Konusunu Oylayın.: Başörtümüzü nasıl takmalıyız?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Başörtümüzü nasıl takmalıyız?
  1. 11.Ocak.2012, 17:39
    1
    Beyaz_Gül_
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Aralık.2011
    Üye No: 92935
    Mesaj Sayısı: 35
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 25
    Bulunduğu yer: Almanya

    Başörtümüzü nasıl takmalıyız?

  2. 11.Ocak.2012, 20:59
    2
    hasipusta
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Ocak.2012
    Üye No: 93213
    Mesaj Sayısı: 124
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 37

    Cevap: Basörtümüzü nasil takmaliyiz?




    afferin kardesime dua ile


  3. 11.Ocak.2012, 20:59
    2
    hasipusta - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye



    afferin kardesime dua ile


  4. 11.Ocak.2012, 21:38
    3
    ozayir
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Eylül.2010
    Üye No: 79069
    Mesaj Sayısı: 111
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Cevap: Basörtümüzü nasil takmaliyiz?

    Başörtü'yü saçlarını göstemicek şekilde takmalısın şöyle böyle tak denmez başörtü'nün görevi saçların gözükmemesidir.Hoşunuzu nasıl gidiyorsu o rengi ve o şekilde takabilirsiniz...


  5. 11.Ocak.2012, 21:38
    3
    Devamlı Üye
    Başörtü'yü saçlarını göstemicek şekilde takmalısın şöyle böyle tak denmez başörtü'nün görevi saçların gözükmemesidir.Hoşunuzu nasıl gidiyorsu o rengi ve o şekilde takabilirsiniz...


  6. 11.Ocak.2012, 21:54
    4
    BEYAZ_gul
    yasam

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Temmuz.2011
    Üye No: 88754
    Mesaj Sayısı: 1,010
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 11
    Bulunduğu yer: viyana

    Cevap: Basörtümüzü nasil takmaliyiz?

    Basortu sus diye takmiyoruz ozayir kardes.

    Gercek Tessetur var ALLAH in emrettigj.

    Birde simdiki moda olan yeni tessetur anlayisi var
    Tessetur ile alakasi yok renkli renkli ortuler ,
    Yuzunde ton makaj, altinda jeans,daracik giyinmeler falan.
    Tessetur sadece saclar gozukmesin diye segildir.

    Basortunun siyah olmasi tercihim dir.(aslinda genel anlamda siyah tercihim.)
    Topuz caiz degil,yani Peygamberimiz hadisinde lanet ediyor.
    Göze batmasin.yani cekici olmasin.

    Baska nasil anlatabilirimki
    Canim resim ekleyemiyorum kusura bakma.


  7. 11.Ocak.2012, 21:54
    4
    yasam
    Basortu sus diye takmiyoruz ozayir kardes.

    Gercek Tessetur var ALLAH in emrettigj.

    Birde simdiki moda olan yeni tessetur anlayisi var
    Tessetur ile alakasi yok renkli renkli ortuler ,
    Yuzunde ton makaj, altinda jeans,daracik giyinmeler falan.
    Tessetur sadece saclar gozukmesin diye segildir.

    Basortunun siyah olmasi tercihim dir.(aslinda genel anlamda siyah tercihim.)
    Topuz caiz degil,yani Peygamberimiz hadisinde lanet ediyor.
    Göze batmasin.yani cekici olmasin.

    Baska nasil anlatabilirimki
    Canim resim ekleyemiyorum kusura bakma.


  8. 11.Ocak.2012, 22:20
    5
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Basörtümüzü nasil takmaliyiz?

    Alıntı
    Selamun aleyküm kardesim basörtümüzü nasil takmaliyiz? resimle gösterirmisiniz selam ve dua ile:gul:
    ve aleykumusselam ve rahmetullah
    buyur kardeşim arşivden eklenen
    konu hakkındaki hem yazıyı okuyup
    hem de görüntülü olarak bağlam şekillerine
    bakabilirsin.

    ------------------

    İSLÂM'DA BAŞÖRTÜSÜ İLMİHALİ
    (Önemlidir, Okunmalıdır, Uygulanmalıdır)

    ALLAH Resulü (s.a.v) Buyurdu: "Duymuyormusunuz Sade Giyinmek İmandandır."

    ESSELAMU ALEYKÜM Değerli Dostlarım;

    Kardeşlerim belkide bu konuyu sizinle bir kaç kez paylaşmış olabilirim ancak paylaşımların yetersiz olduğu kanısıyla. Bukezde daha aydınlatıcı bir biçimde KADININ KAPANMASI konumunu ele almayı uygun gördüm...
    Sizlerde taktir edersiniz ki, İslam dinini tam anlamıyla yaşamak gittikçe zorlaşmaktadır. İslam adına kim ne yapıyorsa kendine yapıyordur diyemediğimiz gibi bunun teşkil ettiği sonuçlarıda ayan beyan olarak ortada görmekteyiz...Toplumumuz git gide manevi değerlerini bir çırpıda silmekte kaybetmektedir.
    Arkadan gelecek olan nesil İslamı tam manasıyla tanıyamamış tanıyamadığı gibide ALLAH muhafaza türlü sapkınlıklara sebebiyet vermiş olabiliriz. Hem temkinli hemde örnek bir yaşamı onlara bahşetmek için ALLAH'ın emir vede Resulüne itaatte kusurda etsik etmemeliyiz. Şüphe yokki emirlere vede itaatlere uyanlara Ahirette müjde verilmemesin.
    Her zaman için diğer insanoğullarının inançları gereği Müslüman olan kadınların onlardan ayrılmış bir farkları şüphesizki ortadadır. Bunun için hem açık seçik ayetler hemde hadisler vardır.

