Konusunu Oylayın.: Bir nimete kavuşunca Allah şükretmezsek Allah nimetini bizden alırmı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Bir nimete kavuşunca Allah şükretmezsek Allah nimetini bizden alırmı?
  1. 27.Kasım.2011, 18:56
    1
    Ferhat1991
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Eylül.2009
    Üye No: 58064
    Mesaj Sayısı: 704
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 26

    Bir nimete kavuşunca Allah şükretmezsek Allah nimetini bizden alırmı?

  2. 28.Kasım.2011, 09:23
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Bir nimete kavuşunca Allah şükretmezsek Allah nimetini bizden alırmı?




    Alıntı
    Acı Çektikten Sonra Mutluluğa Erişince ve Mutluluk Geldiğindede ALLAHA şükredilmeyince allah bu mutluluğu alırmı
    Bu durum Allah'a kalmış.
    Dilerse alır dilerse bırakır.
    _________________________

    Şükür nedir? Şükür Nasıl yapılır?

    Verilen herhangi bir nimetten dolayı, bu nimeti verene karşı söz, fiil veya kalb ile gösterilen saygı ve karşılık, iyiliğin kıymetini bilme ve iyilik yapana bu hissi gösterme, nimet ve iyiliği anıp sahibini övme.
    Arapça bir kelime olan şükür, "şekere" kökünden gelmektedir. Bu kökten gelen şükür, isim ve fiil olarak Kur'an-ı Kerim'de yetmişe yakın yerde geçmektedir.

    Türkçede kullanılan teşekkür ve şükran kelimeleri de aynı köktendir.
    Hamd ve medih kelimeleri de mana itibarıyla şükür kelimesine yakındır. Bazı alimler, bilhassa hamd ile şükrün aynı anlamda olduğunu söylemişlerdir. Farklı görüş belirterek bunların ayrı seyler olduğunu söyleyen alimler de olmuştur. Fatiha sûresinin tefsirinde, Hz. Muhammed (s.a.s); "Elhamdu lillahi Rabbilâlemin" dediğin zaman, muhakkak ki Allah'a şükretmiş olursun" diyerek hamd ile şükrün birbirine olan yakınlığını ifâde etmiştir. Söz ile hamdedildiginde bu aynı zamanda şükrün başı sayılır. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.s); "Hamd, şükrün başıdır. Allah'a hamdetmeyen, O'na şükretmemiş sayılır" demek suretiyle, bu hususa açıklık getirmiştir. Hamd ile şükrün ikisinde de kasdedilen kişi, nimeti verendir (İbn Kesır, Tefsiru'l-Kur'ani'l-Âzim, Beyrut 1969, I, 22 vd.; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, İstanbul 1971, I, 57 vd.).


    Şükür üç şekilde eda edilir:
    1- Dil ile: Nimet vereni anmak, onu övmek ve bu hususta dil ile yapılabilecek şeyi yapmakla olur. Yüce Allah Hz. Muhammed (s.a.s)'e onun vasıtasıyla bütün insanlara bu hususta şöyle seslenmiştir: "Rabbinin nimetine (ihsanına) gelince, onu minnet ve şükranla an" (ed-Duha, 93/11).
    2- Kalp ile: Kalp ile nimeti vereni tanımak ve onu tasdik etmektir.
    3- Fiil ile: Bu da, vücudun bütün organlarıyla olur. Her çeşit nimeti veren Allah'ın emir ve yasakları, vücudun hangi organını ilgilendiriyorsa, o organın, Allah'ın emir ve yasaklarına uygun hareket etmesini sağlamak gerekir.


    Kur'an-ı Kerim'de bu konuda şöyle buyurulmaktadır:
    "Gerçekten İbrãhim, Hakk'a yönelen, Allah'a itaat eden bir önder idi. Allah'a ortak koşanlardan değildi. Allah'ın nimetlerine Şükrediciydi. Çünkü Allah, onu seçmiş ve doğru yola iletmişti" (en-Nahl, 16/120, 121).

    "Onlar Süleyman'a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar (geniş) leğenlerden, sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Dâvud ailesi, şükredin! Kullarımdan şükreden azdır!" (Sebe', 34/13).

