Konusunu Oylayın.: Hz musa (as) ve tevrat

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Hz musa (as) ve tevrat
  1. 30.Aralık.2011, 22:35
    1
    asker1
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Kasım.2011
    Üye No: 91780
    Mesaj Sayısı: 91
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 36

    Hz musa (as) ve tevrat






    Hz musa (as) ve tevrat Mumsema kardeşlerim tevrat musa peygambere ineceği zaman tur dağına çağrılmış ve 40 gün içinde inmiş ve levha olarak inmiş... bunu böyle biliyoruz tevratın inişi hakkında kesin hüküm ve bilgi nedir


  2. 30.Aralık.2011, 22:35
    1
    asker1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



  3. 01.Ocak.2012, 14:40
    2
    husameddin
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Ocak.2012
    Üye No: 93045
    Mesaj Sayısı: 82
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 37
    Bulunduğu yer: almanya gross gerat

    Cevap: hz musa (as) ve tevrat




    kardesim bize tevrat incil zebur okumak yasaklandi bunlar degisime ugrayip hak kitap olmaktan ciktilari icin icinde sirk kelimeleri giridigi icin okumamiz kesin olarak yasaklandi onun icin boyle konular hakkinda fazla arastirma yapma ilminin yetmediginden kafanin karismasi ve kafa karismasindan dolayida ters düsüncelere kapilip yalnis yollara sapabilirsin allah korusun... selametle


  4. 01.Ocak.2012, 14:40
    2
    husameddin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    kardesim bize tevrat incil zebur okumak yasaklandi bunlar degisime ugrayip hak kitap olmaktan ciktilari icin icinde sirk kelimeleri giridigi icin okumamiz kesin olarak yasaklandi onun icin boyle konular hakkinda fazla arastirma yapma ilminin yetmediginden kafanin karismasi ve kafa karismasindan dolayida ters düsüncelere kapilip yalnis yollara sapabilirsin allah korusun... selametle


  5. 01.Ocak.2012, 22:12
    3
    asker1
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Kasım.2011
    Üye No: 91780
    Mesaj Sayısı: 91
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 36

    Cevap: hz musa (as) ve tevrat

    Yok kardeş evel allah bizi kimse imandan çıkaramaz... da ben sadece genel bilgi olarak sordum zaten o soruyu...peki hüsamettin kardeşim sen eğer bilgin var ise ; tüm islami konular ile ilgili bilgileri hangi kitaptan bulabilirim bir kaç kitap önerebilecek durumdamsın? yani tüm konuları içeren bilgi veren kitap


  6. 01.Ocak.2012, 22:12
    3
    asker1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Yok kardeş evel allah bizi kimse imandan çıkaramaz... da ben sadece genel bilgi olarak sordum zaten o soruyu...peki hüsamettin kardeşim sen eğer bilgin var ise ; tüm islami konular ile ilgili bilgileri hangi kitaptan bulabilirim bir kaç kitap önerebilecek durumdamsın? yani tüm konuları içeren bilgi veren kitap


  7. 01.Ocak.2012, 22:57
    4
    husameddin
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Ocak.2012
    Üye No: 93045
    Mesaj Sayısı: 82
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 37
    Bulunduğu yer: almanya gross gerat

    Cevap: hz musa (as) ve tevrat

    kardesime önerebilecegim kitaplar coktur icinde yalan dolan olmayan ve gercekleri oldugu anlatan kitaplara ihtiyacin vardir bunlardan sana sunlari önerebilirim... tüm konulari ele alan imam i gazalinin kitaplarini okuyabilirsin orda genel olarak isine yarayacak cok ilim vardir.. detayli bir sekilde anlatilmistir cok kitap vardir lakin eski dillerde arapca ve farzca kelimeler icerdigi icin anlamak cok güctür.. dedigim gibi imami gazalinin ve hadis kitaplari olarak tüm islam ilimleri icinde bulanan su kitaplari okuyabilirsin ( camihi sahihi buhari ... (muslim).... (tirmizi)..(teberani)..(ebu davut)..(kütübü sitte) ibni mace bunlar buyuk islam hadis kitaplaridir herhangi birisini okuyabilirsin istedigin her konuyu bunlarda bulabilirsin fakat fikih ilimleri icin mezhep imamlarinin kitaplarina fikih kitaplarina basvurman gerek büyük islam ilmihali gibi hanefi fikihi safii fikihii


  8. 01.Ocak.2012, 22:57
    4
    husameddin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    kardesime önerebilecegim kitaplar coktur icinde yalan dolan olmayan ve gercekleri oldugu anlatan kitaplara ihtiyacin vardir bunlardan sana sunlari önerebilirim... tüm konulari ele alan imam i gazalinin kitaplarini okuyabilirsin orda genel olarak isine yarayacak cok ilim vardir.. detayli bir sekilde anlatilmistir cok kitap vardir lakin eski dillerde arapca ve farzca kelimeler icerdigi icin anlamak cok güctür.. dedigim gibi imami gazalinin ve hadis kitaplari olarak tüm islam ilimleri icinde bulanan su kitaplari okuyabilirsin ( camihi sahihi buhari ... (muslim).... (tirmizi)..(teberani)..(ebu davut)..(kütübü sitte) ibni mace bunlar buyuk islam hadis kitaplaridir herhangi birisini okuyabilirsin istedigin her konuyu bunlarda bulabilirsin fakat fikih ilimleri icin mezhep imamlarinin kitaplarina fikih kitaplarina basvurman gerek büyük islam ilmihali gibi hanefi fikihi safii fikihii


  9. 02.Ocak.2012, 15:07
    5
    asker1
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Kasım.2011
    Üye No: 91780
    Mesaj Sayısı: 91
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 36

    Cevap: hz musa (as) ve tevrat

    kardeş internete kutübü sitte yazdım bu link çıktı bunları nasıl bulup indirebilirim?

    http://www.kutubisittedemehdiveisa.com/

    benim aradığım kitap türü her konudan bahseden a-z her konuya değinen kitapdır... bunun için fıkıh kitabımı lazım?bana detaylı isim yazarsanız sevinirim


  10. 02.Ocak.2012, 15:07
    5
    asker1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    kardeş internete kutübü sitte yazdım bu link çıktı bunları nasıl bulup indirebilirim?

    http://www.kutubisittedemehdiveisa.com/

    benim aradığım kitap türü her konudan bahseden a-z her konuya değinen kitapdır... bunun için fıkıh kitabımı lazım?bana detaylı isim yazarsanız sevinirim


  11. 02.Ocak.2012, 18:19
    6
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: hz musa (as) ve tevrat

    Alıntı
    benim aradığım kitap türü her konudan bahseden a-z her konuya değinen kitapdır... bunun için fıkıh kitabımı lazım?bana detaylı isim yazarsanız sevinirim
    ilimin sonu yok kardeş. Her konu için Ayrı kitaplar var. misal namaz için oruç için Fıkıh kitapları var. Peygamber hayatları için Siyer kitapları , İtikat için neye inanacagını neye inanmayacagını bilmen için , Akait kitapları. say say bitmez sen onların hepsini bir yerde bulamassın. Ama sana önerecegim islam ilmihali kitabı Ömer nasuhi bilmen indir şuan Mehmet Talu Hoca Sadeleştirmiştir. o kitap iyidir. İmam Rabbani hazretlerinin Mektubatını Alabilirsen oradada Çok faydalı bilgiler vardır. İmam Nevevinin , İmam Gazali , İmam suyuti gibi büyük alimlerin Türkçeye çevrilmiş kitaplarını bulup alabilirsin. Ama Fıkıh işlerinde Dikkat etmen gereken Mezhebin ne ise o Mezhebe Göre kitap ara.


