+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Soru ve Cevaplar ve Sizden gelen sorular Kategorisinden Muska şirk mi ? Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. fenom
    Üye
    Reklam

    Muska şirk mi ?

    Reklam





    Muska şirk mi ? Mumsema Selamun Aleykum

    ben geceleri korkudan uyuyamıyordum işte neyse sonra annem muska felan verdi sonra internette şöyle yazılar gördüm muska şirktir diye bendeki muskaların içinde Kurandan Ayetler yazıyor yastığa felan koyuyorum şimdi ben şirke girer miyim ? bide ayetlerin yazıldığı kağıt var suya koyuyorum kağıdı suyu öyle içiyorum şirke giriyormuyum ?

    bu 2 şekildede şirke giriyormuyum ? yada sadece birinde mi şirke giriyorum ?





  2. @mir
    âb ü kil

    Cevap: muska şirk mi ?


    Reklam


    muska takmak ve yazıp da sağa sola koymaktansa
    ayetleri okumanız daha doğrudur
    Resulullah her gece yatarken İhlas Felak ve Nas Surelerini okur
    avcuna üfler ve sonra avcu ile vücudunu meshedermiş

  3. fenom
    Üye
    Allah razı olsun Ayetleri okumak daha iyi olurda yastığa taktığım muska ve içtiğim Ayet yazan kağıtın içinde olduğu su şirk değil dimi ?

  4. DieHard
    ..Hayat Werenin Kulu..
    Selamun Aleykum

    ben geceleri korkudan uyuyamıyordum işte neyse sonra annem muska felan verdi sonra internette şöyle yazılar gördüm muska şirktir diye bendeki muskaların içinde Kurandan Ayetler yazıyor yastığa felan koyuyorum şimdi ben şirke girer miyim ? bide ayetlerin yazıldığı kağıt var suya koyuyorum kağıdı suyu öyle içiyorum şirke giriyormuyum ?

    bu 2 şekildede şirke giriyormuyum ? yada sadece birinde mi şirke giriyorum ?

    Rukye nedir.??

    --Dua, efsun, muska; sihirbaz ve üfürükçülerin okudukları şeyler.

    İbn Hacer el-Askalanî, alimlerin şu üç şartın bulunmasıyla rukyenin caiz olacağı üzerinde görüş birliği içerisinde olduklarını bildirmektedir:

    a) Allah Teala'nın kelamıyla (âyetlerle), isimleri veya sıfatlarıyla olması;
    b) Arap diliyle veya başka bir dille anlaşılır olacak şekilde yapılması;
    c) Yapılan rukyenin bizzat faydasının dokunduğuna değil, umulan faydanın Allah Teâlâ tarafından gönderildiğine inanılması (Fethul-Barî, X, 206).



    Rukye; mubah, haram ve şirk olmak üzere üş çeşittir.



