Konusunu Oylayın.: İçten dua etmek

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İçten dua etmek
  1. 01.Şubat.2012, 17:17
    1
    yasemin1
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Ocak.2012
    Üye No: 93835
    Mesaj Sayısı: 23
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    İçten dua etmek






    İçten dua etmek Mumsema Selamünaleyküm,

    Örneğin internette acınacak birilerini gördüğümde çok takıyorum içimden inşallah düzelir diyorum fakat bazen içimden inşallah bizde böyle oluruz tarzı bişey geçiyor,içimden söylemiyorum ama geçiyor, daha sonra Allah'ım böyle saçma sapan dualarımı kabul eyleme vs. diyorum. Bu dualar gerçek olmaz değil mi ?
    Şeytanda bir yandan vesvese veriyor.


  2. 01.Şubat.2012, 17:17
    1
    Üye



    Selamünaleyküm,

    Örneğin internette acınacak birilerini gördüğümde çok takıyorum içimden inşallah düzelir diyorum fakat bazen içimden inşallah bizde böyle oluruz tarzı bişey geçiyor,içimden söylemiyorum ama geçiyor, daha sonra Allah'ım böyle saçma sapan dualarımı kabul eyleme vs. diyorum. Bu dualar gerçek olmaz değil mi ?
    Şeytanda bir yandan vesvese veriyor.


    Benzer Konular

    - İçten Yemin Etmek

    - İçten dua edemiyorum

    - İçten Küfür etmek orucu bozar mi?

    - İçten geldiği gibi dua etmek doğrumudur?

    - İçten bir dua

  3. 01.Şubat.2012, 17:29
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: İçten dua etmek




    Alıntı
    Selamünaleyküm,
    Örneğin internette acınacak birilerini gördüğümde çok takıyorum içimden inşallah düzelir diyorum fakat bazen içimden inşallah bizde böyle oluruz tarzı bişey geçiyor,içimden söylemiyorum ama geçiyor, daha sonra Allah'ım böyle saçma sapan dualarımı kabul eyleme vs. diyorum. Bu dualar gerçek olmaz değil mi ?
    Şeytanda bir yandan vesvese veriyor.
    ve aleykumusselam ve rahmetullah Değerli kardeşimiz bu tür takıntılar şeytanın vesvesesidir. Duanın yapılış şekli nasıl olmalıdır, makbul dualar nelerdir ve ne zaman dua edilmelidir? Dua hakkında size kısaca bilgi verelim. Dua Sözlükte "çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek" anlamına gelen dua, din literatüründe, insanın bütün benliğiyle Allah'a yönelerek maddî ve manevî isteklerini O'na arz etmesi demektir. Duanın ana gayesi insanın Allah'a halini arzetmesi ve O'na niyazda bulunması olduğuna göre dua, Allah ile kul arasında bir diyalog anlamı taşır. Bir başka deyişle dua sınırlı, sonlu ve âciz olan varlığın sınırsız ve sonsuz kudret sahibi ile kurduğu bir köprüdür. Kur'ân'da yirmi yerde dua kelimesi geçmekte, ayrıca pek çok âyette dua kökünden fiiller yer almaktadır. Duada daima tâzim ve tâzimle birlikte istekte bulunma anlamı vardır. Dua aynı zamanda zikir ve ibadettir. Böylece duada biri zikir ve saygı, diğeri de dilek olmak üzere iki unsur hep yan yana bulunur. Bu sebeple "Dua ibadetin özüdür" (Tirmizî, Deavat, 1) ve aynı sebeple en önemli ibadet olan namaz dua (salât) kelimesiyle ifade edilmiştir (En'âm, 6/52; Kehf, 18/28). Bir âyette, "De ki; duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin" (Furkân, 25/77) buyrulmak sûretiyle insanın ancak Allah'a olan bu yönelişiyle değer kazanabileceği belirtilmiştir. Kur'ân'da insanın ihtiyaç ve sıkıntılarının giderildiği, kendini emniyet içinde ve başarılı gördüğü durumlarda dua isteğinin zayıfladığı, Allah'tan yüz çevirdiği, kendi güç ve yeterliliğini gözünde büyütüp nankör ve bencil olduğu, zalimâne tutum ve davranışlar sergilediği anlatılmaktadır (bk. İsrâ, 17/67; Lokmân, 31/32; Fussilet, 41/51).

