Konusunu Oylayın.: İmam Caferi Sadık (as) Hangi Mezheptendi ?

5 üzerinden 4.43 | Toplam : 7 kişi
İmam Caferi Sadık (as) Hangi Mezheptendi ?
  1. 02.Aralık.2011, 18:49
    1
    Araştırmacı_
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Haziran.2011
    Üye No: 88110
    Mesaj Sayısı: 194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    İmam Caferi Sadık (as) Hangi Mezheptendi ?






    İmam Caferi Sadık (as) Hangi Mezheptendi ? Mumsema Hz.İmam Caferi Sadık(as) bildğim kadarıyla Ehli Sünnet lakin fıkıh olarak görüşleri hangi mezhebe yakındı ?


  2. 02.Aralık.2011, 18:49
    1



  3. 02.Aralık.2011, 19:52
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: İmam Caferi Sadık (as) Hangi Mezheptendi ?





    İslam dininin dördüncü halifesi Ali'nin torunlarından Câ'fer-i Sâdık(ö.765)'in etrafında toplanan ve onun ictihadlarına göre amel eden Müslümanların bağlı oldukları siyasi ve fikhî mezhep. İmâm Câ'fer, bütün Sünnîlerce, özellikle tasavvuf ehlince büyük bir velî olarak kabul edilir. O, kendisini ilme ve tefekküre vermis, Ebû Hanîfe ve İmâm Mâlik gibi büyük müctehidler bile ondan faydalanmiştir. Hadîs âlimleri kendisinden hadîs rivayet etme konusunda tereddüt etmislerse de, İmam Şâfiî ve Yahya b. Maîn gibi âlimler onu güvenilir bir muhaddis olarak kabul etmişlerdir. Mezheplerinde "İmâm" ve "on iki İmam" konusuna ağırlık verdikleri için bu mezhebe "İmamiyye" veya "Isnâ Aseriyye" adı da verilmiştir.

    Câ'fer-i Sâdık Kur'an'ı delîl olarak alır, ancak sünnet olarak Ehl-i Beyt tarafından rivayet edilen hadîsleri kabul ederdi. Kitap ve Sünnette delîl bulamazsa, maslahat veya akla göre hüküm veriyordu. Medine'de Ebû Hanîfe ile ilk karşılaştıkları zaman ona söyle dedi:"Nûman! Babam bana, dedemden şöyle rivayet etti: -Din husûsunda re'yi ile kıyasa ilk başvuran İblîs'tir. Allah ona, Âdem'e secde et dedi. O da, Ben Âdem'den hayırlıyım, çünkü beni ateşten, onu topraktan yarattın' dedi. Kim dinde reyi ile kıyas yaparsa Allah onu Kıyâmet günü Iblîs'e arkadaş yapar. Çünkü o, kıyas yapmak suretiyle şeytana uymuştur." Ebû Hanîfe su cevabi verdi: "Ne münasebet! şeytân Allah’ın emrine isyan için kıyas yaptı. Ben ise, Allah’ın emirlerine itaat yollarını bulmak için kıyas yapıyorum." (M. Ebû Zehra, İslâm’da Fıkhî Mezhepler Târîhi, (çev. A. Şener) Ankara, 1968, s. 235; Ahmet Emin, Düha'l-İslâm, Kahire 1936, III, 261).

    Temelde Ehl-i Sünnet'e yakın olan Câ'fer-i Sâdık'a ölümünden sonra birtakım kişiler birçok şeyi isnat etmişler ve bunları halk arasında yaymışlardır. İmâm Câ'fer, daha hayatta iken mezhep içinde bazı farklı görüşler ortaya atılmış ve bunları bizzat kendisi reddetmiştir. Bu kişilerin basında Ebû'l Hattâb Muhammed b. Ebî Zeyneb gelir. Ebû'l Hattâb, peygamberlik davasında bulunmuş ve Câ'fer-i Sadıkın Tanrı olduğunu öne sürmüştür. Haramları helâl saymış ve İmamı tanıyan herkesin haramlardan muaf sayılacağını söylemiştir. Üstelik bu görüşleri Câ'fer-i Sâdık adına çıkarmıştır. Bunu haber alan Câ'fer, Ebû'l Hattab'a lânet etmiş, onunla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, bütün talebe ve arkadaşlarına bildirmiş, İslâm ülkelerine mektuplar yazarak bu durumu her tarafa duyurmuştur. (Ibnu'l-Esir, el-Kâmil fi't-Tarih, VIII, 9).

    Zeydiye'den sonra Ehl-i Sünnet'e en yakın bir Şiî mezhebi olan Câ'ferîligin bazı görüşlerini şöylece özetlemek mümkündür:

    İmâmıye'ye göre İmâmet (devlet başkanlığı); nübüvvet gibi ilâhî bir makamdır. Peygamber gibi İmâmı da Allah seçer. İnsanların İmam tayin etme yetkisi yoktur. Hz. Muhammed (s.a.s) vefat etmeden önce, kendi yerine kimin İmam (halife, Müslümanların lideri) olacağını nass'la tayin etmiştir. Bu İmam da kendinden sonra gelecek olanı ayni şekilde belirlemiştir. İmâmın zahir, meşhur ve meydanda olması caiz olduğu gibi; gaib, mestur ve gizli olması da mümkündür. Son İmam Muhammed Mehdî on ikinci İmam olup, hâlen hayattadır, fakat gaiptir. İmâmın bulunmadığı bir zaman yoktur. Simdi gaip olan Mehdîye naibler (âyetullahlar) vekâlet etmektedir.

