+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Soru ve Cevaplar ve Sizden gelen sorular Kategorisinden Faşist (ırkçı) olmak günah mıdır? Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. metro44
    Üye
    Reklam

    Faşist (ırkçı) olmak günah mıdır?

    Reklam





    Faşist (ırkçı) olmak günah mıdır? Mumsema Selamun Aleyküm arkadaşlar,

    Ben tarih konularına el attıkça (tarih öğrenmek çok hoş geliyor bana) farklılaşmaya başladım. İtalyanların, Fransızların bize yaptıkları şeyler karşısında kendimi çok dışlanmış hissettim. Bu yüzden İtalyan ve Fransız (ve daha çoğu) Millet'den nefret ediyorum. Adolf Hitler'i de seviyorum, yahudileri katletmesi felan değil, sadece İngiltere'ye, Fransa'ya saldırmasını...

    Şimdi size iki sorum olacak arkadaşlar..

    1- Yahudi katliamı yapan Adolf Hitler, lanetlenmiş bir topluluğu öldürdüğü için günaha girdi mi? (Ancak, ALLAH'ın (c.c) verdiği canı ondan başka kimse alamaz)

    2- Ben aşırı Milliyetçi'yim. Ancak genede ırkçılık yaptığım için, günaha giriyor muyum?


    ------------------------------------

    Yeniden Selamun Aleyküm Arkadaşlar,

    Bu konuyu yazdıktan sonra farkettim ki, ırkçılık yapmanın kimseye faydası olmayacağını, herkesle mutlu bir şekilde yaşamanın insanlara kabir hayatı için daha fazla fayda sağlayacağını bir kez daha anlamış oldum Adolf Hitler'a gelince, faşist olduğu için değil, sadece taktiksel bakış açıları için sevsem çok daha iyi olacak Bütün herkes HzAdem ve HzHavva annemizden gelmiyor mu? Neden daha ayrımcılık yapalım değil mi? Biz onların kardeşiyiz onlar bizim

    -----------------------


    Arkadaşlar o sondaki gülücük değil, aradaki noktayı çıkardığınızda o işaret çıkıyor, özür dilerim





  2. @mir
    âb ü kil

    Cevap: Faşist (ırkçı) olmak günah mıdır?


    Reklam


    ırkçılık günah değildir
    doğrudan doğruya küfürdür

    Hitler tüm İngiliz ordusunu birkaç saat içinde yok edebilecekken
    tanklarını 6 gün boyunca durdurarak
    yüzbinlerce İngiliz askerinin İngiltere'ye kaçmasına yardım etmiş biridir

  3. ikindi
    Devamlı Üye
    bir insanin diger insana üstünlügü olsa olsa takvadan gelir kardesim

  4. metro44
    Üye
    Küfür, derken ne demek istedin kardeşim?

  5. @mir
    âb ü kil
    yani kişiyi kafir yapar
    ebedi cehennemlik olmasına sebeb olabilir

  6. metro44
    Üye
    Ben bunu bilmiyordum, ne yapmam gerek?

  7. hzyusufsa
    Emekli
    HAyır yanlış kafir yapmaz sadece günahkar yapar kuranda geçiyor bu o ayeti buluyum eklicem kafir degilde günahkar olur

  8. metro44
    Üye
    (Ey Muhammed! O sözleri) söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü elbette söylediler ve müslüman olduktan sonra kâfir oldular. Başaramadıkları bir şeye (Peygambere suikast yapmaya) de yeltendiler. Ve sırf Allah ve Resûlü kendi lütuflarından onları zenginleştirdiği için öç almaya kalkıştılar. Eğer tevbe ederlerse onlar için daha hayırlı olur. Yüz çevirirlerse Allah onları dünyada da, ahirette de elem verici bir azaba çarptıracaktır. Yeryüzünde onların ne dostu ne de yardımcısı vardır.

    meal Diyanet vakfı

    -------------------
    MÜRTED


    Geri dönmek, geri istemek, eski haline dönmek anlamındaki "irtidad" mastarının ism-i faili. Istılahta ise, müslüman olduktan sonra, İslâm'dan dönüp başka bir dine giren veya dinsizliği tercih eden kimseler için kullanılan bir akaid terimi. Dinden çıkma olayına da "riddet" denir.