  12. 02.Ocak.2012, 18:19
    6
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    benim aradığım kitap türü her konudan bahseden a-z her konuya değinen kitapdır... bunun için fıkıh kitabımı lazım?bana detaylı isim yazarsanız sevinirim
    ilimin sonu yok kardeş. Her konu için Ayrı kitaplar var. misal namaz için oruç için Fıkıh kitapları var. Peygamber hayatları için Siyer kitapları , İtikat için neye inanacagını neye inanmayacagını bilmen için , Akait kitapları. say say bitmez sen onların hepsini bir yerde bulamassın. Ama sana önerecegim islam ilmihali kitabı Ömer nasuhi bilmen indir şuan Mehmet Talu Hoca Sadeleştirmiştir. o kitap iyidir. İmam Rabbani hazretlerinin Mektubatını Alabilirsen oradada Çok faydalı bilgiler vardır. İmam Nevevinin , İmam Gazali , İmam suyuti gibi büyük alimlerin Türkçeye çevrilmiş kitaplarını bulup alabilirsin. Ama Fıkıh işlerinde Dikkat etmen gereken Mezhebin ne ise o Mezhebe Göre kitap ara.


  13. 02.Ocak.2012, 20:00
    7
    husameddin
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Ocak.2012
    Üye No: 93045
    Mesaj Sayısı: 82
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 37
    Bulunduğu yer: almanya gross gerat

    Cevap: hz musa (as) ve tevrat

    o imami rabbaninin imami suyutinin kitaplarini anlamayaz ama omer nasuhi bilmenin kitabini indirsin islam ilmihali sen googlden kitap yaz ve indir de yada oku de bulursun simdi site ismi verecem forum yetkilileri kizmaz insallah darulkitap sitesinde dini kitaplarin hemen hemen bir cogunu ister indirerek isterde indirmeden okuyabiliyorsun ... mesela google tirmizi oku darupkitap yaz hemen link cikar ve tiklar tiklamaz tirmizi acilir okumaya baslarsin site ismi verdigimden dolayi ozur dilerim ama amacim yardim ci olmak


  14. 02.Ocak.2012, 20:00
    7
    husameddin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    o imami rabbaninin imami suyutinin kitaplarini anlamayaz ama omer nasuhi bilmenin kitabini indirsin islam ilmihali sen googlden kitap yaz ve indir de yada oku de bulursun simdi site ismi verecem forum yetkilileri kizmaz insallah darulkitap sitesinde dini kitaplarin hemen hemen bir cogunu ister indirerek isterde indirmeden okuyabiliyorsun ... mesela google tirmizi oku darupkitap yaz hemen link cikar ve tiklar tiklamaz tirmizi acilir okumaya baslarsin site ismi verdigimden dolayi ozur dilerim ama amacim yardim ci olmak


  15. 02.Ocak.2012, 20:02
    8
    husameddin
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Ocak.2012
    Üye No: 93045
    Mesaj Sayısı: 82
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 37
    Bulunduğu yer: almanya gross gerat

    Cevap: hz musa (as) ve tevrat

    senin verdigin linkteki cok karmasik benim dedigim yerden okuda daha sadece daha anlasilir---


  16. 02.Ocak.2012, 20:02
    8
    husameddin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    senin verdigin linkteki cok karmasik benim dedigim yerden okuda daha sadece daha anlasilir---


  17. 02.Ocak.2012, 20:41
    9
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: hz musa (as) ve tevrat

    Alıntı
    kardeşlerim tevrat musa peygambere ineceği zaman tur dağına çağrılmış ve 40 gün içinde inmiş ve levha olarak inmiş bunu böyle biliyoruz tevratın inişi hakkında kesin hüküm ve bilgi nedir
    Bu konu Kur'an Ayetleri ile sabittir
    Kur'an,nın bu konu ile ilgili bildirdikleri
    buyur oku kardeşim.

    --------------------


    Hz. Musa’nın Allah’la Konuşması


    Musa ile otuz gece için sözleştik ve ona bir on daha ekledik. Böylece Rabbinin belirlediği süre, kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a "Kavmimde benim yerime geç, ıslah et ve bozguncuların yolunu tutma" dedi. Musa tayin edilen sürede gelince ve Rabbi onunla konuşunca: "Rabbim, bana göster, Seni göreyim" dedi. (Allah:) "Beni asla göremezsin, ama şu dağa bak; eğer o yerinde karar kılabilirse, sen de beni göreceksin." Rabbi dağa tecelli edince, onu param parça etti. Musa bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde: "Sen ne yücesin (Rabbim). Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim" dedi. (Allah:) "Ey Musa" dedi. "Sana verdiğim risaletimle ve seninle konuşmamla seni insanlar üzerinde seçkin kıldım. Sana verdiklerimi al ve şükredenlerden ol." (Araf Suresi, 142-144)
    "Seni kavminden 'çarçabuk ayrılmaya iten' nedir ey Musa? Dedi ki: "Onlar arkamda izim üzerindedirler, hoşnut kalman için, Sana gelmekte acele ettim Rabbim." (Taha Suresi, 83-84)

    Hz. Musa’ya Tevrat’ın Verilmesi
    Biz ona Levhalar'da her şeyden bir öğüt ve her şeyin yeterli bir açıklamasını yazdık. (Ve:) "şimdi bunlara sıkıca sarıl ve kavmine de emret ki en güzeliyle sarılsınlar. Size fasıkların yurdunu pek yakında göstereceğim" (dedik). (Araf Suresi, 145)
    Hani israiloğullarından, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin" diye misak almıştık. Sonra siz, pek azınız hariç, döndünüz ve (hâlâ) yüz çeviriyorsunuz. Hani sizden "Birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayın" diye misak almıştık. Sonra sizler bunu onaylamıştınız, hâlâ (buna) şahitlik ediyorsunuz. (Bakara Suresi, 83-84)
    Ey israiloğulları, andolsun, sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Tur'un sağ yanında sizinle vaadleştik ve üzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik. Size, rızık olarak verdiklerimizden temiz olanlarından yiyin, bu konuda azgınlık yapmayın, yoksa gazabım üzerinize kaçınılmaz olarak iner: benim gazabım, kimin üzerine inerse, muhakkak o, tepetaklak düşmüştür. Gerçekten ben, tevbe eden, inanan, salih amellerde bulunup da sonra doğru yola erişen kimseyi şüphesiz bağışlayıcıyım. (Taha Suresi, 80-82)

