Konusunu Oylayın.: Vesvese Ve İman Allah Rızası İçin Yardım.

5 üzerinden 4.55 | Toplam : 11 kişi
Vesvese Ve İman Allah Rızası İçin Yardım.
  1. 24.Mayıs.2016, 00:54
    25
    Misafir

    Cevap: Vesvese Ve İman Allah Rızası İçin Yardım.

    reklam


    Cevap: Vesvese Ve İman Allah Rızası İçin Yardım. isimli konu Mumsema.com Cevap: Vesvese Ve İman Allah Rızası İçin Yardım.
    Selamunaleyküm arkadaşlar. Bu vesvese İslam'ı yaşamaya başlayınca gelir. Ben vesveseden bunalıma girmişken Risale-i Nur imdada yetişti sanki beni anlatıyordu vesveseli olan arkadaşlar lütfen "FELAK ve NAS Sûrelerini ve Risale-i Nur külliyatında 21.SÖZ'ün 2.MAKAMINI" okuyun.
    Bakın görün yeniden doğacaksınız.


  2. 24.Mayıs.2016, 00:54
    25
    Arslan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Arslan
    Misafir
    reklam


    Selamunaleyküm arkadaşlar. Bu vesvese İslam'ı yaşamaya başlayınca gelir. Ben vesveseden bunalıma girmişken Risale-i Nur imdada yetişti sanki beni anlatıyordu vesveseli olan arkadaşlar lütfen "FELAK ve NAS Sûrelerini ve Risale-i Nur külliyatında 21.SÖZ'ün 2.MAKAMINI" okuyun.
    Bakın görün yeniden doğacaksınız.


  3. 13.Haziran.2016, 13:40
    26
    Misafir

    Cevap: Vesvese Ve İman Allah Rızası İçin Yardım.

    reklam


    Güzel kardeşim bende 15 yaşındayım banada her gün bu vesveseler geliyor namaz kılarken otururken hic gitmiyor ne yapacağımı bilemiyordum bir gün evde tek kadığımda kalpten inanarak ağlayarak allaha sığındım dua ettim şuan allah varlığı vesvesesi gitti çok şükür ama şimdide başka korkularım başladı sen yine allaha sıgın


  4. 13.Haziran.2016, 13:40
    26
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    reklam


    Güzel kardeşim bende 15 yaşındayım banada her gün bu vesveseler geliyor namaz kılarken otururken hic gitmiyor ne yapacağımı bilemiyordum bir gün evde tek kadığımda kalpten inanarak ağlayarak allaha sığındım dua ettim şuan allah varlığı vesvesesi gitti çok şükür ama şimdide başka korkularım başladı sen yine allaha sıgın


  5. 13.Haziran.2016, 20:16
    27
    birdost34
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Haziran.2016
    Üye No: 108793
    Mesaj Sayısı: 5
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Vesvese Ve İman Allah Rızası İçin Yardım.

