Konusunu Oylayın.: 70 kat ve sonsuz cehennem ateşi azabı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
70 kat ve sonsuz cehennem ateşi azabı
  1. 23.Eylül.2011, 17:07
    1
    ugurdogan
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Eylül.2011
    Üye No: 90341
    Mesaj Sayısı: 297
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 32

    70 kat ve sonsuz cehennem ateşi azabı






    70 kat ve sonsuz cehennem ateşi azabı Mumsema Selamun Aleykum,
    70 kat ve sonsuz cehennem ateşi azabı hakkında nasıl düşünmemiz gerekir? Bu ateşte yananlar serinlemek için dünyadaki ateşe kendilerini atarmış hadise göre. Ben inançlı bir insanım ama bazı inançsız arkadaş, tanıdık falan kim bu kadar kötü olabilir ki diyor ve ben cevap veremiyorum. Nasıl cevap vericez hem içimizdeki, hem dışımızdaki bu vesveseye karşı?


  2. 23.Eylül.2011, 17:07
    1
    ugurdogan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli



    Selamun Aleykum,
    70 kat ve sonsuz cehennem ateşi azabı hakkında nasıl düşünmemiz gerekir? Bu ateşte yananlar serinlemek için dünyadaki ateşe kendilerini atarmış hadise göre. Ben inançlı bir insanım ama bazı inançsız arkadaş, tanıdık falan kim bu kadar kötü olabilir ki diyor ve ben cevap veremiyorum. Nasıl cevap vericez hem içimizdeki, hem dışımızdaki bu vesveseye karşı?


    Benzer Konular

    - Cehennem azabı sonsuz mu

    - Sonsuz ve 70 Kat Ateş Azabı Hakkında Sorum?

    - Fatır suresi 36. ayet: İnkâr edenlere de cehennem ateşi vardır. Öldürülmezler ki ölsünler, cehennem

    - Cezanın verilmesinin nedeni suçluyu ıslah etmek, caydırmak içinse sonsuz cehennem azabı nasıl ıslah

    - Cehennem Ateşi ve Azabı

  3. 23.Eylül.2011, 21:14
    2
    Zeor
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Ağustos.2011
    Üye No: 89147
    Mesaj Sayısı: 201
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 25



    Kardeşim mesele asiti düşün asitte ph ne kadar yakınsa o kadar şiddetli zarar verir örneğin kolanın asidiyle kezzap bir midir?Ki ikiside asit yani aynı şey.Bunun gibi bir cevap ver.Yanlışım varsa lütfen düzeltin konu güncel tutulsun..
    Alıntı
    anıdık falan kim bu kadar kötü olabilir ki
    bu sözü ateş hakkında mı diyolar?

    Birileri cevap yazssın ya

    Cevabı olan yok mu?Bende verdiğim bilgi doüru mu yanlış mı tam bilmiyorum yanıltmayayım yanlışım varsa düzeltin


  4. 23.Eylül.2011, 21:14
    2
    Zeor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye



    Kardeşim mesele asiti düşün asitte ph ne kadar yakınsa o kadar şiddetli zarar verir örneğin kolanın asidiyle kezzap bir midir?Ki ikiside asit yani aynı şey.Bunun gibi bir cevap ver.Yanlışım varsa lütfen düzeltin konu güncel tutulsun..
    Alıntı
    anıdık falan kim bu kadar kötü olabilir ki
    bu sözü ateş hakkında mı diyolar?

    Birileri cevap yazssın ya

    Cevabı olan yok mu?Bende verdiğim bilgi doüru mu yanlış mı tam bilmiyorum yanıltmayayım yanlışım varsa düzeltin


  5. 27.Eylül.2011, 10:31
    3
    ugurdogan
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Eylül.2011
    Üye No: 90341
    Mesaj Sayısı: 297
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 32

    Cevap: 70 kat ve sonsuz cehennem ateşi azabı

    Zeor senin yazdığın doğru fakat benim asıl sormak istedğim şey, bu azabın mantıken açıklaması.


  6. 27.Eylül.2011, 10:31
    3
    ugurdogan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Zeor senin yazdığın doğru fakat benim asıl sormak istedğim şey, bu azabın mantıken açıklaması.