    Müslümanın dinden çıkıp, irtidat etmesine sebep olan şeyler şunlardır:

    1- Allah Teâlâ'ya ibadette O'na şirk koşmak: "Kim Allah'a ortak koşarsa, şüphesiz Allah ona Cenneti haram kılmıştır ve onun varacağı yer Cehennemdir. Zâlimlerin hiç bir yardımcısı da yoktur" (el-Mâide, 5/72). İbadet türlerinden her hangi birini Allah'tan başkasına yönelterek işlemek, ölülerden yardım istemek, aracılık ve şefaat dileyerek ilk müşriklerin yaptığı gibi Allah'a şirk koşmak, (Mekkeli müşrikler ibadet ettikleri ilâhlarının, insanları yarattığına, rızıklandırdığına ve tasarruf yetkisine sahip olduğuna inanmıyorlardı. Onlar, tapındıkları putlarının Allah indinde bir makama sahip olduklarına ve insanlarla Allah arasında aracı ve şefaatcılıkta bulunduklarına inanıyorlardı): "Bunlar Allah katında şefaatcilerimizdir derler" (Yunus, 10/18). "Şüphesiz, mescidler Allah'a mahsustur. O halde orada Allah ile beraber bir başkasını anmayın" (el-Cin, 72/18). "Doğru dua ancak Allah'a yapılandır. Allah'tan başkasından yardım istenmez. Zira Allah'tan başka diğer varlıklar ise dua edenlerin ve yardım isteyenlerin hiçbir isteğine cevap veremezler. Allah'tan başkasından yardım isteyenlerin durumu ellerini tamamen açarak suya uzatan kimseye benzer. Ağzına su götürmek ister fakat götüremez. Şu halde kâfirlerin duası sapıklıktan başka bir şey değildir" (er-Ra'd, 13/14).

    Allah'tan başkasına dua edip bir dilekte bulunanlar, kâfirler olarak adlandırılmaktadır. Bu konu üzerinde ulemânın icma'ı olup, buna muhalif görüş beyan eden hiç bir kimse yoktur.

    Allah'ın şeriatından başka kanunlarla veya Allah'ın nizamının dışındaki şirk düzenlerinin kaideleriyle hükmetmek de, Allah'a ibadette ortaklar edinmektir: "Hüküm ancak Allah'ındır. O ancak kendisine ibadet etmenizi emretti" (Yusuf 12/40). "O hiç bir varlığı hükmüne ortak yapmaz" (el-Kehf, 18/26).

    Allah'ın dışında; insan, melâike, cin, taştan heykel vb. adına kurban kesmek veya adak adamak; ayrıca, Allah'a tevekkül eder ve O'na sığınır gibi, bir başka varlığa sığınmak ve ondan medet ummak da irtidadı gerektirecek fiillerdendir.

    2- Kâfirleri tekfir etmemek, kâfirler hakkında şüpheye düşmek ve uydukları İslâm dışı ideolojilerinin doğru olduğuna inanmak; anıt, mezar ve ölülere tapınmak; Yahudilik, Hristiyanlık, Komünizm, Kapitalizm, Demokrasi, Sosyal Demokrasi vb. şirk düzenlerini doğrulamak. Allah Teâlâ, bunların hepsinin küfür olduğuna hükmetmiştir. Bu, Kitap, Sünnet ve icma ile sabittir. Buna göre bunların küfür olduğunu kabul etmeyen, Kur'an'ı, Sünnet'i ve icma'ı yalanlamıştır. Müslüman olduktan sonra, bu şekilde düşünmeye başlayan kimse irtidat etmiştir.

    ----------------------

    2'nci de diyor kardeşim, kafir yapar diye Of ben çok pişmanım ne yapacağım şimdi

    YARDIM EDİN NE OLUR,

    ALLAH rızası için.

