+ Yorum Gönder
Soru ve Cevaplar ve Sizden gelen sorular Kategorisinden Cennetin bittigi bir nokta varmidir? cennetin bittigi noktanin ilerisinde ner vardir? Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. 1
    sabuncuhoca
    Üye
    Reklam

    Cennetin bittigi bir nokta varmidir? cennetin bittigi noktanin ilerisinde ner vardir?

    Reklam





    Cennetin bittigi bir nokta varmidir? cennetin bittigi noktanin ilerisinde ner vardir? Mumsema Allah kuranda cenneti genisligi gokler kadar olan diyor yani genisligi kainat kadarsa bu 30 milyar isik yili eder dersek onun ilerisinde ne olabilir?





  2. 2
    Hoca
    erimeye devam...

    Cenneti tarif eden "eni gökle yerin genişliği kadar" (Hadid, 21) ayeti ile "genişliği göklerle yer arası kadar" (Ali İmr


    Reklam


    Allah kuranda cenneti genisligi gokler kadar olan diyor yani genisligi kainat kadarsa bu 30 milyar isik yili eder dersek onun ilerisinde ne olabilir?
    Cenneti tarif eden "eni gökle yerin genişliği kadar" (Hadid, 21) ayeti ile "genişliği göklerle yer arası kadar" (Ali İmran 133) ayeti arasında bir çelişki var mıdır?



    Herhalde çelişki gibi görülen şey “Eni, gökle yerin genişliği kadar olan…cennet” ifadesi ile “Genişliği (eni), göklerle yer arası kadar olan… cennet” ifadesidir.

    Önce şunu belirtelim ki, bu ayetlerin hiçbirinde “göklerle yer arası kadar...” ifadesi yoktur.

    Ali İmran Suresi'ndeki ayette “semavat = gökler” çoğul şeklinde, Hadid Suresi'ndeki ayette ise, “sema = gök” tekil olarak kullanılmıştır. Bunda bir çelişki yoktur. Çünkü, “sema” kelimesi bir cins isim olduğu için çoğul (gökler) manasını da vermektedir. Nitekim Türkçe’de de bunu görüyoruz; bazen “gök”, bazen de “gökler” diyoruz ve aynı şeyi kastediyoruz.

    Diğer bir farklı nokta da şudur: Al-i İmran Suresi'ndeki ayette -meal olarak- “…genişliği/eni göklerle yer (genişliği kadar)olan cennet” şeklindedir. Hadid Suresi'ndeki ayette ise, “...genişliği/eni gökle yer genişliği gibi (kadar) olan cennet” şeklindedir.

    Yani tek fark, Ali İmran Suresi'nde teşbih edatı olan “Kef” harfi kullanılması, Hadid Suresi'nde ise bu edatın kullanılmamasıdır; fakat mana aynıdır. Bu bir tefennün sanatıdır. Biri teşbih-i sarih, diğeri teşbih-i beliğdir, yani ÇELİŞKİ yoktur.
    Merhum Elmalılı Hamdi, soruda geçen Al-i İmran Suresi'ndeki ayeti şöyle tefsir eder:
    “Cennet", dâr-ı saadet (saadet evi) olan ebedî vatan, o gizli bahçe ki "altından ırmaklar akan cennetler" den birisi veya hepsi. "Arz"; tûl (uzunluk) karşılığı "en" veya vüs'at (genişlik) veya karşılık ve bedel mânâsınadır ki, bir şey satın almak için arz olunur.

    Diğer bir âyette "Genişliği, gökle yerin genişliği gibi olan cennete koşuşun." (Hadid, 57/ 2 1) buyurulduğundan, burada da teşbih (benzetme) "kef"in hazfi (düşmesi)yle "Onun eni, göklerin ve yerin enidir." mânâsı gözetilmiştir. Ve bu teşbihin hakikî veya genişliğin büyüklüğünden kinaye olduğu da bahis konusu edilmiştir.

