım çıktı, Selman da o kıvılcımı görmüştü sonra üçüncü kez kayaya vurdu ve yine En’âm 115. ayetini okudu, kalan üçte biri de kırıldı. Rasûlullah (s.a.v) hendekten çıktı cübbesini alıp oturdu. Selman: “Ey Allah’ın Rasûlü! Sen her taşa vurduğunda kıvılcım çıkıyordu” dedi. Rasûlullah (s.a.v) ona: “Ey Selman! Çıkan kıvılcımı gördün mü?” buyurdu. Selman: “Seni hak din üzere gönderen Allah’a yemin olsun ki gördüm” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v): “Kayaya ilk vuruşumda bana Kisra’nın şehirleri ve çevresindeki pek çok yer gösterildi. Öyle ki sanki gözlerimle görüyor gibiyim.” Bunun üzerine sahabeden orada bulunanlar: “Ey Allah’ın Rasûlü! Allah’a dua et de oraların fethedilmesini bize nasib etsin, oraları bize ganimet olarak versin. Beldelerini ellerimizle teslim almamızı bizlere nasib etsin” dediler. Rasûlullah (s.a.v)’de bu şekilde dua etti ve sözüne şöyle devam etti: “Kayaya ikinci sefer vurduğumda Kayserin şehirleri ve çevresi bana gösterildi, öyle ki adeta gözlerimle görüyor gibiydim.” Bunun üzerine oradakiler: “Ey Allah’ın Rasûlü! dua et de oraların fethini Allah bize nasib etsin, onların memleketlerini bize ganimet olarak versin ve o şehirlerin idarelerini bizim elimize geçirsin.” Yine Rasûlullah (s.a.v) aynı şekilde dua etti. Sözüne devamla şöyle buyurdu: “Üçüncü defa kayaya vurduğumda Habeş şehirleri ve çevresinde kasabalar bana gösterildi, öyle ki sanki gözlerimle görüyorum” dedi ve konuşmasına şunları ekledi: “Habeşliler size dokunmadıkça siz de onlara dokunmayın. Türkler size bir şey yapmadıkça sizde onlara dokunmayın.” (Müsned: 21262) (NOT: Senedini bilmiyorum. @mir)
    3126- Ebu Hüreyre (r.a)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Müslümanlar Türklerle savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktır. O Türkler öyle bir kavimdir ki yüzleri deriden yapılmış kalkanlar gibidir. Onlar kıldan dokunmuş elbiseler giyerler, ayakkabıları da yine kıldan (keçeden) mamuldür.” (Buhârî, Kitabül Cihad ve Siyer: 94; Tirmizî, Fiten: 40)


    ibni Mace Fiten

    36- Türk (lerle Savaşmak) Babı


    4096) "... Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre; Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur :
    Siz, ayakkabıları kıl olan bir kavimle savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktır ve siz gözleri küçük bir kavimle savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktır."

    4097) "... Ebû Hüreyre (Radiyallâhü anh)den rivayet edildiğine göre; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
    Siz, gözleri küçük, burunları kısa - yassı ve yüzleri kat kat deri ile kaplanmış kalkanlar gibi (etli) bir kavimle savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktır ve siz ayakkabıları kıl olan bir kavimle savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktır."

    4098) "... Amr bin Tağlib (Radiyallâhü anh)'den rivayet edildiğine göre kendisi: Ben, Peygamber (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)'den şu buyruğu işittim, demiştir:
    Yüzleri yuvarlak ve geniş olan bir kavimle savaşmanız şüphesiz kıyametin alâmetlerindendir. O kavmin yüzleri kat kat deri ile kap-lanmış kalkanlar gibi (kalın ve çok etli)dir. Kıl ayakkabı giyen bir kavimle savaşmanız da şüphesiz kıyametin alâmetlerindendir.**