    Câferîlere göre İmâmlık mertebesi, insan olmanın üstünde; fakat peygamberliğin altında bir makamdır. İmamlar peygamber gibi masum olup, yanılmazlar, günah islemezler. Câferîler İmamın masumiyetini söyle açıklarlar: "Ondan, büyük küçük, kasten veya yanlışlıkla unutarak, yahut içtihadında hata ederek, yahut da Allah’ın hataya sevk etmesi sebebiyle olsun, hiçbir günah sadır olmaz. Bu İmamın sözü dinlenir, korkusu kalpten çıkmaz bir kişi olması için böyledir. Onlardaki ismet sıfatı, Allah onların akıllarını kemâle erdirdiği andan itibaren ruhlarını kabzedene kadar onlardan ayrılmaz bir vasıftır.

    Câferî’ye göre meleklere, kitaplara ve kadere iman Allah'a ve peygambere imanın içindedir. Onlara göre Hz. Muhammed (s.a.s)'den sonra halîfe olma hakki Hz. Ali'nin idi. Bu konuda ayet ve hadîsler mevcuttur. Fakat Ashab-i Kirâm'in ileri gelenleri, kendi içtihadlarına dayanarak bu nass'ları tevil ettiler ve Hz. Ebu Bekir'i halife seçtiler. Hz. Ali ve ona tabi olan bir grup, bu seçimi kabul etmedi. Ancak fitne çıkmaması için Ebû Bekir'e bey'at ettiler. İlk üç halifede gördüğü ehliyet ve liyâkat sebebiyle Hz. Ali, hilâfet hakkından feragat etmişti. Ancak Muaviye'nin değil halife, vali olarak kalmasının bile zararlı olduğu kanaatine vardığı için Emevîlere karşı savaş ilân etmiştir. Câferîler, ilk üç halifenin İmâmlığını kabul etmemekle beraber onlara karşı saygılı oldukları halde, Muaviye ve oğlu Yezid'e lânet okurlar. (Muhammed Hüseyin, Kâsifu'l-Gita, Aslu's-Sia ve Usulühâ, Kahire 1958. 126 vd.; Musevî, el-Muracaa, Beyrut 1393, 168).

    Câ'feriye mezhebi mensupları, onikinci İmam Muhammed'in evinde "sirdap" diye adlandırılan bir sığınağa girip gizlendiğine ve bir daha dönmediğine inanırlar. Ancak gizlenen onikinci İmamın yaşı konusunda ihtilaf edilmiş ve bazıları gizlendiğinde yasinin dört olduğunu söylerken, bazıları da sekiz yaşında olduğunu ileri sürmüştür. Yine, gizlenen İmamın vereceği hüküm konusunda ihtilaf olmuştur. Bazıları, kaybolduğu yastayken, halifenin bilmesi gereken şeyleri bildiğini ve ona itaat etmenin vacip olduğunu öne sürerken; diğer bir kısmi da hüküm vermenin gizlenen İmamın mezhebine bağlı âlimlere ait olduğunu iddia etmişlerdir.

    Isna aseriyye, diğer adıyla Câ'ferîye mezhebine göre din, Ehl-i Sünnette olduğu gibi iki ana bölümde ele alınır.
    1) Usû-i Din,
    2) Furû-i Din. Usûlü Din (dinin asılları) beş esas üzerine kurulmuştur:

    Tevhit, Nübüvvet, İmâmet, Mead (Ahiret), Adalet.

    Tevhîd: Allah birdir (vâhid), tektir (ahad). Onun zati her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Esi,benzeri ve mahlûkatına benzer bir tarafı yoktur.

    Nübüvvet: Peygamberlik, Allah’ın seçtiği kullarını Cebrâil vasıtasıyla ve vahiy yoluyla ilâhî bir vazife ile mükellef kılmasıdır. Peygamberler Allah’ın emirlerini halka tebliğ eder ve onları doğru yola iletirler. Onlar insanların en üstünü ve kulların en hayırlısıdırlar. Emindirler, masumdurlar ve tebliğ vazifelerinde bir noksanlık ve hata bulunmaz. Peygamberler ilâhî bir lütuf ve hazinedir. Hz. Muhammed (s.a.s) bütün peygamberlerin en üstünü ve sonuncusudur. Onun en büyük mûcizesi Kur'an'dır.

    İmâmet: İmân, dinin asıllarından olan İmamete inanmakla tamamlanabilir. İmamiye, nübüvvetin nasıl Allah'tan bir lütûf olduğuna inanırsa, her asırda peygamberlerin vazifeleriyle vazifelenmiş, insanların hidayet ve irsadlarıni üstlenmiş bir İmamın varligina da inanır.

    Meâd (Ahiret): Bu, ölümden sonra ahiret hayatinin hak olduğu esasidir. Kıyamete dair Kur'an ve hadîslerde geçen mîzan, soru, hesap, sırat, şefaat, Cennet, Cehennem hepsi gerçektir, bunların hiçbiri akılla yorumlanamaz. Keyfiyetini de bilemeyiz. Fakat hepsinin gerçek olduğuna inanırız. Mead cismanîdir ve bunlara icmalen iman yeterlidir ve yorumsuz olarak kabul etmek gerekir.

    Adalet: Isna aseriyye'ye göre dinin besinci asli ve dolayısıyla inanç esaslarından olan adalet, Allah’ın adil; kulun da iradesinde ve fiillerinde hür ve muhtar olusudur. Onun, iyiye iyiliğine karşılık mükâfatta, kötüye kötülüğüne karşılık mücazatta bulunması adaletinin zarurî bir icabıdır. Kul, fiillerinde hür ve muhtardır.


    kaynaklar:Hamdi Döndüren /Muhammed Faruk


    -------------------------------

    İmam-ı Cafer-i Sadık hazretlerinin kendisi da hak, yolu da hak, ictihadları da haktır. Çünkü bütün mübarek dedeleri gibi Ehl-i sünnettir.