    Allah Teâlâ'nın Dâvud ailesine şükredin şeklindeki hitâbı, "Allah'a ibâdet edin, fiil ve hareketlerinizle şükrü yerine getirin" demektir. (ez-Zemahşerî, el-Keşşâf, Mısır 1977, V, 62; Muhammed Ali es-Sabûnî, Safvetu't-Tefâsîr, İstanbul 1987, II 548).

    Yüce Allah Kur'an'da insanı yoktan var ettiğini ve ona çeşitli nimetler verdiğini, dolayısıyla insanın da buna karşı Allah'a şükretmesinin gerektiğini bildirmiştir:
    "Siz hiç bir şey bilmezken Allah, sizi analarınızın karnından çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi" (en-Nahl, 16/78).
    "Biz, büyük baş havyanları da sizin için Allah'ın (dininin) işaretlerinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Şu halde onlar, ayakları üzerine dururken, üzerlerine Allah'ın ismini anınız (ve kurban ediniz). Yan üstü yere düştüklerinde ise, artık (canı çıkmış olacağından) onlardan hem kendiniz yiyin, hem de ihtiyacını gizleyen ve gizlemeyen fakirlere yedirin. İşte bu hayvanları biz şükredesiniz diye sizin istifâdenize verdik" (el-Hac, 22/36).
    Bu ve benzeri bütün nimetlerin şükrü, onları Allah'ın yolunda kullanmak ve onun rızası için münasip yerlere sarfedip değerlendirmektir.
    Şükrün tam karşılığı küfürdür. Zaten Allah Teâlâ imtihan için yaratmıştır. Allah'ın verdiği nimetlere karşı şükreden ve sıkıntılara karşı sabredenlere mükâfat verir. Buna ters hareket edip küfre girenleri de cezalandırır:
    "Gerçekten biz insanı katışık bir nutfeden (erkek ve kadının dölünden) yaratmışızdır. Onu imtihan edelim diye, kendisini işitir ve görür kıldık. Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör. Doğrusu biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık. İyiler ise, kâfir katılmış bir kadehten (cennet şarabını) içerler" (el-İnsan, 76/1-5)
    "Nezdinde o kitaptan ilim bulunan biri: "Ben onu sana, gözünü açıp kapamadan getireceğim" dedi. Süleyman, tahtı yanında duruyor görünce: "Bu, Rabbimin bir lütfudur. Şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim edeceğimi sınamak içindir. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, şüphesiz ki, Rabbim kimsenin şükrüne muhtaç değildir; lütuf ve kerem sahibidir" dedi" (en-Neml, 27/40).
    Bu âyette ifâde edildiği gibi, Yüce Allah'ın, kimsenin şükrüne ihtiyacı yoktur. O'nun ilâhlığı, yüceliği ve hakimiyeti herhangi bir kimsenin şükrü veya küfrü ile ne bir derece yükselir ne de eksilir. O, bizzat kendisi her şeye hakimdir (İbn Kesir, Tefsiru'lKur'ani'l-Azîm, III, 364).
    Bir kudsi hadisde de, bu hususta şöyle buyurulmaktadır:
    "Yüce Allah diyor ki: Ey kullarım! Geçmiş ve gelecek, siz bütün ins ve cinler bir araya gelerek, aranızdaki en muttaki kimsenin kalbi gibi olsanız, sizin bu durumunuz, Benim hakimiyetimi zerre kadar artırmaz. Gene ey kullarım! Geçmiş ve gelecek bütün ins ve cin bir araya toplansanız, aranızdaki en günahkâr birinin kalbi gibi olsanız, benim hakimiyetime en ufak bir noksanlık getiremezsiniz. Ey kullarım! Hakkınızda itibar ettiğim şey, amellerinizdir. Daha sonra siz onlara göre eksiksiz olarak mükafatlandırılacak veyâ cezalandırılacaksınız. Öyleyse kim bir hayır işlemeye muvaffak olursa, bundan dolayı Allah'a şükretsin. Kim de hayrın dışında başka bir şey işlerse, bundan dolayı da kendi nefsini suçlasın!" (Ahmed b. Hanbel, V, 160; Müslim, Birr, 55; Tirmiz, Kıyâm, 48; İbn Mace, Zühd, 30).
    Şükredenlerin mükâfatlandırılacağı, Kur'an'ın başka bir yerinde şöyle haber verilmiştir:
    "Lût'un kavmi de uyarıcı peygamberleri yalanladı. Biz de üstlerine taş (yağdıran bir fırtına) gönderdik. Ancak Lût ailesi müstesna, katımızdan bir nimet olarak onları seher vaktinde kurtardık. Biz şükredeni böyle mükafatlandırırız" (el-Kamer, 54/33).
    Şükür ve küfür noktasında insanların iradesi hür bırakılmıştır. Yüce Allah küfrün kötülüğünü ve şükrün faziletini bildirmiştir:
    "Şükreden, ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de bilsin ki, Allah müstağnidir, her türlü övgüye layıktır” (Lokman, 31/12).
    Bu âyette belirtildiği gibi, küfreden insanın kötülüğü kendi şahsına ve şükredenin faydası da kendi şahsınadır. Kişinin küfrünün de, şükrünün de karşılığı kendisine döner (İbn Kesir, Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azım, III, 444).
    Resulüllah (s.a.s.) da, tam manasıyla imân eden müminlerin, bu imtihanı kazanmış olduklarını, diğer insanlara benzemediklerini, varlıkta da yoklukta da küfürden uzak olduklarını, sabır ve şükür ile hareket ettiklerini bildirmiştir:
    "Müminin durumu hayret vericidir. Her hali kendisi için hayırlıdır. Müminden başkası için böyle bir şey yoktur. Sevindirici bir durumda olduğu zaman, şükreder. Bu, onun için hayırlı olur. Sıkıntılı bir durumda olduğu zaman, sabreder. Bu da onun için hayırlı olur" (Muhammed b. Allan, Delilu'l-Falihn, Mısır 1971, I, 146 vd.).
    Buna göre insanlar, genelde şükreden veya küfredenler olmak üzere iki grupta toplanırlar. Allah ve Resulü, küfürden uzak durup şükür üzere bulunmayı istemişlerdir. Bunu tercih eden imân ehli, dünya ve ahirette kârlı çıkmaktadır. Hadiste göze çarpan diğer bir husus da, şükür ile sabrın içiçe olmasıdır.
    Nureddin TURGAY