    İmani meselelerde şüphe suretinde gelen vesvese

    Vesvesenin en çok gözüktüğü yerlerden biri; Allah’ın varlığı, meleklerin varlığı, ahiretin varlığı, Kur’an’ın hak kitap, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in de hak peygamber olması gibi iman ile ilgili meselelerde gelen vesvesedir.
    Bu vesveseye yakalanmış kimselerden şu sözleri işitmişsinizdir: “Namaz kılarken aklıma, hep ya Allah yoksa o zaman kıldığın namaz boşuna gidiyor, sözü geliyor. Bu sesi susturmak için uğraşıyorum, ama ben susturmaya çalıştıkça ses büyüyor. Bu sesle uğraşmaktan namazın hangi rekâtında olduğumu bile unutuyorum.”
    İşte bu vesvese sahipleri devamlı şu tip sözleri içlerinden işitirler:
    “Ya Allah yoksa… Ya ahiret yoksa… Ya Kur’an Allah’ın kitabı değilse… Ya Hz. Muhammed peygamber değilse… Hatta peygamberlik diye bir şey yoksa… Melekleri hiç görmedim, ya melekler de yoksa…”
    Bunlar gibi bitmeyen vesveseler, susturulamayan sesler… Bu sesleri susturamayan biçare adam bazen çareyi Allah’ın huzurundan kaçmakta ve ibadetten uzaklaşmakta arar ve zarara düşer.
    Bu vesveseye yakalanan kişi hayal etme ile akıl etmeyi birbirine karıştırmaktadır. Yani hayale gelen bir vesvese ve şüpheyi akla girmiş zannederek inancına ve itikadına zarar geldiğini zanneder. Hayalinde şekillendirdiği bu şüpheyi imana zarar veren, aklının tasdik ettiği ve doğruladığı bir şüphe kabul eder. Hâlbuki bu şüphe ne akıldadır, ne aklın tasdik ettiği bir şeydir, ne de onun imanına ve inancına zarar verebilir. Bu şüphe şeytanın hayale attığı bir vesvesedir.
    Hem bazen, “Acaba Allah olmasaydı, bu âlem kendi kendine var olabilir miydi? Acaba Kur’an gibi bir kitabı bir beşerin yazması mümkün müdür?” gibi küfrü gerektiren bir şeyi tefekkür eder. Ve bu tefekkürü dinden çıkıp küfre girmek zanneder. Yani inkârın sebebini ve imandan başka hiçbir yolun doğru olmadığını anlamak için tefekkürü, tetkikatı, iman ve küfür ortasındaki tarafsızca muhakemeyi imanın zıttı ve küfre girmek zanneder.
    Neticede şeytanın telkinlerinin bir eseri olan şu zanlardan ürkerek: “Eyvah, kalbim bozulmuş, inancıma zarar gelmiş, ben dinden çıkmışım!” der. Ve bu vesveseler genellikle onun iradesi dışında olduğundan ve iradesiyle bu vesveseleri ıslah edemediğinden ümitsizliğe düşer.
    Bu vesveseden kurtulma çaresi
    Bu yaranın merhemi şu hakikatleri bilmektir ki, küfrü gerektiren şeyleri hayal etmek insanı dinden çıkarmaz. Küfür tevehhüm etme yani inkârı farz etme ve vehmetme kişinin imanına zarar vermez. Küfrü zihnen düşünme ve olasılığını ölçmek için tefekkür etme kişiyi kâfir yapmaz.
    Çünkü hem hayal etme, hem vehmetme, hem tasvir etme, hem de tefekkür etme aklın tasdikinden ve kalbin kabulünden ayrı ve farklı şeylerdir. Hayal, vehim, tasvir ve tefekkür kabiliyetleri bir derece serbesttir. İnsanın cüz-i iradesine pek boyun eğmezler ve söz dinlemezler. Ve bunların insan iradesi dışındaki hareketlerinden dolayı insan mesul değildir ve onların yaptıklarından dolayı hesaba çekilmeyecektir. Bunun delili şu ayettir:
    “Allah hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez.” (Bakara suresi 286. ayet). Demek günahların kalpten geçmesi affedilmiştir. Hatta yapılmasına karar verilip yapılmadan pişman olunarak tövbe edilen günahlar bile affedilmiştir.
    Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    “Allah-u Teâlâ ümmetimden her birinin gönüllerinin vesvese ettiği hatıraları kul onları işlemediği veya söylemediği müddetçe affeylemiştir.” Bu hadisten de anlaşılmaktadır ki, insanın iradesi dışında kalbinden geçen kötülükler ve içinden geçen vesveseler affedilmiştir.
    Yine şu ayet:
    “Dünya hayatının geçici menfaatlerini aramak için namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa şüphesiz Allah zorlanmalarından sonra onlar için bağışlayıcı ve ziyade acıyıcıdır.” (Nur suresi, 33. ayet)…
    Bu ayetle ifade ediliyor ki, cariyeler fuhşa zorlandıkları ve bu işten kurtulmaya güçleri yetmediği takdirde Allah-u Teâlâ hiç kimseye gücünün yetmeyeceği şeyi yüklemediğinden dolayı onları bu işten mesul tutmayacağı gibi, üstelik mağfiret buyuracaktır. Demek teklif gücün yettiği iledir. Ve madem insanların iman hakikatleri ile ilgili içlerine gelen vesveseleri kovmaya güçleri yoktur, o hâlde onlar bu tür şüphe ve vesveselerin varlığından dolayı mesul değildir.
    İbni Abbas ile İbni Amr bir kere karşılaştıklarında, İbni Abbas İbni Amra, “Sana göre Kur’an’da en ümit verici ayet hangisidir?” dedi. İbni Amr,
    “Ey kendi nefisleri aleyhinde israf edip haddi aşan kullarım, Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz! Çünkü şüphesiz ki, Allah bütün günahları bağışlar. Muhakkak ki, O çok bağışlayan ve çok esirgeyendir.” (Zümer süresi 53. ayet) mealindeki ayettir deyince; İbni Abbas buyurdu ki, bana göre şu ayettir:
    “Bir zaman İbrahim (a.s.) ‘Ey Rabb’im! Ölüleri nasıl dirilteceğini bana göster.’ dedi. Allah, ‘İnanmadın mı?’ buyurdu. O da ‘Evet inandım, fakat kalbimin mutmain olması ve yatışması için bunu istiyorum.’ dedi.” (Bakara suresi 260. ayet).
    İşte benim en çok sevdiğim ayet budur. Zira İbrahim (a.s.), “Ya Rabbi, ölüleri nasıl dirilteceğini bana göster!” dediğinde Allah kendisine, “Yoksa inanmadın mı?” buyurunca; “Tabi inandım, ama kalbimin mutmain olması için.” dedi. Allah-u Teâlâ İbrahim’in bu sözünden razı oldu. Bundan da insanın içine gelen düşünce ve vesveselerin imana zarar vermeyeceği anlaşılmış olur.