    1- Mubah olan Rukye: Kur'ân-ı Kerim'den ayetlerle Allah Teâlâ'nın isim ve sıfatlarıyla, arapça ve anlamı anlaşılır bir dille yapıldığı takdirde mubahtır. Hz. Aişe (r.anh)'dan rivâyet edilen bir hadis-i şerifte şöyle denilmektedir: "Rasûlüllah (s.a.s) son hastalığında muavvizeteyni okuyup kendisine üflüyordu. Hastalığı ağırlaştığı zaman onları okuyarak üzerine üflüyor ve onların bereketi için elini meshediyordum" (Buharî, Tıb, 32; Müslim, Selâm, 51-52).
    Yine Hz. Aişe (r.anh) Rasûlüllah (s.a.s)'ın hastalığından bahsederken şunları söylemektedir: "Rasûlüllah (s.a.s) yatağa düştüğü zaman, İhlas süresi ve Mu'avvizeteyn'in tamamını okuyarak avucuna üfledi ve sonra elleriyle yüzünü ve vücudunun elinin yetiştiği her tarafını meshetti" (Buharî, Tıb, 39).
    Yine akrep sokmasına karşı Fatiha ile rukye yapıldığına dair hadis varid olmuştur (Buharî, Tıb, 33). Ve yine Rasûlüllah (s.a.s)'ın hastalanan bazı kimselere, Mu'avvizeteyn okuyup, onları sağ eliyle meshettiği ve peşinden de şöyle söylediği rivâyet edilmektedir "Ey insanların Rabbi olan Allah'ım hastalığı gider; buna şifa ver. Şifa veren yalnız sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Hastalık bırakmayan şifa ver" (Buhari, Tıb, 37).
    Bu anlamda rivâyet edilen hadisler çoktur. Bazı alimler Rasûlüllah (s.a.s)'in; "Göz değmesi ve hummanın dışında rukye yoktur" (Buharî, Tıb, 17) hadisine dayanarak, göz değmesi, yılan ve akrep sokması dışında rukyenin caiz olmadığı kanatine varmışlardır. Ancak diğer bazı alimler de bu hadisin, rukyenin en fazla faydalı olacağı anlamına sarfedildiğini, "Zülfikardan başka kılıç yoktur" sözüne kıyas yaparak cevaplandırmışlardır. Çünkü diğer Hadislerde görüldüğü gibi, Rasûlüllah (s.a.s) başka şeyler için de rukyeye cevaz vermiştir.



    2- Haram olan rukye: Anlaşılmaz sözler, anlamsız kesik harfler, bilinmeyen isimler, bilenlerin Arapçadan başka bir dille rukye yapması, demir, tuz kullanarak veya ip bağlayarak rukye yapılması haram kılınmıştır. Fayda verdiği tecrübe edilmiş uygulamalar bunun dışındadır.Şabir (r.a)'dan şöyle rivayet edilmektedir:
    "Rasûlüllah (s.a.s) ruky'e yapılmasını yasakladı. Amr ibn Hazm'ın çocukları gelip şöyle dediler: "Ya Rasûlüllah! Biz bir tür rukye yapardık ve onunla akrep sokmalarına karşı korunurduk". Rasûlüllah; Ona dönün onda bir kötülük görmüyorum. Sizden her kim kardeşine fayda vermeye güç yetirirse ona faydalı olsun” (Müslim, Selam, 63) demişti. el-İzz b. Abdüsselam'dan anlamı bilinmeyen harflerle yapılan rukye sorulduğu zaman, küfrü gerektirecek anlamlar içerip içermediğinin bilinmemesinden dolayı buna cevaz vermemiştir.



    3- Şirk olan Rukye: Allah Teâlâ'dan başkasına dua ederek, sığınarak veya yardım dilenerek yapılan rukye, şirktir. Meleklerin, peygamberlerin, cinlerin ve benzeri varlıkların isimleriyle rukye yapmak gibi... Bunların tamamı Allah Teâlâ'ya şirk koşmaktır. Nitekim Rasûlüllah (s.a.s) şöyle buyurmaktadır: "Efsun, nazarlık boncuklar, ve muhabbet için yapılan muhabbet muskaları şirktir" (Ebu Davud, Tıb, 17; İbn Mace, Tıb, 39; Ahmed b. Hanbel, I, 381). Yine; "İçinde şirk bulunmayan şeyle rukye yapmakta bir kötülük yoktur" (Müslim, Selam, 64) buyurmaktadır. İbn Hacer bu konuyu şöyle açıklamaktadır: "Bazı rukyelerde şirk bulunmaktadır. Çünkü onu yapanlar kendilerine dokunan zararı defetmek ve lavda elde etmeyi Allah'tan başka kimselerden istemektedirler" (İbn Hacer el-Askalanî, Fethul-Barî, X, 260).
    Müslüman, tamamıyla Allah Teâlâ'ya tevekkül etmekten başka şeylerden fayda dilemez. Nitekim Rasûlüllah (s.a.s) şöyle buyurmaktadır:
    "Ümmetimden yetmiş bin kişi hesapsız olarak Cennete girecektir. Onlar, efsun yapmayanlar, teşe'um etmeyenler, vücudlarını dağlamayanlar ve ancak Rablerine tevekkül edenlerdir" (Buhârî, Tıb, 17; Müslim, İman, 372). Kendiliğinden, istenmediği halde müslüman kardeşine rukye yapması bunun dışındadır. Bu Rasûlüllah (s.a.s)'in şu hadisine göre müstehaptır.: "İçinizden her kim kardeşine yardım etmeye güç yetiriyorsa bunu yapsın" (Müslim, Selâm, 63).

