Konusunu Oylayın.: Türkçe Dua

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Türkçe Dua
  1. 10.Ocak.2012, 17:55
    1
    DaDa5
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Kasım.2011
    Üye No: 91720
    Mesaj Sayısı: 15
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 27

    Türkçe Dua






    Türkçe Dua Mumsema *** Selamun Aleykum ***
    ben birşeyi merak ettim mesela cemeatle camide namaz kıldıkdan sonra tesbihat yapıyoruz burda müezzinin söylediklerini bizimde söylememize gerek varmıdır tesbihatımızıda yapmış olurmuyuz asıl sormak istediğim ""Lâ ilâhe illâllahü vahdehû lâ şerike leh. Lehü`l-mülkü ve lehü`l-hamdü ve hüve alâ külli şey`in kadîr" bu duayı müezzin okuyor biz okumalımıyız bazen unutyor okumuyorum genelde okuyorum .birde ben duamı Türkçe ediyorum ama çevremdekiler arapça ediyor çoğu aynı duayı ediyor essalatu vesselamun da geçiyor arapça dua daha çok mu faziletli birde şu içinde esselatu vesselamun olan duayı bilen yazarsa çok sevinirim çunku duyuyorum yanmdakilerden dua ederken bu kelimeler geçiyor.
    teşekkürler.


  2. 10.Ocak.2012, 17:55
    1
    DaDa5 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    *** Selamun Aleykum ***
    ben birşeyi merak ettim mesela cemeatle camide namaz kıldıkdan sonra tesbihat yapıyoruz burda müezzinin söylediklerini bizimde söylememize gerek varmıdır tesbihatımızıda yapmış olurmuyuz asıl sormak istediğim ""Lâ ilâhe illâllahü vahdehû lâ şerike leh. Lehü`l-mülkü ve lehü`l-hamdü ve hüve alâ külli şey`in kadîr" bu duayı müezzin okuyor biz okumalımıyız bazen unutyor okumuyorum genelde okuyorum .birde ben duamı Türkçe ediyorum ama çevremdekiler arapça ediyor çoğu aynı duayı ediyor essalatu vesselamun da geçiyor arapça dua daha çok mu faziletli birde şu içinde esselatu vesselamun olan duayı bilen yazarsa çok sevinirim çunku duyuyorum yanmdakilerden dua ederken bu kelimeler geçiyor.
    teşekkürler.


    Benzer Konular

    - Namazı neden Türkçe okumuyoruz ? Ezanlar neden Türkçe değil ?

    - Vaaz duası türkçe yazılışın şekli ve türkce manası

    - Abdest Duaları Arapçası, Türkçe Okunuşu, Türkçe Anlamı

    - Türkçe ibadet, Türkçe ezan Türkçe namaz olur mu ?

    - İlk Türkçe Ezan (Fatih Camii) İlk Türkçe Hutbe (Süleymaniye Camii)

  3. 10.Ocak.2012, 19:43
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Türkçe Dua




    ve aleykumusselam kardeş konu hakkındaki
    sorularının cevapları için eklenen yazıları okuyabilirsin


    --------------------

    Namazdan sonra yapılan dualarda kişi arapça veya kendi lisanına göre dua etmekte serbesttir Her türlü dua edilebilir

    Namazdan sonra dua edilirken kişi içinden geldiği şekilde dua edebilir Ayrıca Peygamberimizin okuduğu duaların okunması tavsiye edilir

    Ebû Bekri's-Sıddîk -radıyallahu teâlâ anh-Hazretleri:

    "-Yâ Resûlellah, namazın âhirinde okumak üzere bana bir duâ ta'lîm buyur, dedikte Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazretleri buyurmuşlardır ki:

    "Şöyle duâ et:

    Yâ Rabb, muhakkak ki ben kendime çok zulmettim; yani çok günâh işledim Günahları ise ancak sen afv ü mağfiret edersin Hakkıyle gafûr ve rahîm ancak sensin Beni kendi indinden bir fazl u keremle afv ü mağfiret eyle ve bana lutf u ihsanınla merhâmet eyle Yani benim istihkakım olmayarak mahza fazl u kereminle cehennemden halâs edip cennet ve cemâline kavuştur" (Buhârî, Ezân, 149, Deavât, 16

    “Ya Rabbi Sensin ilah, Senden başka ilah yoktur, Sübhansın, bütün noksanlıklardan münezzehsin, Yücesin Doğrusu ben kendime zulmettim, yazık ettim Affını bekliyorum Rabbim!”

