Konusunu Oylayın.: Ahadiyet ile vahdaniyet arasındaki fark nedir.?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Ahadiyet ile vahdaniyet arasındaki fark nedir.?
  1. 06.Ekim.2011, 13:48
    1
    Hüzn'ü LeyL..
    ✖ﷲﺀ Ķudüs'ün GeLini ﷲﺀ✖❤

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Ekim.2011
    Üye No: 90686
    Mesaj Sayısı: 84
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Bulunduğu yer: Ben davasız "Müslüman"dan usandım...

    Ahadiyet ile vahdaniyet arasındaki fark nedir.?






    Ahadiyet ile vahdaniyet arasındaki fark nedir.? Mumsema Şimdiden Allah razı olsun.. Abilerim Hocalarım Cevap inşallah..?


  2. 06.Ekim.2011, 13:48
    1
    ✖ﷲﺀ Ķudüs'ün GeLini ﷲﺀ✖❤
  3. 06.Ekim.2011, 14:07
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: ahadiyet ile vahdaniyet arasındaki fark nedir.?




    Hatibî, vahidiyet ve ehadiyet kavramlarını şu şekilde açıklar: “Ehadiyet zâtın birliğidir, Vahidiyet ise sıfatta ortaklığı red içindir.”

    Bu konu Nur Küliyatında şöyle nazara verilir:

    “Vahidiyet ise, bütün o mevcudat birinindir ve birine bakar ve birinin icadıdır demektir. Ehadiyet ise herşeyde Hâlık-ı külli şey’in ekser esması tecelli ediyor demektir.” (Mektubat)

    Allah, Vahiddir, birdir. Sıfatlarının tecellileri bütün mahlûkatı kuşatmıştır. Nihayetsiz kudret, sonsuz ilim, mutlak irade ancak O Vahide mahsustur.

    Allah, Ehaddir, birdir. Mümkin ve mahluk olmayan, başlangıcı ve sonu bulunmayan yegâne zât odur. Mahlûkatın zâtlarındaki bütün noksanlıklardan, sıfatlarındaki bütün eksikliklerden, fiillerindeki bütün âcizliklerden münezzeh olan ve onların hiçbirine benzemeyen yegâne bir, tek bir, benzersiz eşsiz bir ancak O’dur.

    Her mahlûk noksanlığın esiri. Evveli ve ahiri olmada bütün mahlûkat eşit. Mekâna bağlı kalmaya, bütün maddîler mahkûm. Görüp işitmekten bütün cansızlar mahrum. Rızka, bütün canlılar muhtaç.

    İşte böyle her cihetle noksan, muhtaç, âciz ve zaif olan mahlûkatına Cenâb-ı Hak, isimleriyle medet veriyor. Noksan sıfatlardan münezzeh O Ehad, noksaniyet âlemlerindeki bütün varlıklarıyla ayrı ayrı alâkadar oluyor. Herbirinin yanında sıfatlarıyla hazır bulunuyor ve isimlerinin muhtelif tecellileriyle onların ihtiyaçlarını görüyor.

    Evet Cenâb-ı Hakk’ın ehadiyeti cihetiyle herbir mahlûkuna hususî bir teveccühü var. Semadaki her yıldız, zemindeki her çiçek, deryadaki her balık bu teveccühden kendi kabiliyetine göre bir nasip ve bir şeref payı almakta. “Beni O parlatıyor”, “beni O gezdiriyor”, “beni O yüzdürüyor”, “beni O büyütüyor”, “beni O açtırıyor”, gibi.

    Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın, her insana da ayrı bir teveccühü var. Her birini değişik sıkıntılar, yahut ayrı nimetlerle farklı imtihanlara tâbi tutuyor. Simasını diğer insanlardan farklı kıldığı kulunu, ayrı hâdiselerin içine atıyor. O Zât-ı Ehad, Cennette de herbir kuluyla bizzat ilgilenecek, herbirini ayrı derecelerde rızıklandıracak, onlara farklı seviyelerde sürûr ve zevk tattıracak. Ve Ehad ismi de kemâliyle o âlemde tecelli edecek.

    Nasıl ki, koca bir şehri bir bütün olarak görmek zordur, ama bir makette kolayca bütünündeki güzelliği görebiliriz. Onun gibi, koca kainatı görüp Rabbül alemin manasını anlamak kolay olmadığından, Cenab-ı Hak şu koca alemi küçük bir insanda özetlemiştir. Bu ise, Ehadiyetin bir tecellisidir



  4. 06.Ekim.2011, 14:07
    2
    Editör



    Hatibî, vahidiyet ve ehadiyet kavramlarını şu şekilde açıklar: “Ehadiyet zâtın birliğidir, Vahidiyet ise sıfatta ortaklığı red içindir.”

    Bu konu Nur Küliyatında şöyle nazara verilir:

    “Vahidiyet ise, bütün o mevcudat birinindir ve birine bakar ve birinin icadıdır demektir. Ehadiyet ise herşeyde Hâlık-ı külli şey’in ekser esması tecelli ediyor demektir.” (Mektubat)

    Allah, Vahiddir, birdir. Sıfatlarının tecellileri bütün mahlûkatı kuşatmıştır. Nihayetsiz kudret, sonsuz ilim, mutlak irade ancak O Vahide mahsustur.

    Allah, Ehaddir, birdir. Mümkin ve mahluk olmayan, başlangıcı ve sonu bulunmayan yegâne zât odur. Mahlûkatın zâtlarındaki bütün noksanlıklardan, sıfatlarındaki bütün eksikliklerden, fiillerindeki bütün âcizliklerden münezzeh olan ve onların hiçbirine benzemeyen yegâne bir, tek bir, benzersiz eşsiz bir ancak O’dur.

    Her mahlûk noksanlığın esiri. Evveli ve ahiri olmada bütün mahlûkat eşit. Mekâna bağlı kalmaya, bütün maddîler mahkûm. Görüp işitmekten bütün cansızlar mahrum. Rızka, bütün canlılar muhtaç.

    İşte böyle her cihetle noksan, muhtaç, âciz ve zaif olan mahlûkatına Cenâb-ı Hak, isimleriyle medet veriyor. Noksan sıfatlardan münezzeh O Ehad, noksaniyet âlemlerindeki bütün varlıklarıyla ayrı ayrı alâkadar oluyor. Herbirinin yanında sıfatlarıyla hazır bulunuyor ve isimlerinin muhtelif tecellileriyle onların ihtiyaçlarını görüyor.

    Evet Cenâb-ı Hakk’ın ehadiyeti cihetiyle herbir mahlûkuna hususî bir teveccühü var. Semadaki her yıldız, zemindeki her çiçek, deryadaki her balık bu teveccühden kendi kabiliyetine göre bir nasip ve bir şeref payı almakta. “Beni O parlatıyor”, “beni O gezdiriyor”, “beni O yüzdürüyor”, “beni O büyütüyor”, “beni O açtırıyor”, gibi.

    Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın, her insana da ayrı bir teveccühü var. Her birini değişik sıkıntılar, yahut ayrı nimetlerle farklı imtihanlara tâbi tutuyor. Simasını diğer insanlardan farklı kıldığı kulunu, ayrı hâdiselerin içine atıyor. O Zât-ı Ehad, Cennette de herbir kuluyla bizzat ilgilenecek, herbirini ayrı derecelerde rızıklandıracak, onlara farklı seviyelerde sürûr ve zevk tattıracak. Ve Ehad ismi de kemâliyle o âlemde tecelli edecek.

    Nasıl ki, koca bir şehri bir bütün olarak görmek zordur, ama bir makette kolayca bütünündeki güzelliği görebiliriz. Onun gibi, koca kainatı görüp Rabbül alemin manasını anlamak kolay olmadığından, Cenab-ı Hak şu koca alemi küçük bir insanda özetlemiştir. Bu ise, Ehadiyetin bir tecellisidir






+ Yorum Gönder