Konusunu Oylayın.: Şeytan tevbe ederse

5 üzerinden 5.00 | Toplam: 2 kişi oyladı.

Şeytan tevbe ederse
  1. 04.Haziran.2012, 01:45
    25
    kibrit
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2012
    Üye No: 93862
    Mesaj Sayısı: 517
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6

    Cevap: şeytan tevbe ederse

    reklam


    Cevap: şeytan tevbe ederse isimli konu Mumsema.com Cevap: şeytan tevbe ederse
    Deccal lut kapısında öldürülecek. Bende aynısını bir yerde okudum. İblis üzüntüden mahvolacakmış ama ne gelir elden.

    Birde bir hadisi şerif var baya uzun bir hadis. Orada şeytan peygamber efendimizin evine geliyor uzun bir konuşma geçiyor aralarında. En sonunda Habibullah diyor ki; sen tövbe edersen sana şefaatçi olurum. o da diyor ki; kalem yazdı mürekkep kurudu... gibilerinden bir şeydi. O hadisi bilen varsa kopyalasın buraya.


  2. 04.Haziran.2012, 01:45
    25
    Devamlı Üye
    reklam


    Deccal lut kapısında öldürülecek. Bende aynısını bir yerde okudum. İblis üzüntüden mahvolacakmış ama ne gelir elden.

    Birde bir hadisi şerif var baya uzun bir hadis. Orada şeytan peygamber efendimizin evine geliyor uzun bir konuşma geçiyor aralarında. En sonunda Habibullah diyor ki; sen tövbe edersen sana şefaatçi olurum. o da diyor ki; kalem yazdı mürekkep kurudu... gibilerinden bir şeydi. O hadisi bilen varsa kopyalasın buraya.


  3. 29.Haziran.2012, 19:22
    26
    SatansJackhammer
    Üye

    Üyelik Tarihi: 29.Haziran.2012
    Üye No: 96732
    Mesaj Sayısı: 23
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: şeytan tevbe ederse

    reklam


    ikinci olarak Cehennemde yandıgı sırada Allah Şeytana Seni affedeyimmi diyecek , şeytan ise evet yarabbi Git o zaman cennette Ademe Secde et seni Affedim Şeytan ordada Hayır diyecek etmem diyecek Ve Azabı daha da artacak

    gerçek olduğuna eminmisin cehennemden insan çıkamıyorken şeytanmı çıkacak allah neden gereksiz bir şey desinki öyle


  4. 29.Haziran.2012, 19:22
    26
    reklam


    ikinci olarak Cehennemde yandıgı sırada Allah Şeytana Seni affedeyimmi diyecek , şeytan ise evet yarabbi Git o zaman cennette Ademe Secde et seni Affedim Şeytan ordada Hayır diyecek etmem diyecek Ve Azabı daha da artacak

    gerçek olduğuna eminmisin cehennemden insan çıkamıyorken şeytanmı çıkacak allah neden gereksiz bir şey desinki öyle


  5. 29.Haziran.2012, 19:48
    27
    burcealtug
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2012
    Üye No: 94504
    Mesaj Sayısı: 982
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: ALLAHÜTELANIN ARŞININ ALTINDA HERHANGİBİR YER

    Cevap: şeytan tevbe ederse

    şeytan tövbe edecek olsaydı ademe seccde etmediği zaman ALLAHUTELA ile aralarında geçen konuşmadan sonra tövbe ederdi. Ben onun firavun ve ebucehillerle yanacağını hissediyorum.İnşallah bizlerde orda olmayız.


  6. 29.Haziran.2012, 19:48
    27
    Kıdemli Üye
    şeytan tövbe edecek olsaydı ademe seccde etmediği zaman ALLAHUTELA ile aralarında geçen konuşmadan sonra tövbe ederdi. Ben onun firavun ve ebucehillerle yanacağını hissediyorum.İnşallah bizlerde orda olmayız.