    İmam-ı a'zam hazretleri, ömrünün son yıllarında Cafer-i Sadık hazretlerinin sohbetinde bulunduktan sonra, (Bu iki sene olmasaydı, Numan helak olurdu), yani (Hakiki imana kavuşamazdım) buyurmuştur. İmam-ı Cafer-i Sadık hazretleri Sünni’dir. 12 imamın hiç birisi Sebeci, Rafizi veya Vehhabi değildir. Hepsi de Sünni’dir, yani Resulullahın yolundadır. Sünni demek, sünnete uyan, yani Resulullahın yolunda olan demektir.

    Şia, Hazret-i Ali’nin taraftarı demektir. Sünniler Hazret-i Ali’yi ve Resulullahın diğer eshabını sever, ayrım yapmaz. Çünkü hepsinin Cennetlik olduğunu bilir. Kur’an-ı kerimdeki, eshab-ı kiramın tamamının Cennetlik olduğunu bildiren âyetlerden birisinin meali şöyledir:
    (Mekke’nin fethinden önce Allah için mal verip savaşanlar, daha sonra harcayıp savaşanlarla eşit değildir. Onların derecesi, sonradan Allah yolunda harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah onların hepsine hüsnayı [en güzel olanı, yani Cenneti] söz vermiştir.) [Hadid 10]

    Şimdi soruyoruz: İmam-ı Cafer Sadık hazretlerinin, babası Muhammed Bakır hazretlerinin, oğlu Musa Kazım hazretlerinin, torunu Ali Rıza hazretlerinin mezheplerine niye uymuyorsunuz? Yine biz cevap verelim. Çünkü onların toplanmış bir mezhepleri yoktu. Onun için bu mübarek zatların mezhebine uyan yoktur.

    Musa Kazım ve dedesi Muhammed Bakır’ın tedvin edilmiş mezhepleri olmadığı gibi, diğer Sünni âlimlerin de mezhepleri tedvin edilmiş değildi. Mesela imam-ı Sevri de büyük bir âlimdir, imam-ı a’zam ayarında bir âlimdir ama mezhebi tedvin edilmediği için onun mezhebine uyulmamıştır. Hazret-i Ali’nin Hazret-i Ömer’in de mezhepleri vardı, ama tedvin edilmediği için bir sistem halinde olmadığı için onların mezheplerine uyamıyoruz. Hak mezheplerin dört mezheple sınırlandırılmış olması bundandır.

    Peki, imam-ı Cafer hazretlerinin mezhebi tedvin edilse idi, Müslümanlar imam-ı a’zamın hocasının mezhebini inkâr mı ederdi? Bu hiç mümkün mü? Ehl-i beyti sevmeyen Sünni olamaz. Çünkü Resulullahı seven onun akrabalarını da, torunlarını da arkadaşlarını da, hanımlarını da sever.

    Peki bugün Caferiyiz diyenler gerçekten imam-ı Cafer hazretlerinin mezhebinde mi?
    Seadet-i Ebediyye kitabında diyor ki:
    Şiiler, kendilerine (Caferi) diyor. Halbuki, bu büyük imam, Ehl-i sünnet idi. Ehl-i sünnet âlimlerinin ve Evliyanın üstadı idi. Büyük İslam âlimlerinin gözbebeğidir. Din bilgisi üzerinde hiç kitap yazmadı. Şiilerin dört esas kitabı olan Küleyni’nin (Kafi)si, İbni Babeveyh Ebu Cafer Muhammed bin Ahmed Ali Kummi’nin (Menla yahdur)u, Ebu Cafer Muhammed bin Hasen Tusi’nin (Tehzib) ve (İstibsar) kitaplarında, imam-ı Cafer Sadıktan emirler, haberler yazılı ise de, bunları bildirenlerin sağlam ve sahih olmadıklarını kendileri de bildirmektedir. İmamiyyenin otuzikinci fırkasına Caferiyye denilir. Bunlar, Hasen-i Askeri öldükten sonra, kardeşi Cafer bin Ali imam oldu. Hasen-i Askeri’nin evladı yoktu derler. Bu Caferilerin, imam-ı Cafer Sadık’la bir ilgileri yoktur. Şiilerin bugün ellerinde bulunan hadis ve fıkıh kitaplarını Ebu Cafer Muhammed bin Yakub Küleyni ile Ebu Cafer Muhammed bin Hasen Kummi yazdıkları için, kendilerine Caferi diyorlar.

    Demek ki Caferiliğin, imam-ı Cafer sadıkla ilgisi yoktur. İlgisi olsa idi, bu kadar ehl-i sünnet âlimi, Resulullahın torunlarından kıymetli bir zatın mezhebine girmez mi idi?



  4. 02.Aralık.2011, 19:52
    2
    Silent and lonely rains




    İslam dininin dördüncü halifesi Ali'nin torunlarından Câ'fer-i Sâdık(ö.765)'in etrafında toplanan ve onun ictihadlarına göre amel eden Müslümanların bağlı oldukları siyasi ve fikhî mezhep. İmâm Câ'fer, bütün Sünnîlerce, özellikle tasavvuf ehlince büyük bir velî olarak kabul edilir. O, kendisini ilme ve tefekküre vermis, Ebû Hanîfe ve İmâm Mâlik gibi büyük müctehidler bile ondan faydalanmiştir. Hadîs âlimleri kendisinden hadîs rivayet etme konusunda tereddüt etmislerse de, İmam Şâfiî ve Yahya b. Maîn gibi âlimler onu güvenilir bir muhaddis olarak kabul etmişlerdir. Mezheplerinde "İmâm" ve "on iki İmam" konusuna ağırlık verdikleri için bu mezhebe "İmamiyye" veya "Isnâ Aseriyye" adı da verilmiştir.

