Konusunu Oylayın.: Kur'an ve Sünnette Yer Alan Kıyamet Sahnelerindeki İlmî Mucizeler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Kur'an ve Sünnette Yer Alan Kıyamet Sahnelerindeki İlmî Mucizeler
  1. 06.Aralık.2011, 10:38
    1
    ilahiyatçı
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Temmuz.2008
    Üye No: 24149
    Mesaj Sayısı: 11
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 30

    Kur'an ve Sünnette Yer Alan Kıyamet Sahnelerindeki İlmî Mucizeler

  2. 06.Aralık.2011, 10:39
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Kur'an ve Sünnette Yer Alan Kıyamet Sahnelerindeki İlmî Mucizeler




    Kainat nizamının yıkılmaya başlayacağı dünya hayatının son vakti anlamıma gelen
    “kıyamet” kelimesi, Kur’an-i Kerimde 40, hadis-i şeriflerde ise onlarca yerde geçmektedir.
    O ayetlerden bazıları şöyledir: ;;

    “Sana kıyametin ne zaman geleceğini sorarlar. Deki: “onun ne zaman geleceğine dair bilgi yalnız Rabbimin nezdindedir. Vaktini Ondan başkası açıklayamaz. O kıyamet, öyle bir meseledir ki, ne göklerde ve ne de yerde ona tahammül edecek hiç kimse yoktur.” O size ansızın gelecektir. Sen sanki onu bilmiyormuşsun gibi onu sana soruyorlar. Deki: “ Ona dair gerçek bilgi yalnız Allah’ın nezdindedir; ama insanların çoğu bunu bilmezler.” (Araf, 187)
    “ Bütün göklerin ve yerin gaybını bilmek de Allah’a mahsustur! Kıyametin oluş işi ise, başka değil, ancak göz açıp kapama yahut daha da kısa bir anda olup biter. Şüphe yok ki Allah her şeye kadir.” (Nahl, 77)
    “ Sana kıyameti sorarlar: “Gelip çatması ne zamandır? (derler)” (Naziat, 42)

    Kıyametle ilgili Allah Resulünün bazı hadisleri de şöyledir:

    Çirkinlik ve çirkin söz söylemek yaygınlaşmadıkça, altın ve gümüşe tapılmadıkça kıyamet kopmaz.
    Ne zaman gözümü açıp kapasam kıyamet kopacak zannediyorum.
    Rüzgar şiddetlendiği zaman Allah Resulünün renginin değiştiği ve “kıyametten korktum” dediği rivayet ediliyor.

    ‘Es- Saatü’ (Kıyamet) tabiri, Kur’an’da 8 yerde, zamanın bir bölüm anlamında kullanılmıştır.
    Kainatın üç büyük olayı vardır: Bunlar ‘Es Saatü’, ‘El Kıyametü’, ve ‘El Ahiretü’ lafızlarıyla ifade ediliyor. Bunlar tek bir olaymış gibi ‘Ahiret’ kelimesi altında toplanıyorlar.
    Kur’an’da 70 yerde, ‘kıyamete’ Kıyamet günü tabiriyle işaret ediliyor. ‘El Kıyame’nın aslı, insanın tek seferde ayağa kalkması anlamına gelir, sonuna ilave edilen ‘ta’ (ha) harfi, bu kalkma işinin bir anda olduğunu belirtiyor. Kur’an’ın ‘kıyamet günü’ tabirinden maksat, mevcut kainatın yıkılmasından sonra insanın, Rabbimizin gökle birlikte yarattığı yeni yerde yeniden dirilmesi günüdür. Rabbimiz bu olayı şöyle ifade ediyor : “Gün gelir yer başka bir yere, gökler de başka göklere çevrilir. Bütün insanlar kabirlerinden kalkıp tek hakim olan Allah’ın huzuruna çıkarlar” (İbrahim, 48)
    Mevcut evrenin yıkılmasından sonra meydana gelen olayların tamamı, gaybe ait olaylardır ki, biz bunları Allah’ın kitabından ve Hatemü’l Enbiya ve diğer Resullerin hadislerinden öğrenip, dünyevi kanunlarla yorumlamadan kabul ediyoruz. Çünkü, yeniden dirilme, mahşer, haşir, mizan, sırat, cennet ve cehennem bütün bunlar, dünyevi kanunlardan tamamen farklı kanunlara tabidir.
    Ahiret veya Ahiret yurdu tabiri ise, Dünya hayatına mukabil, ikinci hayatı ifade için Kur’an’da 115 yerde zikredilmiştir. İkinci diriliş, Ahiret hayatı yurdu anlamında olmak üzere, bazen Ahiret, bazen ahret yurdu, bazen de diğer hayat şeklinde ifade ediliyor. Bütün bunlar gayba ait mutlak bilgilerdir. Bu konuda kitap ve sünnette yer alan bilgiler dışında, bir fikir beyan edemezsin.
    Burada biz, dünyada kazanılmış mevcut bilgilerle, Kur’an ve Nebevi hadislerde anlatılan kıyamet sahnelerini açıklama imkanı üzerinde durduk. ‘el-Ahire’, ‘el-Kiyame’, ‘es-Saa’ kelimeleriyle ifade edilen bu üç merhale, birbirlerini hızlı takip etmeleri sebebiyle tek olay gibi göründüklerinden “el-Ahire” veya “el-Kıyame” adı altında toplanıyor.