    Hz. Musa Tur Dağı'nda İken, Geride Bıraktığı Kavminin Buzağıya Tapınması

    Hani Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Ama sonra siz, onun arkasından buzağıyı (tanrı) edinmiş ve (böylece) zalimler olmuştunuz. Bundan sonra, (artık) şükredesiniz diye sizi bağışladık. Ve hidayete eresiniz diye Musa'ya Kitab’ı ve Furkan’ı verdik. Hani Musa, kavmine: "Ey kavmim, gerçekten siz, buzağıyı (tanrı) edinmekle kendinize zulmettiniz. Hemen, kusursuzca yaratan (gerçek ilah)ınıza tevbe edip nefislerinizi öldürün: bu, yaratıcınız katında sizin için daha hayırlıdır" demişti. Bunun üzerine (Allah) tevbelerinizi kabul etti. şüphesiz O tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir. (Bakara Suresi, 51-54)
    Dedi ki: "Biz senden sonra kavmini deneme (fitne)den geçirdik, Samiri onları şaşırtıp-saptırdı." (Taha Suresi, 85)

    (Tura gitmesinin) Ardından Musa'nın kavmi süs eşyalarından böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tapılacak ilah) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onları bir yola da yöneltip-iletmediğini (hidayete erdirmediğini) görmediler mi? Onu (tanrı) edindiler de, zulmedenler oldular. (Araf Suresi, 148)

    Hz. Musa’nın Kavmine Geri Dönmesi
    Musa kavmine oldukça kızgın, üzgün olarak döndüğünde onlara: "Beni arkamdan, ne kötü temsil ettiniz? Rabbinizin emrini çabuklaştırdınız, öyle mi?" dedi. Levhaları bıraktı ve kardeşini başından tutup kendisine doğru çekiyordu (ki Harun ona:) "Annem oğlu, bu topluluk beni zayıflattı (hırpalayıp güçsüzleştirdi) ve neredeyse beni öldürmeye giriştiler. Bari sen düşmanları sevindirecek bir şey yapma ve beni bu zalimler topluluğuyla birlikte kılma (sayma)" dedi. (Araf Suresi,150)
    Bunun üzerine Musa, kavmine oldukça kızgın, üzgün olarak döndü. Dedi ki: "Ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı?Size (verilen) söz (ya da süre) pek uzun mu geldi? Yoksa Rabbinizden üzerinize kaçınılmaz bir gazabın inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız?" Dediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik, ancak o kavmin (Mısır halkının) süs eşyalarından birtakım yükler yüklenmiştik, onları (ateşe) attık, böylece Samiri de attı." Böylece onlara böğüren bir buzağı heykeli döküp çıkardı, "işte, sizin ve ilahınız, Musa'nın ilahı budur; fakat (Musa) unuttu" dediler. Onun kendilerine bir sözle cevap vermediğini ve onlara bir zarar veya fayda sağlamaya gücü olmadığını görmüyorlar mı? Andolsun, Harun bundan önce onlara: "Ey kavmim, gerçekten siz bununla fitneye düşürüldünüz (denendiniz). Sizin asıl Rabbiniz Rahman (olan Allah)dır; şu halde bana uyun ve emrime itaat edin" demişti. Demişlerdi ki: "Musa bize geri gelinceye kadar ona (buzağıya) karşı bel büküp önünde eğilmekten kesinlikle ayrılmayacağız." (Musa da gelince:) "Ey Harun" demişti. "Onların saptıklarını gördüğün zaman seni (Onlara müdahale etmekten) alıkoyan neydi? Niye bana uymadın, emrime baş mı kaldırdın?" Dedi ki: "Ey annemin oğlu, sakalımı ve başımı tutup-yolma. Ben, senin: "israiloğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü önemsemedin" demenden endişe edip korktum." (Musa) Dedi ki: "Ya senin amacın nedir ey Samiri?" Dedi ki: "Ben onların görmediklerini gördüm, böylece elçinin izinden bir avuç alıp atıverdim; böylelikle bana bunu nefsim hoşa giden (bir şey) gösterdi." Dedi ki: "Haydi çekip git, artık senin hayatta (hakettiğin ceza: "Bana dokunulmasın") deyip yerinmendir." Ve şüphesiz senin için kendisinden asla kaçınamayacağın (azab dolu) bir buluşma zamanı vardır. Üstüne kapanıp bel bükerek önünde eğildiğin ilahına bir bak; biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız. Sizin ilahınız yalnızca Allah'tır ki, O'nun dışında ilah yoktur. O, ilim bakımından her şeyi kuşatmıştır." (Taha Suresi, 86-98)