  7. 11.Temmuz.2012, 15:52
    4
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,512
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: 70 kat ve sonsuz cehennem ateşi azabı

    Bazı hadislerde Cehennemin sıcaklığı bizim ateşimizden yetmiş kat daha sıcak olduğu ifade edilmektedir. Cehennemin ateşi daha sıcak olmalı değil mi?

    Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm):

    "Yaktığınız ateş var ya, bu cehennem ateşinin yetmiş cüzünden bir cüzdür!" buyurmuştu.

    (Yanındakiler): "Zaten bu ateş, vallahi (asileri cezalandırmaya ahirette) yeterliydi" dediler. Aleyhissalâtu vesselâm:

    "Cehennem ateşi öbürüne altmış dokuz kat üstün kılındı. Her bir katın harareti, bunun mislindedir." (Buhârî, Bed'ü'l-Halk 10; Müslim, Cennet 29, (2843); Muvatta, Cehennem 1, (2, 994); Tirmizî, Cehennem 7, (2592).)

    AÇIKLAMA:

    Bu hadiste ahiretteki cehennem ateşinin, derece ve şiddet itibariyle, dünyadaki ateşin yetmiş katı olduğu ifade edilmektedir. Ashab, kâfir ve asileri cezalandırmak için dünyadaki ateşin de yeterli olacağını söylemesi üzerine, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), Allah'ın azabının ne kadar şiddetli olduğunu belirtmek üzere te'kiden, cehennem ateşinin dünyadaki ateşe nisbetle altmış dokuz kat olduğunu, her bir katın aynen dünyadakine eşit bir şiddete sahip bulunduğunu beyan ediyor.

    Allah'ın azabının şiddeti, ayet ve hadislerde tekrarla nazara verilmiş ve bunun "ateş"le olacağı ifade edilmiştir. Mesela: "Onlar ateşe karşı ne de sabırlıdırlar!" (Bakara, 2/175)

    "Öyle bir ateşten sakının ki, onun yakıtı insanlarla taştır." (Bakara, 2/24) buyrulmuştur.

    Öyleyse, dünya ateşini, Cenab-ı Hak, ahiretteki ateşin şiddetini haber vermek üzere onun yetmiş cüz'ünden bir cüz olarak halketmiş olmaktadır.

    Şarihler, hadisteki maksadlardan birinin Allah'tan sadır olan azabın, kullardan, zalim insanlardan sadır olmakta bulunan azabtan çok daha şiddetli olacağına dikkat çekmek olduğunu belirtirler.

    Hadislerde geçen yetmiş kat ifadesinin bir manası da ateşin şiddetini ifade etmek içindir. Cehennem yedi tabakadır. Birinci tabaka en hafiftir. Fakat dünyâ ateşinden yetmiş kat daha şiddetlidir. Adı “Cehennem”dir. Burada Müslümanlardan bir kısmı yanıp, günahlarından temizleneceklerdir.

    Bu hadis de, "Allah'tan korkulmaz, Allah sevilir" diyenlerin, bu çeşit sözleriyle dinî bir hakikatı ortaya koymayıp keyfî bir muğalata (demagoji) yaptıklarını ortaya koymaktadır. Evet Rabbimizi, rahmetiyle severken, celalinden, azabından ve adaletinden de korkarız; kulluk edebi bunu gerektirir. Kur'an ve hadis de bunu ders verir. "Allah'tan korkulmaz.." sözü küfrün değilse cehlin eseridir, dinde delili, dayanağı yoktur. (Kütüb-i Sitte, Prof. Dr. İbrahim Canan)

    İlave bilgi için tıklayınız:

    Şeytan, ateşten yaratıldığı halde cehennemde nasıl yanacaktır?

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  8. 11.Temmuz.2012, 15:52
    4
    Üye
    Bazı hadislerde Cehennemin sıcaklığı bizim ateşimizden yetmiş kat daha sıcak olduğu ifade edilmektedir. Cehennemin ateşi daha sıcak olmalı değil mi?

    Hz. Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm):

    "Yaktığınız ateş var ya, bu cehennem ateşinin yetmiş cüzünden bir cüzdür!" buyurmuştu.