  7. 29.Haziran.2012, 21:00
    28
    İLİMCİK
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Haziran.2012
    Üye No: 96623
    Mesaj Sayısı: 421
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: şeytan tevbe ederse

    Alıntı
    sa şeytanla ilgili 2 sorum olcak
    1 şeytan Allah a karşı geldiğinde ben senin insanlarının aklını çelerim diyip Allahtan izin istemiştir Allahta çelemesin diyip izin vermiştir Allah herşeyi bilen değilmidir Allah ın herşeyi bilen olduğunu şeytandaa bilmiormu aptalmı mağlum olacağını bilmiormuydu o an
    2 şimdi şeytan suan Allah huzuranda tevbe ederse ben vaz gectim ve sana sığındım rabbim diyim Allah affedermi ve sınav biter mi
    aleyküm selam

    Birinci sorunuza cevap:

    ..Şeytanın vücudunda cüz'î şerler ile beraber bir çok makasıd-ı hayriye-i külliye(çok büyük hayırlı maksatlar) ve kemalât-ı insaniye vardır. Evet bir çekirdekten koca bir ağaca kadar ne kadar mertebeler var; mahiyet-i insaniyedeki istidadda(insanın mahiyetindeki istidat ve yeteneklerde) dahi ondan daha ziyade meratib (mertebeler) var. Belki zerreden şemse kadar dereceleri var. Bu istidadatın inkişafatı, elbette bir hareket ister, bir muamele iktiza eder. Ve o muameledeki terakki zenbereğinin hareketi, mücahede ile olur. O mücahede ise, şeytanların ve muzır şeylerin vücuduyla olur. Yoksa, melaikeler gibi insanların da makamı sabit kalırdı. O halde insan nev'inde, binler enva' hükmünde sınıflar bulunmayacak. Bir şerr-i cüz'î gelmemek için bin hayrı terketmek, hikmet ve adalete münafîdir. Çendan şeytan yüzünden ekser insanlar dalalete giderler. Fakat ehemmiyet ve kıymet, ekseriyetle keyfiyete bakar, kemmiyete az bakar veya bakmaz. Nasılki bin ve on çekirdeği bulunan bir zât, o çekirdekleri toprak altında bir muamele-i kimyeviyeye mazhar etse; ondan on tanesi ağaç olmuş, bini bozulmuş. O on ağaç olmuş çekirdeklerin o adama verdiği menfaat, elbette bin bozulmuş çekirdeğin verdiği zararı hiçe indirir. Öyle de: Nefs ve şeytanlara karşı mücahede ile, yıldızlar gibi nev'-i insanı şereflendiren ve tenvir eden on insan-ı kâmil yüzünden o nev'e gelen menfaat ve şeref ve kıymet, elbette haşerat nev'inden sayılacak derecede süfli ehl-i dalaletin küfre girmesiyle insan nev'ine vereceği zararı hiçe indirip göze göstermediği için, rahmet ve hikmet ve adalet-i İlahiye, şeytanın vücuduna müsaade edip tasallutlarına meydan vermiş.
    Lem'alar ( 71 )


    İkinci soruya cevab:

    Öncelikle, şeytan mahiyet ve istidat olarak kendini o kadar tahrib edip bozmuş ki, tevbe ve istiğfara kabiliyeti kalmamış.

    İkinci olarak, hidayet, tevbe ve istiğfar Allah'ın bir nevi hediyesi ve ihsanıdır. Bu kadar şer ve tahribten sonra, yani milyarlarca insanın Allaha isyan etmesine ve dehşetli günahlara ve şirklere sürüklemesine ve insanların ebedi cehenneme gitmelerine vesile olan şeytana bu hediyeyi vermesi imkansızdır.

    Son olarak; Allah'ın ezeli ilmi vardır. Bütün kainat ve bütün zamanlar ve mekanlar onun huzurunda hazır bir sayfa gibidir. Bu sebeple, şeytanın tevbe etmeyeceğini bildiği için onu yoldan çıkardığı insanlarla beraber cehenneme koyacağını vaidetmiştir.


