Konusunu Oylayın.: İlim bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı. sözü ne demektir?

5 üzerinden 4.67 | Toplam : 3 kişi
İlim bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı. sözü ne demektir?
  1. 19.Kasım.2011, 21:39
    1
    Biskivi
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Şubat.2007
    Üye No: 45
    Mesaj Sayısı: 35
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 32

    İlim bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı. sözü ne demektir?






    İlim bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı. sözü ne demektir? Mumsema "İlim bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı." sözü ne demektir?


  2. 19.Kasım.2011, 21:39
    1
    Biskivi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



  3. 19.Kasım.2011, 22:27
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: "İlim bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı." sözü ne demektir?




    Bu sözü Hz. Ali (ra)’e de isnat edenler vardır. Sıhhatini Allah bilir. Bu aslında söyleyenin niyetine göre şekilleneceği için hayli kapalıdır. Fakat bunu şöyle anlamak da mümkündür:

    Her konunun asıl bir maksadı vardır, bir hedefi vardır, bir anlamı vardır. Konunun aslını bilen kimsenin nazarında, onun ilmi bir nokta gibi tek bir husustur. Fakat onun gerçek mahiyetini bilmeyenler, değişik yorumlar yaparak, o noktayı genişletirler. Söz gelimi, bir şair, bir beytinde söylediği hakikat, onun için bir noktadan ibarettir. Fakat onun gerçek maksadını bilmeyenler, çeşitli yorumlarla onun zenginleştirirler.

    Ancak öyle veciz sözler vardır ki, ilmin bir çok noktalarını birden ihtiva ederler. Bir nokta olan çekirdeğe koca çam ağacını koymak gibi. Özellikle Kur’an ve hadislerde çok veciz ifadelerle pek çok hakikate işaret edilmiştir. Bu hakikatlerin değişik yönlerini görenler değil, onları bir tek noktaya hapsedenler cahil vasfını kazanırlar.

    S.İslamiyet


  4. 19.Kasım.2011, 22:27
    2
    Silent and lonely rains



    Bu sözü Hz. Ali (ra)’e de isnat edenler vardır. Sıhhatini Allah bilir. Bu aslında söyleyenin niyetine göre şekilleneceği için hayli kapalıdır. Fakat bunu şöyle anlamak da mümkündür:

    Her konunun asıl bir maksadı vardır, bir hedefi vardır, bir anlamı vardır. Konunun aslını bilen kimsenin nazarında, onun ilmi bir nokta gibi tek bir husustur. Fakat onun gerçek mahiyetini bilmeyenler, değişik yorumlar yaparak, o noktayı genişletirler. Söz gelimi, bir şair, bir beytinde söylediği hakikat, onun için bir noktadan ibarettir. Fakat onun gerçek maksadını bilmeyenler, çeşitli yorumlarla onun zenginleştirirler.

    Ancak öyle veciz sözler vardır ki, ilmin bir çok noktalarını birden ihtiva ederler. Bir nokta olan çekirdeğe koca çam ağacını koymak gibi. Özellikle Kur’an ve hadislerde çok veciz ifadelerle pek çok hakikate işaret edilmiştir. Bu hakikatlerin değişik yönlerini görenler değil, onları bir tek noktaya hapsedenler cahil vasfını kazanırlar.

    S.İslamiyet


  5. 04.Şubat.2012, 01:09
    3
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: "İlim bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı." sözü ne demektir?