    4099) "... Ebû Saîd-i Hudrî (Radiyallâhü anh)'den rivayet edildiğine gö-re; Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir:
    Siz gözleri küçük ve yüzleri geniş - yuvarlak bir kavimle savaş-madıkça kıyamet kopmayacaktır. Onların gözleri çekirge gözleri gibi olup yüzleride kat kat deri ile kaplanmış kalkanlar gibidir. Kıl ayak-kabılar giyerler, deriden mamul kalkanlar edinirler ve atlarını hur-ma ağaçlarına bağlarlar.'*
    Not: Zevaid'de şöyle denilmiştir: Bunun senedi hasendir. Ravi Ammâr bin tfuhaouneâ hakkında İhtilaf vaidir. Bu hadisi ibn-i Hibban, kendi el-A'meş yoluyla rivayet «tariftir.[128]

    İzahı

    Müellifimizin kısmen değişik iki senedle rivayet ettiği E b û H ü r e y r e (Radıyallâhü anh) 'in hadîsini Buhâri, Müslim, Tirmizi ve Ebû Dâvûd da benzer lâfızlarla ve müteaddid senedlerle rivayet etmişlerdir. Amr bin Tağlib (Radıyal-lâhü anh) 'in hadisini Buhâri de rivayet etmiştir. Ebû S a î d (Radıyallâhü anh)'in hadîsi ise notta belirtildiği gibi Zevâid nevinden olup İbn-i Hibbân tarafından da rivayet edilmiştir.

    Müellifimiz bu hadîslerin Türkler hakkında vârid olduğu-na babın başlığı ile işaret etmiştir. Müellifimizin rivayet ettiği hadîs-lerde vasıfları açıklanan kavmin Türk olduğuna dâir bir kayıt yok ise de Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd ve Ne-s â i' nin bâzı rivayetlerinde bu kavmin Türk olduğu kaydı mevcuttur. Şöyle ki:
    Buhâri' nin Cihâd kitabında açtığı "Bâbû Kıtâlı't-Türk = Türklerle savaş Babı" bölümünde "Ebû Hüreyre (Radıyal-lâhü anh) 'den rivayet ettiği bir hadîs şöyledir:

    Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: Siz, gözleri küçük, yüzleri kırmızı, burunları kısa-yassı ve yüzleri kat kat deri ile kaplanmış kalkanlar gibi (kalın, etli) olan Türklerle savaşmadık-ça kıyamet kopmayacaktır ve siz, ayakkabıları kıl olan bir kavimle savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktır."

    Müslim'in de "Kitâbü'l-Fiten"in 18. babında rivayet ettiği Ebû Hüreyre (Radıyallâhü anh) 'in bir hadîsi şöyledir:
    "Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki Müslü-manlar Türklerle savaşmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Onlar, yüz-leri kat kat deri ile kaplanmış kalkanlar gibi (kalın, etli) olup kıl el-bise giyen ve kıl ayakkabı ile yürüyen bir kavimdir."
    Bu hadîsi Ebû Dâvûd ve Nesâi de rivayet etmiş-lerdir.

    Bu rivayetler bu bâbtaki hadîslerin Türkler hakkında vâ-rid olduğuna delâlet eder. Bu nedenledir ki Müellifimiz de Buhârî, Ebû Dâvûd ve Tirmizi gibi bu hadîslere ait babın baş-lığını bu şekilde düzenlemiştir.

    Müslümanlar ile Türkler' den olduğu anlaşılan söz konusu kavim arasında vuku bulacağı bir mu'cize mâhiyetinde haber verilen savaşın şimdiye kadar meydana gelip gelmediğine dâir ilim ehlinin görüşünü ilerde açıklamak üzere şimdi hadîslerde geçen bâzı kelime-leri açıklayalım:

    Hadîsler o kavmin ayakkabılarının kıl olduğunu ifâde eder. Avnü'l-Mabûd yazarı bu hususla ilgili olarak şu bilgiyi verir: Kurtubi, Tezkire'de : Onlar kıllardan mamul iplikten ehrise yaptıkları gibi ayakkabı da yaparlar. Hadîsin açık mânâsı budur. Bu cümleden maksad şu da olabilir: Onlar saçlarını o kadar uzatırlar ki gür ve uzun saçları bayağı elbise gibi vücudtannı örter ve ayaklarına kadar sarktığı için ayakkabıları kıldandır, tâbiri kullanılmıştır. Fa-kat birinci mânâ açık olanıdır, demiştir.
    Süyûti de: Kasdedilen mânâ birinci mânadır. Çünkü o kav-min memleketi soğuktur. Başka giysiler onlara yaramaz, demiştir.