  3. 28.Kasım.2011, 09:23
    2
    Moderatör



    Alıntı
    Acı Çektikten Sonra Mutluluğa Erişince ve Mutluluk Geldiğindede ALLAHA şükredilmeyince allah bu mutluluğu alırmı
    Bu durum Allah'a kalmış.
    Dilerse alır dilerse bırakır.
    _________________________

    Şükür nedir? Şükür Nasıl yapılır?

    Verilen herhangi bir nimetten dolayı, bu nimeti verene karşı söz, fiil veya kalb ile gösterilen saygı ve karşılık, iyiliğin kıymetini bilme ve iyilik yapana bu hissi gösterme, nimet ve iyiliği anıp sahibini övme.
    Arapça bir kelime olan şükür, "şekere" kökünden gelmektedir. Bu kökten gelen şükür, isim ve fiil olarak Kur'an-ı Kerim'de yetmişe yakın yerde geçmektedir.

    Türkçede kullanılan teşekkür ve şükran kelimeleri de aynı köktendir.
    Hamd ve medih kelimeleri de mana itibarıyla şükür kelimesine yakındır. Bazı alimler, bilhassa hamd ile şükrün aynı anlamda olduğunu söylemişlerdir. Farklı görüş belirterek bunların ayrı seyler olduğunu söyleyen alimler de olmuştur. Fatiha sûresinin tefsirinde, Hz. Muhammed (s.a.s); "Elhamdu lillahi Rabbilâlemin" dediğin zaman, muhakkak ki Allah'a şükretmiş olursun" diyerek hamd ile şükrün birbirine olan yakınlığını ifâde etmiştir. Söz ile hamdedildiginde bu aynı zamanda şükrün başı sayılır. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.s); "Hamd, şükrün başıdır. Allah'a hamdetmeyen, O'na şükretmemiş sayılır" demek suretiyle, bu hususa açıklık getirmiştir. Hamd ile şükrün ikisinde de kasdedilen kişi, nimeti verendir (İbn Kesır, Tefsiru'l-Kur'ani'l-Âzim, Beyrut 1969, I, 22 vd.; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, İstanbul 1971, I, 57 vd.).