    “Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, muhakkak ki zi yana uğrayanlardan oluruz”

    "Allahım sen affedicisin, affetmeyi seversin, bizleri de affet"

    Namazlardan sonra, mutlaka şu dua okunmalıdır diye bir kural yoktur Herkes ihtiyacına göre dua eder Hep aynı duayı okumak da uygun değildir Ne istediğini şuurlu olarak bilmek gerekir Ne istediğinin farkında olmadan dua etmek uygun olmaz Belli şeyleri ezberleyip, şiir okur gibi dua etmek de uygun görülmemiştir Dua, uyanık kalb ile ve sessiz yapılmalı ve her fırsatta dua etmelidir!

    Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- namaz kıldıkları zaman sağ eliyle başlarını meshederler ve:

    Kendisinden başka ilâh bulunmayan Allah'ın adıyle Rahman ve Rahîm ancak O'dur Benden üzüntüyü düşünceyi ve hüznü gider ey Rabbim!" (1) derlerdi

    "Farz namazı kıldığınız zaman, her bir farz namazdan sonra on defa: deyiniz Böyle diyene bir köle azâd etmiş gibi ecir yazılır" (2) buyururlardı

    Muaz radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem onun elinden tuttu ve:

    "Muaz! Vallahi seni gerçekten seviyorum" buyurdu Sonra sözüne şöyle devam etti: "Muaz! Her namazdan sonra şu duayı mutlaka okumanı tavsiye ediyorum: Allahümme einnî ala zikrike ve şükrike ve hüsni ibadetik: Allahım! Seni anıp zikretmek, nimetine şükretmek, sana layık ibadet etmek için bana yardım eyle!" (3)

    Ayrıca şöyle de dua edilebilir:

    Elhamdülillahi Rabbilâlemin esselatü vesselamü alâ resulina Muhammedin ve alâ alihi ve sahbihi ecmain

    Ya Rabbi, kıldığımız namazları kabul eyle! Ahir ve akıbetimizi hayreyle! Son nefesimizde kelime-i tevhid söylememizi nasip eyle! Ölmüşlerimizi af ve mağfiret eyle!

    Allahümmağfir verham ve ente hayrürrahimin Teveffeni müslimen ve el hıkni bissalihin Allahümmağfir li veli valideyye ve lilmüminine vel müminat yevme yekumül hisab

    Ya Rabbi, bizi şeytan ve düşman şerrinden ve nefs-i emmaremizin şerrinden muhafaza eyle! Evimize iyilikler, hayırlı ve bereketli rızıklar ihsan eyle! Ehl-i İslama selamet ihsan eyle! Din düşmanlarını kahr ve perişan eyle! Kâfirlerle cihad etmekte olan müslümanlara imdad-ı ilahiyyen ile imdat eyle!

    Allahümme inneke afüvvün kerimün tuhibbülavfe fafü anni

    Ya Rabbi, hastalarımıza şifa, dertlilerimize deva ihsan eyle! Allahümme inni eselükessıhhate velafiyete vel-emanete ve hüsnelhulki verridae bilkaderi bi rahmetike ya erhamerrahimin

    Riyadan, nifaktan, şikaktan, her türlü hastalıktan, kazadan, belâdan, tembellikten, acizlikten, zelil olmaktan, zulüm görmekten, azdıran zenginlik ve azdıran fakirlikten, şeytan ve nefsin şerrinden, düşman galebesinden, kötü huydan, bid’at işlemekten, dalalete düşmekten, ihlassız amelden, her çeşit günahtan, küfre girmekten, erzeli ömürden, ölürken gelecek fitnelerden, dinimize, dünyamıza zarar verecek şeylerden bizleri koru!