  9. @mir
    âb ü kil
    Ebu Davud- Edeb-
    110-111. Soy-Sop İle Övünme(nin Haramlığı) Hakkında Gelen Hadisler



    5116... Ebû Hüreyre'den (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur: "(Aziz ve Celil olan) Allah, cahiliyye (döneminin) kibrini ve övünme adetini sizden giderdi. (İnsanlar iki kısımdır: Birincisi Allah katında övülmüş olan) takva sahibi mü'min (kimseler, ikincisi de Allah katında yerilmiş olan) bedbaht ve Allah'ın yolundan çıkmış (kimseler. Binaenaleyh) siz (hepiniz) Ademoğlusunuz. Adem topraktan (yaratılmış)tır. (Allah'a yemin olsun ki) insanlar (ya bu) kavimler(i) ile övünmeyi bırakırlar -ki o kavimler (böyle cahiliyye adeti üzere yaşadıkları için şimdi) cehennem kömürlerinden bir kömürdürler- yahud da Allah katında burnuyla dışkı yuvarlayan bokböceğinden (mayıs böceğinden) daha değersiz bir hale düşerler."


    Ebû Davud et-Tayalisi'nin Müsned'i ile Şuabü'l-İman'da bu konuda İbn Abbas'dan rivayet edilen bir hadis-i şerif de şu mealdedir: "Cahiliyyet hali üzere ölmüş olan babalarınızla övünüp durmayın. Varlığım elinde olan Allah'a yemin olsun ki, bok böceğinin burnuyla yuvarlamış olduğu dışkı cahiliyye (adeti) üzere ölen babalarınızdan daha hayırlıdır."


    Bezzâr'ın Hz. Huzeyfe'den rivayet ettiği bir hadis-i şerifte de şöyle buyurulmaktadır:
    "Hepiniz Adem oğlusunuz. Âdem ise topraktandır. Bir takım kavimler ya babalarıyla övünmeye son vereceklerdir, ya da Allah yanında bok böceğinden daha aşağı olacaklardır."


    Şafiî ulemasından Kemalüddin Dümeyrî'nin, Hayatü'I-Hayvan isimli eserindeki açıklamaya göre cu'al, (çoğulu; ci'lân); kurumuş tersleri [dışkıları] toplayıp yuvasında depo eden bir böcektir. Özellikle hayvanların dışkılığında kalmış olan kurumuş dışkı kırıntılarını ararken hayvanların ferclerini ısırıp kaçmakla meşhurdur. Karnında kırmızı bir nokta olur. Daha ziyade sığır, camız ağıllarında ve tersliklerde yaşar. En büyük özelliği pislik toplamaktır. Onun garip hallerinden birisi de gül kokusundan ve benzeri güzel kokulardan ölmesi [bayılması] ve tekrar pislik üzerine konduğu zaman canlanmasıdır. En büyük zevki ve gıdası pisliktir.

    111-112. Asabiyyet (Kavmiyetçilik) Hakkında Gelen Hadisler

    Cübeyr b. Mutîm kanalıyla rivayet edilen hadis: "Halkı asabiyyet için toplanmaya çağıran, asabiyyet uğrunda dövüşüp çarpışan ve asabiyyet yolunda ölen kimse bizden değildir."

    Vasile b. Aşka' (öl. 83/702) asabiyyetin ne demek olduğunu ve şümulünü Peygamber'den sorar:
    Ya Rasûlullah! Bir kimsenin kavmini sevmesi asabiyyetten sayılır mı? Peygamber:
    Hayır, ancak kişinin, zulüm ve haksızlık halinde olan kavmine yardım etmesi asabiyyettir"(ırkçılıktır)

    5117... (Abdurrahman b. Abdullah b. Mesud'un) babasından demiştir ki: Kavmine haksız yere yardım eden kimse (bir kuyuya yüzüstü) düşüp de kuyruğundan çekil(erek kurtarılmaya çalışıl)an deve gibidir.

    Hattabî (r.a)'ye göre bu hadisin manası şöyledir:"Haksız yere kavmine yardım eden kimse günah kuyusuna düşerek helak olmuştur. Artık kurtarılması mümkün değildir. Bu haliyle o kuyruğundan tutulup da yukarı çekilerek kurtarılmaya çalışılan bir deveye benzer."

    5120... Süraka b. Malik Cü'şüm el-Müdlicî'den demiştir ki: (Bir gün) Rasûlullah (s.a.) bize bir hutbe irad ederek şöyle buyurdu:
    Ebu Davud dedi ki: (Bu hadisin ravilerinden) Eyyûb b. Süveyd zayıftır.

