Konusunu Oylayın.: Duhan nedir? Duhanın anlamı nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Duhan nedir? Duhanın anlamı nedir?
  1. 19.Kasım.2011, 12:17
    1
    sorularla islam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Şubat.2009
    Üye No: 46770
    Mesaj Sayısı: 467
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Duhan nedir? Duhanın anlamı nedir?

  2. 19.Kasım.2011, 20:03
    2
    maydın
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Mayıs.2007
    Üye No: 761
    Mesaj Sayısı: 1,165
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 13
    Bulunduğu yer: iskenderun

    Cevap: Duhan nedir? Duhanın anlamı nedir?




    Duhan Suresi 10-12. ayetlerin mealleri:

    "Göğün bütün insanları kuşatan belirgin bir dumana bürüneceği günü bekle. Bu acı veren bir azaptır. "Rabbimiz, üzerimizden azabı kaldır, bizler artık inanmaktayız." (diyecekler)."

    Ayetlerin açıklaması:

    O halde bekle gözle. İşte buradan inzar (uyarı) başlıyor, artık gözet. o gün ki sema apaçık bir duman ile gelecek insanları saracaktır.

    DUHAN-I MÜBİN, aşikara, apaçık bir duman demektir. Bu duman hakkında iki tefsir rivayet olunmaktadır.

    Birisi İbnü Mes'ud Hazretlerinden rivayet olunduğuna göre şiddetli açlık ve kıtlık seneleridir. Çünkü çok aç olan kimseye gerek gözlerinin zayıflığından ve gerek çok kuraklık ve kıtlık senelerinde havanın fenalığından sema (gökyüzü) dumanlı görünür.

    Bir de Araplar, gelmesi çok kuvvetle muhtemel olan şerre "Duhan" derler. Nitekim "dumanlı hava" deyimini biz de kullanırız. Olay şudur: Kureyş Resulullah (s.a.v.)'e isyanda ileri gitmek isteyince aleyhlerine şöyle dua etti:

    "Allah'ım! Mudar kabilesine karşı cezanı şiddetlendir ve onlara Yusuf'un seneleri gibi seneler göster." Yani, Yusuf'un seneleri gibi kıtlık seneleriyle sıkıntıya uğramalarını niyaz etti. Bunun üzerine onları bir kıtlık yakaladı, hatta cife, kemik, ilhiz yediler. Kişi yer ile gök arasını duman görüyordu. Söyleyenin sesini işitir dumandan kendisini görmezdi. Buyurulduğu gibi insanları sarmıştı.

    Bu acı veren bir azab, diyorlardı. Ebu Süfyan bir kaç kişi ile Peygamber (asv)'e geldi. Allahuteâlâ'ya ve rahime (kan akrabalığına) and verdiler. Eğer dua eder de bu hali üzerlerinden savarsa iman edeceklerine söz verdiler. "Ya Rabbi bizden azabı gider, biz müminiz yani bu azabı giderirsen iman edeceğiz." demeleri de budur.

    İkinci tefsirde ise Hz. Ali (ra)'den şöyle nakledilmiştir:

    Kıyametten önce gökten gelecek bir dumandır. Kâfirlerin kulaklarına girecek ta ki her birinin başı püryan olmuş (sarhoş olmuş) başı dönecek, mümine de ondan zükam (nezle) gibi bir hal gelecek ve bütün yeryüzü içinde ocak yakılmış, fakat deliği yok bir eve dönecek.

    Huzeyfe İbnü'l-Yeman'dan rivayet olunduğuna göre Resulullah (asv) buyurmuştur ki:

    "Alametlerin ilki Duhan, ve Meryem oğlu İsâ'nın inmesi, Aden'in derinliklerinden çıkacak olan bir ateştir ki insanları mahşere sevk edecektir." Huzeyfe: "Ya Resulullah o duhan nedir" demiş, Resulullah, "O semanın açık bir duman ile geleceği günü ki insanları saracaktır." (Duhan,44/10,11) diye okuyup buyurmuştur ki, "Doğu ile batı arasını dolduracak, kırk gün kırk gece duracak, mümin zükam (nezle) gibi olacak, kâfire sarhoş gibi burnundan kulağından girip aşağısından çıkacak."

    Fahruddin Râzî İbnü Abbas'tan meşhur kavlin bu olduğunu söyler. Gerçi "Duhan-ı mübîn" deyimi buna, sözün akışı da öncekine daha uygundur. Çünkü Resulullah (asv)'ın hayatında olduğunu üstü kapalı olarak hissettirmektedir. (bk. Elmalılı ve Taberi ilgili ayetlerin tefsiri.)

    Kıyamet alametlerinden mehdi ve deccal gibi şahıslardan her asrın da hissesi bulunacaktır. Her asrın deccalları olduğu gibi, mehdîleri de vardır. Kıyamet alametleirnden duhan için de aynı durum söz konusudur. Her asrın bu ayetlerden hissesi olacaktır.

    Deccal, Mehdî gibi kimselerin gizli tutulmalarının bir hikmeti de hakla bâtıl mücadelesinde her asırda, herkesin kendi safında yerini alması içindir. Bilindiği gibi hakla bâtılın mücadelesi Hz. Âdem (as) ile birlikte başlamış, Kıyamete kadar da devam edecektir. Geçmiş çağların nemrudları, firavunları, Ebû Cehilleri vardı ve bunların herbiri birer deccaldı. Her asrın da kendine göre deccalları vardır. Âhir zamanın Deccalı ise en büyüğüdür.

    Peygamberimiz (a.s.m.), "Otuz kadar deccal gelmedikçe Kıyamet kopmaz." (Buharî, Fiten: 25; Menakıb: 25; Müslim, Fiten, 84; Ebû Davud, Fiten: 1.) buyurarak her asrı bu uyanıklığa sevk etmek istemiştir.


  3. 19.Kasım.2011, 20:03
    2
    Özel Üye



    Duhan Suresi 10-12. ayetlerin mealleri:

    "Göğün bütün insanları kuşatan belirgin bir dumana bürüneceği günü bekle. Bu acı veren bir azaptır. "Rabbimiz, üzerimizden azabı kaldır, bizler artık inanmaktayız." (diyecekler)."

    Ayetlerin açıklaması:

    O halde bekle gözle. İşte buradan inzar (uyarı) başlıyor, artık gözet. o gün ki sema apaçık bir duman ile gelecek insanları saracaktır.

    DUHAN-I MÜBİN, aşikara, apaçık bir duman demektir. Bu duman hakkında iki tefsir rivayet olunmaktadır.

    Birisi İbnü Mes'ud Hazretlerinden rivayet olunduğuna göre şiddetli açlık ve kıtlık seneleridir. Çünkü çok aç olan kimseye gerek gözlerinin zayıflığından ve gerek çok kuraklık ve kıtlık senelerinde havanın fenalığından sema (gökyüzü) dumanlı görünür.

    Bir de Araplar, gelmesi çok kuvvetle muhtemel olan şerre "Duhan" derler. Nitekim "dumanlı hava" deyimini biz de kullanırız. Olay şudur: Kureyş Resulullah (s.a.v.)'e isyanda ileri gitmek isteyince aleyhlerine şöyle dua etti:

    "Allah'ım! Mudar kabilesine karşı cezanı şiddetlendir ve onlara Yusuf'un seneleri gibi seneler göster." Yani, Yusuf'un seneleri gibi kıtlık seneleriyle sıkıntıya uğramalarını niyaz etti. Bunun üzerine onları bir kıtlık yakaladı, hatta cife, kemik, ilhiz yediler. Kişi yer ile gök arasını duman görüyordu. Söyleyenin sesini işitir dumandan kendisini görmezdi. Buyurulduğu gibi insanları sarmıştı.

    Bu acı veren bir azab, diyorlardı. Ebu Süfyan bir kaç kişi ile Peygamber (asv)'e geldi. Allahuteâlâ'ya ve rahime (kan akrabalığına) and verdiler. Eğer dua eder de bu hali üzerlerinden savarsa iman edeceklerine söz verdiler. "Ya Rabbi bizden azabı gider, biz müminiz yani bu azabı giderirsen iman edeceğiz." demeleri de budur.

    İkinci tefsirde ise Hz. Ali (ra)'den şöyle nakledilmiştir:

    Kıyametten önce gökten gelecek bir dumandır. Kâfirlerin kulaklarına girecek ta ki her birinin başı püryan olmuş (sarhoş olmuş) başı dönecek, mümine de ondan zükam (nezle) gibi bir hal gelecek ve bütün yeryüzü içinde ocak yakılmış, fakat deliği yok bir eve dönecek.

    Huzeyfe İbnü'l-Yeman'dan rivayet olunduğuna göre Resulullah (asv) buyurmuştur ki:

    "Alametlerin ilki Duhan, ve Meryem oğlu İsâ'nın inmesi, Aden'in derinliklerinden çıkacak olan bir ateştir ki insanları mahşere sevk edecektir." Huzeyfe: "Ya Resulullah o duhan nedir" demiş, Resulullah, "O semanın açık bir duman ile geleceği günü ki insanları saracaktır." (Duhan,44/10,11) diye okuyup buyurmuştur ki, "Doğu ile batı arasını dolduracak, kırk gün kırk gece duracak, mümin zükam (nezle) gibi olacak, kâfire sarhoş gibi burnundan kulağından girip aşağısından çıkacak."

    Fahruddin Râzî İbnü Abbas'tan meşhur kavlin bu olduğunu söyler. Gerçi "Duhan-ı mübîn" deyimi buna, sözün akışı da öncekine daha uygundur. Çünkü Resulullah (asv)'ın hayatında olduğunu üstü kapalı olarak hissettirmektedir. (bk. Elmalılı ve Taberi ilgili ayetlerin tefsiri.)

    Kıyamet alametlerinden mehdi ve deccal gibi şahıslardan her asrın da hissesi bulunacaktır. Her asrın deccalları olduğu gibi, mehdîleri de vardır. Kıyamet alametleirnden duhan için de aynı durum söz konusudur. Her asrın bu ayetlerden hissesi olacaktır.

    Deccal, Mehdî gibi kimselerin gizli tutulmalarının bir hikmeti de hakla bâtıl mücadelesinde her asırda, herkesin kendi safında yerini alması içindir. Bilindiği gibi hakla bâtılın mücadelesi Hz. Âdem (as) ile birlikte başlamış, Kıyamete kadar da devam edecektir. Geçmiş çağların nemrudları, firavunları, Ebû Cehilleri vardı ve bunların herbiri birer deccaldı. Her asrın da kendine göre deccalları vardır. Âhir zamanın Deccalı ise en büyüğüdür.

    Peygamberimiz (a.s.m.), "Otuz kadar deccal gelmedikçe Kıyamet kopmaz." (Buharî, Fiten: 25; Menakıb: 25; Müslim, Fiten, 84; Ebû Davud, Fiten: 1.) buyurarak her asrı bu uyanıklığa sevk etmek istemiştir.





+ Yorum Gönder