+ Yorum Gönder
2. Sayfa BirinciBirinci 123 ... SonuncuSonuncu
Soru ve Cevaplar ve Sizden gelen sorular Kategorisinden Bir Tarikate Girmek, Bağlı Olmak Doğru mudur? Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. 13
    BEYAZ_gul
    yasam
    Reklam

    Cevap: Bir Tarikate Girmek, Bağlı Olmak Doğru mudur?

    Reklam



    Cevap: Bir Tarikate Girmek, Bağlı Olmak Doğru mudur? isimli yazı www.Mumsema.comCevap: Bir Tarikate Girmek, Bağlı Olmak Doğru mudur?
    Medet uma yada onlardan yardim isteme.
    Biz muslumanlara yakismaz zaten bunu akili surlu muslumanlar
    Elbette bilirler.
    medet umak degildir amac, amac vesile kilmak
    Amac onlarin yolunda gitmek cunki biliyoruzki onlarda Efendimizin
    Yolunda gidenlerdir. Hak yoluna gitmektir niyet
    Ben Nur cematindenim yani Risale tarikati(yolu).

    Desert bacim Tarikati yanlis anlatanda vardir yanlis yapanlarda,
    Ama bu demek degildirki Tarikat sirktir veya yanlistir.
    Said Nursi hz.,herzaman dile getiririm onunla,ilgili cok bilgim var.
    Alet ettigimi dusunuyorsan yaniliyorsun
    Benim amacim alet etmek degil bilgi vermek.

    Bak Desert bacim ne yazmissin

    Essas tarikati yanlis lesans edenler
    Bizim yanlis Tarikate oldugumuzu yada yanlis tarikatte yonelecegimizi nereden biliyorsunuz.
    Elbette Seffat Ya Rasulallah Rabbim cumlemize nasip eylesin.
    Ama sunda unutmaylim bir cocuk bile sefatci olabiliyorsa
    Allah dilerse bir Allah dostu bir Alimde sefatci olur.

    Rabitalik yapmanin nesi sirktir, bol bol Allahi aniyorsun
    Nefsini hergun terbiye ediyorsun Kalbin iman Askiyla doluyor.
    Peygamberimizin o guzel ismini duyuncalara
    Ona olan sevgin,ile yanip tutsuyorsun.

    Bir zat ile oturup konusmak sizce sizi nasil etkiler.
    Iste sizin anlatamadiginizi artik dile getirdim

  2. 14
    El-Endulusi
    Emekli

    Cevap: Bir Tarikate Girmek, Bağlı Olmak Doğru mudur?


    Reklam


    Berkehan kardes sadece Allah c.c. dan yardim dileriz diyorsun ya oncelikle Amenna. Sen simdi arada ne var yok sildin ya peki Hz.Resulullah s.a.v gelmeseydi yada herhangi bir Peygamber a.s. sen bildigim dedigin butun bu bilgileri nasil ogrenecektin. Yok eger sen bunu inkar etmiyorsan o zaman araciligi kabul ediyorum diyorsun ki verdigin cevapla dusuncen tamamen zit.

    Adam vardir akliinda mini etekli kizi dusunur aferim derler adam vardir Hz.Rasulullah s.a.v dusunur kabeyi dusunur seyhini dusunur sirk dusdun kafir oldun derler.

    Tovbe ya Rab'bi en iyisini sen bilirsin..

  3. 15
    menekse23
    Devamlı Üye
    Adam vardir akliinda mini etekli kizi dusunur aferim derler adam vardir Hz.Rasulullah s.a.v dusunur kabeyi dusunur seyhini dusunur sirk dusdun kafir oldun derler.
    su bulundugun sitede kimse mini etekli kizi düsünen adama aferim demez... Rasulullullah'la seyhi karsilastiramazsiniz!
    Rasulullah Allahin elcisi...

    Tarikat bir Yol'dur denmis. Rasulullah'in bize ilettigi/gösterdigi bir yol degildir Allahin emirleridir. Eger "Yol" dersek alternatifi'de var demektir...

    Allahin emirlerinin alternatifi yoktur.

  4. 16
    Hoca
    erimeye devam...
    Adam vardir akliinda mini etekli kizi dusunur aferim derler adam vardir Hz.Rasulullah s.a.v dusunur kabeyi dusunur seyhini dusunur sirk dusdun kafir oldun derler.
    bir kaç defa bu örneği forumda okudum bu nasıl bir benzetim Allah aşkına!
    Hiçkimse kendi çocuğunu, akrabasını, sevdiğini veya günah amaçlı düşüncelerini ibadet niyetiyle/sevap kazanma/Allaha yaklaşma amaçlı düşünmez.
    Lütfen bu gibi örnekler vermeyelim.

