Konusunu Oylayın.: Okul ve Cuma Namazı konusu

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Okul ve Cuma Namazı konusu
  1. 29.Eylül.2011, 19:00
    1
    Osmanx
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 29.Eylül.2011
    Üye No: 90646
    Mesaj Sayısı: 1
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 27

    Okul ve Cuma Namazı konusu






    Okul ve Cuma Namazı konusu Mumsema Ben 16 yaşında talebeyim, 5 vakit namazımı kılıyorum fakat okul saatim cumaya denk geliyor, dersde oluyorum.. Sizce ne yapmalıyım, bunun günahı, sorumluğu varmıdır teşekkürler..


  2. 29.Eylül.2011, 19:00
    1
    Osmanx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    Ben 16 yaşında talebeyim, 5 vakit namazımı kılıyorum fakat okul saatim cumaya denk geliyor, dersde oluyorum.. Sizce ne yapmalıyım, bunun günahı, sorumluğu varmıdır teşekkürler..


    Benzer Konular

    - Okul mescidinde cuma namazı kılınabilir mi?

    - Cuma namazı ve okul

    - Cuma namazı hutbe konusu

    - Cuma namazı farzdır (okul)

    - Cuma namazı ve besmele konusu

  3. 29.Eylül.2011, 22:16
    2
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Okul ve Cuma Namazı konusu




    Eğer beş vakit namazını kılıyor isen, Cumayıda kılabilirsin.

    Eğer sen dahil üç kişi bulunabiliyorsanız cemaat içerisinde, Cumayı kılar ve sonra dersinize de devam edebilirsiniz.

    Bir teneffüs zamanı, cuma'yı kılmak için yeterlidir.

    Ancak eğer iki kişiyseniz o halde cumayı kılamazsınız. Cumayı kılamazsınız ama iki kişi o vakitte öğleyi ifa edebilirsiniz.

    Unutmayınız ki; Cuma'da Farz'dır. İlimde.

    Eğer cemaat olmak üzere üç kişi bulamıyorsanız okulda, bu durumda o vakti geçirmeden öğle namazını ifa etmeniz gerekmektedir.

    Ancak öncelikle bu hususda siz ne yapıyordunuz derseniz eğer, biz şöyle yapıyorduk.

    Cuma vaktinde, daha önce hocamıza durumu arz edip, tuvalete gitmek için dersteyken izin isteyeceğimizi hocamıza söyledik. Hocamızda doğru söylediğimizden dolayı sizi ödüllendireceğim dedi.

    Biz beş ayrı sınıftan onbir arkadaş tuvalete gidip abdest alır ve sonrasında kantine iner ve kantinin arkasındaki kalorifer dairesinde, hademenin imamlığında cumayı ifa ederdik. Tabi bizimki normal liseydi. Sadece hadememiz bize döner ve hutbe olarakda sadece ELHAMDULİLLAH, ELHAMDULİLLAH, ELHAMDULİLLAH der ve hutbeyi tamamlardı. Hepsi o.

    Sonra iki rekat farzı kılar sınıflarımıza dağılırdık. Sınıftada herkes namaza gittiğimizi de bir şekilde bilirdi. Teneffüsde yine kalorifer dairesine iner ve Cuma'nın sünnetini dört rekat, Sonra, Cumanın sünnetini dört rekat, sonra, Cumanın zuhr-u ahîr namazını dört rekat ve son sünnetini iki rekat kılardık. Teneffüs biterdi.

    Hülasa bir ders ortası, iki rekat kılıp sınıfa dönerdik. Sonra diğer rekatları da ilk teneffüsde tamamlayıp cuma'yı eda ederdik. İnşaallah sizde bu yolu deneyiniz. Rab'bim yardımcı olacaktır.

    Rab'bim Cümlemizden Razı Olsun. Amin.


  4. 29.Eylül.2011, 22:16
    2
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    Eğer beş vakit namazını kılıyor isen, Cumayıda kılabilirsin.

    Eğer sen dahil üç kişi bulunabiliyorsanız cemaat içerisinde, Cumayı kılar ve sonra dersinize de devam edebilirsiniz.

    Bir teneffüs zamanı, cuma'yı kılmak için yeterlidir.

    Ancak eğer iki kişiyseniz o halde cumayı kılamazsınız. Cumayı kılamazsınız ama iki kişi o vakitte öğleyi ifa edebilirsiniz.

    Unutmayınız ki; Cuma'da Farz'dır. İlimde.