    Câ'fer-i Sâdık Kur'an'ı delîl olarak alır, ancak sünnet olarak Ehl-i Beyt tarafından rivayet edilen hadîsleri kabul ederdi. Kitap ve Sünnette delîl bulamazsa, maslahat veya akla göre hüküm veriyordu. Medine'de Ebû Hanîfe ile ilk karşılaştıkları zaman ona söyle dedi:"Nûman! Babam bana, dedemden şöyle rivayet etti: -Din husûsunda re'yi ile kıyasa ilk başvuran İblîs'tir. Allah ona, Âdem'e secde et dedi. O da, Ben Âdem'den hayırlıyım, çünkü beni ateşten, onu topraktan yarattın' dedi. Kim dinde reyi ile kıyas yaparsa Allah onu Kıyâmet günü Iblîs'e arkadaş yapar. Çünkü o, kıyas yapmak suretiyle şeytana uymuştur." Ebû Hanîfe su cevabi verdi: "Ne münasebet! şeytân Allah’ın emrine isyan için kıyas yaptı. Ben ise, Allah’ın emirlerine itaat yollarını bulmak için kıyas yapıyorum." (M. Ebû Zehra, İslâm’da Fıkhî Mezhepler Târîhi, (çev. A. Şener) Ankara, 1968, s. 235; Ahmet Emin, Düha'l-İslâm, Kahire 1936, III, 261).

    Temelde Ehl-i Sünnet'e yakın olan Câ'fer-i Sâdık'a ölümünden sonra birtakım kişiler birçok şeyi isnat etmişler ve bunları halk arasında yaymışlardır. İmâm Câ'fer, daha hayatta iken mezhep içinde bazı farklı görüşler ortaya atılmış ve bunları bizzat kendisi reddetmiştir. Bu kişilerin basında Ebû'l Hattâb Muhammed b. Ebî Zeyneb gelir. Ebû'l Hattâb, peygamberlik davasında bulunmuş ve Câ'fer-i Sadıkın Tanrı olduğunu öne sürmüştür. Haramları helâl saymış ve İmamı tanıyan herkesin haramlardan muaf sayılacağını söylemiştir. Üstelik bu görüşleri Câ'fer-i Sâdık adına çıkarmıştır. Bunu haber alan Câ'fer, Ebû'l Hattab'a lânet etmiş, onunla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, bütün talebe ve arkadaşlarına bildirmiş, İslâm ülkelerine mektuplar yazarak bu durumu her tarafa duyurmuştur. (Ibnu'l-Esir, el-Kâmil fi't-Tarih, VIII, 9).

    Zeydiye'den sonra Ehl-i Sünnet'e en yakın bir Şiî mezhebi olan Câ'ferîligin bazı görüşlerini şöylece özetlemek mümkündür:

    İmâmıye'ye göre İmâmet (devlet başkanlığı); nübüvvet gibi ilâhî bir makamdır. Peygamber gibi İmâmı da Allah seçer. İnsanların İmam tayin etme yetkisi yoktur. Hz. Muhammed (s.a.s) vefat etmeden önce, kendi yerine kimin İmam (halife, Müslümanların lideri) olacağını nass'la tayin etmiştir. Bu İmam da kendinden sonra gelecek olanı ayni şekilde belirlemiştir. İmâmın zahir, meşhur ve meydanda olması caiz olduğu gibi; gaib, mestur ve gizli olması da mümkündür. Son İmam Muhammed Mehdî on ikinci İmam olup, hâlen hayattadır, fakat gaiptir. İmâmın bulunmadığı bir zaman yoktur. Simdi gaip olan Mehdîye naibler (âyetullahlar) vekâlet etmektedir.

    Câferîlere göre İmâmlık mertebesi, insan olmanın üstünde; fakat peygamberliğin altında bir makamdır. İmamlar peygamber gibi masum olup, yanılmazlar, günah islemezler. Câferîler İmamın masumiyetini söyle açıklarlar: "Ondan, büyük küçük, kasten veya yanlışlıkla unutarak, yahut içtihadında hata ederek, yahut da Allah’ın hataya sevk etmesi sebebiyle olsun, hiçbir günah sadır olmaz. Bu İmamın sözü dinlenir, korkusu kalpten çıkmaz bir kişi olması için böyledir. Onlardaki ismet sıfatı, Allah onların akıllarını kemâle erdirdiği andan itibaren ruhlarını kabzedene kadar onlardan ayrılmaz bir vasıftır.

    Câferî’ye göre meleklere, kitaplara ve kadere iman Allah'a ve peygambere imanın içindedir. Onlara göre Hz. Muhammed (s.a.s)'den sonra halîfe olma hakki Hz. Ali'nin idi. Bu konuda ayet ve hadîsler mevcuttur. Fakat Ashab-i Kirâm'in ileri gelenleri, kendi içtihadlarına dayanarak bu nass'ları tevil ettiler ve Hz. Ebu Bekir'i halife seçtiler. Hz. Ali ve ona tabi olan bir grup, bu seçimi kabul etmedi. Ancak fitne çıkmaması için Ebû Bekir'e bey'at ettiler. İlk üç halifede gördüğü ehliyet ve liyâkat sebebiyle Hz. Ali, hilâfet hakkından feragat etmişti. Ancak Muaviye'nin değil halife, vali olarak kalmasının bile zararlı olduğu kanaatine vardığı için Emevîlere karşı savaş ilân etmiştir. Câferîler, ilk üç halifenin İmâmlığını kabul etmemekle beraber onlara karşı saygılı oldukları halde, Muaviye ve oğlu Yezid'e lânet okurlar. (Muhammed Hüseyin, Kâsifu'l-Gita, Aslu's-Sia ve Usulühâ, Kahire 1958. 126 vd.; Musevî, el-Muracaa, Beyrut 1393, 168).