    El - Kari de: Yâni onlar çarık giyerler. Çarıklar tabaklanma-mış deriden olduğu için kıl ayakkabı tâbiri kullanılmıştır, der.

    N e v e v î de: Onlar kıldan mamul ayakkabılar giyerler. Bizim zamanımızda da bu nevî ayakkabılar giyerler, demiştir.

    Zülf t Ezlef'in çoğuludur, Zelef kökünden alınmadır. Zelef, buru-nun kısalığı ve yassılığıdır.

    Mecann: Micenn'in çoğuludur, kalkanlar demektir. Mutraka: Kat kat deri ile kaplanmış, demektir. Bir kavle göre yüzü deri ile kaplanmış demektir.

    Nevevl: O kavmin yüzlerinin kat kat deri ile kaplanmış kal-kanlara benzetilmesinden maksad yüzlerinin genişliği, yuvarlaklığı ve yanak yumrularının yüksekliği itibariyle anılan kalkanlara benzetilmesidir, der.

    El-Kari de: Yüzleri geniş ve yuvarlak olduğu için kalkanla-ra benzetilmiş ve kaim olup çok etli olduğu için de kat kat deri ile kaplanmış kalkanlara benzetilmiş, demiştir.

    Cerâd Çekirge demektir.

    Hadak Çekirgenin göz bebeğidir.

    Derak da deriden mamul ağaçsız ve kirişsiz kalkandır.

    Bu hadîslerde haber verilen savaş vuku bulmuş mu, bulmamış mı?
    Bu hususla ilgili olarak Kurtubi özetle şöyle derler:
    617. ydın 5. ayında islâm memleketlerine saldıran Tatar or-duları Horasan beldelerini kılıçtan geçirdiler. Sâsân Oğul-ları memleketlerinin altını üstüne getirdiler. Neşâver şeh-rini yakıp yıktılar. Rey, Kazvin, Erdebîl, Merâğa ve Âzerbeycân bölgelerini istilâ ederek halkını imha ettiler. Ancak mağaralara sığınabilenler kurtulabildiler. Bu memleketlerde bulunan sayısız eşraf ve âlimleri öldürdüler. Kadınları ve çocukları öldürmekten geri kalmadılar. îsfahan ve dolaylarını da yakıp yıktılar. Atlarını cami ve mescidlerin direklerine bağladılar...

    Aynî de Buhârî' nin şerhinde buna benzer bilgi ver-mektedir.

    Hadîslerde haber verilen savaş Tatar ordularının yaptığı tahribat olabilir. Allah en iyi bilendir.

    Antr Un TağUb dUM^m Hâl Tercemesl:
    Amr bin Tağlib en-NÛmerl veya el-Abdl el-Cüvasl (BJU sabftbkttr. Cfkvftat Bahreyn'in köylerindendir. Bu zâtın iki hadisi vardır. Buharl İki hadisini de ri-vayet etmifttr. Nes&l ve İbn-i Mftceh de onon hartlutni rirâyet etinfflenBr. UtorBmt el-Kasan ve etHakem bin el-A'rectir. (HulAsa, 387)

  3. 3
    berkehan
    Emekli
    Türklerle ve Habeşlilerle alakalı hadislerin tamamı uydurmadır.Bu tip hadisler siyasi amaçlarla uydurulmuş hadislerdir.

    https://www.mumsema.org/hadis-tarihi...emareleri.html

  4. 4
    @mir
    âb ü kil
    Alıntı Berkehan Nickli Üyeden Alıntı
    Teşekkürler @mir kardeşim güzel bir çalışma yapmışsın.

