Konusunu Oylayın.: Sünni bir hanım alevi bir kimse ile evlenebilir mi ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Sünni bir hanım alevi bir kimse ile evlenebilir mi ?
  1. 05.Ekim.2011, 23:11
    13
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Sünni bir hanım alevi bir kimse ile evlenebilir mi ?

    reklam


    Cevap: Sünni bir hanım alevi bir kimse ile evlenebilir mi ? isimli yazı www.Mumsema.comCevap: Sünni bir hanım alevi bir kimse ile evlenebilir mi ?
    Alıntı
    Geçen sitenin birinde araştırma yaparken şöyle bir yazı gördüm aynen aktarıyorum

    ''Bir Sünni ile bir Alevi'nin evlenmesine günah diyenlere seslenmek istiyorum
    HzAli bir Alevidir,
    HzMuhhammed bir Sünnidir,
    Hz Ali Alevi olduguna göre Alevi-Sünni evliliği günah ise Hz Ali niçin Hz muhhammedin Kızı Fatıma ile evlendi ?
    Bu sorunun cevabını verirmisiniz bana ? ''

    Bunları neye dayanarak söyledi bilmiyorum ama beni bu konuda bilgilendiren olursa çok sevinirim
    Müslüman herşeyden önce uyanık olacak..... Hazreti Ali(R.A.) hiç bir zaman kendisini sevmemiştir ki; alevi olsun. O Allah ve Resulünü(S.A.V.) canından mukaddes bildiği için şehitlik makamına eren diğer halifelerle birlikte olmuştur. O Allah ve Resul sevgisiyle, İslam olmuştur. Müslümanlardandır. Allah-u Taala'nın şeriatını ve Peygamberi(S.A.V.)'nin sünnet-i seniyyesini uygulayıcı olmuştur. Bu durumda Hazreti Ali(R.A.) Eğer sünneti seniyye'yi hayatında tatbik edenler sünni olarak anılıyorlarsa, Alevi değil, sünnidir.

    Hazreti Muhammed(S.A.V.) Eğer boştan konuşmaz ve Kur'an-ı Kerim Ayetlerinin dışında da bir hüküm ve hikmet de bildirmez ise, ki; biz şahidiz. O risaletini Hâk'kıyla Tebliğ edendir. Sünnet-i Seniyye'de Kur'an-ı Kerim'le ahlaklanmak ise, O peygamber ümmetini sünnetine çağırandır. Ki; biz o'nun sünnetine tabi olmakla, ona tabi oluruz ki; tabiyetimiz MUHAMMED-İ İSLAM'dır. Kimliklerimizde ayrıca tabiyeti bölümü dışında dini bölümü yapılıp oraya İSLAM yazarlar ancak gerçek şudur ki; tabiyetimiz MUHAMMED-İ İSLAM'dır.

    Bu durumda ne Hazreti Muhammed(S.A.V.) onların anladığı manada sünni. Nede Hazreti Ali(R.A.) onların anladığı manada alevidir. Her ikisininde tabiyeti, tıpkı bizde olduğu gibi, İSLAM'dır. Peygamber(S.A.V.)'de NAMAZ KILMAYANLARA KIZLARINIZI VERİPTE ATEŞE ATMAYINIZ demişse eğer.... Tabiyeti İSLAM olandan daha güzel bir damat edinebilirmiydi kendine...

    Rab'bim Cümlemizden Razı Olsun. Amin.


  2. 05.Ekim.2011, 23:11
    13
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    reklam


    Alıntı
    Geçen sitenin birinde araştırma yaparken şöyle bir yazı gördüm aynen aktarıyorum

    ''Bir Sünni ile bir Alevi'nin evlenmesine günah diyenlere seslenmek istiyorum
    HzAli bir Alevidir,
    HzMuhhammed bir Sünnidir,
    Hz Ali Alevi olduguna göre Alevi-Sünni evliliği günah ise Hz Ali niçin Hz muhhammedin Kızı Fatıma ile evlendi ?
    Bu sorunun cevabını verirmisiniz bana ? ''

    Bunları neye dayanarak söyledi bilmiyorum ama beni bu konuda bilgilendiren olursa çok sevinirim
    Müslüman herşeyden önce uyanık olacak..... Hazreti Ali(R.A.) hiç bir zaman kendisini sevmemiştir ki; alevi olsun. O Allah ve Resulünü(S.A.V.) canından mukaddes bildiği için şehitlik makamına eren diğer halifelerle birlikte olmuştur. O Allah ve Resul sevgisiyle, İslam olmuştur. Müslümanlardandır. Allah-u Taala'nın şeriatını ve Peygamberi(S.A.V.)'nin sünnet-i seniyyesini uygulayıcı olmuştur. Bu durumda Hazreti Ali(R.A.) Eğer sünneti seniyye'yi hayatında tatbik edenler sünni olarak anılıyorlarsa, Alevi değil, sünnidir.

    Hazreti Muhammed(S.A.V.) Eğer boştan konuşmaz ve Kur'an-ı Kerim Ayetlerinin dışında da bir hüküm ve hikmet de bildirmez ise, ki; biz şahidiz. O risaletini Hâk'kıyla Tebliğ edendir. Sünnet-i Seniyye'de Kur'an-ı Kerim'le ahlaklanmak ise, O peygamber ümmetini sünnetine çağırandır. Ki; biz o'nun sünnetine tabi olmakla, ona tabi oluruz ki; tabiyetimiz MUHAMMED-İ İSLAM'dır. Kimliklerimizde ayrıca tabiyeti bölümü dışında dini bölümü yapılıp oraya İSLAM yazarlar ancak gerçek şudur ki; tabiyetimiz MUHAMMED-İ İSLAM'dır.

    Bu durumda ne Hazreti Muhammed(S.A.V.) onların anladığı manada sünni. Nede Hazreti Ali(R.A.) onların anladığı manada alevidir. Her ikisininde tabiyeti, tıpkı bizde olduğu gibi, İSLAM'dır. Peygamber(S.A.V.)'de NAMAZ KILMAYANLARA KIZLARINIZI VERİPTE ATEŞE ATMAYINIZ demişse eğer.... Tabiyeti İSLAM olandan daha güzel bir damat edinebilirmiydi kendine...

    Rab'bim Cümlemizden Razı Olsun. Amin.


  3. 07.Aralık.2011, 10:18
    14
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,512
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Sünni bir hanım alevi bir kimse ile evlenebilir mi ?

    reklam


    Sünni bir hanım alevi bir erkekle evlenebilir mi?




    Müslümanlığın bütün şartlarını kendine göre yerine getirmeye çalışan, namaz kılan, oruç tutan ve diğer ibadetleri de elinden geldiğince yerine getirmeye çalışan, fakat alevi olan birinin sünni bir kızla evlenmesine dinimizde nasıl bakılır?

    Ben bir alevi genciyim, sünni bir kızla evlenebilir miyim? Bir de sünniler gerçekten bize düşman mı içden, yoksa baştakiler mi bizle oynuyor?

    Yazar: Ahmed Şahin


    Müslüman bir hanım ancak Müslüman bir kimse ile evlenebileceğinden önce Müslümanı tanıtmamız lazımdır. Müslüman, İslâm dininin bütün kesin hükümlerini kabul edip hiç birisini reddetmeyen kimsedir. Yani namaz, oruç, zekât, hac, abdest, gusül ve benzeri emirleriyle; zina, içki, faiz ve benzeri nehiyleri kabul edip onlara inanan kimsedir. Ama zikredilen şeylerin tümünü veya bir kısmını kabul etmeyen kimse Müslüman sayılmadığı gibi onunla evlenmek de caiz değildir. Evlenme vaki olduğu takdirde evlilik hayatı gayri meşrudur. Bunun adı ister Sünni olsun, ister Şii olsun fark etmez.

    Demek ki evlenmenin ölçüsü İslâm'dır. Maalesef bugün yurt içinde veya dışında birçok Müslüman hanım, durumu sormadan ve İslâm'ın hükmünü öğrenmeden Müslüman olmayan kimse ile evlenir ve kendini kıyamete kadar Allah'ın lanetine müstahak eder. (Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar II. 119)

    Bu konuda bir süreden beri sualler sorulmakta, cevaplar beklenmektedir. Önce bir hususa işarette bulunmak istiyorum.

    Biz Alevî-Sünnî ihtilafını körükleyip ayrılık gayrılık meydana getirmeye taraftar değiliz. Birlik ve beraberlikten yanayız. İhtilâfları körüklemekten, farklı anlayışları alevlendirip birliğimizi bozmaktan hiç kimseye fayda gelmez, ancak hepimize zarar gelir. Bunu böyle biliyor, böyle de inanıyoruz.

    Aslında bir Müslüman’ın veya bir tarikatın Hz. Ali (ra) muhabbetini meslek ve meşrebine esas almasının dinen hiçbir mahzuru yoktur. Diğer sahabelere tecâvüz etmemek, Kur'an ve Sünnet'in ışığında namazını kılmak, orucunu tutmak ve diğer sorumluluklarını yerine getirmek kaydı ile, Hz. Ali (ra) ve Ehl-i Beyt muhabbetini rehber edinmenin hiçbir mahzuru yoktur. Gerçek şu ki, Kitap ve Sünnet'i bilen ve gereği gibi yaşayan hakikî bir Alevî, ancak Allah Teâlâ'yı ma'bûd olarak tanır. Kendisini, İslâmîyet’in bir ferdi olarak bilir, Peygamberimizi (asm), en son peygamber, Kur'ân-ı Kerîm'i de son semavî kitap kabul eder.

    Bu sun’î ayrılığın ortadan kalkmasının tek yolu, Kur'an'ın ışığı altına girmek ve O'nu yegâne ölçü kabul etmektir. Nitekim Cenâb-ı Hak Kur'ân-ı Kerim'de, “Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılınız ve ayrılmayınız.” buyurmakla, bütün Müslümanların Kur'an etrafında toplanmasını emretmektedir.

    Bu anlayış içinde sualin cevabını vermeye çalışacalım.

    Önce Alevîliğin ne olduğunu belirlememiz gerekir ki, hüküm vermekte isabet edelim. Gerçekten de Alevîlik nedir? Evet, cevabını aradığımız soru budur. Alevîliğin ne olduğunu belirleyebilsek mesele biter, "Evlenmek uygundur, yahut da değildir." diye cevap verebiliriz. Ne var ki, ülkemizdeki Alevîlik anlayışı tek ve net değildir. Bazı Alevî temsilcilerinin Alevîlik anlayışlarını dinledim Samanyolu Televizyonu'nda...

    Şayet Alevîlik böyleyse dinen evlenmek de isabetli, akraba olmakla da fayda vardır. Tanışırız, anlaşırız. Bu dedeler diyorlar ki:

    - Alevilik Kur'ân'ın dışında olamaz. Sünnetin zıddına anlaşılamaz. Peygamber Efendimiz (asm)'in yaşayışına ters şekilde yorumlanamaz, Alevîlik'te namaz, oruç, hac, zekât gibi dinî emirlerin hepsi de vardır ve mevcuttur. Aksini iddia edenler Alevîliği kendi maksatlarına âlet etmek isteyenlerdir. Onların oyununa gelinmemeli, Aleviliği İslâm'ın dışında göstermek isteyenlere itibar edilmemelidir...

    Alevîlik böyleyse bir diyeceğimiz olmaz. Din kardeşi anlayışı içinde bakarız kendilerine, hatta bir kısım kusur ve noksanlarını da görmezlikten geliriz. Çünkü hepimizde vardır kusur ve amel eksikleri...

    Ancak böyle değil de, alevîlik bazılarının iddia ettikleri gibi ise... Yani:

    - Namaz, oruç, zekât yoksa; ibadetlerini sadece bir kalb, gönül meselesi telâkki ediyor, beş vakit namazı inkarda bulunuyorlarsa: Resulüllah (asm)'ın raşid halifelerine hürmetsizliği esas alıyor, bazı tarihî olayları günümüze taşıyarak düşmanlığı canlı tutmayı düşünüyorlarsa; bilhassa farz olan guslü kabul etmiyor, cünüblükten sonra yıkanmayı uygun bulmuyorlarsa... Bunları kabul etmeyenle edenin bir arada huzurlu bir yuva kurmaları, sevgi içinde mutlu ve bahtiyar olmaları aklen mümkün olmadığı gibi naklen de uygun olmaz. Aynı kültürü paylaşanların bile huzur içinde geçinmelerinde zorluk çıktığı günümüzde, ayrı kültürde olanların huzur içinde mutlu bir aile hayatı sürdüreceklerini sanmak, ne derece gerçekçi olur, düşünülsün. Bunun için diyorum ki: “Alevîliği taraflar nasıl anlıyorlar, önce bunu tesbite ihtiyaç vardır!”

    Kur'ân'ı kutsal kitabımız olarak esas alıyorlarsa, Kur'ân'ın mânâsının sünnette açıklandığını kabul ediyorlarsa, Resulüllah (asm)'ın ve Ehl-i Beytin yaşayışını örnek biliyorlarsa, aramızda temelde ayrılık yok demektir. Diğer farklılıkları hoşgörmek mümkün olabilir.

    Farzları kabul eden kimse mü'mindir; kabul etmeyen ise inkarcı konumundadır. Bunu tesbit ise, görüşüp konuşmakla mümkün olur. Görüşüp konuşmadan kestirip atmak peşin hükümlülük olur.

    Bir mühim noktaya daha işaret etmek gerekir:

    Alevîliği İslâm'ın içinde yorumlayan din (kardeşimiz), dışında anlayan da (vatandaşımız)dır. Biz vatandaşımızla da karşılıklı saygı içinde yaşamak isteriz. Bu, bizim Müslümanlığımızın da gereğidir.




  4. 07.Aralık.2011, 10:18
    14
    Üye
    reklam


    Sünni bir hanım alevi bir erkekle evlenebilir mi?




    Müslümanlığın bütün şartlarını kendine göre yerine getirmeye çalışan, namaz kılan, oruç tutan ve diğer ibadetleri de elinden geldiğince yerine getirmeye çalışan, fakat alevi olan birinin sünni bir kızla evlenmesine dinimizde nasıl bakılır?

    Ben bir alevi genciyim, sünni bir kızla evlenebilir miyim? Bir de sünniler gerçekten bize düşman mı içden, yoksa baştakiler mi bizle oynuyor?

    Yazar: Ahmed Şahin


    Müslüman bir hanım ancak Müslüman bir kimse ile evlenebileceğinden önce Müslümanı tanıtmamız lazımdır. Müslüman, İslâm dininin bütün kesin hükümlerini kabul edip hiç birisini reddetmeyen kimsedir. Yani namaz, oruç, zekât, hac, abdest, gusül ve benzeri emirleriyle; zina, içki, faiz ve benzeri nehiyleri kabul edip onlara inanan kimsedir. Ama zikredilen şeylerin tümünü veya bir kısmını kabul etmeyen kimse Müslüman sayılmadığı gibi onunla evlenmek de caiz değildir. Evlenme vaki olduğu takdirde evlilik hayatı gayri meşrudur. Bunun adı ister Sünni olsun, ister Şii olsun fark etmez.

    Demek ki evlenmenin ölçüsü İslâm'dır. Maalesef bugün yurt içinde veya dışında birçok Müslüman hanım, durumu sormadan ve İslâm'ın hükmünü öğrenmeden Müslüman olmayan kimse ile evlenir ve kendini kıyamete kadar Allah'ın lanetine müstahak eder. (Halil GÜNENÇ, Günümüz Meselelerine Fetvalar II. 119)

    Bu konuda bir süreden beri sualler sorulmakta, cevaplar beklenmektedir. Önce bir hususa işarette bulunmak istiyorum.

    Biz Alevî-Sünnî ihtilafını körükleyip ayrılık gayrılık meydana getirmeye taraftar değiliz. Birlik ve beraberlikten yanayız. İhtilâfları körüklemekten, farklı anlayışları alevlendirip birliğimizi bozmaktan hiç kimseye fayda gelmez, ancak hepimize zarar gelir. Bunu böyle biliyor, böyle de inanıyoruz.

    Aslında bir Müslüman’ın veya bir tarikatın Hz. Ali (ra) muhabbetini meslek ve meşrebine esas almasının dinen hiçbir mahzuru yoktur. Diğer sahabelere tecâvüz etmemek, Kur'an ve Sünnet'in ışığında namazını kılmak, orucunu tutmak ve diğer sorumluluklarını yerine getirmek kaydı ile, Hz. Ali (ra) ve Ehl-i Beyt muhabbetini rehber edinmenin hiçbir mahzuru yoktur. Gerçek şu ki, Kitap ve Sünnet'i bilen ve gereği gibi yaşayan hakikî bir Alevî, ancak Allah Teâlâ'yı ma'bûd olarak tanır. Kendisini, İslâmîyet’in bir ferdi olarak bilir, Peygamberimizi (asm), en son peygamber, Kur'ân-ı Kerîm'i de son semavî kitap kabul eder.

    Bu sun’î ayrılığın ortadan kalkmasının tek yolu, Kur'an'ın ışığı altına girmek ve O'nu yegâne ölçü kabul etmektir. Nitekim Cenâb-ı Hak Kur'ân-ı Kerim'de, “Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılınız ve ayrılmayınız.” buyurmakla, bütün Müslümanların Kur'an etrafında toplanmasını emretmektedir.

    Bu anlayış içinde sualin cevabını vermeye çalışacalım.

    Önce Alevîliğin ne olduğunu belirlememiz gerekir ki, hüküm vermekte isabet edelim. Gerçekten de Alevîlik nedir? Evet, cevabını aradığımız soru budur. Alevîliğin ne olduğunu belirleyebilsek mesele biter, "Evlenmek uygundur, yahut da değildir." diye cevap verebiliriz. Ne var ki, ülkemizdeki Alevîlik anlayışı tek ve net değildir. Bazı Alevî temsilcilerinin Alevîlik anlayışlarını dinledim Samanyolu Televizyonu'nda...

    Şayet Alevîlik böyleyse dinen evlenmek de isabetli, akraba olmakla da fayda vardır. Tanışırız, anlaşırız. Bu dedeler diyorlar ki:

    - Alevilik Kur'ân'ın dışında olamaz. Sünnetin zıddına anlaşılamaz. Peygamber Efendimiz (asm)'in yaşayışına ters şekilde yorumlanamaz, Alevîlik'te namaz, oruç, hac, zekât gibi dinî emirlerin hepsi de vardır ve mevcuttur. Aksini iddia edenler Alevîliği kendi maksatlarına âlet etmek isteyenlerdir. Onların oyununa gelinmemeli, Aleviliği İslâm'ın dışında göstermek isteyenlere itibar edilmemelidir...

    Alevîlik böyleyse bir diyeceğimiz olmaz. Din kardeşi anlayışı içinde bakarız kendilerine, hatta bir kısım kusur ve noksanlarını da görmezlikten geliriz. Çünkü hepimizde vardır kusur ve amel eksikleri...

    Ancak böyle değil de, alevîlik bazılarının iddia ettikleri gibi ise... Yani:

    - Namaz, oruç, zekât yoksa; ibadetlerini sadece bir kalb, gönül meselesi telâkki ediyor, beş vakit namazı inkarda bulunuyorlarsa: Resulüllah (asm)'ın raşid halifelerine hürmetsizliği esas alıyor, bazı tarihî olayları günümüze taşıyarak düşmanlığı canlı tutmayı düşünüyorlarsa; bilhassa farz olan guslü kabul etmiyor, cünüblükten sonra yıkanmayı uygun bulmuyorlarsa... Bunları kabul etmeyenle edenin bir arada huzurlu bir yuva kurmaları, sevgi içinde mutlu ve bahtiyar olmaları aklen mümkün olmadığı gibi naklen de uygun olmaz. Aynı kültürü paylaşanların bile huzur içinde geçinmelerinde zorluk çıktığı günümüzde, ayrı kültürde olanların huzur içinde mutlu bir aile hayatı sürdüreceklerini sanmak, ne derece gerçekçi olur, düşünülsün. Bunun için diyorum ki: “Alevîliği taraflar nasıl anlıyorlar, önce bunu tesbite ihtiyaç vardır!”

    Kur'ân'ı kutsal kitabımız olarak esas alıyorlarsa, Kur'ân'ın mânâsının sünnette açıklandığını kabul ediyorlarsa, Resulüllah (asm)'ın ve Ehl-i Beytin yaşayışını örnek biliyorlarsa, aramızda temelde ayrılık yok demektir. Diğer farklılıkları hoşgörmek mümkün olabilir.

    Farzları kabul eden kimse mü'mindir; kabul etmeyen ise inkarcı konumundadır. Bunu tesbit ise, görüşüp konuşmakla mümkün olur. Görüşüp konuşmadan kestirip atmak peşin hükümlülük olur.

    Bir mühim noktaya daha işaret etmek gerekir:

    Alevîliği İslâm'ın içinde yorumlayan din (kardeşimiz), dışında anlayan da (vatandaşımız)dır. Biz vatandaşımızla da karşılıklı saygı içinde yaşamak isteriz. Bu, bizim Müslümanlığımızın da gereğidir.







+ Yorum Gönder
Git İlk 12