    Hakiki iman, güzel bir ahlak, şükredici bir kalb, zikredici bir dil, kaza ve kadere rıza gösteren hayırlı bir ömür, az yemek, az uyumak, az konuşmak, az gülmek ve çok hizmet etmeyi, kabir azabından ve ahiret dehşetinden kurtulmayı, ömür boyu rızana uygun iş yapmayı, şehit olarak ölmeyi ve son nefeste ehl-i sünnet itikadına uygun bir iman ve tevbe nasip eyle

    (1) Buharî, Deavat, 35, 40
    (2) Buhârî, Ezan, 155
    (3) Ebu Davud, Vitir 26 Ayrıca bk Nesaî, Sehv 60

    S. İslamiyet


    ---------------------


    Namaz tesbihatı hakkında bilgi


    Tesbihatın nasıl yapılacağı, hangi duâ ve tesbihlerin okunacağı bizzat Peygamberimiz (asm) tarafından tesbit edilmiştir Hz Sevban’dan gelen bir rivayete göre, Resulullah (asm) namazdan çıktığı zaman üç defa istiğfar eder, “Estafirullah” derdi1 Bu istiğfarı “Estafirullahe’l-azîme’l-kerime’llezî lâ İlâhe İllâ hû el-Haylü’l-Kaymûmü ve etûbü İleyh” şeklinde söylemek de mümkündür

    Farz ve sünnetleri kılıp tesbihatta, önce Âyetelkürsî, İhlâs, Felâk ve Nâs sûrelerini okduktan sonra 33 defa “Sübhânallah,” 33 defa “Elhamdülillah” ve 33 defa “Allahü Ekber” denir Sonra da, “Lâ İlâhe İllallahü Vahdehû” duâsı okunur ve duâya geçilir
    Hadiste ve diğer fıkıh kitaplarında Âyetelkürsî okunduktan sonra tesbihe ve insanın üzerine üflemek gibi birşey yoktur Ancak Resul-i Ekrem Efendimiz yatağa girmeden önce yukarıda geçen sûreleri okuduktan sonra avucuna üfler, elinin yetiştiği yere kadar bütün vücudunu meshederdi Fakat tesbihat ânında böyle bir durum bulunmamaktadır

    Bilindiği gibi, namaz tesbihatı çoklukla tesbihle yapılmaktadır Böylece zikir kelimelerinin sayısı hususunda yanılma ihtimali, eksik veya fazla yapma durumu ortadan kalkmış olmaktadır Ancak bugünkü kullanılan şekilde bir tesbih Asr-ı Saadette yoktu

    Peygamberimiz sağ parmaklarının boğumlarıyla tesbih çekerdi2 Ayrıca çakıl taşları ve hurma çekirdekleri ile tesbih kelimelerini sayanları da men etmemiştir

    Cennetle müjdelenen on Sahabiden birisi olan Hz Sa’d bin Ebî Vakkas, Resulullah (asm) ile beraber bir kadının yanına gittiklerini, kadının önünde hurma çekirdekleri veya çakıl taşları bulunduğunu ve kadının tesbihi onlarla saydığını bildirdikten sonra, Resul-i Ekremin bu kadının hareketine müdahale etmediğini söylemektedir3

    Peygamberimizin bu hareketi sünnetin bir başka nev’i olan takrirî sünnete girmektedir O hareketi hoş karşıladığını göstermektedir Diğer taraftan Hz, Ebû Hüreyre’nin, tesbihini bir ipliği düğümleyerek yaptığı da rivâyet edilmektedir Bugünkü şekliyle kullandığımız tesbih ise ancak Hicrî beşinci asırda yaygın hale gelmiş bulunmaktadır

    Abdullah bin Amr ise, “Resulullahın (asm) tesbihi, sağ elinin boğumlarıyla saydığını gördüm”4 demektedir Tesbihleri doğru olarak yapabilecek kimselerin eliyle tesbih çekmesi daha faziletlidir Ama arzu edenler 33’lü veya 99’lu tesbihlerle de bu ibadeti yapabilirler Tesbihi göbekten yukarı veya aşağı tutarak çekmek arasında da bir fark yoktur

    Söylenen tesbih miktarlarına gelince; bu hususta değişik rivâyetler vardır Bu rivâyetlerden bir kısmı tesbih miktarlarının 11’er, bir kısmı 25’er, bir kısmı da 10’ar sefer söylenmesi hakkındadır5 Fakat, 3’er defa söylenmesi hakkında rivâyet edilen hadisler daha çoktur Kadı İyaz gibi hadis ve fıkıh uleması bu rivayeti tercih etmiş ve buna göre amel edilmesini uygun görmüşlerdir