    Demek ki, tasdik ve kabul iradeye bakar ve bir ölçüye bağlıdır. Hayal etme, vehmetme, tasvir etme ve tefekkür etme ise tasdik ve kabul gibi değildirler. Bir ölçüye ve iradeye tabi olmazlar. O hâlde şüphe ve tereddüt sayılmazlar. Ancak bu vesveseler kişinin iradesi işin içine girerek lüzumsuz tekrar ederse ve her vakit cüzi iradesini bu meselelerde kullanır, “Allah olmayabilir mi? Ahiret olmayabilir mi?” gibi düşünce ve şüphelerle isteyerek uğraşırsa o vakit hakiki bir nevi şüphe meydana gelir. Ve sahibi zarar görür. İman hakikatlerine tarafsızca baka baka sonunda muhalif tarafı kabullenir, kendisine vacip olan hakkı kabullenmesi kırılır.
    Mesela “Acaba Allah olmazsa bu âlem olabilir miydi?” der ve bu sorunun cevabını tarafsızca muhakemeye başlar. Bu kısa muhakeme, “Allah olmasaydı bu âlem asla var olamazdı ve madem var olmuş, o hâlde Allah var.” diyerek sonuçlanırsa sahibi bundan zarar görmez. Yok her vakit mesaisini bu tür meselelerde gereksizce harcar ve ilmî meselelere vukufiyeti de yoksa öyle bir hâle gelir ki, imansızlık cihetini kabullenir. O hâlde bu tür muhakemelere ihtiyarıyla girmek isteyen ve bu tip meseleleri tefekkür eden adam ilk önce iman tarafının o meseledeki delillerini öğrenmeli ve tefekküre öyle başlamalıdır.
    Doğruyu öğrenmeden kıt anlayışı ile doğru ve yanlışı bulmaya çalışanlar yanlışın kucağına düşebilirler.
    Bir zamanlar imam iken sonraları azılı bir din düşmanı olan bir bedbaht işte böyle bir muhakemenin neticesinde ebedî saadetini kaybetmiştir. Şöyle ki, bir gün yerleri süpürürken toz çıkmasın diye yere su serper. Yerden sıçrayan sular duvarda şehir şeklini alır ya da şeytan ona öyle gösterir. Bu bedbaht kendi kendine o anda der ki, “Acaba şu duvardaki şehir gibi, şu kâinatta tesadüfi olabilir mi?” ve bu muhakeme onun dinden çıkmasına hatta daha da ileri giderek azılı bir din düşmanı olmasına sebep olur. O bu muhakemeyi yapmadan önce iman hakikatlerinin ve Allah’ın varlığının delillerini öğrenseydi elbette tarafsızca muhakeme ona zarar veremezdi. O hâlde tarafsızca muhakeme edenleri yani “Ne var ne yok diyelim, öylece araştıralım; sonra neticeye varalım.” diyenleri mağlup eden şey, araştırdıkları meselenin delillerini bilmemektir.
    Şeytanın bu hilesinden kurtulmak için bilhassa iman hakikatlerinin anlatıldığı eserleri ve bu eserlerin başında Bediüzzaman Hazretleri’nin Risale-i Nur külliyatını bol bol okumak gerekir.
    İman hakikatleri hakkında gelen en mühim vesvese şudur ki: Vesveseli adam imkân-ı zati ile imkân-ı akliyi birbirine karıştır.
    İmkân-ı zati bir şeyin aslında ve zatında mümkün olmasıdır.
    İmkân-ı akli ise bir şeyin aklen mümkün görmektir ki, bu ikisi arasında dağlar kadar fark vardır.
    İmkân-ı zati ile imkân-ı aklinin farklarını bilmeyen birisi bir şeyi zatında mümkün görse, o şeyi zihnen dahi mümkün ve aklen olabilir zanneder. Hâlbuki kelam ilminin bir kaidesidir ki, imkân-ı zati yani bir şeyin zatında mümkün olabilmesi kesin ve sağlam bilgiye zarar vermez ve onu hükümden düşürmez. Mesela şu dakikada Karadeniz’in batması zatında mümkündür. Ve imkân-ı zati ile muhtemeldir. Hâlbuki bizler yakînen o denizin yerinde olduğunu şüphesiz biliyoruz ve böylece hükmediyoruz. Karadeniz’in zatında batmış olma ihtimali veya zihnen bu ihtimali düşünmemiz bize zarar ve şüphe vermemekte, Karadeniz’in hâlihazırda mevcut olduğu hususunda bizim yakîn ve inancımızı bozmamaktadır.
    Yine mesela şu güneş zatında mümkündür ki, bugün batmasın veya yarın doğmasın. Bunlar imkân-ı zati ile mümkündür. Hâlbuki bu ihtimal güneşin bugün doğup yarın batacağı inancımıza zarar vermez, şüphe getirmez. İşte bunun gibi, mesela iman hakikatlerinden olan dünya hayatının batması ve ahiret hayatının doğmasına imkan-ı zati cihetinden gelen vehimler, vesveseler ve içimizde şeytanın seslendirdiği ya ahiret yoksa sözleri inancımıza, imanımıza zarar vermez.
    Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, “Bir delilden meydana gelmeyen ihtimalin hiçbir ehemmiyeti yoktur.” kaidesi fıkıh usulü ve din usulü ilminin sabit ve değişmez bir kuralıdır. Madem iman hakikatleri noktasında gelen vesvese ve şüpheler irademiz dışında ve bir delile dayanmadan gelmektedir, o hâlde bunların hiçbir ehemmiyeti yoktur.
    Buraya kadar şunları öğrendik:
    1- İman hakikatleri hakkındaki vesvese ve şüpheler imanımıza ve itikadımıza asla zarar veremez.
    2- Küfrü gerektiren şeyleri hayal etmek insanı dinden çıkarmaz. Küfür tevehhüm etme yani inkârı farz etme ve vehmetme kişinin imanına zarar vermez. Küfrü zihnen düşünme ve olasılığını ölçmek için tefekkür etme kişiyi kâfir yapmaz. Çünkü hem hayal etme, hem vehmetme, hem tasvir etme, hem de tefekkür etme aklın tasdikinden ve kalbin kabulünden ayrı ve farklı şeylerdir.
    3- Bu vesveseler kalbin tasdiki ve aklın kabulü değil, bir derece serbest ve söz dinlemeyen hayalin, vehmin, tasvirin ve tefekkürün meyvesidir.
    4- İmkan-ı akli ve imkan-ı zihni kesin bilgiye zarar veremez.
    5- Bir delilden meydana gelmeyen ihtimalin hiçbir ehemmiyeti yoktur.
    6- Kur’an-ı Kerim zikrettiğimiz ayetleriyle imani meselelerde vesvesenin bir günah olmadığını bildirmiştir.
    7- Unutmamak gerekir ki, aynadaki yılanın sureti ısırmaz, ateşin misali yakmaz ve pis bir şeyin aksi aynayı kirletmez. Öyle de hayal ve fikir aynasında küfrün ve şirkin akisleri, dalaletin gölgeleri ve küfre benzer çirkin sözlerin hayalleri itikadı bozmaz; imana zarar vermez ve hürmetli edebi kırmaz.