    (Musa yalvarıp) Dedi ki: "Rabbim, beni ve kardeşimi bağışla, bizi rahmetine kat. Sen merhamet edenlerin en merhametli olanısın." Şüphesiz, buzağıyı (tanrı) edinenlere Rablerinden bir gazab ve dünya hayatında bir zillet yetişecektir. işte biz, 'yalan düzüp-uyduranları' böyle cezalandırırız. (Araf Suresi, 151-152)
    Musa kabaran öfkesi (gazabı) yatışınca Levhalar'ı aldı. (Onlardan bir) Nüshasında "Rablerinden korkanlar için bir hidayet ve bir rahmet vardır" (yazılıydı.) (Araf Suresi, 154)
    Hz. Musa’nın Mağfiret Dilemesi
    Ve demiştiniz ki: "Ey Musa, biz Allah'ı apaçık görünceye kadar sana inanmayız." Bunun üzerine yıldırım sizi (kendinizden) almıştı. Ve siz bakıp duruyordunuz. Sonra şükredesiniz diye, sizi ölümünüzden sonra dirilttik. (Bakara Suresi, 55-56)
    Musa, belirlediğimiz buluşma zamanı için kavminden yetmiş adam seçip-ayırdı. Bunları da 'dayanılmaz bir sarsıntı' tutuverince, dedi ki: "Rabbim, eğer dileseydin, onları ve beni daha önceden helak ederdin. (şimdi) içimizdeki beyinsizlerin yaptıklarından dolayı bizi helak edecek misin? O da Senin denemenden başkası değildir. Onunla sen dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirirsin. Bizim velimiz Sensin. Öyleyse bizi bağışla, bizi esirge; Sen bağışlayanların en hayırlısısın." Bize bu dünyada da, ahirette de iyilik yaz, şüphesiz ki biz Sana yöneldik. Dedi ki: "Azabımı dilediğime isabet ettiririm, rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır; onu korkup-sakınanlara, zekatı verenlere ve bizim ayetlerimize iman edenlere yazacağım." (Araf Suresi, 155-156)
    İsrailoğullarının Kendi Nefislerine Zulmetmeleri
    Biz onları (israiloğullarını) ayrı ayrı oymaklar olarak on iki topluluk (ümmet) olarak ayırdık. Kavmi kendisinden su istediğinde Musa'ya: "Asan'la taşa vur" diye vahyettik. Ondan on iki pınar sızıp-fışkırdı; böylece her bir insan- topluluğu su içeceği yeri öğrenmiş oldu. Üzerlerine bulutla gölge çektik ve onlara kudret helvası ile bıldırcın indirdik. (Sonra da şöyle dedik:) "Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin." Onlar bize zulmetmedi, ancak kendi nefislerine zulmediyorlardı. (Araf Suresi, 160)
    Bulutları üzerinize gölge kıldık ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin temizinden yiyin (dedik). Onlar bize zulmetmediler, ancak kendi nefislerine zulmettiler. (Bakara Suresi, 57)
    Hz. Musa’nın Kavminin Onunla Birlikte Hareket Etmeyi Reddetmesi
    Onlara: "Bu şehirde oturun, ondan istediğiniz yerden yeyin, 'dileğimiz bağışlanmadır' deyin ve kapısından secde ederek girin, (biz de) hatalarınızı bağışlayalım. iyilik yapanların (armağanlarını) arttıracağız" denildiğinde, Onlardan zulmedenler, sözü kendilerine söylenenden başka bir şeyle değiştirdiler. Biz de bunun üzerine zulmetmeleri dolayısıyla gökten 'iğrenç bir azab' indirdik. (Araf Suresi, 161)
    Hani, Musa kavmine (şöyle) demişti: "Ey kavmim, Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın; içinizden peygamberler çıkardı, sizden yöneticiler kıldı ve alemlerden hiç kimseye vermediğini size verdi. Ey kavmim, Allah'ın sizin için yazdığı (girmenizi emrettiği) kutsal yere girin ve gerisin geri arkanıza dönmeyin; yoksa kayba uğrayanlar olarak çevrilirsiniz." Dediler ki: "Ey Musa, orda zorba bir kavim vardır, onlar çıkmadıkları sürece biz oraya kesinlikle girmeyiz. şayet ordan çıkarlarsa, biz de muhakkak gireriz. Korkanlar arasında olup da Allah'ın kendilerine nimet verdiği iki kişi: "Onların üzerine kapıdan girin. Girerseniz, şüphesiz sizler galibsiniz. Eğer mü'minlerdenseniz, yalnızca Allah'a tevekkül edin." dedi. Dediler ki: "Ey Musa biz, onlar durduğu sürece hiç bir zaman oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin git, ikiniz savaşın. Biz burada duracağız." (Maide Suresi, 20-24)
    Allah’ın İsrailoğullarına Olan İhsanı ve İsrailoğullarının Nankörlükleri, Kendilerine Verilen

    Tevrat’ın Hükmünü Değiştirmeleri
    Onları yeryüzünde ayrı ayrı topluluklar olarak paramparça dağıttık. Kimileri salih (davranışlarda) bulunuyor, kimileri de bunların dışında olan aşağılıklardır. Onları iyiliklerle ve kötülüklerle imtihan ettik, ki dönsünler. Onların ardından yerlerine kitaba mirasçı olan bir takım 'kötü kimseler' geçti. (Bunlar) şu değersiz olan (dünya)ın geçici-yararını alıyor ve: "Yakında bağışlanacağız" diyorlar. Bunun benzeri bir yarar gelince onu da alıyorlar. Kendilerinden Allah'a karşı hakkı söylemekten başka bir şeyi söylemeyeceklerine ilişkin Kitap sözü alınmamış mıydı? Oysa içinde olanı okudular. (Allah'tan) Korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl erdirmeyecek misiniz? (Araf Suresi, 168-169)
    Artık vay hallerine; kitabı kendi elleriyle yazıp, sonra az bir değer karşılığında satmak için "Bu Allah katındandır" diyenlere. Artık vay, elleriyle yazdıklarından dolayı onlara; vay kazanmakta olduklarına. (Bakara Suresi, 79)
    Hani sizden misak almış ve Tur'u üstünüze yükseltmiştik (ve): "Size verdiğimize (Kitaba) sımsıkı sarılın ve dinleyin" (demiştik). Demişlerdi ki: "Dinledik ve baş kaldırdık." inkârları yüzünden buzağı (tutkusu) kalplerine sindirilmişti. De ki: "inanıyorsanız, inancınız size ne kötü şey emrediyor?" (Bakara Suresi, 93)
    Onlar: "Allah, beşere hiç bir şey indirmemiştir" demekle Allah'ı, kadrinin hakkını vererek takdir edemediler. De ki: "Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği ve sizin de (parça parça) kâğıtlar üzerinde yazılı kılıp (bir kısmını) açıkladığınız ve çoğunu gözardı ettiğiniz kitabı kim indirdi? Sizin ve atalarınızın bilmediği şeyler size öğretilmiştir." De ki: "Allah." Sonra Onları bırak, içine 'daldıkları saçma uğraşılarında' oyalanıp-dursunlar. (Enam Suresi, 91)
    Eğer, Kitap Ehli iman edip sakınsalardı, elbette onların kötülüklerini örter ve onları 'nimetlerle donatılmış' cennetlere sokardık. Ve eğer onlar Tevrat'ı, incil'i ve kendilerine Rablerinden indirileni (Kur'an'ı) ayakta tutsalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (sayısız nimeti) yiyeceklerdi. içlerinde aşırı olmayan (mutedil) bir ümmet vardır. Onlardan çoğunun yaptıkları ise ne kötüdür! (Maide Suresi, 65-66)
    Andolsun, biz israiloğullarına Kitap, hüküm ve peygamberlik verdik, onları temiz ve güzel şeylerle rızıklandırdık ve onları alemlere üstün kıldık. Ve onlara bu emirden açık belgeler verdik. Fakat onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, yalnızca aralarındaki 'hakka tecavüz ve azgınlıktan' dolayı ihtilafa düştüler. şüphesiz Rabbin, hakkında ihtilafa düştükleri şeyde kıyamet günü aralarında hüküm verecektir. (Casiye Suresi, 16-17)
    Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu (içindeki derin anlamları, hikmet ve hükümleriyle gereği gibi) yüklenmemiş olanların durumu, koskoca kitap yükü taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini yalanlayan kavmin durumu ne kötüdür. Allah, zalim bir kavmi hidayete erdirmez. (Cuma Suresi, 5)
    Hz. Musa’yı Yalanlamaları
    Andolsun, biz israiloğullarından kesin söz almış (misak) ve onlara elçiler göndermiştik. Onlara ne zaman nefislerinin hoşuna gitmeyen bir şeyle bir elçi geldiyse, bir bölümünü yalanladılar, bir bölümünü de öldürdüler. (Maide Suresi, 70)
    Andolsun, biz Musa'ya kitabı verdik ve ardından peşpeşe elçiler gönderdik. Meryem oğlu isa'ya da apaçık belgeler verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs'le teyid ettik. Demek, size ne zaman bir elçi nefsinizin hoşlanmayacağı bir şeyle gelse, büyüklük taslayarak bir kısmınız onu yalanlayacak, bir kısmınız da onu öldürecek misiniz? (Bakara Suresi, 87)
    Bir fitne olmayacak sandılar, körleştiler, sağırlaştılar. Sonra Allah, tevbelerini kabul etti, (yine) onlardan çoğunluğu körleştiler, sağırlaştılar. Allah yapmakta olduklarını görendir. (Maide Suresi, 71)
    İman Etmek İçin Allah’ı Görmek İstemeleri
    Ve demiştiniz ki: "Ey Musa, biz Allah'ı apaçık görünceye kadar sana inanmayız." Bunun üzerine yıldırım sizi (kendinizden) almıştı. Ve siz bakıp duruyordunuz. Sonra şükredesiniz diye, sizi ölümünüzden sonra dirilttik. (Bakara Suresi, 55-56)
    Allah’ın İsrailoğullarına Verdiği Nimetler
    Bulutları üzerinize gölge kıldık ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin temizinden yiyin (dedik). Onlar bize zulmetmediler, ancak kendi nefislerine zulmettiler. Ve hatırlayın, demiştik ki: "şu şehre girin ve orada istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnızca secde ederek kapısından girerken 'dileğimiz bağışlanmadır' deyin; (biz de) hatalarınızı bağışlayalım; iyilik yapanların (ecirlerini) arttıracağız." Ama zulmedenler, kendilerine söylenen sözü bir başkasıyla değiştirdiler. Biz de o zalimlerin yaptıkları bozgunculuğa karşılık, üzerlerine gökten iğrenç bir azab indirdik. (Yine) Hatırlayın; Musa kavmi için su aramıştı, o zaman biz ona: "Asanı taşa vur" demiştik de ondan oniki pınar fışkırmıştı, böylece herkes içeceği yeri bilmişti. Allah'ın verdiği rızıktan yiyin, için ve yeryüzünde bozgunculuk (fesad) yaparak karışıklık çıkarmayın. (Bakara Suresi, 57- 60)
    İsrailoğullarının Nimetlere Nankörlük Etmeleri
    Siz (ise şöyle) demiştiniz: "Ey Musa, biz bir çeşit yemeğe katlanmayacağız, Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiklerinden bakla, acur, sarmısak, mercimek ve soğan çıkarsın." (O zaman Musa:) "Hayırlı olanı, şu değersiz, şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? (Öyleyse) Mısır'a inin, çünkü (orada) kendiniz için istediğiniz vardır" demişti. Onların üzerine horluk ve yoksulluk (damgası) vuruldu ve Allah'tan bir gazaba uğradılar. Bu, kuşkusuz, Allah'ın ayetlerini tanımazlıkları ve peygamberleri haksız yere öldürmelerindendi. (Yine) bu, isyan etmelerinden ve sınırı çiğnemelerindendi. (Bakara Suresi, 61)
    Bunu, hem çağdaşlarına, hem sonra gelecek olanlara 'ibret verici bir ceza', takva sahipleri için de bir öğüt kıldık. (Bakara Suresi, 66)
    Bir de onlara deniz kıyısındaki şehri(n uğradığı sonucu) sor. Hani onlar cumartesi (yasağını çiğneyerek) haddi aşmışlardı. 'Cumartesi günü iş yapma yasağına uyduklarında', balıkları onlara açıktan akın akın geliyor, 'cumartesi günü iş yapma yasağına uymadıklarında' ise, gelmiyorlardı. işte biz, fıska sapmaları dolayısıyla onları böyle imtihan ediyorduk. Onlardan bir topluluk: "Allah'ın kendilerini helak etmek veya şiddetli bir azaba uğratmak istediği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz?" dediğinde "Rabbinize karşı bir özür için ve bir ihtimal sakınabilirler, diye" dediler. Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında ise, biz de kötülükten sakındıranları kurtardık. Zulmedenleri yaptıkları fısk dolayısıyla pek zorlu bir azab ile yakaladık. Onlar, kendisinden sakındırıldıkları 'şeyi yapmada ısrar edip başkaldırınca' onlara: "Aşağılık maymunlar olunuz" dedik. işte o zaman Rabbin, onlara en kötü azabı yapacak kimse(leri) kıyamet gününe kadar üzerlerine mutlaka göndereceğini bildirdi. Şüphesiz, Rabbin (ceza ile) sonuçlandırması pek çabuk olandır ve gerçekten O, bağışlayandır, esirgeyendir. (Araf Suresi, 163-167)
    Andolsun, sizden cumartesi (günü) yasağı çiğneyenleri elbette biliyorsunuz. işte biz, onlara: "Aşağılık maymunlar olun" dedik. (Bakara Suresi, 65)
    alıntı



  18. 02.Ocak.2012, 20:41
    9
    Silent and lonely rains
    Alıntı
    kardeşlerim tevrat musa peygambere ineceği zaman tur dağına çağrılmış ve 40 gün içinde inmiş ve levha olarak inmiş bunu böyle biliyoruz tevratın inişi hakkında kesin hüküm ve bilgi nedir
    Bu konu Kur'an Ayetleri ile sabittir
    Kur'an,nın bu konu ile ilgili bildirdikleri
    buyur oku kardeşim.

    --------------------


    Hz. Musa’nın Allah’la Konuşması


    Musa ile otuz gece için sözleştik ve ona bir on daha ekledik. Böylece Rabbinin belirlediği süre, kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a "Kavmimde benim yerime geç, ıslah et ve bozguncuların yolunu tutma" dedi. Musa tayin edilen sürede gelince ve Rabbi onunla konuşunca: "Rabbim, bana göster, Seni göreyim" dedi. (Allah:) "Beni asla göremezsin, ama şu dağa bak; eğer o yerinde karar kılabilirse, sen de beni göreceksin." Rabbi dağa tecelli edince, onu param parça etti. Musa bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde: "Sen ne yücesin (Rabbim). Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim" dedi. (Allah:) "Ey Musa" dedi. "Sana verdiğim risaletimle ve seninle konuşmamla seni insanlar üzerinde seçkin kıldım. Sana verdiklerimi al ve şükredenlerden ol." (Araf Suresi, 142-144)
    "Seni kavminden 'çarçabuk ayrılmaya iten' nedir ey Musa? Dedi ki: "Onlar arkamda izim üzerindedirler, hoşnut kalman için, Sana gelmekte acele ettim Rabbim." (Taha Suresi, 83-84)

    Hz. Musa’ya Tevrat’ın Verilmesi
    Biz ona Levhalar'da her şeyden bir öğüt ve her şeyin yeterli bir açıklamasını yazdık. (Ve:) "şimdi bunlara sıkıca sarıl ve kavmine de emret ki en güzeliyle sarılsınlar. Size fasıkların yurdunu pek yakında göstereceğim" (dedik). (Araf Suresi, 145)
    Hani israiloğullarından, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin" diye misak almıştık. Sonra siz, pek azınız hariç, döndünüz ve (hâlâ) yüz çeviriyorsunuz. Hani sizden "Birbirinizin kanını dökmeyin, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayın" diye misak almıştık. Sonra sizler bunu onaylamıştınız, hâlâ (buna) şahitlik ediyorsunuz. (Bakara Suresi, 83-84)
    Ey israiloğulları, andolsun, sizi düşmanlarınızdan kurtardık. Tur'un sağ yanında sizinle vaadleştik ve üzerinize kudret helvasıyla bıldırcın indirdik. Size, rızık olarak verdiklerimizden temiz olanlarından yiyin, bu konuda azgınlık yapmayın, yoksa gazabım üzerinize kaçınılmaz olarak iner: benim gazabım, kimin üzerine inerse, muhakkak o, tepetaklak düşmüştür. Gerçekten ben, tevbe eden, inanan, salih amellerde bulunup da sonra doğru yola erişen kimseyi şüphesiz bağışlayıcıyım. (Taha Suresi, 80-82)

    Hz. Musa Tur Dağı'nda İken, Geride Bıraktığı Kavminin Buzağıya Tapınması

    Hani Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Ama sonra siz, onun arkasından buzağıyı (tanrı) edinmiş ve (böylece) zalimler olmuştunuz. Bundan sonra, (artık) şükredesiniz diye sizi bağışladık. Ve hidayete eresiniz diye Musa'ya Kitab’ı ve Furkan’ı verdik. Hani Musa, kavmine: "Ey kavmim, gerçekten siz, buzağıyı (tanrı) edinmekle kendinize zulmettiniz. Hemen, kusursuzca yaratan (gerçek ilah)ınıza tevbe edip nefislerinizi öldürün: bu, yaratıcınız katında sizin için daha hayırlıdır" demişti. Bunun üzerine (Allah) tevbelerinizi kabul etti. şüphesiz O tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir. (Bakara Suresi, 51-54)
    Dedi ki: "Biz senden sonra kavmini deneme (fitne)den geçirdik, Samiri onları şaşırtıp-saptırdı." (Taha Suresi, 85)

    (Tura gitmesinin) Ardından Musa'nın kavmi süs eşyalarından böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tapılacak ilah) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onları bir yola da yöneltip-iletmediğini (hidayete erdirmediğini) görmediler mi? Onu (tanrı) edindiler de, zulmedenler oldular. (Araf Suresi, 148)

    Hz. Musa’nın Kavmine Geri Dönmesi
    Musa kavmine oldukça kızgın, üzgün olarak döndüğünde onlara: "Beni arkamdan, ne kötü temsil ettiniz? Rabbinizin emrini çabuklaştırdınız, öyle mi?" dedi. Levhaları bıraktı ve kardeşini başından tutup kendisine doğru çekiyordu (ki Harun ona:) "Annem oğlu, bu topluluk beni zayıflattı (hırpalayıp güçsüzleştirdi) ve neredeyse beni öldürmeye giriştiler. Bari sen düşmanları sevindirecek bir şey yapma ve beni bu zalimler topluluğuyla birlikte kılma (sayma)" dedi. (Araf Suresi,150)
    Bunun üzerine Musa, kavmine oldukça kızgın, üzgün olarak döndü. Dedi ki: "Ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı?Size (verilen) söz (ya da süre) pek uzun mu geldi? Yoksa Rabbinizden üzerinize kaçınılmaz bir gazabın inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız?" Dediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik, ancak o kavmin (Mısır halkının) süs eşyalarından birtakım yükler yüklenmiştik, onları (ateşe) attık, böylece Samiri de attı." Böylece onlara böğüren bir buzağı heykeli döküp çıkardı, "işte, sizin ve ilahınız, Musa'nın ilahı budur; fakat (Musa) unuttu" dediler. Onun kendilerine bir sözle cevap vermediğini ve onlara bir zarar veya fayda sağlamaya gücü olmadığını görmüyorlar mı? Andolsun, Harun bundan önce onlara: "Ey kavmim, gerçekten siz bununla fitneye düşürüldünüz (denendiniz). Sizin asıl Rabbiniz Rahman (olan Allah)dır; şu halde bana uyun ve emrime itaat edin" demişti. Demişlerdi ki: "Musa bize geri gelinceye kadar ona (buzağıya) karşı bel büküp önünde eğilmekten kesinlikle ayrılmayacağız." (Musa da gelince:) "Ey Harun" demişti. "Onların saptıklarını gördüğün zaman seni (Onlara müdahale etmekten) alıkoyan neydi? Niye bana uymadın, emrime baş mı kaldırdın?" Dedi ki: "Ey annemin oğlu, sakalımı ve başımı tutup-yolma. Ben, senin: "israiloğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü önemsemedin" demenden endişe edip korktum." (Musa) Dedi ki: "Ya senin amacın nedir ey Samiri?" Dedi ki: "Ben onların görmediklerini gördüm, böylece elçinin izinden bir avuç alıp atıverdim; böylelikle bana bunu nefsim hoşa giden (bir şey) gösterdi." Dedi ki: "Haydi çekip git, artık senin hayatta (hakettiğin ceza: "Bana dokunulmasın") deyip yerinmendir." Ve şüphesiz senin için kendisinden asla kaçınamayacağın (azab dolu) bir buluşma zamanı vardır. Üstüne kapanıp bel bükerek önünde eğildiğin ilahına bir bak; biz onu mutlaka yakacağız, sonra darmadağın edip denizde savuracağız. Sizin ilahınız yalnızca Allah'tır ki, O'nun dışında ilah yoktur. O, ilim bakımından her şeyi kuşatmıştır." (Taha Suresi, 86-98)

    (Musa yalvarıp) Dedi ki: "Rabbim, beni ve kardeşimi bağışla, bizi rahmetine kat. Sen merhamet edenlerin en merhametli olanısın." Şüphesiz, buzağıyı (tanrı) edinenlere Rablerinden bir gazab ve dünya hayatında bir zillet yetişecektir. işte biz, 'yalan düzüp-uyduranları' böyle cezalandırırız. (Araf Suresi, 151-152)
    Musa kabaran öfkesi (gazabı) yatışınca Levhalar'ı aldı. (Onlardan bir) Nüshasında "Rablerinden korkanlar için bir hidayet ve bir rahmet vardır" (yazılıydı.) (Araf Suresi, 154)
    Hz. Musa’nın Mağfiret Dilemesi
    Ve demiştiniz ki: "Ey Musa, biz Allah'ı apaçık görünceye kadar sana inanmayız." Bunun üzerine yıldırım sizi (kendinizden) almıştı. Ve siz bakıp duruyordunuz. Sonra şükredesiniz diye, sizi ölümünüzden sonra dirilttik. (Bakara Suresi, 55-56)
    Musa, belirlediğimiz buluşma zamanı için kavminden yetmiş adam seçip-ayırdı. Bunları da 'dayanılmaz bir sarsıntı' tutuverince, dedi ki: "Rabbim, eğer dileseydin, onları ve beni daha önceden helak ederdin. (şimdi) içimizdeki beyinsizlerin yaptıklarından dolayı bizi helak edecek misin? O da Senin denemenden başkası değildir. Onunla sen dilediğini saptırır, dilediğini hidayete erdirirsin. Bizim velimiz Sensin. Öyleyse bizi bağışla, bizi esirge; Sen bağışlayanların en hayırlısısın." Bize bu dünyada da, ahirette de iyilik yaz, şüphesiz ki biz Sana yöneldik. Dedi ki: "Azabımı dilediğime isabet ettiririm, rahmetim ise her şeyi kuşatmıştır; onu korkup-sakınanlara, zekatı verenlere ve bizim ayetlerimize iman edenlere yazacağım." (Araf Suresi, 155-156)
    İsrailoğullarının Kendi Nefislerine Zulmetmeleri
    Biz onları (israiloğullarını) ayrı ayrı oymaklar olarak on iki topluluk (ümmet) olarak ayırdık. Kavmi kendisinden su istediğinde Musa'ya: "Asan'la taşa vur" diye vahyettik. Ondan on iki pınar sızıp-fışkırdı; böylece her bir insan- topluluğu su içeceği yeri öğrenmiş oldu. Üzerlerine bulutla gölge çektik ve onlara kudret helvası ile bıldırcın indirdik. (Sonra da şöyle dedik:) "Size rızık olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin." Onlar bize zulmetmedi, ancak kendi nefislerine zulmediyorlardı. (Araf Suresi, 160)
    Bulutları üzerinize gölge kıldık ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin temizinden yiyin (dedik). Onlar bize zulmetmediler, ancak kendi nefislerine zulmettiler. (Bakara Suresi, 57)
    Hz. Musa’nın Kavminin Onunla Birlikte Hareket Etmeyi Reddetmesi
    Onlara: "Bu şehirde oturun, ondan istediğiniz yerden yeyin, 'dileğimiz bağışlanmadır' deyin ve kapısından secde ederek girin, (biz de) hatalarınızı bağışlayalım. iyilik yapanların (armağanlarını) arttıracağız" denildiğinde, Onlardan zulmedenler, sözü kendilerine söylenenden başka bir şeyle değiştirdiler. Biz de bunun üzerine zulmetmeleri dolayısıyla gökten 'iğrenç bir azab' indirdik. (Araf Suresi, 161)
    Hani, Musa kavmine (şöyle) demişti: "Ey kavmim, Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın; içinizden peygamberler çıkardı, sizden yöneticiler kıldı ve alemlerden hiç kimseye vermediğini size verdi. Ey kavmim, Allah'ın sizin için yazdığı (girmenizi emrettiği) kutsal yere girin ve gerisin geri arkanıza dönmeyin; yoksa kayba uğrayanlar olarak çevrilirsiniz." Dediler ki: "Ey Musa, orda zorba bir kavim vardır, onlar çıkmadıkları sürece biz oraya kesinlikle girmeyiz. şayet ordan çıkarlarsa, biz de muhakkak gireriz. Korkanlar arasında olup da Allah'ın kendilerine nimet verdiği iki kişi: "Onların üzerine kapıdan girin. Girerseniz, şüphesiz sizler galibsiniz. Eğer mü'minlerdenseniz, yalnızca Allah'a tevekkül edin." dedi. Dediler ki: "Ey Musa biz, onlar durduğu sürece hiç bir zaman oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin git, ikiniz savaşın. Biz burada duracağız." (Maide Suresi, 20-24)
    Allah’ın İsrailoğullarına Olan İhsanı ve İsrailoğullarının Nankörlükleri, Kendilerine Verilen