    5 Maide 101 "Ey iman edenler, eğer size açıklanırsa ve siz onları Kur'ân nazil olurken sorup da hükmü kendinize açıklandığında fenanıza gidecek şeyleri sormayın. Allah o şeyleri atfetmiştir. Allah Ğafur ve Halimdir"

    Çok soru sormak yerilmiştir.
    Bunun delili, konuyla ilgili pek çok sayıda bulunan âyet, hadis ve selef-i salibinin sözleridir. Bu meyanda olmak üzere Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: "Ey inananlar! Açıklanırsa hoşunuza gitme-yecek olan şeyleri[8]sormayın...[9] Hadiste de şöyle anlatılmaktadır: "Oraya yol bulabilen insanların o evi haccetmesi, Allah'ın in-sanlar üzerinde bir hakkıdır"[10] âyeti indiği zaman bir adam[11]
    "Her sene mi yâ Rasûlallah!" diye sordu. Rasûlallah yüzü-nü çevirdi. Adam: "Her sene mi yâ Rasûlallah!" diye üç defa tekrar-ladı. Rasûlullah hepsinde de duymamazlıktan geldi. Dör-dünce defasında: "Canım elinde olana yemin ederim ki, eğer (Evet) deseydim, o size vacip olurdu; eğer vacip olsaydı o zaman da ona güç yetiremezdiniz. Onu yerine getiremediğiniz zaman da küfranda bulunmuş olurdunuz. Ben sizi bıraktığım sürece, siz de beni rahat bırakın" buyurdu.[12]
    İşte "Ey inananlar! Açıklanırsa hoşunuza git-meyecek olan şeyleri sormayın[13]âyeti bu gibi durumlar hak-kında indi.[14]Rasûlullah çok soru sormayı sevmez ve kı-nar, bunu yasaklardı. Hakkında bir hüküm inmemiş[15] konular-da[16] soru sorulmasından hoşlanmazdı. Şöyle buyurmuştur: "Şüp-hesiz ki Allah Teâlâ (bazı şeyleri) farz kılmıştır, onları terketmeyiniz; bazı sınırlar koymuştur, onları çiğneyip geçmeyiniz; bazı şeyle-ri haram kılmıştır, onları irtikâp etmeyiniz; bazı şeyleri de, unuttu-ğundan dolayı değil, yalnızca size merhametinden dolayı sükût geç-miştir, onların da hükmünü araştırmayınız"[17]
    İbn Abbâs şöyle demiştir: "Hz. Muhammed'in ashabından daha hayırlı bir kavim görmedim. Rasûlullah vefat edinceye ka-dar sadece on üç mesele hakkında soru sormuşlardır ki onların hep-si de Kur'ân'da yer almıştır. "Sana hayız hakkında sorarlar..[18] "Sana yetimler hakkında sorarlar.[19] "Sana haram ayı soruyor-lar..[20] Onlar sadece kendilerine yararı olan şeyler hakkında so-rarlardı" O bu sözüyle onların genelde takındıkları tutumun böyle olduğunu söylemek istemektedir. Rasûlullah Şöyle buyur-muştur: "En büyük cürüm işleyen insan, haram olmayan birşey hakkında soru soran ve bu sorusu yüzünden o şeyin haram kılın-masına sebep olan kimsedir."[21] ' "Ben sizi terkettikçe, siz de benim üstüme gelmeyiniz. Şüphesiz kif sizden Önceki kavimler, mutlaka peygamberlerine fazla soru sormalarından dolayı helak olmuşlar-dır.[22]

    İsrâîloğulları'nm bir inek boğazlamakla[28] emredilmiş olmala-rıyla ilgili kıssa da böyledir. İbn Abbâs'tan rivayete göre onlar herhangi bir inek boğazlamakla emri yerine getirme imkânına sahipti-ler. Ancak onlar yönelttikleri sorularla ifrata gittiler, Allah da zor-laştırdıkça zorlaştırdı. Sonunda güçlükle boğazladılar, "Nerdeyse de yapmayacaklardı."