    Başka bir hadis-i şerifte: "Kardeşine zâlim de olsa, mazlum da olsa yardım et. Zâlime yardım etmen onu zulümden alıkoymandır."(İşte milliyetçilik yani milletini sevmek böyle olmalıdır. Yani milletinin günahtan vaz geçirmeye çalışmak bence gerçek milliyetçiliktir. @mir)

    5121... Cübeyr b. Mut'im'den (rivayet edildiğine göre) Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur:
    (Halkı) asabiyyet (soy-sop) davasına çağıran bizden değildir. Asabiyyet (soy-sop) davası uğrunda savaşan bizden değildir. Asabiyyet (soy-sop) davası uğruna ölen bizden değildir.

    5123... Farslı (İranlı)lardan azatlı bir köle olan Ukbe'den. O demiştir ki: "Al bu da benden. Ben Farslı bir gencim." diyerek müşriklerden birine bir darbe indirdim. Bunun üzerine Rasûlullah {s.a.): bana bakarak: "Al bu da benden, ben ensarlı bir gencim." deseydin ya? buyurdu.

    Bilindiği gibi, Farslıların savaşta düşmana kılıç sallarken "Al bu da benden ben Falancanın oğluyum!" diyerek kavimleriyle övünmeleri adetleriydi, Sözü geçen azadlı genç de darbesini indirirken kavminin bu eski adetine uyarak kendisinin Farslı olmasıyla ifftihar etmişti. Oysa o sırada Fars halkı kâfir idi. Peygamber bu gencin kendisini böyle kâfir bir kavme nisbet ederek öğündüğünü görünce onu bu yanlışlıktan kurtarmak gayesiyle; "Eğer mutlaka bu savaş meydanında darbeni indirirken mensup olduğun kavimle iftihar edeceksen, kâfir bir kavimle değil, müslüman bir kavimle iftihar et. Bu müslüman kavim de ancak ensar olabilir. Çünkü seni hürriyetine kavuşturanlar onlardır ve azatlı köle kendisini azad eden kavimdendir" anlamında: "Ben ensarlı bir gencim deseydin ya" buyurmuştur.


    Buhari - Mezalim - 4. Bâb:

    "Kardeşine zâlim iken de, mazlum iken de yardım et"

    4-.Humeyd et-Tavîl, Enes ibn Mâlik'ten işitmiştir. Enes (R) şöyle diyordu: Rasûlullah (S): "Sen kardeşine ister zâlim olsun, ister mazlum olsun; yardım et" buyurdu.

    5-.Enes (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S):

    — "(Ey mü'min, sen mü'min) kardeşine zâlim iken de, mazlum iken de yardım et" buyurdu. Sahâbîler:
    — Yâ Rasûlallah! Şu mazlum olan kişiye yardım edebiliriz. Fakat o zâlime nasıl yardım ederiz? diye sordular.

    Rasûlullah:
    — "Zâlimin iki elinin üstünü tutarsın (yânî onu zulümden men' edersin)" buyurdu.


  10. @mir
    âb ü kil
    “Bir kimsenin cahiliye âdetince, kavim ve kabilesine intisab ederek (onlardan yardım taleb ettiğini) ve onlarla şereflendiğini duyacak olursanız ona: ‘Babanın bilmem nesini ısır!’ deyiniz. Ve bunu açık açık söyleyerek, îmâ ve kinayede de bulunmayınız” (Ahmed İbn-i Hanbel, Müsned, 5, 136; Şeybânî, Şerhü Siyeri’l-Kebîr, 1, 90)

    Bu hadisin sahih olduğu rivayet edilmiştir. (bk. Tahâvî Şerhu Müşkili’l-Âsâr, 8/231-238; Heysemî Mecma’u’z-Zevâid, 3/3)

    Hadiste geçen ‘babanın bilmem nesini ısırsın’ cümlesindeki ‘bilmem nesini’ deyimi ‘elhenu’ kelimesinin çevirisi olarak verilmiştir. Arapça’da bu kelime, anması veya söylenmesi çirkin olan şeyler için kinâye olarak kullanılır. Hadis şerhlerinde bu kelimenin zeker, ferc ve eyr’den istiâre olduğu belirtilmektedir. (bk. Tahavi, Şerhu Müşkili’l-Âsâr, 8/231-238; Ebû ‘Ubeyd Garîbu’l-Hadîs; İbnu’l-Esîr en-Nihâye fî Garîbi’l-Hadîs)

    Peygamber Efendimiz, bütün sohbetlerinde itidal, nezaket ve güzel sözle açıklamalarda bulunduğu halde, kavmiyetçilik ve ırkçılık dâvası güdenlere karşı, gayet sert davranmış ve onları tahkir ve rezil edici ifadeler kullanmıştır.

    Resûlüllah Efendimizin ırkçılığa karşı ümmetini uyanık tutması ve ırkçılığın ne kadar çirkin bir şey olduğunu göstermesi bakımından bu hadîs, fevkalâde dikkat çekicidir. Eğer ırkçılığın ne kadar çirkin olduğunu gösteren başka hiçbir hadis olamasaydı, sadece bu hadîs-i şerîf bile kavmiyetçiliğin, ırkçılığın, soyunu üstün görmenin ne derece adî, rezil, alçak bir fitne unsuru olduğunu göstermesi bakımından yeterli olurdu.

    Hadîste geçen bu ağır tabirler, kavmiyetçiliğin fenalığını göstermek ve Müslümanları bu fitneye karşı uyanık tutmak içindir.

    Nitekim, konuyla ilgili bir başka rivayet de şöyledir: “Sizler Hz. Âdem’in oğullarısınız. Âdem ise, topraktandır. Bir kısım insanlar var ki, Cehennem kömüründen başka bir şey olmayan adamlarla iftihar ederler, övünürler. İşte bunlar ya bu övünmeden vazgeçerler, ya Allah nezdinde pisliği burunlarıyla yuvarlayan gübre böceklerinden daha değersiz olurlar” (Müsned, II, 524; Ebû Dâvud, Edeb, 120, 5116)

    Bu benzetmeyle, ırkçılıkla meşguliyetin, bu böceğin meşguliyetinden daha değersiz ve çirkin olduğu belirtilmektedir...

    Müslümanların birlik ve beraberliğine zarar veren kavmiyetçiliği, Kur’ân-ı Kerîm yasakladığı gibi (Hucurat, 49/13), Peygamber Efendimiz (asm) de reddetmiştir.

    Bu hadisler, Müslümanları, Müslüman olmayan ecdadlarıyla övünmeyi yasaklarken başvurduğu ifadelerin dozajındaki ağırlıktan memnun olmayanlar, tuttukları yolun dikliğe, uçuruma yakın tehlikeli meylini göremeyecek kadar gaflet gösterebilirler. “Hz. Peygamber böyle bir ifadeye yer verir mi?" gibi ifadelerler yersiz ve tehlikeli açıklamalarla hadis-i şerife dil uzatmaya kalkabilirler.

    Ancak unutulmamalıdır ki, müslümanların birliğini, beraberliğini bozmada en mühim nedenlerden biri olarak, tarihte rol oynayacak bir davranışın fenalığını, her hâl u kârda ondan çekinmek gerektiğini, en âmi bir kimsenin bile kolayca anlayacağı bir üslub ile Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm ifade buyurmuştur. Biz, bu manayı ciltlerle yazıya döksek, halk seviyesinde bu kadar nefret verici bir açıklamada bulunamayız. Resûlullah (asm) bunu bir cümlede, hem de kısa bir cümlede yapmıştır.

    Hz. Peygamber’in böyle ifadelerle hissettirmeye çalıştığı fenâlıkların alanını göstermek için, önce Osmanlılar ve Türkler arasında, sonra da Araplar arasında ırkçılığın nasıl uyandırıldığına bakmak yeterli olacaktır. Bugünkü yurdumuzu parçalamada da büyük ölçüde ırkçılığın müessir bir alet olarak kullanılması da, bu hadisin ifade ettiği mefhumun ne kadar yerinde olduğunu gösterir.