    İbnü Abbas ve Said b. Cübeyr ve cumhûr (çoğunluk) demişlerdir ki: "Gökler ve yer, kumaş gibi yayılıp birbirine ulanınca cennetin enine bir ölçü olur. Uzunluğunu ise Allah'tan başka kimse bilmez".

    Bu görüşe göre cennet, semalardan daha büyük demektir. Bazı nebevî hadislerde de cennet, Arş-ı âzam (büyük Arş)ın altında ve semaların üstünde bulunduğu şeklinde varid olmuştur. Bunun için "bir kişiye düşen cennet" diye de açıklanmıştır.

    Bununla beraber bu âyetin zahiri, bu alemin semaları ve yeri, aynen cennetin eni, “Genişliği, gökle yerin genişliği gibi olan cennete” âyeti de teşbihen (benzetilerek) böyle olduğunu gösteriyor. Bunların birini bedel, birini "en" mânâsına alarak tevfik (birbirine uydurmak) mümkün olduğu gibi, "Rabbinin (hüküm ve adalet) makamından korkan kimseye iki cennet vardır." (Rahman, 55/46) âyeti de, her iki âyetteki cennetleri başka başka olarak almaya müsaittir. "Rabbimiz, bize dünyada da güzellik ver, ahirette de güzellik ver." (Bakara, 2/201).

    Râzî tefsirinde nakledildiği üzere Herakl'in (yani Rum kralının) elçisi Peygamberimize: "Sen 'müttekîler için hazırlanmış ve genişliği yer ve gökler kadar' olan bir cennete davet ediyorsun? O halde nâr (cehennem) nerede?" diye sormuş. Resulullah (a.s.m.): "Sübhanallah (Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim), gündüz olduğu zaman gece nerede olur?" buyurmuş olduğu rivayet edilmiştir. (bk. Hak Dini, Al-i İmran, 3/133. ayetin tefsiri)
    Yazar: Sorularla İslamiyet

  3. 3
    -EhliSünnet
    Emekli
    وَسَارِعُٓوا اِلٰى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمٰوَاتُ وَالْاَرْضُۙ اُعِدَّتْ لِلْمُتَّق۪ينَۙ Ve sâriû ilâ magfiretin min rabbikum ve cennetin arduhâs semâvâtu vel ardu, uiddet lil muttekîn(muttekîne).

    Rabbinizden büyük bir mağfiret (kazandıracak İslâm, ihlâs ve tevbey)e, bir de (bir Müslüman`a verilecek yerin) eni (bile), göklerle yerler (kadar geniş) olan yüce bir cennete (kavuşmak için yarışırcasına) koşuşun ki o, takvâ sahipleri için hazırlanmıştır. İMRÂN - Ayet: 133

    Cennetin genişliği, göklerin ve yerin bütün tabakalarının ve parçalarının birer çarşaf gibi açılıp serilmesi ve birbirine eklenmesinden hasıl olan genişlik kadardır. Cennetin uzunluk sahasının sınırlarını ise ancak Allah bilir. Bu yorum İbn Abbas’a aittir. Cumhurun görüşü de budur. (bk. Razi, Kurtubi, ilgili ayetin tefsiri)

    Diğer bazı alimlere göre, burada tasvir edilen “genişlikteki cennet” sadece bir kişiye verilen cennettir. Çünkü, insan ancak sahip olduğu mülk ile sevinir. (Razi, a.g.y)

    Ebû Saîd (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu : Cennette yüz derece vardır. Bir tanesi bütün âlemleri içine alır. (Tirmizi, Cennet 4, h.no: 2532 , Hanbel , Müsned: 10806) Âlem = Allah’ın dışındaki herkes ve her şeydir.

    Alemlerden maksat bütün mahlukat/yaratılanlar olduğuna, bunun da, cennetin Allah’tan başka kimsenin bilmediği kadar alabildiğine geniştir . Tuhfetu’l-Ahvezi (7/201)


+ Yorum Gönder