    Müslüman, tarikat mensubu olmak zorunda mıdır?

    Allah, kullarından cennetin karşılığı olarak iman istemiştir. İman “La ilahe illallah muhammedün rasûlullah”ta özetlenmiş, formüllenmiş genel bir yapının adıdır. La ilahe illallah muhammedün rasûlullah diyen ve yaşadığı sürece bunun hakkını veren cennete girer. La ilahe illallah’ın hakkı nedir; haramlardan kaçmak, farzları yerine getirmektir. Farzlar belli, haramlar bellidir. Faiz, zina, anne baba hakkına tecavüz etmek gibi benzeri şeyler haramdır. Mü’min bunlardan kaçar, farzları da yerine getirirse cennete girer.
    Farzlar nedir; namaz, hac, oruç, zekât gibi bildiğimiz şartlardır. Ancak mü’min, bir cemaatin, bir mümin kardeş grubunun içinde ve arasında olmadığı sürece istese de bu haramlardan kaçınma farzları yerine getirme şartını gerçekleştiremeyebilir. Çünkü mü’minin imanının amansız bir hırsızı vardır; o da şeytandır. Şeytan kolay kolay mü’mini rahat bırakmaz, sürekli aldatma ve sürekli tuzağa düşürme hamlesi içerisindedir. Bunun için mü’min grubun arasında, bir cemaatin içinde bulunmalıdır ki ayağı kaymasın. Bu cemaat aslında İslam Toplumudur, bu cemaat hacca gittiğindeki arkadaş grubudur, bu cemaat camide namaz kılıp beraber saf tuttuğu grubudur. Buna rağmen daha kaliteli, daha iyi, daha ihlâslı ibadet ve kulluk yapmak için haramlara karşı sürekli birbirini ikaz eden bir grupçuk görüntüsü vermek için Müslümanlar tarih boyunca farklı oluşumlar içerisine girmişlerdir. Hâlâ da bu anlayışla bir araya gelen cemaat olarak adlandırılmış yapılar vardır.
    Tarikat, bizim deyimimizle tarikatlar bu amaçla ortaya çıkmıştır. Bilhassa Abbasiler döneminde yaygınlaşan dünyevileşme hastalığına karşı Allah’ın dostları, evliya vasfını taşıyan insanlar, Müslümanları ikaz etmek için çeşitli hareketler geliştirmişlerdir. Bunlar zamanla tasavvuf, tarikat diye anıldı. Gel Allah’tan daha çok kork, gel ihlâsını artır hamleleridir bunlar. Hiçbir şekilde bir Müslüman, Allah’a daha iyi ibadet yapmayı teşvik eden bir tarikattan men edilemez. Tarikat kötü görülemez, tasavvuf kötü görülemez. Nihayetinde bu bir kalite arayışıdır. Allah da bunu bizden istemektedir. Ama ilerleyen zaman zarfında kendisi Allah dostu olup olmadığı belli olmadığı halde, bu işi sulandırmış isimlerde ortaya çıkmıştır. Daha iyi ibadet yapmak yerine daha sulanmış, felsefeye dalmış hareketler de gelişmiştir. Bunları da teşvik edecek halimiz yoktur ama daha çok namaz kılmak, daha çok oruç tutmak, daha çok Kur’an okumak, daha ihlâslı olmak ama dünyadan da el etek çekmemek, cihad da etmek, siyasetle de meşgul olmak üzerine kurulu bir tarikat, her mü’minin içinde bulunması gereken bir harekettir.
    İslam’ın bir bölümünü alıp, ruh bölümünü alıp gerisini yok sayan bir hareketin adı tarikat da olsa, namaz kılmayı teşvik ettiği halde çocuk eğitimini ihmal eden bir cemaatin adı tarikat da olsa, Müslümanların sürekli parasını topladığı halde infak nedir bilmeyen bir anlayışın ürünü bir hareketse, onun adının tarikat olması, tasavvuf olması, bizim ona sempatiyle bakmamızı gerektirmiyor. Biz daha çok cihad eden, daha çok dünyayı imar eden, daha çok bizi Allah korkusuyla donatan hareket istiyoruz. Bunun adı ister tarikat olsun, ister tasavvuf olsun, orada olmak zorundayız…
    Velhamdülillahi rabbil âlemin.
    Nurettin Yıldız Hoca


  5. 17
    Ercan
    Devamlı Üye
    Nurettin Yıldız Hoca çok güzel özetlemiş. Allah razı Ondan da, paylaşandan da razı olsun.