    Şükür üç şekilde eda edilir:
    1- Dil ile: Nimet vereni anmak, onu övmek ve bu hususta dil ile yapılabilecek şeyi yapmakla olur. Yüce Allah Hz. Muhammed (s.a.s)'e onun vasıtasıyla bütün insanlara bu hususta şöyle seslenmiştir: "Rabbinin nimetine (ihsanına) gelince, onu minnet ve şükranla an" (ed-Duha, 93/11).
    2- Kalp ile: Kalp ile nimeti vereni tanımak ve onu tasdik etmektir.
    3- Fiil ile: Bu da, vücudun bütün organlarıyla olur. Her çeşit nimeti veren Allah'ın emir ve yasakları, vücudun hangi organını ilgilendiriyorsa, o organın, Allah'ın emir ve yasaklarına uygun hareket etmesini sağlamak gerekir.


    Kur'an-ı Kerim'de bu konuda şöyle buyurulmaktadır:
    "Gerçekten İbrãhim, Hakk'a yönelen, Allah'a itaat eden bir önder idi. Allah'a ortak koşanlardan değildi. Allah'ın nimetlerine Şükrediciydi. Çünkü Allah, onu seçmiş ve doğru yola iletmişti" (en-Nahl, 16/120, 121).

    "Onlar Süleyman'a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar (geniş) leğenlerden, sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Dâvud ailesi, şükredin! Kullarımdan şükreden azdır!" (Sebe', 34/13).

    Allah Teâlâ'nın Dâvud ailesine şükredin şeklindeki hitâbı, "Allah'a ibâdet edin, fiil ve hareketlerinizle şükrü yerine getirin" demektir. (ez-Zemahşerî, el-Keşşâf, Mısır 1977, V, 62; Muhammed Ali es-Sabûnî, Safvetu't-Tefâsîr, İstanbul 1987, II 548).