  6. 13.Haziran.2016, 20:16
    27
    birdost34 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    İmani meselelerde şüphe suretinde gelen vesvese

    Vesvesenin en çok gözüktüğü yerlerden biri; Allah’ın varlığı, meleklerin varlığı, ahiretin varlığı, Kur’an’ın hak kitap, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in de hak peygamber olması gibi iman ile ilgili meselelerde gelen vesvesedir.
    Bu vesveseye yakalanmış kimselerden şu sözleri işitmişsinizdir: “Namaz kılarken aklıma, hep ya Allah yoksa o zaman kıldığın namaz boşuna gidiyor, sözü geliyor. Bu sesi susturmak için uğraşıyorum, ama ben susturmaya çalıştıkça ses büyüyor. Bu sesle uğraşmaktan namazın hangi rekâtında olduğumu bile unutuyorum.”
    İşte bu vesvese sahipleri devamlı şu tip sözleri içlerinden işitirler:
    “Ya Allah yoksa… Ya ahiret yoksa… Ya Kur’an Allah’ın kitabı değilse… Ya Hz. Muhammed peygamber değilse… Hatta peygamberlik diye bir şey yoksa… Melekleri hiç görmedim, ya melekler de yoksa…”
    Bunlar gibi bitmeyen vesveseler, susturulamayan sesler… Bu sesleri susturamayan biçare adam bazen çareyi Allah’ın huzurundan kaçmakta ve ibadetten uzaklaşmakta arar ve zarara düşer.
    Bu vesveseye yakalanan kişi hayal etme ile akıl etmeyi birbirine karıştırmaktadır. Yani hayale gelen bir vesvese ve şüpheyi akla girmiş zannederek inancına ve itikadına zarar geldiğini zanneder. Hayalinde şekillendirdiği bu şüpheyi imana zarar veren, aklının tasdik ettiği ve doğruladığı bir şüphe kabul eder. Hâlbuki bu şüphe ne akıldadır, ne aklın tasdik ettiği bir şeydir, ne de onun imanına ve inancına zarar verebilir. Bu şüphe şeytanın hayale attığı bir vesvesedir.
    Hem bazen, “Acaba Allah olmasaydı, bu âlem kendi kendine var olabilir miydi? Acaba Kur’an gibi bir kitabı bir beşerin yazması mümkün müdür?” gibi küfrü gerektiren bir şeyi tefekkür eder. Ve bu tefekkürü dinden çıkıp küfre girmek zanneder. Yani inkârın sebebini ve imandan başka hiçbir yolun doğru olmadığını anlamak için tefekkürü, tetkikatı, iman ve küfür ortasındaki tarafsızca muhakemeyi imanın zıttı ve küfre girmek zanneder.
    Neticede şeytanın telkinlerinin bir eseri olan şu zanlardan ürkerek: “Eyvah, kalbim bozulmuş, inancıma zarar gelmiş, ben dinden çıkmışım!” der. Ve bu vesveseler genellikle onun iradesi dışında olduğundan ve iradesiyle bu vesveseleri ıslah edemediğinden ümitsizliğe düşer.
    Bu vesveseden kurtulma çaresi
    Bu yaranın merhemi şu hakikatleri bilmektir ki, küfrü gerektiren şeyleri hayal etmek insanı dinden çıkarmaz. Küfür tevehhüm etme yani inkârı farz etme ve vehmetme kişinin imanına zarar vermez. Küfrü zihnen düşünme ve olasılığını ölçmek için tefekkür etme kişiyi kâfir yapmaz.
    Çünkü hem hayal etme, hem vehmetme, hem tasvir etme, hem de tefekkür etme aklın tasdikinden ve kalbin kabulünden ayrı ve farklı şeylerdir. Hayal, vehim, tasvir ve tefekkür kabiliyetleri bir derece serbesttir. İnsanın cüz-i iradesine pek boyun eğmezler ve söz dinlemezler. Ve bunların insan iradesi dışındaki hareketlerinden dolayı insan mesul değildir ve onların yaptıklarından dolayı hesaba çekilmeyecektir. Bunun delili şu ayettir:
    “Allah hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez.” (Bakara suresi 286. ayet). Demek günahların kalpten geçmesi affedilmiştir. Hatta yapılmasına karar verilip yapılmadan pişman olunarak tövbe edilen günahlar bile affedilmiştir.
    Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    “Allah-u Teâlâ ümmetimden her birinin gönüllerinin vesvese ettiği hatıraları kul onları işlemediği veya söylemediği müddetçe affeylemiştir.” Bu hadisten de anlaşılmaktadır ki, insanın iradesi dışında kalbinden geçen kötülükler ve içinden geçen vesveseler affedilmiştir.
    Yine şu ayet:
    “Dünya hayatının geçici menfaatlerini aramak için namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa şüphesiz Allah zorlanmalarından sonra onlar için bağışlayıcı ve ziyade acıyıcıdır.” (Nur suresi, 33. ayet)…
    Bu ayetle ifade ediliyor ki, cariyeler fuhşa zorlandıkları ve bu işten kurtulmaya güçleri yetmediği takdirde Allah-u Teâlâ hiç kimseye gücünün yetmeyeceği şeyi yüklemediğinden dolayı onları bu işten mesul tutmayacağı gibi, üstelik mağfiret buyuracaktır. Demek teklif gücün yettiği iledir. Ve madem insanların iman hakikatleri ile ilgili içlerine gelen vesveseleri kovmaya güçleri yoktur, o hâlde onlar bu tür şüphe ve vesveselerin varlığından dolayı mesul değildir.
    İbni Abbas ile İbni Amr bir kere karşılaştıklarında, İbni Abbas İbni Amra, “Sana göre Kur’an’da en ümit verici ayet hangisidir?” dedi. İbni Amr,
    “Ey kendi nefisleri aleyhinde israf edip haddi aşan kullarım, Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz! Çünkü şüphesiz ki, Allah bütün günahları bağışlar. Muhakkak ki, O çok bağışlayan ve çok esirgeyendir.” (Zümer süresi 53. ayet) mealindeki ayettir deyince; İbni Abbas buyurdu ki, bana göre şu ayettir:
    “Bir zaman İbrahim (a.s.) ‘Ey Rabb’im! Ölüleri nasıl dirilteceğini bana göster.’ dedi. Allah, ‘İnanmadın mı?’ buyurdu. O da ‘Evet inandım, fakat kalbimin mutmain olması ve yatışması için bunu istiyorum.’ dedi.” (Bakara suresi 260. ayet).
    İşte benim en çok sevdiğim ayet budur. Zira İbrahim (a.s.), “Ya Rabbi, ölüleri nasıl dirilteceğini bana göster!” dediğinde Allah kendisine, “Yoksa inanmadın mı?” buyurunca; “Tabi inandım, ama kalbimin mutmain olması için.” dedi. Allah-u Teâlâ İbrahim’in bu sözünden razı oldu. Bundan da insanın içine gelen düşünce ve vesveselerin imana zarar vermeyeceği anlaşılmış olur.