    Bu mevzudaki hadis-i şeriflerin şerh ve izahında bu sayıların hikmeti hakkında bilgiler verilmektedir Meselâ, İmam Aynî bu hususta şöyle demektedir:
    “Zikrin otuz üç adet yapılmasının tavsiye buyurulması, bu sayı üçe çarpıldığı zaman doksan dokuz ettiği içindir Bu miktar ile zikirde bulunan kimse Allah’ı doksan dokuz ismiyle zikretmiş gibi olur”

    Hadiste belirtilen adetlerden az veya çok tesbih veya tahmidde bulunanların vaad edilen sevaba nâil olup olamayacakları meselesi ise; bir kısım ulemâ istenilen adetten fazla söylendiği zaman, fazlalıklar sevabı gidermez derken, bazı ulemâ da “ziyade veya noksan kasden yapılırsa vaad edilen sevap hâsıl olmaz Çünkü bu adetlerin bir hikmet ve hassası bulunur da adet noksan bırakılmak veya ziyâde edilmek suretiyle bu hikmet ve hassa kaybolur” demektedirler

    Bunun için tesbihleri 33’lerden eksik yapmamaya gayret etmeli, 33’ten fazla söylenince de sevap ve hikmeti kayboldu diye endişeye kapılmamalıdırÇünkü, rükû ve secde tesbihlerini 3’ten 7’ye kadar söylemek de müstehaptır Burada esas söylenmesi gereken ve tavsiye edilen 3’er defa söylemek ise de, 5 ve 7 defa söylemek de câiz ve müstehaptır

    Namaz tesbihatını tek başına yapmak mümkün olduğu gibi, cemaat halinde îfa etmek de mümkündür

    Cemaatle kılınan namazlardan sonra bu tesbih ve duâları müezzinin iştirakiyle cemaat de hep birlikte yapar ki, fazilet ve sevabı bakımından daha güzel ve daha isabetlidir Namaz tesbihatının cemaat halinde yapılmasının sünnette yerinin olup olmadığına gelince, Resul-i Ekrem Efendimiz toplu halde yapılan zikir, duâ ve ibadetleri her seferinde teşvik etmiş; Sahabîlerini toplu halde sohbet eder, zikreder ve ibadet eder halde görürse memnun olmuş ve onlara bazı müjdeler vermiştir

    Hz Muâviye’nin rivâyetine göre, birgün Peygamberimiz (asm) SAhabîlerden bir kısmının bir halka teşkil ederek oturduklarını gördü Yanlarına vardı ve sordu:

    “Ne maksatla bir araya gelip burada oturdunuz?”

    Onlar, “Bize İslâm gibi bir din bahşeden ve bu yolla bizi imtihana tâbi tutan Allah’ı zikretmek ve ona hamdetmek için oturduk” dediler

    Peygamberimiz bir defa daha sorup, onlardan yeminli bir cevap aldıktan sonra şöyle buyurdu:

    “Sizi suçlamak için yemin ettirdiğimi sanmayın Lâkin şu var ki; bana Cibril geldi, Aziz ve Celîl olan Allah’ın meleklerine karşı sizinle iftihar ettiğini haber verdi”6

    Görüldüğü gibi, Peygamber Efendimiz, namazdan sonra olmasa da, herhangi bir vesileyle bir araya gelip zikir ve tesbihle meşgul olan mü’minleri bile medhetmiştir Her ne kadar namaz tesbihatı Peygamberimizin (asm) zamanında cemaat halinde toplu olarak yapılmamış olsa dahi, daha sonraki müçtehid imamlar zamanından itibaren her namaz kılanın rahatlıkla yapabilmesi ve zikrin sevabından mahrum kalmaması için cemaat halinde yapılmasının daha faydalı olacağı esas olarak benimsenmiştir

    Cemaatle kılınan namazlardan sonra, cemaatin bulundukları yerden ayrılarak sünneti ve tesbihi mümkünse değişik yerlerde yapmaları müstehaptır İbni Âbidin’de geçen bir rivayete göre, böyle yapmanın sünnet olduğu da söylenir Farzlardan sonra saffı bozmak bütün beş vakit namazlar için bahis mevzuudur Sabah ve ikindi namazı hakkında herhangi bir ayırım gözetilmemiştir Farzdan sonra saffı bozmaktan maksat, namaza sonradan yetişenlerin hâlâ farz kılındığını sanmamaları içindir Farzdan sonra sünnetin değişik mahalde kılınması, cemaatle kılınan namazlarda da müstehaptırMahşerde, seccade ve yerin namaz kılana şehâdet edeceği rivâyet edilmektedir Bunun için, ne kadar çok yere secde edilirse o kadar mahel insana hüsn-ü şehadet ederler Çünkü öbür âlemde bütün varlıklar şuurludur ve Allah’ın dilemesiyle konuşurlar Farzdan sonra sünneti ve duâyı değişik yerlerde tamamlamak müsait olmadığı takdirde, bulunulan yerde tamamlamanın caiz olacağını belirten görüşler de mevcuttur7

    1 Müslim, Müsâfirîn: 135
    2 Tirmizî, Daavât: 25
    3 Ebû Dâvud, Vitir; 24
    4 Tirmizî, Daavât: 24
    5 Neseî, Sehv:91-96
    6 Müslim, Zikir: 40
    7 el-İmam Alâüddin el-Kâsânî Bedâiü’s-Sanâi (Beyrut: Dârü’l-Kitâbi’l-Arabî, 1402-1982), 1:160; İbni Âbidîn, 1:356

    Mehmed Paksu İbadet Hayatımız



  4. 10.Ocak.2012, 19:43
    2
    Silent and lonely rains



    ve aleykumusselam kardeş konu hakkındaki
    sorularının cevapları için eklenen yazıları okuyabilirsin


    --------------------

    Namazdan sonra yapılan dualarda kişi arapça veya kendi lisanına göre dua etmekte serbesttir Her türlü dua edilebilir

    Namazdan sonra dua edilirken kişi içinden geldiği şekilde dua edebilir Ayrıca Peygamberimizin okuduğu duaların okunması tavsiye edilir

    Ebû Bekri's-Sıddîk -radıyallahu teâlâ anh-Hazretleri:

    "-Yâ Resûlellah, namazın âhirinde okumak üzere bana bir duâ ta'lîm buyur, dedikte Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazretleri buyurmuşlardır ki:

    "Şöyle duâ et:

    Yâ Rabb, muhakkak ki ben kendime çok zulmettim; yani çok günâh işledim Günahları ise ancak sen afv ü mağfiret edersin Hakkıyle gafûr ve rahîm ancak sensin Beni kendi indinden bir fazl u keremle afv ü mağfiret eyle ve bana lutf u ihsanınla merhâmet eyle Yani benim istihkakım olmayarak mahza fazl u kereminle cehennemden halâs edip cennet ve cemâline kavuştur" (Buhârî, Ezân, 149, Deavât, 16

    “Ya Rabbi Sensin ilah, Senden başka ilah yoktur, Sübhansın, bütün noksanlıklardan münezzehsin, Yücesin Doğrusu ben kendime zulmettim, yazık ettim Affını bekliyorum Rabbim!”

    “Rabbimiz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, muhakkak ki zi yana uğrayanlardan oluruz”

    "Allahım sen affedicisin, affetmeyi seversin, bizleri de affet"

    Namazlardan sonra, mutlaka şu dua okunmalıdır diye bir kural yoktur Herkes ihtiyacına göre dua eder Hep aynı duayı okumak da uygun değildir Ne istediğini şuurlu olarak bilmek gerekir Ne istediğinin farkında olmadan dua etmek uygun olmaz Belli şeyleri ezberleyip, şiir okur gibi dua etmek de uygun görülmemiştir Dua, uyanık kalb ile ve sessiz yapılmalı ve her fırsatta dua etmelidir!

    Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- namaz kıldıkları zaman sağ eliyle başlarını meshederler ve:

    Kendisinden başka ilâh bulunmayan Allah'ın adıyle Rahman ve Rahîm ancak O'dur Benden üzüntüyü düşünceyi ve hüznü gider ey Rabbim!" (1) derlerdi

    "Farz namazı kıldığınız zaman, her bir farz namazdan sonra on defa: deyiniz Böyle diyene bir köle azâd etmiş gibi ecir yazılır" (2) buyururlardı

    Muaz radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resülullah sallallahu aleyhi ve sellem onun elinden tuttu ve:

    "Muaz! Vallahi seni gerçekten seviyorum" buyurdu Sonra sözüne şöyle devam etti: "Muaz! Her namazdan sonra şu duayı mutlaka okumanı tavsiye ediyorum: Allahümme einnî ala zikrike ve şükrike ve hüsni ibadetik: Allahım! Seni anıp zikretmek, nimetine şükretmek, sana layık ibadet etmek için bana yardım eyle!" (3)

    Ayrıca şöyle de dua edilebilir:

    Elhamdülillahi Rabbilâlemin esselatü vesselamü alâ resulina Muhammedin ve alâ alihi ve sahbihi ecmain

    Ya Rabbi, kıldığımız namazları kabul eyle! Ahir ve akıbetimizi hayreyle! Son nefesimizde kelime-i tevhid söylememizi nasip eyle! Ölmüşlerimizi af ve mağfiret eyle!

    Allahümmağfir verham ve ente hayrürrahimin Teveffeni müslimen ve el hıkni bissalihin Allahümmağfir li veli valideyye ve lilmüminine vel müminat yevme yekumül hisab

    Ya Rabbi, bizi şeytan ve düşman şerrinden ve nefs-i emmaremizin şerrinden muhafaza eyle! Evimize iyilikler, hayırlı ve bereketli rızıklar ihsan eyle! Ehl-i İslama selamet ihsan eyle! Din düşmanlarını kahr ve perişan eyle! Kâfirlerle cihad etmekte olan müslümanlara imdad-ı ilahiyyen ile imdat eyle!

    Allahümme inneke afüvvün kerimün tuhibbülavfe fafü anni

    Ya Rabbi, hastalarımıza şifa, dertlilerimize deva ihsan eyle! Allahümme inni eselükessıhhate velafiyete vel-emanete ve hüsnelhulki verridae bilkaderi bi rahmetike ya erhamerrahimin

    Riyadan, nifaktan, şikaktan, her türlü hastalıktan, kazadan, belâdan, tembellikten, acizlikten, zelil olmaktan, zulüm görmekten, azdıran zenginlik ve azdıran fakirlikten, şeytan ve nefsin şerrinden, düşman galebesinden, kötü huydan, bid’at işlemekten, dalalete düşmekten, ihlassız amelden, her çeşit günahtan, küfre girmekten, erzeli ömürden, ölürken gelecek fitnelerden, dinimize, dünyamıza zarar verecek şeylerden bizleri koru!

    Hakiki iman, güzel bir ahlak, şükredici bir kalb, zikredici bir dil, kaza ve kadere rıza gösteren hayırlı bir ömür, az yemek, az uyumak, az konuşmak, az gülmek ve çok hizmet etmeyi, kabir azabından ve ahiret dehşetinden kurtulmayı, ömür boyu rızana uygun iş yapmayı, şehit olarak ölmeyi ve son nefeste ehl-i sünnet itikadına uygun bir iman ve tevbe nasip eyle

    (1) Buharî, Deavat, 35, 40
    (2) Buhârî, Ezan, 155
    (3) Ebu Davud, Vitir 26 Ayrıca bk Nesaî, Sehv 60

    S. İslamiyet


    ---------------------


    Namaz tesbihatı hakkında bilgi


    Tesbihatın nasıl yapılacağı, hangi duâ ve tesbihlerin okunacağı bizzat Peygamberimiz (asm) tarafından tesbit edilmiştir Hz Sevban’dan gelen bir rivayete göre, Resulullah (asm) namazdan çıktığı zaman üç defa istiğfar eder, “Estafirullah” derdi1 Bu istiğfarı “Estafirullahe’l-azîme’l-kerime’llezî lâ İlâhe İllâ hû el-Haylü’l-Kaymûmü ve etûbü İleyh” şeklinde söylemek de mümkündür

    Farz ve sünnetleri kılıp tesbihatta, önce Âyetelkürsî, İhlâs, Felâk ve Nâs sûrelerini okduktan sonra 33 defa “Sübhânallah,” 33 defa “Elhamdülillah” ve 33 defa “Allahü Ekber” denir Sonra da, “Lâ İlâhe İllallahü Vahdehû” duâsı okunur ve duâya geçilir
    Hadiste ve diğer fıkıh kitaplarında Âyetelkürsî okunduktan sonra tesbihe ve insanın üzerine üflemek gibi birşey yoktur Ancak Resul-i Ekrem Efendimiz yatağa girmeden önce yukarıda geçen sûreleri okuduktan sonra avucuna üfler, elinin yetiştiği yere kadar bütün vücudunu meshederdi Fakat tesbihat ânında böyle bir durum bulunmamaktadır