    Kur’an ve Hz. Peygamberin, kıyamet sahnelerini tasvirdeki İ’caz yönüne gelince:
    • Ahmed bin. Hanbel’in rivayetinde yer alan bir hadiste, Allah Resulü buyuruyor ki, “Kim ki, gözüyle görmüş gibi, kıyamet gününe bakmaktan hoşlanıyorsa şu ayetleri okusun: “ Güneş dürülüp ışığı söndüğü zaman”, “ Gök yarıldığı zaman”, “Sema çatladığı vakit”.
    • Rabbimiz, “Gök yarıldığı zaman” (Tekvir, 1)diyor. Güneş, vasat hacımlı normal bir yıldızdır. Yaklaşık olarak yeryüzünden 150 milyon km uzakta, bunun sonucunda ve bu uzak mesafeden dolayı biz onu yuvarlak olarak görüyoruz, halbuki gerçekte o yuvarlak değil. Alev alev yanan dev bir nükleer reaktör konumundadır ki, içinde hidrojen atomunun helyuma dönüştüğü nükleer bir enerji işlemi var. Bu enerji ile güneşin merkezindeki ısı 15 milyon dereceye kadar yükselir. Güneş halesi (Corona) ise, güneşin yarı çapından 10 kattan daha fazla mesafeyi kaplıyor ve ona aşağıdaki olaylar eşlik ediyor:
    • Güneş patlamaları: Güneş kütlesinden kaynaklanan bir olgudur. O da güneş yüzeyindeki manyetik alanda büyük enerji patlamalardır. Radyo alanlarından geniş boyutlu patlamalar olduğu gibi, güneş halesi esnasında, 1000km/sn ile 100 000 km/sn arasında değişen hızda patlamalar da var. Bu patlamalar bazen uzun süreli fırtınalar şeklinde de olur.
    • Kütle atımı (Solar Plagues): Güneş faaliyetlerinden kaynaklanan parlak oluşumlardır. Bunlar Güneş diskinden oluşan alevler şeklindedir. Genelde güneş kütlesini kapsar ve birkaç hafta devam eder. Burada, güneş aktiviteler sebebiyle tam yuvarlak değildir, onun yuvarlaklığı, alevlerin içe doğru çekilmesiyle oluşur. Alevlerin çekilmesi ise, içerdeki, nükleer faaliyetlerin zayıflamaya başladığının işaretidir. Burada evrendeki düzenin yıkılışının başlangıcına, yanı kıyametin başlangıcına işaret var.
    • Güneş Rüzgarları (Solar Winds): Güneş kütlesindeki elektron ve nötron parçacıkların, 1000 km/s hızla ilerleyen Güneş'in yıldızlararası boşluğa uzanan manyetik alan çizgileri boyunca akmasından ibarettir. Bu konuda Allah Resulü, Buhari’de yer alan bir hadisinde şöyle buyuruyor:” Ay ve güneş kıyamet günü dürülüp ışığı sönecek.”
    • Yıldızlar döküldüğü zaman.” (Tekvir, 2): Güneş parıltısı, şua ışınları için bir ölçüdür. Bununla, gerçek(mutlak) ışınla, zahiri (görünür) ışın bilinir. Zahiri ışın, yıldız ışığının yere ulaştığı güç için de bir ölçüdür. Yıldızlar derecelerine göre farklılık gösterirler. Bu farklılık, ışınlardaki radyasyon gücü ve yerden olan uzaklığı yönündedir. Yıldız ışınlarının derecelerini bilmekle, yıldızın bizden uzaklığı, çapı gibi başka boyutları da öğrenebiliriz. Işın güncün değiştiği yıldızların zahiri ışınlarına, yıldızın büyüklüğü olarak adlandırılır. Yıldızın ölümü yaklaşınca, ışınlar ve parlaklık büyük ölçüde azalmaya başlar. Yukarıdaki ayet-i Kerime işaret ediyor ki, yıldızlardaki ışınların azalması, kıyamet alametlerindendir. Ve bu bir Kur’an mucizesidir. Çünkü bu gerçek, ancak 20. Asrın sonlarında idrak edilebildi.
    Yıldızların büyüklüğü (Stellar Magnitude), bir sayı ölçümüdür, onunla yıldızın parlaklık derecesi tabir edilir. En parlak yıldız derecesinin en ez rakamla ifade edilmesi esasına dayan bir logaritma ölçümüdür. Yıldız aydınlığı( Stellar Luminosit ) ise, ışık, elektrik veya kalori birimleriyle, saniyede ürettiği enerjidir.
    • “Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman.” (Mürselat, 9)