    Demek ki, tasdik ve kabul iradeye bakar ve bir ölçüye bağlıdır. Hayal etme, vehmetme, tasvir etme ve tefekkür etme ise tasdik ve kabul gibi değildirler. Bir ölçüye ve iradeye tabi olmazlar. O hâlde şüphe ve tereddüt sayılmazlar. Ancak bu vesveseler kişinin iradesi işin içine girerek lüzumsuz tekrar ederse ve her vakit cüzi iradesini bu meselelerde kullanır, “Allah olmayabilir mi? Ahiret olmayabilir mi?” gibi düşünce ve şüphelerle isteyerek uğraşırsa o vakit hakiki bir nevi şüphe meydana gelir. Ve sahibi zarar görür. İman hakikatlerine tarafsızca baka baka sonunda muhalif tarafı kabullenir, kendisine vacip olan hakkı kabullenmesi kırılır.
    Mesela “Acaba Allah olmazsa bu âlem olabilir miydi?” der ve bu sorunun cevabını tarafsızca muhakemeye başlar. Bu kısa muhakeme, “Allah olmasaydı bu âlem asla var olamazdı ve madem var olmuş, o hâlde Allah var.” diyerek sonuçlanırsa sahibi bundan zarar görmez. Yok her vakit mesaisini bu tür meselelerde gereksizce harcar ve ilmî meselelere vukufiyeti de yoksa öyle bir hâle gelir ki, imansızlık cihetini kabullenir. O hâlde bu tür muhakemelere ihtiyarıyla girmek isteyen ve bu tip meseleleri tefekkür eden adam ilk önce iman tarafının o meseledeki delillerini öğrenmeli ve tefekküre öyle başlamalıdır.
    Doğruyu öğrenmeden kıt anlayışı ile doğru ve yanlışı bulmaya çalışanlar yanlışın kucağına düşebilirler.
    Bir zamanlar imam iken sonraları azılı bir din düşmanı olan bir bedbaht işte böyle bir muhakemenin neticesinde ebedî saadetini kaybetmiştir. Şöyle ki, bir gün yerleri süpürürken toz çıkmasın diye yere su serper. Yerden sıçrayan sular duvarda şehir şeklini alır ya da şeytan ona öyle gösterir. Bu bedbaht kendi kendine o anda der ki, “Acaba şu duvardaki şehir gibi, şu kâinatta tesadüfi olabilir mi?” ve bu muhakeme onun dinden çıkmasına hatta daha da ileri giderek azılı bir din düşmanı olmasına sebep olur. O bu muhakemeyi yapmadan önce iman hakikatlerinin ve Allah’ın varlığının delillerini öğrenseydi elbette tarafsızca muhakeme ona zarar veremezdi. O hâlde tarafsızca muhakeme edenleri yani “Ne var ne yok diyelim, öylece araştıralım; sonra neticeye varalım.” diyenleri mağlup eden şey, araştırdıkları meselenin delillerini bilmemektir.
    Şeytanın bu hilesinden kurtulmak için bilhassa iman hakikatlerinin anlatıldığı eserleri ve bu eserlerin başında Bediüzzaman Hazretleri’nin Risale-i Nur külliyatını bol bol okumak gerekir.
    İman hakikatleri hakkında gelen en mühim vesvese şudur ki: Vesveseli adam imkân-ı zati ile imkân-ı akliyi birbirine karıştır.
    İmkân-ı zati bir şeyin aslında ve zatında mümkün olmasıdır.
    İmkân-ı akli ise bir şeyin aklen mümkün görmektir ki, bu ikisi arasında dağlar kadar fark vardır.
    İmkân-ı zati ile imkân-ı aklinin farklarını bilmeyen birisi bir şeyi zatında mümkün görse, o şeyi zihnen dahi mümkün ve aklen olabilir zanneder. Hâlbuki kelam ilminin bir kaidesidir ki, imkân-ı zati yani bir şeyin zatında mümkün olabilmesi kesin ve sağlam bilgiye zarar vermez ve onu hükümden düşürmez. Mesela şu dakikada Karadeniz’in batması zatında mümkündür. Ve imkân-ı zati ile muhtemeldir. Hâlbuki bizler yakînen o denizin yerinde olduğunu şüphesiz biliyoruz ve böylece hükmediyoruz. Karadeniz’in zatında batmış olma ihtimali veya zihnen bu ihtimali düşünmemiz bize zarar ve şüphe vermemekte, Karadeniz’in hâlihazırda mevcut olduğu hususunda bizim yakîn ve inancımızı bozmamaktadır.
    Yine mesela şu güneş zatında mümkündür ki, bugün batmasın veya yarın doğmasın. Bunlar imkân-ı zati ile mümkündür. Hâlbuki bu ihtimal güneşin bugün doğup yarın batacağı inancımıza zarar vermez, şüphe getirmez. İşte bunun gibi, mesela iman hakikatlerinden olan dünya hayatının batması ve ahiret hayatının doğmasına imkan-ı zati cihetinden gelen vehimler, vesveseler ve içimizde şeytanın seslendirdiği ya ahiret yoksa sözleri inancımıza, imanımıza zarar vermez.
    Ayrıca şunu da unutmamak gerekir ki, “Bir delilden meydana gelmeyen ihtimalin hiçbir ehemmiyeti yoktur.” kaidesi fıkıh usulü ve din usulü ilminin sabit ve değişmez bir kuralıdır. Madem iman hakikatleri noktasında gelen vesvese ve şüpheler irademiz dışında ve bir delile dayanmadan gelmektedir, o hâlde bunların hiçbir ehemmiyeti yoktur.
    Buraya kadar şunları öğrendik:
    1- İman hakikatleri hakkındaki vesvese ve şüpheler imanımıza ve itikadımıza asla zarar veremez.
    2- Küfrü gerektiren şeyleri hayal etmek insanı dinden çıkarmaz. Küfür tevehhüm etme yani inkârı farz etme ve vehmetme kişinin imanına zarar vermez. Küfrü zihnen düşünme ve olasılığını ölçmek için tefekkür etme kişiyi kâfir yapmaz. Çünkü hem hayal etme, hem vehmetme, hem tasvir etme, hem de tefekkür etme aklın tasdikinden ve kalbin kabulünden ayrı ve farklı şeylerdir.
    3- Bu vesveseler kalbin tasdiki ve aklın kabulü değil, bir derece serbest ve söz dinlemeyen hayalin, vehmin, tasvirin ve tefekkürün meyvesidir.
    4- İmkan-ı akli ve imkan-ı zihni kesin bilgiye zarar veremez.
    5- Bir delilden meydana gelmeyen ihtimalin hiçbir ehemmiyeti yoktur.
    6- Kur’an-ı Kerim zikrettiğimiz ayetleriyle imani meselelerde vesvesenin bir günah olmadığını bildirmiştir.
    7- Unutmamak gerekir ki, aynadaki yılanın sureti ısırmaz, ateşin misali yakmaz ve pis bir şeyin aksi aynayı kirletmez. Öyle de hayal ve fikir aynasında küfrün ve şirkin akisleri, dalaletin gölgeleri ve küfre benzer çirkin sözlerin hayalleri itikadı bozmaz; imana zarar vermez ve hürmetli edebi kırmaz.