    Eğer cemaat olmak üzere üç kişi bulamıyorsanız okulda, bu durumda o vakti geçirmeden öğle namazını ifa etmeniz gerekmektedir.

    Ancak öncelikle bu hususda siz ne yapıyordunuz derseniz eğer, biz şöyle yapıyorduk.

    Cuma vaktinde, daha önce hocamıza durumu arz edip, tuvalete gitmek için dersteyken izin isteyeceğimizi hocamıza söyledik. Hocamızda doğru söylediğimizden dolayı sizi ödüllendireceğim dedi.

    Biz beş ayrı sınıftan onbir arkadaş tuvalete gidip abdest alır ve sonrasında kantine iner ve kantinin arkasındaki kalorifer dairesinde, hademenin imamlığında cumayı ifa ederdik. Tabi bizimki normal liseydi. Sadece hadememiz bize döner ve hutbe olarakda sadece ELHAMDULİLLAH, ELHAMDULİLLAH, ELHAMDULİLLAH der ve hutbeyi tamamlardı. Hepsi o.

    Sonra iki rekat farzı kılar sınıflarımıza dağılırdık. Sınıftada herkes namaza gittiğimizi de bir şekilde bilirdi. Teneffüsde yine kalorifer dairesine iner ve Cuma'nın sünnetini dört rekat, Sonra, Cumanın sünnetini dört rekat, sonra, Cumanın zuhr-u ahîr namazını dört rekat ve son sünnetini iki rekat kılardık. Teneffüs biterdi.

    Hülasa bir ders ortası, iki rekat kılıp sınıfa dönerdik. Sonra diğer rekatları da ilk teneffüsde tamamlayıp cuma'yı eda ederdik. İnşaallah sizde bu yolu deneyiniz. Rab'bim yardımcı olacaktır.

    Rab'bim Cümlemizden Razı Olsun. Amin.


  5. 30.Eylül.2011, 18:44
    3
    ikindi
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Kasım.2010
    Üye No: 80576
    Mesaj Sayısı: 323
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Cevap: Okul ve Cuma Namazı konusu

    peki yurtdisinda yasiyanlar icin durum nasil


  6. 30.Eylül.2011, 18:44
    3
    Devamlı Üye
    peki yurtdisinda yasiyanlar icin durum nasil


  7. 30.Eylül.2011, 21:07
    4
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Okul ve Cuma Namazı konusu

    Yurt dışında yaşıyanlar için durum biraz daha vahim.

    Zira müslüman, bulunduğu ülkenin kanunlarına, fitne çıkartmamak adına uymak zorundadır.

    Bir tarafta Allah'ın emri, diğer tarafta yurt dışındaki ülkelerin amir emirleri.

    Bir ülkenin amir emirlerine muhalefet etmek, diğer müslümanların üzerlerine de şimşekleri çekmekle eş anlamlı olduğundan ve bir takım zevatın, TERÖRİST bunlar diye taktim etmelerinden imtina ile, fırsatını bulmak için çabalamanın ve fırsat doğduğunda cuma'nın ifa edilmesinden veya fırsat oluşturmak için vesileler bulmaya çalışmaktan başka bir çare müslüman için yoktur.

    İmtihan oralarda daha çetin ve vahimdir. Rab'bim islami şuur içinde ilmi ve şer-i siyaseti tüm müslümanlar için kullanıp, nefsinden ferağatla ibadette sabit kullarından eylesin. Amin.

    Rab'bim Cümlemizden Razı Olsun. Amin.


  8. 30.Eylül.2011, 21:07
    4
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Yurt dışında yaşıyanlar için durum biraz daha vahim.

    Zira müslüman, bulunduğu ülkenin kanunlarına, fitne çıkartmamak adına uymak zorundadır.

    Bir tarafta Allah'ın emri, diğer tarafta yurt dışındaki ülkelerin amir emirleri.

    Bir ülkenin amir emirlerine muhalefet etmek, diğer müslümanların üzerlerine de şimşekleri çekmekle eş anlamlı olduğundan ve bir takım zevatın, TERÖRİST bunlar diye taktim etmelerinden imtina ile, fırsatını bulmak için çabalamanın ve fırsat doğduğunda cuma'nın ifa edilmesinden veya fırsat oluşturmak için vesileler bulmaya çalışmaktan başka bir çare müslüman için yoktur.

    İmtihan oralarda daha çetin ve vahimdir. Rab'bim islami şuur içinde ilmi ve şer-i siyaseti tüm müslümanlar için kullanıp, nefsinden ferağatla ibadette sabit kullarından eylesin. Amin.