    1921 senesinde uzay bilim adamları, yıldızların bizzat x ışınları yaymadıkları halde ancak bazı normal yıldızların x ışınları yaydıklarını tespit ettiler. Bilimsel açıklamalarını yapamadıkları bu yıldızların, son derece yüksek yoğunluğa sahip fakat görünmeyen gök cisimlerinin etkisi altına ve yüksek çekim gücü alanlarına girdiklerini tespit ettiler, Bu gizli yıldızlara “Kara Delikler” (Black Holes) adı verildi ki, bunların çekim alanına giren veya yanından geçen farklı biçimlerde olan her türlü madde ve enerjiyi yutabilme gücüne sahiptir. Kur’an bu olayı şöyle ifade ediyor: “..Akıp giden, bir kayıp olup bir etrafı aydınlatan yıldızlara andolsun.” (Tekvir, 15-16) Uzay bilimcileri buna, dev yıldızların hayatında yaşlılık dönemi şeklinde ifade ediyorlar. Bu dönem, yıldızın patlayıp dumana dönüşmesinden sonra, ışığının tamamen sönmesi dönemidir. Bu nedenle Kur’an, bunu kıyamet alameti sayarak şöyle diyor: “Yıldızlar söndürüldüğünde”
    • “Gök yarıldığı zaman..” (Mürselat, 9)
    Dünya semasının yapısı sağlam, bütün cisimleri çekim gücüyle birbirine bağlıdır. Çöküş başladığı zaman bu çekim gücü dağılır ve tam çöküş gerçekleşmeden önce yarılmalar meydana gelir.
    • “Dağlar parçalanıp savrulduğu zaman..” ( Mürselat, 10)
    Atom içindeki ilk yapı taşları iki nükleer güçle birbirine bağlanmıştır: Bunlar, zayıf ve kuvvetli nükleer güçlerdir. Atomlar maddenin parçacıkları içinde elektro manyetik güçle birbirine bağlı. Bu kuvvet yok olduğunda dağılır ‘atılmış yün’ gibi havada uçuştuklarını görürüz. Bu, ‘dağların parçalanıp savrulduğunun’ vasfıdır. Bu nedenle Rabbimiz “ Dağlar yürütüldüğü zaman..” diyor. (Tekvir, 3)
    • “ Denizler ateşlenip kaynatıldığında..” ((Tekvir, 6)
    Yeryüzü okyanusları ve denizleri, yer kabuğunun, 65 km’ye varan derinlikteki çukurlarında oluşmuştur., 1000 dereceyi geçen sıcaklığıyla milyonlarca ton mağma, deniz ve okyanus dibindeki yer tabakasının zayıf alanını yararak ortaya çıkar ve denizi kaynatır. Bu olay dünyada oluyorsa, Allah, (c.c) bu volkanik faaliyetlerin kat kat fazlasını, yüzeyde görülecek şekilde, deniz ve okyanusların dibinde oluşturmaya kadirdir.
    • “ Güneş ile ay yan yana getirildiği zaman..” ( Kiyame, 9)
    Lazer ışınlarıyla yapılan ince ölçümlere göre ay, yılda 3-4 santim dünyadan uzaklaşıyor, bu uzaklaşma sürekli olması durumunda, güneşin ay’ı yutması ve maddelerinin birleşmesi imkan dahilindedir. Bu olay, Allah’ın emriyle Ahirette olacak. Allahın bize olan rahmetinden dolayı, ayın dünyadan uzaklaşmasını bu şekilde bırakıyor ki, kıyamet vaktinde bu olayın gerçekleşebileceğini anlayalım.
    • “ Gök yarılıp kızarmış yağ gibi kıp kırmızı bir güle dönüştüğü zaman..” (Rahman, 37)
    Yıldızlarım ölüm merhalelerinden biri de ‘gezegenimsi bulutsu’ (Nebula) adı verilen merhaledir ki. bu merhalede yıldız, teleskopla görüldüğü şekliyle yağlı kırmızı gül görünümündedir. Gaz tabakasından oluşmuş, bazen hızı saniyede 1000 km olmakla beraber, ortalama 10 - 15 km/sn hızda olan yıldızın sıcaklığı da, 100 000 dereceye ulaşıyor.
    • “ Gök yüzü yarıldığı vakit..” (İnfitar, 1) Bu yarılma, dünya semasında her şeyi birbirine bağlayan büyük cazibe denilen çekim gücünün yok olması neticesinde,’ Sema çatladığı vakit..’ (İnşikak,1), “Gök yarıldığı zaman..” (Mürselat, 9), “ Gök yüzü açılır ve orada pek çok kapılar oluşur.” (Nebe19) diyen Allah’ın emriyle meydana gelen yarılmadır.
    • “ Ve yıldızlar dökülüp dağıldığı zaman..” (İnfitar, 2)
    Güneş sistemindeki gezegenler, kayalık ve gaz olmak üzere iki kısma ayrılır: Kayalık olanlar: Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Plüton, Master ve Asteroitler. Yapısı gaz olanlar ise, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün. Her iki guruptaki gezegenlerin ölümü, patlama ve dağılma şeklindedir. Burada Kuranın parlak bir ilmi mucizesi ortaya çıkıyor: Kur’an, yıldızların yok olma merhalesini anlatırken, ışığın azalması sonra çekilmesi daha sonra patlayıp gök bulutuna dönüşmesi şeklinde sıralıyor.