    [8] "Şeyler"den maksat, herhangi bir yarar içermeyen, ağır yükümlülükler getirebilen, rezil ve rüsvay olmalarına sebebiyet verecek gizli sırlar, kötü şeylerdir. İkincisi (sırların ifşası) açıktır. Birincisine gelince, mükellef ol-madıkları halde ağır şeyler hakkında ikide bir sual etmek, büyüğe karşı edepsizlik sayılacağından ceza olarak o şeyle yükümlü kılınmaları gibi bir sonuca sebebiyet verebilir. Bu durumda kulların yapması gereken şey, bu gibi şeyleri herşeyden haberdar olan Allah'a ve O'nun Rasûlüne bırak-mak, işi onlara havale etmektir. Nitekim hac hadisinden anlaşılan da bu-dur. Gerçi bizim şeriatımızda bu gibi bir ceza yoktur; ama olsun. Yine de öyle olur olmaz soruları sormamak gerekir.
    [9] Mâide 5/101.
    [10] Âl-i İmrân 3/97.
    [11] el-Akra' b. Habis.
    [12] Müslim, Hacc, 412.
    [13] Mâide 5/101.
    [14] Bizzat bu olay hakkında indiği söylenmiştir. Daha yakın olanı da budur. Rasûlullah (s.a.) hutbe irad ederken soru sorulmasında ısrar etmeleri üze-rine indiği de söylenmiştir.
    [15] Bu kayıt da, çok soru sormadan hoşlanmamasının mutlak anlamda olma-dığını göstermektedir.
    [16] Yani haramlığı ya da helâlliği konusunda bir açıklama getirilmeyen,sükût geçilmiş konularda. (Ç)
    [17] Beyhakî, 10/13 ; Müstedrek, 2/122, Kenzul-ummâl, 980, 981.
    [18] Bakara 2/222.
    [19] Bakara 2/220.
    [20] Bakara 2/217.
    [21] Ebû Dâvûd, Sünne, 6 .
    [22] Neseî, Hac, 1 ; Ahmed, 2/247 .


  6. 04.Şubat.2012, 01:09
    3
    âb ü kil
    5 Maide 101 "Ey iman edenler, eğer size açıklanırsa ve siz onları Kur'ân nazil olurken sorup da hükmü kendinize açıklandığında fenanıza gidecek şeyleri sormayın. Allah o şeyleri atfetmiştir. Allah Ğafur ve Halimdir"

    Çok soru sormak yerilmiştir.
    Bunun delili, konuyla ilgili pek çok sayıda bulunan âyet, hadis ve selef-i salibinin sözleridir. Bu meyanda olmak üzere Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: "Ey inananlar! Açıklanırsa hoşunuza gitme-yecek olan şeyleri[8]sormayın...[9] Hadiste de şöyle anlatılmaktadır: "Oraya yol bulabilen insanların o evi haccetmesi, Allah'ın in-sanlar üzerinde bir hakkıdır"[10] âyeti indiği zaman bir adam[11]
    "Her sene mi yâ Rasûlallah!" diye sordu. Rasûlallah yüzü-nü çevirdi. Adam: "Her sene mi yâ Rasûlallah!" diye üç defa tekrar-ladı. Rasûlullah hepsinde de duymamazlıktan geldi. Dör-dünce defasında: "Canım elinde olana yemin ederim ki, eğer (Evet) deseydim, o size vacip olurdu; eğer vacip olsaydı o zaman da ona güç yetiremezdiniz. Onu yerine getiremediğiniz zaman da küfranda bulunmuş olurdunuz. Ben sizi bıraktığım sürece, siz de beni rahat bırakın" buyurdu.[12]
    İşte "Ey inananlar! Açıklanırsa hoşunuza git-meyecek olan şeyleri sormayın[13]âyeti bu gibi durumlar hak-kında indi.[14]Rasûlullah çok soru sormayı sevmez ve kı-nar, bunu yasaklardı. Hakkında bir hüküm inmemiş[15] konular-da[16] soru sorulmasından hoşlanmazdı. Şöyle buyurmuştur: "Şüp-hesiz ki Allah Teâlâ (bazı şeyleri) farz kılmıştır, onları terketmeyiniz; bazı sınırlar koymuştur, onları çiğneyip geçmeyiniz; bazı şeyle-ri haram kılmıştır, onları irtikâp etmeyiniz; bazı şeyleri de, unuttu-ğundan dolayı değil, yalnızca size merhametinden dolayı sükût geç-miştir, onların da hükmünü araştırmayınız"[17]
    İbn Abbâs şöyle demiştir: "Hz. Muhammed'in ashabından daha hayırlı bir kavim görmedim. Rasûlullah vefat edinceye ka-dar sadece on üç mesele hakkında soru sormuşlardır ki onların hep-si de Kur'ân'da yer almıştır. "Sana hayız hakkında sorarlar..[18] "Sana yetimler hakkında sorarlar.[19] "Sana haram ayı soruyor-lar..[20] Onlar sadece kendilerine yararı olan şeyler hakkında so-rarlardı" O bu sözüyle onların genelde takındıkları tutumun böyle olduğunu söylemek istemektedir. Rasûlullah Şöyle buyur-muştur: "En büyük cürüm işleyen insan, haram olmayan birşey hakkında soru soran ve bu sorusu yüzünden o şeyin haram kılın-masına sebep olan kimsedir."[21] ' "Ben sizi terkettikçe, siz de benim üstüme gelmeyiniz. Şüphesiz kif sizden Önceki kavimler, mutlaka peygamberlerine fazla soru sormalarından dolayı helak olmuşlar-dır.[22]

