Konusunu Oylayın.: Yedi (7) kıraat ne demektir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Yedi (7) kıraat ne demektir?
  1. 04.Mart.2012, 15:41
    1
    burakin
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Şubat.2012
    Üye No: 93965
    Mesaj Sayısı: 162
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Yedi (7) kıraat ne demektir?






    Yedi (7) kıraat ne demektir? Mumsema 7 farklı kıraat meselesi kafamı karıştırıyor.Şimdi bu kıraatlarda ayetlerin sırası da değişik olur mu,mesela bir kıraatte bir ayet diğerinden önceyken diğerinde sonra gelir mi


  2. 04.Mart.2012, 15:41
    1
    burakin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye



    7 farklı kıraat meselesi kafamı karıştırıyor.Şimdi bu kıraatlarda ayetlerin sırası da değişik olur mu,mesela bir kıraatte bir ayet diğerinden önceyken diğerinde sonra gelir mi


    Benzer Konular

    - Yedi Mescidler Ne Demektir?

    - Kıraat-i Seb'a Ne Demektir?

    - Yusuf suresi 43. ayet: Kral dedi ki: Ben (rüyada) yedi arık ineğin yediği yedi semiz inek gördüm. A

    - Mütevatir kıraatlar (Yedi Kıraat)

    - Yedi Harf Ve Kıraat Meselesi

  3. 04.Mart.2012, 15:54
    2
    Kapsül2
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Mart.2012
    Üye No: 94706
    Mesaj Sayısı: 33
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 28

    Cevap: yedi kıraat




    KIRAAT İLMİ:

    “Kıraat” kelimesinin sözlük anlamı, “Karee” kökünden bir mastar olup, “bir kitaba bakıp kelimelerini okumak” anlamına gelmektedir.(1)
    Istılahta ise; “Harflerin talaffuzu, heyetlerinin söylenişi vs. gibi hususlarda Kıraat İmamlarının Kur’an’ı okumada takip ettikleri yoldur.”(2)
    Kıraat İlmi ise; nakledenlere isnat ile, ayetlerdeki kelimelerin keyfiyetlerini ve okunuş şekillerindeki ihtilafları bildiren ilme Kıraat İlmi denir. (3)
    Başka bir ifade ile Kıraat İlmi; okunuş şekilleri olan hazf, hareke, sükun, fasıl, vasıl, nakil, imale, tahkik vs. gibi hususlarda Kur’an Mütehassıslarının ittifak ve ihtilaflarını bildiren ilimdir. (4)
    KONUSU:

    Tarifinde bahsi geçen hususlardan, yani nakl, kasr, medd, vs. gibi çeşitli şekillerde okunan Kur’an-ı Kerim kelimelerinden bahseder. Bu hususta sünnet ve icmadan faydalanır. Yani kaynağı icma ve sünnettir.(5)

    GAYESİ:
    Mütevatir kıraat ihtilaflarının zabt melekesini elde etmektir. (6) Yani hem ezberleme, hem de tespit etme alışkanlığını kazandırır. Başka bir ifade ile, kıraat imamlarından her birinin kıratını bildirir.(7)

    FAYDASI:
    Kıraat İlminin faydası pek çoktur. Bu faydaları kısaca şöyle özetleye biliriz:
    a-Kur’an lafızları talaffuz edilirken onları hata, tağyir ve tahriften korumak,
    b-Kıraat İmamlarından her birinin okuyuş şeklini bilmek,
    c-Kıraat vecihlerini birbirinden ayırmak,
    d-Kur’an-ı Kerimin tilavet şeklini bilmek,
    e-Hangi kıratın tercih edildiğini öğrenmek.(8)
    METODU:

    Kıraat ve Tabakat kitapları tetkik edildiğinde, kıraat öğreniminde iki usul göze çarpar: a-Sema veya istima, b-Arz.
    Kıraat okuyan ve okutanlar arasında bu usullerden yalnız semai veya yalnız arz, bazen her ikisi birden cereyan eder. Kıraatle ilgili kitaplarda hafız ve Kuranın hayatı ve kıraat okumaları anlatılırken :
    a- Sema için (semea min) veya (sem’an),
    b- Arz için (karaa ala, arade ala) veya (Arden) ,
    c- Her ikisi için ise, (Sem’an ve Arden) şeklinde ifadeler kullanılmaktadır.(9)
    Sema ve Arzın ifade ettiği manalara gelince: Sözlükte Sema, bir söze kulak verip dinlemek (10), Arz ise, bir kimseye bir nesneyi izah etmek (11) demektir.
    Kıraat ilminde birer ıstılah haline gelen ve iki ayrı mesleğin adı olarak kullanıla gelen sema ve arzı Aliyyü’l-Kari şöyle tarif etmektedir: Sema yolu öğretmenin okuyup öğrencinin dinlemesiyle olur. Bu Mütekaddimin’in yoludur. Arz yolu ise , talebenin okuyup hocanın dinlemesiyle olur ki, bu da Müteahhirin’in yoludur.(12)
    Daha açık bir ifade ile talebe üstadının okuduğu kıratı önce dinler ve öğrenir ki, buna sema denir. Daha sonra dinleyip öğrendiği kıratı üstadının huzurunda okur. Buna da arz denir. Gerektiği yerde üstat tashih eder.(13)
    Ayrıca kıratı dinlerken üstadının dudağı ve ağzından harflerin ve kelimelerin çıkışını öğrencinin görmesi de esastır. Hem işiterek hem de dudaktan ve ağızdan görerek öğrenme, kıraat tahsilinde en belirgin bir özelliktir. Kıraatler semaan ve müşafeheten sabit olurlar.(14) Yani ağızdan çıktığı şekliyle duyulacak, görülecek, tesbit edilecek ve öylece okunacaktır.Allaha emanet ol kardeşim.