  5. @mir
    âb ü kil
    Ebu Hüreyre’den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
    “Kim sihir maksadıyla bir düğüme düğüm atar, sonra da ona üflerse sihir yapmış olur. Kim sihir yaparsa şirke düşer. Kim bir şey asarsa, o astığı şeye havale edilir.” Nesâî

    Hadisin Açıklaması:
    Sihir yapma maksadıyla düğümlere üfürmek sihirbazların işi olup, şirk ehlinin amellerindendir. Fayda verecek şeyleri alıp, zararlı şeylerden sakınmak düşüncesi Allah Teâlâ'dan geldiğiyle bilinir, düğümlerden değil. Müşrikler, Allah Teâlâ'ya tevekkül etmeyip sihir (büyü) yaptıkları için, şeytanca işlere kalkışmışlardır.

    Bazı âlimler bu hadis hakkında şunları da belirtmişlerdir:
    “Bu davranışıyla ondan gerçek tesir olacağına inanmışsa, şirk olur.” Bazı âlimler de;
    “Bundan maksat, şirk-i hafî (gizli şirk)dir. Zira tevekkül ve Allah Teâlâ'ya itimat terk edilmiş olmaktadır.” demişlerdir.

    Bir şeyi asma meselesi ise: (Nazar boncuğu v.b.) bunlar câiz olmayıp, bunların hastalığı giderdiğine ve şifayı verdiğine inanmak, şirktir. Hadiste geçen; “Kim bir şey asarsa, o astığı şeye havâle edilir.”
    İbâresini de, "Allah Teâlâ'nın yardımından mahrum kalır.” anlamında yorumlamışlardır.
    Muhammed Şahin, www.islamhose.com


    Ebu Davud - Kitabu't-Tıp
    17. Muska Takmak


    3883... Abdullah (b. Mes'ud)'un hanımı Zeyneb'den şöyle dedi-ği rivayet olunmuştur:

    Abdullah (b. Mes'ud): Ben Rasûlullah (s.a)'ı " (İçerisinde sihre ya da küfre ihtimali bulunan anlaşılmaz sözleri)okuyarak (hasta) te-davi etmek, muska takmak ve sevgi ilacı yapmak şirktir" buyururken işittim, dedi.

    (Zeyneb, sözlerine devamla) dedi ki:

    (Bunun üzerine ben Abdullah'a dönerek; "Acaba Rasûlullah s.a) bunu niçin söylüyor? Vallahi (benim) gözüm (bir ağrıdan dolayı) çapaklanıyordu da ben (tedavi için) falanca yahudiye gidip geliyordum (o da) bana okuyordu. (Bu sayede gözümün ağrısı) dindi" dedim.

    Abdullah da (şöyle) cevap verdi:

    Bu şeytanın işinden başka bir şey değildir. (Şeytan seni buna inan-dırmak için senin) gözünü eliyle (devamlı)dürtüyor (ve onu ağrıtıyor). Sen (yahudinin yanına varıp da yahudi senin) gözüne okuyunca (şey-tan elini)gözünden çekiyor. Oysa senin sadece Rasûlullah (s.a)'ın de-diği gibi;

    "Ey tüm insanların Rabbi (olan Allah'ım. Benden) bu sıkıntıyı gider, (yegâne) şifa verici sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. (Bana) hiç hastalık bırakmayacak bir şifa ver" diyerek dua etmen sa-na yeter. (İbn Mace; 3530, Buhari; salat 1c. 102, Nesei; 5342, Müslim; 2099)


    Tirmizi - Kitabu't-Tıp bölüm: 14

    Ø muska taşımak ve dağlanmak suretiyle tedavi caiz midir?