    (Yanındakiler): "Zaten bu ateş, vallahi (asileri cezalandırmaya ahirette) yeterliydi" dediler. Aleyhissalâtu vesselâm:

    "Cehennem ateşi öbürüne altmış dokuz kat üstün kılındı. Her bir katın harareti, bunun mislindedir." (Buhârî, Bed'ü'l-Halk 10; Müslim, Cennet 29, (2843); Muvatta, Cehennem 1, (2, 994); Tirmizî, Cehennem 7, (2592).)

    AÇIKLAMA:

    Bu hadiste ahiretteki cehennem ateşinin, derece ve şiddet itibariyle, dünyadaki ateşin yetmiş katı olduğu ifade edilmektedir. Ashab, kâfir ve asileri cezalandırmak için dünyadaki ateşin de yeterli olacağını söylemesi üzerine, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), Allah'ın azabının ne kadar şiddetli olduğunu belirtmek üzere te'kiden, cehennem ateşinin dünyadaki ateşe nisbetle altmış dokuz kat olduğunu, her bir katın aynen dünyadakine eşit bir şiddete sahip bulunduğunu beyan ediyor.

    Allah'ın azabının şiddeti, ayet ve hadislerde tekrarla nazara verilmiş ve bunun "ateş"le olacağı ifade edilmiştir. Mesela: "Onlar ateşe karşı ne de sabırlıdırlar!" (Bakara, 2/175)

    "Öyle bir ateşten sakının ki, onun yakıtı insanlarla taştır." (Bakara, 2/24) buyrulmuştur.

    Öyleyse, dünya ateşini, Cenab-ı Hak, ahiretteki ateşin şiddetini haber vermek üzere onun yetmiş cüz'ünden bir cüz olarak halketmiş olmaktadır.

    Şarihler, hadisteki maksadlardan birinin Allah'tan sadır olan azabın, kullardan, zalim insanlardan sadır olmakta bulunan azabtan çok daha şiddetli olacağına dikkat çekmek olduğunu belirtirler.

    Hadislerde geçen yetmiş kat ifadesinin bir manası da ateşin şiddetini ifade etmek içindir. Cehennem yedi tabakadır. Birinci tabaka en hafiftir. Fakat dünyâ ateşinden yetmiş kat daha şiddetlidir. Adı “Cehennem”dir. Burada Müslümanlardan bir kısmı yanıp, günahlarından temizleneceklerdir.

    Bu hadis de, "Allah'tan korkulmaz, Allah sevilir" diyenlerin, bu çeşit sözleriyle dinî bir hakikatı ortaya koymayıp keyfî bir muğalata (demagoji) yaptıklarını ortaya koymaktadır. Evet Rabbimizi, rahmetiyle severken, celalinden, azabından ve adaletinden de korkarız; kulluk edebi bunu gerektirir. Kur'an ve hadis de bunu ders verir. "Allah'tan korkulmaz.." sözü küfrün değilse cehlin eseridir, dinde delili, dayanağı yoktur. (Kütüb-i Sitte, Prof. Dr. İbrahim Canan)

    İlave bilgi için tıklayınız:

    Şeytan, ateşten yaratıldığı halde cehennemde nasıl yanacaktır?

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet


  9. 11.Temmuz.2012, 16:50
    5
    İLİMCİK
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Haziran.2012
    Üye No: 96623
    Mesaj Sayısı: 419
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: 70 kat ve sonsuz cehennem ateşi azabı

    Uğurdoğan kardeşim, Risale-i Nurun Asa-yı Musa mecmuasının sekizinci meselesinde cehenneme dair bir yer geçiyor...Orayı aynen aktarıyorum...Dikkatlice okursanız cevabınızı alırsınız inşaallah..Özellikle "ikinci nükte" sizin sorunuza tam cevap veriyor..Anlayamadığınız ve aklınıza takılan ve izah etmemizi istediğiniz bir yer olursa bize sorabilirsiniz.


    Cehenneme dâir beyanat-ı Kur'aniye o kadar vâzıh ve zâhirdir ki, başka îzahata ihtiyaç bırakmamış. Yalnız bir iki zaif şüpheyi izâle edecek iki üç nükteyi, tafsilini Risale-i Nur'a havale edip gayet kısa bir hülâsasını beyan edeceğiz.