  4. 04.Mart.2012, 15:54
    2
    Kapsül2 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    KIRAAT İLMİ:

    “Kıraat” kelimesinin sözlük anlamı, “Karee” kökünden bir mastar olup, “bir kitaba bakıp kelimelerini okumak” anlamına gelmektedir.(1)
    Istılahta ise; “Harflerin talaffuzu, heyetlerinin söylenişi vs. gibi hususlarda Kıraat İmamlarının Kur’an’ı okumada takip ettikleri yoldur.”(2)
    Kıraat İlmi ise; nakledenlere isnat ile, ayetlerdeki kelimelerin keyfiyetlerini ve okunuş şekillerindeki ihtilafları bildiren ilme Kıraat İlmi denir. (3)
    Başka bir ifade ile Kıraat İlmi; okunuş şekilleri olan hazf, hareke, sükun, fasıl, vasıl, nakil, imale, tahkik vs. gibi hususlarda Kur’an Mütehassıslarının ittifak ve ihtilaflarını bildiren ilimdir. (4)
    KONUSU:

    Tarifinde bahsi geçen hususlardan, yani nakl, kasr, medd, vs. gibi çeşitli şekillerde okunan Kur’an-ı Kerim kelimelerinden bahseder. Bu hususta sünnet ve icmadan faydalanır. Yani kaynağı icma ve sünnettir.(5)

    GAYESİ:
    Mütevatir kıraat ihtilaflarının zabt melekesini elde etmektir. (6) Yani hem ezberleme, hem de tespit etme alışkanlığını kazandırır. Başka bir ifade ile, kıraat imamlarından her birinin kıratını bildirir.(7)

    FAYDASI:
    Kıraat İlminin faydası pek çoktur. Bu faydaları kısaca şöyle özetleye biliriz:
    a-Kur’an lafızları talaffuz edilirken onları hata, tağyir ve tahriften korumak,
    b-Kıraat İmamlarından her birinin okuyuş şeklini bilmek,
    c-Kıraat vecihlerini birbirinden ayırmak,
    d-Kur’an-ı Kerimin tilavet şeklini bilmek,
    e-Hangi kıratın tercih edildiğini öğrenmek.(8)
    METODU:

    Kıraat ve Tabakat kitapları tetkik edildiğinde, kıraat öğreniminde iki usul göze çarpar: a-Sema veya istima, b-Arz.
    Kıraat okuyan ve okutanlar arasında bu usullerden yalnız semai veya yalnız arz, bazen her ikisi birden cereyan eder. Kıraatle ilgili kitaplarda hafız ve Kuranın hayatı ve kıraat okumaları anlatılırken :
    a- Sema için (semea min) veya (sem’an),
    b- Arz için (karaa ala, arade ala) veya (Arden) ,
    c- Her ikisi için ise, (Sem’an ve Arden) şeklinde ifadeler kullanılmaktadır.(9)
    Sema ve Arzın ifade ettiği manalara gelince: Sözlükte Sema, bir söze kulak verip dinlemek (10), Arz ise, bir kimseye bir nesneyi izah etmek (11) demektir.
    Kıraat ilminde birer ıstılah haline gelen ve iki ayrı mesleğin adı olarak kullanıla gelen sema ve arzı Aliyyü’l-Kari şöyle tarif etmektedir: Sema yolu öğretmenin okuyup öğrencinin dinlemesiyle olur. Bu Mütekaddimin’in yoludur. Arz yolu ise , talebenin okuyup hocanın dinlemesiyle olur ki, bu da Müteahhirin’in yoludur.(12)
    Daha açık bir ifade ile talebe üstadının okuduğu kıratı önce dinler ve öğrenir ki, buna sema denir. Daha sonra dinleyip öğrendiği kıratı üstadının huzurunda okur. Buna da arz denir. Gerektiği yerde üstat tashih eder.(13)
    Ayrıca kıratı dinlerken üstadının dudağı ve ağzından harflerin ve kelimelerin çıkışını öğrencinin görmesi de esastır. Hem işiterek hem de dudaktan ve ağızdan görerek öğrenme, kıraat tahsilinde en belirgin bir özelliktir. Kıraatler semaan ve müşafeheten sabit olurlar.(14) Yani ağızdan çıktığı şekliyle duyulacak, görülecek, tesbit edilecek ve öylece okunacaktır.Allaha emanet ol kardeşim.





+ Yorum Gönder