    2055- Muğîre b. Şu’be (r.a.)’in babasından rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kim dağlanmak suretiyle tedavi olmaya çalışırsa ve muska taşıyarak tedavi olmak isterse Allah’a tevekkül etmekten uzaklaşmış demektir.” (Ebû Dâvûd, Tıp: 17; İbn Mâce: Tıp: 39)

    ž Tirmizî: Bu konuda İbn Mes’ûd, İbn Abbâs, Imrân b. Husayn’dan da hadis rivâyet edilmiştir.

    Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.


    Rudani - TIP VE İLGİLİ KONULARIN KİTABI

    7473- İbn Amr bin el-Âs radİyallahu anh'-dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu
    "Tutup tiryak içtiğimde, muska taşıdığım-da veya şiir söylediğimde başıma gelen kendimdendir, artık umursamam" [Ebû Davud]

    RUKYE, (HASTA OKUMA), MUSKA, NAZAR, VE BENZERİ MESELELER

    7561- Câbir radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e nüşre (denilen cinlerden koruma maksadıyla yapılan rukye)den sordular; şöyle buyurdu: 'O, şeytandandır'." [Ebû Davud]

    7562- İsa bin Abdurrahman bin Ebu Ley-lâ radiyallahu anh'dan:

    "Kızıl hastalığına yakalanan Abdullah bin Ukeym bin Ma'bed el-Cühenî'yi ziyaret et-mek maksadiyle evine girdim. Dedim ki: 'Muska taksana!' Şu cevabı verdi: 'Bundan Allah'a sığınırım. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: 'Kim bir şey takarsa o, ona havale edilir'." [Tirmizî]

    7563- İmrân bin Husayn radiyallahu anh'-dan:

    "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bir adamın, elinde bakır taktığını gördü. 'Ne-dir bu halka?' diye sordu. 'Bu, zaafiyeti gide-ren bir şeydir' deyince, 'Çıkart onu! O, senin zaafiyetini daha da artırır'." [İbn Mâce]

    7564- Avf bin Mâlik el-Eşca'î radiyallahu anh'dan:

    "Biz cahiliyetle efsunlama yoluyla tedavi yapardık. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve selleme'e dedik ki: 'Bu hususta ne buyurur-sun?' Şöyle buyurdu: 'Bana okuma şeklini-zi bir sunun bakalım.' (Okuduğumuz şeyi ona arzettik) Şöyle buyurdu: 'İçinde şirk bulun-mayan efsunlamada herhangi bir sakınca yoktur'." [Müslim ve Ebû Dâvud]


    7565- Câbir radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, efsunlama yoluyla tedaviyi yasakladı. Amr bin Hazm ailesi gelip dediler ki; 'O, bizim ak-rep sokmalarına karşı okuduğumuz bir efsun idi. Sen bizi rukyeden (efsundan) alıkoyuyor-sun. ' Ona efsunlarını sundular. Bunun üzerine şöyle buyurdu: 'Bunda bir sakınca görmüyo-rum, içinizden kim kardeşine bir şey ile fayda-lı olabiliyorsa onu yapsın'." [Müslim]


    7566- Esma bint Umeys radiyallahu anhâ'dan, dedi ki:"Ey Allah'ın Resulü! Ca'fer'in çocukları-na çok çabuk nazar değiyor. Onları nazara karşı okutayım mı?" Şöyle buyurdu: "Evet; eğer kaderi bir şey geçseydi, onu ancak göz (nazar) geçerdi." [Tirmizî]

    7567- Ebû Huzâme, babasından radiyallahu ânh: Dedim ki:"Ey Allah'ın Resulü! Yaptığımız efsunla-rın, tedavide kullandığımız ilâçların ve uygu-ladığımız perhizlerin Allah'ın kaderinden bir şeyi önleyeceği görüşünde misin?" diye sor-duk. Şöyle buyurdu: "Bunlar da Allah'ın kaderindendir." [İkisi deTirmizî'ye ait.]