    • “Düşününüz o günü ki, kitaplar için sahifelerin dürülmesi gibi göğü düreceğiz. İlk yaradılışta başladığımız gibi onu iade edeceğiz. Bu üzerimize bir vattır ki, bu vadimizi yerine getireceğiz.” (Enbiya, 104)
    Yirminci yüz yılın başında, uzay bilimcileri tarafından tespit edildiğine göre, etrafımızdaki galaksiler, saniyede 60 000 ile 272 000 km arasında değişen bir hızla, bizden ve birbirlerinden uzaklaşıyorlar. Dediler ki, “Eğer bu genişleme olayını geriye doğru götürürsek, zamanla minimum hacme ulaşır ve evren başladığı sıfır noktasına yaklaşıp patlaması ve toz bulutuna dönüşmesi, bundan da dünya ve diğer gök cisimlerin oluşması gerekir.” Bilim adamları bu nazariyeye “Büyük patlama” (The Big Bang ) adını verdiler. Kuran bu olayı, “yerle gök bitişikti onu birbirinden ayırdık” diyerek bilimi geride bırakmıştır. Büyük patlama anında Kainatta ki milyon derecelere ulaşan yüksek ısının zamanla gittikçe azalması bugünkü değere gelmesi, kainattaki itici gücün azalmasına ve gelecekte durmasına işaret etmektedir. Bu durumda da geriye dönüş başlayacak ve evren başladığı ilk noktaya dönecek buna da ‘Büyük Çöküş’ (The Big Crunch) teorisi deniliyor. Kuran bu olayı bin dört yüz sene önce, göğün dürüleceği ve ilk haline getirileceğini ifade etmiştir ki, bu Kur’anın en açık ilmi mucizesi ve kıyametin de en büyük vasfıdır.
    • Gün gelir, yer başka bir yere, gök de başka göklere çevrilir. Bütün insanlar kabirlerinden kakıp tek hakim olan Allah’ın huzuruna çıkarlar.” (İbrahim, 48)
    Bu ayet-ı kerime, kıyamet olaylarıyla kıyamet yurdu arasındaki farkı ortaya koymaktadır. Ayet, Kıyamet yurdunun, üzerinde yaşadığımız yerin ve bizi kuşatan semanın dışında, başka bir yerde ve başka bir semanın altında olacağını belirtiyor. Ancak yeni yer, İlahi kudretle, bizim zerrelerimizin kalıntılarını taşıyan ve (acbü’z zeneb hadisinde belirtildiği gibi ) ondan yeniden dirileceğimiz dünyanın bütün zerrelerini ihtiva edecektir.
    Bu ayet-i Kerimedeki malumatlar hakkında bilimin bir şey söyleyemeyeceği gaybi işlerdir. Kainatın, dürüldükten sonra ilk haline gelmesi ve başladığı noktaya gelmesinin ardından patlayıp toz bulutuna dönüşmesi, ondan da, ayette açıklandığı gibi yeni bir yerin ve göğün yaratılması mantıklıdır.
    Elhasıl
    Kur’anda kullanılan, (es- Saatü), (el-Kıyametü) ve (el-Ahiretü) tabirleri eş anlamlı olup tek bir iş için kullanılmaktadır.
    Es-Saatü, Kainatın yıkılmaya başlayacağı dünya hayatının sonudur. Onun için buna eşlik eden her olayı bilimsel olarak yorumlamak mümkündür.
    Kıyamet vey Kıyamet yurdu tabirinden ise, kabirlerden diriliş kast ediliyor. Kurani- Kerim, bu dirilişin yeni bir yerde ve yeni bir gök altında olacağını belirtiyor. Rabbimiz, şimdiki dünyamızı ve göğümüzü yeni bir dünya ve yeni bir gökle değiştirecektir. İlahi kudretin güzelliklerinden biri de şudur ki, üzerinde dirileceğimiz yeni yer, üzerinde yaşadığımız şimdiki yerin bütün bileşenlerini ihtiva edecek olmasıdır.
    Diriliş günü, kıyamet ile haşir, ceza, hesap, ebedi cennet veya cehennemin olacağı ahiret yurdu arasındaki tam bir dönüm noktası sayılır.
    Allah Kitabı ile Resulünün sünnetindeki ilmi mucizelerin en büyüğü, kıyamet sahnelerinin tasviridir ki, hiçbir müfessir veya ilmi mucizelerle uğraşan hiçbir bilim adamı onunla boy ölçüşememiştir. Kıyametle ilgili bu tasvirler, onlarca ayet ve hadislerde yer almaktadır. Ben burada on ayet ve iki hadis seçtim. Bu ayet ve hadislerle kesinleşmiş ilmi gerçekleri ifade ettim ki bununla, Kur’an ve Hz. Peygamberin söylediği her kelimenin doğruluğunu delillendireyim.
    Kaynaklar
    Kur’an’da İlmi Mucize Delilleri : Neccar Zağlul Rağib Muhammed (Baskıda), Darü’l Marifa –Beyrut- Lübnan