    Câ'feriye mezhebi mensupları, onikinci İmam Muhammed'in evinde "sirdap" diye adlandırılan bir sığınağa girip gizlendiğine ve bir daha dönmediğine inanırlar. Ancak gizlenen onikinci İmamın yaşı konusunda ihtilaf edilmiş ve bazıları gizlendiğinde yasinin dört olduğunu söylerken, bazıları da sekiz yaşında olduğunu ileri sürmüştür. Yine, gizlenen İmamın vereceği hüküm konusunda ihtilaf olmuştur. Bazıları, kaybolduğu yastayken, halifenin bilmesi gereken şeyleri bildiğini ve ona itaat etmenin vacip olduğunu öne sürerken; diğer bir kısmi da hüküm vermenin gizlenen İmamın mezhebine bağlı âlimlere ait olduğunu iddia etmişlerdir.

    Isna aseriyye, diğer adıyla Câ'ferîye mezhebine göre din, Ehl-i Sünnette olduğu gibi iki ana bölümde ele alınır.
    1) Usû-i Din,
    2) Furû-i Din. Usûlü Din (dinin asılları) beş esas üzerine kurulmuştur:

    Tevhit, Nübüvvet, İmâmet, Mead (Ahiret), Adalet.

    Tevhîd: Allah birdir (vâhid), tektir (ahad). Onun zati her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Esi,benzeri ve mahlûkatına benzer bir tarafı yoktur.

    Nübüvvet: Peygamberlik, Allah’ın seçtiği kullarını Cebrâil vasıtasıyla ve vahiy yoluyla ilâhî bir vazife ile mükellef kılmasıdır. Peygamberler Allah’ın emirlerini halka tebliğ eder ve onları doğru yola iletirler. Onlar insanların en üstünü ve kulların en hayırlısıdırlar. Emindirler, masumdurlar ve tebliğ vazifelerinde bir noksanlık ve hata bulunmaz. Peygamberler ilâhî bir lütuf ve hazinedir. Hz. Muhammed (s.a.s) bütün peygamberlerin en üstünü ve sonuncusudur. Onun en büyük mûcizesi Kur'an'dır.

    İmâmet: İmân, dinin asıllarından olan İmamete inanmakla tamamlanabilir. İmamiye, nübüvvetin nasıl Allah'tan bir lütûf olduğuna inanırsa, her asırda peygamberlerin vazifeleriyle vazifelenmiş, insanların hidayet ve irsadlarıni üstlenmiş bir İmamın varligina da inanır.

    Meâd (Ahiret): Bu, ölümden sonra ahiret hayatinin hak olduğu esasidir. Kıyamete dair Kur'an ve hadîslerde geçen mîzan, soru, hesap, sırat, şefaat, Cennet, Cehennem hepsi gerçektir, bunların hiçbiri akılla yorumlanamaz. Keyfiyetini de bilemeyiz. Fakat hepsinin gerçek olduğuna inanırız. Mead cismanîdir ve bunlara icmalen iman yeterlidir ve yorumsuz olarak kabul etmek gerekir.

    Adalet: Isna aseriyye'ye göre dinin besinci asli ve dolayısıyla inanç esaslarından olan adalet, Allah’ın adil; kulun da iradesinde ve fiillerinde hür ve muhtar olusudur. Onun, iyiye iyiliğine karşılık mükâfatta, kötüye kötülüğüne karşılık mücazatta bulunması adaletinin zarurî bir icabıdır. Kul, fiillerinde hür ve muhtardır.


    kaynaklar:Hamdi Döndüren /Muhammed Faruk


    -------------------------------

    İmam-ı Cafer-i Sadık hazretlerinin kendisi da hak, yolu da hak, ictihadları da haktır. Çünkü bütün mübarek dedeleri gibi Ehl-i sünnettir.

    İmam-ı a'zam hazretleri, ömrünün son yıllarında Cafer-i Sadık hazretlerinin sohbetinde bulunduktan sonra, (Bu iki sene olmasaydı, Numan helak olurdu), yani (Hakiki imana kavuşamazdım) buyurmuştur. İmam-ı Cafer-i Sadık hazretleri Sünni’dir. 12 imamın hiç birisi Sebeci, Rafizi veya Vehhabi değildir. Hepsi de Sünni’dir, yani Resulullahın yolundadır. Sünni demek, sünnete uyan, yani Resulullahın yolunda olan demektir.

    Şia, Hazret-i Ali’nin taraftarı demektir. Sünniler Hazret-i Ali’yi ve Resulullahın diğer eshabını sever, ayrım yapmaz. Çünkü hepsinin Cennetlik olduğunu bilir. Kur’an-ı kerimdeki, eshab-ı kiramın tamamının Cennetlik olduğunu bildiren âyetlerden birisinin meali şöyledir:
    (Mekke’nin fethinden önce Allah için mal verip savaşanlar, daha sonra harcayıp savaşanlarla eşit değildir. Onların derecesi, sonradan Allah yolunda harcayan ve savaşanlardan daha yüksektir. Bununla beraber Allah onların hepsine hüsnayı [en güzel olanı, yani Cenneti] söz vermiştir.) [Hadid 10]

    Şimdi soruyoruz: İmam-ı Cafer Sadık hazretlerinin, babası Muhammed Bakır hazretlerinin, oğlu Musa Kazım hazretlerinin, torunu Ali Rıza hazretlerinin mezheplerine niye uymuyorsunuz? Yine biz cevap verelim. Çünkü onların toplanmış bir mezhepleri yoktu. Onun için bu mübarek zatların mezhebine uyan yoktur.

