Konusunu Oylayın.: Namazların Birleştirilmesi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Namazların Birleştirilmesi
  1. 18.Eylül.2011, 05:29
    1
    YeniBoyut
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Eylül.2011
    Üye No: 90312
    Mesaj Sayısı: 45
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 26

    Namazların Birleştirilmesi






    Namazların Birleştirilmesi Mumsema arkadaşlar benim okul başlıyacak namazları kılamam bu yüzden birleştirirsem olur mu? nasıl birleştirilir? ufak bi anlatım olsa çok işime yarayacak


  2. 18.Eylül.2011, 05:29
    1
    YeniBoyut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



  3. 18.Eylül.2011, 13:41
    2
    »чυϞυѕ«
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Eylül.2011
    Üye No: 90289
    Mesaj Sayısı: 72
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 29

    Cevap: Namazların Birleştirilmesi




    Rahman ve Rahim Allah'ın Adıyla


    Kardeşim Sıkılmadan okuyacaksan adres bu ;


    Alıntı
    Namazların Birleştirilmesi
    Öğle ile ikindinin ve akşam ile yatsının birlikte kılınabileceğine dair ha-dis-i şerifler vardır. Kur’an-ı Kerim’de de buna engel bir hüküm yoktur. Ayetler öğle ile ikindi vaktini birbirinden, kesin çizgilerle ayırmamaktadır.
    فَاصْبِرْ عَلَى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِ

    “Onlar ne derlerse desinler sen katlan. Güneş doğmadan önce de batmadan önce de her şeyin en güzelini yapan Rabbine ibadet et.” ( Kaf 50/ 39)

    Güneş doğmadan önce sabah namazı, batmadan önce de öğle ve ikindi na-mazları kılınır.
    فَسُبْحَانَ اللَّهِ حِينَ تُمْسُونَ وَحِينَ تُصْبِحُونَ. وَلَهُ الْحَمْدُ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَعَشِيًّا وَحِينَ تُظْهِرُون

    “Akşama girdiğiniz vakit ve sabaha erdiğiniz vakit Allah’a ibadet edin.Göklerde ve yerde yaptığı her şeyi en güzel yapmak ona hastır.Günün so-nunda ve öğleye erdiğinizde ona ibadet edin.” (Rum 30/ 17-18)

    Ayetlerde akşam ile yatsı vaktini ayıran açık ifadeler de yoktur.
    فَاصْبِرْ عَلَى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَا وَمِنْ آنَاء اللَّيْلِ فَسَبِّحْ وَأَطْرَافَ النَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرْضَى

    “Onlar ne derlerse desinler sen katlan; gece saatlerinin bir kısmında ve gündüzün uçlarında her şeyi en güzel yapan Rabbine ibadet et, böylece hoşnut olabilirsin.” (Taha 20/130)

    “Akşama girerken ve sabaha kavuşurken Allah’a ibadet et.” (Rum 30/17)
    أَقِمِ الصَّلاَةَ لِدُلُوكِ الشَّمْسِ إِلَى غَسَقِ اللَّيْلِ وَقُرْآنَ الْفَجْرِ إِنَّ قُرْآنَ الْفَجْرِ كَانَ مَشْهُودًا

    “Namazı, Güneşin batıya kaymasından gecenin kararmasına kadar; bir de fecirdeki yoğunlaşma sırasında kıl. Fecirdeki yoğunlaşma gözle görülür.” (İsrâ 17/78)

    Şu ayet, günde en az beş vakit namaz kılınması gerektiğini açıkça ifade etmektedir:
    وَأَقِمِ الصَّلاَةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِّنَ اللَّيْلِ إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّـيِّئَاتِ ذَلِكَ ذِكْرَى لِلذَّاكِرِين

    “Gündüzün iki ucunda ve gecenin gündüze yakın zamanlarında namaz kıl. Doğrusu iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt kabul edenler için bir öğüttür.” (Hud 11/114)

    Arap dilinde gündüz, güneşin doğuşu ile batışı arasındaki vakittir. İsra 17/78’de gündüzün birinci ucunun güneşin tepe noktasından batıya kayması, Kaf 50/ 39’da ikinci ucunun güneşin batmasından önceki vakit olduğu açıklanmıştır. Gecenin gündüze yakın zamanları ise en az üç zamandır. Çünkü Arapça’da çoğul kelime en az üçü gösterir. Bu vakitler, güneşin doğmasından önceki vakit ile batmasından sonraki vakittir. Taha 20/130’da, güneşin doğmasından önceki vakit, Rum 30/ 17’de akşama erdiğimiz vakit zikredilmiştir. Peygamberimizin uygulamasında güneşin batmasından sonra kılınan akşam namazı ile batı ufkundaki beyazlığın kaybolmasından sonra kılınan yatsı namazı olmak üzere iki vakit akşam üzeri kılınan namaz olarak açıklanmıştır. Böylece bu son âyet, beş vakit namazı göstermiş olmaktadır.

    Şu âyet de namazların en az beş olması gerektiğini gösterir:
    حَافِظُواْ عَلَى الصَّلَوَاتِ والصَّلاَةِ الْوُسْطَى وَقُومُواْ لِلّهِ قَانِتِينَ

    “Namazlara ve orta namaza özen gösterin; Allah’ın huzurunda saygıyla durun.” (Bakara 2/238)

    Namazlar diye tercüme edilen “salavât” “salat”ın çoğuludur. Arapça’da çoğullar en az üç şeyi gösterdiğinden savât, en üç namaz demek olur. Bir de orta namaz emredildiği için üçten sonra ortası olan ilk sayı beştir. Bu sebeple namazların en az beş vakit olması, bu âyetin de gereğidir. İbn Abbas radiyellahu anh’in bildirdiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem namaz vakitleri konusunda şöyle buyurmuştur:

    “Cebrail Kâbe’nin yanında bana iki kere imamlık yaptı. Birin-cisinde öğle namazını, gölgeler bir ayakkabı kayışı kadar iken kıldırdı. Sonra her şeyin kendi gölgesi kadar olduğu za-man ikindiyi kıldırdı. Güneşin battığı ve oruçlunun iftar ettiği saatte akşam namazını kıldırdı. Şafağın kaybolduğu saatte de yatsıyı kıl-dırdı. Sabah namazını da tan yerinin ağardığı, oruç tutana yeme-nin içmenin ya-sak olduğu saatte kıldırdı.

    Cebrail ikinci kez imamlık yaptığında öğle namazını, dünki ikindi vaktinde, her şeyin gölgesinin kendi boyu kadar olduğu vakitte kıldırdı. İkindiyi, her şeyin gölgesi kendinin iki katı ol-duğu vakitte kıldırdı. Sonra akşam namazını ilk günkü vaktinde kıldırdı. Son yatsı namazını gecenin üçte biri geçtikten sonra kıl-dırdı. Sabah namazını da ortalık aydınlandığı sırada kıldırdı. Sonra Cebrail bana döndü ve dedi ki, «Ya Muhammed, bu senden önceki peygamberlerin ibadet vaktidir. İbadet vakti bu iki vaktin arasıdır.[1]”

    I- NAMAZLARI BİRLEŞTİRME İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER

    A- Yolculukta Birleştirme

    Enes b. Malik radiyellahu anh, Resulullah sallallahualeyhi ve sellem’in öğle ile ikindiyi ve akşam ile yatsıyı yolculukta birleş-tirdiğini söylemiştir.[2]

    Ebu Tufeyl diyor ki; Muaz b. Cebel radiyellahu anh şöyle dedi: “Tebuk sava-şında Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile bir-likte çıktık. Öğle ile ikindiyi bir, akşam ile yatsıyı da bir kılardı. «Neden böyle yaptı?» dedim. Dedi ki; «Ümmetini sıkıntıya sok-mak istemedi.»[3]“

    İbni Abbas (RA) dedi ki; “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem yolculuk halinde iken öğle ile ikindiyi birleştirirdi. Akşamla yatsıyı da birleştirirdi”[4].

    Abdullah b. Abbas dedi ki; Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yaptığı bir yolculukta, Tebuk savaşında namazı birleştirmiştir. Öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı bir kılmıştır.

    Hadisin ravisi Saîd b. Cübeyr diyor ki, İbni Abbas’a, “Onu buna zorlayan neydi ?” diye sordum. Dedi ki: “Ümmetini sı-kıntıya sokmamak istedi.”[5]

    a – Cem-i takdim ve cem-i te’hir

    Cem-i takdim, öğle ile ikindinin öğle namazı vaktinde, akşam ile yatsının akşam namazı vaktinde; cem-i tehir de öğle ile ikindinin ikindi namazı vak-tinde, akşam ile yatsının da yatsı namazı vaktinde kılınmasıdır.

    Küreyb, İbni Abbas radiyellahumâ’dan şunu rivayet ediyor: «Size Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’ın seferdeki nama-zından bahsedeyim mi?» dedi, «Elbette» dedik. Şunu anlattı: «Konak yerinde iken güneş batıya kayar (öğlen vakti girer) ise binmeden öğle ile ikindiyi birleştirirdi. Konak yerinde iken güneş batıya kaymamışsa ikindiye kadar yürür, iner, öğle ile ikindiyi bir-leştirirdi. Konak yerinde iken güneş batarsa akşam ile yatsıyı bir-leştirirdi. Güneş batmamışsa biner, yatsı oluncaya kadar yürür ve iner ikisini birleştirirdi.»[6]

    Muaz b. Cebel (RA)’dan şu rivayet edilmiştir: Pey-gamber sallallahu aleyhi ve sellem, Tebuk savaşında güneşin kay-masından önce hareket ederse öğleyi birleş-tirmek için ikindiye kadar geciktirir, ikisini birlikte kılardı. Güneşin kaymasın-dan sonra hareket ederse öğle ile ikindiyi birlikte kılar, sonra yola devam ederdi. Akşam namazından önce yola çıkarsa akşamı yatsıyla birlikte kılmak için gecikti-rirdi. Akşam namazından sonra yola çıkacak olursa yatsıyı öne alır akşamla bir-likte kılardı.[7]

    Aişe (R.Anha); Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yolculuk sıra-sında öğleyi geciktirip ikindiyi öne aldığını, akşamı öne alıp yat-sıyı geciktirdiğini söylemiştir.[8]

    b- Öğle ile ikindinin birleştirilmesi

    Enes b. Malik radiyellahu anh dedi ki: “Resulullah sallallahu aleyhi ve sel-lem güneşin batıya kaymasından önce yola çıkarsa öğleyi ikindi vaktine erteler, sonra iner ikisini birlikte kılardı. Yola çıkmadan güneş kayarsa öğleyi kılar, sonra binerdi.”[9]

    Ebu Kılâbe, İbni Abbas’ın şöyle dediğini rivayet edi-yor: «Peygamber sal-lallahu aleyhi ve sellem bir yerde konaklar ve orası hoşuna gi-derse öğleyi gecikti-rerek ikindiyle birleştirirdi. Yürürde konak yeri bulamazsa konak yerine gelin-ceye kadar öğleyi geciktirir öğle ile ikindiyi birleştirirdi.»[10]

    c – Akşam ile yatsının birleştirilmesi

    Cabir b. Abdullah radiyellahu anhuma dedi ki: “Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem güneş battığı sırada Mekke’den çıktı. Serif’e gelinceye kadar namaz kılmadı. [11] Orası Mekke’ye 10 mil me-safededir.”[12]

    Ondan ikinci bir nakil de şöyledir: “Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Serif’de iken güneş battı. Mekke’ye gelinceye kadar namaz kılmadı.”[13].

    Ömer b. Ali babasından, O da dedesinden şunu rivayet etmiştir: «Ali ra-diyellahu anh güneş batıp ortalık kararıncaya kadar yürürdü; sonra iner akşam namazını kılar, arkasından da yatsıyı kılardı. Sonra da “Ben Resulullah sallal-lahu aleyhi ve sel-lem’in bu şekilde yaptığını gördüm” derdi.»[14]

    Nafi’, İbni Ömer radiyellahu anhümânın akşam ile yatsıyı şa-fak kayboldu-ğunda birleştirdiğini ve şöyle dediğini rivayet etmiş-tir: «Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yolculukta acelesi ol-duğu zaman akşamla yatsıyı birleştirirdi.»[15]

    İsmail b. Abdurrahman dedi ki: «İbni Ömer’e Hıma-’ya kadar arkadaşlık et-tim. Güneş batınca ona namazı hatırlatmaktan çekindim. Ufuktaki beyazlık ve yatsının alaca karanlığı kaybolunca konak-ladı, akşamı üç rekat kıldırdı Sonra da iki rekat kıldırdı[16]. Sonra dedi ki: “Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in böyle yaptığını gör-düm.”»[17]

    Nafi’den gelen bir rivayet şöyledir: «İbni Ömer radiyallahu anhümâdan Sa-fiyye’nin imdadına yetişmesi istendi. O da hemen o akşam üç günlük yola çıktı. Akşama kadar yürüdü. “Namaz!” dedim, dönüp bakmadı, yürüdü. Karanlık çö-künceye kadar de-vam etti. Salim veya bir başkası “Akşam oldu! Namaz!” dedi. Dedi ki: “ Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yolculukta acele gitmesi ge-rektiğinde bu iki namazı birleştirirdi. Ben de bir-leştirmek istiyorum. Yürüyün!” şafak kayboluncaya kadar yü-rüdü, sonra ikisini birleştirdi.»[18]

    Nafi dedi ki: «İbni Ömer iki namazı bir kere birleştir-miştir. Eşi Ebu Ubeyd kızı Safiyye’nin hasta olduğu haberi geldi. İkindiyi kıldıktan sonra ağırlıklarını almadan yola çıktı. Akşam namazı vakti oluncaya kadar süratle yürüdü. Arka-daşlarından birisi “Namaz!” dedi. Ona cevap vermedi. Sonra bir başkası dedi. Ona da cevap vermedi. Üçüncü biri konuşunca “Ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i gördüm. Yolculukta acelesi olduğu zaman iki namazı bir-leştirmek için bu namazı geciktirirdi. dedi.” [19].

    Ebû Zübeyr dedi ki: «Cabir’e Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem akşam ile yatsıyı birleştirmiş midir diye sordum “Evet” dedi. “Beni Musta-lik[20] savaşı sı-rasında yaptı.»

    Amr b. Şuayb babasından dedesinin şöyle dediğini ri-vayet etmiştir: “Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Beni Mustalik savaşında iki namazı bir-leştirmiştir.” [21]

    Abdullah b. Mes’ud radiyellahu anh şöyle dedi: “Cem’de[22] kıldığı bir yana, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemi görmedim ki, bir namazı vaktinde kıl-masın. Cem’de akşamla yatsıyı, birleştirmişti. Ertesi gü-nün sabah namazını da vaktinden önce kılmıştı.”[23].

    d – Ezan ikamet ve arada kılınan nafile namaz

    Abdurrahman b. Zeyd diyor ki; «Abdullah b. Mes’ud’la birlikte Mekke’ye çık-tık. Sonra Cem’e geldik. Herbiri için bir ezan ve ikamet ile iki namaz kıldırdı. Akşam yemeği ikisinin arasında yendi. Sabah nama-zını tanyeri ağardığı an kıl-dırdı. Biri tanyeri ağardı, diğeri de ağarmadı diyordu. Sonra şöyle dedi; “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki bu iki namaz, akşamla yatsı, burada vakitlerinin dışına çıkarılmıştır. Yatsının son vakti girmeden insanlar Cem’e ulaşmaz. Sa-bah namazı da bu saattedir. Ortalık aydınlanıncaya kadar vakfe yaptı. Sonra dedi ki; Emir’ül-müminîn şimdi yola çıksaydı sünnete uymuş olurdu. ”»[24]

    Abdullah b. Malik dedi ki, Cem’de İbn Ömer ile birlikte namaz kıldım. İka-met getirdi, akşam namazını üç rekat kıldı, sonra yatsı namazını bir tek ikemetle iki rekat kıldı[25].

    Saîd b. Cübeyr ve Abdullah b. Malik dediler ki, Akşam ve yatsıyı, İbn Ömer ile Müzdelife’de bir tek ikametle kıldık[26].

    Said b. Cübeyr dedi ki, İbn-i Ömer ile birlikte aşağı indik. Cem’e varınca bize akşam ve yatsıyı bir ikametle üç ve iki (rekat) kıldırdı. Geriye dönünce dedi ki, «Resulüllah sallallahu aleyhi ve sellem bu yerde bize böyle namaz kıldırdı.»[27]

    İbni Ömer (R.Anhüma): Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in Müzdeli-fe’de akşam ile yatsıyı birleştirdiğini, bir tek ikametle akşamı üç rek’at, yatsıyı iki rek’at kıldığını haber verdi[28].

    Abdullah b. Ömer radiyellahu anhüma şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Müzdelife’de ak-şam ile yatsıyı her biri için bir ikamet alarak bir-leştirdi. İkisinin arasında da bunlardan biri-nin arkasında başka namaz kılmadı.[29]

    Küreyb, Üsame b. Zeyd (R.Anhüma)’dan şunu işitmiştir: Peygamber sallal-lahu aleyhi ve sellem Arafât’tan hareket etti, Şi’b’e geldi. İdrarını yaptı, yıkandı ama abdest almadı. Ona “Namaz!” dedim. “Namaz ileride” buyurdu. Müz-delife-’ye gelince güzelce abdest aldı, sonra kamet getiril-di ve akşam namazını kıldırdı. Sonra herkes olduğu yere devesini ya-tırdı. Sonra ikamet alındı ve namaz kıl-dırdı. İkisi arasında namaz kılmadı[30].

    B- Yolculuk Dışında Birleştirme

    İbni Abbas (R.Anhüma) şöyle dedi: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem öğle ile ikindiyi ve akşamla yatsıyı birleş-tirdi. Ne korku vardı, ne yolculuk.[31]“

    İbni Abbas (R.Anhüma) şöyle dedi: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine’de öğle ile ikindiyi birlikte kıldırdı. Ne korku vardı, ne yolculuk.”

    Hadisin ravilerinden Ebu’z-Zubeyr dedi ki, Saîd b. Cubeyr’e, ”O bunu niye yaptı?” diye sordum. Dedi ki; İbni Abbas’a senin bana sorduğun gibi sordum, şöye dedi; «İstedi ki, ümmetinden kimseye sıkıntı vermesin.»[32]

    İbni Abbas şöyle dedi: «Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine’de öğle ile ikindiyi akşamla yatsıyı birleş-tirdi. Ne korku vardı, ne yağmur.»

    (Hadis ravilerinden Veki’i şu ilavede bulunmuştur) İbni Abbas’a dedim ki; “Bunu niye yaptı?” Şöyle dedi: «Ümmetini sıkıntıya sokmamak için.»

    Ebû Muaviye’nin rivayetinde de şu vardır: İbni Abbas’a dendi ki, “Bununla maksadı neydi?“ Şöyle dedi: “İstedi ki, ümmetini sıkıntıya sokmasın.”[33]

    Amr, Cabir b. Zeyd’in İbni Abbas’tan şöyle bir rivayette bulunduğunu söyle-miştir : “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte sekiz rek’at bir arada, yedi rek’at bir arada kıl-dım.”

    Dedim ki; “Ebu’ş-Şa’sa! herhalde öğleyi geciktirdi ikindiyi öne aldı. Akşamı geciktirdi yatsıyı öne aldı.” O, «Bende öyle zannediyorum.» dedi.[34]

    İbni Abbas (R.Anhüma) şöyle dedi.: «Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Medine’de yedi ve sekiz kıldırdı. Öğle ile ikindiyi ve akşam ile yatsıyı» [35]

    Akşam ile yatsı birleşince yedi, öğle ile ikindi birleşince sekiz rek’at olur.

    Abdullah b. Şakîk diyor ki; Abdullah ibni Abbas bir-gün ikindiden sonra bize konuşma yaptı. Güneş battı, yıldızlar or-taya çıkmaya başladı. İnsanlar ona; «Namaz! Namaz!» diye seslendiler. Benû Temîm’den bir adam geldi, ciddi ve dimdik bir şekilde «Namaz! Namaz!» (dedi.) İbni Abbas dedi ki; «Sünneti bana mı öğretiyorsun be anasız.» Sonra şöyle devam etti: Ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin öğle ile ikindiyi ve akşam ile yatsıyı birleştirdiğini gördüm.»

    Abdullah dedi ki; «Bu benim içimi kemirdi. Ebu Hureyre’ye gittim ve sor-dum; onun sözünü tasdik etti.»[36]

    Müslim’in ibni Abbas’tan yaptığı bir diğer rivayet şöyledir:

    “Biz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında iki namazı birleşti-rirdik.”[37]

    okuyup da anlamıyorum dersen burdan kısaca özetlerim ama sen önce bir oku..





  4. 18.Eylül.2011, 13:41
    2



    Rahman ve Rahim Allah'ın Adıyla


    Kardeşim Sıkılmadan okuyacaksan adres bu ;


    Alıntı
    Namazların Birleştirilmesi
    Öğle ile ikindinin ve akşam ile yatsının birlikte kılınabileceğine dair ha-dis-i şerifler vardır. Kur’an-ı Kerim’de de buna engel bir hüküm yoktur. Ayetler öğle ile ikindi vaktini birbirinden, kesin çizgilerle ayırmamaktadır.
    فَاصْبِرْ عَلَى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِ

    “Onlar ne derlerse desinler sen katlan. Güneş doğmadan önce de batmadan önce de her şeyin en güzelini yapan Rabbine ibadet et.” ( Kaf 50/ 39)

    Güneş doğmadan önce sabah namazı, batmadan önce de öğle ve ikindi na-mazları kılınır.
    فَسُبْحَانَ اللَّهِ حِينَ تُمْسُونَ وَحِينَ تُصْبِحُونَ. وَلَهُ الْحَمْدُ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَعَشِيًّا وَحِينَ تُظْهِرُون

    “Akşama girdiğiniz vakit ve sabaha erdiğiniz vakit Allah’a ibadet edin.Göklerde ve yerde yaptığı her şeyi en güzel yapmak ona hastır.Günün so-nunda ve öğleye erdiğinizde ona ibadet edin.” (Rum 30/ 17-18)

    Ayetlerde akşam ile yatsı vaktini ayıran açık ifadeler de yoktur.
    فَاصْبِرْ عَلَى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ غُرُوبِهَا وَمِنْ آنَاء اللَّيْلِ فَسَبِّحْ وَأَطْرَافَ النَّهَارِ لَعَلَّكَ تَرْضَى

    “Onlar ne derlerse desinler sen katlan; gece saatlerinin bir kısmında ve gündüzün uçlarında her şeyi en güzel yapan Rabbine ibadet et, böylece hoşnut olabilirsin.” (Taha 20/130)

    “Akşama girerken ve sabaha kavuşurken Allah’a ibadet et.” (Rum 30/17)
    أَقِمِ الصَّلاَةَ لِدُلُوكِ الشَّمْسِ إِلَى غَسَقِ اللَّيْلِ وَقُرْآنَ الْفَجْرِ إِنَّ قُرْآنَ الْفَجْرِ كَانَ مَشْهُودًا

    “Namazı, Güneşin batıya kaymasından gecenin kararmasına kadar; bir de fecirdeki yoğunlaşma sırasında kıl. Fecirdeki yoğunlaşma gözle görülür.” (İsrâ 17/78)

    Şu ayet, günde en az beş vakit namaz kılınması gerektiğini açıkça ifade etmektedir:
    وَأَقِمِ الصَّلاَةَ طَرَفَيِ النَّهَارِ وَزُلَفًا مِّنَ اللَّيْلِ إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّـيِّئَاتِ ذَلِكَ ذِكْرَى لِلذَّاكِرِين

    “Gündüzün iki ucunda ve gecenin gündüze yakın zamanlarında namaz kıl. Doğrusu iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt kabul edenler için bir öğüttür.” (Hud 11/114)

    Arap dilinde gündüz, güneşin doğuşu ile batışı arasındaki vakittir. İsra 17/78’de gündüzün birinci ucunun güneşin tepe noktasından batıya kayması, Kaf 50/ 39’da ikinci ucunun güneşin batmasından önceki vakit olduğu açıklanmıştır. Gecenin gündüze yakın zamanları ise en az üç zamandır. Çünkü Arapça’da çoğul kelime en az üçü gösterir. Bu vakitler, güneşin doğmasından önceki vakit ile batmasından sonraki vakittir. Taha 20/130’da, güneşin doğmasından önceki vakit, Rum 30/ 17’de akşama erdiğimiz vakit zikredilmiştir. Peygamberimizin uygulamasında güneşin batmasından sonra kılınan akşam namazı ile batı ufkundaki beyazlığın kaybolmasından sonra kılınan yatsı namazı olmak üzere iki vakit akşam üzeri kılınan namaz olarak açıklanmıştır. Böylece bu son âyet, beş vakit namazı göstermiş olmaktadır.

    Şu âyet de namazların en az beş olması gerektiğini gösterir:
    حَافِظُواْ عَلَى الصَّلَوَاتِ والصَّلاَةِ الْوُسْطَى وَقُومُواْ لِلّهِ قَانِتِينَ

    “Namazlara ve orta namaza özen gösterin; Allah’ın huzurunda saygıyla durun.” (Bakara 2/238)

    Namazlar diye tercüme edilen “salavât” “salat”ın çoğuludur. Arapça’da çoğullar en az üç şeyi gösterdiğinden savât, en üç namaz demek olur. Bir de orta namaz emredildiği için üçten sonra ortası olan ilk sayı beştir. Bu sebeple namazların en az beş vakit olması, bu âyetin de gereğidir. İbn Abbas radiyellahu anh’in bildirdiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem namaz vakitleri konusunda şöyle buyurmuştur:

    “Cebrail Kâbe’nin yanında bana iki kere imamlık yaptı. Birin-cisinde öğle namazını, gölgeler bir ayakkabı kayışı kadar iken kıldırdı. Sonra her şeyin kendi gölgesi kadar olduğu za-man ikindiyi kıldırdı. Güneşin battığı ve oruçlunun iftar ettiği saatte akşam namazını kıldırdı. Şafağın kaybolduğu saatte de yatsıyı kıl-dırdı. Sabah namazını da tan yerinin ağardığı, oruç tutana yeme-nin içmenin ya-sak olduğu saatte kıldırdı.

    Cebrail ikinci kez imamlık yaptığında öğle namazını, dünki ikindi vaktinde, her şeyin gölgesinin kendi boyu kadar olduğu vakitte kıldırdı. İkindiyi, her şeyin gölgesi kendinin iki katı ol-duğu vakitte kıldırdı. Sonra akşam namazını ilk günkü vaktinde kıldırdı. Son yatsı namazını gecenin üçte biri geçtikten sonra kıl-dırdı. Sabah namazını da ortalık aydınlandığı sırada kıldırdı. Sonra Cebrail bana döndü ve dedi ki, «Ya Muhammed, bu senden önceki peygamberlerin ibadet vaktidir. İbadet vakti bu iki vaktin arasıdır.[1]”

    I- NAMAZLARI BİRLEŞTİRME İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER

    A- Yolculukta Birleştirme

    Enes b. Malik radiyellahu anh, Resulullah sallallahualeyhi ve sellem’in öğle ile ikindiyi ve akşam ile yatsıyı yolculukta birleş-tirdiğini söylemiştir.[2]

    Ebu Tufeyl diyor ki; Muaz b. Cebel radiyellahu anh şöyle dedi: “Tebuk sava-şında Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile bir-likte çıktık. Öğle ile ikindiyi bir, akşam ile yatsıyı da bir kılardı. «Neden böyle yaptı?» dedim. Dedi ki; «Ümmetini sıkıntıya sok-mak istemedi.»[3]“

    İbni Abbas (RA) dedi ki; “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem yolculuk halinde iken öğle ile ikindiyi birleştirirdi. Akşamla yatsıyı da birleştirirdi”[4].

    Abdullah b. Abbas dedi ki; Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yaptığı bir yolculukta, Tebuk savaşında namazı birleştirmiştir. Öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı bir kılmıştır.

    Hadisin ravisi Saîd b. Cübeyr diyor ki, İbni Abbas’a, “Onu buna zorlayan neydi ?” diye sordum. Dedi ki: “Ümmetini sı-kıntıya sokmamak istedi.”[5]

    a – Cem-i takdim ve cem-i te’hir

    Cem-i takdim, öğle ile ikindinin öğle namazı vaktinde, akşam ile yatsının akşam namazı vaktinde; cem-i tehir de öğle ile ikindinin ikindi namazı vak-tinde, akşam ile yatsının da yatsı namazı vaktinde kılınmasıdır.

    Küreyb, İbni Abbas radiyellahumâ’dan şunu rivayet ediyor: «Size Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’ın seferdeki nama-zından bahsedeyim mi?» dedi, «Elbette» dedik. Şunu anlattı: «Konak yerinde iken güneş batıya kayar (öğlen vakti girer) ise binmeden öğle ile ikindiyi birleştirirdi. Konak yerinde iken güneş batıya kaymamışsa ikindiye kadar yürür, iner, öğle ile ikindiyi bir-leştirirdi. Konak yerinde iken güneş batarsa akşam ile yatsıyı bir-leştirirdi. Güneş batmamışsa biner, yatsı oluncaya kadar yürür ve iner ikisini birleştirirdi.»[6]

    Muaz b. Cebel (RA)’dan şu rivayet edilmiştir: Pey-gamber sallallahu aleyhi ve sellem, Tebuk savaşında güneşin kay-masından önce hareket ederse öğleyi birleş-tirmek için ikindiye kadar geciktirir, ikisini birlikte kılardı. Güneşin kaymasın-dan sonra hareket ederse öğle ile ikindiyi birlikte kılar, sonra yola devam ederdi. Akşam namazından önce yola çıkarsa akşamı yatsıyla birlikte kılmak için gecikti-rirdi. Akşam namazından sonra yola çıkacak olursa yatsıyı öne alır akşamla bir-likte kılardı.[7]

    Aişe (R.Anha); Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yolculuk sıra-sında öğleyi geciktirip ikindiyi öne aldığını, akşamı öne alıp yat-sıyı geciktirdiğini söylemiştir.[8]

    b- Öğle ile ikindinin birleştirilmesi

    Enes b. Malik radiyellahu anh dedi ki: “Resulullah sallallahu aleyhi ve sel-lem güneşin batıya kaymasından önce yola çıkarsa öğleyi ikindi vaktine erteler, sonra iner ikisini birlikte kılardı. Yola çıkmadan güneş kayarsa öğleyi kılar, sonra binerdi.”[9]

    Ebu Kılâbe, İbni Abbas’ın şöyle dediğini rivayet edi-yor: «Peygamber sal-lallahu aleyhi ve sellem bir yerde konaklar ve orası hoşuna gi-derse öğleyi gecikti-rerek ikindiyle birleştirirdi. Yürürde konak yeri bulamazsa konak yerine gelin-ceye kadar öğleyi geciktirir öğle ile ikindiyi birleştirirdi.»[10]

    c – Akşam ile yatsının birleştirilmesi

    Cabir b. Abdullah radiyellahu anhuma dedi ki: “Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem güneş battığı sırada Mekke’den çıktı. Serif’e gelinceye kadar namaz kılmadı. [11] Orası Mekke’ye 10 mil me-safededir.”[12]

    Ondan ikinci bir nakil de şöyledir: “Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Serif’de iken güneş battı. Mekke’ye gelinceye kadar namaz kılmadı.”[13].

    Ömer b. Ali babasından, O da dedesinden şunu rivayet etmiştir: «Ali ra-diyellahu anh güneş batıp ortalık kararıncaya kadar yürürdü; sonra iner akşam namazını kılar, arkasından da yatsıyı kılardı. Sonra da “Ben Resulullah sallal-lahu aleyhi ve sel-lem’in bu şekilde yaptığını gördüm” derdi.»[14]

    Nafi’, İbni Ömer radiyellahu anhümânın akşam ile yatsıyı şa-fak kayboldu-ğunda birleştirdiğini ve şöyle dediğini rivayet etmiş-tir: «Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yolculukta acelesi ol-duğu zaman akşamla yatsıyı birleştirirdi.»[15]

    İsmail b. Abdurrahman dedi ki: «İbni Ömer’e Hıma-’ya kadar arkadaşlık et-tim. Güneş batınca ona namazı hatırlatmaktan çekindim. Ufuktaki beyazlık ve yatsının alaca karanlığı kaybolunca konak-ladı, akşamı üç rekat kıldırdı Sonra da iki rekat kıldırdı[16]. Sonra dedi ki: “Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in böyle yaptığını gör-düm.”»[17]

    Nafi’den gelen bir rivayet şöyledir: «İbni Ömer radiyallahu anhümâdan Sa-fiyye’nin imdadına yetişmesi istendi. O da hemen o akşam üç günlük yola çıktı. Akşama kadar yürüdü. “Namaz!” dedim, dönüp bakmadı, yürüdü. Karanlık çö-künceye kadar de-vam etti. Salim veya bir başkası “Akşam oldu! Namaz!” dedi. Dedi ki: “ Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yolculukta acele gitmesi ge-rektiğinde bu iki namazı birleştirirdi. Ben de bir-leştirmek istiyorum. Yürüyün!” şafak kayboluncaya kadar yü-rüdü, sonra ikisini birleştirdi.»[18]

    Nafi dedi ki: «İbni Ömer iki namazı bir kere birleştir-miştir. Eşi Ebu Ubeyd kızı Safiyye’nin hasta olduğu haberi geldi. İkindiyi kıldıktan sonra ağırlıklarını almadan yola çıktı. Akşam namazı vakti oluncaya kadar süratle yürüdü. Arka-daşlarından birisi “Namaz!” dedi. Ona cevap vermedi. Sonra bir başkası dedi. Ona da cevap vermedi. Üçüncü biri konuşunca “Ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i gördüm. Yolculukta acelesi olduğu zaman iki namazı bir-leştirmek için bu namazı geciktirirdi. dedi.” [19].

    Ebû Zübeyr dedi ki: «Cabir’e Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem akşam ile yatsıyı birleştirmiş midir diye sordum “Evet” dedi. “Beni Musta-lik[20] savaşı sı-rasında yaptı.»

    Amr b. Şuayb babasından dedesinin şöyle dediğini ri-vayet etmiştir: “Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Beni Mustalik savaşında iki namazı bir-leştirmiştir.” [21]

    Abdullah b. Mes’ud radiyellahu anh şöyle dedi: “Cem’de[22] kıldığı bir yana, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemi görmedim ki, bir namazı vaktinde kıl-masın. Cem’de akşamla yatsıyı, birleştirmişti. Ertesi gü-nün sabah namazını da vaktinden önce kılmıştı.”[23].

    d – Ezan ikamet ve arada kılınan nafile namaz

    Abdurrahman b. Zeyd diyor ki; «Abdullah b. Mes’ud’la birlikte Mekke’ye çık-tık. Sonra Cem’e geldik. Herbiri için bir ezan ve ikamet ile iki namaz kıldırdı. Akşam yemeği ikisinin arasında yendi. Sabah nama-zını tanyeri ağardığı an kıl-dırdı. Biri tanyeri ağardı, diğeri de ağarmadı diyordu. Sonra şöyle dedi; “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki bu iki namaz, akşamla yatsı, burada vakitlerinin dışına çıkarılmıştır. Yatsının son vakti girmeden insanlar Cem’e ulaşmaz. Sa-bah namazı da bu saattedir. Ortalık aydınlanıncaya kadar vakfe yaptı. Sonra dedi ki; Emir’ül-müminîn şimdi yola çıksaydı sünnete uymuş olurdu. ”»[24]

    Abdullah b. Malik dedi ki, Cem’de İbn Ömer ile birlikte namaz kıldım. İka-met getirdi, akşam namazını üç rekat kıldı, sonra yatsı namazını bir tek ikemetle iki rekat kıldı[25].

    Saîd b. Cübeyr ve Abdullah b. Malik dediler ki, Akşam ve yatsıyı, İbn Ömer ile Müzdelife’de bir tek ikametle kıldık[26].

    Said b. Cübeyr dedi ki, İbn-i Ömer ile birlikte aşağı indik. Cem’e varınca bize akşam ve yatsıyı bir ikametle üç ve iki (rekat) kıldırdı. Geriye dönünce dedi ki, «Resulüllah sallallahu aleyhi ve sellem bu yerde bize böyle namaz kıldırdı.»[27]

    İbni Ömer (R.Anhüma): Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in Müzdeli-fe’de akşam ile yatsıyı birleştirdiğini, bir tek ikametle akşamı üç rek’at, yatsıyı iki rek’at kıldığını haber verdi[28].

    Abdullah b. Ömer radiyellahu anhüma şöyle dedi: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Müzdelife’de ak-şam ile yatsıyı her biri için bir ikamet alarak bir-leştirdi. İkisinin arasında da bunlardan biri-nin arkasında başka namaz kılmadı.[29]

    Küreyb, Üsame b. Zeyd (R.Anhüma)’dan şunu işitmiştir: Peygamber sallal-lahu aleyhi ve sellem Arafât’tan hareket etti, Şi’b’e geldi. İdrarını yaptı, yıkandı ama abdest almadı. Ona “Namaz!” dedim. “Namaz ileride” buyurdu. Müz-delife-’ye gelince güzelce abdest aldı, sonra kamet getiril-di ve akşam namazını kıldırdı. Sonra herkes olduğu yere devesini ya-tırdı. Sonra ikamet alındı ve namaz kıl-dırdı. İkisi arasında namaz kılmadı[30].

    B- Yolculuk Dışında Birleştirme

    İbni Abbas (R.Anhüma) şöyle dedi: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem öğle ile ikindiyi ve akşamla yatsıyı birleş-tirdi. Ne korku vardı, ne yolculuk.[31]“

    İbni Abbas (R.Anhüma) şöyle dedi: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine’de öğle ile ikindiyi birlikte kıldırdı. Ne korku vardı, ne yolculuk.”

    Hadisin ravilerinden Ebu’z-Zubeyr dedi ki, Saîd b. Cubeyr’e, ”O bunu niye yaptı?” diye sordum. Dedi ki; İbni Abbas’a senin bana sorduğun gibi sordum, şöye dedi; «İstedi ki, ümmetinden kimseye sıkıntı vermesin.»[32]

    İbni Abbas şöyle dedi: «Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine’de öğle ile ikindiyi akşamla yatsıyı birleş-tirdi. Ne korku vardı, ne yağmur.»

    (Hadis ravilerinden Veki’i şu ilavede bulunmuştur) İbni Abbas’a dedim ki; “Bunu niye yaptı?” Şöyle dedi: «Ümmetini sıkıntıya sokmamak için.»

    Ebû Muaviye’nin rivayetinde de şu vardır: İbni Abbas’a dendi ki, “Bununla maksadı neydi?“ Şöyle dedi: “İstedi ki, ümmetini sıkıntıya sokmasın.”[33]

    Amr, Cabir b. Zeyd’in İbni Abbas’tan şöyle bir rivayette bulunduğunu söyle-miştir : “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte sekiz rek’at bir arada, yedi rek’at bir arada kıl-dım.”

    Dedim ki; “Ebu’ş-Şa’sa! herhalde öğleyi geciktirdi ikindiyi öne aldı. Akşamı geciktirdi yatsıyı öne aldı.” O, «Bende öyle zannediyorum.» dedi.[34]

    İbni Abbas (R.Anhüma) şöyle dedi.: «Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Medine’de yedi ve sekiz kıldırdı. Öğle ile ikindiyi ve akşam ile yatsıyı» [35]

    Akşam ile yatsı birleşince yedi, öğle ile ikindi birleşince sekiz rek’at olur.

    Abdullah b. Şakîk diyor ki; Abdullah ibni Abbas bir-gün ikindiden sonra bize konuşma yaptı. Güneş battı, yıldızlar or-taya çıkmaya başladı. İnsanlar ona; «Namaz! Namaz!» diye seslendiler. Benû Temîm’den bir adam geldi, ciddi ve dimdik bir şekilde «Namaz! Namaz!» (dedi.) İbni Abbas dedi ki; «Sünneti bana mı öğretiyorsun be anasız.» Sonra şöyle devam etti: Ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin öğle ile ikindiyi ve akşam ile yatsıyı birleştirdiğini gördüm.»

    Abdullah dedi ki; «Bu benim içimi kemirdi. Ebu Hureyre’ye gittim ve sor-dum; onun sözünü tasdik etti.»[36]

    Müslim’in ibni Abbas’tan yaptığı bir diğer rivayet şöyledir:

    “Biz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında iki namazı birleşti-rirdik.”[37]

    okuyup da anlamıyorum dersen burdan kısaca özetlerim ama sen önce bir oku..





  5. 19.Eylül.2011, 13:16
    3
    YeniBoyut
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Eylül.2011
    Üye No: 90312
    Mesaj Sayısı: 45
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 26

    Cevap: Namazların Birleştirilmesi

    Allah senden bin kere razı olsun yunus abi


  6. 19.Eylül.2011, 13:16
    3
    YeniBoyut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Allah senden bin kere razı olsun yunus abi


  7. 19.Eylül.2011, 13:22
    4
    musab
    Hadis Öğrencisi

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Mayıs.2011
    Üye No: 87643
    Mesaj Sayısı: 5,250
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Bulunduğu yer: "İslam Düşüncesinde Sünnet" okuyorum

    Cevap: Namazların Birleştirilmesi

    abdülaziz bayındırın fetvalarını şahsen dikkate almam ben.


  8. 19.Eylül.2011, 13:22
    4
    Hadis Öğrencisi
    abdülaziz bayındırın fetvalarını şahsen dikkate almam ben.


  9. 19.Eylül.2011, 13:27
    5
    »чυϞυѕ«
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 10.Eylül.2011
    Üye No: 90289
    Mesaj Sayısı: 72
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 29

    Cevap: Namazların Birleştirilmesi

    Rahman ve Rahim Allah'ın Adıyla


    Alıntı
    II- MEZHEBLERİN GÖRÜŞLERİ
    Alıntı


    İlim adamlarının çoğuna göre, sefer sırasında iki namaz bir arada, bunlardan birinin vaktinde kılınabilir. Bunlar arasında Saîd b. Zeyd, Sa’d, Üsame, Muaz b. Cebel, Ebu Musa, İbn Abbas ve İbn Ömer vardır[38]. Tavus, Mücahid, İkrime, Ma*lik, Sevrî, Şafiî, İshak, Ebu Sevr ve İbn ‘ül-Münzir de böyle demişlerdir.

    el-Hasen (el-Basrî), ibn Sîrîn ve Hanefîlere göre namazlar yal*nızca Arefe günü Arafat’ta ve Müzdelife gecesi Müzdelife’de birleştirilebilir. İbn’ül-Kasım’ın Malik’ten rivayeti ve tercihi de böyledir. Onlara göre namaz vakitleri tevatürle sabit olduğu için haber-i vahid ile terk edile*mez[39].
    Zahirî mezhebi de Arafat ve Müzdelife dı*şında namazları birleştirmeyi ka*bul etmez. Ca*ferî Mezhebi’ne göre namazlar her zaman birleştirilerek kılınabilir. Hanbelî ve Mâlikî mezhebleri bu iki görüşün orta*sında yer alır.
    A- YALNIZ ARAFAT VE MÜZDELİFE’DE BİRLEŞTİRME
    Bu Hanefî ve Zahirî Mezheplerinin görüşüdür.
    a- Hanefî Mezhebi
    Hanefî mezhebine göre yolculukta, öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı, bunla*rın birinin vaktinde birleştirilerek kılınamaz Ancak yolcu, birinci namazı vakti*nin sonunda ikinciyi de vaktinin başında kılıp namazları fiilî olarak birleştirebi*lir. Çünkü Buhari ve Müslim, İbn Mes’ud radiyel*lahu anh’ın şu sözünü rivayet etmişlerdir: «Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemi görmedim ki, bir namazı vaktinde kılmasın. Sadece Cem’de [40]akşamla yatsıyı birlikte kıldı. Bir de ertesi günün sabah namazını vaktinden önce kıldı.”[41]
    Yani Resulüllah sallallahu aleyhi ve sellem o gün (sabah na*mazını), her zaman kıldığı vakitten önce, ufuk henüz yeni aydın*lanırken (ğales), kılmıştı. Araftta birleştirme meşhur olduğu için, İbn Mes’ûd ona değinmemiş olmalıdır.
    Ta’rîs gecesi[42] ile ilgili Müslim’de geçen şu hadis de konunun delilidir: “Uykudayken kusur olmaz. Asıl kusur, bir namazı ikincinin vakti girinceye ka*dar kılmayanın kusurudur.”[43]
    Enes’in rivayet ettiği şu hadis yukarıdaki iki hadise zıttır. “Resulüllah sallal*lahu aleyhi ve sellem yolculukta acelesi olduğu zaman öğleyi ikindinin ilk vak*tine erteler ikisini bir kılardı. Ak*şam namazını da şafak kaybolunca kılmak için ertelerdi.”
    İbn Ömer’den gelen şu hadise de zıttır. “Resulüllah sal*lallahu aleyhi ve sel*lem, yolculukta acelesi oldu mu akşamla yatsıyı şa*fak kaybolduktan sonra birleş*tirirdi.”
    Ravî’nin daha fakih olması ve ihtiyata uygun bulunması sebebiyle İbn Mes*’ud’un hadisi tercih edilir ve çelişkili durumda ona ön*celik tanınır.
    Çelişkiyi gidermek için İbn-i Ömer’in rivayet ettiği hadiste geçen şafak, kır*mızı şafak kabul edilir. Çünkü şafak kelimesi hem akşam batı ufkunda bir süre devam eden kırmızılık için hem de onu çevreleyen be*yazlık için kullanılır. Bu da bizim dediğimiz gibi birleştirmenin ta kendisi olur. Yani yolcu vaktin so*nunda iner, o vaktin namazını kılar. İkinci namazı da kendi vaktinin başında kı*lar.
    Birleştirme ile ilgili hadislerde bir birine ters şeyler vardır. Onlardan birinde İbni Abbas radiyellahu amhumâ’dan şu rivayet edilir: «Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine-i Münev*vere’de öğle ile ikindiyi ve akşamla yatsıyı bir*leştirdi. Ne korku vardı, ne yağmur.» İbni Abbas’a «Böyle yapmakla neyi kas*detti?» diye soruldu. «Ümmeti sıkıntıya sokulmasın, istedi.» dedi.
    Böyle bir durumda birleştirmenin caiz olacağına dair ne bizim ne de öbürle*rinin görüşü vardır. Ya Ta’rîs gecesi hadisi buna açıkça muhalifken durum ne olur?[44]
    Hacılar Arafat’ta öğle ile ikindiyi öğle vaktinde kılabilirler. Bunun için bir ezan okunur iki ikamet getirilir. İki farz namaz arasında nafile kılmamak evla*dır. Eğer kılarsa mek*ruh olur ve ikindi için de bir ezan okumak gerekir.
    Ebu Hanife’ye göre Arafat’ta namazları birleştirebilmek için her iki namazı da halife veya onun görevlendireceği kişiyle birlikte kılmak ve ih*ramlı olmak gerekir. İmameyn bunu şart koşmaz.
    Hacılar akşamla yatsıyı Müzdelife’de, yatsı namazı vaktinde bir ezan ve bir ikametle birleştirirler.[45]
    b- Zâhirî Mezhebi
    Zahirîlere göre öğle ile ikindinin ve akşam ile yatsının ortak olduğu bir va*kit yoktur. Arafat ve Müzdelife’deki durum o güne, o geceye ve o iki yere hastır.
    Öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı, zaruret olsun olmasın her za*man şu şe*kilde birleştirilebilir: Öğle namazına kendi son vak*tinde başlanır, ikindi vakti girdiği sırada selam verilir. Sonra ikindi ezanı okunur, kamet getirilir ve ikindi kılınır. Akşam na*mazına da kendi son vaktinde başlanır, selam verilir, yatsı vakti de girmiş olur. Sonra ezan okunur kamet getirilir ve yatsı kendi vaktinde kılınır. Böyle yapılınca bütün hadislere uygun davranış sergilenmiş olur.
    Namazları birleştirme ile ilgili en sahih hadisi Abdullah ibni Abbas ri*vayet etmiştir. «Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bize öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı bir arada kıldırdı. Ne korku vardı ne yolculuk.» İbni Abbas’a bununla maksadı neydi, diye soruldu. Dedi ki: “Ümmetini sıkıntıya sokmak istemedi.”
    Bizim anlattığımız şekilde yapılacak birleştirmenin bu hadisle de çeli*şen bir yanı yoktur.[46]
    c- Bu mezheplere yapılan eleştiri
    Birleştirmeyi caiz görenler yukarıdaki görüşleri şöyle eleştirmektedirler:
    1- Bunlar namaz vakitleri ile ilgili haberlerin mütevatir olduğuna bakarak, “Mütevatir haberleri terketmeyiz” diyorlar. Biz de terket*miyoruz, sadece tahsis ediyoruz. Mütevatirin sahih haberle tahsisinin caiz olduğu konusunda icma vardır. Kur’an’ın haber-i vahidle tahsisi*nin caiz olduğunda dahi icma vardır. O zaman sünnet sünnetle rahatlıkla tahsis edilebilir. Bu gayet açıktır.
    2- “Hadislerde geçen birleştirmenin anlamı birinci namazın son vaktinde, ikincinin de ilk vaktinde kılınmasıdır.” deniyor. Bu iki yönden yan*lıştır: Evvela Peygamber sallallahu aleyhi ve selle*min iki namazı bunlardan birinin vak*tinde kıldığına dair olan haber açıktır. Enes şöyle demiştir: “O, öğleyi ikindi vak*tine erte*lerdi. Sonra iner, ikisini bir kılardı. Akşam namazını da şafak kaybo*lun*caya kadar geciktirirdi ki, yatsı ile birlikte kılsın.”
    O zaman yukarıdaki yorum boşunadır. Sonra birleştirme bir ruhsattır. Onla*rın dedik*leri gibi olsaydı namazları birleştirme, vaktinde kılmaktan daha sıkın*tılı ve daha zor olurdu. Çünkü her bir namazı kendi vaktinde kılmak, birinciden, sa*dece onu kılmaya yetecek bir vakit kalacak şekilde iki vaktin uçlarını, kolla*mak*tan kolaydır. Düşünen herkes bunu anlar.
    Birleştirme bu ol*saydı, ikindi ile akşamı, yatsıyla sabahı birleştirmek de caiz olurdu. Ama bunun haram olduğunda ümmet arasında görüş ayrılığı yoktur[47].
    B-YOLCULUK, YAĞMUR VS. SEBEPLERLE BİRLEŞTİRME
    Bu Şafiî, Malikî ve Hanbelî Mezheplerinin görüşüdür.
    a- Şafiî Mezhebi
    1- Yolculukta birleştirme
    Uzun yolculukta dört rek’atlı farzlar iki rekat olarak kılınabildiği gibi, öğle namazı ikindiyle, akşam da yat*sıyla birleştirilebilir. Tercih edilen görüşe göre namazların kısaltılamayacağı kısa yolculuklarda da birleştirme olabilir. Namazlar birincinin vaktinde birleştirilirse cem-i takdîm, ikincinin vaktinde birleştirilirse cem-i tehir adını alır.
    Birinci namazın vaktinde seyir halinde ise cem-i tehir yap*mak, istirahat ha*linde ise cem-i takdim yapmak efdaldir. Her iki*sinin vaktinde de seyir halinde veya istirahat halinde olursa cem-i takdim efdal olur. Yalnız Arafat’ta öğle ile ikindi namazlarını cem’-i takdim olarak, Müzdelife’de de akşam ile yatsı namaz*larını cem’-i tehir olarak kılmak daha faziletlidir.
    Bir yolcu, birleştirdiği takdirde, namazını daha iyi kılacaksa mesala cemaatla veya avreti örtülü yahut özrü kesilmiş olarak kı*labilecekse birleştirmesi efdal olur.
    2- Yağmur sebebiyle birleştirme
    Mukim de olsa, yağmur veya dolu yağıyorsa yahut erimiş kar varsa, eve gi*dip tekrar camiye dönmek zor olacağından, öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı ce*m’i takdim olarak kılınabilir. Bunun için cem-i takdimin ilk üç şartıyla birlikte üç şart daha gerekir ki toplam altı şart eder.
    (1) Yağmur, birincinin selamından ikincinin ilk tekbirine kadar devam et*melidir.
    (2) Öne alınacak namaz cemaatla kılınmalıdır.
    (3) Mescid ikametgaha uzak olmalı, mescide gidip gelirken alışılmadık bir şekilde yağ*murdan rahatsızlık duyulmalıdır.
    Cuma namazı da öğle namazı gibidir. Yani öğle namazı ile ikindi cem’i tak*dim olarak kılınabil*diği gibi cuma namazı ile ikindi namazı da cem’i takdim ola*rak kılınabilir.
    3- Hastalıkta birleştirme
    Tercih edilen görüşe göre hasta, nasıl kolayına ge*lirse namazlarını öyle bir*leştirebilir.
    4- İhtiyaç halinde birleştirme
    Abdullah b. Şakîk diyor ki; Abdullah b. Abbas bir*gün ikindiden sonra bize konuşma yaptı. Güneş battı, yıldızlar or*taya çıkmaya başladı. İnsanlar ona; «Namaz! Namaz!» diye seslendiler. Benû Temîm’den bir adam geldi. Ciddi ve dimdik bir şekilde «Namaz! Namaz!» (dedi.) İbni Abbas dedi ki; «Sünneti bana mı öğretiyorsun be anasız.» Sonra devam etti: Ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin öğle ile ikindiyi ve akşam ile yatsıyı birleştirdiğini gördüm.»
    Abdullah dedi ki; «Bu benim içimi kemirdi. Ebu Hureyre’ye gittim ve sor*dum; onun sözünü tasdik etti.»[48]
    Şafiî alimlerinden İmam Nevevî bu hadis-i şerifi açıklarken şu bilgileri vermektedir:
    “İmamlardan bir topluluk, adet haline getirmeyecek kişinin, ihtiyaç halinde yolcu değilken de namazları birleştirebileceğini kabul etmiştir. Malikîlerden İbn-i Sîrîn ve Eşheb’in, Şafiîler’den Şâşî el-Kebîr’in ve bir grup hadis aliminin bu gö*rüşte olduğu bildirilmektedir. İbn’ül-Münzir bunu tercih etmiştir. İbni Abbas’ın “İstedi ki, ümmetini sıkıntıya sokmasın.”[49] ifadesi de bu görüşü kuvvetlendir*mektedir. İbn-i Abbas burada hastalığı veya başka bir şeyi sebep göstermemiş*tir[50].”
    5- Cem-i takdimin şartları
    Cem-i takdim, öğle ile ikindiyi öğle namazı vaktinde; akşam ile yatsıyı da akşam namazı vaktinde birleştirmektir. Şafiîlerde bunun dört şartı vardır:
    1- Tertibe riayet etmelidir. Yani öğle ile ikindiyi birleştirirken önce öğle na*mazını, sonra ikindiyi kılmalı; akşam ile yatsıyı birleş*tirirken de önce akşamı sonra yatsıyı kılmalıdır. Cem-i takdim olarak namaz kılındıktan sonra birinci namazın fasid olduğu an*laşılırsa, her iki namazı da yeniden kılmak gerekir.
    2- Birinci namazın ilk tekbiri ile selamı arasında ikinci namazı birleştirece*ğine niyet etmelidir.
    3- Bir özür sebebiyle de olsa iki farzın arası fazla açılmamalı*dır. Bunun fazla*lığı ve azlığı örfle belirlenir. Arada çabuk da olsa iki rek’at namaz kılmak uzun bir fasıla sayılır. İki namaz arasında teyemmüm ve kamet alınabilir.
    Farzları kıldıktan sonra, ilk namazdan bir rükün terk ettiğini hatırlarsa, her iki namazı iade etmesi lazımdır. Ama ikinci na*mazdan bir rükün terk ettiğini hatırlarsa, fazla zaman geçmemiş ise hemen bunu telafi eder. Yoksa ikinci namaz fasid olur ve birleştirme imkanı ortadan kalkar.
    Bir rüknü terk ettiğini biliyor, ama onun hangi namaza ait olduğunu hatır*lamıyorsa, cem-i takdimi bırakarak her iki namazı zama*nında tekrar kılması la*zımdır.
    Cem-i takdim olarak birleştirilen farzlar arasında, bunlara bağlı sünnetler de dahil hiç bir namaz kılınamaz. Arada kı*lınacak sünnetler, her iki namaz bittikten sonraya alınır. Yani öğle namazının son sünneti ile ikindinin ilk sünneti, ikin*dinin farzı kılındıktan sonra kılınır. Akşam namazının son sünneti ile yat*sının ilk sünneti de yatsının farzından sonra kılınır.
    4- İkinci namaza başlayıncaya kadar özür devam et*melidir. Yoksa cem yapı*lamaz.
    6- Cem-i tehirin şartları
    Cem-i tehir, öğle ile ikindiyi ikindi namazının vaktinde, akşamla yatsıyı da yatsı namazının vaktinde birleştirmektir. Şafiîlere göre bunun iki şartı vardır:
    1- Birinci namazın vaktinde, onu ikinci namazın vaktine te*hir edeceğine niyet etmelidir, yoksa namaz kazaya kalmış olur.
    2- Yolculuk hali her iki namaz bitinceye kadar devam etmeli*dir. Birinci veya ikinci namazı kılarken, gitmek istediği yere varsa mesela gemisi limana yanaşsa birinci namazı kazaya dönüşür fakat gü*nahkar olmaz.
    Cem’-i tehirde sırayı gözetmek şart değildir. İkindiyi, öğle namazından; yat*sıyı akşam namazından evvel kılabilir[51].
    b- Hanbelî Mezhebi
    Bir rivayete göre birleştirme efdaldir. Çünkü kasır gibi çok rahat ve kolaydır. Bir rivayete göre ayrı kılmak efdaldir. Çünkü ihtilafa girilmemiş olur. Zaten Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin onu devamlı uyguladığı da nakledil*memiştir. Eğer efdal olsaydı, kasır gibi devamlı uygulardı[52].
    Namazlar yedi yerde birleştirilebilir :
    1- Yolculukta birleştirme
    Yolculukta öğle ile ikindi veya akşam ile yatsı birleştirilebilir. Ancak bu yalnız namazı kısaltmanın mubah olduğu yolculukta olur. İmam Malik’e ve Şa*fiî’nin bir görüşüne göre birleştirme kısa yolculukta da olabilir. Çünkü kısa yolcu*luk olduğu halde Mekkeliler Arafat ve Müzdelife’de namazları birleştirirler.
    Bize göre birleştirme, yolculuktaki sıkıntıyı gidermek için konmuş bir ruh*sattır. Bu da kasr ve mestlere üç gün meshetmek gibi uzun yolculukta olur. Bir*leştirme, ibadeti vaktinden geriye bırakma olduğu için tıpkı Ramazan’da oruç tutmamaya benzer.
    Bir de birleştirmenin delili Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin uy*gulamasıdır. Ondan nasıl görülmüşse öyle yapılması gerekir. Onun namazları, yalnızca uzun yolculukta birleştirdiği nakledilmiştir[53].
    2- Hastalıkta birleştirme
    Hastalıkta namazlar birleştirilebilir. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem istihâze kanı[54] gören bir kadına iki namazı birleştirmesini emretmiş*tir[55]. İstihâze bir çeşit hastalıktır[56].
    Hastalıktan dolayı birleştirme, Atâ ve Malik’in de görü*şüdür. Rey taraftarları ve Şafiî’ye[57] göre bu durumda birleştirme caiz olmaz. Çünkü namaz vakit*leriyle ilgili haberler sağlamdır, bunlar, muhtemel bir şeyle terkedilemez.
    Bu konuda İbn Abbas’ın şu sözüne dayanmışlardır : “Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem öğle ile iknidiyi, akşam ile yatsıyı birleştirdi; ne korku vardı ne yağmur. ” Bir başka rivayette “ne korku vardı, ne yolculuk.” ifadesi geç*mekte*dir[58]. Özürsüz birleştirmenin ola*mayacağında ittifak olduğuna göre bunun hasta*lık sebebiyle olduğu ortaya çıkar.
    Ahmed b. Hanbel’in İbn Abbas hadisi hakkında şöyle dediği rivayet edilmiş*tir : “Bana göre bu, hasta ile emzikli kadın için bir ruhsattır. Çünkü Süheyl’in kızı Sehle ile Cahş’ın kızı Hamene istihaze olunca Resulüllah sallallahu aleyhi ve sellem onlara öğleyi geciktirip ikindiyi öne alarak bir yıkanma ile ikisini bir*leştirmeyi emretmiş, istihazadan dolayı bunu mubah saymıştı.
    Birleştirmeyi mubah kılan hastalık, namazları vaktinde kılmayı zorlaştıran hastalıktır. el-Esrem[59] diyor ki, Ahmed b. Hanbel’e “Hasta iki namazı birleştirir mi ? ” diye soruldu, dedi ki, ” Güçsüzleşir de ancak bu şekilde kılabilirse birleşti*receğini umarım.”
    Adet dışı kanaması olan (müstehaze) kadın ile idrarını tutamayanlar ve bunlara benzer du*rumda olanlar da birleştirebilirler. Delili yukarıdaki ha*distir.
    Hasta da yolcu gibi her iki namazı öne almada veya geriye bırakmada serbest*tir. Bir farkı olmayacaksa geriye bırakmak daha uygun olur[60].
    3- Çocuk emzirirken birleştirme
    Emzikli kadın namazlarını birleştirebilir. Çünkü çocuk üzerini pisletir ve her namaz için elbisesini temizlemesi zor olur.
    4- Su kullanamayan ve teyemmüm edemeyenin birleştirmesi
    Her namaz için su kullananamayacak veya teyemmüm edemeyecek du*rumda olanlar namazlarını birleştirebelirler.
    5- Vakti bilemeyecek durumda birleştirme
    Vakti bilemeyecek durumda olanlar namazlarını birleştirebilirler. Kör olan veya karanlık bir yerde bulunan kimseler böyledir.
    6- Cuma veya cemaate gitmemeyi mubah kılan özür
    Cuma veya cemaate gitmemelerini mubah kılan bir özrü olanlar namazla*rını birleştirebilirler. Mesela canına, namusuna veya malına zarar geleceğinden korkanlar veya namazı birleştirmediği taktirde geçiminde darlık olacak olanlar birleştirebilir[61].
    7- Yağmur çamur vs. sebeplerle birleştirme
    Yağmur çamur vs. sebiyle namazlar birleştirilebilir.
    Kar, buz, çamur, çok soğuk rüzgar ve elbiseyi ıslatacak kadar yağmur ile bir*likte bir sıkıntı da olursa akşamla yatsı evde dahi birleştirilebilir.
    Akşam ile yatsının, yağmur sebebiyle birleştirilebileceği İbn Ömer’den riva*yet edilmiştir. Ebban b. Osman Medine halkı arasında bunu uygulamıştır. Yedi fakih[62] ile Mâlik, el-Evzâî, eş-Şafiî ve İshak’ın görüşü de böyledir. Bu görüş Mer*van’dan ve Ömer b. Abldülaziz’den de rivayet edilmiştir. Rey taraftarları bunu caiz görmezler.
    Delili Ebû Seleme b. Abdurrahman’ın şu sözüdür: “Yağmurlu günde akşam ile yatsıyı birleştirmek sünnettendir.” Bu sözü el-Esrem riva*yet etmiştir. Bu, Re*sulüllah’ın sünneti demek olur.
    Nafi’in ifadesine göre Abdullah b. Ömer devlet yetkililerini bir araya topla*dığı zaman akşamla yat*sıyı birleştirirdi.
    Hişam b. Urve dedi ki, Ebbân b. Osman’ı gördüm, yağ*murlu gecede akşam ile yatsıyı birleştiriyor; Urve b. ez-Zübeyr, Ebu Seleme b. Abdurrahman ve Ebu*bekr b. Abdurrahman da namazı onunla kılıyor ve onu yadırgamıyorlardı. Onla*rın çağında bu konuda farklı görüşe sahip biri bilinmemektedir. Öyleyse bu bir icma olur. Bunu el-Esrem rivayet etmiştir[63].
    Yağmurlu havada Öğle ile ikindinin birleştirilmesi caiz değildir. el-Esrem şöyle dedi: Ahmed b. Hanbel’e yağmurda öğle ile ikindinin birleştirilmesi so*ruldu da dedi ki, “Hayır, böyle bir şey işitmedim.” Bu görüş, Ebubekr ve İbn Hâ*mid’in tercihi ve Malik’in görüşüdür.