    Toplumu toplum yapan Kadınlardır ilkesiyle yola çıkarsak kadını da kadın yapan iffetli olmasıdır. İffetli kadın ALLAHtan korkar emirlerine uyar yasaklarını kendine düşman olarak görendir...Kadın maneviyatına sahip çıktıkça toplum bozulma yolunda ilerlemez.
    Nesil doğrusunu mu yapıyor acaba? sorusunu kendimize kaç kere sormuşuzdur...Dini duygularımızı bizlere kimler kaybettiriyor... Bize kötüyü hoş gösteren sadece nefsimizmidir? Dinimizin emrettiği giyimi kuşamı hayatında iyi yansıttığına inanmıyormusun? Dinin neresindesin bunun bilincindemisin? ALLAH'ın emrine yüz çevirdiğinde Başına neler geleceğinide bilirmisin?
    Kadın İslamın en Kutsal emanetlerinden belirtilerinden biridir.Şüphesizki ALLAH Resullü "Cennet annelerin ayakları altındadır."sözüyle bunu bize bildirmektedir. İslam kadınların dayanışmasıyla ALLAH'a olan itaatiyle yayılmaktadır. Ailenin huzuruda kadının takvadaki samimiyetine bakmaktadır. Çünkü toplum fertlerini yetiştiren ALLAH'a dua etmesini öğreten. ona zikirin nasıl yapıldığını öğreten ALLAHın varlığını ve birliğini bildirmek Anneye yüklenmiş bir görevdir.
    Aile yapısında asil zadeler, Mücahitler annelerin elinden geçer... Anneler Sulatnı Takvada tek vede öncü olan kadın Amine Hatun bunun en birinci örneğiydi belkide... O mümine kadınlara örnek bir kadın, örnek bir anne genç kızlara örnek bir kızlık dönemleri geçirmiş Ailenin anneye babaya itaatin nasıl olduğunu öğretmiştir... Öyleki ALLAH resulü babası Abdullahı düşündüğünde Annesi Amine zişana ağlardı... Peki biz müslümanlar; Bu kadar değerli olan bu örnek hayatlar hakkında ne kadar çok bilgiye sahibiz.?
    onarı ne kadar çok tanıdık tanıttık bunun farkındamıyız??

    Toplumda genç bayan arkadaşlarımız özelliklede bu sorumluluğu üstlenemeyecek kadar... az değerlere sahip olduklarını bildirmekteler görüntüleriyle. İslam kapalılığı emretmiştir ki Müslüman kadın iffetini korusun ALLAH'tan korksun diye ancak bu durum bizlerde çok farklı, Başörtüsüne bir bez parçası olarak bakan onları şekilden şekile sokarak en göz alıcılarını kullanarak adeta ben burdayım demekteler.. Mümine kadın dışardaki tehlikelere sapkınlıklara karşı kendini korumak için kapandığını bilmediği içindir ki. Başörtüsünü en can alıcı renklerde seçip üzerine sokak kıyafeti almadan çıkabilecek Hatta başörtüsü renginde yüzünü bin bir çeşit boyalarla boyayarak doğal güzelliğini ALLAH'ın nurunu silebilecek kadar cahil olmakta.. Başında başörtüsü üzerinde dar bir badi ile gayet rahat dolaşmakla. Pelkide onları öyle gördüğümde
    zamanla ben utanmakta kızarıp bozarmaktayım.. Ancak okadar alışılmış bir duruma gelmişki bunu yapanlar gayet rahat davranmakta...Bu tarz giyimlerin yanlış olduğunu eğitimin Anneden başlamış olduğunu tekrar vurgulamak isterim..



    İslam Dininde Kadının Giyim ve Kuşamı Nasıl Olmalıdır?

    Cihan denen bu kürede erkeğin yeri ayrı, kadının yeri ayrıdır. Erkek kadının yerine, kadında erkeğin yerine geçtimi dünyanın âhengi bozulur. Yine kadının ve erkeğin giyeceği de ayrıdır. Bir erkeğin çarşafa bürünmesi nasıl uygun değilse, kadınında erkek elbisesi giymesi hoş olmaz "Be"n giydim de ne oldu!" demek, şeytanı sevindirir.

    Saâdet devrinde kadınların giydiği elbiseler:

    1- Himar: Başörtüsü
    2- Dır'ı: Entari
    3- Cilbab: Rida.
    4- İzar: Etek
    5- Silval: Şalvar
    6- Mırt: Dış giyisi

    "Ey Nebi! Zevcelerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına de ki, Cilbablarını üzerlerine iyice örtsünler."

    Aziz ve Celil olan ALLAH nur suresi 31. ayette "başörtülerini yakalarının üzerine vursunalar" Buyurmaktadır. İsmet ve iffet sadefi Hazreti Aişe (r.a) demişlerdir ki;

    "Ben iman hususunda Ensar kadınlarından daha faziletlisini görmedim. Nur süresi; "Vel yedr**** bilhumürihinne alâ cüyübihinne. Ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar" ayeti nazil olduğu zaman erkekler bu ilahi emri tebliğ için hanımlarının yanına giderler.
    Erkekler, hanımına kızına, kızkardeşlerine ve bütün yakınlarına bu emri tebliğ ediyordu. (O lâhza) kadınların hepsi tastik edip,başörtüsü ile başlarını örtüp Resul-i Ekrem'in arkasında sabah namazını kılmaya geldiler namazı kıldıktan sonraevlerine dönüp gittiler. Karanlıkta onları hiç tanıyan olmazdı.