    Prof. Dr. Zağlul Neccar


  3. 06.Aralık.2011, 10:39
    2
    Moderatör



    Kainat nizamının yıkılmaya başlayacağı dünya hayatının son vakti anlamıma gelen
    “kıyamet” kelimesi, Kur’an-i Kerimde 40, hadis-i şeriflerde ise onlarca yerde geçmektedir.
    O ayetlerden bazıları şöyledir: ;;

    “Sana kıyametin ne zaman geleceğini sorarlar. Deki: “onun ne zaman geleceğine dair bilgi yalnız Rabbimin nezdindedir. Vaktini Ondan başkası açıklayamaz. O kıyamet, öyle bir meseledir ki, ne göklerde ve ne de yerde ona tahammül edecek hiç kimse yoktur.” O size ansızın gelecektir. Sen sanki onu bilmiyormuşsun gibi onu sana soruyorlar. Deki: “ Ona dair gerçek bilgi yalnız Allah’ın nezdindedir; ama insanların çoğu bunu bilmezler.” (Araf, 187)
    “ Bütün göklerin ve yerin gaybını bilmek de Allah’a mahsustur! Kıyametin oluş işi ise, başka değil, ancak göz açıp kapama yahut daha da kısa bir anda olup biter. Şüphe yok ki Allah her şeye kadir.” (Nahl, 77)
    “ Sana kıyameti sorarlar: “Gelip çatması ne zamandır? (derler)” (Naziat, 42)

    Kıyametle ilgili Allah Resulünün bazı hadisleri de şöyledir:

    Çirkinlik ve çirkin söz söylemek yaygınlaşmadıkça, altın ve gümüşe tapılmadıkça kıyamet kopmaz.
    Ne zaman gözümü açıp kapasam kıyamet kopacak zannediyorum.
    Rüzgar şiddetlendiği zaman Allah Resulünün renginin değiştiği ve “kıyametten korktum” dediği rivayet ediliyor.

    ‘Es- Saatü’ (Kıyamet) tabiri, Kur’an’da 8 yerde, zamanın bir bölüm anlamında kullanılmıştır.
    Kainatın üç büyük olayı vardır: Bunlar ‘Es Saatü’, ‘El Kıyametü’, ve ‘El Ahiretü’ lafızlarıyla ifade ediliyor. Bunlar tek bir olaymış gibi ‘Ahiret’ kelimesi altında toplanıyorlar.
    Kur’an’da 70 yerde, ‘kıyamete’ Kıyamet günü tabiriyle işaret ediliyor. ‘El Kıyame’nın aslı, insanın tek seferde ayağa kalkması anlamına gelir, sonuna ilave edilen ‘ta’ (ha) harfi, bu kalkma işinin bir anda olduğunu belirtiyor. Kur’an’ın ‘kıyamet günü’ tabirinden maksat, mevcut kainatın yıkılmasından sonra insanın, Rabbimizin gökle birlikte yarattığı yeni yerde yeniden dirilmesi günüdür. Rabbimiz bu olayı şöyle ifade ediyor : “Gün gelir yer başka bir yere, gökler de başka göklere çevrilir. Bütün insanlar kabirlerinden kalkıp tek hakim olan Allah’ın huzuruna çıkarlar” (İbrahim, 48)
    Mevcut evrenin yıkılmasından sonra meydana gelen olayların tamamı, gaybe ait olaylardır ki, biz bunları Allah’ın kitabından ve Hatemü’l Enbiya ve diğer Resullerin hadislerinden öğrenip, dünyevi kanunlarla yorumlamadan kabul ediyoruz. Çünkü, yeniden dirilme, mahşer, haşir, mizan, sırat, cennet ve cehennem bütün bunlar, dünyevi kanunlardan tamamen farklı kanunlara tabidir.
    Ahiret veya Ahiret yurdu tabiri ise, Dünya hayatına mukabil, ikinci hayatı ifade için Kur’an’da 115 yerde zikredilmiştir. İkinci diriliş, Ahiret hayatı yurdu anlamında olmak üzere, bazen Ahiret, bazen ahret yurdu, bazen de diğer hayat şeklinde ifade ediliyor. Bütün bunlar gayba ait mutlak bilgilerdir. Bu konuda kitap ve sünnette yer alan bilgiler dışında, bir fikir beyan edemezsin.
    Burada biz, dünyada kazanılmış mevcut bilgilerle, Kur’an ve Nebevi hadislerde anlatılan kıyamet sahnelerini açıklama imkanı üzerinde durduk. ‘el-Ahire’, ‘el-Kiyame’, ‘es-Saa’ kelimeleriyle ifade edilen bu üç merhale, birbirlerini hızlı takip etmeleri sebebiyle tek olay gibi göründüklerinden “el-Ahire” veya “el-Kıyame” adı altında toplanıyor.


    Kur’an ve Hz. Peygamberin, kıyamet sahnelerini tasvirdeki İ’caz yönüne gelince:
    • Ahmed bin. Hanbel’in rivayetinde yer alan bir hadiste, Allah Resulü buyuruyor ki, “Kim ki, gözüyle görmüş gibi, kıyamet gününe bakmaktan hoşlanıyorsa şu ayetleri okusun: “ Güneş dürülüp ışığı söndüğü zaman”, “ Gök yarıldığı zaman”, “Sema çatladığı vakit”.
    • Rabbimiz, “Gök yarıldığı zaman” (Tekvir, 1)diyor. Güneş, vasat hacımlı normal bir yıldızdır. Yaklaşık olarak yeryüzünden 150 milyon km uzakta, bunun sonucunda ve bu uzak mesafeden dolayı biz onu yuvarlak olarak görüyoruz, halbuki gerçekte o yuvarlak değil. Alev alev yanan dev bir nükleer reaktör konumundadır ki, içinde hidrojen atomunun helyuma dönüştüğü nükleer bir enerji işlemi var. Bu enerji ile güneşin merkezindeki ısı 15 milyon dereceye kadar yükselir. Güneş halesi (Corona) ise, güneşin yarı çapından 10 kattan daha fazla mesafeyi kaplıyor ve ona aşağıdaki olaylar eşlik ediyor:
    • Güneş patlamaları: Güneş kütlesinden kaynaklanan bir olgudur. O da güneş yüzeyindeki manyetik alanda büyük enerji patlamalardır. Radyo alanlarından geniş boyutlu patlamalar olduğu gibi, güneş halesi esnasında, 1000km/sn ile 100 000 km/sn arasında değişen hızda patlamalar da var. Bu patlamalar bazen uzun süreli fırtınalar şeklinde de olur.
    • Kütle atımı (Solar Plagues): Güneş faaliyetlerinden kaynaklanan parlak oluşumlardır. Bunlar Güneş diskinden oluşan alevler şeklindedir. Genelde güneş kütlesini kapsar ve birkaç hafta devam eder. Burada, güneş aktiviteler sebebiyle tam yuvarlak değildir, onun yuvarlaklığı, alevlerin içe doğru çekilmesiyle oluşur. Alevlerin çekilmesi ise, içerdeki, nükleer faaliyetlerin zayıflamaya başladığının işaretidir. Burada evrendeki düzenin yıkılışının başlangıcına, yanı kıyametin başlangıcına işaret var.
    • Güneş Rüzgarları (Solar Winds): Güneş kütlesindeki elektron ve nötron parçacıkların, 1000 km/s hızla ilerleyen Güneş'in yıldızlararası boşluğa uzanan manyetik alan çizgileri boyunca akmasından ibarettir. Bu konuda Allah Resulü, Buhari’de yer alan bir hadisinde şöyle buyuruyor:” Ay ve güneş kıyamet günü dürülüp ışığı sönecek.”
    • Yıldızlar döküldüğü zaman.” (Tekvir, 2): Güneş parıltısı, şua ışınları için bir ölçüdür. Bununla, gerçek(mutlak) ışınla, zahiri (görünür) ışın bilinir. Zahiri ışın, yıldız ışığının yere ulaştığı güç için de bir ölçüdür. Yıldızlar derecelerine göre farklılık gösterirler. Bu farklılık, ışınlardaki radyasyon gücü ve yerden olan uzaklığı yönündedir. Yıldız ışınlarının derecelerini bilmekle, yıldızın bizden uzaklığı, çapı gibi başka boyutları da öğrenebiliriz. Işın güncün değiştiği yıldızların zahiri ışınlarına, yıldızın büyüklüğü olarak adlandırılır. Yıldızın ölümü yaklaşınca, ışınlar ve parlaklık büyük ölçüde azalmaya başlar. Yukarıdaki ayet-i Kerime işaret ediyor ki, yıldızlardaki ışınların azalması, kıyamet alametlerindendir. Ve bu bir Kur’an mucizesidir. Çünkü bu gerçek, ancak 20. Asrın sonlarında idrak edilebildi.
    Yıldızların büyüklüğü (Stellar Magnitude), bir sayı ölçümüdür, onunla yıldızın parlaklık derecesi tabir edilir. En parlak yıldız derecesinin en ez rakamla ifade edilmesi esasına dayan bir logaritma ölçümüdür. Yıldız aydınlığı( Stellar Luminosit ) ise, ışık, elektrik veya kalori birimleriyle, saniyede ürettiği enerjidir.
    • “Yıldızların ışığı söndürüldüğü zaman.” (Mürselat, 9)