    Bilindiği gibi, namaz tesbihatı çoklukla tesbihle yapılmaktadır Böylece zikir kelimelerinin sayısı hususunda yanılma ihtimali, eksik veya fazla yapma durumu ortadan kalkmış olmaktadır Ancak bugünkü kullanılan şekilde bir tesbih Asr-ı Saadette yoktu

    Peygamberimiz sağ parmaklarının boğumlarıyla tesbih çekerdi2 Ayrıca çakıl taşları ve hurma çekirdekleri ile tesbih kelimelerini sayanları da men etmemiştir

    Cennetle müjdelenen on Sahabiden birisi olan Hz Sa’d bin Ebî Vakkas, Resulullah (asm) ile beraber bir kadının yanına gittiklerini, kadının önünde hurma çekirdekleri veya çakıl taşları bulunduğunu ve kadının tesbihi onlarla saydığını bildirdikten sonra, Resul-i Ekremin bu kadının hareketine müdahale etmediğini söylemektedir3

    Peygamberimizin bu hareketi sünnetin bir başka nev’i olan takrirî sünnete girmektedir O hareketi hoş karşıladığını göstermektedir Diğer taraftan Hz, Ebû Hüreyre’nin, tesbihini bir ipliği düğümleyerek yaptığı da rivâyet edilmektedir Bugünkü şekliyle kullandığımız tesbih ise ancak Hicrî beşinci asırda yaygın hale gelmiş bulunmaktadır

    Abdullah bin Amr ise, “Resulullahın (asm) tesbihi, sağ elinin boğumlarıyla saydığını gördüm”4 demektedir Tesbihleri doğru olarak yapabilecek kimselerin eliyle tesbih çekmesi daha faziletlidir Ama arzu edenler 33’lü veya 99’lu tesbihlerle de bu ibadeti yapabilirler Tesbihi göbekten yukarı veya aşağı tutarak çekmek arasında da bir fark yoktur

    Söylenen tesbih miktarlarına gelince; bu hususta değişik rivâyetler vardır Bu rivâyetlerden bir kısmı tesbih miktarlarının 11’er, bir kısmı 25’er, bir kısmı da 10’ar sefer söylenmesi hakkındadır5 Fakat, 3’er defa söylenmesi hakkında rivâyet edilen hadisler daha çoktur Kadı İyaz gibi hadis ve fıkıh uleması bu rivayeti tercih etmiş ve buna göre amel edilmesini uygun görmüşlerdir

    Bu mevzudaki hadis-i şeriflerin şerh ve izahında bu sayıların hikmeti hakkında bilgiler verilmektedir Meselâ, İmam Aynî bu hususta şöyle demektedir:
    “Zikrin otuz üç adet yapılmasının tavsiye buyurulması, bu sayı üçe çarpıldığı zaman doksan dokuz ettiği içindir Bu miktar ile zikirde bulunan kimse Allah’ı doksan dokuz ismiyle zikretmiş gibi olur”

    Hadiste belirtilen adetlerden az veya çok tesbih veya tahmidde bulunanların vaad edilen sevaba nâil olup olamayacakları meselesi ise; bir kısım ulemâ istenilen adetten fazla söylendiği zaman, fazlalıklar sevabı gidermez derken, bazı ulemâ da “ziyade veya noksan kasden yapılırsa vaad edilen sevap hâsıl olmaz Çünkü bu adetlerin bir hikmet ve hassası bulunur da adet noksan bırakılmak veya ziyâde edilmek suretiyle bu hikmet ve hassa kaybolur” demektedirler

    Bunun için tesbihleri 33’lerden eksik yapmamaya gayret etmeli, 33’ten fazla söylenince de sevap ve hikmeti kayboldu diye endişeye kapılmamalıdırÇünkü, rükû ve secde tesbihlerini 3’ten 7’ye kadar söylemek de müstehaptır Burada esas söylenmesi gereken ve tavsiye edilen 3’er defa söylemek ise de, 5 ve 7 defa söylemek de câiz ve müstehaptır

    Namaz tesbihatını tek başına yapmak mümkün olduğu gibi, cemaat halinde îfa etmek de mümkündür