    Demek ki, başörtüsünün boyun ve göğsü örtecek kadar büyük olması gerekiyor. Herkesin kendi hevesine göre örtünmesi değil, ALLAH'ın emrince örtülere bürünmesi lazımdır. Bugün öyle örtünen kadınlar varki, cahiliyye kadınlarının sanki zamanımızdaki temsilcileridir. Başörtülerini sadece kafalarının üzerine bağlayıp, kulaklarını, gerdanlıklarını, boyunlarını ve göğüslerini açık bırakırlar. Elbet bu tesettür Kur'an-ı Kerim'in tarifine ve ALLAH Teâlâ'nın emrine uymaz.

    Elbisenin Kendisi Süs ve Zinet Olmamalı mı?

    Tesettürü emreden âyette kadınların yabancılara zinnetlerini göstermemeleri şartı vardır. Bugün öyle elbiseler icat edilmiştir ki, onun kendisi süs olmaktadır.Gözleri kamaştıran kürkler, mantolar, renk renk başörtüler dikkati daha çok çekmektedirler...
    ALLAH Azze ve celle " Vakar ile evlerinizde oturun, önceki cahiliyet kadınıları gibi açılıp saçılmayın, süslerinizi dışa vurmayın." buyurmuştur.(Ahzap suresi 33 ayet)

    Gayr-i Müslümlerin Özel Elbiselerini Giyinmeyin


    Efendimiz (s.a.v) "Men teşebbehe bikavmin fehüve mihüm" Kim bir kavme benzerse onlardandır. buyurmuştur. (Tergit ve Terhib)

    Giyinen Elbise Şehret Verici Olmamalı;

    Kadının giydiği elbise parmakla gösterilecek şekilde şehret verici elbise olmayacaktır. Herkesin dikkatini çeken ve gözleri kamaştıran, şöhrete ulaşan giysiler makbul değildir.
    Yine bu mevzuda varlığın sebebi olan Cenab-ı Peygamber şöyle buyurmuştur.

    "-Her kim dünyada şöhretli elbise giyerse, ALLAH kıyamet günü ona aşağılık elbisesi giydirir. sonra onu ateşten alevlendirir." (ibn-i Mace 2/278)

    "-Kim, gösteriş için bir elbise giyinirse onu çıkarıp bırakıncaya kada ALLAH ona gazap eder." (Terğib ve Terhi 4/332)


    Kadının Peruk Kullanması, Saçını Kesmesi ve Boyaması Helal midir?


    Cenab-ı Hak her insanı ayrı bir güzellikte yaratmıştır. Birlik mührünün açıkça okunduğu insan simasındaki güzellik, fıtri ve tabii olanıdır. Bunu muhafaza etmek, sahip olduğu özellik ve güzelliklere şükredip, ALLAH'ın ihsan ettiği kadarına razı olmak kulluğun bir işaretidir.

    Bunun için hayati ve zaruri bir maslahat yoksa, vücutta bulunan mevcut durumu değiştirme yoluna gitmemek lazımdır. Bir zaruret yokken insan bedeni üzerinde yapılan değişiklikleri şiddetle yasaklayan Peygamberimiz (a.s.m.), "başına ilave saç takana, cildine dövme yapana ve yaptırana, güzelleştirmek maksadıyla dişini inceltip seyrekleştirene, kaş ve kirpiklerini yolan kadınlara," ALLAH'ın yarattıklarını değiştirdikleri için ilahi rahmetten uzak kalmış olacaklarını bildirmiş Ve ikazda bulunmuştur.(1)

    Fıkıh alimleri bu hadisten hareket ederek yüzünde sakal ve bıyık biten kadının onları gidermesinin caiz olacağını; ancak kaşları inceltmenin, tabii şeklinden çıkarmanın, kirpikleri düzeltmenin veya takma kirpik kullanmanın caiz olmadığını belirtirler.Çünkü diş, kaş ve kirpik birer aza mesabesindedir. Aslında olmayıp sonradan biten yüzdeki kıllar ise bu sınıfa girmediğinden, kadının bunları gidermesinde bir mahzur görülmemektedir.

    Aynı şekilde insan saçından yapılmış olan peruk takmak da sünnette yasaklanan şeyler arasında bulunmaktadır. Ancak kadınların hayvan tüy ve kılından, bitkiden veya suni malzemelerden bir şey eklemelerinin, bunlardan yapılmış peruğu kullanmanın caiz olabileceği kaynaklarda belirtilir.(2)

    Fakat, kadının başına taktığı bu çeşit şeyleri ancak kocası ve kendisine nikahı düşmeyen yakın erkek akrabaları yanında takabilir. Onun dışında yabancıların içinde hangi maddeden yapılmış olursa olsun peruk kullanması caiz olmaz.

    Kadının saçını kesip kesmeyeceği hususunda da, yapılan işin ve taşınan niyetin mahiyetine göre hüküm farklılık arz eder. Saç kadının süsü ve tabii ziynetidir. Kadını erkekten ayıran mühim bir unsurdur. Bu itibarla kadın saçıyla bir bütünlük meydana getirir. Bundan dolayı saçını mazeretsiz olarak kesip kısaltan kadın erkeğe benzemiş olur. Nitekim, gerek kılık kıyafeti, gerekse tavır, hareket ve yaşayışıyla erkeğe benzeyen kadınları veya kadına benzemek için özenen erkekleri Peygamber Efendimiz (a.s.m.) iyi karşılamamış, bir hadislerinde şöyle buyurmuşlardır:

    "ALLAH, kadınlardan erkeğe benzemeye özenenleri ve erkeklerden de kadınlara benzemeye çalışanları rahmetinden uzak kılsın." (5)