    Duanın nasıl yapılması gerektiği hakkında yüce Rabbimiz bize yol gösteriyor ve açıkça, başka hiçbir izaha gerek kalmayacak şekilde; “Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez. ... Allah'a korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Muhakkak ki iyilik edenlere Allah'ın rahmeti çok yakındır.”(1); “Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle, sabah akşam Rabbini an. Gafillerden olma.”(2) buyuruyor.

    Yine, dua etmekten kibirlenip kaçınmak gibi, dua ederken de tiz perdeden bir sesle ve ölçüsüzce ellerini avuçlarını açarak, büyüklenerek dua etmekten men ediyor ve mütevazi bir şekilde, kapısında bir dilenci gibi, boynu bükük ve kalbi kırık, dudağı buruk ve mahzun bir eda ile dua edilmesini emrediyor(3)

    Dua, yalnız Allah için ve Allah’a yapılır. Yani, insan istediğini sadece Ondan ister, başkasından bir şey istenmez. Çünkü, “El açıp yalvarmaya lâyık olan ancak O'dur. O'nun dışında el açıp dua ettikleri onların isteklerini hiçbir şeyle karşılamazlar. Onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan kimse gibidir. Halbuki (suyu ağzına götürmedikçe) su onun ağzına girecek değildir. Kâfirlerin duası kuşkusuz hedefini şaşırmıştır.”(4)

    Ayrıca, Cenabı Hakkın en hoşlandığı ve kabule en şayan olan dua da, herkesin uykuda veya başka işlerle meşgul olduğu gafil saatlerde yapılan duadır. Büyükler hep bu vakitleri gözleyip dua etmişlerdir. Peygamberimiz (s.a.v) de, en geniş kapsamlı dualarını gece namazından (teheccüd) sonra yapmıştır. Uykuyu, gafleti bir kenara bırakıp, gecenin bir kısmında uyanık bulunarak münacatta bulunmak insanı Allah’a yaklaştırır. “Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için), vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.”(5)

    Mühim bir iş için duaya başlamadan önce sadaka vermek ve iki rekat namaz kılıp abdestli ve kıbleye yönelik olarak dua etmek, önce Allah’a hamd edip sonra da Peygamberimize salavat getirmek, duanın kabulü için önemli şartlardan biridir. Dualar için belli vakitler ve uygun saatler vardır. Bunlardan bazıları şunlardır: Ezan ve kamet arası, ezan okunurken, gecenin sonunda, farz namazların ardından ve özellikle sabah namazından sonra, secde halinde, Kabe ve Mescid-i Nebevi gibi mübarek yerlerde, üç aylarda ve kandil gecelerinde, ramazan ayında ve kadir gecesinde vs. gibi. Bir de duası reddedilmeyen kimseler ve reddedilmeyen dualar vardır. Bunlar da, başta anne ve babanın evladına duası, misafirin duası, mazlumun duası müminin mümine gıyabında yaptığı dua.

    (1) A’raf, 7/55-56.
    (2) A’raf, 7/205.
    (3) A’raf, 7/206.
    (4) Ra’d, 13/14.
    (5) Secde, 32/16.


  4. 01.Şubat.2012, 17:29
    2
    Moderatör



    Alıntı
    Selamünaleyküm,
    Örneğin internette acınacak birilerini gördüğümde çok takıyorum içimden inşallah düzelir diyorum fakat bazen içimden inşallah bizde böyle oluruz tarzı bişey geçiyor,içimden söylemiyorum ama geçiyor, daha sonra Allah'ım böyle saçma sapan dualarımı kabul eyleme vs. diyorum. Bu dualar gerçek olmaz değil mi ?
    Şeytanda bir yandan vesvese veriyor.
    ve aleykumusselam ve rahmetullah Değerli kardeşimiz bu tür takıntılar şeytanın vesvesesidir. Duanın yapılış şekli nasıl olmalıdır, makbul dualar nelerdir ve ne zaman dua edilmelidir? Dua hakkında size kısaca bilgi verelim. Dua Sözlükte "çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek" anlamına gelen dua, din literatüründe, insanın bütün benliğiyle Allah'a yönelerek maddî ve manevî isteklerini O'na arz etmesi demektir. Duanın ana gayesi insanın Allah'a halini arzetmesi ve O'na niyazda bulunması olduğuna göre dua, Allah ile kul arasında bir diyalog anlamı taşır. Bir başka deyişle dua sınırlı, sonlu ve âciz olan varlığın sınırsız ve sonsuz kudret sahibi ile kurduğu bir köprüdür. Kur'ân'da yirmi yerde dua kelimesi geçmekte, ayrıca pek çok âyette dua kökünden fiiller yer almaktadır. Duada daima tâzim ve tâzimle birlikte istekte bulunma anlamı vardır. Dua aynı zamanda zikir ve ibadettir. Böylece duada biri zikir ve saygı, diğeri de dilek olmak üzere iki unsur hep yan yana bulunur. Bu sebeple "Dua ibadetin özüdür" (Tirmizî, Deavat, 1) ve aynı sebeple en önemli ibadet olan namaz dua (salât) kelimesiyle ifade edilmiştir (En'âm, 6/52; Kehf, 18/28). Bir âyette, "De ki; duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin" (Furkân, 25/77) buyrulmak sûretiyle insanın ancak Allah'a olan bu yönelişiyle değer kazanabileceği belirtilmiştir. Kur'ân'da insanın ihtiyaç ve sıkıntılarının giderildiği, kendini emniyet içinde ve başarılı gördüğü durumlarda dua isteğinin zayıfladığı, Allah'tan yüz çevirdiği, kendi güç ve yeterliliğini gözünde büyütüp nankör ve bencil olduğu, zalimâne tutum ve davranışlar sergilediği anlatılmaktadır (bk. İsrâ, 17/67; Lokmân, 31/32; Fussilet, 41/51).

