Konusunu Oylayın.: Şehitlerimiz hakkında

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Şehitlerimiz hakkında
  1. 24.Ekim.2011, 00:39
    37
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: şehitlerimiz hakkında

    reklam


    Cevap: şehitlerimiz hakkında ile ilgili yazı Mumsema.org
    Alıntı
    Cizreli Nickli üyeden alıntı
    ben kimsenin acısına tuz sürmek niyetinde değilim ama ne şehidi ?
    kim nasıl şehid olur? anlatırmısınız?
    biz kuran sünnete göremi gideğiz yoksa haşa onlar bize göremi gelecek?
    kurtulmak diyorsunuz bunu ancak ALLAH cc bilir
    bir insanın şehit olması için ALLAH ALLAH diye savaşıp ölmesi lazım değilmi
    acımız büyük üzülüyoruz diye sacmalamıyacağızda
    onlar vatanları için öldüler ALLAH cc onları affetsin onlara dua edelim
    ama yalancı şehit yapmayalım şehit olmak için önce kusursuz islamın ve imanın şartları yerine getirmek lazım
    Buyur oku kardeşim Şehit kimmiş
    O' Askerler zevk olsun die mi öldü(rüldüler)?
    yoksa uğrunda canlarını verdikleri vatanları Müslüman
    ülkesi değilde gavur ülkesi mi?


    ------------------------------

    Şehit, dinî anlamda, Allah rızası için, O'nun yolunda canını fedâ eden Müslümana verilen isimdir. Ona bu ismin verilmesinin sebebi, cennetlik olduğuna şahitlik edilmiş olması veya onun Yüce Allah'ın huzurunda yaşıyor bulunması, yahut ölümü sırasında meleklerin hazır bulunması, yahut da ruhunun doğrudan doğruya Daru's-Selâm'da (Cennet'te) bulunması veya Allah tarafından çeşitli mükâfatlarla mükâfatlandırılmış olmasıdır.

    Şehid olmada ölçü, Allah'ın rızasıdır. Allah rızası için mücâdele eden, O'nun adını yüceltmek için çaba sarfeden, cihâd içinde bulunuş ve bu yolda canını veren de, şehid olmuş olur.

    Hanefî Mezhebi âlimlerinin görüşlerinin istikametinde, şehîdleri üç kısma ayırmamız mümkündür:

    1. Dünya ve âhiretin şehîdi:Kâfirlerle savaştığı sırada, düşman tarafından öldürülen veya asiler, yol kesen soyguncular tarafından öldürülen yahut evine giren hırsızların ağır bir cisim veya kesici bir alet kullanarak öldürdükleri kimsedir. Savaş alanında yaralı bulunan, yaralarından, göz veya kulağından kanlar akan ve bu durumda vefât eden kişi de, bu kısım şehîdlerdendir. Mal, can, namus ve benzeri müdafaalarda, zulüm ve haksızlıkla, suçsuz yere öldürülen kişi, kimin tarafından öldürülürse, öldürülsün, bu şehîdlerden sayılır. Müslüman, âkil, baliğ olduğu halde, hayız, nifas ve cünüplükten temiz olarak şehîd olanlar yıkanmaz, kefenlenmez, kanları ve elbiseleriyle gömülürler. Ancak onların üzerindeki kürk, palto, parke, silah, mest ve benzeri fazlalıklar çıkarılır. Yıkanmadan gömülmeleri, Hz. Muhammed (s.a.v)'in: "Onları kanlarıyla gömün" (1) şeklinde hadisine dayanmaktadır. Bu kısım şehîdlerin her birine, "hükmî şehîd" denir. Bu kısma giren şehîdler, elbiseleriyle gömülünce, elbiseleri onlar için kefen sayılır. Vücutlarının her tarafı elbiseleriyle örtülür. Elbiseleri vücutlarını örtmek için yetmezse, başka bir şeyle örtülmeleri temin edilir.

    2. Âhiretin şehîdi: Bir kısım şehîdler de, yalnız âhiret hükmü bakımından şehîd sayılırlar. Hata yoluyla öldürülen ve varislerine diyet verilmesi gereken kimse ile savaş veya asilerle çatışma sırasında yaralanıp da, çatışma bittikten sonra bir tarafa çekilerek yiyip içtikten, konuştuktan veya uyuduktan yahut ilaç kullandıktan yahut da aklı başında olarak üzerinden bir namaz vakti geçtikten sonra vefât eden Müslüman gibi...

    Âkil ve baliğ olmayan yahut hayızlı, nifaslı veya cünüp iken şehîd olanlar da, bu kapsama girmektedirler.

    Bunlar diğer ölüler gibi yıkanır, kefenlenir ve namazı kılındıktan sonra gömülürler.

    Bir de, yanarak ölen, suda boğulan, göçük, çığ, toprak veya bina altında kalan, vebâ gibi salgın hastalıklardan vefât eden veya akrep sokmasından ölen, gurbette veya ilim yolunda ya da cuma gecesinde vefât eden Müslümanlar da bu hükümdedir. Doğumdan vefat eden kadın da böyledir. Hz. Muhammed (s.a.s)'in bu kısma giren, savaş dışındaki şehîdler hakkında söylemiş olduğu hadisler vardır.(2)

    3. Dünya şehîdi: Kalbinde Allah rızasını taşımayan, başka duygu ve düşüncelerle hareket eden riyâkâr ve gösteriş ehli münafıklar, Müslümanlarla beraber savaşa katıldıkları zaman, kâfirler tarafından öldürülürlerse, dünya hayatında şehîd muamelesine tabi tutulurlar. Bunlar da "hükmî şehîd" sınıfından kabul edilir, yıkanmaz, cenâze namazları kılınır ve elbiseleriyle gömülürler. Fakat, yukarıdaki hadislerde ifâde edildiği gibi, Allah onların kalbini bilir. Âhirette kendilerine herhangi bir mükâfat yoktur. Cehennem ateşi ile cezalandırılırlar. Böyle insanların gerçek yüzünü Allah bilir. İnsan olarak bizler, tam manasıyla bilemeyiz. Onların hakkında, dış görünüşlerine, hal, hareket ve davranışlarına göre hükmederiz.(3)

    Hz. Muhammed (s.a.s)'in zamanından günümüze kadar, çok sayıda insanlar, Allah rızası için, Tevhid mücâdelesi için, Allah'ın adını yüceltmek ve emrini hakim kılmak için canını verip şehid oldu. Bunların başında Yasir ve hanımı Sümeyye gelmektedir. Ammar b. Yasir'in babası Yasir, bir köle idi. Bir cariye olan Sümeyye ile evlendirilmişti ve bu evlilikten Ammar dünyaya gelmişti. Bu mütevazi ailenin fertleri, hep beraber Müslüman olmuşlardı. Bekir oğulları, bunların üçünü de azad etmişlerdi. Müşrikler onlara çok eziyette bulundular. Yasir ve hanımı Sümeyye, müşriklerin zulmü neticesinde şehid olmuşlardı. Ammar anasız ve babasız kalmıştı. Hz. Muhammed (s.a.s), onlara dua etmişti. Yasir ilk erkek ve hanımı Sümeyye ilk kadın şehid olmuştu. Bu şehidlik kervanı, herhangi bir yer veya zamanda noktalanmadı ve noktalanmayacak, kıyâmete karar devam edecektir.(4)

    Kaynaklar:

    (1) Neseî, Cenâiz, 82, Cihâd, 37; Ahmed b. Hanbel, III, 299, V, 431.
    (2) Buhârî, Ezan, 32, Cihâd, 30; Müslim, İmâre, 164; Tirmizî, Cenâiz, 65, Fedâilu'l-Cihâd, 14; Ahmed b. Hanbel, I, 22, 23, II, 323, 325.
    (3) İbn Abidin, Reddu'l-Muhtar, Mısır tsz. I, 848 vd; el-Meydanî, el-Lubâb, İstanbul, tsz, I, 135 vd; Abdurrahman el-Cezirî, Kitabu'l-Fıkhi ala'l-Mezahibi'lArbaa, Mısır, tsz. I, 527 vd.
    (4) es-Suheylî, er-Ravdu'l-Ünf, Kahire, 1965, III, 201, 220; İbn İshâk, es-Sire, mad. 239, 240; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, V, 3131.



  2. 24.Ekim.2011, 00:39
    37
    Silent and lonely rains
    reklam


    Alıntı
    Cizreli Nickli üyeden alıntı
    ben kimsenin acısına tuz sürmek niyetinde değilim ama ne şehidi ?
    kim nasıl şehid olur? anlatırmısınız?
    biz kuran sünnete göremi gideğiz yoksa haşa onlar bize göremi gelecek?
    kurtulmak diyorsunuz bunu ancak ALLAH cc bilir
    bir insanın şehit olması için ALLAH ALLAH diye savaşıp ölmesi lazım değilmi
    acımız büyük üzülüyoruz diye sacmalamıyacağızda
    onlar vatanları için öldüler ALLAH cc onları affetsin onlara dua edelim
    ama yalancı şehit yapmayalım şehit olmak için önce kusursuz islamın ve imanın şartları yerine getirmek lazım
    Buyur oku kardeşim Şehit kimmiş
    O' Askerler zevk olsun die mi öldü(rüldüler)?
    yoksa uğrunda canlarını verdikleri vatanları Müslüman
    ülkesi değilde gavur ülkesi mi?


    ------------------------------

    Şehit, dinî anlamda, Allah rızası için, O'nun yolunda canını fedâ eden Müslümana verilen isimdir. Ona bu ismin verilmesinin sebebi, cennetlik olduğuna şahitlik edilmiş olması veya onun Yüce Allah'ın huzurunda yaşıyor bulunması, yahut ölümü sırasında meleklerin hazır bulunması, yahut da ruhunun doğrudan doğruya Daru's-Selâm'da (Cennet'te) bulunması veya Allah tarafından çeşitli mükâfatlarla mükâfatlandırılmış olmasıdır.

    Şehid olmada ölçü, Allah'ın rızasıdır. Allah rızası için mücâdele eden, O'nun adını yüceltmek için çaba sarfeden, cihâd içinde bulunuş ve bu yolda canını veren de, şehid olmuş olur.

    Hanefî Mezhebi âlimlerinin görüşlerinin istikametinde, şehîdleri üç kısma ayırmamız mümkündür:

    1. Dünya ve âhiretin şehîdi:Kâfirlerle savaştığı sırada, düşman tarafından öldürülen veya asiler, yol kesen soyguncular tarafından öldürülen yahut evine giren hırsızların ağır bir cisim veya kesici bir alet kullanarak öldürdükleri kimsedir. Savaş alanında yaralı bulunan, yaralarından, göz veya kulağından kanlar akan ve bu durumda vefât eden kişi de, bu kısım şehîdlerdendir. Mal, can, namus ve benzeri müdafaalarda, zulüm ve haksızlıkla, suçsuz yere öldürülen kişi, kimin tarafından öldürülürse, öldürülsün, bu şehîdlerden sayılır. Müslüman, âkil, baliğ olduğu halde, hayız, nifas ve cünüplükten temiz olarak şehîd olanlar yıkanmaz, kefenlenmez, kanları ve elbiseleriyle gömülürler. Ancak onların üzerindeki kürk, palto, parke, silah, mest ve benzeri fazlalıklar çıkarılır. Yıkanmadan gömülmeleri, Hz. Muhammed (s.a.v)'in: "Onları kanlarıyla gömün" (1) şeklinde hadisine dayanmaktadır. Bu kısım şehîdlerin her birine, "hükmî şehîd" denir. Bu kısma giren şehîdler, elbiseleriyle gömülünce, elbiseleri onlar için kefen sayılır. Vücutlarının her tarafı elbiseleriyle örtülür. Elbiseleri vücutlarını örtmek için yetmezse, başka bir şeyle örtülmeleri temin edilir.

    2. Âhiretin şehîdi: Bir kısım şehîdler de, yalnız âhiret hükmü bakımından şehîd sayılırlar. Hata yoluyla öldürülen ve varislerine diyet verilmesi gereken kimse ile savaş veya asilerle çatışma sırasında yaralanıp da, çatışma bittikten sonra bir tarafa çekilerek yiyip içtikten, konuştuktan veya uyuduktan yahut ilaç kullandıktan yahut da aklı başında olarak üzerinden bir namaz vakti geçtikten sonra vefât eden Müslüman gibi...

    Âkil ve baliğ olmayan yahut hayızlı, nifaslı veya cünüp iken şehîd olanlar da, bu kapsama girmektedirler.

    Bunlar diğer ölüler gibi yıkanır, kefenlenir ve namazı kılındıktan sonra gömülürler.

    Bir de, yanarak ölen, suda boğulan, göçük, çığ, toprak veya bina altında kalan, vebâ gibi salgın hastalıklardan vefât eden veya akrep sokmasından ölen, gurbette veya ilim yolunda ya da cuma gecesinde vefât eden Müslümanlar da bu hükümdedir. Doğumdan vefat eden kadın da böyledir. Hz. Muhammed (s.a.s)'in bu kısma giren, savaş dışındaki şehîdler hakkında söylemiş olduğu hadisler vardır.(2)

    3. Dünya şehîdi: Kalbinde Allah rızasını taşımayan, başka duygu ve düşüncelerle hareket eden riyâkâr ve gösteriş ehli münafıklar, Müslümanlarla beraber savaşa katıldıkları zaman, kâfirler tarafından öldürülürlerse, dünya hayatında şehîd muamelesine tabi tutulurlar. Bunlar da "hükmî şehîd" sınıfından kabul edilir, yıkanmaz, cenâze namazları kılınır ve elbiseleriyle gömülürler. Fakat, yukarıdaki hadislerde ifâde edildiği gibi, Allah onların kalbini bilir. Âhirette kendilerine herhangi bir mükâfat yoktur. Cehennem ateşi ile cezalandırılırlar. Böyle insanların gerçek yüzünü Allah bilir. İnsan olarak bizler, tam manasıyla bilemeyiz. Onların hakkında, dış görünüşlerine, hal, hareket ve davranışlarına göre hükmederiz.(3)

    Hz. Muhammed (s.a.s)'in zamanından günümüze kadar, çok sayıda insanlar, Allah rızası için, Tevhid mücâdelesi için, Allah'ın adını yüceltmek ve emrini hakim kılmak için canını verip şehid oldu. Bunların başında Yasir ve hanımı Sümeyye gelmektedir. Ammar b. Yasir'in babası Yasir, bir köle idi. Bir cariye olan Sümeyye ile evlendirilmişti ve bu evlilikten Ammar dünyaya gelmişti. Bu mütevazi ailenin fertleri, hep beraber Müslüman olmuşlardı. Bekir oğulları, bunların üçünü de azad etmişlerdi. Müşrikler onlara çok eziyette bulundular. Yasir ve hanımı Sümeyye, müşriklerin zulmü neticesinde şehid olmuşlardı. Ammar anasız ve babasız kalmıştı. Hz. Muhammed (s.a.s), onlara dua etmişti. Yasir ilk erkek ve hanımı Sümeyye ilk kadın şehid olmuştu. Bu şehidlik kervanı, herhangi bir yer veya zamanda noktalanmadı ve noktalanmayacak, kıyâmete karar devam edecektir.(4)

    Kaynaklar:

    (1) Neseî, Cenâiz, 82, Cihâd, 37; Ahmed b. Hanbel, III, 299, V, 431.
    (2) Buhârî, Ezan, 32, Cihâd, 30; Müslim, İmâre, 164; Tirmizî, Cenâiz, 65, Fedâilu'l-Cihâd, 14; Ahmed b. Hanbel, I, 22, 23, II, 323, 325.
    (3) İbn Abidin, Reddu'l-Muhtar, Mısır tsz. I, 848 vd; el-Meydanî, el-Lubâb, İstanbul, tsz, I, 135 vd; Abdurrahman el-Cezirî, Kitabu'l-Fıkhi ala'l-Mezahibi'lArbaa, Mısır, tsz. I, 527 vd.
    (4) es-Suheylî, er-Ravdu'l-Ünf, Kahire, 1965, III, 201, 220; İbn İshâk, es-Sire, mad. 239, 240; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, V, 3131.



  3. 24.Ekim.2011, 00:45
    38
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: şehitlerimiz hakkında

    reklam


    Kardeşler bu konunun kapatılması ön görülmüştür konuyu uzatmanın anlamı yoktur...


  4. 24.Ekim.2011, 00:45
    38
    Özel Üye
    reklam


    Kardeşler bu konunun kapatılması ön görülmüştür konuyu uzatmanın anlamı yoktur...


  5. 24.Ekim.2011, 14:16
    39
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: şehitlerimiz hakkında

    Alıntı
    ben de anneyim.oğlum olursa askere gidecek diye gururlanırım derdim.ama şimdi askere gittiğinde ne yaparım diye düşünüyorum.akşamları ona sarılıp yattığımda ağlıyorum.ilerde birgün ne olcak diye.bu olaylar hep böyle devamedecekmiş geliyor.
    Ben sizin erkek olduğunuzu tahmin etmiştim ama yanılmışım heralde...Yine söylüyorum duadan başka yapacak bir şey bulamıyorum...


  6. 24.Ekim.2011, 14:16
    39
    Editör
    Alıntı
    ben de anneyim.oğlum olursa askere gidecek diye gururlanırım derdim.ama şimdi askere gittiğinde ne yaparım diye düşünüyorum.akşamları ona sarılıp yattığımda ağlıyorum.ilerde birgün ne olcak diye.bu olaylar hep böyle devamedecekmiş geliyor.
    Ben sizin erkek olduğunuzu tahmin etmiştim ama yanılmışım heralde...Yine söylüyorum duadan başka yapacak bir şey bulamıyorum...





+ Yorum Gönder
Git İlk 34