    Ancak bir özürden veya hastalıktan dolayı saçını kesen ve kısaltanın durumu elbette ki değişiktir. Bakımında, kurutmasında zorluk çeker, erkeğe benzeme gibi bir niyet taşımazsa, kadının kulak yumuşağına kadar saçını kısaltmasında bir mahzur yoktur.(4)

    Zaten tesettür icabı, kadının saçını kocasından, baba ve kardeşi gibi yakın akrabalarından başkası görmemektedir. Böylece başkalarına saçını göstermekten doğan mahzur da ortadan kalkmış olur. Saç ve sakal boyamasına gelince; şimdi olduğu gibi, Peygamberimizin zamanında Yahudi ve Hıristiyan ihtiyarları beyazlaşan saç ve sakallarını boyamazlardı. Bunu hoş karşılamayan Peygamber Efendimiz, "Şüphesiz, Yahudi ve Hıristiyanlar saç boyamazlar. Siz onlara muhalefet ediniz" buyurmuştur.(5)

    Saç ve sakalı boyamanın sünnet olan şekli, kına ve kırmızı siyah karışımı (çivit otu gibi) nebati boyalarla boyamaktır.Peygamberimizin bu husustaki sözleri emir değil, teşvik ve tavsiye şeklinde telakki edilmişti. Pek çok İslam ulemasına göre saçı siyaha boyamak mekruh görülmüştür.(6) Bu meselede kadınlar için bir sınırlama yoktur. Onlara her türlü süslenme meşrudur.

    1. Nesei, Zinet: 22,73; Müslim, Libas: 119-120;
    2. el-Feteva'l-Hindiyye, 5: 358.
    3. Ebû Davud, Libas: 31.
    4. el-Feteva'l-Hindiyye, 5: 358.
    5. Müslim, Libas: 80.
    6. Ayni. Umdetü'l-Kari, 22: 50-51.

    ÇARŞAF GİYİNME

    Müslüman kadınların tesettür maksadıyla giydikleri kolsuz, bol ve geniş üst örtünün adı. Buna "car" da denilirdi. Eskiden müslüman kadınlar ferâce giyerlerken, Hicaz ve diğer Ortadoğu bölgelerine giden ailelerin Arap kadınlarının giydikleri "torba", "dolma" diye adlandırılan çarşafları Tanzimat'tan sonra İstanbul'a getirmeleri bu örtünün İstanbul'da ve taşrada da yaygınlaşmasına neden olmuştur. Eskiden Suriye'de, hristiyan ve yahudi kadınları; Rumeli'nin bazı yerlerinde de hristiyan kadınları sokağa çıkarlarken çarşaf giyerlerdi.

    Çarşaf, Farsça çarşeb'den bozmadır. Çarşeb'in aslı da gece örtüsü anlamına gelen çarşeb'dir. Yatak ve yorganda kullanılan bez örtünün adı da buradan gelir. Çarşaf, ilk kullanıldığı dönemlerde şimdiki yatak çarşafları gibi tek bir parçadan ibaretti. Önden kavuşturulup ayaklardan bele kadar bükülerek sağdan sola, soldan sağa beldeki kemerin arasına sokulur, arkadan ortanın üst kenarı ile peçenin üstüne gelmek üzere baş örtülür, şakaklardan iğnelenir, aynı kenarın baştan aşağı sarkan iki ucu üstüste kapanıp içinden tutulurdu. İstanbullular ilk zamanlarda siyah kıl peçe yerine yüzlerine dallı yemeni örterlerdi. Çarşaflar; ipekli yünlü kumaşlardan yapıldığı gibi muhtelif renkleri vardı. Fakat en çok kullanılan renk siyah idi. Kıyafetlerde yapılan değişiklik ve inkılâplardan sonra Türkiye'de çarşafın giyilmesi yasaklanmış olmasına rağmen, bazı müslüman kadınlar bu tesettür biçimini korumuş ve günümüze kadar giyilmesini sağlamışlardır.

    İslâm'da tesettür yani kadının vücudunu örtmesi kesin nass ile sabittir. Bu örtü nasıl olursa olsun önemli olan vücut hatlarını göstermeyecek şekilde bol dikilmiş kalın bir kumaştan olmasıdır. Abâye, ferâce, harmani vb. bol dikimli dış kıyafetler de müslüman kadınların giyebileceği kıyafetlerdir. Çarşaf da bu kıyafetlerden biridir. Önemli olan, müslüman kadınların özgürlüklerini simgeleyen ve onları yabancı erkeklerin bakışlarından koruyan ve İslâm'ın razı olduğu bol bir kıyafet ile örtünmektir.

    Mü'min hanımların, ince dokunmuş, altlarını belli edecek şekilde elbise giymeleri de tesettüre aykırı bir giyim şeklidir. Bir seferinde Beni Temim kabilesinden bir grup kadın Hz. Aişe'nin yanına gelirler. Üzerlerinde ince elbiseler vardır. Bu durumu gören Hz. Aişe, 'Nur Suresine inanan mü'min bir kadın, bu şekilde giyinemez.' diye hatırlatmada bulunur.(4)

    Gelinlik giymeye gelince, herkesin bildiği gibi gelinlik; manto, elbise, pardesü gibi içeride ve dışarıda giyilen alışılmış kıyafetlerden değildir. Belli bir zamanda giyilmek üzere özel olarak hazırlanmış bir kıyafettir. Maksat, gelini daha cazip hale getirmektir.

    Gelinin vücut hatlarını örtmeyecek kadar şeffaf, başı, kolları ve diğer yerlerini kapatmayacak ölçüde dikilmiş gelinliklerin tesettür yerine geçmeyeceği açıktır. Kadın ve erkeklerin karışık olarak bulundukları nikah salonlarında ve düğün merasimlerinde dinen bu tarz gelinliklerin giyilemeyeceği bellidir.