    B i r i n c i N ü k t e: Cehennem fikri, geçmiş îman meyvelerinin lezzetlerini korkusuyla kaçırmıyor. Çünki, hadsiz, rahmet-i Rabbaniyye, o korkan adama der: "Bana gel, tevbe kapısıyla gir." Tâ Cehennem'in vücudu değil korkutmak, belki sana Cennet'in lezzetlerini tam bildirsin ve senin ve hukuklarına tecavüz edilen hadsiz mahlûkatın intikamlarını alsın; sizi keyiflendirsin. Eğer sen dalâlette boğulup çıkamıyorsan, yine Cehennem'in vücudu bin derece îdam-ı ebedîden hayırlıdır. Ve kâfirlere de bir nevi' merhamettir. Çünki insan, hattâ yavrulu hayvanat dahi, akrabasının ve evlâdının ve ahbabının lezzetleriyle ve saadetleriyle lezzetlenir. Bir cihette mes'ud olur. Şu halde, sen ey mülhid, dalâletin itibariyle ya idam-ı ebedi ile ademe düşeceksin veya Cehennem'e gireceksin. Şerr-i mahz olan adem ise, senin bütün sevdiklerin ve saadetleriyle memnun ve bir derece mes'ud olduğun umum akraba ve asl ve neslin seninle beraber idam olmasından, binler derece Cehennem'den ziyâde senin ruhunu ve kalbini ve mâhiyet-i insaniyeni yandırır. Çünki, Cehennem olmazsa Cennet de olmaz. Her şey senin küfrün ile ademe düşer. Eğer sen Cehennem'e girsen, vücud dâiresinde kalsan, senin sevdiklerin ve akrabaların ya Cennet'te mes'ud veya vücud dâirelerinde bir cihette merhametlere mazhar olurlar. Demek, her halde Cehennem'in vücuduna taraftar olmak sana lâzımdır. Cehennem aleyhinde bulunmak ademe taraftar olmaktır ki; hadsiz dostlarının saadetlerinin hiç olmasına taraftarlıktır. Evet Cehennem ise , hayr-ı mahz olan dâire-i vücudun Hâkim-i Zülcelâl'inin hakîmâne ve âdilâne bir hapishâne vazifesini gören dehşetli ve celâlli bir mevcud ülkesidir. Hapishâne vazifesini de görmekle beraber, başka pek çok vazifeleri var. Ve pek çok hikmetleri ve âlem-i bekaya âit hizmetleri var. Ve zebâni gibi pek çok zîhayatın celâldarâne meskenleridir.

    İ k i n c i N ü k t e : Cehennem'in vücudu ve şiddetli azabı, hadsiz rahmete ve hakiki adâlete ve israfsız mizanlı hikmete zıddiyeti yoktur. Belki rahmet ve adalet ve hikmet, onun vücudunu isterler. Çünkü, nasıl bin mâsumların hukukunu çiğneyen bir zâlimi cezalandırmak ve yüz mazlum hayvanları parçalayan bir canavarı öldürmek, adâlet içinde mazlumlara bin rahmettir. Ve o zalimi affetmek ve canavarı serbest bırakmak, bir tek yolsuz merhamete mukabil yüzer biçarelere yüzer merhametsizliktir. Aynen öyle de; Cehennem hapsine girenlerden olan kâfir-i mutlak, küfrüyle hem esma-i İlâhiyyenin hukukuna inkâr ile tecavüz; hem o esmaya şehadet eden mevcudatın şehadetlerini tekzib ile hukuklarına tecavüz; ve mahlûkatın o esmâya karşı tesbihkârâne yüksek vazifelerini inkâr etmekle hukuklarına tecavüz; ve kâinatın gaye-i hilkati ve bir sebeb-i vücudu ve bekası olan tezahür-ü rubûbiyyet-i İlâhiyyeye karşı ubûdiyetlerle mukabelelerini ve âyinedarlıklarını tekzib ile hukukuna bir nevi' tecavüz ettiği haysiyetiyle öyle azim bir cinayet, bir zulümdür ki affa kabiliyeti kalmaz.

    اِنَّ اللَّهَ لاَ يَغْفِرُ اَنْ يُشْرَكَ بِه âyetinin tehdidine müstehak olur. Onu Cehennem'e atmamak bir yersiz merhamete mukabil, hukuklarına taarruz edilen hadsiz dâvacılara hadsiz merhametsizlikler olur.