  7. 17.Haziran.2016, 01:04
    28
    Misafir

    Cevap: Vesvese Ve İman Allah Rızası İçin Yardım.

    Selam aleykum kardeşim bu kalpten değil şeytandan gelen vesveselerdir aynı şeyleri bizde yaşıyoruz sürekli tekrarlıyor tekrarladıkça yaşama isteğin bitiyor seni tanımıyorum Allah rızası için yardım etmek istiyorum sana inşallah bak kardeşim dile dökmediğin sürece günah değil ve imanın elinde gitmiyor üstüne imanını kuvvetlendiriyor bu istemeden ve iradenden bağımsız oluyor kardeşim. Şimdi sana vereceğim sureleri en az kırk gün oku bunlar şifa ayetleridir şifayı veren yüce Allahtır unutma inşallah o surelerin hatrı hürmetine şifayı buluruz. 7 defa fatiha. 7 defa elif lam mim bakara suresinin ilk ayetleri. 7 defa ayetül kürsü. 1 defa amenerresulü. 7 defa saffat suresinün ilk on ayeti. 1 defa duhan suresi. 1 defa haşr suresinin son beş ayeti la yestevi ile başlıyor. 1 defa cin suresi. 1 defa tarık suresi. 1 defa duha suresi. 1defa inşirah suresi. 7 defa tekassür suresi. 7 defa kafirun suresi. 7şer defa ihlas, felak, nas sureleri bu mesajı gördüğünde inşallah şifa bulursun bizede şifa olur Allah yardımcın olsun dua ile selam aleykum.


  8. 17.Haziran.2016, 01:04
    28
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Selam aleykum kardeşim bu kalpten değil şeytandan gelen vesveselerdir aynı şeyleri bizde yaşıyoruz sürekli tekrarlıyor tekrarladıkça yaşama isteğin bitiyor seni tanımıyorum Allah rızası için yardım etmek istiyorum sana inşallah bak kardeşim dile dökmediğin sürece günah değil ve imanın elinde gitmiyor üstüne imanını kuvvetlendiriyor bu istemeden ve iradenden bağımsız oluyor kardeşim. Şimdi sana vereceğim sureleri en az kırk gün oku bunlar şifa ayetleridir şifayı veren yüce Allahtır unutma inşallah o surelerin hatrı hürmetine şifayı buluruz. 7 defa fatiha. 7 defa elif lam mim bakara suresinin ilk ayetleri. 7 defa ayetül kürsü. 1 defa amenerresulü. 7 defa saffat suresinün ilk on ayeti. 1 defa duhan suresi. 1 defa haşr suresinin son beş ayeti la yestevi ile başlıyor. 1 defa cin suresi. 1 defa tarık suresi. 1 defa duha suresi. 1defa inşirah suresi. 7 defa tekassür suresi. 7 defa kafirun suresi. 7şer defa ihlas, felak, nas sureleri bu mesajı gördüğünde inşallah şifa bulursun bizede şifa olur Allah yardımcın olsun dua ile selam aleykum.


  9. 26.Haziran.2016, 00:30
    29
    Misafir

    Cevap: Vesvese Ve İman Allah Rızası İçin Yardım.

    Ayni seyler bendede oluyor . Bende okuyup rahatliyorum, yalniz Ben degilimmis. Allaha siginiyorum, benim Rabbim Allah , o her seyi biliyor, goruyor , o bize yardim Eder. Boyle dusunceler geldikce hic derinliklerine girmeyin, dusunun ki Allah haberdardir bunlarin hepsinden! Sadece Allaha siginmak, Anmak ne kadar guzel bir sey . Seytan bizim dusmanimiz, bizi dogru yoldan ayirmak istiyor, vesveseleri onemsemeyiniz, korkmayiniz, her sey duzelecek, sabr edin, Allah goruyor!


  10. 26.Haziran.2016, 00:30
    29
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Ayni seyler bendede oluyor . Bende okuyup rahatliyorum, yalniz Ben degilimmis. Allaha siginiyorum, benim Rabbim Allah , o her seyi biliyor, goruyor , o bize yardim Eder. Boyle dusunceler geldikce hic derinliklerine girmeyin, dusunun ki Allah haberdardir bunlarin hepsinden! Sadece Allaha siginmak, Anmak ne kadar guzel bir sey . Seytan bizim dusmanimiz, bizi dogru yoldan ayirmak istiyor, vesveseleri onemsemeyiniz, korkmayiniz, her sey duzelecek, sabr edin, Allah goruyor!


  11. 26.Haziran.2016, 00:34
    30
    Misafir

    Cevap: Vesvese Ve İman Allah Rızası İçin Yardım.