    Ancak böyle gelinliklerin sırf hanımlar arasında yapılan merasimlerde, erkeklerin bulunmaması şartıyla giyilmesi caiz olabilir.Buna rağmen bu meselede hassas olan kimselerin böylesine tesettür ölçüsünden uzak gelinlikleri giymemeleri uygun olur.

    Gelinlik giymekte arzulu olanlar tesettürü yerine getiren gelinlikler giymek şartıyla merasimlerde ve törenlerde bulunurlar.Dini hassasiyet taşıyan aileler zaten bugün düğün merasimlerinde de kadın ve erkeklere farklı salonlarda ağırladıklarından muhtemel mahzurlar da böylece ortadan kalkmış bulunmaktadır.



    Kaynaklar
    1 Ahzab Suresi, 59.
    2 Ahzab Suresi, 33.
    3 Hak Dini Kur'an Dili, 6: 3927.
    4 Tefsir-i Kurtubi, 14: 244.

    Kaynak (67 İbn-i Abidin:6/372)



  9. 11.Ocak.2012, 22:20
    5
    Silent and lonely rains
    Alıntı
    Selamun aleyküm kardesim basörtümüzü nasil takmaliyiz? resimle gösterirmisiniz selam ve dua ile:gul:
    ve aleykumusselam ve rahmetullah
    buyur kardeşim arşivden eklenen
    konu hakkındaki hem yazıyı okuyup
    hem de görüntülü olarak bağlam şekillerine
    bakabilirsin.

    ------------------

    İSLÂM'DA BAŞÖRTÜSÜ İLMİHALİ
    (Önemlidir, Okunmalıdır, Uygulanmalıdır)

    ALLAH Resulü (s.a.v) Buyurdu: "Duymuyormusunuz Sade Giyinmek İmandandır."

    ESSELAMU ALEYKÜM Değerli Dostlarım;

    Kardeşlerim belkide bu konuyu sizinle bir kaç kez paylaşmış olabilirim ancak paylaşımların yetersiz olduğu kanısıyla. Bukezde daha aydınlatıcı bir biçimde KADININ KAPANMASI konumunu ele almayı uygun gördüm...
    Sizlerde taktir edersiniz ki, İslam dinini tam anlamıyla yaşamak gittikçe zorlaşmaktadır. İslam adına kim ne yapıyorsa kendine yapıyordur diyemediğimiz gibi bunun teşkil ettiği sonuçlarıda ayan beyan olarak ortada görmekteyiz...Toplumumuz git gide manevi değerlerini bir çırpıda silmekte kaybetmektedir.
    Arkadan gelecek olan nesil İslamı tam manasıyla tanıyamamış tanıyamadığı gibide ALLAH muhafaza türlü sapkınlıklara sebebiyet vermiş olabiliriz. Hem temkinli hemde örnek bir yaşamı onlara bahşetmek için ALLAH'ın emir vede Resulüne itaatte kusurda etsik etmemeliyiz. Şüphe yokki emirlere vede itaatlere uyanlara Ahirette müjde verilmemesin.
    Her zaman için diğer insanoğullarının inançları gereği Müslüman olan kadınların onlardan ayrılmış bir farkları şüphesizki ortadadır. Bunun için hem açık seçik ayetler hemde hadisler vardır.

    Toplumu toplum yapan Kadınlardır ilkesiyle yola çıkarsak kadını da kadın yapan iffetli olmasıdır. İffetli kadın ALLAHtan korkar emirlerine uyar yasaklarını kendine düşman olarak görendir...Kadın maneviyatına sahip çıktıkça toplum bozulma yolunda ilerlemez.
    Nesil doğrusunu mu yapıyor acaba? sorusunu kendimize kaç kere sormuşuzdur...Dini duygularımızı bizlere kimler kaybettiriyor... Bize kötüyü hoş gösteren sadece nefsimizmidir? Dinimizin emrettiği giyimi kuşamı hayatında iyi yansıttığına inanmıyormusun? Dinin neresindesin bunun bilincindemisin? ALLAH'ın emrine yüz çevirdiğinde Başına neler geleceğinide bilirmisin?
    Kadın İslamın en Kutsal emanetlerinden belirtilerinden biridir.Şüphesizki ALLAH Resullü "Cennet annelerin ayakları altındadır."sözüyle bunu bize bildirmektedir. İslam kadınların dayanışmasıyla ALLAH'a olan itaatiyle yayılmaktadır. Ailenin huzuruda kadının takvadaki samimiyetine bakmaktadır. Çünkü toplum fertlerini yetiştiren ALLAH'a dua etmesini öğreten. ona zikirin nasıl yapıldığını öğreten ALLAHın varlığını ve birliğini bildirmek Anneye yüklenmiş bir görevdir.
    Aile yapısında asil zadeler, Mücahitler annelerin elinden geçer... Anneler Sulatnı Takvada tek vede öncü olan kadın Amine Hatun bunun en birinci örneğiydi belkide... O mümine kadınlara örnek bir kadın, örnek bir anne genç kızlara örnek bir kızlık dönemleri geçirmiş Ailenin anneye babaya itaatin nasıl olduğunu öğretmiştir... Öyleki ALLAH resulü babası Abdullahı düşündüğünde Annesi Amine zişana ağlardı... Peki biz müslümanlar; Bu kadar değerli olan bu örnek hayatlar hakkında ne kadar çok bilgiye sahibiz.?
    onarı ne kadar çok tanıdık tanıttık bunun farkındamıyız??