    İşte o dâvacılar, Cehennem'in vücudunu istedikleri gibi izzet-i celâl ve azamet-i kemâl dahi kat'i isterler. Evet nasıl bir serseri âsi ve raiyete tecavüz eden bir adam, oranın izzetli hâkimine dese: "Beni hapse atamazsın ve yapamazsın" diye izzetine dokunsa, elbette o şehirde hapis olmasa da o edepsiz için bir hapis yapacak, onu içine atacak. Aynen öyle de; kâfir-i mutlak, küfrüyle izzet-i celâline şiddetle dokunuyor. Ve azamet-i kudretine inkâr ile dokunduruyor. Ve kemâl-i rubûbiyyetine tecavüzü ile ilişiyor. Elbette Cehennem'in pek çok vazifeler için pek çok esbab-ı mûcibesi ve vücudunun hikmetleri olmasa da, öyle kâfirler için bir Cehennem'i halketmek ve onları içine atmak, o izzet ve celâlin şe'nidir.

    Hem mâhiyet-i küfür dahi Cehennem'i bildirir. Evet, nasılki îmanın mahiyeti eğer tecessüm etse, lezzetleriyle bir cennet-i hususiye şekline girebilir. Ve Cennet'ten bu noktadan gizli haber verir. Aynen öyle de; Risale-i Nur'da delilleriyle isbat ve baştaki mes'elelerde dahi işaret edilmiş ki; küfrün ve bilhassa küfr-ü mutlakın ve nifâkın ve irtidâtın öyle karanlıklı ve dehşetli elemleri ve mânevi azapları var; eğer tecessüm etse, o mürted adama bir hususî Cehennem olur. Ve büyük Cehennemden bu cihette gizli haber verir. Ve bu fidanlık dünya mezraasındaki hakikatcikler âhirette sünbüller vermesi noktasından, bu zehirli çekirdek, o zakkum ağacına işaret eder. "Ben onun bir mâyesiyim" der. "Ve beni kalbinde taşıyan bedbaht için o zakkum ağacının bir hususî nümunesi, benim meyvem olur."

    Mâdem küfür hadsiz hukuka bir tecavüzdür...Elbette hadsiz bir cinayettir. Öyle ise, hadsiz bir azaba müstehâk eder. Mâdem bir dakika katl, onbeş sene cezada (sekiz milyona yakın dakikada) hapis cezasını çekmesini adâlet-i beşeriye kabul edip maslahata ve hukuk-u âmmeye muvafık görür; elbette bir küfür bin katl kadar olması cihetiyle, bir dakika küfr-ü mutlak, sekiz milyara yakın dakikalarda azap çekmesi, o kanun-u adâlete muvafık geliyor. Bir sene ömrünü o küfürde geçiren, iki trilyon sekizyüzseksen milyara yakın dakikada azaba müstehak ve خَآلِدِينَ فِيهَآ اَبَداً sırrına mazhar olur. Her ne ise...

    Kur'an-ı Hakîm'in, Cennet ve Cehennem hakkındaki mu'cizâne izahatı ve Kur'an'ın tefsiri ve ondan gelen Risale-i Nur'un Cennet ve Cehennemin vücutlarına dair hüccetleri, daha başka beyana ihtiyaç bırakmamışlar.

    وَيَتَفَكَّرُونَ فِى خَلْقِ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضِ رَبَّنَا مَاخَلَقْتَ هَذَا بَاطِلاً

    سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ * رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ اِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا * اِنَّهَا سَآئَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا



    gibi pekçok âyetlerin ve başta Resûl-i Ekrem (A.S.M) ve umum peygamberler ve ehl-i hakikatın, her vakit dualarında, en ziyâde اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ * نَجِّنَا مِنَ النَّارِ * خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ ve vahy-i meşhude binâen onlarca kat'iyet kesbeden "Cehennem'den bizi hıfzeyle." demeleri gösteriyor ki: Nev-i beşerin en büyük mes'elesi Cehennem'den kurtulmaktır. Ve kâinatın pekçok ehemmiyetli ve muazzam ve dehşetli bir hakikatı Cehennemdir ki; bir kısım o ehl-i şuhud ve keşf ve tahkik onu müşahede eder. Ve bir kısmı tereşşuhâtını ve gölgelerini görür, dehşetinden feryad ederler. "Bizi ondan kurtar." derler.