    Musa Kazım ve dedesi Muhammed Bakır’ın tedvin edilmiş mezhepleri olmadığı gibi, diğer Sünni âlimlerin de mezhepleri tedvin edilmiş değildi. Mesela imam-ı Sevri de büyük bir âlimdir, imam-ı a’zam ayarında bir âlimdir ama mezhebi tedvin edilmediği için onun mezhebine uyulmamıştır. Hazret-i Ali’nin Hazret-i Ömer’in de mezhepleri vardı, ama tedvin edilmediği için bir sistem halinde olmadığı için onların mezheplerine uyamıyoruz. Hak mezheplerin dört mezheple sınırlandırılmış olması bundandır.

    Peki, imam-ı Cafer hazretlerinin mezhebi tedvin edilse idi, Müslümanlar imam-ı a’zamın hocasının mezhebini inkâr mı ederdi? Bu hiç mümkün mü? Ehl-i beyti sevmeyen Sünni olamaz. Çünkü Resulullahı seven onun akrabalarını da, torunlarını da arkadaşlarını da, hanımlarını da sever.

    Peki bugün Caferiyiz diyenler gerçekten imam-ı Cafer hazretlerinin mezhebinde mi?
    Seadet-i Ebediyye kitabında diyor ki:
    Şiiler, kendilerine (Caferi) diyor. Halbuki, bu büyük imam, Ehl-i sünnet idi. Ehl-i sünnet âlimlerinin ve Evliyanın üstadı idi. Büyük İslam âlimlerinin gözbebeğidir. Din bilgisi üzerinde hiç kitap yazmadı. Şiilerin dört esas kitabı olan Küleyni’nin (Kafi)si, İbni Babeveyh Ebu Cafer Muhammed bin Ahmed Ali Kummi’nin (Menla yahdur)u, Ebu Cafer Muhammed bin Hasen Tusi’nin (Tehzib) ve (İstibsar) kitaplarında, imam-ı Cafer Sadıktan emirler, haberler yazılı ise de, bunları bildirenlerin sağlam ve sahih olmadıklarını kendileri de bildirmektedir. İmamiyyenin otuzikinci fırkasına Caferiyye denilir. Bunlar, Hasen-i Askeri öldükten sonra, kardeşi Cafer bin Ali imam oldu. Hasen-i Askeri’nin evladı yoktu derler. Bu Caferilerin, imam-ı Cafer Sadık’la bir ilgileri yoktur. Şiilerin bugün ellerinde bulunan hadis ve fıkıh kitaplarını Ebu Cafer Muhammed bin Yakub Küleyni ile Ebu Cafer Muhammed bin Hasen Kummi yazdıkları için, kendilerine Caferi diyorlar.

    Demek ki Caferiliğin, imam-ı Cafer sadıkla ilgisi yoktur. İlgisi olsa idi, bu kadar ehl-i sünnet âlimi, Resulullahın torunlarından kıymetli bir zatın mezhebine girmez mi idi?



  5. 02.Aralık.2011, 20:14
    3
    Araştırmacı_
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Haziran.2011
    Üye No: 88110
    Mesaj Sayısı: 194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: İmam Caferi Sadık (as) Hangi Mezheptendi ?

    Alıntı
    Şimdi soruyoruz: İmam-ı Cafer Sadık hazretlerinin, babası Muhammed Bakır hazretlerinin, oğlu Musa Kazım hazretlerinin, torunu Ali Rıza hazretlerinin mezheplerine niye uymuyorsunuz? Yine biz cevap verelim. Çünkü onların toplanmış bir mezhepleri yoktu. Onun için bu mübarek zatların mezhebine uyan yoktur.
    Nasıl Yani ? İmam Caferi Sadık'ın fıkıh anlayışı ile Ebu Hanife ninki bir değilmiydi ?


  6. 02.Aralık.2011, 20:14
    3
    Alıntı
    Şimdi soruyoruz: İmam-ı Cafer Sadık hazretlerinin, babası Muhammed Bakır hazretlerinin, oğlu Musa Kazım hazretlerinin, torunu Ali Rıza hazretlerinin mezheplerine niye uymuyorsunuz? Yine biz cevap verelim. Çünkü onların toplanmış bir mezhepleri yoktu. Onun için bu mübarek zatların mezhebine uyan yoktur.
    Nasıl Yani ? İmam Caferi Sadık'ın fıkıh anlayışı ile Ebu Hanife ninki bir değilmiydi ?


  7. 02.Aralık.2011, 20:56
    4
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: İmam Caferi Sadık (as) Hangi Mezheptendi ?

    yav imam Cafer Sadık ' ın mezhebine uydun diyelim. Hadi gelelim fetvalarda ortada kaldık. elimize kaynak gelmediki o mezhebe uyalım. kimi kaynakta sahi değil. Dolu mezheb vardı zamanında Ama 4 tanesi günümüze kadar gelebildi. İmam Azam 'ın şerhi zaten İmam Cafer Sadıktır. Dolayısıyla çok ilim kapmıştır. Caferi Sadık ( Radıyallahu Anh )dan yani dolayısıyla İmam cafer hazretlerinden kaptığını bizlere bilgirmiştir.