    Evet Hz. Muhammed Allah’ın Elçisi olarak, müminlerin birlik ve beraberliğini bozan, zedeleyen her türlü düşünce ve fiili, her çeşit kötü ahlakı yasaklamıştır. Bilhassa İslâm kardeşliği ve İslam birliğinin en zararlı, en büyük düşmanı olan ırkçılığı şiddetle yasaklamıştır.

    “Allahü Teâlâ, kıyamet günü bütün canlılar; mahşer yerine topladığı vakit, yakındakiler gibi uzaktakiler de aynı şekilde duyacakları bir sesle karşılaşırlar. Bu ses, şöyledir: ‘Ey insanlar! Sizi yarattığımdan bugüne kadar, hep ben sustum da sizi dinledim. Bugün siz susunuz da beni dinleyiniz. Bugün size amellerinizin karşılığı verilecektir. Ey insanlar! Ben sizin aranızda bir neseb, asalet koydum; siz de kendi aranızda bir neseb tayin ettiniz. Benim koyduğum nesebi düşürdünüz ve kendi nesebinizi yücelttiniz. Ben, en şerefliniz, en çok müttakî olanınızdır, dedim. Fakat siz, buna yanaşmadınız da falanzâde, falan dediniz. İşte bugün ben de sizin koyduğunuz asaleti düşürür ve kendi koyduğum asaleti yüceltirim. Müttakîler nerede?’ Hemen müttakîler için bir sancak çekilir, onlar bu bayrağın ardına takılır, yerlerini alır ve hesapsız olarak Cennet’e girerler.” (Taberânî, “Evsat”ında, Hâkim, “Müstedrek”inde... İmam-ı Gazâlî, “İhyâ-yı Ulûmi’d-Dîn”, Bedir Yay., c. 4, s. 296)

    Bu hadîs-i şerif büyük bir ibret tablosudur. Cehennem’in bütün dehşetiyle hücum ettiği ve herkesin ‘nefsî, nefsî’ dediği o meydanda hangi soy-sop, hangi hasep-neseb, hangi şahlık ve padişahlık, hangi kavim ve kabile beş para edecektir? O meydanda geçer akçe, ancak ve ancak, Rabb-i Celîl’in de beyan buyurduğu gibi, kalb-i selimdir, ehl-i sünnet itikadıdır, takvâdır, ubûdiyyettir, istikamettir.

    “Ümmetimin helâk olması üç şeyden ileri gelecektir:
    1. Kaderiyye (Fertler, kendi fiillerini kendileri yaratırlar, diyerek Allah’ın takdir ve iradesini kabul etmeyenler.)
    2. Unsuriyet, (ırkçılık) dâvası gütmek,
    3. Dinî mes’elelerin rivâyetinde titiz davranmamak” (Taberânî, Mu’cemü’s-Sağîr 1, 158)


    “Kim kavmiyetçilik dâvası güderse, Cehennem’de iki dizi üzerine çökecek olanlardır.” Dediler ki: “Ey Allah’ın Resulü, oruç tutsa da, namaz kılsa da mı?” “Evet!” cevabını verdi. “Oruç tutsa da, namaz kılsa da” (Hâkim, Müstedrek 4, 298)

    “Ey insanlar, Rabbiniz birdir. Hepiniz, Âdem’in” çocuklarısınız. Âdem ise, topraktandır. Allah katında en şerefli olanınız, takvâca en ileri olanınızdır. Arabın Arab olmayan üzerine bir üstünlüğü yoktur. Arab olmayanın da Arab üzerine bir üstünlüğü yoktur. Siyahın beyaz üzerine bir üstünlüğü yoktur. Beyazın da siyah üzerine bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük sadece takvâ iledir.” (bk. Cem'u'l-Fevâid, 1/510, hadis no: 3632)

    “Kıyamet günü bir adam, bir adamın elinden tutmuş olarak gelir ve: “Yâ Rabbi, bu beni öldürdü!” der. Allah da ona: “Onu niçin öldürdün?” diye sorar. Berikisi de: “îzzet senin için olsun diye (Şanını yüceltmek için) öldürdüm!” cevabını verir. Allah ona: “O bana aittir” der. Derken bir başka adam, yine birisinin elinden tutmuş olarak gelir ve: “Bu beni öldürdü” der. Allah da: “Onu niye öldürdün?” diye sorar. Berikisi de: “İzzet falancanın olsun diye” cevabını verir. Allah: “Fakat, izzet ona ait değildir” der ve öldürdüğü kişinin günâhını yükleterek gönderir” (Nesâî, Tahrim, 2)

    “Kim, itaatten ayrılır ve cemaati terketmiş halde ölürse, câhiliye ölümüyle ölmüş olur. Kim de, ummiyye (gayesiz, hedefsiz iş, asabiyet ve kavmiyet için yapılan savaş) bir bayrağın altında savaşır, asabiyet (kavmiyet) için öfkelenir veya asabiyete çağırır veya asabiyete devam eder ve bu esnada öldürülürse, onun ölümü câhiliye ölümüdür” (Müslim, İmâret, 53-57)


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


    Alıntı metro44 Nickli Üyeden Alıntı
    2'nci de diyor kardeşim, kafir yapar diye Of ben çok pişmanım ne yapacağım şimdi
    korkma güzel kardeşim
    Allah şirki dahi tevbe ile affediyor
    ashabın hemen hepsi müşrik idi
    tevbe edip Müslüman oldular
    ve Allah da onları affetti
    sen de tevbe eder ve halini düzeltirsen
    Allah seni de affedecektir

  11. metro44
    Üye
    Kardeşim, sen küfür, kafir olmaya kadar götürür dediğinden sonra zaten kalbimde bir sızı oluştu. Ancak bu sitede birkaç alıştırma daha yaptım. Bir kardeşimiz eğer bilmiyorsa kafir olmaz yazıyordu orda,

    Bunun gibi, istemediği ve kastetmediği halde hataen küfrü getiren bir söz sarfeden kimse de mürted sayılmaz:

    "Allah, ümmetimden hata, unutma ve zorlanma ile yaptığı Şeylerden sorumluluğu kaldırdı" (İbn Mâce, Talâk, 16).

    Ama benim aklıma bir şey takıldı. Bizim Din Hocamıza, bir arkadaşım ''Nazi Almanyası'nı sevmek günah mı?'' diye sordu, Hocamızda ''Hayır'' dedi. Ondan sonra peki yaptığı ''katliamları sevmek suç mu?'' dedi. Hocamızda ''Evet, sonsuz cehenneme girer'' dedi. Kardeşim ben şimdi bunu duydum ya, bu ırkçılığa mı giriyor tam bilemiyorum sana da bir sorayım dedim

    Kardeşim birde kafama bir şey takıldı. Senin yazdıkların soyunu yüceltmek ile ilgili. Ama ben soyumu yüceltmiyorum ki. Sadece Fransız, İtalyan, İngiliz gibi ülkeler ülkemize saldırdığı için sevmiyorum anladın mı?

    Diğer ülkeleri sevmemek, faşistlik midir, değil midir?

    NOT : Yönetici kardeşler, malesef mesajlarımı editleyemediğim için flood yapmak zorunda kalıyorum, çok özür dilerim.

  12. @mir
    âb ü kil

    Reklam


    Alıntı metrao44 Nickli Üyeden Alıntı
    "Allah, ümmetimden hata, unutma ve zorlanma ile yaptığı Şeylerden sorumluluğu kaldırdı" (İbn Mâce, Talâk, 16)
    Elhamdulillah

    Alıntı metrao44 Nickli Üyeden Alıntı
    Kardeşim birde kafama bir şey takıldı Senin yazdıkların soyunu yüceltmek ile ilgili Ama ben soyumu yüceltmiyorum kiSadece Fransız, İtalyan, İngiliz gibi ülkeler ülkemize saldırdığı için sevmiyorum anladın mı?
    onları ülkemize saldırdıkları için değil
    kafir oldukları için sevmemelisin
    Almanya ABD vd ülkemizse saldırmadılar ama
    küfür üzere kaldıkları sürece sevilmemelidirler

    sadece Müslümanlara değil
    diğer milletlere zulmedenler de sevilmemelidirler

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
ırkçılık kafirlikmj,  faşizm nedir mumsema,  fasist hadis