    Türklerle ve Habeşlilerle alakalı hadislerin tamamı uydurmadır.Bu tip hadisler siyasi amaçlarla uydurulmuş hadislerdir.

    Mevzu(Uydurma) Hadisi Tanımanın Kaideleri Ve Emareleri

    ben teşekkür ederim
    ama
    verdiğiniz linkteki şu kaideyi yanlış anlıyorsunuz galiba:

    18-
    Türkleri, burulmuş kişileri ve köleleri yeren hadisler. Şu hadis gibi:'Allah, burulmuş kişilerde hayır olacağını bilseydi, onların sulbünden Allah'a ibadet edecek bir nesil çıkarırdı.'

    evet bir ırkı öven ya da kötüleyen hadisler uydurma olabilir ama
    yukardaki hadislerde Türkler ne övülüyor ne de kötüleniyor
    sadece onlarla yapılacak bir savaşın kıyamet alametlerinden bir olduğu anlatılmış o kadar


    Allah c.c razı olsun.

    amin
    Allah cümlemizi razı olduğu kullarından eylesin
    amin


  5. 5
    berkehan
    Emekli
    [QUOTE=@mir;771280]
    ben teşekkür ederim
    ama
    verdiğiniz linkteki şu kaideyi yanlış anlıyorsunuz galiba:

    18-
    Türkleri, burulmuş kişileri ve köleleri yeren hadisler. Şu hadis gibi:'Allah, burulmuş kişilerde hayır olacağını bilseydi, onların sulbünden Allah'a ibadet edecek bir nesil çıkarırdı.'

    evet bir ırkı öven ya da kötüleyen hadisler uydurma olabilir ama
    yukardaki hadislerde Türkler ne övülüyor ne de kötüleniyor
    sadece onlarla yapılacak bir savaşın kıyamet alametlerinden bir olduğu anlatılmış o kadar


    O hadislere baktığımızda övme ve yerme görülmesede mana yönünden inceleyince tüm hadislerin aslında övme,yerme ve siyasi bir menfaat içerdiğini görmekteyiz.Şöyle ki bu hadisleri okuyan bir Türk bu hadislerin manasından "biz ne kadar önemli bir milletiz ki kıyametin kopma sebebi bizimle savaşılmasıdır" gibi bir övünme vesilesi çıkarabilir.Ben,tüm Türklerle alakalı hadisleri bu şekilde değerlendiriyorum.




  6. 6
    @mir
    âb ü kil
    Türkler hakkındaki uydurma hadisler ve bunlara Diyanet'in cevabı da şöyle yer alıyor:

    1. "Şanı Yüce Allah şüphesiz bana Türkleri yardımcı kılmakla beni çok güçlendirdi. Benim onlarla veya onlardan bazıları ile birlikte olmam, sizler veya sizlerden bazıları ile birlikte olmamdan daha güvenlidir..." sözü hadis olarak kaynaklarda yer almamaktadır.

    2. "Allah'ın doğuda bir ordusu vardır. Onun adını Türk koymuştur. Kendisine başkaldıranlardan işte onlar vasıtası ile intikam alır." sözü, aşağıda 4. sırada zikredilecek olan ifadeden çıkarılmış bir yorumdur.