    1921 senesinde uzay bilim adamları, yıldızların bizzat x ışınları yaymadıkları halde ancak bazı normal yıldızların x ışınları yaydıklarını tespit ettiler. Bilimsel açıklamalarını yapamadıkları bu yıldızların, son derece yüksek yoğunluğa sahip fakat görünmeyen gök cisimlerinin etkisi altına ve yüksek çekim gücü alanlarına girdiklerini tespit ettiler, Bu gizli yıldızlara “Kara Delikler” (Black Holes) adı verildi ki, bunların çekim alanına giren veya yanından geçen farklı biçimlerde olan her türlü madde ve enerjiyi yutabilme gücüne sahiptir. Kur’an bu olayı şöyle ifade ediyor: “..Akıp giden, bir kayıp olup bir etrafı aydınlatan yıldızlara andolsun.” (Tekvir, 15-16) Uzay bilimcileri buna, dev yıldızların hayatında yaşlılık dönemi şeklinde ifade ediyorlar. Bu dönem, yıldızın patlayıp dumana dönüşmesinden sonra, ışığının tamamen sönmesi dönemidir. Bu nedenle Kur’an, bunu kıyamet alameti sayarak şöyle diyor: “Yıldızlar söndürüldüğünde”
    • “Gök yarıldığı zaman..” (Mürselat, 9)
    Dünya semasının yapısı sağlam, bütün cisimleri çekim gücüyle birbirine bağlıdır. Çöküş başladığı zaman bu çekim gücü dağılır ve tam çöküş gerçekleşmeden önce yarılmalar meydana gelir.
    • “Dağlar parçalanıp savrulduğu zaman..” ( Mürselat, 10)
    Atom içindeki ilk yapı taşları iki nükleer güçle birbirine bağlanmıştır: Bunlar, zayıf ve kuvvetli nükleer güçlerdir. Atomlar maddenin parçacıkları içinde elektro manyetik güçle birbirine bağlı. Bu kuvvet yok olduğunda dağılır ‘atılmış yün’ gibi havada uçuştuklarını görürüz. Bu, ‘dağların parçalanıp savrulduğunun’ vasfıdır. Bu nedenle Rabbimiz “ Dağlar yürütüldüğü zaman..” diyor. (Tekvir, 3)
    • “ Denizler ateşlenip kaynatıldığında..” ((Tekvir, 6)
    Yeryüzü okyanusları ve denizleri, yer kabuğunun, 65 km’ye varan derinlikteki çukurlarında oluşmuştur., 1000 dereceyi geçen sıcaklığıyla milyonlarca ton mağma, deniz ve okyanus dibindeki yer tabakasının zayıf alanını yararak ortaya çıkar ve denizi kaynatır. Bu olay dünyada oluyorsa, Allah, (c.c) bu volkanik faaliyetlerin kat kat fazlasını, yüzeyde görülecek şekilde, deniz ve okyanusların dibinde oluşturmaya kadirdir.
    • “ Güneş ile ay yan yana getirildiği zaman..” ( Kiyame, 9)
    Lazer ışınlarıyla yapılan ince ölçümlere göre ay, yılda 3-4 santim dünyadan uzaklaşıyor, bu uzaklaşma sürekli olması durumunda, güneşin ay’ı yutması ve maddelerinin birleşmesi imkan dahilindedir. Bu olay, Allah’ın emriyle Ahirette olacak. Allahın bize olan rahmetinden dolayı, ayın dünyadan uzaklaşmasını bu şekilde bırakıyor ki, kıyamet vaktinde bu olayın gerçekleşebileceğini anlayalım.
    • “ Gök yarılıp kızarmış yağ gibi kıp kırmızı bir güle dönüştüğü zaman..” (Rahman, 37)
    Yıldızlarım ölüm merhalelerinden biri de ‘gezegenimsi bulutsu’ (Nebula) adı verilen merhaledir ki. bu merhalede yıldız, teleskopla görüldüğü şekliyle yağlı kırmızı gül görünümündedir. Gaz tabakasından oluşmuş, bazen hızı saniyede 1000 km olmakla beraber, ortalama 10 - 15 km/sn hızda olan yıldızın sıcaklığı da, 100 000 dereceye ulaşıyor.
    • “ Gök yüzü yarıldığı vakit..” (İnfitar, 1) Bu yarılma, dünya semasında her şeyi birbirine bağlayan büyük cazibe denilen çekim gücünün yok olması neticesinde,’ Sema çatladığı vakit..’ (İnşikak,1), “Gök yarıldığı zaman..” (Mürselat, 9), “ Gök yüzü açılır ve orada pek çok kapılar oluşur.” (Nebe19) diyen Allah’ın emriyle meydana gelen yarılmadır.
    • “ Ve yıldızlar dökülüp dağıldığı zaman..” (İnfitar, 2)
    Güneş sistemindeki gezegenler, kayalık ve gaz olmak üzere iki kısma ayrılır: Kayalık olanlar: Merkür, Venüs, Dünya, Mars, Plüton, Master ve Asteroitler. Yapısı gaz olanlar ise, Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün. Her iki guruptaki gezegenlerin ölümü, patlama ve dağılma şeklindedir. Burada Kuranın parlak bir ilmi mucizesi ortaya çıkıyor: Kur’an, yıldızların yok olma merhalesini anlatırken, ışığın azalması sonra çekilmesi daha sonra patlayıp gök bulutuna dönüşmesi şeklinde sıralıyor.