    Yüce Allah Kur'an'da insanı yoktan var ettiğini ve ona çeşitli nimetler verdiğini, dolayısıyla insanın da buna karşı Allah'a şükretmesinin gerektiğini bildirmiştir:
    "Siz hiç bir şey bilmezken Allah, sizi analarınızın karnından çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi" (en-Nahl, 16/78).
    "Biz, büyük baş havyanları da sizin için Allah'ın (dininin) işaretlerinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Şu halde onlar, ayakları üzerine dururken, üzerlerine Allah'ın ismini anınız (ve kurban ediniz). Yan üstü yere düştüklerinde ise, artık (canı çıkmış olacağından) onlardan hem kendiniz yiyin, hem de ihtiyacını gizleyen ve gizlemeyen fakirlere yedirin. İşte bu hayvanları biz şükredesiniz diye sizin istifâdenize verdik" (el-Hac, 22/36).
    Bu ve benzeri bütün nimetlerin şükrü, onları Allah'ın yolunda kullanmak ve onun rızası için münasip yerlere sarfedip değerlendirmektir.
    Şükrün tam karşılığı küfürdür. Zaten Allah Teâlâ imtihan için yaratmıştır. Allah'ın verdiği nimetlere karşı şükreden ve sıkıntılara karşı sabredenlere mükâfat verir. Buna ters hareket edip küfre girenleri de cezalandırır:
    "Gerçekten biz insanı katışık bir nutfeden (erkek ve kadının dölünden) yaratmışızdır. Onu imtihan edelim diye, kendisini işitir ve görür kıldık. Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör. Doğrusu biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık. İyiler ise, kâfir katılmış bir kadehten (cennet şarabını) içerler" (el-İnsan, 76/1-5)
    "Nezdinde o kitaptan ilim bulunan biri: "Ben onu sana, gözünü açıp kapamadan getireceğim" dedi. Süleyman, tahtı yanında duruyor görünce: "Bu, Rabbimin bir lütfudur. Şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim edeceğimi sınamak içindir. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, şüphesiz ki, Rabbim kimsenin şükrüne muhtaç değildir; lütuf ve kerem sahibidir" dedi" (en-Neml, 27/40).
    Bu âyette ifâde edildiği gibi, Yüce Allah'ın, kimsenin şükrüne ihtiyacı yoktur. O'nun ilâhlığı, yüceliği ve hakimiyeti herhangi bir kimsenin şükrü veya küfrü ile ne bir derece yükselir ne de eksilir. O, bizzat kendisi her şeye hakimdir (İbn Kesir, Tefsiru'lKur'ani'l-Azîm, III, 364).
    Bir kudsi hadisde de, bu hususta şöyle buyurulmaktadır:
    "Yüce Allah diyor ki: Ey kullarım! Geçmiş ve gelecek, siz bütün ins ve cinler bir araya gelerek, aranızdaki en muttaki kimsenin kalbi gibi olsanız, sizin bu durumunuz, Benim hakimiyetimi zerre kadar artırmaz. Gene ey kullarım! Geçmiş ve gelecek bütün ins ve cin bir araya toplansanız, aranızdaki en günahkâr birinin kalbi gibi olsanız, benim hakimiyetime en ufak bir noksanlık getiremezsiniz. Ey kullarım! Hakkınızda itibar ettiğim şey, amellerinizdir. Daha sonra siz onlara göre eksiksiz olarak mükafatlandırılacak veyâ cezalandırılacaksınız. Öyleyse kim bir hayır işlemeye muvaffak olursa, bundan dolayı Allah'a şükretsin. Kim de hayrın dışında başka bir şey işlerse, bundan dolayı da kendi nefsini suçlasın!" (Ahmed b. Hanbel, V, 160; Müslim, Birr, 55; Tirmiz, Kıyâm, 48; İbn Mace, Zühd, 30).
    Şükredenlerin mükâfatlandırılacağı, Kur'an'ın başka bir yerinde şöyle haber verilmiştir:
    "Lût'un kavmi de uyarıcı peygamberleri yalanladı. Biz de üstlerine taş (yağdıran bir fırtına) gönderdik. Ancak Lût ailesi müstesna, katımızdan bir nimet olarak onları seher vaktinde kurtardık. Biz şükredeni böyle mükafatlandırırız" (el-Kamer, 54/33).
    Şükür ve küfür noktasında insanların iradesi hür bırakılmıştır. Yüce Allah küfrün kötülüğünü ve şükrün faziletini bildirmiştir:
    "Şükreden, ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden de bilsin ki, Allah müstağnidir, her türlü övgüye layıktır” (Lokman, 31/12).
    Bu âyette belirtildiği gibi, küfreden insanın kötülüğü kendi şahsına ve şükredenin faydası da kendi şahsınadır. Kişinin küfrünün de, şükrünün de karşılığı kendisine döner (İbn Kesir, Tefsiru'l-Kur'ani'l-Azım, III, 444).
    Resulüllah (s.a.s.) da, tam manasıyla imân eden müminlerin, bu imtihanı kazanmış olduklarını, diğer insanlara benzemediklerini, varlıkta da yoklukta da küfürden uzak olduklarını, sabır ve şükür ile hareket ettiklerini bildirmiştir:
    "Müminin durumu hayret vericidir. Her hali kendisi için hayırlıdır. Müminden başkası için böyle bir şey yoktur. Sevindirici bir durumda olduğu zaman, şükreder. Bu, onun için hayırlı olur. Sıkıntılı bir durumda olduğu zaman, sabreder. Bu da onun için hayırlı olur" (Muhammed b. Allan, Delilu'l-Falihn, Mısır 1971, I, 146 vd.).
    Buna göre insanlar, genelde şükreden veya küfredenler olmak üzere iki grupta toplanırlar. Allah ve Resulü, küfürden uzak durup şükür üzere bulunmayı istemişlerdir. Bunu tercih eden imân ehli, dünya ve ahirette kârlı çıkmaktadır. Hadiste göze çarpan diğer bir husus da, şükür ile sabrın içiçe olmasıdır.
    Nureddin TURGAY


  4. 28.Kasım.2011, 18:59
    3
    absinthe
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Kasım.2011
    Üye No: 92069
    Mesaj Sayısı: 3
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 26

    Cevap: Bir nimete kavuşunca Allah şükretmezsek Allah nimetini bizden alırmı?

    nasıl dilerse alır dilerse bırakır ben mutluluk için emek vercem çaba göstercem ve o dilediği için benim emeğimi hiç sayıp mutluluğumu alcak allah adilse böyle bir şey olcağını sanmıyorum


  5. 28.Kasım.2011, 18:59
    3
    absinthe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    nasıl dilerse alır dilerse bırakır ben mutluluk için emek vercem çaba göstercem ve o dilediği için benim emeğimi hiç sayıp mutluluğumu alcak allah adilse böyle bir şey olcağını sanmıyorum


  6. 28.Kasım.2011, 19:20
    4
    nuryolcusu1
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Kasım.2011
    Üye No: 92070
    Mesaj Sayısı: 4
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 26

    Cevap: Bir nimete kavuşunca Allah şükretmezsek Allah nimetini bizden alırmı?

    admin banlamak yerine bir cevap versen bende cevabımı aldıktan sonra kendim gitsem diyorum


  7. 28.Kasım.2011, 19:20
    4
    nuryolcusu1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    admin banlamak yerine bir cevap versen bende cevabımı aldıktan sonra kendim gitsem diyorum


  8. 28.Kasım.2011, 19:43
    5
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Bir nimete kavuşunca Allah şükretmezsek Allah nimetini bizden alırmı?

    Alıntı
    admin banlamak yerine bir cevap versen bende cevabımı aldıktan sonra kendim gitsem diyorum
    Alıntı
    nasıl dilerse alır dilerse bırakır ben mutluluk için emek vercem çaba göstercem ve o dilediği için benim emeğimi hiç sayıp mutluluğumu alcak allah adilse böyle bir şey olcağını sanmıyorum
    Hocamız cevabını vermiş sende yorum yapmışsın
    başka derdin ne =(cevabını aldığına göre artık gidebilirsin



  9. 28.Kasım.2011, 19:43
    5
    Silent and lonely rains
    Alıntı
    admin banlamak yerine bir cevap versen bende cevabımı aldıktan sonra kendim gitsem diyorum
    Alıntı
    nasıl dilerse alır dilerse bırakır ben mutluluk için emek vercem çaba göstercem ve o dilediği için benim emeğimi hiç sayıp mutluluğumu alcak allah adilse böyle bir şey olcağını sanmıyorum
    Hocamız cevabını vermiş sende yorum yapmışsın
    başka derdin ne =(cevabını aldığına göre artık gidebilirsin



  10. 28.Kasım.2011, 20:23
    6
    تقاضا
    öğrenmeye devam..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Haziran.2011
    Üye No: 88127
    Mesaj Sayısı: 167
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 25

    Cevap: Bir nimete kavuşunca Allah şükretmezsek Allah nimetini bizden alırmı?

    nasıl dilerse alır dilerse bırakır ben mutluluk için emek vercem çaba göstercem ve o dilediği için benim emeğimi hiç sayıp mutluluğumu alcak allah adilse böyle bir şey olcağını sanmıyorum

    Her şeyi yaratan kim ? ALLAH .
    Bunca nimeti sana veren kim ? ALLAH .
    Bütün bunları o sana verirken sorun yok alırken mi sorun olacak ?

    Sen kime hesap soruyorsun (HAŞA)..
    Önce doğru düzgün konuş ..
    Alıntı :nasıl dilerse alır dilerse bırakır ben mutluluk için emek vercem çaba göstercem ve o dilediği için benim emeğimi hiç sayıp mutluluğumu alcak

    Bu ne demek ya ! Allah herşeyi yaratan Rabb'dir. Ve isterse seni şuan helak eder , isterse doğru yola döndürür. Sana gözü kulağı veren de , tüm kainatı yaratan da ALLAH ..
    Dilerse alır dilerse bırakır . (Herşeyin en iyisini ALLAH (c.c) bilir.)


  11. 28.Kasım.2011, 20:23
    6
    öğrenmeye devam..
    nasıl dilerse alır dilerse bırakır ben mutluluk için emek vercem çaba göstercem ve o dilediği için benim emeğimi hiç sayıp mutluluğumu alcak allah adilse böyle bir şey olcağını sanmıyorum

    Her şeyi yaratan kim ? ALLAH .
    Bunca nimeti sana veren kim ? ALLAH .
    Bütün bunları o sana verirken sorun yok alırken mi sorun olacak ?

    Sen kime hesap soruyorsun (HAŞA)..
    Önce doğru düzgün konuş ..
    Alıntı :nasıl dilerse alır dilerse bırakır ben mutluluk için emek vercem çaba göstercem ve o dilediği için benim emeğimi hiç sayıp mutluluğumu alcak

    Bu ne demek ya ! Allah herşeyi yaratan Rabb'dir. Ve isterse seni şuan helak eder , isterse doğru yola döndürür. Sana gözü kulağı veren de , tüm kainatı yaratan da ALLAH ..
    Dilerse alır dilerse bırakır . (Herşeyin en iyisini ALLAH (c.c) bilir.)


  12. 28.Kasım.2011, 20:40
    7
    gokhanx1
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Kasım.2011
    Üye No: 92075
    Mesaj Sayısı: 2
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 28

    Cevap: Bir nimete kavuşunca Allah şükretmezsek Allah nimetini bizden alırmı?

    Allah bize hep sabırlı olmayı nasip etsin İnşallah.
    Bizi kötülüklerden korusun.
    Bizi (herkesi) kötülüklerden korusun. = Düşünceli olmayı nasip etsin İnşallah.


  13. 28.Kasım.2011, 20:40
    7
    gokhanx1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Allah bize hep sabırlı olmayı nasip etsin İnşallah.
    Bizi kötülüklerden korusun.
    Bizi (herkesi) kötülüklerden korusun. = Düşünceli olmayı nasip etsin İnşallah.


  14. 29.Kasım.2011, 09:21
    8
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    Cevap: Bir nimete kavuşunca Allah şükretmezsek Allah nimetini bizden alırmı?

    Alıntı
    nasıl dilerse alır dilerse bırakır ben mutluluk için emek vercem çaba göstercem ve o dilediği için benim emeğimi hiç sayıp mutluluğumu alcak allah adilse böyle bir şey olcağını sanmıyorum
    Alıntı
    admin banlamak yerine bir cevap versen bende cevabımı aldıktan sonra kendim gitsem diyorum
    Dua et banlamış sadece. Senin gibi Allahın (cc) adaletinden şüphe edeni toprağın altına göndermek lazım.


  15. 29.Kasım.2011, 09:21
    8
    Özel Üye
    Alıntı
    nasıl dilerse alır dilerse bırakır ben mutluluk için emek vercem çaba göstercem ve o dilediği için benim emeğimi hiç sayıp mutluluğumu alcak allah adilse böyle bir şey olcağını sanmıyorum
    Alıntı
    admin banlamak yerine bir cevap versen bende cevabımı aldıktan sonra kendim gitsem diyorum
    Dua et banlamış sadece. Senin gibi Allahın (cc) adaletinden şüphe edeni toprağın altına göndermek lazım.


  16. 29.Kasım.2011, 12:07
    9
    bygantar
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Ağustos.2011
    Üye No: 89930
    Mesaj Sayısı: 25
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 37

    Cevap: Bir nimete kavuşunca Allah şükretmezsek Allah nimetini bizden alırmı?

    “Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu yapar ve onu hiç beklemediği bir yerden rızıklandırır.”
    (Talâk 2, 3) düşünen insan için Daha ne olsun ???

    Belki farkında değil o şahıs ama oda Allahın kulu; biliyoruz ki burası kabul edlsede edilmesede bir sınav yeri kimse dilediği gibi yaşayamaz. Rabbimzi bizi canlarımzla mallarımızla sevdiklerimizle sınar. Rabbim hakkımızda ölümün bile hayırlısını nasip etsin inşallah. ilgili şahıs Fatiha süresinin meailini bir oku bu allahın hükmü kelamıdır. Rabbimiz buyuyor Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. (Zariyat 56) Düşünen insan için açıkca görülüyor ki cinlerin ve insanların yaradılış gayesi belidir.

    Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkar edenlerin haline! (Zariyat 60)

    Biz kullarına düşen rabbimizin rızasını kazanmaya gayret göstermektir. bunuda dilimizde kalbimizle fiilerimizle cürümümüz kadar yerine getirmeliyiz hoş ömür boyu secdede kalsak bile Rabbimize yeteri kadar şükrümüzü gösteremeyiz ya Acziyetimiz kadarını olsun yapmalıyız..


  17. 29.Kasım.2011, 12:07
    9
    bygantar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    “Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu yapar ve onu hiç beklemediği bir yerden rızıklandırır.”
    (Talâk 2, 3) düşünen insan için Daha ne olsun ???

    Belki farkında değil o şahıs ama oda Allahın kulu; biliyoruz ki burası kabul edlsede edilmesede bir sınav yeri kimse dilediği gibi yaşayamaz. Rabbimzi bizi canlarımzla mallarımızla sevdiklerimizle sınar. Rabbim hakkımızda ölümün bile hayırlısını nasip etsin inşallah. ilgili şahıs Fatiha süresinin meailini bir oku bu allahın hükmü kelamıdır. Rabbimiz buyuyor Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. (Zariyat 56) Düşünen insan için açıkca görülüyor ki cinlerin ve insanların yaradılış gayesi belidir.

    Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o inkar edenlerin haline! (Zariyat 60)

    Biz kullarına düşen rabbimizin rızasını kazanmaya gayret göstermektir. bunuda dilimizde kalbimizle fiilerimizle cürümümüz kadar yerine getirmeliyiz hoş ömür boyu secdede kalsak bile Rabbimize yeteri kadar şükrümüzü gösteremeyiz ya Acziyetimiz kadarını olsun yapmalıyız..


  18. 29.Kasım.2011, 12:47
    10
    Ferhat1991
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Eylül.2009
    Üye No: 58064
    Mesaj Sayısı: 704
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 26
    dilerse alıcağını bende biliyorum ama ALLAH bize mutluluk yaşatmak için önce acı çektiriyor ki bana acı çektirdi gerektiği kadar eskiden isyan ederdim ama şimdi o kadar acı çekmeseydim şimdi böyle olgun olmazdım ama şimdi mutluyum ama benim sorum şu bana mutluluk için acı çektirdiği için ben şükretsemde şükretmesemde bu mutluluğu benden almaz çünkü adil olduğu için böyle bir şey yapcağını düşünmüyorum çünkü bana çektirdiği acıyı hiçe sayıcak deil ve ben mutlu olmak için kendi beynimle emek verdim emeğimi hiçe sayıp mutluluğumu alcağını hiç sanmıyorum ben

    not: dilerse alır dilerse bırakır diyorsunuz peki benim mutlu olmak için verdiğim emeğide boşa sayar görmez yani öylemi (haşa) ben mantıklı düşünün biraz
    ayrıcada ben kafir değilim sadece seçimimi bu dünyadan yana yaptım

    allahın adaletinden şüphe fln etmiyorum aksine adil olduğunu düşündüğüm için böyle konuşuyorum ama anlatamıyorum yada anlamıyorsunuz


  19. 29.Kasım.2011, 12:47
    10
    Ferhat1991 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    dilerse alıcağını bende biliyorum ama ALLAH bize mutluluk yaşatmak için önce acı çektiriyor ki bana acı çektirdi gerektiği kadar eskiden isyan ederdim ama şimdi o kadar acı çekmeseydim şimdi böyle olgun olmazdım ama şimdi mutluyum ama benim sorum şu bana mutluluk için acı çektirdiği için ben şükretsemde şükretmesemde bu mutluluğu benden almaz çünkü adil olduğu için böyle bir şey yapcağını düşünmüyorum çünkü bana çektirdiği acıyı hiçe sayıcak deil ve ben mutlu olmak için kendi beynimle emek verdim emeğimi hiçe sayıp mutluluğumu alcağını hiç sanmıyorum ben

    not: dilerse alır dilerse bırakır diyorsunuz peki benim mutlu olmak için verdiğim emeğide boşa sayar görmez yani öylemi (haşa) ben mantıklı düşünün biraz
    ayrıcada ben kafir değilim sadece seçimimi bu dünyadan yana yaptım

    allahın adaletinden şüphe fln etmiyorum aksine adil olduğunu düşündüğüm için böyle konuşuyorum ama anlatamıyorum yada anlamıyorsunuz


  20. 29.Kasım.2011, 12:56
    11
    konya442
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ekim.2010
    Üye No: 80028
    Mesaj Sayısı: 646
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Bir nimete kavuşunca Allah şükretmezsek Allah nimetini bizden alırmı?

    dünyayi sectin derken ?


  21. 29.Kasım.2011, 12:56
    11
    Emekli
    dünyayi sectin derken ?


  22. 29.Kasım.2011, 12:56
    12
    Ferhat1991
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Eylül.2009
    Üye No: 58064
    Mesaj Sayısı: 704
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 26

    Cevap: Bir nimete kavuşunca Allah şükretmezsek Allah nimetini bizden alırmı?

    2 seçenek sunarlar insana ya ahiret yada dünya ben ise burayı seçtim


  23. 29.Kasım.2011, 12:56
    12
    Ferhat1991 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    2 seçenek sunarlar insana ya ahiret yada dünya ben ise burayı seçtim





+ Yorum Gönder
Git 12 Son