    Tevrat’ın Hükmünü Değiştirmeleri
    Onları yeryüzünde ayrı ayrı topluluklar olarak paramparça dağıttık. Kimileri salih (davranışlarda) bulunuyor, kimileri de bunların dışında olan aşağılıklardır. Onları iyiliklerle ve kötülüklerle imtihan ettik, ki dönsünler. Onların ardından yerlerine kitaba mirasçı olan bir takım 'kötü kimseler' geçti. (Bunlar) şu değersiz olan (dünya)ın geçici-yararını alıyor ve: "Yakında bağışlanacağız" diyorlar. Bunun benzeri bir yarar gelince onu da alıyorlar. Kendilerinden Allah'a karşı hakkı söylemekten başka bir şeyi söylemeyeceklerine ilişkin Kitap sözü alınmamış mıydı? Oysa içinde olanı okudular. (Allah'tan) Korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır. Hâlâ akıl erdirmeyecek misiniz? (Araf Suresi, 168-169)
    Artık vay hallerine; kitabı kendi elleriyle yazıp, sonra az bir değer karşılığında satmak için "Bu Allah katındandır" diyenlere. Artık vay, elleriyle yazdıklarından dolayı onlara; vay kazanmakta olduklarına. (Bakara Suresi, 79)
    Hani sizden misak almış ve Tur'u üstünüze yükseltmiştik (ve): "Size verdiğimize (Kitaba) sımsıkı sarılın ve dinleyin" (demiştik). Demişlerdi ki: "Dinledik ve baş kaldırdık." inkârları yüzünden buzağı (tutkusu) kalplerine sindirilmişti. De ki: "inanıyorsanız, inancınız size ne kötü şey emrediyor?" (Bakara Suresi, 93)
    Onlar: "Allah, beşere hiç bir şey indirmemiştir" demekle Allah'ı, kadrinin hakkını vererek takdir edemediler. De ki: "Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği ve sizin de (parça parça) kâğıtlar üzerinde yazılı kılıp (bir kısmını) açıkladığınız ve çoğunu gözardı ettiğiniz kitabı kim indirdi? Sizin ve atalarınızın bilmediği şeyler size öğretilmiştir." De ki: "Allah." Sonra Onları bırak, içine 'daldıkları saçma uğraşılarında' oyalanıp-dursunlar. (Enam Suresi, 91)
    Eğer, Kitap Ehli iman edip sakınsalardı, elbette onların kötülüklerini örter ve onları 'nimetlerle donatılmış' cennetlere sokardık. Ve eğer onlar Tevrat'ı, incil'i ve kendilerine Rablerinden indirileni (Kur'an'ı) ayakta tutsalardı, elbette üstlerinden ve ayaklarının altından (sayısız nimeti) yiyeceklerdi. içlerinde aşırı olmayan (mutedil) bir ümmet vardır. Onlardan çoğunun yaptıkları ise ne kötüdür! (Maide Suresi, 65-66)
    Andolsun, biz israiloğullarına Kitap, hüküm ve peygamberlik verdik, onları temiz ve güzel şeylerle rızıklandırdık ve onları alemlere üstün kıldık. Ve onlara bu emirden açık belgeler verdik. Fakat onlar, kendilerine ilim geldikten sonra, yalnızca aralarındaki 'hakka tecavüz ve azgınlıktan' dolayı ihtilafa düştüler. şüphesiz Rabbin, hakkında ihtilafa düştükleri şeyde kıyamet günü aralarında hüküm verecektir. (Casiye Suresi, 16-17)
    Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu (içindeki derin anlamları, hikmet ve hükümleriyle gereği gibi) yüklenmemiş olanların durumu, koskoca kitap yükü taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini yalanlayan kavmin durumu ne kötüdür. Allah, zalim bir kavmi hidayete erdirmez. (Cuma Suresi, 5)
    Hz. Musa’yı Yalanlamaları
    Andolsun, biz israiloğullarından kesin söz almış (misak) ve onlara elçiler göndermiştik. Onlara ne zaman nefislerinin hoşuna gitmeyen bir şeyle bir elçi geldiyse, bir bölümünü yalanladılar, bir bölümünü de öldürdüler. (Maide Suresi, 70)
    Andolsun, biz Musa'ya kitabı verdik ve ardından peşpeşe elçiler gönderdik. Meryem oğlu isa'ya da apaçık belgeler verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs'le teyid ettik. Demek, size ne zaman bir elçi nefsinizin hoşlanmayacağı bir şeyle gelse, büyüklük taslayarak bir kısmınız onu yalanlayacak, bir kısmınız da onu öldürecek misiniz? (Bakara Suresi, 87)
    Bir fitne olmayacak sandılar, körleştiler, sağırlaştılar. Sonra Allah, tevbelerini kabul etti, (yine) onlardan çoğunluğu körleştiler, sağırlaştılar. Allah yapmakta olduklarını görendir. (Maide Suresi, 71)
    İman Etmek İçin Allah’ı Görmek İstemeleri
    Ve demiştiniz ki: "Ey Musa, biz Allah'ı apaçık görünceye kadar sana inanmayız." Bunun üzerine yıldırım sizi (kendinizden) almıştı. Ve siz bakıp duruyordunuz. Sonra şükredesiniz diye, sizi ölümünüzden sonra dirilttik. (Bakara Suresi, 55-56)
    Allah’ın İsrailoğullarına Verdiği Nimetler
    Bulutları üzerinize gölge kıldık ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik. Size rızık olarak verdiklerimizin temizinden yiyin (dedik). Onlar bize zulmetmediler, ancak kendi nefislerine zulmettiler. Ve hatırlayın, demiştik ki: "şu şehre girin ve orada istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnızca secde ederek kapısından girerken 'dileğimiz bağışlanmadır' deyin; (biz de) hatalarınızı bağışlayalım; iyilik yapanların (ecirlerini) arttıracağız." Ama zulmedenler, kendilerine söylenen sözü bir başkasıyla değiştirdiler. Biz de o zalimlerin yaptıkları bozgunculuğa karşılık, üzerlerine gökten iğrenç bir azab indirdik. (Yine) Hatırlayın; Musa kavmi için su aramıştı, o zaman biz ona: "Asanı taşa vur" demiştik de ondan oniki pınar fışkırmıştı, böylece herkes içeceği yeri bilmişti. Allah'ın verdiği rızıktan yiyin, için ve yeryüzünde bozgunculuk (fesad) yaparak karışıklık çıkarmayın. (Bakara Suresi, 57- 60)
    İsrailoğullarının Nimetlere Nankörlük Etmeleri
    Siz (ise şöyle) demiştiniz: "Ey Musa, biz bir çeşit yemeğe katlanmayacağız, Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiklerinden bakla, acur, sarmısak, mercimek ve soğan çıkarsın." (O zaman Musa:) "Hayırlı olanı, şu değersiz, şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? (Öyleyse) Mısır'a inin, çünkü (orada) kendiniz için istediğiniz vardır" demişti. Onların üzerine horluk ve yoksulluk (damgası) vuruldu ve Allah'tan bir gazaba uğradılar. Bu, kuşkusuz, Allah'ın ayetlerini tanımazlıkları ve peygamberleri haksız yere öldürmelerindendi. (Yine) bu, isyan etmelerinden ve sınırı çiğnemelerindendi. (Bakara Suresi, 61)
    Bunu, hem çağdaşlarına, hem sonra gelecek olanlara 'ibret verici bir ceza', takva sahipleri için de bir öğüt kıldık. (Bakara Suresi, 66)
    Bir de onlara deniz kıyısındaki şehri(n uğradığı sonucu) sor. Hani onlar cumartesi (yasağını çiğneyerek) haddi aşmışlardı. 'Cumartesi günü iş yapma yasağına uyduklarında', balıkları onlara açıktan akın akın geliyor, 'cumartesi günü iş yapma yasağına uymadıklarında' ise, gelmiyorlardı. işte biz, fıska sapmaları dolayısıyla onları böyle imtihan ediyorduk. Onlardan bir topluluk: "Allah'ın kendilerini helak etmek veya şiddetli bir azaba uğratmak istediği bir kavme ne diye öğüt veriyorsunuz?" dediğinde "Rabbinize karşı bir özür için ve bir ihtimal sakınabilirler, diye" dediler. Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında ise, biz de kötülükten sakındıranları kurtardık. Zulmedenleri yaptıkları fısk dolayısıyla pek zorlu bir azab ile yakaladık. Onlar, kendisinden sakındırıldıkları 'şeyi yapmada ısrar edip başkaldırınca' onlara: "Aşağılık maymunlar olunuz" dedik. işte o zaman Rabbin, onlara en kötü azabı yapacak kimse(leri) kıyamet gününe kadar üzerlerine mutlaka göndereceğini bildirdi. Şüphesiz, Rabbin (ceza ile) sonuçlandırması pek çabuk olandır ve gerçekten O, bağışlayandır, esirgeyendir. (Araf Suresi, 163-167)
    Andolsun, sizden cumartesi (günü) yasağı çiğneyenleri elbette biliyorsunuz. işte biz, onlara: "Aşağılık maymunlar olun" dedik. (Bakara Suresi, 65)
    alıntı






+ Yorum Gönder