    Toplumda genç bayan arkadaşlarımız özelliklede bu sorumluluğu üstlenemeyecek kadar... az değerlere sahip olduklarını bildirmekteler görüntüleriyle. İslam kapalılığı emretmiştir ki Müslüman kadın iffetini korusun ALLAH'tan korksun diye ancak bu durum bizlerde çok farklı, Başörtüsüne bir bez parçası olarak bakan onları şekilden şekile sokarak en göz alıcılarını kullanarak adeta ben burdayım demekteler.. Mümine kadın dışardaki tehlikelere sapkınlıklara karşı kendini korumak için kapandığını bilmediği içindir ki. Başörtüsünü en can alıcı renklerde seçip üzerine sokak kıyafeti almadan çıkabilecek Hatta başörtüsü renginde yüzünü bin bir çeşit boyalarla boyayarak doğal güzelliğini ALLAH'ın nurunu silebilecek kadar cahil olmakta.. Başında başörtüsü üzerinde dar bir badi ile gayet rahat dolaşmakla. Pelkide onları öyle gördüğümde
    zamanla ben utanmakta kızarıp bozarmaktayım.. Ancak okadar alışılmış bir duruma gelmişki bunu yapanlar gayet rahat davranmakta...Bu tarz giyimlerin yanlış olduğunu eğitimin Anneden başlamış olduğunu tekrar vurgulamak isterim..



    İslam Dininde Kadının Giyim ve Kuşamı Nasıl Olmalıdır?

    Cihan denen bu kürede erkeğin yeri ayrı, kadının yeri ayrıdır. Erkek kadının yerine, kadında erkeğin yerine geçtimi dünyanın âhengi bozulur. Yine kadının ve erkeğin giyeceği de ayrıdır. Bir erkeğin çarşafa bürünmesi nasıl uygun değilse, kadınında erkek elbisesi giymesi hoş olmaz "Be"n giydim de ne oldu!" demek, şeytanı sevindirir.

    Saâdet devrinde kadınların giydiği elbiseler:

    1- Himar: Başörtüsü
    2- Dır'ı: Entari
    3- Cilbab: Rida.
    4- İzar: Etek
    5- Silval: Şalvar
    6- Mırt: Dış giyisi

    "Ey Nebi! Zevcelerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına de ki, Cilbablarını üzerlerine iyice örtsünler."

    Aziz ve Celil olan ALLAH nur suresi 31. ayette "başörtülerini yakalarının üzerine vursunalar" Buyurmaktadır. İsmet ve iffet sadefi Hazreti Aişe (r.a) demişlerdir ki;

    "Ben iman hususunda Ensar kadınlarından daha faziletlisini görmedim. Nur süresi; "Vel yedr**** bilhumürihinne alâ cüyübihinne. Ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar" ayeti nazil olduğu zaman erkekler bu ilahi emri tebliğ için hanımlarının yanına giderler.
    Erkekler, hanımına kızına, kızkardeşlerine ve bütün yakınlarına bu emri tebliğ ediyordu. (O lâhza) kadınların hepsi tastik edip,başörtüsü ile başlarını örtüp Resul-i Ekrem'in arkasında sabah namazını kılmaya geldiler namazı kıldıktan sonraevlerine dönüp gittiler. Karanlıkta onları hiç tanıyan olmazdı.

    Demek ki, başörtüsünün boyun ve göğsü örtecek kadar büyük olması gerekiyor. Herkesin kendi hevesine göre örtünmesi değil, ALLAH'ın emrince örtülere bürünmesi lazımdır. Bugün öyle örtünen kadınlar varki, cahiliyye kadınlarının sanki zamanımızdaki temsilcileridir. Başörtülerini sadece kafalarının üzerine bağlayıp, kulaklarını, gerdanlıklarını, boyunlarını ve göğüslerini açık bırakırlar. Elbet bu tesettür Kur'an-ı Kerim'in tarifine ve ALLAH Teâlâ'nın emrine uymaz.

    Elbisenin Kendisi Süs ve Zinet Olmamalı mı?

    Tesettürü emreden âyette kadınların yabancılara zinnetlerini göstermemeleri şartı vardır. Bugün öyle elbiseler icat edilmiştir ki, onun kendisi süs olmaktadır.Gözleri kamaştıran kürkler, mantolar, renk renk başörtüler dikkati daha çok çekmektedirler...
    ALLAH Azze ve celle " Vakar ile evlerinizde oturun, önceki cahiliyet kadınıları gibi açılıp saçılmayın, süslerinizi dışa vurmayın." buyurmuştur.(Ahzap suresi 33 ayet)

    Gayr-i Müslümlerin Özel Elbiselerini Giyinmeyin


    Efendimiz (s.a.v) "Men teşebbehe bikavmin fehüve mihüm" Kim bir kavme benzerse onlardandır. buyurmuştur. (Tergit ve Terhib)

    Giyinen Elbise Şehret Verici Olmamalı;

    Kadının giydiği elbise parmakla gösterilecek şekilde şehret verici elbise olmayacaktır. Herkesin dikkatini çeken ve gözleri kamaştıran, şöhrete ulaşan giysiler makbul değildir.
    Yine bu mevzuda varlığın sebebi olan Cenab-ı Peygamber şöyle buyurmuştur.

    "-Her kim dünyada şöhretli elbise giyerse, ALLAH kıyamet günü ona aşağılık elbisesi giydirir. sonra onu ateşten alevlendirir." (ibn-i Mace 2/278)

    "-Kim, gösteriş için bir elbise giyinirse onu çıkarıp bırakıncaya kada ALLAH ona gazap eder." (Terğib ve Terhi 4/332)


    Kadının Peruk Kullanması, Saçını Kesmesi ve Boyaması Helal midir?