    Ukbe b. Âmir el-Cuhenî'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:

    (( أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ أَقْبَلَ إِلَيْهِ رَهْطٌ فَبَايَعَ تِسْعَةً، وَأَمْسَكَ عَنْ وَاحِدٍ، فَقَالُوا يَا رَسُولَ اللهِ! بَايَعْتَ تِسْعَةً وَتَرَكْتَ هَذَا؟ قَالَ: إِنَّ عَلَيْهِ تَـمِيمَةً. فَأَدْخَلَ يَدَهُ فَقَطَعَهَا فَبَايَعَهُ، وَقَالَ: مَنْ عَلَّقَ تَـمِيمَةً فَقَدْ أَشْرَكَ. )) [ رواه أحمد وصححه الألباني في سلسلة الأحاديث الصحيحة]

    "Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e on kişilik bir topluluk (heyet) geldi. Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bunlardan dokuz kişinin biatını kabul etti ve birinden elini çekti.

    Bunun üzerine onlar:

    - Ey Allah'ın elçisi! Dokuz kişinin biatını aldınız da bunun biatını niçin almadınız? diye sordular.

    Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-:

    - Onun üzerinde muska (temîme) var, buyurdu.

    Sonra elini o adamın elbisesine girdirip muskayı eline alıp parçaladı, daha sonra onun biatını kabul etti.

    Ardından şöyle buyurdu:

    - Kim muska (temîme) takarsa, Allah'a şirk koşmuştur." (Ahmed; hadis no: 16969).

    Değerli âlim Elbânî,"Silsiletu'l-Ehâdîsi's-Sahîha" adlı eserinde hadisin sahih olduğunu belirtmiştir. Hadis no: 492.
    www.gurabaislam.blogspot.com adresinden alınmıştır.

    "Kendisine fayda verdiğine veya kendisinden kötülüğü giderdiğine inanarak kendisine muska ve nazarlık takan kimsenin, Allah hayatta hiçbir işini tamamlamasın." (İmam Ahmed)

    Başka bir hadiste şöyle buyurmuştur:

    "(Arapça yazılmayan ve içerisinde Allah'ın adı anılmayan) rukyeler, nazarlıklar ve (kadını kocasına sevdiren) muhabbet muskalarının her biri, ya açıktan ya da gizli olarak şirke götürür."(Ebû Dâvûd, İbn-i Mâce, İmam Ahmed ve Hâkim rivâyet etmişlerdir.)

    Câhiliyet devrinde kadınlar, göz değmesinden korumak için çocuklarının boyunlarına nazarlık asarlardı.İslâm gelince, müşriklerin bu bâtıl geleneğini ortadan kaldırmıştır.

    www.gurabaislam.blogspot.com adresinden alınmıştır.

  6. @mir
    âb ü kil
    Muska Bid'atleri..

    Ukbe Bin Amir r.a.’den; “Birisi beyat ederken Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ondaki muskayı kopardı ve buyurdu ki; “Kim muska asarsa şirk koşmuştur.”[1]

    İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Rasulullah aleyhissalâtu vesselâm'ı işittim, diyordu ki: "Rukyelerde, temimeler de (muskalarda), tiveleler de (muhabbet muskası) bir nevi şirk vardır." Bunu işiten bir kadın atılarak, (İbnu Mes'ud'a): "Böyle söylemeyin, benim gözüm ağrıyordu. Falan yahudiye gittim geldim. O bana rukye yaptı. Ağrım kesildi" dedi. Abdullah İbnu Mes'ud radıyallahu anh tereddüt etmeden, "Bu (ağrı) şeytanın işiydi, o eliyle dürtüyordu, sana rukye yapılınca vazgeçti. Bu durumda sana Rasulullah aleyhissa lâtu vesselâm gibi, şöyle söylemem kâfidir: "İzhebi'l-bâs Rabbe'n-nâs eşfi ente'ş-Şâfi, Lâ şifâe illâ şifâuke, şifâen lâ yuğâdiru sakamen. (Ey insanların Rabbi, acıyı gider, şifa ver, sen Şafisin. Senin şifandan başka bir şifa yoktur, hiçbir hastalığı terketmey en bir şifa istiyorum .[2]

    Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Rasulullah aleyhissalâtu vesselâm'dan nüşre hakkında sorulmuştu: "O şeytan işidir!" buyurdu."[3] Nüşre; kendisine cin çarptığı zannedilen kimseye yapılan muskadır. (Hattabi ) Büyüyü büyü ile bozmak (nüşre) yasaktır. Lakin büyü Kur'an ile bozulabilir.

    Hasen (el Basri) dedi ki; " Nüşre (cin muskası) Sihirdir."[4]

    İsa İbnu Hamza rahimehullah anlatıyor: "Abdullah İbnu Ukeym radıyallahu anh'ın yanına girdim. Kendisinde kızıllık vardı. “temime (muska) takmıyor musun?" diye sordum. Bana şu cevabı verdi: "Bundan Allah'a sığınırım. Zira Rasulullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurmuştu: "Kim bir şey takınırsa, ona havale edilir."[5]

    Abdullah bin Ukeym Ebu Mabed el-Cuheni'den; İsa bin Abdurrahman dedi ki; Abdullah bin Ukeym'in yanına girdik ve şöyle dedik; (O humre hastalığına yakalanmıştı.) Bu hastalığın geçmesi için (muska gibi) bir şey takmıyor musun?" Şöyle cevap verdi ; "Ölmek ondan iyidir. Zira Peygamber sav. Şöyle buyurdu ; "Kim (Muska gibi) bir şey takınırsa, o takındığı şeye bırakılır."[6]

    El-Mugira bin Şube'den; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; "Dağlama veya rukye yaptıran tevekkülden uzaklaşmıştır."[7]

    Ukbe bin Amir (ra)'den; Rasulullah (sav) buyurdu ki; "Kim temime (nazarlık vb.) takıp asarsa, Allah ona (istediği şeyi) tamamlamasın! Kim de vedaa (nazardan korunmak için takılan deniz kabuğu ) asıp takarsa Allah onu amacına ulaştırmasın! "[8]

    Haris bin Ebi Usame Müsnedinde Ebu Hadaş'dan rivayet ediyor ; "Bir kadın Peygamber (sav)'e geldi ve dedi ki; "Kocam bana karşı kaba davranıyor. Onu kendime bağlamak için (büyü gibi) birşey yapsam ne dersin ?" Buyurdu ki; "Öf öf öf! Göktekilere ve yeryüzündekilere eziyet verdin ve çamuru bulandırdın! " Sonra kadın oradan ayrılıp başını tıraş etti, siyahlar giyindi ve dağda yaşamaya başladı. Peygamber (sav)'in yanında ondan bahsedilince buyurdu ki; "Onun tevbesinin kabul edilip edilmeyeceğini bilmiyorum."[9]

    www.gurabaislam.blogspot.com adresinden alınmıştır.

    ------------------------------------------------------------

    [1] Ahmed sahih senedle; Sahiha(492)

    [2] Ebu Davud(3883) Sahihu Ebu Davud(3288) Sahihu İbni Mace(2845) Sahiha(331)

    [3] Ahmed(13621) Ebu Davud(3868) sahihtir.

    [4] Hattabi Mealimus Sünen (4/201) İbnil Cevzi Camiul Mesanid'den; Fethul Bari(10/198)

    [5] Tirmizi(2072) Sahihu Tirmizi(1691)

    [6] Tirmizi(2072) mürseldir dedi. Lakin Abdullah bin Ukeym'in sahabe oluşu Taberani'nin rivayetin deki "Semi'tu" ibaresi ile sabit olmuştur. Lakin Muhammed bin Ebi Leyla'nın hıfzı kötüdür. Bkz.; Mecmauz Zevaid (5/103) Busayri İthaf (4689)

    [7] Sahihtir. Tirmizi(2055) Tirmizi; "Hasen, Sahih"dedi. Ahmed (4/249) İbni Mace (3489) - İbni Ebi Şeybe - İsmail bin Uleyye -Leys -Mücahid- Akkar bin el Mugira -babası – merfuan isnadıyle aynısını rivayet etti.

    [8] Ahmed (4/154,156) Heysemi Buğyetül Bahis (538) Mecmauz Zevaid (5/103) Ahmed'in ricali güvenilirdir. Busayri İthaf (4690), Ebu Yala (3/1759). Ahmed bunu ; Ebu Abdurrahm an - Havye - Halid bin Ubeyd - Müşerrih bin Haan - Ukbe bin Amir el Cuheni - Merfuan isnadıyla rivayet etti. Maksadul Ali (1110), Tahavi Şerhu Maanil Asar (4/325), Hakim (4/384,219).

    [9] Heysemi Buğyetül Bahis (540), Busayri İthaf (4707)


    Soru: Hamayıl (temîme), teller, halkalar, ipler, nazar boncukları ve benzerleri şeyleri asmanın hükmü nedir?

    Cevap : Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmaktadır:

    "Kim bir şey asarsa (hali) ona havale edilir.”[Müsned, IV, 310, 311; Tirmizî, IV, 403]

    Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem seferlerinden birisinde bir elçi göndererek ip yahut gerdanlık gibi herhangi bir deve boynunda hiçbir hamayıl bırakmayıp mutlaka koparmasını emretti.[Buhârî, IV, 18; Muslim, VI, 163; Ebu Dâvûd, III, 24; Muvatta, III, 118; Müsned, V, 216]

    Yine Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

    "Şüphesiz (Sünnette yer alan rukyerler haricindeki) rukyeler, hamayıllar (temimeler) ve tivele (hanımın kocasına sevdirilmesi için yapılan büyü ve benzeri şeyler) bir şirktir."[Ebu Dâvûd, IV, 9; İbn Mâce, II, 1167; Müsned, I, 381]

    İslamdersleri notu: Yukarıdaki hadisteki parantez içi açıklama bize aittir. Zira sahih hadislerde izin verilen rukye çeşitleri bu yasağa girmez. Hadislerdeki rukyeleri hem Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yapmış hem de ashabına izin vermiştir. Ancak sahih sünnet harici yapılan her rukye yukarıdaki hadis kapsamındadır. En doğrusunu Allah te'ala bilir. Not bitti.

    Yine Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

    "Her kim bir temime asacak olursa Allah onun için işini tamamlamasın. Her kim bir boncuk asacak olursa, Allah ona rahat vermesin."[Müsned, IV, 154; Hakim, Müstedrek, IV, 216]

    Bir rivayette de: "Her kim bir temime (hamayıl) asacak olursa şirk koşmuş olur."[Müsned, IV, 156] denilmektedir.

    Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem elinde sarı bakırdan bir yüzük bulunan bir kişiye:

    "Bu ne?" diye sorunca adam:

    “Ben bunu vâhine’ye (kolda görülen bir çeşitlik hastalığa) karşı kullanıyorum” deyince, Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

    "Onu at. Çünkü o senin güçsüzlüğünden başka bir şeyi arttırmaz ve şüphesiz sen o, üzerinde olduğu halde ölecek olursan ebediyyen iflah olmazsın."[İbn Mâce, II, 1167; Müsned, IV, 445; Hakim, Müstedrek, IV, 216]

    Huzeyfe Radıyallahu anh da bir adamın elinde bulunan bir ipi koparmış, sonra da yüce Allah'ın: "Onların çoğu şirk koşmaksızın (bir türlü) Allah'a iman etmezler." (Yusuf, 12/106) âyetini okumuştur.

    Said b. Cübeyr de şöyle demiştir: Bir insan üzerindeki bir temimeyi (hamayılı) koparan bir kimsenin bu işi, bir köle azad etmiş gibidir. Bu gibi ifadeler ise, merfu hadis (Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem kadar senedi ulaşan hadis) hükmündedir.

    S. Asılan hamayıldaki (muskalardaki) yazılar, Kur'ân-ı Kerim'den olursa hükmü nedir?

    Cevap: Seleften bazı kimselerden bunun caiz olduğu rivayet edilmektedir. Fakat Abdullah b. Ukeym, Abdullah b. Amr, Abdullah b. Mesud ve onun görüşlerini kabul edenler ile daha başkaları gibi pekçok kimse ise bunun caiz olmadığını kabul etmişlerdir. Kabul edilmesi uygun olan da budur. Çünkü birşeyler asmaya dair varid olan nehy umumidir. Ayrıca bu umumi hükmü tahsis edecek Peygamber efendimize kadar ulaşan (merfu) bir hadis de bulunmamaktadır. Kur'ân'ın küçümsenmesine karşı korunması da bunun yasak olmasını gerektirir. Çünkü bu gibi hamayıl taşıyanlar çoğunlukla taharetsiz olarak bunları taşırlar. Ayrıca bunlardan hareketle başka şeyler asmaya da gidilmemesi, diğer taraftan yasak olan bir itikada sahib olmaya giden bir yolun kapanması, kalblerin -özellikle de bu zamanda- yüce Allah'tan başkasına yönelmemesi için buna yaklaşmamak gerekir.

    Kaynak; SORULU CEVAPLI İSLAM AKÂİDİ
    Hafız b. Ahmed el-Hakemî (Hamayıl Nazarboncuğu Bölümü)

    http://islamdersleri.blogspot.com adresinden alınmıştır.

  7. fenom
    Üye
    Allah sizden razı olsun şimdi Ayetler mi yazıyor bilmiyorum arapça okuyamıyorum ama Ayetler yazıyodur yani dili zaten Arapçaydı ve şifasının tamamen Allah tarafından yapılcağını düşünüyorum zaten öyle. çok teşekkür ederim sizlere

  8. @mir
    âb ü kil
    Alıntı fenom Nickli Üyeden Alıntı
    Ayetler mi yazıyor bilmiyorum arapça okuyamıyorum ama Ayetler yazıyodur yani dili zaten Arapçaydı

    aşağıdaki yazı itiraf.com adresindeki bir mesajın bir kısmıdır

    ...Aldı mı A..e Teyze'yi bir telaş. Oysa çok ünlü bir hocaydı ve muska yaptığı kızlar bir bir evlenmişlerdi. Bir yanlışlık olmalıydı. Aradı, taradı sonunda, eski yazıyı bilen birini buldu ve bizim derin hocanın yazdıklarını bir bir okuttu. Uyanık hoca önemli görünsün diye, aynı cümleyi 3 defa ardı ardına yazmıştı. Yazdıkları aynen şöyle idi: "Bu tombul kız bana yar olsun. Olamazsa, bir eşeğe yar olsun" Evet evet, kelimesi kelimesine bunları yazmıştı hoca efendi. Sonuç mu? Kerameti kendinden meçhul pek bir derin hocanın birinci kehaneti tutmadı ama bir süre sonra, ikincisi aynen gerçekleşti!
    yani her her gördüğün eski yazıyı ayet hadis sanmamalısın

  9. fenom
    Üye
    Allah razı olsun yani muskanın içinde yazanları bilmediğim zaman sorumluluğunda olmuyorum dimi ?

  10. @mir
    âb ü kil
    Allah cümlemizi razı olduğu kullarından eylesin

    öyle bir sorumlu oluyorsun ki kelimelerle anlatılmaz

    17-İsra-36-Hakkında bilgin bulunmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gönül, bunların hepsi ondan sorumludur.

  11. fenom
    Üye
    Allah razı olsun herşey için uyardığın için teşşekürler neyse ben muskaların içeriğini anlayana kadar gizli bir yerde tutayımda çok teşekkürler

  12. @mir
    âb ü kil

    Reklam


    ben teşekkür ederim
    İnşaallah bu vesileler ile sevab kazanıyoruz

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
muska sirk midir,  cinlerden kurtulmak için boy hamayili yeterli midir,  muska takmak şirk mi,  muska şirk midir,  hadisi serifde nuska takmak,  muska takmak şirk midir,  peygamberimizin muska ile ilgili hadisi