    Rab'bim Cümlemizden Razı Olsun. Amin.


  9. 01.Ekim.2011, 01:14
    5
    ikindi
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Kasım.2010
    Üye No: 80576
    Mesaj Sayısı: 323
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Cevap: Okul ve Cuma Namazı konusu

    amin

    cuma namazi sorun degil Allahima cok sükür ama kis geldinde ögle namazini kilmam sorun olcak.kacirirsam sebebsiz yere kacirilmis gibimi oluyor?


  10. 01.Ekim.2011, 01:14
    5
    Devamlı Üye
    amin

    cuma namazi sorun degil Allahima cok sükür ama kis geldinde ögle namazini kilmam sorun olcak.kacirirsam sebebsiz yere kacirilmis gibimi oluyor?


  11. 06.Nisan.2012, 08:35
    6
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: Okul ve Cuma Namazı konusu

    Okul için eğitim ve öğretimin belirli zamanları, namaz vaktini geçiriyorsa hükmü nedir, ne yapmak gerekmektedir? Cem ederek/birleştirerek kılmak caiz midir?


    Namaz, dinimizin ifâsını emrettiği ibadetlerin en önemlisidir. Kelime-i şehâdetten sonra, İslâm binasının üzerine kurulduğu beş esastan birincisidir. Akıllı ve erginlik çağına ulaşan her Müslümana, istisnasız farzdır. Farziyeti Kitap, sünnet ve icma ile sabittir. Terkedilmesi ve -geciktirmeyi câiz kılan meşru bir mazeret bulunmaksızın- vaktinde edâ edilmeyip, kazaya bırakılması, en büyük günahlardan biridir. Bu itibarla, her Müslümanın beş vakit namazını vakti içinde edâ etmesi; geciktirmeyi caiz kılan meşru bir mazeret olmadıkça, hiçbir vaktin namazını kazaya bırakmaması gerekir.

    İslâmî hükümlere göre, hiç kimse gücünün yetmediği bir şeyi ifâ ile mükellef olmaz ve bundan dolayı sorumlu tutulmaz. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de

    "Allah kişiyi ancak gücünün yettiğinden sorumlu tutar..." (Bakara, 2/286)

    buyrulmuştur. Bu itibarla, bir ibadeti, meşru bir mazeret sebebiyle vakti içinde edâ edemeyip, daha sonra kaza eden kişi dinen sorumlu olmaz. Fakat meşru bir mazeret olmadığı halde namazlarını vaktinde edâ etmeyenler, daha sonra bunları kaza etmekle emri, vakti içinde yerine getirmeme sorumluluğundan kurtulmuş olmazlar. Bu gibilerin ayrıca tövbe ve istiğfarda (günahlarının affı için niyazda) bulunmaları ve bu sorumluluğu telâfi edecek iyi işler ve nâfile ibadetler yapmaları gerekir.

    İslâm'da namaz ve oruç gibi ibadetler için belirli vakitler konulmuştur. Bu vakitlerin kaçırılması hâlinde artık edâ değil, kaza söz konusu olur. Farz namazların kendi vakitleri içinde kılınması farzdır. Özürsüz olarak bir namazın vaktini geçirmek büyük günahlardan sayılmıştır. Mücerred olarak namazın kazası ile bu kimsenin üzerinden namaz borcu düşerse de, geciktirmekten dolay meydana gelen günah devam eder. Bunun için, namazı kaza eden kimsenin, ayrıca Allâh'a tövbe etmesi gerekir. Düşman korkusu ve hamile kadının çocuğunun ölümünden korkması gibi ciddi özürlerle farz namaz kazaya bırakılabilir. Yolcunun, hırsız ve yol kesicilerden korkması da düşman korkusu kapsamına girer.(1)

    Günlük işler, sanat ve meslekler, aile fertlerinin geçimini sağlamak için yapılan çalışma ve yolculuklar namazın geriye bırakılması için özür sayılmaz. Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurulur:

    "Öyle erkekler vardır ki, onları ne bir ticaret, ne bir alış-veriş, Allah'ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamaz. Onlar, dehşetinden kalblerin ve gözlerin ters döneceği günden korkarlar." (Nûr, 24/37).