    Tabi ki ! Seytan seni oyle dusunduruyor ki o pis dusunceler senin kalbinden geliyor, Ama oyle degil , o dusunceler senin kalbinden gelseydi sana zerar vericek , seni uzecek sekilde olmazdi . Sen onlari kendin dusunmuyorsun kardesim


  12. 26.Haziran.2016, 00:34
    30
    Nilay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Nilay
    Misafir
    Tabi ki ! Seytan seni oyle dusunduruyor ki o pis dusunceler senin kalbinden geliyor, Ama oyle degil , o dusunceler senin kalbinden gelseydi sana zerar vericek , seni uzecek sekilde olmazdi . Sen onlari kendin dusunmuyorsun kardesim


  13. 26.Haziran.2016, 00:53
    31
    Nilay_kaya9
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Haziran.2016
    Üye No: 108958
    Mesaj Sayısı: 67
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Kardesim senin imanin gittigini de o sana dusunduruyor . Senin imanina bir zarari yok , Allaha sigin , sakin su vesveleri citdiye alma, kurtulamiyacagini Asia dusunme, su vesvelerin Asia derinliklerini dusunme, dusun ki Allah senin hallinden haberdardir , Allaha Bol Bol dua et , bil ki Allah seni goruyor , Allah biliyor , Allah bize bizden de yakindir , Allah seni seviyor , ve bidaha diyorum su vesveleri onemseme ---> SENIN IMANINA ZARARI YOK.)

    Tesekkur Ederim kardesim su Risale I Nur ariyordum , gercek ten cok tesekkurler , Allah sizden razi olsun hepinizden


  14. 26.Haziran.2016, 00:53
    31
    Kardesim senin imanin gittigini de o sana dusunduruyor . Senin imanina bir zarari yok , Allaha sigin , sakin su vesveleri citdiye alma, kurtulamiyacagini Asia dusunme, su vesvelerin Asia derinliklerini dusunme, dusun ki Allah senin hallinden haberdardir , Allaha Bol Bol dua et , bil ki Allah seni goruyor , Allah biliyor , Allah bize bizden de yakindir , Allah seni seviyor , ve bidaha diyorum su vesveleri onemseme ---> SENIN IMANINA ZARARI YOK.)

    Tesekkur Ederim kardesim su Risale I Nur ariyordum , gercek ten cok tesekkurler , Allah sizden razi olsun hepinizden


  15. 26.Haziran.2016, 22:21
    32
    Nilay_kaya9
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Haziran.2016
    Üye No: 108958
    Mesaj Sayısı: 67
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Vesvese Ve İman Allah Rızası İçin Yardım.

    Ey insan! Aklını başına al. Hiç mümkün müdür ki: Bütün enva'-ı mahlukatı sana müteveccihen muavenet ellerini uzattıran ve senin hacetlerine "Lebbeyk!" dedirten Zât-ı Zülcelal seni bilmesin, tanımasın, görmesin? Madem seni biliyor, rahmetiyle bildiğini bildiriyor. Sen de onu bil, hürmetle bildiğini bildir ve kat'iyyen anla ki: Senin gibi zaîf-i mutlak, âciz-i mutlak, fakir-i mutlak, fâni, küçük bir mahluka koca kâinatı müsahhar etmek ve onun imdadına göndermek; elbette hikmet ve inayet ve ilim ve kudreti tazammun eden hakikat-ı rahmettir. Elbette böyle bir rahmet, senden küllî ve hâlis bir şükür ve ciddî ve safî bir hürmet ister. İşte o hâlis şükrün ve o safî hürmetin tercümanı ve ünvanı olan "Bismillahirrahmanirrahîm"i de.
    Bu bir Risale-I Nurdan bir parcadir


  16. 26.Haziran.2016, 22:21
    32
    Ey insan! Aklını başına al. Hiç mümkün müdür ki: Bütün enva'-ı mahlukatı sana müteveccihen muavenet ellerini uzattıran ve senin hacetlerine "Lebbeyk!" dedirten Zât-ı Zülcelal seni bilmesin, tanımasın, görmesin? Madem seni biliyor, rahmetiyle bildiğini bildiriyor. Sen de onu bil, hürmetle bildiğini bildir ve kat'iyyen anla ki: Senin gibi zaîf-i mutlak, âciz-i mutlak, fakir-i mutlak, fâni, küçük bir mahluka koca kâinatı müsahhar etmek ve onun imdadına göndermek; elbette hikmet ve inayet ve ilim ve kudreti tazammun eden hakikat-ı rahmettir. Elbette böyle bir rahmet, senden küllî ve hâlis bir şükür ve ciddî ve safî bir hürmet ister. İşte o hâlis şükrün ve o safî hürmetin tercümanı ve ünvanı olan "Bismillahirrahmanirrahîm"i de.
    Bu bir Risale-I Nurdan bir parcadir


  17. 03.Temmuz.2016, 16:45
    33
    Misafir

    Cevap: Vesvese Ve İman Allah Rızası İçin Yardım.

    SELAMUN ALEYKUM MU MİNLER Allah i seven yardim etsin kardesler ! Namaza basladim baslayali evrenin var olusu insanin yasam nedeni olarak basladi sonra o varlik varmi bu varlik varmi diye sonra seytan varmi diye ve sonra ilerledi bi ara tovbe edip asil benligime kavusmustum sonra tekrar oldu ve icinden cikilmaz bi cukura dustum namazi kilarken kilcakken niyette bile icimde bisey var ayrintili bisey onerin yardim edin noolur yardim edin sevabina niyetlenin yardim edenden AllAh omru boyu razi gelsin. Sonra bide cok korkunc ruyada goruyom.LA İLAHE İLLALLAH .BİDE TAA GECENKİ RUYAMDA OKULDAYİZ CİNLER VAR VE ALLAH U EKBER DİYİP YUZUNE UFLUOM YOK OLUYODU HADİ BAY BAY


  18. 03.Temmuz.2016, 16:45
    33
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    SELAMUN ALEYKUM MU MİNLER Allah i seven yardim etsin kardesler ! Namaza basladim baslayali evrenin var olusu insanin yasam nedeni olarak basladi sonra o varlik varmi bu varlik varmi diye sonra seytan varmi diye ve sonra ilerledi bi ara tovbe edip asil benligime kavusmustum sonra tekrar oldu ve icinden cikilmaz bi cukura dustum namazi kilarken kilcakken niyette bile icimde bisey var ayrintili bisey onerin yardim edin noolur yardim edin sevabina niyetlenin yardim edenden AllAh omru boyu razi gelsin. Sonra bide cok korkunc ruyada goruyom.LA İLAHE İLLALLAH .BİDE TAA GECENKİ RUYAMDA OKULDAYİZ CİNLER VAR VE ALLAH U EKBER DİYİP YUZUNE UFLUOM YOK OLUYODU HADİ BAY BAY


  19. 21.Ekim.2016, 22:41
    34
    Misafir

    Yorum: Vesvese Ve İman Allah Rızası İçin Yardım.

