Konusunu Oylayın.: Metod/Usul açısından Şafii ile Hanefi arsındaki fark nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Metod/Usul açısından Şafii ile Hanefi arsındaki fark nedir?
  1. 19.Kasım.2011, 01:33
    1
    sorularla islam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Şubat.2009
    Üye No: 46770
    Mesaj Sayısı: 467
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Metod/Usul açısından Şafii ile Hanefi arsındaki fark nedir?






    Metod/Usul açısından Şafii ile Hanefi arsındaki fark nedir? Mumsema Metod açısından Şafii ile Hnefi arsındaki fark nedir?


  2. 19.Kasım.2011, 01:33
    1
    Devamlı Üye
  3. 12.Aralık.2011, 23:35
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Metod/Usul açısından Şafii ile Hanefi arsındaki fark nedir?




    Metod açısından Şafii ile Hnefi arsındaki fark

    Hanefi Ekolü

    Şafii Ekolü



  4. 12.Aralık.2011, 23:35
    2
    Administrator



    Metod açısından Şafii ile Hnefi arsındaki fark

    Hanefi Ekolü

    Şafii Ekolü



  5. 30.Aralık.2012, 17:21
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Metod/Usul açısından Şafii ile Hanefi arsındaki fark nedir?

    Hanefi Ekolü

    a) Irak-Kufe ekolünün en güçlü ismi Hanife’nin asıl ismi, Numan b Sabit’tir Kufe’de 80/699 yılında doğmuş ve 150/767 yılında Bağdad’da vefat etmiştir
    Ebu Hanife’nin ailesi ticaretle, özellikle ipekli kumaş alım-satımıyla uğraşıyordu Kendisi de hem gençliğinde hem de hocalık yıllarında bu işi sürdürmüştür İşte Ebu Hanife’nin fıkhı düşüncelerinde bu ticari tecrübelerinin etkisi açıkça görülür
    Ebu Hanife de, çağının geleneğine uygun olarak küçük yaşta Kur’an-ı Kerimi okumak ve ezber etmakle öğrenime başlamış, kelam gibi dini ilimlerde bir haylı yol aldıktan sonra fıkıh’ta karar kılmıştır Bu konuda Ebu Hanife’den şöyle rivayet edilmiştir:
    “Kendi kendimi yokladım, düşündüm ve şu kanaate vardın: geçip gitmiş olan sahabı ve tabiiler, bizim anladığımız şeylerin hiçbirini gözden kaçırmamıilar Onlar bu şeyleri anlamada daha güçlü ve daha iyi kavrayış sahibi idiler Meselelerin inceliklerini daha iyi anlıyorlardı Sonra bu hususlarda birbiriyle sert bir şekilde mücadele ve münakaşa etmiyorlar, faydasız çekişmelere dalmıyorlardı Aksine, bunlardan uzak kalıyorlar ve insanları da men ediyorlardı Yine gördüm ki onlar, İslam hukuku ile ilğili konulara dalmişlar ve bu hususlarda pekçok şey söylemişlerdir Onlar, fıkıh meclisleri teşkil ederek, birbirlerini fıkha teşvik etmişlerdir İnsanlara fıkıh öğretmişler, müslümanları fıkıh öğrenmeye çağırmışlar ve ona teşvik etmişlerdir Birbirlerine fetfa vermişler ve birbirlerinden fetfa istemişlerdir İşte İslamın ilk asrı böyle geçmiştir Sonrakiler de onlara, yani ilk asır müslümanlarına böylece uymuşlardır Kısaca anlatmaya çalıştığım onların bu tutumunu öğrenince ben de, münakaşaya, mücadeleye ve kelam bahislerine dalmayı bıraktım Fıkıh ilmi ile yetinmiş, seleflerimizin yaptığı işlere dönmüş Ma’rifet sahibi olanlarla düşüp kalktım Gördüm ki kelam’la uğraşam ve kelam meseleleri üzerinde tartışmalarda bulunan kimselerin simaları eskilenir simalarına, metodları da salihlerin metodlarına uymamaktadır Yine gördüm ki cedelcilerin kalpleri katı, ruhları kabadır Onlar Kitab, Sünnet ve selef-i salihe muhalefetten çekinmiyorlar ve takvadan da uzaktırlar”[1]
    Çağında çok sert tartışmalara giren kelamcılardan niçin uzaklaşıp fıkıhla uğraşmaya karar verdiğini bu zözleriyle açıklamış bulunan Ebu Hanife, kelam ilminde de üstad idi Öyle ki Hanefi kelamcılarının oluşturduğu Matürıdı ekolünün itikadi esasları, O’nun el-Fıkhu’l-Ekber adlı eserine dayanmaktadır[2]

    devamı yukardaki linkte.