  8. 29.Haziran.2012, 21:00
    28
    İLİMCİK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Alıntı
    sa şeytanla ilgili 2 sorum olcak
    1 şeytan Allah a karşı geldiğinde ben senin insanlarının aklını çelerim diyip Allahtan izin istemiştir Allahta çelemesin diyip izin vermiştir Allah herşeyi bilen değilmidir Allah ın herşeyi bilen olduğunu şeytandaa bilmiormu aptalmı mağlum olacağını bilmiormuydu o an
    2 şimdi şeytan suan Allah huzuranda tevbe ederse ben vaz gectim ve sana sığındım rabbim diyim Allah affedermi ve sınav biter mi
    aleyküm selam

    Birinci sorunuza cevap:

    ..Şeytanın vücudunda cüz'î şerler ile beraber bir çok makasıd-ı hayriye-i külliye(çok büyük hayırlı maksatlar) ve kemalât-ı insaniye vardır. Evet bir çekirdekten koca bir ağaca kadar ne kadar mertebeler var; mahiyet-i insaniyedeki istidadda(insanın mahiyetindeki istidat ve yeteneklerde) dahi ondan daha ziyade meratib (mertebeler) var. Belki zerreden şemse kadar dereceleri var. Bu istidadatın inkişafatı, elbette bir hareket ister, bir muamele iktiza eder. Ve o muameledeki terakki zenbereğinin hareketi, mücahede ile olur. O mücahede ise, şeytanların ve muzır şeylerin vücuduyla olur. Yoksa, melaikeler gibi insanların da makamı sabit kalırdı. O halde insan nev'inde, binler enva' hükmünde sınıflar bulunmayacak. Bir şerr-i cüz'î gelmemek için bin hayrı terketmek, hikmet ve adalete münafîdir. Çendan şeytan yüzünden ekser insanlar dalalete giderler. Fakat ehemmiyet ve kıymet, ekseriyetle keyfiyete bakar, kemmiyete az bakar veya bakmaz. Nasılki bin ve on çekirdeği bulunan bir zât, o çekirdekleri toprak altında bir muamele-i kimyeviyeye mazhar etse; ondan on tanesi ağaç olmuş, bini bozulmuş. O on ağaç olmuş çekirdeklerin o adama verdiği menfaat, elbette bin bozulmuş çekirdeğin verdiği zararı hiçe indirir. Öyle de: Nefs ve şeytanlara karşı mücahede ile, yıldızlar gibi nev'-i insanı şereflendiren ve tenvir eden on insan-ı kâmil yüzünden o nev'e gelen menfaat ve şeref ve kıymet, elbette haşerat nev'inden sayılacak derecede süfli ehl-i dalaletin küfre girmesiyle insan nev'ine vereceği zararı hiçe indirip göze göstermediği için, rahmet ve hikmet ve adalet-i İlahiye, şeytanın vücuduna müsaade edip tasallutlarına meydan vermiş.
    Lem'alar ( 71 )


    İkinci soruya cevab:

    Öncelikle, şeytan mahiyet ve istidat olarak kendini o kadar tahrib edip bozmuş ki, tevbe ve istiğfara kabiliyeti kalmamış.

    İkinci olarak, hidayet, tevbe ve istiğfar Allah'ın bir nevi hediyesi ve ihsanıdır. Bu kadar şer ve tahribten sonra, yani milyarlarca insanın Allaha isyan etmesine ve dehşetli günahlara ve şirklere sürüklemesine ve insanların ebedi cehenneme gitmelerine vesile olan şeytana bu hediyeyi vermesi imkansızdır.

    Son olarak; Allah'ın ezeli ilmi vardır. Bütün kainat ve bütün zamanlar ve mekanlar onun huzurunda hazır bir sayfa gibidir. Bu sebeple, şeytanın tevbe etmeyeceğini bildiği için onu yoldan çıkardığı insanlarla beraber cehenneme koyacağını vaidetmiştir.


  9. 29.Haziran.2012, 21:02
    29
    İLİMCİK
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Haziran.2012
    Üye No: 96623
    Mesaj Sayısı: 421
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    Cevap: şeytan tevbe ederse

    Bu konuyla ilgili başka bir cevap:

    İKİNCİ SUALİNİZ: Şeytanların halkı ve icadı ne içindir? Cenab-ı Hak, şeytanı ve şerleri halketmiş, hikmeti nedir? Şerrin halkı şerdir, kabihin halkı kabihtir?

    Elcevab: Hâşâ!.. Halk-ı şer, şer değil, belki kesb-i şer şerdir. Çünki halk ve icad, bütün netaice bakar; kesb, hususî bir mübaşeret olduğu için, hususî netaice bakar. Meselâ: Yağmurun gelmesinin binlerle neticeleri var, bütünü de güzeldir. Sû'-i ihtiyarıyla bazıları yağmurdan zarar görse, "Yağmurun icadı rahmet değildir" diyemez; "Yağmurun halkı şerdir" diye hükmedemez. Belki sû'-i ihtiyarıyla ve kesbiyle onun hakkında şer oldu. Hem ateşin halkında çok faideler var; bütünü de hayırdır. Fakat bazılar sû'-i kesbiyle, sû'-i istimaliyle ateşten zarar görse, "Ateşin halkı şerdir" diyemez. Çünki ateş yalnız onu yakmak için yaratılmamış; belki o, kendi sû'-i ihtiyarıyla, yemeğini pişiren ateşe elini soktu ve o hizmetkârını kendine düşman etti.

    Elhasıl: Hayr-ı kesîr için, şerr-i kalil kabul edilir. Eğer şerr-i kalil olmamak için, hayr-ı kesîri intac eden bir şer terkedilse; o vakit şerr-i kesîr irtikâb edilmiş olur. Meselâ: Cihada asker sevketmekte elbette bazı cüz'î ve maddî ve bedenî zarar ve şer olur. Fakat o cihadda hayr-ı kesîr var ki, İslâm küffarın istilasından kurtulur. Eğer o şerr-i kalil için cihad terkedilse, o vakit hayr-ı kesîr gittikten sonra şerr-i kesîr gelir. O ayn-ı zulümdür. Hem meselâ: Gangren olmuş ve kesilmesi lâzım gelen bir parmağın kesilmesi hayırdır, iyidir; halbuki zahiren bir şerdir. Parmak kesilmezse, el kesilir; şerr-i kesîr olur.

    İşte kâinattaki şerlerin, zararların, beliyyelerin ve şeytanların ve muzırların halk ve icadları, şer ve çirkin değildir; çünki çok netaic-i mühimme için halkolunmuşlardır. Meselâ: Melaikelere şeytanlar musallat olmadıkları için, terakkiyatları yoktur; makamları sabittir, tebeddül etmez. Keza hayvanatın dahi, şeytanlar musallat olmadıkları için, mertebeleri sabittir, nâkıstır. Âlem-i insaniyette ise meratib-i terakkiyat ve tedenniyat nihayetsizdir. Nemrudlardan, firavunlardan tut, tâ sıddıkîn-i evliya ve enbiyaya kadar gayet uzun bir mesafe-i terakki var. İşte kömür gibi olan ervah-ı safileyi, elmas gibi olan ervah-ı âliyeden temyiz ve tefrik için, şeytanların hilkatıyla ve sırr-ı teklif ve ba's-i enbiya ile, bir meydan-ı imtihan ve tecrübe ve cihad ve müsabaka açılmış. Eğer mücahede ve müsabaka olmasaydı, maden-i insaniyetteki elmas ve kömür hükmünde olan istidadlar, beraber kalacaktı. A'lâ-yı illiyyîndeki Ebu Bekr-i Sıddık'ın ruhu, esfel-i safilîndeki Ebu Cehl'in ruhuyla bir seviyede kalacaktı. Demek şeyatîn ve şerlerin yaratılması, büyük ve küllî neticeye baktığı için icadları şer değil, çirkin değil; belki sû'-i istimalattan ve kesb denilen mübaşeret-i hususiyeden gelen şerler, çirkinlikler, kesb-i insana aittir; icad-ı İlahîye ait değildir.
    Mektubat ( 44 )


  10. 29.Haziran.2012, 21:02
    29
    İLİMCİK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Devamlı Üye
    Bu konuyla ilgili başka bir cevap:

    İKİNCİ SUALİNİZ: Şeytanların halkı ve icadı ne içindir? Cenab-ı Hak, şeytanı ve şerleri halketmiş, hikmeti nedir? Şerrin halkı şerdir, kabihin halkı kabihtir?

    Elcevab: Hâşâ!.. Halk-ı şer, şer değil, belki kesb-i şer şerdir. Çünki halk ve icad, bütün netaice bakar; kesb, hususî bir mübaşeret olduğu için, hususî netaice bakar. Meselâ: Yağmurun gelmesinin binlerle neticeleri var, bütünü de güzeldir. Sû'-i ihtiyarıyla bazıları yağmurdan zarar görse, "Yağmurun icadı rahmet değildir" diyemez; "Yağmurun halkı şerdir" diye hükmedemez. Belki sû'-i ihtiyarıyla ve kesbiyle onun hakkında şer oldu. Hem ateşin halkında çok faideler var; bütünü de hayırdır. Fakat bazılar sû'-i kesbiyle, sû'-i istimaliyle ateşten zarar görse, "Ateşin halkı şerdir" diyemez. Çünki ateş yalnız onu yakmak için yaratılmamış; belki o, kendi sû'-i ihtiyarıyla, yemeğini pişiren ateşe elini soktu ve o hizmetkârını kendine düşman etti.