    Selamun aleyküm kardeşim bu sorun sende değil bütün müslümanlarda var aslında bu bizim işin ehli olan ilim tahsilli insanlarla birlikte bulunmamamızdan kaynaklanıyor insan oğlu ölünceye kadar ilim öğrenebilir her gün biraz daha ilim öğrenebilirsek kafamızda boş yer kalmaz e dolayısıyla boş yer kalmayınca vesvese yer bulamaz ifrat ve tefriti araştırmanı tavsiye ediyorum vesvese de var tabi ama eminim bu konuyu öğrendikten sonra sıkıntın hafifler inşallah ben de tam şuanda senınle aynı sıkıntıyı paylaşıyorum fakat ahir zamanda yaşıyoruz dikkat etmemiz gereken konular ı boşlarsak böyle sıkıntılar sık sık yaşanabilir mesela göz harama bakınca bilinçaltı onu unutmaz maneviyatı etkiler günahsız bir gün zor ama en azından tevbe edebiliriz Peygamberimiz HZ: MUHAMMED s.a.s bile ben her gün yüz defa rabbime tevbe istiğfarda bulunurum buyurmuştur bu hadis ten anladığımız şey tevbe edip iman kuvvetini arttırmamızdır şuan bunları yazarken bile oluyor ama inanki şeytan boş bir kalbe girmez korkman da imanının alametindendir inşallah selam ve dua ile .


  20. 21.Ekim.2016, 22:41
    34
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Selamun aleyküm kardeşim bu sorun sende değil bütün müslümanlarda var aslında bu bizim işin ehli olan ilim tahsilli insanlarla birlikte bulunmamamızdan kaynaklanıyor insan oğlu ölünceye kadar ilim öğrenebilir her gün biraz daha ilim öğrenebilirsek kafamızda boş yer kalmaz e dolayısıyla boş yer kalmayınca vesvese yer bulamaz ifrat ve tefriti araştırmanı tavsiye ediyorum vesvese de var tabi ama eminim bu konuyu öğrendikten sonra sıkıntın hafifler inşallah ben de tam şuanda senınle aynı sıkıntıyı paylaşıyorum fakat ahir zamanda yaşıyoruz dikkat etmemiz gereken konular ı boşlarsak böyle sıkıntılar sık sık yaşanabilir mesela göz harama bakınca bilinçaltı onu unutmaz maneviyatı etkiler günahsız bir gün zor ama en azından tevbe edebiliriz Peygamberimiz HZ: MUHAMMED s.a.s bile ben her gün yüz defa rabbime tevbe istiğfarda bulunurum buyurmuştur bu hadis ten anladığımız şey tevbe edip iman kuvvetini arttırmamızdır şuan bunları yazarken bile oluyor ama inanki şeytan boş bir kalbe girmez korkman da imanının alametindendir inşallah selam ve dua ile .


  21. 25.Ekim.2016, 02:06
    35
    Misafir

    Yorum: Vesvese Ve İman Allah Rızası İçin Yardım.

    Allah alemlerden yücedir. Günaha girdim mi şeklinde takıntıları terkedin. İstemeden kötü şeyler düşündüğünüzü veya söylediğinizi Allah biliyor.

    Takıntı kelimesini kullandığım için alınmamanızı rica ederim.


  22. 25.Ekim.2016, 02:06
    35
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Allah alemlerden yücedir. Günaha girdim mi şeklinde takıntıları terkedin. İstemeden kötü şeyler düşündüğünüzü veya söylediğinizi Allah biliyor.

    Takıntı kelimesini kullandığım için alınmamanızı rica ederim.


  23. 28.Ekim.2016, 17:55
    36
    Hakannn
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Kasım.2015
    Üye No: 107230
    Mesaj Sayısı: 32
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Yorum: Vesvese Ve İman Allah Rızası İçin Yardım.

    inancını kaybetme güzel kardeşim sen inanmaya devam et ve aldırmamaya çalış bi süre sonra bu vesveseleri vermekten inşaAllah vazgeçecektir şeytan , bildiğim kadarıyla sahabe efendilerimiz Peygamberimiz'e (s.a.v) gelip Allah hakkında içimize öyle şeyler geliyor ki bunları düşünmektense yüksek bir yerden düşüp parçalanmayı tercih ederiz dediğinde Peygamberimiz (s.a.v) bu halis imandandır buyurmuş. Sen inancını koru namazına devam et inşaAllah sağlıcakla kal


  24. 28.Ekim.2016, 17:55
    36
    Üye
    inancını kaybetme güzel kardeşim sen inanmaya devam et ve aldırmamaya çalış bi süre sonra bu vesveseleri vermekten inşaAllah vazgeçecektir şeytan , bildiğim kadarıyla sahabe efendilerimiz Peygamberimiz'e (s.a.v) gelip Allah hakkında içimize öyle şeyler geliyor ki bunları düşünmektense yüksek bir yerden düşüp parçalanmayı tercih ederiz dediğinde Peygamberimiz (s.a.v) bu halis imandandır buyurmuş. Sen inancını koru namazına devam et inşaAllah sağlıcakla kal





+ Yorum Gönder
Git İlk 234 Son