    Cemaatle kılınan namazlardan sonra bu tesbih ve duâları müezzinin iştirakiyle cemaat de hep birlikte yapar ki, fazilet ve sevabı bakımından daha güzel ve daha isabetlidir Namaz tesbihatının cemaat halinde yapılmasının sünnette yerinin olup olmadığına gelince, Resul-i Ekrem Efendimiz toplu halde yapılan zikir, duâ ve ibadetleri her seferinde teşvik etmiş; Sahabîlerini toplu halde sohbet eder, zikreder ve ibadet eder halde görürse memnun olmuş ve onlara bazı müjdeler vermiştir

    Hz Muâviye’nin rivâyetine göre, birgün Peygamberimiz (asm) SAhabîlerden bir kısmının bir halka teşkil ederek oturduklarını gördü Yanlarına vardı ve sordu:

    “Ne maksatla bir araya gelip burada oturdunuz?”

    Onlar, “Bize İslâm gibi bir din bahşeden ve bu yolla bizi imtihana tâbi tutan Allah’ı zikretmek ve ona hamdetmek için oturduk” dediler

    Peygamberimiz bir defa daha sorup, onlardan yeminli bir cevap aldıktan sonra şöyle buyurdu:

    “Sizi suçlamak için yemin ettirdiğimi sanmayın Lâkin şu var ki; bana Cibril geldi, Aziz ve Celîl olan Allah’ın meleklerine karşı sizinle iftihar ettiğini haber verdi”6

    Görüldüğü gibi, Peygamber Efendimiz, namazdan sonra olmasa da, herhangi bir vesileyle bir araya gelip zikir ve tesbihle meşgul olan mü’minleri bile medhetmiştir Her ne kadar namaz tesbihatı Peygamberimizin (asm) zamanında cemaat halinde toplu olarak yapılmamış olsa dahi, daha sonraki müçtehid imamlar zamanından itibaren her namaz kılanın rahatlıkla yapabilmesi ve zikrin sevabından mahrum kalmaması için cemaat halinde yapılmasının daha faydalı olacağı esas olarak benimsenmiştir

    Cemaatle kılınan namazlardan sonra, cemaatin bulundukları yerden ayrılarak sünneti ve tesbihi mümkünse değişik yerlerde yapmaları müstehaptır İbni Âbidin’de geçen bir rivayete göre, böyle yapmanın sünnet olduğu da söylenir Farzlardan sonra saffı bozmak bütün beş vakit namazlar için bahis mevzuudur Sabah ve ikindi namazı hakkında herhangi bir ayırım gözetilmemiştir Farzdan sonra saffı bozmaktan maksat, namaza sonradan yetişenlerin hâlâ farz kılındığını sanmamaları içindir Farzdan sonra sünnetin değişik mahalde kılınması, cemaatle kılınan namazlarda da müstehaptırMahşerde, seccade ve yerin namaz kılana şehâdet edeceği rivâyet edilmektedir Bunun için, ne kadar çok yere secde edilirse o kadar mahel insana hüsn-ü şehadet ederler Çünkü öbür âlemde bütün varlıklar şuurludur ve Allah’ın dilemesiyle konuşurlar Farzdan sonra sünneti ve duâyı değişik yerlerde tamamlamak müsait olmadığı takdirde, bulunulan yerde tamamlamanın caiz olacağını belirten görüşler de mevcuttur7

    1 Müslim, Müsâfirîn: 135
    2 Tirmizî, Daavât: 25
    3 Ebû Dâvud, Vitir; 24
    4 Tirmizî, Daavât: 24
    5 Neseî, Sehv:91-96
    6 Müslim, Zikir: 40
    7 el-İmam Alâüddin el-Kâsânî Bedâiü’s-Sanâi (Beyrut: Dârü’l-Kitâbi’l-Arabî, 1402-1982), 1:160; İbni Âbidîn, 1:356

    Mehmed Paksu İbadet Hayatımız



  5. 11.Ocak.2012, 14:52
    3
    DaDa5
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Kasım.2011
    Üye No: 91720
    Mesaj Sayısı: 15
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 27

    Cevap: Türkçe Dua

    Allah razı olsun.


  6. 11.Ocak.2012, 14:52
    3
    DaDa5 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Allah razı olsun.





+ Yorum Gönder