  8. 02.Aralık.2011, 20:56
    4
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    yav imam Cafer Sadık ' ın mezhebine uydun diyelim. Hadi gelelim fetvalarda ortada kaldık. elimize kaynak gelmediki o mezhebe uyalım. kimi kaynakta sahi değil. Dolu mezheb vardı zamanında Ama 4 tanesi günümüze kadar gelebildi. İmam Azam 'ın şerhi zaten İmam Cafer Sadıktır. Dolayısıyla çok ilim kapmıştır. Caferi Sadık ( Radıyallahu Anh )dan yani dolayısıyla İmam cafer hazretlerinden kaptığını bizlere bilgirmiştir.


  9. 02.Aralık.2011, 21:06
    5
    Araştırmacı_
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Haziran.2011
    Üye No: 88110
    Mesaj Sayısı: 194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: İmam Caferi Sadık (as) Hangi Mezheptendi ?

    Eğer İmam Ebu Hanife ,İmam Caferi Sadıkın ilimlerine bilgilerini yaydıysa ozaman İmam Caferi Sadık(as),(ra) ,bugünki Hanefi Mezhebine göremi uyguluyordu ?


  10. 02.Aralık.2011, 21:06
    5
    Eğer İmam Ebu Hanife ,İmam Caferi Sadıkın ilimlerine bilgilerini yaydıysa ozaman İmam Caferi Sadık(as),(ra) ,bugünki Hanefi Mezhebine göremi uyguluyordu ?


  11. 03.Aralık.2011, 08:40
    6
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: İmam Caferi Sadık (as) Hangi Mezheptendi ?

    Alıntı
    Eğer İmam Ebu Hanife ,İmam Caferi Sadıkın ilimlerine bilgilerini yaydıysa ozaman İmam Caferi Sadık(as),(ra) ,bugünki Hanefi Mezhebine göremi uyguluyordu ?
    ekseriyetle öyle düşünebiliriz. Hanifi mezhebi Tam olmasa bile Ehli sünnet olduğu kesin. 12 imam Zaten Ehli sünnetti. siz bu Şia ya ne bakıyorsunuz. ona bakarsanız. Abdulkadir Geylani Hazretleri gibi Ehlibeytten olan büyük evliyamız bile Şafi mezhebinden dir. sonradan hanbeli mezhebine geçti ama sonucta Ehli sünnettir. Ehlibeyt imamlarımızdan çok şükür Şia olanına rastlamadım.


  12. 03.Aralık.2011, 08:40
    6
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    Eğer İmam Ebu Hanife ,İmam Caferi Sadıkın ilimlerine bilgilerini yaydıysa ozaman İmam Caferi Sadık(as),(ra) ,bugünki Hanefi Mezhebine göremi uyguluyordu ?
    ekseriyetle öyle düşünebiliriz. Hanifi mezhebi Tam olmasa bile Ehli sünnet olduğu kesin. 12 imam Zaten Ehli sünnetti. siz bu Şia ya ne bakıyorsunuz. ona bakarsanız. Abdulkadir Geylani Hazretleri gibi Ehlibeytten olan büyük evliyamız bile Şafi mezhebinden dir. sonradan hanbeli mezhebine geçti ama sonucta Ehli sünnettir. Ehlibeyt imamlarımızdan çok şükür Şia olanına rastlamadım.


  13. 05.Aralık.2011, 02:28
    7
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: İmam Caferi Sadık (as) Hangi Mezheptendi ?

    Alıntı
    Seadet-i Ebediyye kitabında diyor ki:
    Şiiler, kendilerine (Caferi) diyor. Halbuki, bu büyük imam, Ehl-i sünnet idi. Ehl-i sünnet âlimlerinin ve Evliyanın üstadı idi. Büyük İslam âlimlerinin gözbebeğidir. Din bilgisi üzerinde hiç kitap yazmadı. Şiilerin dört esas kitabı olan Küleyni’nin (Kafi)si, İbni Babeveyh Ebu Cafer Muhammed bin Ahmed Ali Kummi’nin (Menla yahdur)u, Ebu Cafer Muhammed bin Hasen Tusi’nin (Tehzib) ve (İstibsar) kitaplarında, imam-ı Cafer Sadıktan emirler, haberler yazılı ise de, bunları bildirenlerin sağlam ve sahih olmadıklarını kendileri de bildirmektedir. İmamiyyenin otuzikinci fırkasına Caferiyye denilir. Bunlar, Hasen-i Askeri öldükten sonra, kardeşi Cafer bin Ali imam oldu. Hasen-i Askeri’nin evladı yoktu derler. Bu Caferilerin, imam-ı Cafer Sadık’la bir ilgileri yoktur. Şiilerin bugün ellerinde bulunan hadis ve fıkıh kitaplarını Ebu Cafer Muhammed bin Yakub Küleyni ile Ebu Cafer Muhammed bin Hasen Kummi yazdıkları için, kendilerine Caferi diyorlar.
    Demek ki Caferiliğin, imam-ı Cafer sadıkla ilgisi yoktur.
    Şiilerin neden kendilerine caferi dedikleri bu kısımda zaten yeterli açıklanmış
    anladığımıza göre şiilerin dört esas kitabını İmam Caferi Sadıktan alıntılar varsa
    bile kitabı Caferi Sadık yazmamış