    • “Düşününüz o günü ki, kitaplar için sahifelerin dürülmesi gibi göğü düreceğiz. İlk yaradılışta başladığımız gibi onu iade edeceğiz. Bu üzerimize bir vattır ki, bu vadimizi yerine getireceğiz.” (Enbiya, 104)
    Yirminci yüz yılın başında, uzay bilimcileri tarafından tespit edildiğine göre, etrafımızdaki galaksiler, saniyede 60 000 ile 272 000 km arasında değişen bir hızla, bizden ve birbirlerinden uzaklaşıyorlar. Dediler ki, “Eğer bu genişleme olayını geriye doğru götürürsek, zamanla minimum hacme ulaşır ve evren başladığı sıfır noktasına yaklaşıp patlaması ve toz bulutuna dönüşmesi, bundan da dünya ve diğer gök cisimlerin oluşması gerekir.” Bilim adamları bu nazariyeye “Büyük patlama” (The Big Bang ) adını verdiler. Kuran bu olayı, “yerle gök bitişikti onu birbirinden ayırdık” diyerek bilimi geride bırakmıştır. Büyük patlama anında Kainatta ki milyon derecelere ulaşan yüksek ısının zamanla gittikçe azalması bugünkü değere gelmesi, kainattaki itici gücün azalmasına ve gelecekte durmasına işaret etmektedir. Bu durumda da geriye dönüş başlayacak ve evren başladığı ilk noktaya dönecek buna da ‘Büyük Çöküş’ (The Big Crunch) teorisi deniliyor. Kuran bu olayı bin dört yüz sene önce, göğün dürüleceği ve ilk haline getirileceğini ifade etmiştir ki, bu Kur’anın en açık ilmi mucizesi ve kıyametin de en büyük vasfıdır.
    • Gün gelir, yer başka bir yere, gök de başka göklere çevrilir. Bütün insanlar kabirlerinden kakıp tek hakim olan Allah’ın huzuruna çıkarlar.” (İbrahim, 48)
    Bu ayet-ı kerime, kıyamet olaylarıyla kıyamet yurdu arasındaki farkı ortaya koymaktadır. Ayet, Kıyamet yurdunun, üzerinde yaşadığımız yerin ve bizi kuşatan semanın dışında, başka bir yerde ve başka bir semanın altında olacağını belirtiyor. Ancak yeni yer, İlahi kudretle, bizim zerrelerimizin kalıntılarını taşıyan ve (acbü’z zeneb hadisinde belirtildiği gibi ) ondan yeniden dirileceğimiz dünyanın bütün zerrelerini ihtiva edecektir.
    Bu ayet-i Kerimedeki malumatlar hakkında bilimin bir şey söyleyemeyeceği gaybi işlerdir. Kainatın, dürüldükten sonra ilk haline gelmesi ve başladığı noktaya gelmesinin ardından patlayıp toz bulutuna dönüşmesi, ondan da, ayette açıklandığı gibi yeni bir yerin ve göğün yaratılması mantıklıdır.
    Elhasıl
    Kur’anda kullanılan, (es- Saatü), (el-Kıyametü) ve (el-Ahiretü) tabirleri eş anlamlı olup tek bir iş için kullanılmaktadır.
    Es-Saatü, Kainatın yıkılmaya başlayacağı dünya hayatının sonudur. Onun için buna eşlik eden her olayı bilimsel olarak yorumlamak mümkündür.
    Kıyamet vey Kıyamet yurdu tabirinden ise, kabirlerden diriliş kast ediliyor. Kurani- Kerim, bu dirilişin yeni bir yerde ve yeni bir gök altında olacağını belirtiyor. Rabbimiz, şimdiki dünyamızı ve göğümüzü yeni bir dünya ve yeni bir gökle değiştirecektir. İlahi kudretin güzelliklerinden biri de şudur ki, üzerinde dirileceğimiz yeni yer, üzerinde yaşadığımız şimdiki yerin bütün bileşenlerini ihtiva edecek olmasıdır.
    Diriliş günü, kıyamet ile haşir, ceza, hesap, ebedi cennet veya cehennemin olacağı ahiret yurdu arasındaki tam bir dönüm noktası sayılır.
    Allah Kitabı ile Resulünün sünnetindeki ilmi mucizelerin en büyüğü, kıyamet sahnelerinin tasviridir ki, hiçbir müfessir veya ilmi mucizelerle uğraşan hiçbir bilim adamı onunla boy ölçüşememiştir. Kıyametle ilgili bu tasvirler, onlarca ayet ve hadislerde yer almaktadır. Ben burada on ayet ve iki hadis seçtim. Bu ayet ve hadislerle kesinleşmiş ilmi gerçekleri ifade ettim ki bununla, Kur’an ve Hz. Peygamberin söylediği her kelimenin doğruluğunu delillendireyim.
    Kaynaklar
    Kur’an’da İlmi Mucize Delilleri : Neccar Zağlul Rağib Muhammed (Baskıda), Darü’l Marifa –Beyrut- Lübnan

    Prof. Dr. Zağlul Neccar





+ Yorum Gönder