    Cenab-ı Hak her insanı ayrı bir güzellikte yaratmıştır. Birlik mührünün açıkça okunduğu insan simasındaki güzellik, fıtri ve tabii olanıdır. Bunu muhafaza etmek, sahip olduğu özellik ve güzelliklere şükredip, ALLAH'ın ihsan ettiği kadarına razı olmak kulluğun bir işaretidir.

    Bunun için hayati ve zaruri bir maslahat yoksa, vücutta bulunan mevcut durumu değiştirme yoluna gitmemek lazımdır. Bir zaruret yokken insan bedeni üzerinde yapılan değişiklikleri şiddetle yasaklayan Peygamberimiz (a.s.m.), "başına ilave saç takana, cildine dövme yapana ve yaptırana, güzelleştirmek maksadıyla dişini inceltip seyrekleştirene, kaş ve kirpiklerini yolan kadınlara," ALLAH'ın yarattıklarını değiştirdikleri için ilahi rahmetten uzak kalmış olacaklarını bildirmiş Ve ikazda bulunmuştur.(1)

    Fıkıh alimleri bu hadisten hareket ederek yüzünde sakal ve bıyık biten kadının onları gidermesinin caiz olacağını; ancak kaşları inceltmenin, tabii şeklinden çıkarmanın, kirpikleri düzeltmenin veya takma kirpik kullanmanın caiz olmadığını belirtirler.Çünkü diş, kaş ve kirpik birer aza mesabesindedir. Aslında olmayıp sonradan biten yüzdeki kıllar ise bu sınıfa girmediğinden, kadının bunları gidermesinde bir mahzur görülmemektedir.

    Aynı şekilde insan saçından yapılmış olan peruk takmak da sünnette yasaklanan şeyler arasında bulunmaktadır. Ancak kadınların hayvan tüy ve kılından, bitkiden veya suni malzemelerden bir şey eklemelerinin, bunlardan yapılmış peruğu kullanmanın caiz olabileceği kaynaklarda belirtilir.(2)

    Fakat, kadının başına taktığı bu çeşit şeyleri ancak kocası ve kendisine nikahı düşmeyen yakın erkek akrabaları yanında takabilir. Onun dışında yabancıların içinde hangi maddeden yapılmış olursa olsun peruk kullanması caiz olmaz.

    Kadının saçını kesip kesmeyeceği hususunda da, yapılan işin ve taşınan niyetin mahiyetine göre hüküm farklılık arz eder. Saç kadının süsü ve tabii ziynetidir. Kadını erkekten ayıran mühim bir unsurdur. Bu itibarla kadın saçıyla bir bütünlük meydana getirir. Bundan dolayı saçını mazeretsiz olarak kesip kısaltan kadın erkeğe benzemiş olur. Nitekim, gerek kılık kıyafeti, gerekse tavır, hareket ve yaşayışıyla erkeğe benzeyen kadınları veya kadına benzemek için özenen erkekleri Peygamber Efendimiz (a.s.m.) iyi karşılamamış, bir hadislerinde şöyle buyurmuşlardır:

    "ALLAH, kadınlardan erkeğe benzemeye özenenleri ve erkeklerden de kadınlara benzemeye çalışanları rahmetinden uzak kılsın." (5)

    Ancak bir özürden veya hastalıktan dolayı saçını kesen ve kısaltanın durumu elbette ki değişiktir. Bakımında, kurutmasında zorluk çeker, erkeğe benzeme gibi bir niyet taşımazsa, kadının kulak yumuşağına kadar saçını kısaltmasında bir mahzur yoktur.(4)

    Zaten tesettür icabı, kadının saçını kocasından, baba ve kardeşi gibi yakın akrabalarından başkası görmemektedir. Böylece başkalarına saçını göstermekten doğan mahzur da ortadan kalkmış olur. Saç ve sakal boyamasına gelince; şimdi olduğu gibi, Peygamberimizin zamanında Yahudi ve Hıristiyan ihtiyarları beyazlaşan saç ve sakallarını boyamazlardı. Bunu hoş karşılamayan Peygamber Efendimiz, "Şüphesiz, Yahudi ve Hıristiyanlar saç boyamazlar. Siz onlara muhalefet ediniz" buyurmuştur.(5)

    Saç ve sakalı boyamanın sünnet olan şekli, kına ve kırmızı siyah karışımı (çivit otu gibi) nebati boyalarla boyamaktır.Peygamberimizin bu husustaki sözleri emir değil, teşvik ve tavsiye şeklinde telakki edilmişti. Pek çok İslam ulemasına göre saçı siyaha boyamak mekruh görülmüştür.(6) Bu meselede kadınlar için bir sınırlama yoktur. Onlara her türlü süslenme meşrudur.

    1. Nesei, Zinet: 22,73; Müslim, Libas: 119-120;
    2. el-Feteva'l-Hindiyye, 5: 358.
    3. Ebû Davud, Libas: 31.
    4. el-Feteva'l-Hindiyye, 5: 358.
    5. Müslim, Libas: 80.
    6. Ayni. Umdetü'l-Kari, 22: 50-51.

    ÇARŞAF GİYİNME

    Müslüman kadınların tesettür maksadıyla giydikleri kolsuz, bol ve geniş üst örtünün adı. Buna "car" da denilirdi. Eskiden müslüman kadınlar ferâce giyerlerken, Hicaz ve diğer Ortadoğu bölgelerine giden ailelerin Arap kadınlarının giydikleri "torba", "dolma" diye adlandırılan çarşafları Tanzimat'tan sonra İstanbul'a getirmeleri bu örtünün İstanbul'da ve taşrada da yaygınlaşmasına neden olmuştur. Eskiden Suriye'de, hristiyan ve yahudi kadınları; Rumeli'nin bazı yerlerinde de hristiyan kadınları sokağa çıkarlarken çarşaf giyerlerdi.

    Çarşaf, Farsça çarşeb'den bozmadır. Çarşeb'in aslı da gece örtüsü anlamına gelen çarşeb'dir. Yatak ve yorganda kullanılan bez örtünün adı da buradan gelir. Çarşaf, ilk kullanıldığı dönemlerde şimdiki yatak çarşafları gibi tek bir parçadan ibaretti. Önden kavuşturulup ayaklardan bele kadar bükülerek sağdan sola, soldan sağa beldeki kemerin arasına sokulur, arkadan ortanın üst kenarı ile peçenin üstüne gelmek üzere baş örtülür, şakaklardan iğnelenir, aynı kenarın baştan aşağı sarkan iki ucu üstüste kapanıp içinden tutulurdu. İstanbullular ilk zamanlarda siyah kıl peçe yerine yüzlerine dallı yemeni örterlerdi. Çarşaflar; ipekli yünlü kumaşlardan yapıldığı gibi muhtelif renkleri vardı. Fakat en çok kullanılan renk siyah idi. Kıyafetlerde yapılan değişiklik ve inkılâplardan sonra Türkiye'de çarşafın giyilmesi yasaklanmış olmasına rağmen, bazı müslüman kadınlar bu tesettür biçimini korumuş ve günümüze kadar giyilmesini sağlamışlardır.

    İslâm'da tesettür yani kadının vücudunu örtmesi kesin nass ile sabittir. Bu örtü nasıl olursa olsun önemli olan vücut hatlarını göstermeyecek şekilde bol dikilmiş kalın bir kumaştan olmasıdır. Abâye, ferâce, harmani vb. bol dikimli dış kıyafetler de müslüman kadınların giyebileceği kıyafetlerdir. Çarşaf da bu kıyafetlerden biridir. Önemli olan, müslüman kadınların özgürlüklerini simgeleyen ve onları yabancı erkeklerin bakışlarından koruyan ve İslâm'ın razı olduğu bol bir kıyafet ile örtünmektir.

    Mü'min hanımların, ince dokunmuş, altlarını belli edecek şekilde elbise giymeleri de tesettüre aykırı bir giyim şeklidir. Bir seferinde Beni Temim kabilesinden bir grup kadın Hz. Aişe'nin yanına gelirler. Üzerlerinde ince elbiseler vardır. Bu durumu gören Hz. Aişe, 'Nur Suresine inanan mü'min bir kadın, bu şekilde giyinemez.' diye hatırlatmada bulunur.(4)

    Gelinlik giymeye gelince, herkesin bildiği gibi gelinlik; manto, elbise, pardesü gibi içeride ve dışarıda giyilen alışılmış kıyafetlerden değildir. Belli bir zamanda giyilmek üzere özel olarak hazırlanmış bir kıyafettir. Maksat, gelini daha cazip hale getirmektir.

    Gelinin vücut hatlarını örtmeyecek kadar şeffaf, başı, kolları ve diğer yerlerini kapatmayacak ölçüde dikilmiş gelinliklerin tesettür yerine geçmeyeceği açıktır. Kadın ve erkeklerin karışık olarak bulundukları nikah salonlarında ve düğün merasimlerinde dinen bu tarz gelinliklerin giyilemeyeceği bellidir.

    Ancak böyle gelinliklerin sırf hanımlar arasında yapılan merasimlerde, erkeklerin bulunmaması şartıyla giyilmesi caiz olabilir.Buna rağmen bu meselede hassas olan kimselerin böylesine tesettür ölçüsünden uzak gelinlikleri giymemeleri uygun olur.

    Gelinlik giymekte arzulu olanlar tesettürü yerine getiren gelinlikler giymek şartıyla merasimlerde ve törenlerde bulunurlar.Dini hassasiyet taşıyan aileler zaten bugün düğün merasimlerinde de kadın ve erkeklere farklı salonlarda ağırladıklarından muhtemel mahzurlar da böylece ortadan kalkmış bulunmaktadır.



    Kaynaklar
    1 Ahzab Suresi, 59.
    2 Ahzab Suresi, 33.
    3 Hak Dini Kur'an Dili, 6: 3927.
    4 Tefsir-i Kurtubi, 14: 244.

    Kaynak (67 İbn-i Abidin:6/372)



  10. 12.Ocak.2012, 15:39
    6
    Beyaz_Gül_
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Aralık.2011
    Üye No: 92935
    Mesaj Sayısı: 35
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 25
    Bulunduğu yer: Almanya

    Cevap: Basörtümüzü nasil takmaliyiz?

    allah c.c. razi olsun desert rose kardesim ... selam ve dua ile


  11. 12.Ocak.2012, 15:39
    6
    allah c.c. razi olsun desert rose kardesim ... selam ve dua ile


  12. 12.Ocak.2012, 22:30
    7
    ozayir
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Eylül.2010
    Üye No: 79069
    Mesaj Sayısı: 111
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Cevap: Basörtümüzü nasil takmaliyiz?

    Ben süs demedim ama başı örmenin değil başörtüsünün görevini söyledim.Yanlış anlamışsınız kardeşim.


  13. 12.Ocak.2012, 22:30
    7
    Devamlı Üye
    Ben süs demedim ama başı örmenin değil başörtüsünün görevini söyledim.Yanlış anlamışsınız kardeşim.





+ Yorum Gönder