    3. "Türk dilini öğreniniz; çünkü onlar için uzun sürecek bir egemenlik vardır." şeklindeki ifade ile;

    4. "Yüce Tanrı, 'Benim bir ordum vardır, bu orduya Türk adını verdim. Onları doğuya yerleştirdim. Bir millete kızarsam Türkleri onların üzerine musallat kılarım." şeklindeki ifade, Kaşgarlı Mahmut'un, "Divanü Lûgati't-Türk" adlı eserinde hadis olarak nakledilmekte ise de (Bk. Kaşgarlı Mahmut, Divanü Lûgati't-Türk, Trc. Besim Atalay, I, XVII, TDK Ankara) hadis kitaplarında bu anlamda hadisler yer almamaktadır. Hadis âlimleri, bu sözlerin hadis değil, uydurma birer söz olduğunu açıklamışlardır.

    zaman


    Alıntı berkehan Nickli Üyeden Alıntı
    O hadislere baktığımızda övme ve yerme görülmesede mana yönünden inceleyince tüm hadislerin aslında övme,yerme ve siyasi bir menfaat içerdiğini görmekteyiz.Şöyle ki bu hadisleri okuyan bir Türk bu hadislerin manasından "biz ne kadar önemli bir milletiz ki kıyametin kopma sebebi bizimle savaşılmasıdır" gibi bir övünme vesilesi çıkarabilir.Ben,tüm Türklerle alakalı hadisleri bu şekilde değerlendiriyorum.


    birilerinin bazı hadisleri işlerine geldiği gibi çarpıtması yüzünden
    onları uydurma mı sayacağız?
    birileri de aynı mantık ile Kureyş'i, Ensar ve Muhacirleri öven ayetleri
    kendini övmek için kullanırsa
    o ayetleri de yok mu sayacağız?

    hem bakın yukarda Buhari Nesai ve ibni Mace'de geçen hadisler ile
    şimdi verdiğim Kaşgarlı Mahmud'un uydurma rivayetlerini karşılaştırdığınız zaman bile
    bu ikinci grup hadislerin uydurma olduğu hemen belli olmaktadır










  7. 7
    BlueMoon34
    Üye
    bi ara meşhur hocalar tv de istanbulun fethi ile ilgili hadisin gerçek olup olmadığını tartışıyordu içlerinden birisi "yahu hadise sahte demiştim ama istanbul da fethedildi ne yapacaz şimdi ?" demiş istanbulun fethi ile ilgili hadisin sahih olma ihtimali güçlüdür çünkü peygamber efendimizin vefatından hemen sonra islam orduları birçok kez istanbulu kuşatmış hepsi peygamber müjdesine erebilmek için uğraşmıştır. içlerinde en meşhuru ebu eyyub el - ensari Hz. dir.

  8. 8
    @mir
    âb ü kil
    İstanbul'un fethedileceği hadisi bildiğim kadar sahihtir
    ama
    "onu fetheden komutan ne güzel komutandır" kısmı hakkında bakınız:
    https://www.mumsema.org/sizden-gelen...-sahih-mi.html

    yukardaki konuda 4 nolu mesajımı okuyunuz

  9. 9
    zxczxczxc
    Emekli
    Arapların Türkleri savaştırmak,Türklerin kendilerini övmek için uydurduğu şeylerdir bana göre. Peygamber insan kayırmaz ki bırakın ırk kayırsın.

  10. 10
    berkehan
    Emekli
    Alıntı @mir Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Türkler hakkındaki uydurma hadisler ve bunlara Diyanet'in cevabı da şöyle yer alıyor:

    1. "Şanı Yüce Allah şüphesiz bana Türkleri yardımcı kılmakla beni çok güçlendirdi. Benim onlarla veya onlardan bazıları ile birlikte olmam, sizler veya sizlerden bazıları ile birlikte olmamdan daha güvenlidir..." sözü hadis olarak kaynaklarda yer almamaktadır.

    2. "Allah'ın doğuda bir ordusu vardır. Onun adını Türk koymuştur. Kendisine başkaldıranlardan işte onlar vasıtası ile intikam alır." sözü, aşağıda 4. sırada zikredilecek olan ifadeden çıkarılmış bir yorumdur.