    Elhasıl: Hayr-ı kesîr için, şerr-i kalil kabul edilir. Eğer şerr-i kalil olmamak için, hayr-ı kesîri intac eden bir şer terkedilse; o vakit şerr-i kesîr irtikâb edilmiş olur. Meselâ: Cihada asker sevketmekte elbette bazı cüz'î ve maddî ve bedenî zarar ve şer olur. Fakat o cihadda hayr-ı kesîr var ki, İslâm küffarın istilasından kurtulur. Eğer o şerr-i kalil için cihad terkedilse, o vakit hayr-ı kesîr gittikten sonra şerr-i kesîr gelir. O ayn-ı zulümdür. Hem meselâ: Gangren olmuş ve kesilmesi lâzım gelen bir parmağın kesilmesi hayırdır, iyidir; halbuki zahiren bir şerdir. Parmak kesilmezse, el kesilir; şerr-i kesîr olur.

    İşte kâinattaki şerlerin, zararların, beliyyelerin ve şeytanların ve muzırların halk ve icadları, şer ve çirkin değildir; çünki çok netaic-i mühimme için halkolunmuşlardır. Meselâ: Melaikelere şeytanlar musallat olmadıkları için, terakkiyatları yoktur; makamları sabittir, tebeddül etmez. Keza hayvanatın dahi, şeytanlar musallat olmadıkları için, mertebeleri sabittir, nâkıstır. Âlem-i insaniyette ise meratib-i terakkiyat ve tedenniyat nihayetsizdir. Nemrudlardan, firavunlardan tut, tâ sıddıkîn-i evliya ve enbiyaya kadar gayet uzun bir mesafe-i terakki var. İşte kömür gibi olan ervah-ı safileyi, elmas gibi olan ervah-ı âliyeden temyiz ve tefrik için, şeytanların hilkatıyla ve sırr-ı teklif ve ba's-i enbiya ile, bir meydan-ı imtihan ve tecrübe ve cihad ve müsabaka açılmış. Eğer mücahede ve müsabaka olmasaydı, maden-i insaniyetteki elmas ve kömür hükmünde olan istidadlar, beraber kalacaktı. A'lâ-yı illiyyîndeki Ebu Bekr-i Sıddık'ın ruhu, esfel-i safilîndeki Ebu Cehl'in ruhuyla bir seviyede kalacaktı. Demek şeyatîn ve şerlerin yaratılması, büyük ve küllî neticeye baktığı için icadları şer değil, çirkin değil; belki sû'-i istimalattan ve kesb denilen mübaşeret-i hususiyeden gelen şerler, çirkinlikler, kesb-i insana aittir; icad-ı İlahîye ait değildir.
    Mektubat ( 44 )


  11. 24.Temmuz.2016, 15:42
    30
    Misafir

    Yorum: Şeytan tevbe ederse

    Allah ebulehep ve karisininda kufur uzerine olecegini bildirmis ve cehennemle cezalandirilacaklarini tebbet suresinde bildirmistir.Ustelik bu sure onlar henuz hayattayken inmis ve ebulehep ve karisi tovbe etmmemislerdir.Yuce Allah ezeli ve ebedi ilmiyle kimin tovbe edip kimin kufrur uzere olecegini bilendir.


  12. 24.Temmuz.2016, 15:42
    30
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Allah ebulehep ve karisininda kufur uzerine olecegini bildirmis ve cehennemle cezalandirilacaklarini tebbet suresinde bildirmistir.Ustelik bu sure onlar henuz hayattayken inmis ve ebulehep ve karisi tovbe etmmemislerdir.Yuce Allah ezeli ve ebedi ilmiyle kimin tovbe edip kimin kufrur uzere olecegini bilendir.





+ Yorum Gönder
Git İlk 23