    İsrâîloğulları'nm bir inek boğazlamakla[28] emredilmiş olmala-rıyla ilgili kıssa da böyledir. İbn Abbâs'tan rivayete göre onlar herhangi bir inek boğazlamakla emri yerine getirme imkânına sahipti-ler. Ancak onlar yönelttikleri sorularla ifrata gittiler, Allah da zor-laştırdıkça zorlaştırdı. Sonunda güçlükle boğazladılar, "Nerdeyse de yapmayacaklardı."



    [8] "Şeyler"den maksat, herhangi bir yarar içermeyen, ağır yükümlülükler getirebilen, rezil ve rüsvay olmalarına sebebiyet verecek gizli sırlar, kötü şeylerdir. İkincisi (sırların ifşası) açıktır. Birincisine gelince, mükellef ol-madıkları halde ağır şeyler hakkında ikide bir sual etmek, büyüğe karşı edepsizlik sayılacağından ceza olarak o şeyle yükümlü kılınmaları gibi bir sonuca sebebiyet verebilir. Bu durumda kulların yapması gereken şey, bu gibi şeyleri herşeyden haberdar olan Allah'a ve O'nun Rasûlüne bırak-mak, işi onlara havale etmektir. Nitekim hac hadisinden anlaşılan da bu-dur. Gerçi bizim şeriatımızda bu gibi bir ceza yoktur; ama olsun. Yine de öyle olur olmaz soruları sormamak gerekir.
    [9] Mâide 5/101.
    [10] Âl-i İmrân 3/97.
    [11] el-Akra' b. Habis.
    [12] Müslim, Hacc, 412.
    [13] Mâide 5/101.
    [14] Bizzat bu olay hakkında indiği söylenmiştir. Daha yakın olanı da budur. Rasûlullah (s.a.) hutbe irad ederken soru sorulmasında ısrar etmeleri üze-rine indiği de söylenmiştir.
    [15] Bu kayıt da, çok soru sormadan hoşlanmamasının mutlak anlamda olma-dığını göstermektedir.
    [16] Yani haramlığı ya da helâlliği konusunda bir açıklama getirilmeyen,sükût geçilmiş konularda. (Ç)
    [17] Beyhakî, 10/13 ; Müstedrek, 2/122, Kenzul-ummâl, 980, 981.
    [18] Bakara 2/222.
    [19] Bakara 2/220.
    [20] Bakara 2/217.
    [21] Ebû Dâvûd, Sünne, 6 .
    [22] Neseî, Hac, 1 ; Ahmed, 2/247 .





+ Yorum Gönder