Konusunu Oylayın.: Hz. Yusuf (As) Buğdayın Başağında Muhafaza mucizesi Nasıl olmuştur

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Hz. Yusuf (As) Buğdayın Başağında Muhafaza mucizesi Nasıl olmuştur
  1. 06.Aralık.2011, 11:00
    1
    ilahiyatçı
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Temmuz.2008
    Üye No: 24149
    Mesaj Sayısı: 11
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 30

    Hz. Yusuf (As) Buğdayın Başağında Muhafaza mucizesi Nasıl olmuştur






    Hz. Yusuf (As) Buğdayın Başağında Muhafaza mucizesi Nasıl olmuştur Mumsema Hz. Yusuf (As) Buğdayın Başağında Muhafaza mucizesi Nasıl olmuştur? Aydınlatırsanız sevinirim..


  2. 06.Aralık.2011, 11:04
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Hz. Yusuf (As) Buğdayın Başağında Muhafaza mucizesi Nasıl olmuştur




    Buğdayın Başağında Muhafazası






    “Onları başağında bırakın.”
    Allah Teala’nın Yusuf suresindeki şu beyanına istinaden: “ Hapishaneye gidip: “Yusuf! Sözü doğru ve isabetli olan aziz dostum! Şu müşkil rüya hakkında bize bir çözüm bildir lütfen: “Yedi semiz ineği yiyen yedi zayıf inek ile yedi yeşil başak ile yedi kuru başağın anlamı ne olabilir? Ümit ederim ki isabetli yorumunu öğrenip ilgili insanlara aktarırım, böylece onlar da doğruyu öğrenir ve senin kıymetini bilirler.”Yusuf: “Yedi sene, bildiğiniz şekilde ekin ekersiniz. Ama biçtiğinizi, yiyeceğiniz az miktar dışında, başağında bırakır, depolarsınız.. Sonra, bunun peşinden yedi kurak sene gelecek, tohumluk olarak saklayacağınız az bir miktar dışında, önce biriktirdiklerinizi yiyip tüketirsiniz. Sonra onun arkasından bir sene gelecek ki halk bol yağmura kavuşacak, sıkıntıdan kurtulacak, bol meyve sıkıp hayvanları sağacaklar.”;;
    İlkel toplumlar geliştiğinde onları göçebe çöl iktisadından meyve ve ekinleri toplama gibi ilkel ziraata dayalı iktisada sevk eden köklü değişiklikler oldu. Bu hususta öteden beri süre gelen, depolamayla ve bu ürünlerin telef olması ile ilgili sorunlar vardı. Şimdi ise köy ve kırsal alanlardaki gelişmeleri takip eden araştırmacıların dikkatle incelediği ve gelişmekte olan ülkelerin de sıkıntısını çektiği problemlerden biri olan gıda eksikliği problemi ortaya çıktı. Bu problem bu devletlerin gıda ithal etmelerine rağmen varlığını koruyan bir problemdir bu problemlerle iç içe olan devletler gıda güvenliğinde de çok zorluk çekmektedirler. Gıda problemini artıran sebeplerden biri de ihtiyaç artışının tarım üretimi ile dengeli olmamasıdır. Bu da bu devletlerin geri kalmışlığı ve üretimi artırma konusunda modern teknik kullanımında aciz kalmaları sebebiyledir. Tarımsal gelişim; üretimde artış, en güzel şekilde ve sağlıklı ürün yetiştirmeyi gerektirir.
    Günümüzde dünya tahıl üretiminde hasattan sonra meydana gelen kayıp % 5 ile % 10 arasındadır. Bu kayıp teknolojik olarak geri kalmış ülkelerde % 30 a kadar ulaşmaktadır. (Uluslararası Tarım ve Beslenme Örgütü ) Batıda ve gelişmekte olan diğer ülkelerde tahıl üretimi ülke ekonomisinin temel dayanaklarından biridir ve ülke içi işlenmemiş tarım üretiminin üçte birini oluşturur. Ülkenin tahıl ürünleri iklim değişiklikleriyle de doğrudan ilgilidir. İyi ürünler elde etmek için aktif olarak kullanılan ve geri dönüşümü yüksek olan teknikler de bu şekildedir. Yusuf süresinde 46-49 ayetlerinde geçtiği gibi tohumları başakları ile depolama anlayışı ağır çevre koşullarında üretimi korumak için temel bir yöntem kabul edilir. Bu yöntem; ziraatı, depolama tekniğini ve ürünlerin korunmasını bir arda tutan bir yöntemdir. Nitekim bu depolama sistemi kültürel bir yöntem sayılır ki bu yöntem insan topluluklarının varlıklarını muhafaza için çeşitli stratejiler takip ederek yeniden üretimlerini sağlayabilmek için gerçek bir mücadeleye sevk eder. Bu yöntem de üretim organizasyonu olarak isimlendirilir. Allahu Teala’nın “Biçtiğinizi, başağında bırakırsınız.” beyanındaki i’caz yönlerinden biri de tohumları başaklarında bırakmak suretiyle depolamayı ifade etmesidir ki bu, başağın içinde saklı olan tohumun zaman geçtikçe zarara uğramadan korunması için en güzel yöntemdir.
    Bu ayetin üzerinde durmamızı gerektiren iki ilmî düşünce vardır:
    Birincisi: Tohumun kullanılabilirlik süresinin on beş sene olmasıdır ki bu on beş senede insanlar yedi sene boyunca ekerler ve ektiklerini peş peşe hasat ederler. Bu yedi sene bolluk seneleridir. Daha sonra bu yedi seneyi çok kurak yedi sene takip eder ki bu seneler kıtlık seneleridir. Ardından on beşinci sene gelir ki bu senede insanlar bol yağmura kavuşup meyveler sıkacaklardır. Bilimsel araştırmalar ortaya koymuştur ki bu on beş sene tohumun, gelişim kapasitesine göre, korunmuş olarak durabildiği en uzun süredir.
    İkincisi: Depolama yöntemidir. Allah Teala “Biçtiğinizi, başağında bırakırsınız.” şeklinde buyurmaktadır ki bu yöntem araştırmamızda en önemli ilmî bir yöntemdir.
    Birinci resimde buğdayın gelişim aşamaları bize gösteriliyor. Bu aşamada Allah Teala’nın şu beyanından ilham alıyoruz: “Görmüyor musun ki Allah gökten bir su indirir de onu yerdeki birtakım kaynaklara sevk edip depolar. Sonra da onunla rengârenk çeşit çeşit ekinler çıkarır. Daha sonra onlar kurur, sen onu sararmış vaziyette görürsün. Sonra da onu kuru bir kırıntı yapar. Elbette bunda akl-ı selim sahibi olanların alacağı ibretler vardır.” Kur’an’da zikredilen bu aşamalar ekin ve tohumun gelişimiyle ilgili en dakik bir ifadedir.