    Şafii Ekolü

    a) Bu ekolün kurucusu, daha önce de belirttiğimiz gibi, İmam Muhammed b İdris eş-Şafii’dir 150-767 yılında Gazze’de doğmuş ve 204/819 senesinde Mısır’da vefat etmiştir Soyca Kureyşlidir Oldukça hareketli bir hayat geçiren Şafii, genç yaşında Hicaz’â gelip ilk öğrenimini Mekke’de yaptıktan sonra Medine’ye gitmiş ve bu şehrin büyük bilgini İmam Malik b Enes’den dokuz yıla yakın bir süre ilim tahsil etmiştir İmam Malik’in vefatından sonra Yemen’de bir süre görev yapmış, çölde Huzeyl kabilesinin yanında kalarak arapçasını geliştirmiş, Irak’a gelince İmam Ebu Hanife’nin öğrencisi İmam Muhammed b el-Hasan eş-Şeybani’nin iltifatına mazhar omuş ve onun himayesinde uzun süre Bağdat’da kalmış, bu İmamın ilim ve feyzinden istifade etmiş ve ömrünün son yıllarını Mısır’da geçirmiştir[1]
    “Fıkıh öğrenmek isteyenler Ebu Hanife’ye muhtaçtır”[2] Diyen İmam Şafii, önceleri İmam Malik ve Hadisçilerin yolundan gittiği halde, sonraları bilgi ve tecrübesi artınca kendisine özgü bir hukuk ekolü geliştirmiştir İmam Şafii’nin mezhebi eski ve yeni olmak üzere ikiye ayrılır Iraktaki görüş ve ictihadların onun eski mezhebini oluşturur Mısır’a gelince eserlerini gözden geçirmiş, önceki ictihadlarının bir kısmını değiştirmiş ve eserlerini öğrencilerine yeniden yazdırmış (imla etmiş) tir ki bunlar da, Şafii’nin yeni mezhebini meydana getirir[3]
    Edebiyat ve şiirde hayli ilerlemiş olan İmam Şafii, Kur’an’ı Kerim, Fıkıh, Hadis ve Kelam ilimlerinde çok güçlü idi Burad hemen ilave edelim ki Şafii, irade ve kader gibi kelamı konular üzerindeki konular üzerindeki tartışmalardan ve kelamcılardan hoşlanmazdı Çok keskin bir zekaya, sağlam bir muhakeme ve anlatım gücüne sahip olan İmam Şafii, Maliki ve Hanefi ekolleri, diğer bir deyişle Hadisçilerle Re’y taraftarları arasında orta bir yolu benimsemiş, İslam hukukunda hem hadislere hem de akıl ve düşünceye önem vermiştir
    İmam Şafii’nin ictihad yaparken dayandığı delilleri şöylece özetliyebiliriz:
    Kitab (Kur’an-ı Kerim) ve sünnet
    İcma’
    Sahabilerin ittifak halindeki sözleri
    Sahabilerin ihtilaf halindeki sözleri
    Kıyas[4]

    devamı yukardaki linkte.


  6. 30.Aralık.2012, 17:21
    3
    Moderatör
    Hanefi Ekolü

    a) Irak-Kufe ekolünün en güçlü ismi Hanife’nin asıl ismi, Numan b Sabit’tir Kufe’de 80/699 yılında doğmuş ve 150/767 yılında Bağdad’da vefat etmiştir
    Ebu Hanife’nin ailesi ticaretle, özellikle ipekli kumaş alım-satımıyla uğraşıyordu Kendisi de hem gençliğinde hem de hocalık yıllarında bu işi sürdürmüştür İşte Ebu Hanife’nin fıkhı düşüncelerinde bu ticari tecrübelerinin etkisi açıkça görülür
    Ebu Hanife de, çağının geleneğine uygun olarak küçük yaşta Kur’an-ı Kerimi okumak ve ezber etmakle öğrenime başlamış, kelam gibi dini ilimlerde bir haylı yol aldıktan sonra fıkıh’ta karar kılmıştır Bu konuda Ebu Hanife’den şöyle rivayet edilmiştir:
    “Kendi kendimi yokladım, düşündüm ve şu kanaate vardın: geçip gitmiş olan sahabı ve tabiiler, bizim anladığımız şeylerin hiçbirini gözden kaçırmamıilar Onlar bu şeyleri anlamada daha güçlü ve daha iyi kavrayış sahibi idiler Meselelerin inceliklerini daha iyi anlıyorlardı Sonra bu hususlarda birbiriyle sert bir şekilde mücadele ve münakaşa etmiyorlar, faydasız çekişmelere dalmıyorlardı Aksine, bunlardan uzak kalıyorlar ve insanları da men ediyorlardı Yine gördüm ki onlar, İslam hukuku ile ilğili konulara dalmişlar ve bu hususlarda pekçok şey söylemişlerdir Onlar, fıkıh meclisleri teşkil ederek, birbirlerini fıkha teşvik etmişlerdir İnsanlara fıkıh öğretmişler, müslümanları fıkıh öğrenmeye çağırmışlar ve ona teşvik etmişlerdir Birbirlerine fetfa vermişler ve birbirlerinden fetfa istemişlerdir İşte İslamın ilk asrı böyle geçmiştir Sonrakiler de onlara, yani ilk asır müslümanlarına böylece uymuşlardır Kısaca anlatmaya çalıştığım onların bu tutumunu öğrenince ben de, münakaşaya, mücadeleye ve kelam bahislerine dalmayı bıraktım Fıkıh ilmi ile yetinmiş, seleflerimizin yaptığı işlere dönmüş Ma’rifet sahibi olanlarla düşüp kalktım Gördüm ki kelam’la uğraşam ve kelam meseleleri üzerinde tartışmalarda bulunan kimselerin simaları eskilenir simalarına, metodları da salihlerin metodlarına uymamaktadır Yine gördüm ki cedelcilerin kalpleri katı, ruhları kabadır Onlar Kitab, Sünnet ve selef-i salihe muhalefetten çekinmiyorlar ve takvadan da uzaktırlar”[1]
    Çağında çok sert tartışmalara giren kelamcılardan niçin uzaklaşıp fıkıhla uğraşmaya karar verdiğini bu zözleriyle açıklamış bulunan Ebu Hanife, kelam ilminde de üstad idi Öyle ki Hanefi kelamcılarının oluşturduğu Matürıdı ekolünün itikadi esasları, O’nun el-Fıkhu’l-Ekber adlı eserine dayanmaktadır[2]

    devamı yukardaki linkte.

    Şafii Ekolü

    a) Bu ekolün kurucusu, daha önce de belirttiğimiz gibi, İmam Muhammed b İdris eş-Şafii’dir 150-767 yılında Gazze’de doğmuş ve 204/819 senesinde Mısır’da vefat etmiştir Soyca Kureyşlidir Oldukça hareketli bir hayat geçiren Şafii, genç yaşında Hicaz’â gelip ilk öğrenimini Mekke’de yaptıktan sonra Medine’ye gitmiş ve bu şehrin büyük bilgini İmam Malik b Enes’den dokuz yıla yakın bir süre ilim tahsil etmiştir İmam Malik’in vefatından sonra Yemen’de bir süre görev yapmış, çölde Huzeyl kabilesinin yanında kalarak arapçasını geliştirmiş, Irak’a gelince İmam Ebu Hanife’nin öğrencisi İmam Muhammed b el-Hasan eş-Şeybani’nin iltifatına mazhar omuş ve onun himayesinde uzun süre Bağdat’da kalmış, bu İmamın ilim ve feyzinden istifade etmiş ve ömrünün son yıllarını Mısır’da geçirmiştir[1]
    “Fıkıh öğrenmek isteyenler Ebu Hanife’ye muhtaçtır”[2] Diyen İmam Şafii, önceleri İmam Malik ve Hadisçilerin yolundan gittiği halde, sonraları bilgi ve tecrübesi artınca kendisine özgü bir hukuk ekolü geliştirmiştir İmam Şafii’nin mezhebi eski ve yeni olmak üzere ikiye ayrılır Iraktaki görüş ve ictihadların onun eski mezhebini oluşturur Mısır’a gelince eserlerini gözden geçirmiş, önceki ictihadlarının bir kısmını değiştirmiş ve eserlerini öğrencilerine yeniden yazdırmış (imla etmiş) tir ki bunlar da, Şafii’nin yeni mezhebini meydana getirir[3]
    Edebiyat ve şiirde hayli ilerlemiş olan İmam Şafii, Kur’an’ı Kerim, Fıkıh, Hadis ve Kelam ilimlerinde çok güçlü idi Burad hemen ilave edelim ki Şafii, irade ve kader gibi kelamı konular üzerindeki konular üzerindeki tartışmalardan ve kelamcılardan hoşlanmazdı Çok keskin bir zekaya, sağlam bir muhakeme ve anlatım gücüne sahip olan İmam Şafii, Maliki ve Hanefi ekolleri, diğer bir deyişle Hadisçilerle Re’y taraftarları arasında orta bir yolu benimsemiş, İslam hukukunda hem hadislere hem de akıl ve düşünceye önem vermiştir
    İmam Şafii’nin ictihad yaparken dayandığı delilleri şöylece özetliyebiliriz:
    Kitab (Kur’an-ı Kerim) ve sünnet
    İcma’
    Sahabilerin ittifak halindeki sözleri
    Sahabilerin ihtilaf halindeki sözleri
    Kıyas[4]

    devamı yukardaki linkte.





+ Yorum Gönder