  6. 18
    Cedd
    Devamlı Üye
    Öncelikle konu içinde yardımcı olan, bilgiler suna herkesten Alla (cc) razı olsun.
    Nurettin hocam, Allah (cc) sizden de razı olsun ki yazdıklarınızla uyuşan bir zihniyetle bu konuyu açmıştım.

    Aşağıda, alıntıladığım yazınızda özellikle koyu renkle belirttiğim yerler var. Bir tarikat arayışım, doğruluğunu sorgulayışım, bu koyu renkle vurguladığım cümlelerinizle bağlantılıdır.

    Müslüman, tarikat mensubu olmak zorunda mıdır?

    Allah, kullarından cennetin karşılığı olarak iman istemiştir İman “La ilahe illallah muhammedün rasûlullah”ta özetlenmiş, formüllenmiş genel bir yapının adıdır La ilahe illallah muhammedün rasûlullah diyen ve yaşadığı sürece bunun hakkını veren cennete girer La ilahe illallah’ın hakkı nedir; haramlardan kaçmak, farzları yerine getirmektir Farzlar belli, haramlar bellidir Faiz, zina, anne baba hakkına tecavüz etmek gibi benzeri şeyler haramdır Mü’min bunlardan kaçar, farzları da yerine getirirse cennete girer
    Farzlar nedir; namaz, hac, oruç, zekât gibi bildiğimiz şartlardır Ancak mü’min, bir cemaatin, bir mümin kardeş grubunun içinde ve arasında olmadığı sürece istese de bu haramlardan kaçınma farzları yerine getirme şartını gerçekleştiremeyebilir Çünkü mü’minin imanının amansız bir hırsızı vardır; o da şeytandır Şeytan kolay kolay mü’mini rahat bırakmaz, sürekli aldatma ve sürekli tuzağa düşürme hamlesi içerisindedir Bunun için mü’min grubun arasında, bir cemaatin içinde bulunmalıdır ki ayağı kaymasın Bu cemaat aslında İslam Toplumudur, bu cemaat hacca gittiğindeki arkadaş grubudur, bu cemaat camide namaz kılıp beraber saf tuttuğu grubudur Buna rağmen daha kaliteli, daha iyi, daha ihlâslı ibadet ve kulluk yapmak için haramlara karşı sürekli birbirini ikaz eden bir grupçuk görüntüsü vermek için Müslümanlar tarih boyunca farklı oluşumlar içerisine girmişlerdir Hâlâ da bu anlayışla bir araya gelen cemaat olarak adlandırılmış yapılar vardır
    Tarikat, bizim deyimimizle tarikatlar bu amaçla ortaya çıkmıştır Bilhassa Abbasiler döneminde yaygınlaşan dünyevileşme hastalığına karşı Allah’ın dostları, evliya vasfını taşıyan insanlar, Müslümanları ikaz etmek için çeşitli hareketler geliştirmişlerdir Bunlar zamanla tasavvuf, tarikat diye anıldı Gel Allah’tan daha çok kork, gel ihlâsını artır hamleleridir bunlar Hiçbir şekilde bir Müslüman, Allah’a daha iyi ibadet yapmayı teşvik eden bir tarikattan men edilemez Tarikat kötü görülemez, tasavvuf kötü görülemez Nihayetinde bu bir kalite arayışıdır Allah da bunu bizden istemektedir Ama ilerleyen zaman zarfında kendisi Allah dostu olup olmadığı belli olmadığı halde, bu işi sulandırmış isimlerde ortaya çıkmıştır Daha iyi ibadet yapmak yerine daha sulanmış, felsefeye dalmış hareketler de gelişmiştir Bunları da teşvik edecek halimiz yoktur ama daha çok namaz kılmak, daha çok oruç tutmak, daha çok Kur’an okumak, daha ihlâslı olmak ama dünyadan da el etek çekmemek, cihad da etmek, siyasetle de meşgul olmak üzerine kurulu bir tarikat, her mü’minin içinde bulunması gereken bir harekettir
    İslam’ın bir bölümünü alıp, ruh bölümünü alıp gerisini yok sayan bir hareketin adı tarikat da olsa, namaz kılmayı teşvik ettiği halde çocuk eğitimini ihmal eden bir cemaatin adı tarikat da olsa, Müslümanların sürekli parasını topladığı halde infak nedir bilmeyen bir anlayışın ürünü bir hareketse, onun adının tarikat olması, tasavvuf olması, bizim ona sempatiyle bakmamızı gerektirmiyor Biz daha çok cihad eden, daha çok dünyayı imar eden, daha çok bizi Allah korkusuyla donatan hareket istiyoruz Bunun adı ister tarikat olsun, ister tasavvuf olsun, orada olmak zorundayız…
    Velhamdülillahi rabbil âlemin
    Nurettin Yıldız Hoca