    Duanın nasıl yapılması gerektiği hakkında yüce Rabbimiz bize yol gösteriyor ve açıkça, başka hiçbir izaha gerek kalmayacak şekilde; “Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez. ... Allah'a korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Muhakkak ki iyilik edenlere Allah'ın rahmeti çok yakındır.”(1); “Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle, sabah akşam Rabbini an. Gafillerden olma.”(2) buyuruyor.

    Yine, dua etmekten kibirlenip kaçınmak gibi, dua ederken de tiz perdeden bir sesle ve ölçüsüzce ellerini avuçlarını açarak, büyüklenerek dua etmekten men ediyor ve mütevazi bir şekilde, kapısında bir dilenci gibi, boynu bükük ve kalbi kırık, dudağı buruk ve mahzun bir eda ile dua edilmesini emrediyor(3)

    Dua, yalnız Allah için ve Allah’a yapılır. Yani, insan istediğini sadece Ondan ister, başkasından bir şey istenmez. Çünkü, “El açıp yalvarmaya lâyık olan ancak O'dur. O'nun dışında el açıp dua ettikleri onların isteklerini hiçbir şeyle karşılamazlar. Onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan kimse gibidir. Halbuki (suyu ağzına götürmedikçe) su onun ağzına girecek değildir. Kâfirlerin duası kuşkusuz hedefini şaşırmıştır.”(4)

    Ayrıca, Cenabı Hakkın en hoşlandığı ve kabule en şayan olan dua da, herkesin uykuda veya başka işlerle meşgul olduğu gafil saatlerde yapılan duadır. Büyükler hep bu vakitleri gözleyip dua etmişlerdir. Peygamberimiz (s.a.v) de, en geniş kapsamlı dualarını gece namazından (teheccüd) sonra yapmıştır. Uykuyu, gafleti bir kenara bırakıp, gecenin bir kısmında uyanık bulunarak münacatta bulunmak insanı Allah’a yaklaştırır. “Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için), vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar.”(5)

    Mühim bir iş için duaya başlamadan önce sadaka vermek ve iki rekat namaz kılıp abdestli ve kıbleye yönelik olarak dua etmek, önce Allah’a hamd edip sonra da Peygamberimize salavat getirmek, duanın kabulü için önemli şartlardan biridir. Dualar için belli vakitler ve uygun saatler vardır. Bunlardan bazıları şunlardır: Ezan ve kamet arası, ezan okunurken, gecenin sonunda, farz namazların ardından ve özellikle sabah namazından sonra, secde halinde, Kabe ve Mescid-i Nebevi gibi mübarek yerlerde, üç aylarda ve kandil gecelerinde, ramazan ayında ve kadir gecesinde vs. gibi. Bir de duası reddedilmeyen kimseler ve reddedilmeyen dualar vardır. Bunlar da, başta anne ve babanın evladına duası, misafirin duası, mazlumun duası müminin mümine gıyabında yaptığı dua.

    (1) A’raf, 7/55-56.
    (2) A’raf, 7/205.
    (3) A’raf, 7/206.
    (4) Ra’d, 13/14.
    (5) Secde, 32/16.





+ Yorum Gönder