    Evet, bu kâinatta hayır-şer, lezzet-elem, ziya-zulmet, hararet-bürudet, güzellik-çirkinlik, hidâyet-dalâlet birbirine karşı gelmesi ve içine girmesi, pek büyük bir hikmet içindir. Çünki, şer olmazsa, hayır bilinmez. Elem olmazsa, lezzet anlaşılmaz. Zulmetsiz ziya, ehemmiyeti olmaz. Soğukla, hararetin dereceleri tahakkuk eder. Çirkinlik ile, hüsnün tek bir hakikatı, bin hakikat ve binler çeşit hüsn mertebeleri vücud bulur. Cehennemsiz Cennet'in pekçok lezzetleri gizli kalır. Bunlara kıyasen herşey, bir cihette zıddıyla bilinebilir. Ve bir tek hakikatı, sünbül verip çok hakikatlar olur.

    Mâdem bu karışık mevcudat dâr-ı fâniden dâr-ı bekaya akıp gidiyor; elbette nasılki, hayır, lezzet, ışık, güzellik, îman gibi şeyler Cennet'e akar. Öyle de şer, elem, karanlık, çirkinlik, küfür gibi zararlı maddeler Cehennem'e yağar, ve bu mütemadiyen çalkanan kâinatın selleri o iki havza girer, durur. Kerâmetli Yirmidokuzuncu Söz'ün âhirindeki remizli nüktelerine havale ederek kısa kesiyoruz.

    (asa-yı musa sekizinci mes'eleden)


  10. 11.Temmuz.2012, 16:50
    5
    İLİMCİK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Uğurdoğan kardeşim, Risale-i Nurun Asa-yı Musa mecmuasının sekizinci meselesinde cehenneme dair bir yer geçiyor...Orayı aynen aktarıyorum...Dikkatlice okursanız cevabınızı alırsınız inşaallah..Özellikle "ikinci nükte" sizin sorunuza tam cevap veriyor..Anlayamadığınız ve aklınıza takılan ve izah etmemizi istediğiniz bir yer olursa bize sorabilirsiniz.


    Cehenneme dâir beyanat-ı Kur'aniye o kadar vâzıh ve zâhirdir ki, başka îzahata ihtiyaç bırakmamış. Yalnız bir iki zaif şüpheyi izâle edecek iki üç nükteyi, tafsilini Risale-i Nur'a havale edip gayet kısa bir hülâsasını beyan edeceğiz.

    B i r i n c i N ü k t e: Cehennem fikri, geçmiş îman meyvelerinin lezzetlerini korkusuyla kaçırmıyor. Çünki, hadsiz, rahmet-i Rabbaniyye, o korkan adama der: "Bana gel, tevbe kapısıyla gir." Tâ Cehennem'in vücudu değil korkutmak, belki sana Cennet'in lezzetlerini tam bildirsin ve senin ve hukuklarına tecavüz edilen hadsiz mahlûkatın intikamlarını alsın; sizi keyiflendirsin. Eğer sen dalâlette boğulup çıkamıyorsan, yine Cehennem'in vücudu bin derece îdam-ı ebedîden hayırlıdır. Ve kâfirlere de bir nevi' merhamettir. Çünki insan, hattâ yavrulu hayvanat dahi, akrabasının ve evlâdının ve ahbabının lezzetleriyle ve saadetleriyle lezzetlenir. Bir cihette mes'ud olur. Şu halde, sen ey mülhid, dalâletin itibariyle ya idam-ı ebedi ile ademe düşeceksin veya Cehennem'e gireceksin. Şerr-i mahz olan adem ise, senin bütün sevdiklerin ve saadetleriyle memnun ve bir derece mes'ud olduğun umum akraba ve asl ve neslin seninle beraber idam olmasından, binler derece Cehennem'den ziyâde senin ruhunu ve kalbini ve mâhiyet-i insaniyeni yandırır. Çünki, Cehennem olmazsa Cennet de olmaz. Her şey senin küfrün ile ademe düşer. Eğer sen Cehennem'e girsen, vücud dâiresinde kalsan, senin sevdiklerin ve akrabaların ya Cennet'te mes'ud veya vücud dâirelerinde bir cihette merhametlere mazhar olurlar. Demek, her halde Cehennem'in vücuduna taraftar olmak sana lâzımdır. Cehennem aleyhinde bulunmak ademe taraftar olmaktır ki; hadsiz dostlarının saadetlerinin hiç olmasına taraftarlıktır. Evet Cehennem ise , hayr-ı mahz olan dâire-i vücudun Hâkim-i Zülcelâl'inin hakîmâne ve âdilâne bir hapishâne vazifesini gören dehşetli ve celâlli bir mevcud ülkesidir. Hapishâne vazifesini de görmekle beraber, başka pek çok vazifeleri var. Ve pek çok hikmetleri ve âlem-i bekaya âit hizmetleri var. Ve zebâni gibi pek çok zîhayatın celâldarâne meskenleridir.

    İ k i n c i N ü k t e : Cehennem'in vücudu ve şiddetli azabı, hadsiz rahmete ve hakiki adâlete ve israfsız mizanlı hikmete zıddiyeti yoktur. Belki rahmet ve adalet ve hikmet, onun vücudunu isterler. Çünkü, nasıl bin mâsumların hukukunu çiğneyen bir zâlimi cezalandırmak ve yüz mazlum hayvanları parçalayan bir canavarı öldürmek, adâlet içinde mazlumlara bin rahmettir. Ve o zalimi affetmek ve canavarı serbest bırakmak, bir tek yolsuz merhamete mukabil yüzer biçarelere yüzer merhametsizliktir. Aynen öyle de; Cehennem hapsine girenlerden olan kâfir-i mutlak, küfrüyle hem esma-i İlâhiyyenin hukukuna inkâr ile tecavüz; hem o esmaya şehadet eden mevcudatın şehadetlerini tekzib ile hukuklarına tecavüz; ve mahlûkatın o esmâya karşı tesbihkârâne yüksek vazifelerini inkâr etmekle hukuklarına tecavüz; ve kâinatın gaye-i hilkati ve bir sebeb-i vücudu ve bekası olan tezahür-ü rubûbiyyet-i İlâhiyyeye karşı ubûdiyetlerle mukabelelerini ve âyinedarlıklarını tekzib ile hukukuna bir nevi' tecavüz ettiği haysiyetiyle öyle azim bir cinayet, bir zulümdür ki affa kabiliyeti kalmaz.

    اِنَّ اللَّهَ لاَ يَغْفِرُ اَنْ يُشْرَكَ بِه âyetinin tehdidine müstehak olur. Onu Cehennem'e atmamak bir yersiz merhamete mukabil, hukuklarına taarruz edilen hadsiz dâvacılara hadsiz merhametsizlikler olur.



    İşte o dâvacılar, Cehennem'in vücudunu istedikleri gibi izzet-i celâl ve azamet-i kemâl dahi kat'i isterler. Evet nasıl bir serseri âsi ve raiyete tecavüz eden bir adam, oranın izzetli hâkimine dese: "Beni hapse atamazsın ve yapamazsın" diye izzetine dokunsa, elbette o şehirde hapis olmasa da o edepsiz için bir hapis yapacak, onu içine atacak. Aynen öyle de; kâfir-i mutlak, küfrüyle izzet-i celâline şiddetle dokunuyor. Ve azamet-i kudretine inkâr ile dokunduruyor. Ve kemâl-i rubûbiyyetine tecavüzü ile ilişiyor. Elbette Cehennem'in pek çok vazifeler için pek çok esbab-ı mûcibesi ve vücudunun hikmetleri olmasa da, öyle kâfirler için bir Cehennem'i halketmek ve onları içine atmak, o izzet ve celâlin şe'nidir.

    Hem mâhiyet-i küfür dahi Cehennem'i bildirir. Evet, nasılki îmanın mahiyeti eğer tecessüm etse, lezzetleriyle bir cennet-i hususiye şekline girebilir. Ve Cennet'ten bu noktadan gizli haber verir. Aynen öyle de; Risale-i Nur'da delilleriyle isbat ve baştaki mes'elelerde dahi işaret edilmiş ki; küfrün ve bilhassa küfr-ü mutlakın ve nifâkın ve irtidâtın öyle karanlıklı ve dehşetli elemleri ve mânevi azapları var; eğer tecessüm etse, o mürted adama bir hususî Cehennem olur. Ve büyük Cehennemden bu cihette gizli haber verir. Ve bu fidanlık dünya mezraasındaki hakikatcikler âhirette sünbüller vermesi noktasından, bu zehirli çekirdek, o zakkum ağacına işaret eder. "Ben onun bir mâyesiyim" der. "Ve beni kalbinde taşıyan bedbaht için o zakkum ağacının bir hususî nümunesi, benim meyvem olur."