    Hz. Peygamber (asv)'e hangi amelin daha faziletli olduğu sorulunca; "İlk vaktinde kılınan namazdır." cevabını vermiştir.(2)

    Hendek Savaşı'nda Rasûlüllah (s.a.s)'i, müşrikler dört vakit namazdan alıkoymuşlar, hatta gecenin de bir bölümü geçmişti. Sonunda Allah elçisi, Bilâl-i Habeşi'ye ezan okumasını emir buyurdu. Bilâl ezan okudu, sonra kâmet getirdi ve öğleyi kıldılar. Sonra kâmet getirerek ikindiyi, sonra yine kâmet getirerek akşam namazını, sonra tekrar kâmet getirerek yatsıyı kıldılar. Ebû Saîd el-Hudrî (r.a) bu sırada şu âyetin indiğini nakleder:

    "Allah kâfirleri öfkeleriyle geri çevirdi. Hiç bir şey elde edemediler. İman edenlere savaşta Allah'ın yardımı yetti. Allah mutlak kudret sahibidir, her şeye galiptir."(Ahzab, 33/25).

    Ancak Hendek Savaşı sırasında, henüz korku namazı ile ilgili âyet inmemişti. Yüce Allah bu âyette şöyle buyurur:

    "Eğer korku içinde bulunursanız, yaya olarak veya binekli iken namazınızı kılın. Güven içinde bulunduğunuzda da bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah'ı zikredin."(Bakara, 2/239; ayrıca bk. Nisâ. 4/101-103).

    Buna göre, bir öğrencinin okul için namazı kazaya bırakması düşünülemez. Namaz vakitlerine dikkat etmeli, mümkünse abdestli olmalı ve en azından farzlarını kılmalıdır. Eğer ders arasında da kılma imkanınız yoksa, hocalardan veya yetkili birisinden izin alıp vaktinde kılmanız gerekir. Şayet kazaya kalmışsa bunun günah olduğunu bilmeli ve ilk fırsatta namazın kazasını kılıp ayrıca tövbe istiğfar edilmelidir ve bir daha kazaya bırakmamaya dikkat edilmelidir.

    Bununla beraber, eğer gerçekten imkansızlık varsa ve bu aşılamıyorsa, cem ederek kılmaya niyet edebilirler ve evlerine gelince arka arkaya kılarlar.

    Dipnotlar:

    (1) bk. İbnü'l Hümâm, Fethu'l-Kadîr, Mısır 1389/1970, I, 485 vd.; el-Fetâvâ'l Hindiyye, Beyrut 1400/1980, I, 121 vd.; İbn Âbidin Reddu'l-Muhtâr ale'd-Dürri'l-Muhtâr, İstanbul 1984, II, 62.

    (2) bk. Ebû Dâvud, Salât, 9; Tirmizi, Mevârit, 13; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 374, 375, 440


    Okunma Sayısı: 2796

    Sorularla İslamiyet


  12. 06.Nisan.2012, 08:35
    6
    Moderatör
    Okul için eğitim ve öğretimin belirli zamanları, namaz vaktini geçiriyorsa hükmü nedir, ne yapmak gerekmektedir? Cem ederek/birleştirerek kılmak caiz midir?


    Namaz, dinimizin ifâsını emrettiği ibadetlerin en önemlisidir. Kelime-i şehâdetten sonra, İslâm binasının üzerine kurulduğu beş esastan birincisidir. Akıllı ve erginlik çağına ulaşan her Müslümana, istisnasız farzdır. Farziyeti Kitap, sünnet ve icma ile sabittir. Terkedilmesi ve -geciktirmeyi câiz kılan meşru bir mazeret bulunmaksızın- vaktinde edâ edilmeyip, kazaya bırakılması, en büyük günahlardan biridir. Bu itibarla, her Müslümanın beş vakit namazını vakti içinde edâ etmesi; geciktirmeyi caiz kılan meşru bir mazeret olmadıkça, hiçbir vaktin namazını kazaya bırakmaması gerekir.

    İslâmî hükümlere göre, hiç kimse gücünün yetmediği bir şeyi ifâ ile mükellef olmaz ve bundan dolayı sorumlu tutulmaz. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de

    "Allah kişiyi ancak gücünün yettiğinden sorumlu tutar..." (Bakara, 2/286)

    buyrulmuştur. Bu itibarla, bir ibadeti, meşru bir mazeret sebebiyle vakti içinde edâ edemeyip, daha sonra kaza eden kişi dinen sorumlu olmaz. Fakat meşru bir mazeret olmadığı halde namazlarını vaktinde edâ etmeyenler, daha sonra bunları kaza etmekle emri, vakti içinde yerine getirmeme sorumluluğundan kurtulmuş olmazlar. Bu gibilerin ayrıca tövbe ve istiğfarda (günahlarının affı için niyazda) bulunmaları ve bu sorumluluğu telâfi edecek iyi işler ve nâfile ibadetler yapmaları gerekir.