    Tohumların başaklarında bırakılmasına dair Yusuf suresinde varit olan “Biçtiğinizi, başağında bırakırsınız.” ayetine göre bir miktar buğday tohumu üzerinde ince, deneysel bir araştırma yaptık ve iki seneye yakın bir süre başağında bıraktık. Bununla birlikte başağından koparılmış bir miktar buğdayı da deneye aldık. İlk sonuçlar şunu göstermiştir ki başaklar üzerinde sağlık açısından hiçbir değişiklik meydana gelmemiş ve % 100 aynı kalmıştır.
    Tohumların değişmesi ve çürümesinde rol oynayan faktörler:



    Zaman faktörü, depolamanın en uzun süresini bilmeye imkân veren parçalanma ve bozulma tepkimelerinin çabukluğunda etkilidir.
    1. Sıcaklığın moleküllerin hareketlenmesinde doğrudan ve gerçekten önemli bir etkisi vardır. Sıcaklığın yükselmesi moleküllerin çarpışmasını hızlandırır ki bu da parçalanma ve bozulma tepkimelerini kolaylaştırır.
    2. Oksijen ve karbondioksit miktarı mikroorganizmaların, tahılın canlı hücrelerinin oksijen gerektiren ya da gerektirmeyen metabolizmalarında etkisi vardır. Bu miktar oksidasyon seviyesinde kimyevî enzimatik reaksiyonlarda rol oynar.
    3. Nemlendirme, depolama tekniğinde çok önemli ve etkilidir ki tahılın bozulmasında temel bir kuraldır.



  3. 06.Aralık.2011, 11:04
    2
    Moderatör



    Buğdayın Başağında Muhafazası






    “Onları başağında bırakın.”
    Allah Teala’nın Yusuf suresindeki şu beyanına istinaden: “ Hapishaneye gidip: “Yusuf! Sözü doğru ve isabetli olan aziz dostum! Şu müşkil rüya hakkında bize bir çözüm bildir lütfen: “Yedi semiz ineği yiyen yedi zayıf inek ile yedi yeşil başak ile yedi kuru başağın anlamı ne olabilir? Ümit ederim ki isabetli yorumunu öğrenip ilgili insanlara aktarırım, böylece onlar da doğruyu öğrenir ve senin kıymetini bilirler.”Yusuf: “Yedi sene, bildiğiniz şekilde ekin ekersiniz. Ama biçtiğinizi, yiyeceğiniz az miktar dışında, başağında bırakır, depolarsınız.. Sonra, bunun peşinden yedi kurak sene gelecek, tohumluk olarak saklayacağınız az bir miktar dışında, önce biriktirdiklerinizi yiyip tüketirsiniz. Sonra onun arkasından bir sene gelecek ki halk bol yağmura kavuşacak, sıkıntıdan kurtulacak, bol meyve sıkıp hayvanları sağacaklar.”;;
    İlkel toplumlar geliştiğinde onları göçebe çöl iktisadından meyve ve ekinleri toplama gibi ilkel ziraata dayalı iktisada sevk eden köklü değişiklikler oldu. Bu hususta öteden beri süre gelen, depolamayla ve bu ürünlerin telef olması ile ilgili sorunlar vardı. Şimdi ise köy ve kırsal alanlardaki gelişmeleri takip eden araştırmacıların dikkatle incelediği ve gelişmekte olan ülkelerin de sıkıntısını çektiği problemlerden biri olan gıda eksikliği problemi ortaya çıktı. Bu problem bu devletlerin gıda ithal etmelerine rağmen varlığını koruyan bir problemdir bu problemlerle iç içe olan devletler gıda güvenliğinde de çok zorluk çekmektedirler. Gıda problemini artıran sebeplerden biri de ihtiyaç artışının tarım üretimi ile dengeli olmamasıdır. Bu da bu devletlerin geri kalmışlığı ve üretimi artırma konusunda modern teknik kullanımında aciz kalmaları sebebiyledir. Tarımsal gelişim; üretimde artış, en güzel şekilde ve sağlıklı ürün yetiştirmeyi gerektirir.
    Günümüzde dünya tahıl üretiminde hasattan sonra meydana gelen kayıp % 5 ile % 10 arasındadır. Bu kayıp teknolojik olarak geri kalmış ülkelerde % 30 a kadar ulaşmaktadır. (Uluslararası Tarım ve Beslenme Örgütü ) Batıda ve gelişmekte olan diğer ülkelerde tahıl üretimi ülke ekonomisinin temel dayanaklarından biridir ve ülke içi işlenmemiş tarım üretiminin üçte birini oluşturur. Ülkenin tahıl ürünleri iklim değişiklikleriyle de doğrudan ilgilidir. İyi ürünler elde etmek için aktif olarak kullanılan ve geri dönüşümü yüksek olan teknikler de bu şekildedir. Yusuf süresinde 46-49 ayetlerinde geçtiği gibi tohumları başakları ile depolama anlayışı ağır çevre koşullarında üretimi korumak için temel bir yöntem kabul edilir. Bu yöntem; ziraatı, depolama tekniğini ve ürünlerin korunmasını bir arda tutan bir yöntemdir. Nitekim bu depolama sistemi kültürel bir yöntem sayılır ki bu yöntem insan topluluklarının varlıklarını muhafaza için çeşitli stratejiler takip ederek yeniden üretimlerini sağlayabilmek için gerçek bir mücadeleye sevk eder. Bu yöntem de üretim organizasyonu olarak isimlendirilir. Allahu Teala’nın “Biçtiğinizi, başağında bırakırsınız.” beyanındaki i’caz yönlerinden biri de tohumları başaklarında bırakmak suretiyle depolamayı ifade etmesidir ki bu, başağın içinde saklı olan tohumun zaman geçtikçe zarara uğramadan korunması için en güzel yöntemdir.
    Bu ayetin üzerinde durmamızı gerektiren iki ilmî düşünce vardır:
    Birincisi: Tohumun kullanılabilirlik süresinin on beş sene olmasıdır ki bu on beş senede insanlar yedi sene boyunca ekerler ve ektiklerini peş peşe hasat ederler. Bu yedi sene bolluk seneleridir. Daha sonra bu yedi seneyi çok kurak yedi sene takip eder ki bu seneler kıtlık seneleridir. Ardından on beşinci sene gelir ki bu senede insanlar bol yağmura kavuşup meyveler sıkacaklardır. Bilimsel araştırmalar ortaya koymuştur ki bu on beş sene tohumun, gelişim kapasitesine göre, korunmuş olarak durabildiği en uzun süredir.
    İkincisi: Depolama yöntemidir. Allah Teala “Biçtiğinizi, başağında bırakırsınız.” şeklinde buyurmaktadır ki bu yöntem araştırmamızda en önemli ilmî bir yöntemdir.
    Birinci resimde buğdayın gelişim aşamaları bize gösteriliyor. Bu aşamada Allah Teala’nın şu beyanından ilham alıyoruz: “Görmüyor musun ki Allah gökten bir su indirir de onu yerdeki birtakım kaynaklara sevk edip depolar. Sonra da onunla rengârenk çeşit çeşit ekinler çıkarır. Daha sonra onlar kurur, sen onu sararmış vaziyette görürsün. Sonra da onu kuru bir kırıntı yapar. Elbette bunda akl-ı selim sahibi olanların alacağı ibretler vardır.” Kur’an’da zikredilen bu aşamalar ekin ve tohumun gelişimiyle ilgili en dakik bir ifadedir.

    Tohumların başaklarında bırakılmasına dair Yusuf suresinde varit olan “Biçtiğinizi, başağında bırakırsınız.” ayetine göre bir miktar buğday tohumu üzerinde ince, deneysel bir araştırma yaptık ve iki seneye yakın bir süre başağında bıraktık. Bununla birlikte başağından koparılmış bir miktar buğdayı da deneye aldık. İlk sonuçlar şunu göstermiştir ki başaklar üzerinde sağlık açısından hiçbir değişiklik meydana gelmemiş ve % 100 aynı kalmıştır.
    Tohumların değişmesi ve çürümesinde rol oynayan faktörler:



    Zaman faktörü, depolamanın en uzun süresini bilmeye imkân veren parçalanma ve bozulma tepkimelerinin çabukluğunda etkilidir.
    1. Sıcaklığın moleküllerin hareketlenmesinde doğrudan ve gerçekten önemli bir etkisi vardır. Sıcaklığın yükselmesi moleküllerin çarpışmasını hızlandırır ki bu da parçalanma ve bozulma tepkimelerini kolaylaştırır.
    2. Oksijen ve karbondioksit miktarı mikroorganizmaların, tahılın canlı hücrelerinin oksijen gerektiren ya da gerektirmeyen metabolizmalarında etkisi vardır. Bu miktar oksidasyon seviyesinde kimyevî enzimatik reaksiyonlarda rol oynar.
    3. Nemlendirme, depolama tekniğinde çok önemli ve etkilidir ki tahılın bozulmasında temel bir kuraldır.



  4. 06.Aralık.2011, 11:04
    3
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Hz. Yusuf (As) Buğdayın Başağında Muhafaza mucizesi Nasıl olmuştur

    Gıda Maddelerindeki Kalitenin Korunması:




    Depolamada teknolojiyi kullanmaktaki hedef, özellikle tohumun kalitesinin zarara uğramasına sebebiyet veren vesilelerden korunmaktır. Bu teknolojik yöntemler tohumun sağlık ve besin değerinin yüksek bir derecede kalmasına imkân verir. Bu tür kalitenin farklı yansımaları vardır. Onları şöyle özetleyebiliriz:
    1. Gıda değeri: Bu bağlamda gıdanın insan ve hayvan besini olarak kullanımı esnasında gıdada zehirli maddelerin olmaması ilk ve önemli bir ölçüdür. Bakteri, mantar ve tarımda kullanılan zehirli ilaç kalıntılarının çürümemelerinden emin olmak tercih edilir. Gıdalarda kalitenin ölçütü tahılın kokusu, tadı, rengi, yapısı ve dokusu gibi ölçütlerdir. Özelliklede tahılın kullanımlarıyla ortaya çıkan ekmek hamuru gibi maddelerde bu böyledir.
    2. Teknolojik değer: Değerin bu çeşidi temel endüstride kullanım gücünü şekillendirir.
    Araştırmada kullanılan yöntemler ve malzemeler:
    1. Canlı maddeler: Yapmakta olduğumuz araştırma hicri 1419 yılında toplanan sert buğday taneleri üzerineydi. Deneyde üç tür örnek kullanıldı ki bunlar başaklarıyla birlikte olan tohumlar, bir sene önce başağından koparılmış tohumlar ve iki sene önce başağından koparılmış tohumlardır. Ayrıca deneylerde bu tohumlardan türeyen ikinci nesil bitkileri de kullanıldı.
    2. Teknikler:
    3. Tohumların ekilmesi: İlk işlem beş dakika içinde javel suyu vasıtasıyla bakterileri yok etmek suretiyle başlar. Sonra damıtılmış suyla beş kez ıslatılır. Sonra petri kutuda, damıtılmış suyla, su geçirici kâğıt altında nemlendirmeye tabi tutulur. Ekim işlemi, yirmi beş derece altında olur.
    4. Küçük bitkilerin ekimi: Önce geçtiği üzere tohumların ekilmesinden sonra elde ettiğimiz bitkiler iki gün boyunca yüz derece altında dezenfekte edilmiş kumla dolu bir saksıya nakledilir. Ekim işlemi, Yirmi iki derece altında ve on altı saat boyunca suni bir ışıkla kaydedildi. Ziraî ortam besin oluşumu için uygun unsurlarından oluşmaktaydı.
    Elde edilen küçük bitkilerin gövde ve kök gelişimini araştırmada kullanıldı. Ayrıca klorofil boyasının ölçümünde ve çıkarılmasında da kullanıldı.
    1. Klorofil yapısının ayrılması: Bu ayrımda silikadan oluşan ince bir tabaka üzerinde kromatografik yöntem kullanıldı. Bu ayrım 34/12/6 hacim miktarında petrol eteri, aseton ve benzinden oluşan bir çözelti vasıtasıyla olmuştur.
    SONUÇLAR:

    Bu araştırmada şunlara önem verdik:



    Depolama yönteminin tohumun temizliği üzerinde etkisi:
    1. Sağlık durumu: Depolama üzerinden iki yıl geçtikten sonra başaklarıyla birlikte olan tohumların halini ve başaklarından koparılmış tohumların halini çıplak gözle incelemek mümkündür. Resim ikide açıkça görülmektedir ki sağlık şartları gözetilmeyen bir mekânda hangi türe ait olursa olsun başağıyla yapılan depolamalarda kokuşma olmamıştır ve başaklar yüzde yüz aynı halde kalmıştır. Oysa ki depolama mekânı sıcaklık ve rutubet gibi hiçbir şartın gözetilmediği sıradan bir mekânda olmuştur.
    2. Yaş/Taze haldeki ağırlık: Bu çerçevede ortaya çıkmıştır ki başaklarıyla birlikte bıraktığımız tohumlar önemli bir su kaybına uğramıştır. Ve zamanla başaklarından ayırdığımız tohumlara yakın derecede kuru olmuştur. Yani başağından koparılmış buğdayın %20.3 ü sudan oluşur ki bu da tohumun bir yönden ekim ve gelişim gücünü bir yönden de besin gücünü olumsuz etkiler. Çünkü suyun varlığı buğdayın çürümesine ve sağlığının bozulmasına yol açar.
    Kuvve-i inbâtiyenin karşılaştırılması: Kuvve-i inbâtiye araştırmaları başağıyla depolanan tohumların inbat hususunda üstün güç ve olağan üstü hızını ortaya çıkarmıştır.

    Resim ikide buğday tohumunun gelişimini gösteren tabloda A tablosu başağıyla bırakılan tohumu, B tablosu ise başağından iki sene önce koparılmış tohumu göstermektedir.



    Depolama çeşidinin tohumlara ve onlardan türeyen ikinci nesillere etkisini araştırma esnasında bazı hususlara önem verdik. Bunlar başağındaki buğday tohumundan, bir veya iki sene önce başağından koparılan tohumlardan türeyen ikinci nesil bitkilerin bazı dış görünüşü ve fizyolojik ölçüleridir ki bunları şu şekilde özetleyebiliriz:
    1. Gövde gelişimi
    2. Kök gelişimi
    3. Klorofil miktarı
    4. Solunum gücü
    Bu ölçüler bitkilerin sıhhat derecesini açık bir şekilde gösterir. Resim üç, iki sene boyunca başağında bırakılan ve iki sene önce başağından koparılan ve onlardan türeyen ikinci nesil tohumlarının gelişimini karşılaştırma imkânı veriyor.

    Resim üçte ikinci nesil bitkilerin tohumlarından, A tablosu iki sene başağında olan tohumu B tablosu ise iki sene önce başağından koparılmış tohumu göstermektedir. İki numaralı resim bu sonucu ispat eder. Kök ve gövde durumu da bunu te’yid eder. İki sene boyunca başağında bırakılan buğday tohumundan türeyen ikinci nesil bitkilerin kök ve gövde gelişimindeki hız iki sene önce başağından koparılmış olan buğday tohumunun bitkisinden daha büyük ve önemlidir. Bu da başağıyla depolama yöntemini te’yid eder ve Kur’an’daki ilmî i’cazın yönlerini beyan eder.
    İki numaralı resim kullanılan iki çeşit tohumun kök ve gövde gelişimini gösteren resimdir. Bunlardan A şıkkı İki sene önce başağında olan tohumu B şıkkı ise iki sene önce başağından koparılan tohumu göstermektedir.
    Bu sonuçlara paralel olarak proteinleri ve başaklı tohumlardaki şekerli maddeleri ölçtük. Birinci tablo gösteriyor ki başaklarında korunarak kalan tohumların protein ve şekerli madde miktarları hiçbir değişiklik ve eksiklik olmaksızın kalır. Fakat başaklarından koparılan tohumlar iki senelik ise protein sayısı % 32 oranında azalır ve tohum bir senelik ise % 20 oranında azalır. Bir numaralı grafik başağında duran ve başağından koparılmış tohumların protein ve şeker miktarlarını gösteriyor.

    Tohum çeşidi Protein sayısı mg/g ms
    Şeker miktarı
    Başaklı
    2.25
    29.24
    İki sene önce başağından koparılmış
    1.7
    29.75
    Yapraklardaki bitkisel klorofil miktarına gelince üç örnekteki ve onlardan türemiş bitkilerdeki bitkisel klorofilin özünü çıkarma sonuçları te’yid eder ki A ve B klorofili üç örnekte de benzer miktarda bulunur ve başağında bırakılan buğday tohumlarında da önemli miktarda bulunmaktadır. (Resim dörde bakınız) A ve B klorofillerinde külli boyanın emilim oluşumunun yakın oluşu (Resim dört) sadece A ve B klorofillerinde kırmızı renk alanındaki ışığın tamamen emilmesine benzediğini göstermektedir.
    Daha önce zikri geçen üç örnekteki boya özlerinden elde edilen ve resim beşte gösterilen kromatografi görüntülerinin ilk tahlili en az üç tane alanın bulunduğunu te’yit etmektedir.
    Birinci alan: Klorofil B yeşil sarı renk rf=0.44
    İkinci alan: Klorofil A yeşil mavi renk rf=0.48
    Üçüncü alan: Cezeriyat sarı renk rf=0.96
    Bunlardan başka alanlar da bilinmektedir. Fakat önemli değillerdir.
    Zar temizliği: Tohumların zar temizliği damıtılmış sudan oluşan bir kuluçka ortamında elektrik iletkenliğinin sürekliliğinin sağlanmasıyla ölçülür. Bu araştırma aşağıdaki faktörlere dayanmaktadır:
    Bitki, geriliminin ekside olduğu veya tekrar nemlendirmenin gerçekleştiği bir ortama konması hücreye farklı bir şişme kazandırır. Bununla beraber normal olmaya bir şekilde elektrolit ortaya çıkar. Bu çıkmanın miktarı eksi yönde hücre zarlarının izlenmesine ve iyonların geçirgenliğinin takip gücüne bağlıdır. Kuluçka çözeltisinin tekrar nemlendirme ortamında ölçülmesi bize bu çözeltideki iyonların miktarını ortaya çıkarma fırsatı verir. Elde edilen ilk neticeler dördüncü resimde olduğu gibi bütün buğday tanelerinin, ister başaklarında olsunlar ister başaklarından bir sene önce koparılmış isterse de iki yıl önce koparılmış olsunlar, tekrar nemlendirildiği ortamın iletkenliğinin yüksek olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu resim, kuluçkadan beş saat sonra elde edilen hiperbolik eğri ve kıvrımı göstermektedir. Yüksek rakamlar başağından koparılmış tohumlar için önemli olan elektrolit çıkışının ölçülmesini mümkün kılmaktadır. Bu da te’yit eder ki hücre zarı çok hassastır. Fakat başağında bırakılmış tohumların sıradan bir elektrik iletkenliği vardır.
    Üçüncü resim külli boyanın emilim oluşumunun karşılaştırılmasını gösteriyor. Dördüncü tablo kromatografik görüntünün ilk tahlillerini gösteriyor.
    Dördüncü resim elektrik iletkenliğinin devamlılığıyla ölçülmüş tohumların zarlarının temizliğini gösteriyor.
    Beşinci resim iki sene önce başağından koparılmış ve başağında bırakılmış tohumların solunum gücünü gösteriyor.
    Başağından koparılmış tohumlar ile başağında bırakılan tohumları karşılaştırmak için tohumlardan çıkarılan amilaz enziminin şifre elçisi RNA oranlarına gelince bu, başağında bırakılanla daha önce başağından koparılmış tohumların inbat için uygun şartların altında bir orandır.
    HÜLASA:
    Eski asırlardan ve ilkel toplumlardan beri besin maddelerinin depolanmasına mani olan bazı sorunlar yaşanmaktadır. Buğdayın birçok depolanma yöntemi vardır. Bu yöntemlerden biride Kur’an zikredilen “Ama biçtiğinizi, yiyeceğiniz az miktar dışında, başağında bırakır, depolarsınız.” mealindeki ayet-i kerimedir. Bu, Allah’ın Hz. Yusuf’a öğrettiği hadiselerin te’vili cümlesindendir. Elde edilen neticeler, bu ayetteki ilmi icazı gösteriyor. Bu mütevazı çalışma 182(ul/h/g) miktarında başağında bırakılmış tohumların fizyolojik özellikleri ve hızlı gelişimi ve solunum zayıflığını bilmemize imkân veriyor. Tohumum enerjisinin bütünüyle hiçbir eksikliği olmaksızın muhafaza etmek mümkündür. Çünkü Solunum gücünün daima şeker ve protein kullanmaya bağlı olduğunu biliyoruz. Bu da buğday tanesinin gelişim gücünü ve çabuk bozulmasını olumsuz etkiliyor. Nemlendirmeden sonra tohumun solunum gücünü ölçmek tohumun yaşam kabiliyetini ve sıhhatini öğrenmek için önerilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de buyrulduğu gibi başaktaki tohumun depolanması ortaya çıkarmıştır ki başağından koparılan buğday tohumlarından üretilen bitkilerde önemli miktardaki cezeriyatın var olduğunun bilinmesine rağmen elektrolit çıkışı araştırmalarından sonra hücre zarlarının temiz kalması bitkinin fotosentez vasıtasıyla gelişim gücünü te’yit eder.
    Bu da gelişim ve geri dönüş gücünü olumsuz yönde etkiliyor. Son olarak proteinlerin ve şekerli maddelerin miktarını ölçtüğümüzde ortaya çıkan besin değeri şunun te’yit eder. Başağından ayrılarak depolanmış tahılın başağıyla depolanmış tahıldan besin değeri olarak % 30 varan bir değer kaybına uğradığı görülmüştür. Bu da Allah’ın “ Yiyeceğiniz az miktar dışında” sözünü te’yid eder. “kalîlen” kelimesi depolama süresini gösteriyor. Sadece o an ki ihtiyaçlarını başaklarından ayırıp kalanı depolamak için gerekli süreci ifade eder. Burada da bir i’caz vardır.

    Yusuf, 12/46-49

    Zümer, 39/21

    Prof. Dr. Abdulmecid BELABİD


  5. 06.Aralık.2011, 11:04
    3
    Moderatör
    Gıda Maddelerindeki Kalitenin Korunması:




    Depolamada teknolojiyi kullanmaktaki hedef, özellikle tohumun kalitesinin zarara uğramasına sebebiyet veren vesilelerden korunmaktır. Bu teknolojik yöntemler tohumun sağlık ve besin değerinin yüksek bir derecede kalmasına imkân verir. Bu tür kalitenin farklı yansımaları vardır. Onları şöyle özetleyebiliriz:
    1. Gıda değeri: Bu bağlamda gıdanın insan ve hayvan besini olarak kullanımı esnasında gıdada zehirli maddelerin olmaması ilk ve önemli bir ölçüdür. Bakteri, mantar ve tarımda kullanılan zehirli ilaç kalıntılarının çürümemelerinden emin olmak tercih edilir. Gıdalarda kalitenin ölçütü tahılın kokusu, tadı, rengi, yapısı ve dokusu gibi ölçütlerdir. Özelliklede tahılın kullanımlarıyla ortaya çıkan ekmek hamuru gibi maddelerde bu böyledir.
    2. Teknolojik değer: Değerin bu çeşidi temel endüstride kullanım gücünü şekillendirir.
    Araştırmada kullanılan yöntemler ve malzemeler:
    1. Canlı maddeler: Yapmakta olduğumuz araştırma hicri 1419 yılında toplanan sert buğday taneleri üzerineydi. Deneyde üç tür örnek kullanıldı ki bunlar başaklarıyla birlikte olan tohumlar, bir sene önce başağından koparılmış tohumlar ve iki sene önce başağından koparılmış tohumlardır. Ayrıca deneylerde bu tohumlardan türeyen ikinci nesil bitkileri de kullanıldı.
    2. Teknikler:
    3. Tohumların ekilmesi: İlk işlem beş dakika içinde javel suyu vasıtasıyla bakterileri yok etmek suretiyle başlar. Sonra damıtılmış suyla beş kez ıslatılır. Sonra petri kutuda, damıtılmış suyla, su geçirici kâğıt altında nemlendirmeye tabi tutulur. Ekim işlemi, yirmi beş derece altında olur.
    4. Küçük bitkilerin ekimi: Önce geçtiği üzere tohumların ekilmesinden sonra elde ettiğimiz bitkiler iki gün boyunca yüz derece altında dezenfekte edilmiş kumla dolu bir saksıya nakledilir. Ekim işlemi, Yirmi iki derece altında ve on altı saat boyunca suni bir ışıkla kaydedildi. Ziraî ortam besin oluşumu için uygun unsurlarından oluşmaktaydı.
    Elde edilen küçük bitkilerin gövde ve kök gelişimini araştırmada kullanıldı. Ayrıca klorofil boyasının ölçümünde ve çıkarılmasında da kullanıldı.
    1. Klorofil yapısının ayrılması: Bu ayrımda silikadan oluşan ince bir tabaka üzerinde kromatografik yöntem kullanıldı. Bu ayrım 34/12/6 hacim miktarında petrol eteri, aseton ve benzinden oluşan bir çözelti vasıtasıyla olmuştur.
    SONUÇLAR:

    Bu araştırmada şunlara önem verdik:



    Depolama yönteminin tohumun temizliği üzerinde etkisi:
    1. Sağlık durumu: Depolama üzerinden iki yıl geçtikten sonra başaklarıyla birlikte olan tohumların halini ve başaklarından koparılmış tohumların halini çıplak gözle incelemek mümkündür. Resim ikide açıkça görülmektedir ki sağlık şartları gözetilmeyen bir mekânda hangi türe ait olursa olsun başağıyla yapılan depolamalarda kokuşma olmamıştır ve başaklar yüzde yüz aynı halde kalmıştır. Oysa ki depolama mekânı sıcaklık ve rutubet gibi hiçbir şartın gözetilmediği sıradan bir mekânda olmuştur.
    2. Yaş/Taze haldeki ağırlık: Bu çerçevede ortaya çıkmıştır ki başaklarıyla birlikte bıraktığımız tohumlar önemli bir su kaybına uğramıştır. Ve zamanla başaklarından ayırdığımız tohumlara yakın derecede kuru olmuştur. Yani başağından koparılmış buğdayın %20.3 ü sudan oluşur ki bu da tohumun bir yönden ekim ve gelişim gücünü bir yönden de besin gücünü olumsuz etkiler. Çünkü suyun varlığı buğdayın çürümesine ve sağlığının bozulmasına yol açar.
    Kuvve-i inbâtiyenin karşılaştırılması: Kuvve-i inbâtiye araştırmaları başağıyla depolanan tohumların inbat hususunda üstün güç ve olağan üstü hızını ortaya çıkarmıştır.

    Resim ikide buğday tohumunun gelişimini gösteren tabloda A tablosu başağıyla bırakılan tohumu, B tablosu ise başağından iki sene önce koparılmış tohumu göstermektedir.



    Depolama çeşidinin tohumlara ve onlardan türeyen ikinci nesillere etkisini araştırma esnasında bazı hususlara önem verdik. Bunlar başağındaki buğday tohumundan, bir veya iki sene önce başağından koparılan tohumlardan türeyen ikinci nesil bitkilerin bazı dış görünüşü ve fizyolojik ölçüleridir ki bunları şu şekilde özetleyebiliriz:
    1. Gövde gelişimi
    2. Kök gelişimi
    3. Klorofil miktarı
    4. Solunum gücü
    Bu ölçüler bitkilerin sıhhat derecesini açık bir şekilde gösterir. Resim üç, iki sene boyunca başağında bırakılan ve iki sene önce başağından koparılan ve onlardan türeyen ikinci nesil tohumlarının gelişimini karşılaştırma imkânı veriyor.

    Resim üçte ikinci nesil bitkilerin tohumlarından, A tablosu iki sene başağında olan tohumu B tablosu ise iki sene önce başağından koparılmış tohumu göstermektedir. İki numaralı resim bu sonucu ispat eder. Kök ve gövde durumu da bunu te’yid eder. İki sene boyunca başağında bırakılan buğday tohumundan türeyen ikinci nesil bitkilerin kök ve gövde gelişimindeki hız iki sene önce başağından koparılmış olan buğday tohumunun bitkisinden daha büyük ve önemlidir. Bu da başağıyla depolama yöntemini te’yid eder ve Kur’an’daki ilmî i’cazın yönlerini beyan eder.
    İki numaralı resim kullanılan iki çeşit tohumun kök ve gövde gelişimini gösteren resimdir. Bunlardan A şıkkı İki sene önce başağında olan tohumu B şıkkı ise iki sene önce başağından koparılan tohumu göstermektedir.
    Bu sonuçlara paralel olarak proteinleri ve başaklı tohumlardaki şekerli maddeleri ölçtük. Birinci tablo gösteriyor ki başaklarında korunarak kalan tohumların protein ve şekerli madde miktarları hiçbir değişiklik ve eksiklik olmaksızın kalır. Fakat başaklarından koparılan tohumlar iki senelik ise protein sayısı % 32 oranında azalır ve tohum bir senelik ise % 20 oranında azalır. Bir numaralı grafik başağında duran ve başağından koparılmış tohumların protein ve şeker miktarlarını gösteriyor.

    Tohum çeşidi Protein sayısı mg/g ms
    Şeker miktarı
    Başaklı
    2.25
    29.24
    İki sene önce başağından koparılmış
    1.7
    29.75
    Yapraklardaki bitkisel klorofil miktarına gelince üç örnekteki ve onlardan türemiş bitkilerdeki bitkisel klorofilin özünü çıkarma sonuçları te’yid eder ki A ve B klorofili üç örnekte de benzer miktarda bulunur ve başağında bırakılan buğday tohumlarında da önemli miktarda bulunmaktadır. (Resim dörde bakınız) A ve B klorofillerinde külli boyanın emilim oluşumunun yakın oluşu (Resim dört) sadece A ve B klorofillerinde kırmızı renk alanındaki ışığın tamamen emilmesine benzediğini göstermektedir.
    Daha önce zikri geçen üç örnekteki boya özlerinden elde edilen ve resim beşte gösterilen kromatografi görüntülerinin ilk tahlili en az üç tane alanın bulunduğunu te’yit etmektedir.
    Birinci alan: Klorofil B yeşil sarı renk rf=0.44
    İkinci alan: Klorofil A yeşil mavi renk rf=0.48
    Üçüncü alan: Cezeriyat sarı renk rf=0.96
    Bunlardan başka alanlar da bilinmektedir. Fakat önemli değillerdir.
    Zar temizliği: Tohumların zar temizliği damıtılmış sudan oluşan bir kuluçka ortamında elektrik iletkenliğinin sürekliliğinin sağlanmasıyla ölçülür. Bu araştırma aşağıdaki faktörlere dayanmaktadır:
    Bitki, geriliminin ekside olduğu veya tekrar nemlendirmenin gerçekleştiği bir ortama konması hücreye farklı bir şişme kazandırır. Bununla beraber normal olmaya bir şekilde elektrolit ortaya çıkar. Bu çıkmanın miktarı eksi yönde hücre zarlarının izlenmesine ve iyonların geçirgenliğinin takip gücüne bağlıdır. Kuluçka çözeltisinin tekrar nemlendirme ortamında ölçülmesi bize bu çözeltideki iyonların miktarını ortaya çıkarma fırsatı verir. Elde edilen ilk neticeler dördüncü resimde olduğu gibi bütün buğday tanelerinin, ister başaklarında olsunlar ister başaklarından bir sene önce koparılmış isterse de iki yıl önce koparılmış olsunlar, tekrar nemlendirildiği ortamın iletkenliğinin yüksek olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu resim, kuluçkadan beş saat sonra elde edilen hiperbolik eğri ve kıvrımı göstermektedir. Yüksek rakamlar başağından koparılmış tohumlar için önemli olan elektrolit çıkışının ölçülmesini mümkün kılmaktadır. Bu da te’yit eder ki hücre zarı çok hassastır. Fakat başağında bırakılmış tohumların sıradan bir elektrik iletkenliği vardır.
    Üçüncü resim külli boyanın emilim oluşumunun karşılaştırılmasını gösteriyor. Dördüncü tablo kromatografik görüntünün ilk tahlillerini gösteriyor.
    Dördüncü resim elektrik iletkenliğinin devamlılığıyla ölçülmüş tohumların zarlarının temizliğini gösteriyor.
    Beşinci resim iki sene önce başağından koparılmış ve başağında bırakılmış tohumların solunum gücünü gösteriyor.
    Başağından koparılmış tohumlar ile başağında bırakılan tohumları karşılaştırmak için tohumlardan çıkarılan amilaz enziminin şifre elçisi RNA oranlarına gelince bu, başağında bırakılanla daha önce başağından koparılmış tohumların inbat için uygun şartların altında bir orandır.
    HÜLASA:
    Eski asırlardan ve ilkel toplumlardan beri besin maddelerinin depolanmasına mani olan bazı sorunlar yaşanmaktadır. Buğdayın birçok depolanma yöntemi vardır. Bu yöntemlerden biride Kur’an zikredilen “Ama biçtiğinizi, yiyeceğiniz az miktar dışında, başağında bırakır, depolarsınız.” mealindeki ayet-i kerimedir. Bu, Allah’ın Hz. Yusuf’a öğrettiği hadiselerin te’vili cümlesindendir. Elde edilen neticeler, bu ayetteki ilmi icazı gösteriyor. Bu mütevazı çalışma 182(ul/h/g) miktarında başağında bırakılmış tohumların fizyolojik özellikleri ve hızlı gelişimi ve solunum zayıflığını bilmemize imkân veriyor. Tohumum enerjisinin bütünüyle hiçbir eksikliği olmaksızın muhafaza etmek mümkündür. Çünkü Solunum gücünün daima şeker ve protein kullanmaya bağlı olduğunu biliyoruz. Bu da buğday tanesinin gelişim gücünü ve çabuk bozulmasını olumsuz etkiliyor. Nemlendirmeden sonra tohumun solunum gücünü ölçmek tohumun yaşam kabiliyetini ve sıhhatini öğrenmek için önerilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de buyrulduğu gibi başaktaki tohumun depolanması ortaya çıkarmıştır ki başağından koparılan buğday tohumlarından üretilen bitkilerde önemli miktardaki cezeriyatın var olduğunun bilinmesine rağmen elektrolit çıkışı araştırmalarından sonra hücre zarlarının temiz kalması bitkinin fotosentez vasıtasıyla gelişim gücünü te’yit eder.
    Bu da gelişim ve geri dönüş gücünü olumsuz yönde etkiliyor. Son olarak proteinlerin ve şekerli maddelerin miktarını ölçtüğümüzde ortaya çıkan besin değeri şunun te’yit eder. Başağından ayrılarak depolanmış tahılın başağıyla depolanmış tahıldan besin değeri olarak % 30 varan bir değer kaybına uğradığı görülmüştür. Bu da Allah’ın “ Yiyeceğiniz az miktar dışında” sözünü te’yid eder. “kalîlen” kelimesi depolama süresini gösteriyor. Sadece o an ki ihtiyaçlarını başaklarından ayırıp kalanı depolamak için gerekli süreci ifade eder. Burada da bir i’caz vardır.

    Yusuf, 12/46-49

    Zümer, 39/21

    Prof. Dr. Abdulmecid BELABİD





+ Yorum Gönder