    Alıntı
    abdülaziz bayındırın fetvalarını şahsen dikkate almam ben

    Kardeş yazıyı açıp okusaydın bir zahmet.Görürdün hangi kaynaklardan alınıp yazıldığını.Oraya yazıldı diye yazı Abdülaziz Bayındır'ın mı olacak ille ?



  10. 19.Eylül.2011, 13:27
    5
    Rahman ve Rahim Allah'ın Adıyla


    Alıntı
    II- MEZHEBLERİN GÖRÜŞLERİ
    Alıntı


    İlim adamlarının çoğuna göre, sefer sırasında iki namaz bir arada, bunlardan birinin vaktinde kılınabilir. Bunlar arasında Saîd b. Zeyd, Sa’d, Üsame, Muaz b. Cebel, Ebu Musa, İbn Abbas ve İbn Ömer vardır[38]. Tavus, Mücahid, İkrime, Ma*lik, Sevrî, Şafiî, İshak, Ebu Sevr ve İbn ‘ül-Münzir de böyle demişlerdir.

    el-Hasen (el-Basrî), ibn Sîrîn ve Hanefîlere göre namazlar yal*nızca Arefe günü Arafat’ta ve Müzdelife gecesi Müzdelife’de birleştirilebilir. İbn’ül-Kasım’ın Malik’ten rivayeti ve tercihi de böyledir. Onlara göre namaz vakitleri tevatürle sabit olduğu için haber-i vahid ile terk edile*mez[39].
    Zahirî mezhebi de Arafat ve Müzdelife dı*şında namazları birleştirmeyi ka*bul etmez. Ca*ferî Mezhebi’ne göre namazlar her zaman birleştirilerek kılınabilir. Hanbelî ve Mâlikî mezhebleri bu iki görüşün orta*sında yer alır.
    A- YALNIZ ARAFAT VE MÜZDELİFE’DE BİRLEŞTİRME
    Bu Hanefî ve Zahirî Mezheplerinin görüşüdür.
    a- Hanefî Mezhebi
    Hanefî mezhebine göre yolculukta, öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı, bunla*rın birinin vaktinde birleştirilerek kılınamaz Ancak yolcu, birinci namazı vakti*nin sonunda ikinciyi de vaktinin başında kılıp namazları fiilî olarak birleştirebi*lir. Çünkü Buhari ve Müslim, İbn Mes’ud radiyel*lahu anh’ın şu sözünü rivayet etmişlerdir: «Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemi görmedim ki, bir namazı vaktinde kılmasın. Sadece Cem’de [40]akşamla yatsıyı birlikte kıldı. Bir de ertesi günün sabah namazını vaktinden önce kıldı.”[41]
    Yani Resulüllah sallallahu aleyhi ve sellem o gün (sabah na*mazını), her zaman kıldığı vakitten önce, ufuk henüz yeni aydın*lanırken (ğales), kılmıştı. Araftta birleştirme meşhur olduğu için, İbn Mes’ûd ona değinmemiş olmalıdır.
    Ta’rîs gecesi[42] ile ilgili Müslim’de geçen şu hadis de konunun delilidir: “Uykudayken kusur olmaz. Asıl kusur, bir namazı ikincinin vakti girinceye ka*dar kılmayanın kusurudur.”[43]
    Enes’in rivayet ettiği şu hadis yukarıdaki iki hadise zıttır. “Resulüllah sallal*lahu aleyhi ve sellem yolculukta acelesi olduğu zaman öğleyi ikindinin ilk vak*tine erteler ikisini bir kılardı. Ak*şam namazını da şafak kaybolunca kılmak için ertelerdi.”
    İbn Ömer’den gelen şu hadise de zıttır. “Resulüllah sal*lallahu aleyhi ve sel*lem, yolculukta acelesi oldu mu akşamla yatsıyı şa*fak kaybolduktan sonra birleş*tirirdi.”
    Ravî’nin daha fakih olması ve ihtiyata uygun bulunması sebebiyle İbn Mes*’ud’un hadisi tercih edilir ve çelişkili durumda ona ön*celik tanınır.
    Çelişkiyi gidermek için İbn-i Ömer’in rivayet ettiği hadiste geçen şafak, kır*mızı şafak kabul edilir. Çünkü şafak kelimesi hem akşam batı ufkunda bir süre devam eden kırmızılık için hem de onu çevreleyen be*yazlık için kullanılır. Bu da bizim dediğimiz gibi birleştirmenin ta kendisi olur. Yani yolcu vaktin so*nunda iner, o vaktin namazını kılar. İkinci namazı da kendi vaktinin başında kı*lar.
    Birleştirme ile ilgili hadislerde bir birine ters şeyler vardır. Onlardan birinde İbni Abbas radiyellahu amhumâ’dan şu rivayet edilir: «Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine-i Münev*vere’de öğle ile ikindiyi ve akşamla yatsıyı bir*leştirdi. Ne korku vardı, ne yağmur.» İbni Abbas’a «Böyle yapmakla neyi kas*detti?» diye soruldu. «Ümmeti sıkıntıya sokulmasın, istedi.» dedi.
    Böyle bir durumda birleştirmenin caiz olacağına dair ne bizim ne de öbürle*rinin görüşü vardır. Ya Ta’rîs gecesi hadisi buna açıkça muhalifken durum ne olur?[44]
    Hacılar Arafat’ta öğle ile ikindiyi öğle vaktinde kılabilirler. Bunun için bir ezan okunur iki ikamet getirilir. İki farz namaz arasında nafile kılmamak evla*dır. Eğer kılarsa mek*ruh olur ve ikindi için de bir ezan okumak gerekir.
    Ebu Hanife’ye göre Arafat’ta namazları birleştirebilmek için her iki namazı da halife veya onun görevlendireceği kişiyle birlikte kılmak ve ih*ramlı olmak gerekir. İmameyn bunu şart koşmaz.
    Hacılar akşamla yatsıyı Müzdelife’de, yatsı namazı vaktinde bir ezan ve bir ikametle birleştirirler.[45]
    b- Zâhirî Mezhebi
    Zahirîlere göre öğle ile ikindinin ve akşam ile yatsının ortak olduğu bir va*kit yoktur. Arafat ve Müzdelife’deki durum o güne, o geceye ve o iki yere hastır.
    Öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı, zaruret olsun olmasın her za*man şu şe*kilde birleştirilebilir: Öğle namazına kendi son vak*tinde başlanır, ikindi vakti girdiği sırada selam verilir. Sonra ikindi ezanı okunur, kamet getirilir ve ikindi kılınır. Akşam na*mazına da kendi son vaktinde başlanır, selam verilir, yatsı vakti de girmiş olur. Sonra ezan okunur kamet getirilir ve yatsı kendi vaktinde kılınır. Böyle yapılınca bütün hadislere uygun davranış sergilenmiş olur.
    Namazları birleştirme ile ilgili en sahih hadisi Abdullah ibni Abbas ri*vayet etmiştir. «Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bize öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı bir arada kıldırdı. Ne korku vardı ne yolculuk.» İbni Abbas’a bununla maksadı neydi, diye soruldu. Dedi ki: “Ümmetini sıkıntıya sokmak istemedi.”
    Bizim anlattığımız şekilde yapılacak birleştirmenin bu hadisle de çeli*şen bir yanı yoktur.[46]
    c- Bu mezheplere yapılan eleştiri
    Birleştirmeyi caiz görenler yukarıdaki görüşleri şöyle eleştirmektedirler:
    1- Bunlar namaz vakitleri ile ilgili haberlerin mütevatir olduğuna bakarak, “Mütevatir haberleri terketmeyiz” diyorlar. Biz de terket*miyoruz, sadece tahsis ediyoruz. Mütevatirin sahih haberle tahsisinin caiz olduğu konusunda icma vardır. Kur’an’ın haber-i vahidle tahsisi*nin caiz olduğunda dahi icma vardır. O zaman sünnet sünnetle rahatlıkla tahsis edilebilir. Bu gayet açıktır.
    2- “Hadislerde geçen birleştirmenin anlamı birinci namazın son vaktinde, ikincinin de ilk vaktinde kılınmasıdır.” deniyor. Bu iki yönden yan*lıştır: Evvela Peygamber sallallahu aleyhi ve selle*min iki namazı bunlardan birinin vak*tinde kıldığına dair olan haber açıktır. Enes şöyle demiştir: “O, öğleyi ikindi vak*tine erte*lerdi. Sonra iner, ikisini bir kılardı. Akşam namazını da şafak kaybo*lun*caya kadar geciktirirdi ki, yatsı ile birlikte kılsın.”
    O zaman yukarıdaki yorum boşunadır. Sonra birleştirme bir ruhsattır. Onla*rın dedik*leri gibi olsaydı namazları birleştirme, vaktinde kılmaktan daha sıkın*tılı ve daha zor olurdu. Çünkü her bir namazı kendi vaktinde kılmak, birinciden, sa*dece onu kılmaya yetecek bir vakit kalacak şekilde iki vaktin uçlarını, kolla*mak*tan kolaydır. Düşünen herkes bunu anlar.
    Birleştirme bu ol*saydı, ikindi ile akşamı, yatsıyla sabahı birleştirmek de caiz olurdu. Ama bunun haram olduğunda ümmet arasında görüş ayrılığı yoktur[47].
    B-YOLCULUK, YAĞMUR VS. SEBEPLERLE BİRLEŞTİRME
    Bu Şafiî, Malikî ve Hanbelî Mezheplerinin görüşüdür.
    a- Şafiî Mezhebi
    1- Yolculukta birleştirme
    Uzun yolculukta dört rek’atlı farzlar iki rekat olarak kılınabildiği gibi, öğle namazı ikindiyle, akşam da yat*sıyla birleştirilebilir. Tercih edilen görüşe göre namazların kısaltılamayacağı kısa yolculuklarda da birleştirme olabilir. Namazlar birincinin vaktinde birleştirilirse cem-i takdîm, ikincinin vaktinde birleştirilirse cem-i tehir adını alır.
    Birinci namazın vaktinde seyir halinde ise cem-i tehir yap*mak, istirahat ha*linde ise cem-i takdim yapmak efdaldir. Her iki*sinin vaktinde de seyir halinde veya istirahat halinde olursa cem-i takdim efdal olur. Yalnız Arafat’ta öğle ile ikindi namazlarını cem’-i takdim olarak, Müzdelife’de de akşam ile yatsı namaz*larını cem’-i tehir olarak kılmak daha faziletlidir.
    Bir yolcu, birleştirdiği takdirde, namazını daha iyi kılacaksa mesala cemaatla veya avreti örtülü yahut özrü kesilmiş olarak kı*labilecekse birleştirmesi efdal olur.
    2- Yağmur sebebiyle birleştirme
    Mukim de olsa, yağmur veya dolu yağıyorsa yahut erimiş kar varsa, eve gi*dip tekrar camiye dönmek zor olacağından, öğle ile ikindi ve akşam ile yatsı ce*m’i takdim olarak kılınabilir. Bunun için cem-i takdimin ilk üç şartıyla birlikte üç şart daha gerekir ki toplam altı şart eder.
    (1) Yağmur, birincinin selamından ikincinin ilk tekbirine kadar devam et*melidir.
    (2) Öne alınacak namaz cemaatla kılınmalıdır.
    (3) Mescid ikametgaha uzak olmalı, mescide gidip gelirken alışılmadık bir şekilde yağ*murdan rahatsızlık duyulmalıdır.
    Cuma namazı da öğle namazı gibidir. Yani öğle namazı ile ikindi cem’i tak*dim olarak kılınabil*diği gibi cuma namazı ile ikindi namazı da cem’i takdim ola*rak kılınabilir.
    3- Hastalıkta birleştirme
    Tercih edilen görüşe göre hasta, nasıl kolayına ge*lirse namazlarını öyle bir*leştirebilir.
    4- İhtiyaç halinde birleştirme
    Abdullah b. Şakîk diyor ki; Abdullah b. Abbas bir*gün ikindiden sonra bize konuşma yaptı. Güneş battı, yıldızlar or*taya çıkmaya başladı. İnsanlar ona; «Namaz! Namaz!» diye seslendiler. Benû Temîm’den bir adam geldi. Ciddi ve dimdik bir şekilde «Namaz! Namaz!» (dedi.) İbni Abbas dedi ki; «Sünneti bana mı öğretiyorsun be anasız.» Sonra devam etti: Ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin öğle ile ikindiyi ve akşam ile yatsıyı birleştirdiğini gördüm.»
    Abdullah dedi ki; «Bu benim içimi kemirdi. Ebu Hureyre’ye gittim ve sor*dum; onun sözünü tasdik etti.»[48]
    Şafiî alimlerinden İmam Nevevî bu hadis-i şerifi açıklarken şu bilgileri vermektedir:
    “İmamlardan bir topluluk, adet haline getirmeyecek kişinin, ihtiyaç halinde yolcu değilken de namazları birleştirebileceğini kabul etmiştir. Malikîlerden İbn-i Sîrîn ve Eşheb’in, Şafiîler’den Şâşî el-Kebîr’in ve bir grup hadis aliminin bu gö*rüşte olduğu bildirilmektedir. İbn’ül-Münzir bunu tercih etmiştir. İbni Abbas’ın “İstedi ki, ümmetini sıkıntıya sokmasın.”[49] ifadesi de bu görüşü kuvvetlendir*mektedir. İbn-i Abbas burada hastalığı veya başka bir şeyi sebep göstermemiş*tir[50].”
    5- Cem-i takdimin şartları
    Cem-i takdim, öğle ile ikindiyi öğle namazı vaktinde; akşam ile yatsıyı da akşam namazı vaktinde birleştirmektir. Şafiîlerde bunun dört şartı vardır:
    1- Tertibe riayet etmelidir. Yani öğle ile ikindiyi birleştirirken önce öğle na*mazını, sonra ikindiyi kılmalı; akşam ile yatsıyı birleş*tirirken de önce akşamı sonra yatsıyı kılmalıdır. Cem-i takdim olarak namaz kılındıktan sonra birinci namazın fasid olduğu an*laşılırsa, her iki namazı da yeniden kılmak gerekir.
    2- Birinci namazın ilk tekbiri ile selamı arasında ikinci namazı birleştirece*ğine niyet etmelidir.
    3- Bir özür sebebiyle de olsa iki farzın arası fazla açılmamalı*dır. Bunun fazla*lığı ve azlığı örfle belirlenir. Arada çabuk da olsa iki rek’at namaz kılmak uzun bir fasıla sayılır. İki namaz arasında teyemmüm ve kamet alınabilir.
    Farzları kıldıktan sonra, ilk namazdan bir rükün terk ettiğini hatırlarsa, her iki namazı iade etmesi lazımdır. Ama ikinci na*mazdan bir rükün terk ettiğini hatırlarsa, fazla zaman geçmemiş ise hemen bunu telafi eder. Yoksa ikinci namaz fasid olur ve birleştirme imkanı ortadan kalkar.
    Bir rüknü terk ettiğini biliyor, ama onun hangi namaza ait olduğunu hatır*lamıyorsa, cem-i takdimi bırakarak her iki namazı zama*nında tekrar kılması la*zımdır.
    Cem-i takdim olarak birleştirilen farzlar arasında, bunlara bağlı sünnetler de dahil hiç bir namaz kılınamaz. Arada kı*lınacak sünnetler, her iki namaz bittikten sonraya alınır. Yani öğle namazının son sünneti ile ikindinin ilk sünneti, ikin*dinin farzı kılındıktan sonra kılınır. Akşam namazının son sünneti ile yat*sının ilk sünneti de yatsının farzından sonra kılınır.
    4- İkinci namaza başlayıncaya kadar özür devam et*melidir. Yoksa cem yapı*lamaz.
    6- Cem-i tehirin şartları
    Cem-i tehir, öğle ile ikindiyi ikindi namazının vaktinde, akşamla yatsıyı da yatsı namazının vaktinde birleştirmektir. Şafiîlere göre bunun iki şartı vardır:
    1- Birinci namazın vaktinde, onu ikinci namazın vaktine te*hir edeceğine niyet etmelidir, yoksa namaz kazaya kalmış olur.
    2- Yolculuk hali her iki namaz bitinceye kadar devam etmeli*dir. Birinci veya ikinci namazı kılarken, gitmek istediği yere varsa mesela gemisi limana yanaşsa birinci namazı kazaya dönüşür fakat gü*nahkar olmaz.
    Cem’-i tehirde sırayı gözetmek şart değildir. İkindiyi, öğle namazından; yat*sıyı akşam namazından evvel kılabilir[51].
    b- Hanbelî Mezhebi
    Bir rivayete göre birleştirme efdaldir. Çünkü kasır gibi çok rahat ve kolaydır. Bir rivayete göre ayrı kılmak efdaldir. Çünkü ihtilafa girilmemiş olur. Zaten Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin onu devamlı uyguladığı da nakledil*memiştir. Eğer efdal olsaydı, kasır gibi devamlı uygulardı[52].
    Namazlar yedi yerde birleştirilebilir :
    1- Yolculukta birleştirme
    Yolculukta öğle ile ikindi veya akşam ile yatsı birleştirilebilir. Ancak bu yalnız namazı kısaltmanın mubah olduğu yolculukta olur. İmam Malik’e ve Şa*fiî’nin bir görüşüne göre birleştirme kısa yolculukta da olabilir. Çünkü kısa yolcu*luk olduğu halde Mekkeliler Arafat ve Müzdelife’de namazları birleştirirler.
    Bize göre birleştirme, yolculuktaki sıkıntıyı gidermek için konmuş bir ruh*sattır. Bu da kasr ve mestlere üç gün meshetmek gibi uzun yolculukta olur. Bir*leştirme, ibadeti vaktinden geriye bırakma olduğu için tıpkı Ramazan’da oruç tutmamaya benzer.
    Bir de birleştirmenin delili Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin uy*gulamasıdır. Ondan nasıl görülmüşse öyle yapılması gerekir. Onun namazları, yalnızca uzun yolculukta birleştirdiği nakledilmiştir[53].
    2- Hastalıkta birleştirme
    Hastalıkta namazlar birleştirilebilir. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem istihâze kanı[54] gören bir kadına iki namazı birleştirmesini emretmiş*tir[55]. İstihâze bir çeşit hastalıktır[56].
    Hastalıktan dolayı birleştirme, Atâ ve Malik’in de görü*şüdür. Rey taraftarları ve Şafiî’ye[57] göre bu durumda birleştirme caiz olmaz. Çünkü namaz vakit*leriyle ilgili haberler sağlamdır, bunlar, muhtemel bir şeyle terkedilemez.
    Bu konuda İbn Abbas’ın şu sözüne dayanmışlardır : “Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem öğle ile iknidiyi, akşam ile yatsıyı birleştirdi; ne korku vardı ne yağmur. ” Bir başka rivayette “ne korku vardı, ne yolculuk.” ifadesi geç*mekte*dir[58]. Özürsüz birleştirmenin ola*mayacağında ittifak olduğuna göre bunun hasta*lık sebebiyle olduğu ortaya çıkar.
    Ahmed b. Hanbel’in İbn Abbas hadisi hakkında şöyle dediği rivayet edilmiş*tir : “Bana göre bu, hasta ile emzikli kadın için bir ruhsattır. Çünkü Süheyl’in kızı Sehle ile Cahş’ın kızı Hamene istihaze olunca Resulüllah sallallahu aleyhi ve sellem onlara öğleyi geciktirip ikindiyi öne alarak bir yıkanma ile ikisini bir*leştirmeyi emretmiş, istihazadan dolayı bunu mubah saymıştı.
    Birleştirmeyi mubah kılan hastalık, namazları vaktinde kılmayı zorlaştıran hastalıktır. el-Esrem[59] diyor ki, Ahmed b. Hanbel’e “Hasta iki namazı birleştirir mi ? ” diye soruldu, dedi ki, ” Güçsüzleşir de ancak bu şekilde kılabilirse birleşti*receğini umarım.”
    Adet dışı kanaması olan (müstehaze) kadın ile idrarını tutamayanlar ve bunlara benzer du*rumda olanlar da birleştirebilirler. Delili yukarıdaki ha*distir.
    Hasta da yolcu gibi her iki namazı öne almada veya geriye bırakmada serbest*tir. Bir farkı olmayacaksa geriye bırakmak daha uygun olur[60].
    3- Çocuk emzirirken birleştirme
    Emzikli kadın namazlarını birleştirebilir. Çünkü çocuk üzerini pisletir ve her namaz için elbisesini temizlemesi zor olur.
    4- Su kullanamayan ve teyemmüm edemeyenin birleştirmesi
    Her namaz için su kullananamayacak veya teyemmüm edemeyecek du*rumda olanlar namazlarını birleştirebelirler.
    5- Vakti bilemeyecek durumda birleştirme
    Vakti bilemeyecek durumda olanlar namazlarını birleştirebilirler. Kör olan veya karanlık bir yerde bulunan kimseler böyledir.
    6- Cuma veya cemaate gitmemeyi mubah kılan özür
    Cuma veya cemaate gitmemelerini mubah kılan bir özrü olanlar namazla*rını birleştirebilirler. Mesela canına, namusuna veya malına zarar geleceğinden korkanlar veya namazı birleştirmediği taktirde geçiminde darlık olacak olanlar birleştirebilir[61].
    7- Yağmur çamur vs. sebeplerle birleştirme
    Yağmur çamur vs. sebiyle namazlar birleştirilebilir.
    Kar, buz, çamur, çok soğuk rüzgar ve elbiseyi ıslatacak kadar yağmur ile bir*likte bir sıkıntı da olursa akşamla yatsı evde dahi birleştirilebilir.
    Akşam ile yatsının, yağmur sebebiyle birleştirilebileceği İbn Ömer’den riva*yet edilmiştir. Ebban b. Osman Medine halkı arasında bunu uygulamıştır. Yedi fakih[62] ile Mâlik, el-Evzâî, eş-Şafiî ve İshak’ın görüşü de böyledir. Bu görüş Mer*van’dan ve Ömer b. Abldülaziz’den de rivayet edilmiştir. Rey taraftarları bunu caiz görmezler.
    Delili Ebû Seleme b. Abdurrahman’ın şu sözüdür: “Yağmurlu günde akşam ile yatsıyı birleştirmek sünnettendir.” Bu sözü el-Esrem riva*yet etmiştir. Bu, Re*sulüllah’ın sünneti demek olur.
    Nafi’in ifadesine göre Abdullah b. Ömer devlet yetkililerini bir araya topla*dığı zaman akşamla yat*sıyı birleştirirdi.
    Hişam b. Urve dedi ki, Ebbân b. Osman’ı gördüm, yağ*murlu gecede akşam ile yatsıyı birleştiriyor; Urve b. ez-Zübeyr, Ebu Seleme b. Abdurrahman ve Ebu*bekr b. Abdurrahman da namazı onunla kılıyor ve onu yadırgamıyorlardı. Onla*rın çağında bu konuda farklı görüşe sahip biri bilinmemektedir. Öyleyse bu bir icma olur. Bunu el-Esrem rivayet etmiştir[63].
    Yağmurlu havada Öğle ile ikindinin birleştirilmesi caiz değildir. el-Esrem şöyle dedi: Ahmed b. Hanbel’e yağmurda öğle ile ikindinin birleştirilmesi so*ruldu da dedi ki, “Hayır, böyle bir şey işitmedim.” Bu görüş, Ebubekr ve İbn Hâ*mid’in tercihi ve Malik’in görüşüdür.

    Alıntı
    abdülaziz bayındırın fetvalarını şahsen dikkate almam ben

    Kardeş yazıyı açıp okusaydın bir zahmet.Görürdün hangi kaynaklardan alınıp yazıldığını.Oraya yazıldı diye yazı Abdülaziz Bayındır'ın mı olacak ille ?



  11. 19.Eylül.2011, 13:29
    6
    YeniBoyut
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Eylül.2011
    Üye No: 90312
    Mesaj Sayısı: 45
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 26

    Cevap: Namazların Birleştirilmesi

    Alıntı
    abdülaziz bayındırın fetvalarını şahsen dikkate almam ben
    malt1 linke bi bak.hadis kaynaklarından alınıp yazılmış


  12. 19.Eylül.2011, 13:29
    6
    YeniBoyut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Alıntı
    abdülaziz bayındırın fetvalarını şahsen dikkate almam ben
    malt1 linke bi bak.hadis kaynaklarından alınıp yazılmış


  13. 19.Eylül.2011, 19:14
    7
    serverous
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Eylül.2011
    Üye No: 90429
    Mesaj Sayısı: 26
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 22

    Cevap: Namazların Birleştirilmesi

    »чυϞυѕ« , benim dikkat dağınıklığım varda alıntıda yapamıyorum lütfen bana özet verebilir misiniz



  14. 19.Eylül.2011, 19:14
    7
    serverous - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    »чυϞυѕ« , benim dikkat dağınıklığım varda alıntıda yapamıyorum lütfen bana özet verebilir misiniz



  15. 19.Eylül.2011, 22:40
    8
    musab
    Hadis Öğrencisi

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Mayıs.2011
    Üye No: 87643
    Mesaj Sayısı: 5,250
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Bulunduğu yer: "İslam Düşüncesinde Sünnet" okuyorum

    Cevap: Namazların Birleştirilmesi

    abdülaziz bayındırın buharideki hadisi bile reddeddiğini hatırlatırım.


  16. 19.Eylül.2011, 22:40
    8
    Hadis Öğrencisi
    abdülaziz bayındırın buharideki hadisi bile reddeddiğini hatırlatırım.


  17. 19.Eylül.2011, 23:25
    9
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Namazların Birleştirilmesi

    Alıntı
    arkadaşlar benim okul başlıyacak namazları kılamam bu yüzden birleştirirsem olur mu? nasıl birleştirilir? ufak bi anlatım olsa çok işime yarayacak
    Namazların birleştirilmesi sadece seferde ve bazı felaket durumlarında olur.
    Hangi mezhebe uyuyorsan, o mezhebin ilmihalini al ve bu konuyu oku kardeş.
    Abdulaziz Bayındır hocanın bir kısım fetvalarını almıyoruz, bu fetvasıda almadıklarımızdandır.

    İmam Şafii ve İmam Azam gibi Alimler varken başkalarına uymayın.


  18. 19.Eylül.2011, 23:25
    9
    Moderatör
    Alıntı
    arkadaşlar benim okul başlıyacak namazları kılamam bu yüzden birleştirirsem olur mu? nasıl birleştirilir? ufak bi anlatım olsa çok işime yarayacak
    Namazların birleştirilmesi sadece seferde ve bazı felaket durumlarında olur.
    Hangi mezhebe uyuyorsan, o mezhebin ilmihalini al ve bu konuyu oku kardeş.
    Abdulaziz Bayındır hocanın bir kısım fetvalarını almıyoruz, bu fetvasıda almadıklarımızdandır.

    İmam Şafii ve İmam Azam gibi Alimler varken başkalarına uymayın.


  19. 20.Eylül.2011, 09:32
    10
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Namazların Birleştirilmesi

    Alıntı
    arkadaşlar benim okul başlıyacak namazları kılamam bu yüzden birleştirirsem olur mu? nasıl birleştirilir? ufak bi anlatım olsa çok işime yarayacak
    Hanifi mezhebinde olmuyor birleştirme. Şafi mezhebindede seferilik olursa oluyor.

    Alıntı
    Abdulaziz Bayındır hocanın bir kısım fetvalarını almıyoruz, bu fetvasıda almadıklarımızdandır.
    Hocam hiç almasak olmazmı. Zekeriya beyaz , Yaşar nuriden ne farkı varki. Ehli sünnete çok ters sözleri var. yani onun fetvalarını dinlemek bize iyi degil. cebrail diye melek yok , şefaat denen birşey yok , teravi namazı yok , Mehdi yok , Deccal yok , İsa (A.S) için ölen kim gelmiştir demiştir. sabah sahura 1 saat geç kalksakta olur gibi saymakla bitmeyen sapık fikirleri var. yani sütün içine öyle bir kan karıştıki daha o süt içilmez. hem itikati konulardada çok yanlış fetvaları var.


  20. 20.Eylül.2011, 09:32
    10
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    arkadaşlar benim okul başlıyacak namazları kılamam bu yüzden birleştirirsem olur mu? nasıl birleştirilir? ufak bi anlatım olsa çok işime yarayacak
    Hanifi mezhebinde olmuyor birleştirme. Şafi mezhebindede seferilik olursa oluyor.

    Alıntı
    Abdulaziz Bayındır hocanın bir kısım fetvalarını almıyoruz, bu fetvasıda almadıklarımızdandır.
    Hocam hiç almasak olmazmı. Zekeriya beyaz , Yaşar nuriden ne farkı varki. Ehli sünnete çok ters sözleri var. yani onun fetvalarını dinlemek bize iyi degil. cebrail diye melek yok , şefaat denen birşey yok , teravi namazı yok , Mehdi yok , Deccal yok , İsa (A.S) için ölen kim gelmiştir demiştir. sabah sahura 1 saat geç kalksakta olur gibi saymakla bitmeyen sapık fikirleri var. yani sütün içine öyle bir kan karıştıki daha o süt içilmez. hem itikati konulardada çok yanlış fetvaları var.


  21. 21.Eylül.2011, 15:16
    11
    musab
    Hadis Öğrencisi

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Mayıs.2011
    Üye No: 87643
    Mesaj Sayısı: 5,250
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 53
    Bulunduğu yer: "İslam Düşüncesinde Sünnet" okuyorum

    Cevap: Namazların Birleştirilmesi

    geçen abdülaziz hoca peygamberimiz çoğu namazlarını cem etmiştir dedi.yani bunlara göre isteyen herkes namazları birleştirilebilir.yaşar nuri artı abdülaziz bayındır bu ikisinin çok yanlış fetvası var.bu yüzden bu hocaları dinlemesek daha hayırlı bizim için


  22. 21.Eylül.2011, 15:16
    11
    Hadis Öğrencisi
    geçen abdülaziz hoca peygamberimiz çoğu namazlarını cem etmiştir dedi.yani bunlara göre isteyen herkes namazları birleştirilebilir.yaşar nuri artı abdülaziz bayındır bu ikisinin çok yanlış fetvası var.bu yüzden bu hocaları dinlemesek daha hayırlı bizim için





+ Yorum Gönder