    İşte, bu zihniyetle yaklaştığım konudaki şüphelerimi kaldırmaktı amacım. Bir dayanağım yoktu. İnşallah ki bir yanlışlık etmiyoruz. Elbette evliyaya, veliye saygım çoktur. Bir evliya ile imanlı bir insan bir olur mu? Allah (cc) dostu denilmiyor mu? Bu işi saptıran cahil insanlardan olmadan Allah (cc), beni mümin, Peygamberimizin (sav) sünnetine ve Kuranı Kerime bağlı topluluklardan yararlanmayı nasip etsin.

  7. 19
    ehli.sünnet
    Üye
    Mürşidi olmayanın mürşidi Şeytandır. (imam gazali ) Kuran ve sünnetten siz yol çıkarabiliyorsanız buyrun bakalım bir imam Azam da siz olun , İmam şafi de siz olun.
    lütfen öyle demeyin. Kuran sünnet başımızın tacıdır. Ama onları bizlere anlatacakta bir Mürşid gereklidir. Sizler Hemen Müçtehid oldunuz. Fıkıh meseleleri oldugu zaman. Tefsir meselesi oldugu zaman. ne yapacaksınız. ben kitap okuyarak öğrenirim demeklede olmaz. O zaman Mezheplerede karşı gelirsiniz. İmam Azam a neden bağlı olalım. Kuran sünnet var okuruz biz yaparız deriz.

  8. 20
    Desert Rose
    Silent and lonely rains
    İmam Azam a neden bağlı olalım. Kuran sünnet var okuruz biz yaparız deriz.
    ne yapacaksınız. ben kitap okuyarak öğrenirim demeklede olmaz. O zaman Mezheplerede karşı gelirsiniz.
    Kardeşim iştihatla iman esaslarını birbirine neden karıştırıyorsun ki?
    İman esasları değişmez ama ameliye mezheplere göre değişir
    abdest,gusül gibi vs.mezhep imamlarının iştihatı kolaylık içindir.
    ne alakası var ben onu anlamıyorum hangi müçtehit gidin
    kendinize vesile arayın,tarikat kurun demiştir konuları saptırma =(
    sizin derdiniz nedir neyi ispat etmeye çalışıyorsunuz anlaşılır gibi değil
    sırf ortalığı kızıştırmak için yeni üyelik alıyorsun

  9. 21
    husameddin
    Emekli
    su benim yazilarimdam anlinti yapip reddiye yazan arkadaslar ya imami rabbani imami gazzalinin kitap ve mektubatlarini hic okumamislar yada onlari alimlerden saymiyorlar

    Üstad Bediüzzaman Hazretleri 5. Mektup'ta şöyle diyor:
    Silsile-i Nakşî'nin kahramanı ve bir güneşi olan İmâm-ı Rabbânî (R.A) Mektubât'ında demiş ki: "Hakaik-i îmaniyeden bir mes'elenin inkişafını, binler ezvak ve mevacid ve keramata tercih ederim."
    Hem demiş ki: "Bütün tarîklerin nokta-i müntehası, hakaik-i îmaniyenin vuzuh ve inkişafıdır

    Tarîkat-i aliyye-i Nakşibendiyyeyi övmekdedir: 27 ci mektup
    Allahü teâlâya hamd olsun. Onun sevdiği kullarına selâm olsun! Merhamet ederek bu dostunuza gönderdiğiniz kıymetli mektûb gelerek bizleri sevindirdi. Selâmetde olunuz. Bu yüksek Nakşibendiyye zincirini övmekden başka birşeyle başınızı ağrıtmak istemiyorum. Yavrum! Bu yüksek zincirin büyükleri 'kaddesallahü teâlâ esrârehüm' buyuruyorlar ki,

    (Bizim nisbetimiz bütün nisbetlerin üstündedir).

    Nisbet dedikleri huzûr ve âgâhlıkdır. Bunlar hiç gayb olmayan huzûra kıymet verir. Böyle devâmlı olan huzûra (Yâd-i Dâşt) demişlerdir. Bu büyüklerin nisbeti, yâd-i dâşt olmakdadır. Bu fakîrin anladığına göre, yâd-i dâşt şöyle açıklanmakdadır:

    Allahü teâlânın ismleri, sıfatları ve şü'ûnu ve i'tibârâtı birlikde olmaksızın, yalnız zât-ı ilâhînin zuhûr etmesine ya'nî kalbe, rûha görünmesine (Tecellî-i Zât) denir. Bu tecellîye (Berkî) demişlerdir. Ya'nî, şü'ûn ve i'tibârât perdelerinin aradan kalkması, zâtın görünmesi, şimşek çakar gibi bir ân sürer. Sonra bu perdeler hemen araya girerek örtülür. Böyle olunca, gaybsız, devâmlı huzûr düşünülemez. Bir ân huzûr, ondan sonra devâmlı yoklukdur. Bu büyükler 'rahmetullahi aleyhim ecma'în' böyle olan nisbete kıymet vermemişdir. Hâlbuki başka silsilelerin, tarîkatların büyükleri, öyle olan tecellî nihâyete kavuşanlara nasîb olur dediler. Bu huzûr, devâmlı olursa, hiç örtünmezse, ismlerin ve sıfatların ve şü'ûnun ve i'tibârâtın perdeleri araya karışmadan tecellî ederse, gaybsız, perdesiz huzûr olur. Yâd-i dâşt olur. İşte, bu büyüklerin nisbeti olan Yâd-i dâşti, başkalarının nisbetleri ile karşılaşdırmalıdır. Böylece hepsinin üstünde olduğunu anlamalıdır. Çok kimse, böyle bir huzûrun varlığına inanamaz.
    Arabî beyt tercemesi:

    Ni'mete kavuşanlara âfiyet olsun;
    Zevallı âşık birkaç damla ile doysun.

    Bu yüksek nisbet, öyle garîb oldu ki, hattâ bu büyük kıymetli zincire bağlanmış bulunanlara da söylense çoğunun inanmayacağı umulur. Şimdi, bu büyüklerin yolunda bulunanlara göre nisbet demek, Allahü teâlânın huzûru ve anlaşılamayacak bir şühûdudur ve cihetsiz olarak Ona teveccüh etmekdir. Yukarıda olmak hayâle gelirse de, cihetsizdir ve görünüşde devâmlıdır. Bu nisbet yalnız cezbe makâmında hâsıl olur. Böyle nisbetin başka tarîkatlardaki nisbetlerden yüksek bir tarafı yokdur. Hâlbuki, yukarıda bildirdiğimiz Yâd-i dâşt, cezbe temâmlandıkdan ve sülûk makâmları sona erdikden sonra hâsıl olur. Bunun derecesinin yüksekliğini bilmeyen kimse yokdur. Eğer gizli kalmışsa, elde edilememesindendir. Bir kimse hased ederek inanmazsa ve aşağı bir kimse kendi kusûrundan dolayı inâd ederse ona bir diyeceğimiz yokdur.
    Fârisî iki beyt tercemesi:


    ustat sait nursi
    Yirmidokuzuncu mektub mektubat 29. mektub -D-


    (Orjinal Sayfa477)
    ÜÇÜNCÜ TELVİH: Velayet, bir hüccet-i risalettir; tarîkat, bir bürhan-ı şeriattır. Çünki risaletin tebliğ ettiği hakaik-i îmaniyeyi, velayet bir nevi şuhud-u kalbî ve zevk-i ruhanî ile aynelyakîn derecesinde görür, tasdik eder. Onun tasdiki, risaletin hakkaniyetine kat'î bir hüccettir. Şeriat ders verdiği ahkâmın hakaikini, tarîkat zevkiyle, keşfiyle ve ondan istifadesiyle ve istifazasıyla o ahkâm-ı şeriatın hak olduğuna ve Hak'tan geldiğine bir bürhan-ı bâhirdir. Evet nasılki velayet ve tarîkat, risalet ve şeriatın hücceti ve delilidir; öyle de İslâmiyetin bir sırr-ı kemali ve medar-ı envarı ve insaniyetin İslâmiyet sırrıyla bir maden-i terakkiyatı ve bir menba-ı tefeyyüzatıdır.
    İşte bu sırr-ı azîmin bu derece ehemmiyetiyle beraber, bazı fırak-ı dâlle onun inkârı tarafına gitmişler. Kendileri mahrum kaldıkları o envardan, başkalarının mahrumiyetine sebeb olmuşlar. En ziyade medar-ı teessüf şudur ki: Ehl-i Sünnet ve Cemaatin bir kısım zâhirî uleması ve Ehl-i Sünnet ve Cemaate mensub bir kısım ehl-i siyaset gafil insanlar; ehl-i tarîkatın içinde gördükleri bazı sû'-i istimalâtı ve bir kısım hatiatı bahane ederek, o hazine-i uzmayı kapatmak, belki tahrib etmek ve bir nevi âb-ı hayatı dağıtan o kevser menba'ını kurutmak için çalışıyorlar. Halbuki eşyada, kusursuz ve her ciheti hayırlı şeyler, meşrebler, meslekler az bulunur. Alâküllihal bazı kusurlar ve sû'-i istimalât olacak. Çünki ehil olmayanlar bir işe girseler, elbette sû'-i istimal ederler. Fakat Cenâb-ı Hak âhirette muhasebe-i a'mal düsturuyla, adalet-i Rabbaniyesini, hasenat ve seyyiatın müvazenesiyle gösteriyor. Yani hasenat racih ve ağır gelse, mükâfatlandırır, kabul eder; seyyiat racih gelse cezalandırır, reddeder. Hasenat ve seyyiatın müvazenesi, kemmiyete bakmaz, keyfiyete bakar. Bazı olur, birtek hasene bin seyyiata tereccuh eder, afvettirir. Mâdem adalet-i İlâhiye böyle hükmeder ve hakikat dahi bunu hak görür; tarîkat, yani Sünnet-i Seniye dairesinde tarîkatın hasenatı, seyyiatına kat'iyen müreccah olduğuna delil: Ehl-i tarîkat, ehl-i dalaletin hücumu zamanında îmanlarını muhafaza etmesidir. Âdi bir samimî ehl-i tarîkat; sûrî, zâhirî bir mütefenninden daha ziyade kendini muhafaza eder. O zevk-i tarîkat vasıtasıyla ve o muhabbet-i evliya cihetiyle îmanını kurtarır. Kebairle fâsık olur, fakat kâfir olmaz; kolaylıkla zındıkaya sokulmaz. Şedid bir muhabbet ve metin bir itikad ile aktab kabul ettiği bir silsile-i meşayihi, onun nazarında hiçbir kuvvet çürütemez. Çürütmediği için, onlardan itimadını kesemez. Onlardan itimadı kesilmezse, zındıkaya giremez. Tarîkatta hissesi olmayan ve kalbi harekete
    (Orjinal Sayfa478)
    gelmeyen, bir muhakkik âlim zât da olsa, şimdiki zındıkların desiselerine karşı kendini tam muhafaza etmesi müşkilleşmiştir.
    Birşey daha var ki: Daire-i takvadan hariç, belki daire-i İslâmiyetten hariç bir suret almış bazı meşreblerin ve tarîkat namını haksız olarak kendine takanların seyyiatıyla, tarîkat mahkûm olamaz. Tarîkatın dinî ve uhrevî ve ruhanî çok mühim ve ulvî neticelerinden sarf-ı nazar, yalnız âlem-i İslâm içindeki kudsî bir rabıta olan uhuvvetin inkişafına ve inbisatına en birinci, te'irli ve hararetli vasıta tarîkatlar olduğu gibi; âlem-i küfrün ve siyaset-i Hıristiyaniyenin, nur-u İslâmiyeti söndürmek için müdhiş hücumlarına karşı dahi, üç mühim ve sarsılmaz kal'a-i İslâmiyeden bir kal'asıdır. Merkez-i Hilafet olan İstanbul'u beşyüz elli sene bütün âlem-i Hıristiyaniyenin karşısında muhafaza ettiren, İstanbul'da beşyüz yerde fışkıran envar-ı tevhid ve o merkez-i İslâmiyedeki ehl-i îmanın mühim bir nokta-i istinadı, o büyük câmilerin arkalarındaki tekyelerde "Allah Allah!" diyenlerin kuvvet-i îmaniyeleri ve marifet-i İlâhiyeden gelen bir muhabbet-i ruhanî ile cûş u huruşlarıdır.
    İşte ey akılsız hamiyet-füruşlar ve sahtekâr milliyetperverler! Tarîkatın, hayat-ı içtimaiyenizde bu hasenesini çürütecek hangi seyyiatlardır, söyleyiniz?

    Mektubat-ı Rabbani 260. Mektup:

    Bilesin ki; Tarikat-ı Nakşibendiye’de iptida seyir, alem-i emirden sayılan kalbden başladığı için, sözü alem-i emirle açtık. Amma sair (diğer) meşayihin tarikatları böyle değildir. Zira onlar, iptida ise nefis tezkiyesinden ve kalıbı temizlemekten başlarlar. Ancak bunları tamamladıktan sonradır ki alem-i emre geçerler ve oradan Allah’ın dilediği makama kadar çıkarlar.

    Üstte anlatılan mana icabıdır ki, bu Tarikat-ı Aliyye büyüklerinin bidayetine onların dışında kalanların nihayeti derç edilmiştir. Dolayısı ile bu, tarikatların en yakını olmuştur.

    imami gazali hakikate giden yol

    Mektubat-ı Rabbani 260. Mektup:

    Bilesin ki; Tarikat-ı Nakşibendiye’de iptida seyir, alem-i emirden sayılan kalbden başladığı için, sözü alem-i emirle açtık. Amma sair (diğer) meşayihin tarikatları böyle değildir. Zira onlar, iptida ise nefis tezkiyesinden ve kalıbı temizlemekten başlarlar. Ancak bunları tamamladıktan sonradır ki alem-i emre geçerler ve oradan Allah’ın dilediği makama kadar çıkarlar.

    Üstte anlatılan mana icabıdır ki, bu Tarikat-ı Aliyye büyüklerinin bidayetine onların dışında kalanların nihayeti derç edilmiştir. Dolayısı ile bu, tarikatların en yakını olmuştur.

    daha cok delil getiririm imami rabbani gazali ve ustat bediu zaman ida alimlerden saymiyorsan sana soyleyecekbir lafim yok arti evliyanin sultani en buyugu seyh abdul kadiri geylani kadiriye tarikatinin kurucusu ilmin piris sahi naksi bende muhammedbahadin buhari naksinin kurucusu buyuk kutbul aktab seyh seyyid ahmet el rufai hz rifanin kurucusu daha bunlardan buyuk alim ve zatlarmi varki sen dogru yolda olan alimlerin hic biri tarikkate degil diyorsun ?=? kurandan bana ayetleri yaziyorsun o kuranin ayetleri ne zaman ne sekilde geldi ? rast gele ayet yazilmaz arti ayetlerin manasini sen nerden bilecenki ?

    amacimiz ortaligi karistirmak degildir arkadas bize fikrimizi sordu bizde fikrimizi soyledik

    Tasavvufi düşünce ile ilgili olan hadislerden 40 tanesi şöyle sıralanabilir:



    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki:
    1.“Gizli bir hazine idim, bilinmeyi sevdim ve mahlukatı yarattım” (hadisi kudsi)
    2.“Nefsini bilen rabbini bilir.”
    3.“Yer ve göğe sığmadım, mümin kulumun kalbine sığdım.”(hadisi kudsi)
    4.“Küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz. Bu da kalp cihadıdır.”
    5.“Bir anlık tefekkür bir yıllık ibadetten hayırlıdır.”
    6.“Ölmeden önce ölünüz.”
    7.“Sen olmasaydın bu alemi yaratmazdım”(hadisi kudsi)
    8.“Allah’ım beni fakir olarak yaşat, fakir olarak öldür.”
    9.“Allah her mahzun kalbi sever.”
    10.“Dünyayı dünya ehline bırakınız.”
    11.“Dünya bir leştir, onu isteyen köpektir.”
    12.“Üç şeye güvenilmez:Dünya, sultan, kadın.”
    13.“Açlık hikmettir.”
    14.“Hikmet on kısımdır. Dokuzu uzlette biri susmaktır.”
    15.“Selamet uzlettedir.”
    16.“Ben ilmin şehriyim, Ebu Bekir onun esasıdır.”
    17.Ebu Bekir, arkadaşım ve mağara dostumdur. dost edinecekseniz Ebu Bekir’i dost edininiz.”
    18.“Ben kimin mevlası isem Ali de onun mavlasıdır.”
    19.“Ben ilmin şehriyim Ali onun kapısıdır.”
    20.“Sözlerim şeriat, davranışlarım tarikat, halim hakikattır.”
    21.“Dostların arasındaki şeyh, ümmeti arasındaki Peygamber gibidir.”
    22.“Kırk gün ihlasla ibadet edenin hikmet menbaı kalbin diline ve oradan da ortaya çıkar.”
    23.“Fakirlik iftihar ettiğim bir şeydir.”
    24.“Mücahid nefsiyle cihad edendir.”
    25.“Bu ümmette otuz abdal vardır.”
    26.“Kuyruk ol baş olma.”
    27.“İlim bir noktadır, cahiller onu çoğalttı.”
    28.“Müminin kalbi Allah’ın evidir.”
    29.“Dünya ve içindekiler melundur ancak müminler ve Allah için yapılanlar müstesna.”
    30.“Fakirlerle birlikte oturup kalkmak tevazudandır ve üstün bir cihadddır.”
    31.“Üç şey gözün görme gücünü arttırır: Yeşil renk, akarsu ve güzel yüze bakmaktır.”
    32.“Allah’ın yarattığı ilk şey benim nurumdur.”
    33.“Yıldızlar gök ehlinin emenı, ehl-i beytim ise ümmetimin emanıdır.”
    34.Sufileri ve hırkalarını tenkit etmeyiniz, Çünkü onların ahlakı nebilerin ahlakı, elbiseleri de nebilerin elbiseleridir.
    35.“Bildiği ile amel edene Allah bilmediğini öğretir, bilmediğine onu varis kılar.”
    36.“Müminin ferasetinden sakınınız. Çünkü o Allah’ın nuru ile bakar.”
    37.“Tefekkür gibi ibadet yoktur.”
    38.“Zikrin en hayırlısı, gizli olandır.”
    39.“Onlar ( Allah dostları) öyle kimselerdir ki görüldükleri vakitte Allah hatırlanır.”
    40.“Sizden biriniz (hakkında) ’ muhakkak o ( iman eden kişi) delidir’ denilinceye kadar (denilmedikçe, kamil manada) iman etmiş olamaz.”

    kaynak:

    Tasavvuf ve tarikatlar tarihi- Mustafa Kara

    Siracu’l Mühtedin

    anlayana sivri sinek saz anlamaya davul zurna az tarikat ilmini anlamak icin girmek lazimdir lakin disardan karsi cikanlara baska sözüm yok

  10. 22
    El-Endulusi
    Emekli
    Mum kardes o ornek ibadet niyetiyle verilmedi. Anlasilir diye aciklama yapilmadi ama yapilmasi lazimmis demekki. Kusura bakmada boyle konu acilincada boyle ornekler verilir.

    Zaten islamda karsilikli oturulup konusulmasi gereken bu tur ince konulari boyle forum sayfalarinda tartisilmasi benim garibime gidiyor hatta daha ziyade kocaman bir vaik kaydi geliyor. Konuyu acani gormuyorsun (bu konu icin konusmuyorum genel olarak) ee cevap vereni gormuyorsun cevap cevap vereni hic gormuyorsun. Ne oluyor peki korler birbirini agirliyor ustune ustuk bide birbirlerine hakaret edip birde kiziyorlar bu biraz komik tabiki.

    Simdi konuyu acan yada cevap verenler muslumanmidir hristiyanmidir yahudimidir yoksa ingiliz arap yada iran ajanimidir yoksa dinsizdir milletin kafasini mi karistirmak istiyordur. Bunlarin garantisini kim vericek ki bu tur konular forumlarda tartisiliir ben hic anlamam dogrusu.

    neyse konu uzadi Eyvallah..

  11. 23
    husameddin
    Emekli
    neyse ben yorum felan yapmam artik selametle

    kafir hristyan yahudi tarikat tassavuf iyi dermi hic yaw adamlar yuzyillardan beri bunlari yikmaya calisyor zatten

  12. 24
    haldandoz
    Emekli

    Reklam


    Alıntı @mir Nickli Üyeden Alıntı
    Desert Rose kardeşim
    Allah razı olsun
    kusura bakma hakkını helal et
    seni burada yalnız bırakıyoruz ama
    yakında yine sık gireceğim İnşaallah

    Alıntı Desert Rose Nickli Üyeden Alıntı
    amin Rabbim cümlemizden razı olsun
    rica ederim ne demek helal olsun,
    inşaAllah kardeşim


    Allah muhabbetinizi artırsın. Ha gayert.. Başka yorum yapmıyorum.....

+ Yorum Gönder
2. Sayfa BirinciBirinci 123 ... SonuncuSonuncu