Konusunu Oylayın.: Bu affedilmez günah mıdır? Zina mıdır? Af olması için oruç tutsam namaz kılsam hangi duayı etsem?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 6 kişi
Bu affedilmez günah mıdır? Zina mıdır? Af olması için oruç tutsam namaz kılsam hangi duayı etsem?
  1. 10.Kasım.2011, 15:46
    1
    thearrivals
    Aktive Olmamış Kullanıcı

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Kasım.2011
    Üye No: 91512
    Mesaj Sayısı: 3
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Bu affedilmez günah mıdır? Zina mıdır? Af olması için oruç tutsam namaz kılsam hangi duayı etsem?






    Bu affedilmez günah mıdır? Zina mıdır? Af olması için oruç tutsam namaz kılsam hangi duayı etsem? Mumsema öpüşmek zinaya girer mi bilgi verir misiniz


  2. 10.Kasım.2011, 16:19
    2
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: lüften cevaplayın




    Bir kızla Bir erkek bir odada kalsa üçüncüsüde şeytandır. Ve Şeytan yaptırmış yaptıracagını. Ama Zina Ayrı birşey kardeş. öptü diyorsun. oda haramdır. Ama Zina oldumu? Namazsızlıktan sonraki en büyük günahlardan biri Zinadır. yapacagın şey konuyu kimseye açma. Zinada yapmışsan. Konuyu kapat en yakın arkadaşına bile açma. bol bol Tövbe Et .


  3. 10.Kasım.2011, 16:19
    2
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    Bir kızla Bir erkek bir odada kalsa üçüncüsüde şeytandır. Ve Şeytan yaptırmış yaptıracagını. Ama Zina Ayrı birşey kardeş. öptü diyorsun. oda haramdır. Ama Zina oldumu? Namazsızlıktan sonraki en büyük günahlardan biri Zinadır. yapacagın şey konuyu kimseye açma. Zinada yapmışsan. Konuyu kapat en yakın arkadaşına bile açma. bol bol Tövbe Et .


  4. 10.Kasım.2011, 16:26
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: lüften cevaplayın

    Günah işleyen insan ya "Allah hakkını" veya "kul hakkını" ihlal etmiş olur. Bir başka ifade ile insan; Allah'a karşı veya insanlara karşı günah işlemiş olur.
    a) Allah'a karşı işlenen günahlar. Bu tür günahlar iki şekilde işlenir.
    1. Allah’ın farz kıldığı bir görevi terk etmek. Bu tür günaha tövbe, pişmanlık duymak ve hemen o görevi yapmaya başlamak, geçmişte yapamadıklarını kaza etmek, Allah'tan af ve mağfiret dilemekle gerçekleşir. Mesela mümin namaz kılmıyor ve oruç tutmuyorsa hemen namaz kılmaya ve oruç tutmuyorsa başlar.
    2. Allah'ın haram kıldığı ve yasak ettiği bir şeyi yapmak. Bu tür günaha tövbe, haram ve yasak olan söz, fiil ve davranışı terk etmek, yaptığına pişman olmak, Allah'tan af ve mağfiret dilemekle gerçekleşir. Mesela içki içenin derhal içkiyi, kumar suçu işleyenin kumarı terk etmesi gerekir.
    "Allah hakkı" ile ilgili günaha tövbe etmede üç şartın birlikte bulunması gerekir: 1. Günah işlediğine pişmanlık duymak, 2. İşlediği günahı terk etmek 3. O günahı bir daha yapmamaya karar vermek. Bu üç şarttan biri eksik olursa tövbe geçerli olmaz.
    b) İnsanlara karşı işlenen günahlar. Bu tür günahlar da iki şekilde işlenir.
    1. Borcu vermemek, malına veya canına zarar vermek şeklinde maddî olur. Bu tür günaha tövbe edebilmek için haksız olarak elde edilen malın sahibine iadesi; mal mevcut olup sahibi bilinmiyorsa, bu malın sadaka olarak verilmesi; zarar, telafi edilen bir şey ise bu zararın telafi edilmesi gerekir. Dövme gibi telafisi mümkün olmayan bir hak ise özür dilenmesi gerekir.
    2. Gönül kırmak, üzmek, gıybet etmek, su-i zanda bulunmak şeklinde manevi şekilde olur. Bu tür günahın tövbesi hak sahibinden özür dilenip helallik alınmak suretiyle yapılır. Hak sahibi ölmüş ise arkasından hayır dua yapılır, hayır ve hasenat işlenir.
    Dolayısıyla "kul hakkı" ilgili günaha tövbede, Allah hakkı ile ilgili tövbedeki şartlara ilave olarak kul hakkından kurtulmak ve hak sahibi ile hellaşmak şarttır.
    من كانت له مظلمة لاحد من عرضه او شيئ فاليتحلله منه اليوم قبل ان يكون دينار و لا درهم ان كان له عمل صالح احذ منه بقدر مظلمته ان لم يكن له حسنات اخذ من سيئات صاحبه فحمل عليه
    "Kimde başkasının malı ve namusu ile ilgili hakkı varsa, paranın ve malın geçerli olmadığı kıyamet günüden önce o kişiden helallik alsın. Aksi taktirde o kişinin iyiliklerinden alınarak, yaptığı haksızlıklara mukabil hak sahibine verilir. O kişinin iyiliği yoksa hak sahibinin günahlarından alınarak haksızlık edene yüklenir.”
    Âyet ve hadislerde "tövbe" kelimesi ile birlikte geçen ve âdeta onunla özdeşleşen bir kelime daha vardır ki, o da “istiğfar” kelimesidir. İstiğfâr, Allah'tan af ve bağışlanma dilemektir. Bu iki kelime “tövbe-istiğfar” olarak ifade edilir. İnsan, istiğfar ile kötülüklerden ayrılırken tövbe ile Hakk'a dönmüş olur. Yüce Allah,
    و ان استغفروا ربكم ثم توبوا اليه
    “Rabbinize istiğfar edin, sonra O'na tövbe edin buyurmaktadır (Hûd, 11/3).
    Tövbe etmede zaman ve mekan
    a) İşlenen günaha en kısa zamanda tövbe edilmelidir. Çünkü tövbeyi geciktirmek ayrı bir günahtır. Tövbe etmeyi geciktiren kimse, Allah'ın "tövbe edin" emrine uymamış olur.
    Yüce Allah, tövbenin acele yapılmasını emretmektedir:
    انما التوبة على الله للذين يعملون السوء بجهالة ثم يتوبون من قريب فاولئك يتوب الله عليهم
    "Allah katında tövbe ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah bunların tövbesini kabul eder…" (Nisa, 4/17). Ayette geçen "es-sû'" kelimesi, küfür, şirk, nifak ve isyan gibi bütün günahları kapsar. "Bilmeyerek" diye çevirdiğimiz "cehâlet" kelimesi, bir söz, fiil veya davranışın günah olduğunu bilmeyerek yapmak anlamında değildir. Tâbiin alimlerinden Katâde b. Dâime Hz. Peygamberin ashabının bilerek veya bilmeyerek yapılsın her günahın cehalet olduğu konusunda ittifak ettiklerini söylemiştir.
    (اجمع اصحاب النبي على ان كل معصية فهو بجهالة عمدا كانت اوجهلا ).
    Dolayısıyla Allah'a isyan eden kimse o günahı terk edinceye kadar "câhildir"
    فكل من عصى ربه فهو جاهل حتى ينزع عن معصيته.
    Ayette geçen "min karîbin" ile maksat, ölümden önce, yaşama ümidi var iken tövbe edilmesidir. Peygamberimizin (a.s.),
    ان الله عز و جل ليقبل توبة العبد ما لم يغرغر
    “Allah kulunun tövbesini can boğaza gelmedikçe kabul eder” anlamındaki hadisi buna işaret etmektedir. Son nefeste yapılan îman da tövbe de makbul olmaz. Nitekim son nefesinde denizde boğulmak üzere iken tövbe edip iman etmek isteyen zalim Firavun'un imanı kabul olmamıştır. Nisa suresinin 18. âyetinde son nefeste yapılan iman ve tövbenin makbul olmadığı açıkça bildirilmektedir:
    و ليست التوبة للذينن يعملون السيئات حتى اذا حضر احدهم الموت قال اني تبت الئن و لا الذين يموتون و هم كفار
    "Yoksa makbul tövbe, kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da sonra kendilerine ölüm gelip çatınca, 'işte ben şimdi tövbe ettim' diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerin tövbesi de değildir…" (Nisa, 4/18)
    İmam Gazalî, kişi yaptığı işin günah olduğunu anladığı an, derhal nedamet duymalı ve iyi ameller işleyerek günahlarını silmelidir. Aksi halde kötülükler kalbini kaplar, sonra bunun izalesi zor olur, demektedir.”
    Tövbe etmede niçin acele edilmesi gerekir? Acele edilmesi gerekir çünkü ölümün bizi ne zaman yakalayacağı belli değildir. Ayrıca tövbe edilmediği takdirde çoğalan günahlar kalbin kararmasına sebep olur. Çünkü her günah ile kalpte siyah bir nokta hasıl olur. Peygamberimiz (a.s.) bu konuda şöyle buyurmuşlaradır:
    ان المؤمن اذا اذنب كانت نكتة سوداء في قلبه
    "Mümin bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta oluşur."
    كلا بل ران على قلوبهم ما كانوا يكسبون
    "Hayır hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları (günahlar) kalplerini paslandırmıştır" (Mutaffifîn, 83/14) anlamındaki âyet de bu gerçeğe işaret etmektedir.
    b) Tövbe için belirli bir mekana ihtiyaç yoktur. Kişi her zaman her yerde tövbe edebilir. Yeter ki samimiyetle Allah'a yönelsin, günahının affını istesin. Tövbe, camide, evde, işyerinde, yolda her hangi bir yerde yapılabilir. Kişinin günahlarını göz önüne getirerek onların çirkinliklerinden kurtulmaya karar verdiği her yer, tövbe için bir mekandır.Yunus (a.s.)'ın balığın karnında karanlıklar içinde günahını itiraf ederek tövbe etmesi bunun delilidir.
    و ذا النون اذ ذهب مغاضبا فظن ان لن نقدر عليه فنادى في الظلمات ان لااله الا انت سبحانك اني كنت من الظالمين فاستجبنا له و نجيناه من الغم و كذالك ننجي المؤمنين
    “(Ey Peygamberim!) Balık sahibi (Yunus'u) da hatırla. Hani öfkelenerek (Allah'tan izin almadan halkının arasından ayrılıp) gitmişti de bizim kendisini sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Karanlıklar içersinde 'Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni eksikliklerden tenzih ederim. Ben gerçekten nefsime zulmedenlerden oldum' diye dua etmişti. Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız" (Enbiya, 21/87-88).
    c) Tövbe etmek için aracıya ihtiyaç yoktur. Tövbenin yeri, iman ve ihlasın yeri olan kalptir. Kalbiyle Allah'a yönelen, günah işlediğine pişmanlık duyan ve işlediği günahı terk eden kimse tövbe etmiş sayılır.
    2. Günahına tövbe eden insan
    İnsan günah işleyebilir. Önemli olan insanın hiç günah işlememiş olması değil günah işlediğinin bilincinde olması, yaptığı hatanın farkına varması, Allah ve Peygambere isyan durumuna düştüğünü anlaması, işlediği günahtan dolayı huzursuzluk duyarak derhal tövbeye koşabilmesidir. Çünkü günah işledikten sonra kişinin huzursuz olması onun imanına işarettir. Kur'ân'da Allah bu kimseleri muttakî ve muhsin olarak isimlendirmektedir.
    و الذين اذا فعلوا فاحشة او ظلموا انفسهم ذكروا الله فاستغفروا لذنوبهم و من يغفر الذنوب الا الله و لم يصروا على ما فعلوا و هم يعلمون
    "Onlar (muttakî insanlar) çirkin bir iş yaptıkları yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyen kimselerdir. Allah'tan başka günahları kim bağışlayabilir? Onlar bile bile işledikleri günahta ısrar etmezler" (Al-i İmrân, 3/135) Peygamberimiz (a.s) ise,
    اذا سرتك حسنتك و سائتك سيئتك فانت مؤمن
    “Seni iyi amellerin sevindirir, kötü amellerin (günahların) üzerse sen müminsin" buyurmuştur.
    Her ne kadar işlediği günahların tamamına tövbe etmek esas ise de kişi, sadece işlediği her hangi bir günahına da tövbe edebilir. Örneğin alkol bağımlısı bir kişi, bir anda alkolü terk edemeyebilir. İçki içmeyi terk edemiyor diye işlediği diğer günahlara tövbeyi terk etmesi gerekmez..
    Kişi tövbe ettikten sonra halini düzeltmeli, yaptığı kötülüklerin yerine iyi ameller yapmaya çalışmalıdır.
    الا من تاب و امن و عمل عملا صالحا فاولئك يبدل الله سيئاتهم حسنات
    “Ancak tövbe edip iman eden ve salih amel işleyenler hariç. Allah bunların kötü amellerini iyi amellere çevirir…" (Fürkân, 25/70),
    و من تاب و عمل صالحا فانه يتوب الى الله متابا
    "Kim tövbe edip sâlih amel işlerse işte o, Allah'a tövbesi kabul edilmiş olarak döner" (Furkân, 70-71)
    Bu âyetlerden tövbenin sağlıklı ve kabule şayan olmasının şartı, sâlih amel yapmak olduğu anlaşılmaktadır.
    Şartlarına uygun olarak tövbe eden kimse hiç günah işlememiş gibi olur.
    التائب من الذنب كمن لا ذنب له
    "Günahına tövbe eden kimse hiç günahı olmayan kimse gibidir" anlamındaki hadis bunun delilidir.
    3.Tövbeyi kabul eden
    Dinimizde "tövbe" doğrudan doğruya, hiç aracı olmadan Allah'a yapılır. Şartlarına uygun olarak yapılan tövbeyi Allah kabul eder. Allah Kur'ân'da kendisini "tövbeleri kabul eden" (kâbil'üt-tevb), "tövbeleri çok kabul eden, devamlı kabul eden" (tevvâb), "günahları bağışlayan" (ğâfirü'z-zenb), "günahları çok bağışlayan" (ğafûr) olarak tanıtmaktadır.
    غافر الذنب و قابل التوب شديد العقاب ذي الطول
    “(Allah), günahları bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı ağır olan, lutuf sahibi olandır" (Mümin, 40/3).
    تواب رحيم ان الله
    “Şüphesiz Allah çok merhametlidir, tövbeleri çok kabul edendir” (Hucurat, 49/12).
    و هو الذي يقبل التوبة عن عباده و يعفو عن السيئات و يعلم ما تفعلون
    "O, kullarının tövbesini kabul eden, günahlarını bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir" (Şura, 42/25).
    و اني لغفار لمن تاب و امن و عمل صالحا ثم اهتدى
    "Şüphe yok ki ben tövbe edip iman eden ve Salih ameller işleyen; sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim" (Taha, 20/82)
    Yüce Allâh’ın tövbeleri kabul etmesi O'nun merhametinin geniş olmasının bir sonucudur. Allah kulunun tövbe etmesine çok sevinir
    الله افرح بتوبة عبده من احدكم يجد ضالته بالفلاة “Allah birinizin tövbesine yitiğini çölde bulan kimsenin sevinmesinden daha çok sevinir.”
    Ömer b. Hattab anlatıyor: Müminlerle müşrikler arasında yapılan bir savaş sonunda bir esir gurubu Hz.Peygamber’e geldiler. Bu sırada bir kadın esir, bir oyana bir buyana koşarak kaybettiği çocuğunu arıyordu. Çocuğunu esirler arasında buldu. Onu aldı hasretle bağrına bastı ve emzirmeye başladı. Bunu gören Allah Elçisi bize döndü,
    اترون هذه المراة طارحة ولدها في النار
    “Ne dersiniz, hiç bu kadın çocuğunu ateşe atabilir mi?” dedi. Biz de,
    قلنا لا و الله و هي تقدر ان تطرحه لا
    “Hayır Allah’a yemin ederiz ki, o kadın çocuğu atamaz” dedik. Hz. Peygamber devamla;
    الله ارحم بعباده من هذه بولدها
    “Allah’ın kullarına merhameti, bu kadının çocuğuna olan şefkatinden çok daha fazladır” buyurdu.
    Yüce Allah çok merhametlidir, kendisine yönelen ve işlediği günahını itiraf edip af dileyen kulunu bağışlar:
    جعل الله الرحمة مائاة جزئ فامسك عنده تسعة و تسعين و انزل في الارض جزئا واحدا فمن ذلك الجزئ تتراحم الخلائق حتى ترفع الدابة خافرها عن ولدها خشية ان تصيبه
    “Allah rahmetini yüz parçaya ayırmıştır. Bunlardan doksan dokuz tanesi kendisine, bir tanesini de arza indirmiştir. Bu bir parça rahmetle tüm yaratıklar birbirlerine şefkat gösterirler. O kadar ki, bir hayvanın yavrusunu emzirirken bir kötülük dokunur diye ayağını kaldırması da bu bir rahmettendir”.
    Mümin, çok merhametli olan Allah'ın rahmetinden hiçbir zaman ümit kesmemelidir:
    قل يا عبادي الذين اسرفوا على انفسهم لا تقنطوا من رحمة الله ان الله يغفر الذنوب جمي e عا انه هو الغفور
    “(Ey Peygamberim!) De ki: Ey kendilerine yazık eden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz. Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir” (Zümer, 39/53).
    Allah tövbe eden kullarından razı olur,onları sever.
    ان الله يحب التوابين و يحب المتطهرين
    “Şüphesiz Allah çokça tövbe edenleri ve iyice temizlenenleri sever” (Bakara, 2/222) anlamındaki âyet bu gerçeği ifade etmektedir.
    Yüce Allah Tövbe suresinin 111 ve 112. âyetinde 9 özelliğe sahip olan insanların büyük başarı elde ettiklerini bildirmekte ve bu kimseler arasında tövbe edenleri de zikretmektedir. Ayetin sonunda müminlerin müjdelenmesi istenmektir.
    و بشر المؤمنين
    SONUÇ
    İnsanlar, sevap ve günah işleyebilecek özellikte yaratılmışlardır. Peygamberler hariç her insanın az çok günahı vardır. Yüce Allah da insanın hiç günah işlememesini değil, günahta ısrar etmemesini, işlediği günahına tövbe etmesini istemektedir. Bu itibarla insan işlediği günahına tövbe etmelidir. İnsanın tövbe etmede acele etmesi gerekir. Çünkü ölümün insana ne zaman geleceği belli olmaz. Ölüm gelip çatmadan önce şartlarına uygun tövbe edildiği takdirde Allah kulunun tövbesini kabul eder. Çünkü Allah tevvâb yani tövbeleri çok kabul edendir. Allah kulunun tövbe etmesine sevinir. Mümin günahına şartlarına uygun tövbe edebildiği ve günahı bağışlandığı zaman hiç günah işlememiş gibi olur. Tövbe eden mümin, Allah ve peygambere itaat etmiş hem günahından kurtulmuş hem de sevap kazanmış olur.
    Tövbeler aracıya ihtiyaç olmadan doğrudan Allah'a yapılır. Tövbe etmek için özel bir zamana ve mekana ihtiyaç yoktur. Her zaman ve mekanda tövbe edilebilir. Kul haklarıyla ilgili günahlarda hak sahibine hakkının verilmesi ve ondan helallik alınması gerekir.
    Şirk, küfür, inkâr, isyan büyük küçük her türlü günahtan şartlarına uygun tövbe edildiği zaman tövbesi geçerli olur. Sadece son nefeste yapılan tövbeler geçerli değildir.
    DİYANET



    ayrıca bkz>>>



    http://www.mumsema.com/vaaz-ve-sohbe...-sebeptir.html

    http://www.mumsema.com/hadisler-bolu...-hadisler.html


  5. 10.Kasım.2011, 16:26
    3
    Silent and lonely rains
    Günah işleyen insan ya "Allah hakkını" veya "kul hakkını" ihlal etmiş olur. Bir başka ifade ile insan; Allah'a karşı veya insanlara karşı günah işlemiş olur.
    a) Allah'a karşı işlenen günahlar. Bu tür günahlar iki şekilde işlenir.
    1. Allah’ın farz kıldığı bir görevi terk etmek. Bu tür günaha tövbe, pişmanlık duymak ve hemen o görevi yapmaya başlamak, geçmişte yapamadıklarını kaza etmek, Allah'tan af ve mağfiret dilemekle gerçekleşir. Mesela mümin namaz kılmıyor ve oruç tutmuyorsa hemen namaz kılmaya ve oruç tutmuyorsa başlar.
    2. Allah'ın haram kıldığı ve yasak ettiği bir şeyi yapmak. Bu tür günaha tövbe, haram ve yasak olan söz, fiil ve davranışı terk etmek, yaptığına pişman olmak, Allah'tan af ve mağfiret dilemekle gerçekleşir. Mesela içki içenin derhal içkiyi, kumar suçu işleyenin kumarı terk etmesi gerekir.
    "Allah hakkı" ile ilgili günaha tövbe etmede üç şartın birlikte bulunması gerekir: 1. Günah işlediğine pişmanlık duymak, 2. İşlediği günahı terk etmek 3. O günahı bir daha yapmamaya karar vermek. Bu üç şarttan biri eksik olursa tövbe geçerli olmaz.
    b) İnsanlara karşı işlenen günahlar. Bu tür günahlar da iki şekilde işlenir.
    1. Borcu vermemek, malına veya canına zarar vermek şeklinde maddî olur. Bu tür günaha tövbe edebilmek için haksız olarak elde edilen malın sahibine iadesi; mal mevcut olup sahibi bilinmiyorsa, bu malın sadaka olarak verilmesi; zarar, telafi edilen bir şey ise bu zararın telafi edilmesi gerekir. Dövme gibi telafisi mümkün olmayan bir hak ise özür dilenmesi gerekir.
    2. Gönül kırmak, üzmek, gıybet etmek, su-i zanda bulunmak şeklinde manevi şekilde olur. Bu tür günahın tövbesi hak sahibinden özür dilenip helallik alınmak suretiyle yapılır. Hak sahibi ölmüş ise arkasından hayır dua yapılır, hayır ve hasenat işlenir.
    Dolayısıyla "kul hakkı" ilgili günaha tövbede, Allah hakkı ile ilgili tövbedeki şartlara ilave olarak kul hakkından kurtulmak ve hak sahibi ile hellaşmak şarttır.
    من كانت له مظلمة لاحد من عرضه او شيئ فاليتحلله منه اليوم قبل ان يكون دينار و لا درهم ان كان له عمل صالح احذ منه بقدر مظلمته ان لم يكن له حسنات اخذ من سيئات صاحبه فحمل عليه
    "Kimde başkasının malı ve namusu ile ilgili hakkı varsa, paranın ve malın geçerli olmadığı kıyamet günüden önce o kişiden helallik alsın. Aksi taktirde o kişinin iyiliklerinden alınarak, yaptığı haksızlıklara mukabil hak sahibine verilir. O kişinin iyiliği yoksa hak sahibinin günahlarından alınarak haksızlık edene yüklenir.”
    Âyet ve hadislerde "tövbe" kelimesi ile birlikte geçen ve âdeta onunla özdeşleşen bir kelime daha vardır ki, o da “istiğfar” kelimesidir. İstiğfâr, Allah'tan af ve bağışlanma dilemektir. Bu iki kelime “tövbe-istiğfar” olarak ifade edilir. İnsan, istiğfar ile kötülüklerden ayrılırken tövbe ile Hakk'a dönmüş olur. Yüce Allah,
    و ان استغفروا ربكم ثم توبوا اليه
    “Rabbinize istiğfar edin, sonra O'na tövbe edin buyurmaktadır (Hûd, 11/3).
    Tövbe etmede zaman ve mekan
    a) İşlenen günaha en kısa zamanda tövbe edilmelidir. Çünkü tövbeyi geciktirmek ayrı bir günahtır. Tövbe etmeyi geciktiren kimse, Allah'ın "tövbe edin" emrine uymamış olur.
    Yüce Allah, tövbenin acele yapılmasını emretmektedir:
    انما التوبة على الله للذين يعملون السوء بجهالة ثم يتوبون من قريب فاولئك يتوب الله عليهم
    "Allah katında tövbe ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah bunların tövbesini kabul eder…" (Nisa, 4/17). Ayette geçen "es-sû'" kelimesi, küfür, şirk, nifak ve isyan gibi bütün günahları kapsar. "Bilmeyerek" diye çevirdiğimiz "cehâlet" kelimesi, bir söz, fiil veya davranışın günah olduğunu bilmeyerek yapmak anlamında değildir. Tâbiin alimlerinden Katâde b. Dâime Hz. Peygamberin ashabının bilerek veya bilmeyerek yapılsın her günahın cehalet olduğu konusunda ittifak ettiklerini söylemiştir.
    (اجمع اصحاب النبي على ان كل معصية فهو بجهالة عمدا كانت اوجهلا ).
    Dolayısıyla Allah'a isyan eden kimse o günahı terk edinceye kadar "câhildir"
    فكل من عصى ربه فهو جاهل حتى ينزع عن معصيته.
    Ayette geçen "min karîbin" ile maksat, ölümden önce, yaşama ümidi var iken tövbe edilmesidir. Peygamberimizin (a.s.),
    ان الله عز و جل ليقبل توبة العبد ما لم يغرغر
    “Allah kulunun tövbesini can boğaza gelmedikçe kabul eder” anlamındaki hadisi buna işaret etmektedir. Son nefeste yapılan îman da tövbe de makbul olmaz. Nitekim son nefesinde denizde boğulmak üzere iken tövbe edip iman etmek isteyen zalim Firavun'un imanı kabul olmamıştır. Nisa suresinin 18. âyetinde son nefeste yapılan iman ve tövbenin makbul olmadığı açıkça bildirilmektedir:
    و ليست التوبة للذينن يعملون السيئات حتى اذا حضر احدهم الموت قال اني تبت الئن و لا الذين يموتون و هم كفار
    "Yoksa makbul tövbe, kötülükleri (günahları) yapıp yapıp da sonra kendilerine ölüm gelip çatınca, 'işte ben şimdi tövbe ettim' diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerin tövbesi de değildir…" (Nisa, 4/18)
    İmam Gazalî, kişi yaptığı işin günah olduğunu anladığı an, derhal nedamet duymalı ve iyi ameller işleyerek günahlarını silmelidir. Aksi halde kötülükler kalbini kaplar, sonra bunun izalesi zor olur, demektedir.”
    Tövbe etmede niçin acele edilmesi gerekir? Acele edilmesi gerekir çünkü ölümün bizi ne zaman yakalayacağı belli değildir. Ayrıca tövbe edilmediği takdirde çoğalan günahlar kalbin kararmasına sebep olur. Çünkü her günah ile kalpte siyah bir nokta hasıl olur. Peygamberimiz (a.s.) bu konuda şöyle buyurmuşlaradır:
    ان المؤمن اذا اذنب كانت نكتة سوداء في قلبه
    "Mümin bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta oluşur."
    كلا بل ران على قلوبهم ما كانوا يكسبون
    "Hayır hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları (günahlar) kalplerini paslandırmıştır" (Mutaffifîn, 83/14) anlamındaki âyet de bu gerçeğe işaret etmektedir.
    b) Tövbe için belirli bir mekana ihtiyaç yoktur. Kişi her zaman her yerde tövbe edebilir. Yeter ki samimiyetle Allah'a yönelsin, günahının affını istesin. Tövbe, camide, evde, işyerinde, yolda her hangi bir yerde yapılabilir. Kişinin günahlarını göz önüne getirerek onların çirkinliklerinden kurtulmaya karar verdiği her yer, tövbe için bir mekandır.Yunus (a.s.)'ın balığın karnında karanlıklar içinde günahını itiraf ederek tövbe etmesi bunun delilidir.
    و ذا النون اذ ذهب مغاضبا فظن ان لن نقدر عليه فنادى في الظلمات ان لااله الا انت سبحانك اني كنت من الظالمين فاستجبنا له و نجيناه من الغم و كذالك ننجي المؤمنين
    “(Ey Peygamberim!) Balık sahibi (Yunus'u) da hatırla. Hani öfkelenerek (Allah'tan izin almadan halkının arasından ayrılıp) gitmişti de bizim kendisini sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Karanlıklar içersinde 'Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni eksikliklerden tenzih ederim. Ben gerçekten nefsime zulmedenlerden oldum' diye dua etmişti. Biz de onun duasını kabul ettik ve kendisini kederden kurtardık. İşte biz müminleri böyle kurtarırız" (Enbiya, 21/87-88).
    c) Tövbe etmek için aracıya ihtiyaç yoktur. Tövbenin yeri, iman ve ihlasın yeri olan kalptir. Kalbiyle Allah'a yönelen, günah işlediğine pişmanlık duyan ve işlediği günahı terk eden kimse tövbe etmiş sayılır.
    2. Günahına tövbe eden insan
    İnsan günah işleyebilir. Önemli olan insanın hiç günah işlememiş olması değil günah işlediğinin bilincinde olması, yaptığı hatanın farkına varması, Allah ve Peygambere isyan durumuna düştüğünü anlaması, işlediği günahtan dolayı huzursuzluk duyarak derhal tövbeye koşabilmesidir. Çünkü günah işledikten sonra kişinin huzursuz olması onun imanına işarettir. Kur'ân'da Allah bu kimseleri muttakî ve muhsin olarak isimlendirmektedir.
    و الذين اذا فعلوا فاحشة او ظلموا انفسهم ذكروا الله فاستغفروا لذنوبهم و من يغفر الذنوب الا الله و لم يصروا على ما فعلوا و هم يعلمون
    "Onlar (muttakî insanlar) çirkin bir iş yaptıkları yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyen kimselerdir. Allah'tan başka günahları kim bağışlayabilir? Onlar bile bile işledikleri günahta ısrar etmezler" (Al-i İmrân, 3/135) Peygamberimiz (a.s) ise,
    اذا سرتك حسنتك و سائتك سيئتك فانت مؤمن
    “Seni iyi amellerin sevindirir, kötü amellerin (günahların) üzerse sen müminsin" buyurmuştur.
    Her ne kadar işlediği günahların tamamına tövbe etmek esas ise de kişi, sadece işlediği her hangi bir günahına da tövbe edebilir. Örneğin alkol bağımlısı bir kişi, bir anda alkolü terk edemeyebilir. İçki içmeyi terk edemiyor diye işlediği diğer günahlara tövbeyi terk etmesi gerekmez..
    Kişi tövbe ettikten sonra halini düzeltmeli, yaptığı kötülüklerin yerine iyi ameller yapmaya çalışmalıdır.
    الا من تاب و امن و عمل عملا صالحا فاولئك يبدل الله سيئاتهم حسنات
    “Ancak tövbe edip iman eden ve salih amel işleyenler hariç. Allah bunların kötü amellerini iyi amellere çevirir…" (Fürkân, 25/70),
    و من تاب و عمل صالحا فانه يتوب الى الله متابا
    "Kim tövbe edip sâlih amel işlerse işte o, Allah'a tövbesi kabul edilmiş olarak döner" (Furkân, 70-71)
    Bu âyetlerden tövbenin sağlıklı ve kabule şayan olmasının şartı, sâlih amel yapmak olduğu anlaşılmaktadır.
    Şartlarına uygun olarak tövbe eden kimse hiç günah işlememiş gibi olur.
    التائب من الذنب كمن لا ذنب له
    "Günahına tövbe eden kimse hiç günahı olmayan kimse gibidir" anlamındaki hadis bunun delilidir.
    3.Tövbeyi kabul eden
    Dinimizde "tövbe" doğrudan doğruya, hiç aracı olmadan Allah'a yapılır. Şartlarına uygun olarak yapılan tövbeyi Allah kabul eder. Allah Kur'ân'da kendisini "tövbeleri kabul eden" (kâbil'üt-tevb), "tövbeleri çok kabul eden, devamlı kabul eden" (tevvâb), "günahları bağışlayan" (ğâfirü'z-zenb), "günahları çok bağışlayan" (ğafûr) olarak tanıtmaktadır.
    غافر الذنب و قابل التوب شديد العقاب ذي الطول
    “(Allah), günahları bağışlayan, tövbeyi kabul eden, azabı ağır olan, lutuf sahibi olandır" (Mümin, 40/3).
    تواب رحيم ان الله
    “Şüphesiz Allah çok merhametlidir, tövbeleri çok kabul edendir” (Hucurat, 49/12).
    و هو الذي يقبل التوبة عن عباده و يعفو عن السيئات و يعلم ما تفعلون
    "O, kullarının tövbesini kabul eden, günahlarını bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir" (Şura, 42/25).
    و اني لغفار لمن تاب و امن و عمل صالحا ثم اهتدى
    "Şüphe yok ki ben tövbe edip iman eden ve Salih ameller işleyen; sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim" (Taha, 20/82)
    Yüce Allâh’ın tövbeleri kabul etmesi O'nun merhametinin geniş olmasının bir sonucudur. Allah kulunun tövbe etmesine çok sevinir
    الله افرح بتوبة عبده من احدكم يجد ضالته بالفلاة “Allah birinizin tövbesine yitiğini çölde bulan kimsenin sevinmesinden daha çok sevinir.”
    Ömer b. Hattab anlatıyor: Müminlerle müşrikler arasında yapılan bir savaş sonunda bir esir gurubu Hz.Peygamber’e geldiler. Bu sırada bir kadın esir, bir oyana bir buyana koşarak kaybettiği çocuğunu arıyordu. Çocuğunu esirler arasında buldu. Onu aldı hasretle bağrına bastı ve emzirmeye başladı. Bunu gören Allah Elçisi bize döndü,
    اترون هذه المراة طارحة ولدها في النار
    “Ne dersiniz, hiç bu kadın çocuğunu ateşe atabilir mi?” dedi. Biz de,
    قلنا لا و الله و هي تقدر ان تطرحه لا
    “Hayır Allah’a yemin ederiz ki, o kadın çocuğu atamaz” dedik. Hz. Peygamber devamla;
    الله ارحم بعباده من هذه بولدها
    “Allah’ın kullarına merhameti, bu kadının çocuğuna olan şefkatinden çok daha fazladır” buyurdu.
    Yüce Allah çok merhametlidir, kendisine yönelen ve işlediği günahını itiraf edip af dileyen kulunu bağışlar:
    جعل الله الرحمة مائاة جزئ فامسك عنده تسعة و تسعين و انزل في الارض جزئا واحدا فمن ذلك الجزئ تتراحم الخلائق حتى ترفع الدابة خافرها عن ولدها خشية ان تصيبه
    “Allah rahmetini yüz parçaya ayırmıştır. Bunlardan doksan dokuz tanesi kendisine, bir tanesini de arza indirmiştir. Bu bir parça rahmetle tüm yaratıklar birbirlerine şefkat gösterirler. O kadar ki, bir hayvanın yavrusunu emzirirken bir kötülük dokunur diye ayağını kaldırması da bu bir rahmettendir”.
    Mümin, çok merhametli olan Allah'ın rahmetinden hiçbir zaman ümit kesmemelidir:
    قل يا عبادي الذين اسرفوا على انفسهم لا تقنطوا من رحمة الله ان الله يغفر الذنوب جمي e عا انه هو الغفور
    “(Ey Peygamberim!) De ki: Ey kendilerine yazık eden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyiniz. Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir” (Zümer, 39/53).
    Allah tövbe eden kullarından razı olur,onları sever.
    ان الله يحب التوابين و يحب المتطهرين
    “Şüphesiz Allah çokça tövbe edenleri ve iyice temizlenenleri sever” (Bakara, 2/222) anlamındaki âyet bu gerçeği ifade etmektedir.
    Yüce Allah Tövbe suresinin 111 ve 112. âyetinde 9 özelliğe sahip olan insanların büyük başarı elde ettiklerini bildirmekte ve bu kimseler arasında tövbe edenleri de zikretmektedir. Ayetin sonunda müminlerin müjdelenmesi istenmektir.
    و بشر المؤمنين
    SONUÇ
    İnsanlar, sevap ve günah işleyebilecek özellikte yaratılmışlardır. Peygamberler hariç her insanın az çok günahı vardır. Yüce Allah da insanın hiç günah işlememesini değil, günahta ısrar etmemesini, işlediği günahına tövbe etmesini istemektedir. Bu itibarla insan işlediği günahına tövbe etmelidir. İnsanın tövbe etmede acele etmesi gerekir. Çünkü ölümün insana ne zaman geleceği belli olmaz. Ölüm gelip çatmadan önce şartlarına uygun tövbe edildiği takdirde Allah kulunun tövbesini kabul eder. Çünkü Allah tevvâb yani tövbeleri çok kabul edendir. Allah kulunun tövbe etmesine sevinir. Mümin günahına şartlarına uygun tövbe edebildiği ve günahı bağışlandığı zaman hiç günah işlememiş gibi olur. Tövbe eden mümin, Allah ve peygambere itaat etmiş hem günahından kurtulmuş hem de sevap kazanmış olur.
    Tövbeler aracıya ihtiyaç olmadan doğrudan Allah'a yapılır. Tövbe etmek için özel bir zamana ve mekana ihtiyaç yoktur. Her zaman ve mekanda tövbe edilebilir. Kul haklarıyla ilgili günahlarda hak sahibine hakkının verilmesi ve ondan helallik alınması gerekir.
    Şirk, küfür, inkâr, isyan büyük küçük her türlü günahtan şartlarına uygun tövbe edildiği zaman tövbesi geçerli olur. Sadece son nefeste yapılan tövbeler geçerli değildir.
    DİYANET



    ayrıca bkz>>>



    http://www.mumsema.com/vaaz-ve-sohbe...-sebeptir.html

    http://www.mumsema.com/hadisler-bolu...-hadisler.html


  6. 10.Kasım.2011, 21:35
    4
    thearrivals
    Aktive Olmamış Kullanıcı

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Kasım.2011
    Üye No: 91512
    Mesaj Sayısı: 3
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Bu affedilmez günah mıdır? Zina mıdır? Af olması için oruç tutsam namaz kılsam hangi duayı etsem?

    bu mesajı nasıl silebilirim ben .


  7. 10.Kasım.2011, 21:35
    4
    Aktive Olmamış Kullanıcı
    bu mesajı nasıl silebilirim ben .


  8. 10.Kasım.2011, 21:39
    5
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Bu affedilmez günah mıdır? Zina mıdır? Af olması için oruç tutsam namaz kılsam hangi duayı etsem?

    kardeş senin silme ve düzeltme hakkın yoktur. orada karalama yapmışsın. konunun içeriğini silmişsin. yöneticiler siler düzeltir taşır. o yetki onlarda var. Sen düzeltebilirsin ama konu açıldıktan sonra daha yasak.


  9. 10.Kasım.2011, 21:39
    5
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    kardeş senin silme ve düzeltme hakkın yoktur. orada karalama yapmışsın. konunun içeriğini silmişsin. yöneticiler siler düzeltir taşır. o yetki onlarda var. Sen düzeltebilirsin ama konu açıldıktan sonra daha yasak.





+ Yorum Gönder