  14. 05.Aralık.2011, 02:28
    7
    Silent and lonely rains
    Alıntı
    Seadet-i Ebediyye kitabında diyor ki:
    Şiiler, kendilerine (Caferi) diyor. Halbuki, bu büyük imam, Ehl-i sünnet idi. Ehl-i sünnet âlimlerinin ve Evliyanın üstadı idi. Büyük İslam âlimlerinin gözbebeğidir. Din bilgisi üzerinde hiç kitap yazmadı. Şiilerin dört esas kitabı olan Küleyni’nin (Kafi)si, İbni Babeveyh Ebu Cafer Muhammed bin Ahmed Ali Kummi’nin (Menla yahdur)u, Ebu Cafer Muhammed bin Hasen Tusi’nin (Tehzib) ve (İstibsar) kitaplarında, imam-ı Cafer Sadıktan emirler, haberler yazılı ise de, bunları bildirenlerin sağlam ve sahih olmadıklarını kendileri de bildirmektedir. İmamiyyenin otuzikinci fırkasına Caferiyye denilir. Bunlar, Hasen-i Askeri öldükten sonra, kardeşi Cafer bin Ali imam oldu. Hasen-i Askeri’nin evladı yoktu derler. Bu Caferilerin, imam-ı Cafer Sadık’la bir ilgileri yoktur. Şiilerin bugün ellerinde bulunan hadis ve fıkıh kitaplarını Ebu Cafer Muhammed bin Yakub Küleyni ile Ebu Cafer Muhammed bin Hasen Kummi yazdıkları için, kendilerine Caferi diyorlar.
    Demek ki Caferiliğin, imam-ı Cafer sadıkla ilgisi yoktur.
    Şiilerin neden kendilerine caferi dedikleri bu kısımda zaten yeterli açıklanmış
    anladığımıza göre şiilerin dört esas kitabını İmam Caferi Sadıktan alıntılar varsa
    bile kitabı Caferi Sadık yazmamış



  15. 07.Mart.2015, 03:43
    8
    Misafir

    Cevap: İmam Caferi Sadık (as) Hangi Mezheptendi ?

    İmamı azam ebu hanifi hz diyor ki imamı caferin sohbetleri olmasaydı numan helak olurdu yani hakiki imana kavusamazdim diyor peki imamı cafer sadık hz imamı azam hz nin mursidi mi idi ?


  16. 07.Mart.2015, 03:43
    8
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    İmamı azam ebu hanifi hz diyor ki imamı caferin sohbetleri olmasaydı numan helak olurdu yani hakiki imana kavusamazdim diyor peki imamı cafer sadık hz imamı azam hz nin mursidi mi idi ?


  17. 09.Mart.2015, 07:34
    9
    mum
    Administrator

    Profili:
    mum
    Üyelik Tarihi: 20.Ocak.2007
    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 6,094
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    , hz ali hangi mezheptendi

    caferiler hangi mezheptendir?
    Caferilik

    Alıntı
    imamı caferin sohbetleri olmasaydı numan helak olurdu
    Bu söz imamı azama ait değil.
    Kaynak için bakınız Rıhle dergisi.


  18. 09.Mart.2015, 07:34
    9
    mum
    Administrator
    caferiler hangi mezheptendir?
    Caferilik

    Alıntı
    imamı caferin sohbetleri olmasaydı numan helak olurdu
    Bu söz imamı azama ait değil.
    Kaynak için bakınız Rıhle dergisi.


  19. 09.Mart.2015, 11:08
    10
    Misafir

    Cevap: İmam Caferi Sadık (as) Hangi Mezheptendi ?

    ne soylerseniz soyleyin sialik hakktir behane ariyornuz her seyde.ama sabr edecegiz sonuncu imamimizin gelmesini bekloyoruz.gesin de hakk edalet yolunu bulsun.gel ey Mehti aleyhisselam gel ey agam.!!!!!!!!!


  20. 09.Mart.2015, 11:08
    10
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    ne soylerseniz soyleyin sialik hakktir behane ariyornuz her seyde.ama sabr edecegiz sonuncu imamimizin gelmesini bekloyoruz.gesin de hakk edalet yolunu bulsun.gel ey Mehti aleyhisselam gel ey agam.!!!!!!!!!


  21. 09.Mart.2015, 14:04
    11
    Misafir

    Cevap: İmam Caferi Sadık (as) Hangi Mezheptendi ?

    siz giderseniz ancak decalın peşinden gidersiniz iyi ağalık yapar.sizlere


  22. 09.Mart.2015, 14:04
    11
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    siz giderseniz ancak decalın peşinden gidersiniz iyi ağalık yapar.sizlere


  23. 09.Mart.2015, 15:10
    12
    umutlucan
    Sadece ALLAH'a kul olun

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mayıs.2013
    Üye No: 101338
    Mesaj Sayısı: 1,441
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 15

    Cevap: İmam Caferi Sadık (as) Hangi Mezheptendi ?

    Alıntı
    Hz.İmam Caferi Sadık(as) bildğim kadarıyla Ehli Sünnet lakin fıkıh olarak görüşleri hangi mezhebe yakındı
    şia yada ehli sunnet ne fark ederki ? eger ehli sunnetse bağlanacak şia ise nefret mi edeceksin .

    imam ı caferi sadık hz büyük bir alimdir. Kendisinin islam yolunda itikadı düzgün olduguna inanırız.


  24. 09.Mart.2015, 15:10
    12
    Sadece ALLAH'a kul olun
    Alıntı
    Hz.İmam Caferi Sadık(as) bildğim kadarıyla Ehli Sünnet lakin fıkıh olarak görüşleri hangi mezhebe yakındı
    şia yada ehli sunnet ne fark ederki ? eger ehli sunnetse bağlanacak şia ise nefret mi edeceksin .

    imam ı caferi sadık hz büyük bir alimdir. Kendisinin islam yolunda itikadı düzgün olduguna inanırız.





+ Yorum Gönder
Git 12 Son