Konusunu Oylayın.: Sıla-i rahimin kapsamı nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Sıla-i rahimin kapsamı nedir?
  1. 18.Şubat.2012, 22:10
    1
    miyal
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Şubat.2012
    Üye No: 94275
    Mesaj Sayısı: 47
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Bulunduğu yer: dünya

    Sıla-i rahimin kapsamı nedir?






    Sıla-i rahimin kapsamı nedir? Mumsema sıa-i rahim sadece anne baba hala teyze amca dayı mı oluyor.bütün insanlık temele inersek eğer; kardeş değil mi? ve şöyle bir şey var ki ailesiyle görüşemeyenler için durum ne, tercih tabi ki görüşmemek değil ama şartlar onu gerektirdiği için aileme zarar geldiği için böyle oldu çok üzülüyorum Allah'ın rızasını alamamaktan.aileme, insanlar için rabbim kabul eder inşallah dualar yeterli midir acaba?


  2. 18.Şubat.2012, 22:10
    1
    miyal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    sıa-i rahim sadece anne baba hala teyze amca dayı mı oluyor.bütün insanlık temele inersek eğer; kardeş değil mi? ve şöyle bir şey var ki ailesiyle görüşemeyenler için durum ne, tercih tabi ki görüşmemek değil ama şartlar onu gerektirdiği için aileme zarar geldiği için böyle oldu çok üzülüyorum Allah'ın rızasını alamamaktan.aileme, insanlar için rabbim kabul eder inşallah dualar yeterli midir acaba?


    Benzer Konular

    - Sıla Ve ücret "sıla" Nedır ?

    - İbadetin kapsamı nedir, hangi davranışlar ibadettir ?

    - Sıla-i rahimin terki ve vebali?

    - Mehir Terimi ve Kapsamı nedir?

    - İmanın kapsamı nedir

  3. 18.Şubat.2012, 22:45
    2
    kibrit
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2012
    Üye No: 93862
    Mesaj Sayısı: 516
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6

    Cevap: sıla_ i rahimin kapsamı nedir?




    Genel olarak akraba ziyaretleridir diyebiliriz.

    Nasıl kardeş? Müslümanı var, kafiri var, dinsizi var vs. Müslümanlar kardeştirler ama tutup da sıla-i rahim yapamayız, çünkü kan bağımız yoktur, akraba değiliz. Çok temele inmeye gerek yok bence

    Diğer sorunuz için "şartların" neler olduğunu bilmek gerekir. Küslük falan varsa, bu iyi bir şey değil. Manevi baskı falan varsa diye diyorum bu manevi baskı nefsinize mi ağır gelmektedir yoksa dini haklarınızı mı kısıtlıyor, kar-zarar nefis-doğruluk kıyas ve ölçümlerini yapıp ona göre hareket ediniz...


  4. 18.Şubat.2012, 22:45
    2
    Devamlı Üye



    Genel olarak akraba ziyaretleridir diyebiliriz.

    Nasıl kardeş? Müslümanı var, kafiri var, dinsizi var vs. Müslümanlar kardeştirler ama tutup da sıla-i rahim yapamayız, çünkü kan bağımız yoktur, akraba değiliz. Çok temele inmeye gerek yok bence

    Diğer sorunuz için "şartların" neler olduğunu bilmek gerekir. Küslük falan varsa, bu iyi bir şey değil. Manevi baskı falan varsa diye diyorum bu manevi baskı nefsinize mi ağır gelmektedir yoksa dini haklarınızı mı kısıtlıyor, kar-zarar nefis-doğruluk kıyas ve ölçümlerini yapıp ona göre hareket ediniz...


  5. 18.Şubat.2012, 23:50
    3
    tuharatu
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Şubat.2012
    Üye No: 94042
    Mesaj Sayısı: 83
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 35

    Cevap: sıla_ i rahimin kapsamı nedir?

    Kardeşim aynı duygularını anlayabiliyorum ama ben şunu bir türlü anlayamıyorum akraba konumundaki insanlar her zararı veriyorlar yıpratıyorlar onlarla uğraşmaktan psikolojin çöküyor hayatı zindan ediyorlar ama bağları kesmek günah bence sıla_i rahim e sebep olan insanlar düşünsünler hayır hırsızın hiçmi suçu yok bence rabbim bizleri bizden iyi tanır hakkımızda heyırlısını versin bencede şartlar önemli kalpteki niyet önemli allah bizi affetsin inşallah herşey düzelir allah vicdansızların kalbine merhamet versin


  6. 18.Şubat.2012, 23:50
    3
    tuharatu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Kardeşim aynı duygularını anlayabiliyorum ama ben şunu bir türlü anlayamıyorum akraba konumundaki insanlar her zararı veriyorlar yıpratıyorlar onlarla uğraşmaktan psikolojin çöküyor hayatı zindan ediyorlar ama bağları kesmek günah bence sıla_i rahim e sebep olan insanlar düşünsünler hayır hırsızın hiçmi suçu yok bence rabbim bizleri bizden iyi tanır hakkımızda heyırlısını versin bencede şartlar önemli kalpteki niyet önemli allah bizi affetsin inşallah herşey düzelir allah vicdansızların kalbine merhamet versin


  7. 19.Şubat.2012, 00:54
    4
    miyal
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Şubat.2012
    Üye No: 94275
    Mesaj Sayısı: 47
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Bulunduğu yer: dünya

    Cevap: sıla_ i rahimin kapsamı nedir?

    Allah razı olsun teşekkürler..... kardeşim


  8. 19.Şubat.2012, 00:54
    4
    miyal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Allah razı olsun teşekkürler..... kardeşim


  9. 20.Şubat.2012, 20:07
    5
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,581
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: sıla_ i rahimin kapsamı nedir?

    İSLAMDA SILA-İ RAHİM


    Akraba ve yakınları ziyaret etme, hallerini ve hatırlarını
    sorma, gönüllerini alma anlamında bir İslam ahlâkı terimi.

    İslam'da insanlar arası ilişkilere önem verildiği gibi
    özellikle yakınlardan başlayarak anne ve babanın ve sırayla diğer akrabaların
    ziyaret edilip gözetilmesi prensibi son derece önemlidir.

    Halit b. Zeyd (Ebu Eyyüb el-Ensarî) hazretlerinden rivayet
    edildiğine göre bir adâm Hz. Peygamber'e gelerek: "-Yâ Rasûlallah; beni Cennete
    sokacak bir ibadet söyler misiniz?" dedi... Rasûlüllah şu cevabı verdi:

    "Allah'a ibadet eder ve O'na hiç bir şeyi ortak koşmazsın,
    namaz kılar, zekât verir ve sıla-i rahm edersin" (Buharî, Zekât, 1).

    Peygamber Efendimizin bu kadar önemle üzerinde durduğu ve
    yapıldığı zaman müslümanların Cennete girmelerine sebep olacağını haber verdiği
    sıla-i rahim; her türlü hayır işlerinde akraba ve yakınların görülüp
    gözetilmesidir. Gerek âyetlerde, gerek hadislerde, bunun, namaz, zekât gibi farz
    ibadetlerden hemen sonra zikredilmesi, İslâmdaki önemini göstermektedir. Alimler
    sıla-i rahimde bulunmanın vacib olduğu görüşündedirler. Bunun, terkedilmesi,
    yani akraba ve yakınlarla olan ilgisinin kesilmesi, büyük günâh sayılmıştır.
    Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:

    "Allah'tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten sakının"
    (en-Nisâ, 4/I);

    "Onlar ki Allah'ın gözetilmesini emrettiği hakları gözetirler
    (akrabalık bağlarını devam ettirirler ve iyilikte bulunurlar); Rablerine saygı
    beslerler ve kötü hesaptan korkarlar...";

    Fakat Allah'ın tevhit akidesini kabullendikten sonra onu
    bozanlar ve Allah'ın bağlanmasını emrettiği bağları koparanlar (akrabalık
    bağlarını kesenler) ve yeryüzünü fesada verenler var ya; işte bunlar, lânet
    onlara ve yurdun kötüsü Cehennem de onlara" (er-Ra'd, 13/21, 25).

    Ayet ve hadislerde geçen "rahim" (akraba) sözünün hangi
    derecede akrabaları içine aldığı hususunda farklı görüşler vardır. Bazılarına
    göre kendileriyle evlenilmesi haram olanlar; bazılarına göre vârisler akraba
    sayılır. Bazı âlimler de, mahrem olsun olmasın, kişinin bütün yakınları akraba
    (rahim) dir demişlerdir. Bu son görüş, toplumsal yardımlaşma bakımından daha
    kapsamlıdır.

    Allah (c.c) ve Peygamberi (s.a.s), akrabanın görülüp
    gözetilmesini emrettiklerine göre, bunun nâsıl yapılacağını iyi bilmek
    gerekir.

    Sıla-i rahmin birkaç derecesi vardır. En aşağı derecesi
    akrabalarımıza karşı tatlı sözlü, güler yüzlü olmak; karşılaştığımızda
    selâmlaşmayı, hal hâtır sormayı ihmâl etmemek; dâima kendileri hakkında iyi
    şeyler düşünmek ve hayır dilemektir. İkinci derece de ziyâretlerine gitmek ve
    çeşitli konularda yardımlarına koşmaktır. Bunlar daha çok bedenî hizmetlerdir.
    Özellikle yaşlıları zaman zaman yoklayarak, yapılacak işleri varsa onları takib
    etmek kendilerini sevindirecektir. Sıla-i rahmin üçüncü ve en önemli derecesi
    akrabalara malî yardım ve destek sağlamaktır.

    Bu yardımlar herkesten beklenemez. Hasta ve yatalak bir kişiden
    akrabasını ziyâret etmesini istemek anlamsızdır. Fakir birisinden de başkalarına
    mâlî yardımda bulunmasını beklemek de yanlıştır. Yalnız zengin, hali vakti
    yerinde bir müslümanın, sadece ziyâret ve hal, hatır sormakla bu görevi yerine
    getirebileceği de söylenemez. Böyle zengin birisi için sıla-i rahim, yoksul
    akrabalarına elinden geldiğince malî destekte bulunmaktır. Bu destek ödünç para
    vermekle olabileceği gibi; karşılıksız mâlî yardımlar şeklinde de olabilir. Şu
    halde, yakınları görüp gözetmek deyince, yukarıda belirtilen üç derecedeki
    yardımdan hangisine güç yetiniyorsa, onun yapılması anlaşılmalıdır. Yapabileceği
    görevi yapmamak müslümanı bu konuda sorumlu kılar. Yukarıdaki âyet-i kerimede,
    Allah Teâlâ'nın bu görevi yerine getirmeyenlere yönelttiği lânet
    unutulmamalıdır. Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur: Her Cuma gecesi
    insanoğlunun amelleri Allah'a arz olunur: Yalnız sıla-i rahimde bulunmayanların
    amelleri kabul olunmaz" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 484).

    Yine Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

    " Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse akrabasını görüp
    gözetsin" (Buharî, İlim, 37; Müslim, İmam, 74-77).

    "Akrabalık, Arş'ta asılıdır. Der ki: "-Beni gözeteni Allah
    gözetsin; beni terk edeni Allah terk etsin” (Müslim, Birr ve Sıla, 17);

    "Akrabalık bağlarını kesip koparan kimse Cennete giremez"
    (Buhari, Edeb, 11);

    "Her kim rızkının bol olmasını ve ecelinin gecikmesini
    istiyorsa akrabasını görüp gözetsin" (Buhari, Edeb, 12);

    "Ey insanlar, birbirinize selâm verin, akrabanızı gözetin,
    yemeği yedirin! Geceleyin insanlar uyurken namaz kılın ki selâmetle Cennete
    giresiniz" (Tirmizî, Et'ime, 45).

    "Yoksula yapılan sadaka bir sadakadır. Bu sadaka akrabaya
    yapılmışsa iki sadaka demektir. Biri sadaka, diğeri sıla-i rahimdir ki bu da
    sadaka sayılır" (Tirmizi, Zekât, 26).

    Akrabalarımız, özellikle hala, teyze, amca, dayı, gibi
    yakınlarımız aileden sayılır. Onları kendi yakınlarımız bilerek davranışlarımızı
    ayarlamakta büyük faydalar vardır. Rasûlüllah (s.a.s): "Teyze, anne yerindedir"
    (Tirmizi, Birr, 5) buyuruyor. Amca da baba yerindedir. Bu kadar yakın olan
    kişilere karşı yerine getirilmesi gereken bazı ahlâkî görevlerin bulunması
    tabiidir. Bu görevler arasında olan ziyaretlere özel bir yer ayrılmalıdır.
    Aşağıda anlatılacak genel ziyaret kurallarına uyarak yakınları, başta bayramlar
    olmak üzere, zaman zaman ziyâret etmek, mümkünse hediyeler götürmek güzel bir
    davranıştır. Yapılan ziyareti iâde etmek de gerekir. Müslümanı ziyarete gelene
    gitmemek aradaki bağların daha çabuk kopmasına sebep olmaktır.

    Ziyaretler akrabalar arasındaki sevgi bağlarını güçlendirir.
    Dargınlıkları sona erdirir. Sevinç ve üzüntülerin karşılıklı paylaşılmasına,
    sıkıntılara birlikte çareler aranmasına vesîle olur. Özellikle yaşlılar toplumda
    yalnız kalmadıkları, çevrelerinde kendilerini seven, arayıp soran insanların
    bulunduğu inancı ile son yıllarını huzur ve mutluluk içinde geçirirler.

    Sıla-i rahim konusunda dikkat edilecek hususlârdan biri de
    şudur: İyilik, karşılık bekleyerek yapılmamalı, sadece görüp gözeten yakınlara
    karşı sıla-i rahimde bulunulmamalı; aksine, unutan, akrabalık bağlarını
    koparanlara karşı da bu görev yerine getirilmelidir. Hz. Peygamber şöyle
    buyuruyor:

    "İyiliğe benzeri ile karşılık veren kişi, tam anlamıyla
    akrabasını görüp gözetmiş olmaz. Hakiki sıla, kişinin kendisi ile ilgiyi
    kesenleri görüp gözetmesidir" (Buharî, Edeb, 15).

    İyilik her durumda düşünülmeli ve yapılmalıdır. Yoksul ve
    güçsüz iken iyilik ve yardımdan söz edip, zengin ve güçlü duruma yükselince
    başka türlü davranmak, fesâd ve ahlâksızlıktan başka bir şey değildir.

    Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:

    Demek idâreyi ve hâkimiyeti ele alırsanız hemen yer yüzünde
    fesad çıkaracak, akrabalık bağlarını bile parçalayıp keseceksiniz öyle mi? Onlar
    öyle kimselerdir ki Allah kendilerini rahmetinden kovmuş da duygularını almış ve
    gözlerini kör eylemiştir. (Muhammed, 47/22-23).

    Şâmil İA




  10. 20.Şubat.2012, 20:07
    5
    Moderatör
    İSLAMDA SILA-İ RAHİM


    Akraba ve yakınları ziyaret etme, hallerini ve hatırlarını
    sorma, gönüllerini alma anlamında bir İslam ahlâkı terimi.

    İslam'da insanlar arası ilişkilere önem verildiği gibi
    özellikle yakınlardan başlayarak anne ve babanın ve sırayla diğer akrabaların
    ziyaret edilip gözetilmesi prensibi son derece önemlidir.

    Halit b. Zeyd (Ebu Eyyüb el-Ensarî) hazretlerinden rivayet
    edildiğine göre bir adâm Hz. Peygamber'e gelerek: "-Yâ Rasûlallah; beni Cennete
    sokacak bir ibadet söyler misiniz?" dedi... Rasûlüllah şu cevabı verdi:

    "Allah'a ibadet eder ve O'na hiç bir şeyi ortak koşmazsın,
    namaz kılar, zekât verir ve sıla-i rahm edersin" (Buharî, Zekât, 1).

    Peygamber Efendimizin bu kadar önemle üzerinde durduğu ve
    yapıldığı zaman müslümanların Cennete girmelerine sebep olacağını haber verdiği
    sıla-i rahim; her türlü hayır işlerinde akraba ve yakınların görülüp
    gözetilmesidir. Gerek âyetlerde, gerek hadislerde, bunun, namaz, zekât gibi farz
    ibadetlerden hemen sonra zikredilmesi, İslâmdaki önemini göstermektedir. Alimler
    sıla-i rahimde bulunmanın vacib olduğu görüşündedirler. Bunun, terkedilmesi,
    yani akraba ve yakınlarla olan ilgisinin kesilmesi, büyük günâh sayılmıştır.
    Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:

    "Allah'tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten sakının"
    (en-Nisâ, 4/I);

    "Onlar ki Allah'ın gözetilmesini emrettiği hakları gözetirler
    (akrabalık bağlarını devam ettirirler ve iyilikte bulunurlar); Rablerine saygı
    beslerler ve kötü hesaptan korkarlar...";

    Fakat Allah'ın tevhit akidesini kabullendikten sonra onu
    bozanlar ve Allah'ın bağlanmasını emrettiği bağları koparanlar (akrabalık
    bağlarını kesenler) ve yeryüzünü fesada verenler var ya; işte bunlar, lânet
    onlara ve yurdun kötüsü Cehennem de onlara" (er-Ra'd, 13/21, 25).

    Ayet ve hadislerde geçen "rahim" (akraba) sözünün hangi
    derecede akrabaları içine aldığı hususunda farklı görüşler vardır. Bazılarına
    göre kendileriyle evlenilmesi haram olanlar; bazılarına göre vârisler akraba
    sayılır. Bazı âlimler de, mahrem olsun olmasın, kişinin bütün yakınları akraba
    (rahim) dir demişlerdir. Bu son görüş, toplumsal yardımlaşma bakımından daha
    kapsamlıdır.

    Allah (c.c) ve Peygamberi (s.a.s), akrabanın görülüp
    gözetilmesini emrettiklerine göre, bunun nâsıl yapılacağını iyi bilmek
    gerekir.

    Sıla-i rahmin birkaç derecesi vardır. En aşağı derecesi
    akrabalarımıza karşı tatlı sözlü, güler yüzlü olmak; karşılaştığımızda
    selâmlaşmayı, hal hâtır sormayı ihmâl etmemek; dâima kendileri hakkında iyi
    şeyler düşünmek ve hayır dilemektir. İkinci derece de ziyâretlerine gitmek ve
    çeşitli konularda yardımlarına koşmaktır. Bunlar daha çok bedenî hizmetlerdir.
    Özellikle yaşlıları zaman zaman yoklayarak, yapılacak işleri varsa onları takib
    etmek kendilerini sevindirecektir. Sıla-i rahmin üçüncü ve en önemli derecesi
    akrabalara malî yardım ve destek sağlamaktır.

    Bu yardımlar herkesten beklenemez. Hasta ve yatalak bir kişiden
    akrabasını ziyâret etmesini istemek anlamsızdır. Fakir birisinden de başkalarına
    mâlî yardımda bulunmasını beklemek de yanlıştır. Yalnız zengin, hali vakti
    yerinde bir müslümanın, sadece ziyâret ve hal, hatır sormakla bu görevi yerine
    getirebileceği de söylenemez. Böyle zengin birisi için sıla-i rahim, yoksul
    akrabalarına elinden geldiğince malî destekte bulunmaktır. Bu destek ödünç para
    vermekle olabileceği gibi; karşılıksız mâlî yardımlar şeklinde de olabilir. Şu
    halde, yakınları görüp gözetmek deyince, yukarıda belirtilen üç derecedeki
    yardımdan hangisine güç yetiniyorsa, onun yapılması anlaşılmalıdır. Yapabileceği
    görevi yapmamak müslümanı bu konuda sorumlu kılar. Yukarıdaki âyet-i kerimede,
    Allah Teâlâ'nın bu görevi yerine getirmeyenlere yönelttiği lânet
    unutulmamalıdır. Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur: Her Cuma gecesi
    insanoğlunun amelleri Allah'a arz olunur: Yalnız sıla-i rahimde bulunmayanların
    amelleri kabul olunmaz" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 484).

    Yine Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:

    " Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse akrabasını görüp
    gözetsin" (Buharî, İlim, 37; Müslim, İmam, 74-77).

    "Akrabalık, Arş'ta asılıdır. Der ki: "-Beni gözeteni Allah
    gözetsin; beni terk edeni Allah terk etsin” (Müslim, Birr ve Sıla, 17);

    "Akrabalık bağlarını kesip koparan kimse Cennete giremez"
    (Buhari, Edeb, 11);

    "Her kim rızkının bol olmasını ve ecelinin gecikmesini
    istiyorsa akrabasını görüp gözetsin" (Buhari, Edeb, 12);

    "Ey insanlar, birbirinize selâm verin, akrabanızı gözetin,
    yemeği yedirin! Geceleyin insanlar uyurken namaz kılın ki selâmetle Cennete
    giresiniz" (Tirmizî, Et'ime, 45).

    "Yoksula yapılan sadaka bir sadakadır. Bu sadaka akrabaya
    yapılmışsa iki sadaka demektir. Biri sadaka, diğeri sıla-i rahimdir ki bu da
    sadaka sayılır" (Tirmizi, Zekât, 26).

    Akrabalarımız, özellikle hala, teyze, amca, dayı, gibi
    yakınlarımız aileden sayılır. Onları kendi yakınlarımız bilerek davranışlarımızı
    ayarlamakta büyük faydalar vardır. Rasûlüllah (s.a.s): "Teyze, anne yerindedir"
    (Tirmizi, Birr, 5) buyuruyor. Amca da baba yerindedir. Bu kadar yakın olan
    kişilere karşı yerine getirilmesi gereken bazı ahlâkî görevlerin bulunması
    tabiidir. Bu görevler arasında olan ziyaretlere özel bir yer ayrılmalıdır.
    Aşağıda anlatılacak genel ziyaret kurallarına uyarak yakınları, başta bayramlar
    olmak üzere, zaman zaman ziyâret etmek, mümkünse hediyeler götürmek güzel bir
    davranıştır. Yapılan ziyareti iâde etmek de gerekir. Müslümanı ziyarete gelene
    gitmemek aradaki bağların daha çabuk kopmasına sebep olmaktır.

    Ziyaretler akrabalar arasındaki sevgi bağlarını güçlendirir.
    Dargınlıkları sona erdirir. Sevinç ve üzüntülerin karşılıklı paylaşılmasına,
    sıkıntılara birlikte çareler aranmasına vesîle olur. Özellikle yaşlılar toplumda
    yalnız kalmadıkları, çevrelerinde kendilerini seven, arayıp soran insanların
    bulunduğu inancı ile son yıllarını huzur ve mutluluk içinde geçirirler.

    Sıla-i rahim konusunda dikkat edilecek hususlârdan biri de
    şudur: İyilik, karşılık bekleyerek yapılmamalı, sadece görüp gözeten yakınlara
    karşı sıla-i rahimde bulunulmamalı; aksine, unutan, akrabalık bağlarını
    koparanlara karşı da bu görev yerine getirilmelidir. Hz. Peygamber şöyle
    buyuruyor:

    "İyiliğe benzeri ile karşılık veren kişi, tam anlamıyla
    akrabasını görüp gözetmiş olmaz. Hakiki sıla, kişinin kendisi ile ilgiyi
    kesenleri görüp gözetmesidir" (Buharî, Edeb, 15).

    İyilik her durumda düşünülmeli ve yapılmalıdır. Yoksul ve
    güçsüz iken iyilik ve yardımdan söz edip, zengin ve güçlü duruma yükselince
    başka türlü davranmak, fesâd ve ahlâksızlıktan başka bir şey değildir.

    Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:

    Demek idâreyi ve hâkimiyeti ele alırsanız hemen yer yüzünde
    fesad çıkaracak, akrabalık bağlarını bile parçalayıp keseceksiniz öyle mi? Onlar
    öyle kimselerdir ki Allah kendilerini rahmetinden kovmuş da duygularını almış ve
    gözlerini kör eylemiştir. (Muhammed, 47/22-23).

    Şâmil İA







+ Yorum Gönder