    3. "Türk dilini öğreniniz; çünkü onlar için uzun sürecek bir egemenlik vardır." şeklindeki ifade ile;

    4. "Yüce Tanrı, 'Benim bir ordum vardır, bu orduya Türk adını verdim. Onları doğuya yerleştirdim. Bir millete kızarsam Türkleri onların üzerine musallat kılarım." şeklindeki ifade, Kaşgarlı Mahmut'un, "Divanü Lûgati't-Türk" adlı eserinde hadis olarak nakledilmekte ise de (Bk. Kaşgarlı Mahmut, Divanü Lûgati't-Türk, Trc. Besim Atalay, I, XVII, TDK Ankara) hadis kitaplarında bu anlamda hadisler yer almamaktadır. Hadis âlimleri, bu sözlerin hadis değil, uydurma birer söz olduğunu açıklamışlardır.

    zaman




    birilerinin bazı hadisleri işlerine geldiği gibi çarpıtması yüzünden
    onları uydurma mı sayacağız?
    birileri de aynı mantık ile Kureyş'i, Ensar ve Muhacirleri öven ayetleri
    kendini övmek için kullanırsa
    o ayetleri de yok mu sayacağız?

    hem bakın yukarda Buhari Nesai ve ibni Mace'de geçen hadisler ile
    şimdi verdiğim Kaşgarlı Mahmud'un uydurma rivayetlerini karşılaştırdığınız zaman bile
    bu ikinci grup hadislerin uydurma olduğu hemen belli olmaktadır








    Bir konuyu tartışırken yada araştırırken "birilerinin bir hadisi çarpıtmaları yüzünden onları uydurma mı sayacağız" mantığıyla yaklaşmamak lazım konulara.Çünkü karşımızdaki kişi gerçektende doğru söylüyor olabilir.Belki o an biz anlıyamamış olabiliriz.Bir konuyu sabırla enine boyuna müzakere etmek her zaman daha faydalıdır.

    Kuran ayetleri değil konumuz bu örneğin pek yerinde olmamış gibi geldi bana.

    İstanbul un fethedileceğini söyleyen hadisin sahih olduğunu kabul edenlerin geneli "hadis gerçekleştiği için sahihtir" derler.Tabi senediyle alakalı olarak da sahih olduğunu kabul ederler.Ancak yine hadisin senedine baktığımızda böylesine önemli bir hadisen bahseden hadisi bir sahabi rivayet etmiştir.O sahabide benim bildiğim sahabelerin meşhurlarından değildir.

    Bu hadis ile alakalı verdiğin linkte görüşleri olan muhaddis Elbani bu hadis için "sahih değildir,yezidin İstanbul seferi sırasında çıkmıştır" der.
    İstanbul feth edildikten sonra Fatih Sultan Mehmet in yeniden gündeme getirdiği söylenir.

  11. 11
    leventtanju
    Devamlı Üye
    Hadisler dogru olmasa bile
    Turke yakisiro bir.ikincisi ise Peygamberimiz(s.a.v.)Istanbulun fethi icin gorevlendirdigi Kumandanini Istanbul bilinci ile yapmistir.Yani istanbulun onemi icin ...Turk elbette serefli bir ordudur.arab ordusu turk ordusu hep Allahin ordularidir....Polat alemdar da degil mi?

  12. 12
    Misafir

    Reklam


    Vay be ,CENABI ALLAH her zaman yanınızda. ama şu zaman da müslüman müslüman'nı öldürüyor oysa ki bizim diğnimiz barışçıl bir din ama bütün islam ülkelerinde savaş var ALLAH'm sen bütün müslüman ülkelere yardım et yarbbim Mekke Medine vs ALLAH'ım sen bütün Müslümanları ve Müslüman ülkeleri,şehirleri,insanları koru Yarabbim ve küfürü engelle ALLAH'ım bi amin diyin

+ Yorum Gönder

türkler dünyaya 2 kez hükmedecek

türkler dünyaya iki defa hükmedecektir

turkler dunyaya 2 kez hukmedecek

türkler dünyaya iki kez hükmedecek

türkler dünyaya iki kez hükmedecek hadisi seriftürkler dünyaya iki defa hükmedecektir hadisi şerif doğru mutürkler dünyaya iki defa hükmedecektir hadisi şerif