    Mâdem küfür hadsiz hukuka bir tecavüzdür...Elbette hadsiz bir cinayettir. Öyle ise, hadsiz bir azaba müstehâk eder. Mâdem bir dakika katl, onbeş sene cezada (sekiz milyona yakın dakikada) hapis cezasını çekmesini adâlet-i beşeriye kabul edip maslahata ve hukuk-u âmmeye muvafık görür; elbette bir küfür bin katl kadar olması cihetiyle, bir dakika küfr-ü mutlak, sekiz milyara yakın dakikalarda azap çekmesi, o kanun-u adâlete muvafık geliyor. Bir sene ömrünü o küfürde geçiren, iki trilyon sekizyüzseksen milyara yakın dakikada azaba müstehak ve خَآلِدِينَ فِيهَآ اَبَداً sırrına mazhar olur. Her ne ise...

    Kur'an-ı Hakîm'in, Cennet ve Cehennem hakkındaki mu'cizâne izahatı ve Kur'an'ın tefsiri ve ondan gelen Risale-i Nur'un Cennet ve Cehennemin vücutlarına dair hüccetleri, daha başka beyana ihtiyaç bırakmamışlar.

    وَيَتَفَكَّرُونَ فِى خَلْقِ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضِ رَبَّنَا مَاخَلَقْتَ هَذَا بَاطِلاً

    سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ * رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَ اِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًا * اِنَّهَا سَآئَتْ مُسْتَقَرًّا وَمُقَامًا



    gibi pekçok âyetlerin ve başta Resûl-i Ekrem (A.S.M) ve umum peygamberler ve ehl-i hakikatın, her vakit dualarında, en ziyâde اَجِرْنَا مِنَ النَّارِ * نَجِّنَا مِنَ النَّارِ * خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ ve vahy-i meşhude binâen onlarca kat'iyet kesbeden "Cehennem'den bizi hıfzeyle." demeleri gösteriyor ki: Nev-i beşerin en büyük mes'elesi Cehennem'den kurtulmaktır. Ve kâinatın pekçok ehemmiyetli ve muazzam ve dehşetli bir hakikatı Cehennemdir ki; bir kısım o ehl-i şuhud ve keşf ve tahkik onu müşahede eder. Ve bir kısmı tereşşuhâtını ve gölgelerini görür, dehşetinden feryad ederler. "Bizi ondan kurtar." derler.


    Evet, bu kâinatta hayır-şer, lezzet-elem, ziya-zulmet, hararet-bürudet, güzellik-çirkinlik, hidâyet-dalâlet birbirine karşı gelmesi ve içine girmesi, pek büyük bir hikmet içindir. Çünki, şer olmazsa, hayır bilinmez. Elem olmazsa, lezzet anlaşılmaz. Zulmetsiz ziya, ehemmiyeti olmaz. Soğukla, hararetin dereceleri tahakkuk eder. Çirkinlik ile, hüsnün tek bir hakikatı, bin hakikat ve binler çeşit hüsn mertebeleri vücud bulur. Cehennemsiz Cennet'in pekçok lezzetleri gizli kalır. Bunlara kıyasen herşey, bir cihette zıddıyla bilinebilir. Ve bir tek hakikatı, sünbül verip çok hakikatlar olur.

    Mâdem bu karışık mevcudat dâr-ı fâniden dâr-ı bekaya akıp gidiyor; elbette nasılki, hayır, lezzet, ışık, güzellik, îman gibi şeyler Cennet'e akar. Öyle de şer, elem, karanlık, çirkinlik, küfür gibi zararlı maddeler Cehennem'e yağar, ve bu mütemadiyen çalkanan kâinatın selleri o iki havza girer, durur. Kerâmetli Yirmidokuzuncu Söz'ün âhirindeki remizli nüktelerine havale ederek kısa kesiyoruz.

    (asa-yı musa sekizinci mes'eleden)





+ Yorum Gönder