    İslâm'da namaz ve oruç gibi ibadetler için belirli vakitler konulmuştur. Bu vakitlerin kaçırılması hâlinde artık edâ değil, kaza söz konusu olur. Farz namazların kendi vakitleri içinde kılınması farzdır. Özürsüz olarak bir namazın vaktini geçirmek büyük günahlardan sayılmıştır. Mücerred olarak namazın kazası ile bu kimsenin üzerinden namaz borcu düşerse de, geciktirmekten dolay meydana gelen günah devam eder. Bunun için, namazı kaza eden kimsenin, ayrıca Allâh'a tövbe etmesi gerekir. Düşman korkusu ve hamile kadının çocuğunun ölümünden korkması gibi ciddi özürlerle farz namaz kazaya bırakılabilir. Yolcunun, hırsız ve yol kesicilerden korkması da düşman korkusu kapsamına girer.(1)

    Günlük işler, sanat ve meslekler, aile fertlerinin geçimini sağlamak için yapılan çalışma ve yolculuklar namazın geriye bırakılması için özür sayılmaz. Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyurulur:

    "Öyle erkekler vardır ki, onları ne bir ticaret, ne bir alış-veriş, Allah'ı anmaktan, namazı dosdoğru kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamaz. Onlar, dehşetinden kalblerin ve gözlerin ters döneceği günden korkarlar." (Nûr, 24/37).

    Hz. Peygamber (asv)'e hangi amelin daha faziletli olduğu sorulunca; "İlk vaktinde kılınan namazdır." cevabını vermiştir.(2)

    Hendek Savaşı'nda Rasûlüllah (s.a.s)'i, müşrikler dört vakit namazdan alıkoymuşlar, hatta gecenin de bir bölümü geçmişti. Sonunda Allah elçisi, Bilâl-i Habeşi'ye ezan okumasını emir buyurdu. Bilâl ezan okudu, sonra kâmet getirdi ve öğleyi kıldılar. Sonra kâmet getirerek ikindiyi, sonra yine kâmet getirerek akşam namazını, sonra tekrar kâmet getirerek yatsıyı kıldılar. Ebû Saîd el-Hudrî (r.a) bu sırada şu âyetin indiğini nakleder:

    "Allah kâfirleri öfkeleriyle geri çevirdi. Hiç bir şey elde edemediler. İman edenlere savaşta Allah'ın yardımı yetti. Allah mutlak kudret sahibidir, her şeye galiptir."(Ahzab, 33/25).

    Ancak Hendek Savaşı sırasında, henüz korku namazı ile ilgili âyet inmemişti. Yüce Allah bu âyette şöyle buyurur:

    "Eğer korku içinde bulunursanız, yaya olarak veya binekli iken namazınızı kılın. Güven içinde bulunduğunuzda da bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği şekilde Allah'ı zikredin."(Bakara, 2/239; ayrıca bk. Nisâ. 4/101-103).

    Buna göre, bir öğrencinin okul için namazı kazaya bırakması düşünülemez. Namaz vakitlerine dikkat etmeli, mümkünse abdestli olmalı ve en azından farzlarını kılmalıdır. Eğer ders arasında da kılma imkanınız yoksa, hocalardan veya yetkili birisinden izin alıp vaktinde kılmanız gerekir. Şayet kazaya kalmışsa bunun günah olduğunu bilmeli ve ilk fırsatta namazın kazasını kılıp ayrıca tövbe istiğfar edilmelidir ve bir daha kazaya bırakmamaya dikkat edilmelidir.

    Bununla beraber, eğer gerçekten imkansızlık varsa ve bu aşılamıyorsa, cem ederek kılmaya niyet edebilirler ve evlerine gelince arka arkaya kılarlar.

    Dipnotlar:

    (1) bk. İbnü'l Hümâm, Fethu'l-Kadîr, Mısır 1389/1970, I, 485 vd.; el-Fetâvâ'l Hindiyye, Beyrut 1400/1980, I, 121 vd.; İbn Âbidin Reddu'l-Muhtâr ale'd-Dürri'l-Muhtâr, İstanbul 1984, II, 62.

    (2) bk. Ebû Dâvud, Salât, 9; Tirmizi, Mevârit, 13; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 374, 375, 440


    Okunma Sayısı: 2796

    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder