Konusunu Oylayın.: Vitir ve cuma namaziyla iligi sorular

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Vitir ve cuma namaziyla iligi sorular
  1. 13.Eylül.2011, 10:28
    13
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    Cevap: vitir ve cuma namaziyla iligi sorular

    reklam


    Cevap: vitir ve cuma namaziyla iligi sorular isimli yazı www.Mumsema.comCevap: vitir ve cuma namaziyla iligi sorular
    Alıntı
    kardeşim çünkü cuma sadece bir yerde kılınır.ilk tekbiri alan cemaatin namazı sahihtir sadece.günümüzde bir yerde cuma kılınmasının mümkün olmayacağına göre cumamız tehlikededir.bu nedenle efendi hazretleri çok aceleniz varsa bari zuhri ahiri kılın demiştir.yani cumanın sünnetlerinden çok zuhri ahire önem vermemizi istemiştir.
    Hala

    İslamı anlamayan/anlayamayan/anlamak istemeyen zihniyetler geziyor ortalıkta.

    Hadi efendi hazretlerine söyle de 1,5 milyar müslümanı bir cami de toplasın da görelim tövbe tövbe

    El insaf kadeşler Cuma namazı 4 rekat ilk sünnet 2 rekat farz 4 rekat son sünnettir. İsteyen üzerine kaza namazı nafile namazı kılar ama cuma namazı tehlikeye düştü diye zuhri ahir diye bir namaz kılınmaz.

    Vereceğim linkleri iyice oku ondan sonra aklına takılan olursa yardımcı olalım.


    http://www.mumsema.com/misafir-sorul...konusunda.html


    http://www.mumsema.com/fetvalar-bir-...ir-konusu.html


    SONUÇ


    Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında;

    1. İki rekat olan Cuma namazının farziyetinin Kitap, sünnet ve icma ile sabit olduğuna, sıhhat şartlarından olan hutbenin Cuma namazının farzından önce okunması gerektiğine,

    2. Cuma namazının farzından önce ve sonra, Hz. Peygamber'in nafile olarak namaz kıldığı sabit olduğundan, Cuma'dan önce ve sonra nafile namaz kılmanın sünnet olduğuna, bu nafile namazların dördü farzdan önce, dördü de sonra olmak üzere toplam sekiz rekat kılınmasının uygun olacağına,

    3. Cuma namazının kadın, hasta, yolcu, hürriyeti kısıtlı ve cemaate katılamayacak derecede mazereti olanlara farz olmadığına, bununla birlikte kılmaları halinde namazlarının geçerli olup, ayrıca öğle namazı kılmaları gerekmediğine,

    4. İmamla birlikte en az dört kişinin bulunduğu mezra, köy, belde, şehir gibi büyük veya küçük tüm yerleşim birimlerinde Cuma namazının kılınması gerektiğine,

    5. Bir yerleşim biriminde birden fazla yerde Cuma namazı kılınabileceğine, bu sebeple zuhr-i ahir namazının kılınmasına gerek olmadığına,

    6. Zuhr-i ahir namazını kılmak isteyenlere ise mani olunmasının uygun olmayacağına,


    Not:*Dinî Sorulara Cevap Komisyonunun 14.10.2002 tarihinde "Cuma Namazı ve Zuhr-i Ahir" konusunda vermiş olduğu karardır.
    *Bu sayfadaki bilgiler Diyanet İşleri Başkanlığı web sitesinden alınmıştır.


  2. 13.Eylül.2011, 10:28
    13
    Özel Üye
    reklam


    Alıntı
    kardeşim çünkü cuma sadece bir yerde kılınır.ilk tekbiri alan cemaatin namazı sahihtir sadece.günümüzde bir yerde cuma kılınmasının mümkün olmayacağına göre cumamız tehlikededir.bu nedenle efendi hazretleri çok aceleniz varsa bari zuhri ahiri kılın demiştir.yani cumanın sünnetlerinden çok zuhri ahire önem vermemizi istemiştir.
    Hala

    İslamı anlamayan/anlayamayan/anlamak istemeyen zihniyetler geziyor ortalıkta.

    Hadi efendi hazretlerine söyle de 1,5 milyar müslümanı bir cami de toplasın da görelim tövbe tövbe

    El insaf kadeşler Cuma namazı 4 rekat ilk sünnet 2 rekat farz 4 rekat son sünnettir. İsteyen üzerine kaza namazı nafile namazı kılar ama cuma namazı tehlikeye düştü diye zuhri ahir diye bir namaz kılınmaz.

    Vereceğim linkleri iyice oku ondan sonra aklına takılan olursa yardımcı olalım.


    http://www.mumsema.com/misafir-sorul...konusunda.html


    http://www.mumsema.com/fetvalar-bir-...ir-konusu.html


    SONUÇ


    Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında;

    1. İki rekat olan Cuma namazının farziyetinin Kitap, sünnet ve icma ile sabit olduğuna, sıhhat şartlarından olan hutbenin Cuma namazının farzından önce okunması gerektiğine,

    2. Cuma namazının farzından önce ve sonra, Hz. Peygamber'in nafile olarak namaz kıldığı sabit olduğundan, Cuma'dan önce ve sonra nafile namaz kılmanın sünnet olduğuna, bu nafile namazların dördü farzdan önce, dördü de sonra olmak üzere toplam sekiz rekat kılınmasının uygun olacağına,

    3. Cuma namazının kadın, hasta, yolcu, hürriyeti kısıtlı ve cemaate katılamayacak derecede mazereti olanlara farz olmadığına, bununla birlikte kılmaları halinde namazlarının geçerli olup, ayrıca öğle namazı kılmaları gerekmediğine,

    4. İmamla birlikte en az dört kişinin bulunduğu mezra, köy, belde, şehir gibi büyük veya küçük tüm yerleşim birimlerinde Cuma namazının kılınması gerektiğine,

    5. Bir yerleşim biriminde birden fazla yerde Cuma namazı kılınabileceğine, bu sebeple zuhr-i ahir namazının kılınmasına gerek olmadığına,

    6. Zuhr-i ahir namazını kılmak isteyenlere ise mani olunmasının uygun olmayacağına,


    Not:*Dinî Sorulara Cevap Komisyonunun 14.10.2002 tarihinde "Cuma Namazı ve Zuhr-i Ahir" konusunda vermiş olduğu karardır.
    *Bu sayfadaki bilgiler Diyanet İşleri Başkanlığı web sitesinden alınmıştır.


  3. 13.Eylül.2011, 10:32
    14
    Guray
    Karadeniz

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Temmuz.2008
    Üye No: 24378
    Mesaj Sayısı: 579
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Yaş: 28
    Bulunduğu yer: İzmir/Ksk

    Cevap: vitir ve cuma namaziyla iligi sorular

    reklam


    Değerli kardeşimiz;



    Cuma namazının hikmetleriden birisi de Müslümanların birlik ve beraberliklerini temin etmek, birbirleriyle olan bağlarını daha da kuvvetlendirmektir. Bu hikmetten dolayıdır ki, İslâmın ilk devirlerindeki ulemâ, Müslümanların ayrı ayrı câmilerde Cuma namazı kılmalarına razı olmamış; bulundukları yerleşim merkezinde birden fazla cami bulunsa da Cuma namazını bütün Müslümanların tek câmide kılmalarını istemişlerdir.

    Ancak zamanla Müslümanların sayısı arttı. Yerleşim merkezlerinin nüfusu kalabalıklaştı. Neticede bir köyde veya şehirde bulunan Müslümanların bir câmide Cuma namazı kılmaları imkânsız hâle geldi. Müslümanlar ayrı yerleşim merkezinde de yaşasalar, farklı câmilerde kılmak zorunda kaldılar.

    Bu durum âlimler arasında farklı içtihadlara sebep oldu. Bazı âlimler, aynı şehirde farklı yerlerde Cuma namazının kılınamayacağını, “Bir şehirde iki veya daha fazla yerde Cuma namazı kılınmış ise, iftitah tekbirini önce getiren cemaatin Cuma’sı geçerlidir” ifadeleriyle belirtmişlerdir.(1)

    Fakat, İmam Muhammed, bir rivâyete göre İmam-ı Âzam’ın görüşlerinden hareket eden daha sonraki ulemâdan İmam Serahsî başta olmak üzere birçok âlim, Cuma namazının bir şehirde bulunan her câmide kılınabileceğine dâir fetva vermişlerdir.(2)
    Meselâ İmam Serahsî şöyle der: “Ebû Hanife’nin mezhebinden sahih rivâyete göre, bir şehrin bir veya daha fazla mescidinde Cuma namazını kılmak câizdir. Biz bununla amel ederiz.”

    İbni Âbidin’in bu husustaki görüşü de şöyledir:

    “Cuma namazının muhakkak surette, sadece bir yerde kılınması lâzımdır denilirse, bunda açık güçlük vardır. Çünkü bu durumda Cuma’ya gelenlerin pek çoğunun uzun yol yürümesini gerektirir. Halbuki, çeşitli yerlerde Cuma namazının kılınamayacağına dâir delil yoktur. Bilâkis zaruret meselesi böyle bir şartın bulunmamasını gerektirir. Hususan şehir büyük olursa böyle bir şart bahis mevzuu olamaz.” (3)

    Diğer taraftan, bu içtihadî bir mesele olduğundan, İmam Şâfiî Hazretleri Bağdat’da birden fazla câmide Cuma namazının kılındığını gördüğü halde buna itiraz etmemiştir.

    Evet, tek bir câmide Cuma namazı kılmanın mümkün olmadığını, farklı câmilerde de Cuma namazı kılmanın câiz olduğunu söyleyen âlimlerin görüşü daha ağırlıktadır. Zâten fetvâ da bu görüşe göredir. Bugün bizler bu fetvaya göre âmel etmekteyiz.

    Buna göre, esas itibariyle Cuma namazından ayrı olarak zuhr-i âhir adında bir namazın kılınması gerekli değildir. Fakat bu husustaki içtihad farklılığını da göz önüne alarak, Cuma namazının dört rekât son sünnetinden sonra zuhr-i âhir adıyla dört rekât daha namaz kılınmaktadır. Buna da şöyle niyet edilmektedir:

    “Niyet ettim zuhr-i âhir namazını kılmaya” veya “Vaktinde yetişip henüz üzerimden düşmeyen son öğle namazını kılmaya niyet ettim.”

    Bu namaz öğle namazının farzı gibi kılınabileceği gibi, dört rekâtlık bir sünnet gibi de kılınabilir. Böyle bir namazın kılınmasına da şu husus gerekçe olarak gösterilmektedir:

    “Şayet Cuma namazı sahih olmamış ise bu dört rekât ile o günün öğle namazı kılınmış olur.”

    Sonuç olarak, cuma namazından başka ayrıca dört rekat daha namaz kılanlara bir şey denilmesi doğru olmadığı gibi, kılmayanlara da diyecek bir şey yoktur.

    Dipnot:
    1. Şurunbillali ve Ebu’l-Zeyd eş-Şiblî. el-Miftâh Şerhu Nûru’l-İzah. s. 98.
    2. el-Feteva’l-Hindiyye, 1:145.
    3. İbni Âbidin, 1:541.

    Mehmed Paksu

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



    Son öğle namazı anlamına gelen zuhr-i âhir; bir fıkıh terimi olarak, Cuma namazının sahih olmaması ihtimalinden dolayı ihtiyaten kılınması kabul edilen öğle namazıdır.
    Bir kısım İslâm bilginleri, Cuma namazının toplanılması ve hutbe okunması için meşru kılındığı gerekçesine, Hz. Peygamber ve hulefa-i raşidîn döneminde tek bir yerde Cuma namazı kılınmış olmasına dayanarak, bir zorunluluk bulunmadıkça, bir yerleşim yerinde sadece bir yerde Cuma namazı kılınabileceğini ileri sürmüşlerdir. Böyle düşünen bilginlere göre ihtiyaç yokken, birden fazla yerde kılınması halinde, namaza ilk başlayanların Cuma namazları sahih olur, diğerlerinin o gününün öğle namazını kılmaları gerekir. Cuma namazını kimlerin önce kıldığının tespit edilememesi durumunda ise, ihtiyaten hepsinin öğle namazını kılmaları bir çözüm olarak öngörülmüştür.
    Bir kısım bilginler ise, şüphe ile yapılan ibadetin geçerli olmayacağı düşüncesinden hareketle, zuhr-i âhir namazının kılınmaması gerektiğini söylemişlerdir. Bunlara göre, "belki Cuma namazı sahih olmamıştır" diye zuhr-i âhir kılmak doğru olmaz. Ayrıca zuhr-i âhir namazı kılınması gerektiğini ileri sürmek, halkın gözünde, Cuma namazının farz olmayıp, sadece öğle namazının farz olduğu ya da bir vakitte ikisinin de farz olduğu zannını uyandırır.
    Diğer bir kısım bilginler ise, daha da ileri giderek, Hz. Peygamber, sahabe ve tabiîn döneminde böyle bir namaz bulunmadığından hareketle, zuhr-i âhir kılmayı bidat kabul etmişlerdir.
    Zuhr-i âhir ile ilgili olarak tarafların ileri sürdükleri görüşlerin delilleri göz önünde bulundurulduğunda, bu namazı kılmanın gerekli olmadığı anlaşılmaktadır. Hz. Peygamber zamanında Cuma namazının sadece bir yerde kılınmış olması, bir yerleşim biriminde birden fazla yerde Cuma namazı kılınamayacağı anlamına gelmez. Zira o dönemde böyle bir ihtiyaç söz konusu değildi. Ayrıca yeni inen âyetleri Hz. Peygamber'in ağzından işitme iştiyakı içinde bulunan sahabenin, başka bir yerde Cuma namazı kılmalarını düşünmek mümkün değildir.
    Bir yerleşim biriminde bir yerde Cuma namazı kılınmaması sebebiyle Cumanın sahih olmayacağını söyleyen müçtehitlerin tamamı, ihtiyaç halinde birden fazla yerde Cuma namazının kılınabileceğini kabul etmişlerdir. Günümüzde ise, çoğunlukla bir yerleşim biriminde tek camide Cuma namazı kılınması mümkün olmadığından birden fazla yerde Cuma namazı kılınması kaçınılmaz olmuştur.
    Diğer taraftan Cuma namazının farz olduğunu ifade eden ayet ve hadislere karşı, birden fazla yerde kılınmasının caiz olmayacağı konusunda dinî bir delil bulunmamaktadır. Bir yerde kılınması şartını ileri sürenlerin, ihtiyaç bulunduğunda kılınabileceğini belirtmeleri de bunu göstermektedir. Kaldı ki Kur'ân-ı Kerim'de, "Allâh bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar" (Bakara, 2/286); "Allâh dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi." (Hac, 22/78) buyrulmaktadır.
    İbadetler, kabul edileceği inancı ile kılınmalıdır. Hz. Peygamber Yüce Allâh'ın, "Ben kulumun benim hakkımdaki zannına göre muamele ederim" (Müslim, Zikir, 1; Tirmizî, Zühd, 51), "Ameller niyetlere göredir" (Buharî, Bed'ü'l-vahy, 1) buyurduğunu bildirmektedir Bu itibarla Cuma namazının kabul olunacağına inanarak kılınması ve bunda şüpheye düşülmemesi gerekir. Buna göre bir yerleşim yerinde birden fazla camide Cuma namazı kılınabileceğinden, zuhr-i âhir namazının kılınmasına gerek yoktur. Ancak, herkes dilediği kadar nafile ibadet yapabileceğinden zuhr-i âhir namazını kılmak isteyenler kılabilirler, bunun yadırganmaması gerekir. (İ.P.)

    Diyanet işleri

    Şahsi fikrim : Kuranda ve sünnette geçmeyen bir namazdır. Dolayısıyla bunu kılmak farz , sünnet veya vacip demek kimsenin haddine değildir.


  4. 13.Eylül.2011, 10:32
    14
    Karadeniz
    reklam


    Değerli kardeşimiz;



    Cuma namazının hikmetleriden birisi de Müslümanların birlik ve beraberliklerini temin etmek, birbirleriyle olan bağlarını daha da kuvvetlendirmektir. Bu hikmetten dolayıdır ki, İslâmın ilk devirlerindeki ulemâ, Müslümanların ayrı ayrı câmilerde Cuma namazı kılmalarına razı olmamış; bulundukları yerleşim merkezinde birden fazla cami bulunsa da Cuma namazını bütün Müslümanların tek câmide kılmalarını istemişlerdir.

    Ancak zamanla Müslümanların sayısı arttı. Yerleşim merkezlerinin nüfusu kalabalıklaştı. Neticede bir köyde veya şehirde bulunan Müslümanların bir câmide Cuma namazı kılmaları imkânsız hâle geldi. Müslümanlar ayrı yerleşim merkezinde de yaşasalar, farklı câmilerde kılmak zorunda kaldılar.

    Bu durum âlimler arasında farklı içtihadlara sebep oldu. Bazı âlimler, aynı şehirde farklı yerlerde Cuma namazının kılınamayacağını, “Bir şehirde iki veya daha fazla yerde Cuma namazı kılınmış ise, iftitah tekbirini önce getiren cemaatin Cuma’sı geçerlidir” ifadeleriyle belirtmişlerdir.(1)

    Fakat, İmam Muhammed, bir rivâyete göre İmam-ı Âzam’ın görüşlerinden hareket eden daha sonraki ulemâdan İmam Serahsî başta olmak üzere birçok âlim, Cuma namazının bir şehirde bulunan her câmide kılınabileceğine dâir fetva vermişlerdir.(2)
    Meselâ İmam Serahsî şöyle der: “Ebû Hanife’nin mezhebinden sahih rivâyete göre, bir şehrin bir veya daha fazla mescidinde Cuma namazını kılmak câizdir. Biz bununla amel ederiz.”

    İbni Âbidin’in bu husustaki görüşü de şöyledir:

    “Cuma namazının muhakkak surette, sadece bir yerde kılınması lâzımdır denilirse, bunda açık güçlük vardır. Çünkü bu durumda Cuma’ya gelenlerin pek çoğunun uzun yol yürümesini gerektirir. Halbuki, çeşitli yerlerde Cuma namazının kılınamayacağına dâir delil yoktur. Bilâkis zaruret meselesi böyle bir şartın bulunmamasını gerektirir. Hususan şehir büyük olursa böyle bir şart bahis mevzuu olamaz.” (3)

    Diğer taraftan, bu içtihadî bir mesele olduğundan, İmam Şâfiî Hazretleri Bağdat’da birden fazla câmide Cuma namazının kılındığını gördüğü halde buna itiraz etmemiştir.

    Evet, tek bir câmide Cuma namazı kılmanın mümkün olmadığını, farklı câmilerde de Cuma namazı kılmanın câiz olduğunu söyleyen âlimlerin görüşü daha ağırlıktadır. Zâten fetvâ da bu görüşe göredir. Bugün bizler bu fetvaya göre âmel etmekteyiz.

    Buna göre, esas itibariyle Cuma namazından ayrı olarak zuhr-i âhir adında bir namazın kılınması gerekli değildir. Fakat bu husustaki içtihad farklılığını da göz önüne alarak, Cuma namazının dört rekât son sünnetinden sonra zuhr-i âhir adıyla dört rekât daha namaz kılınmaktadır. Buna da şöyle niyet edilmektedir:

    “Niyet ettim zuhr-i âhir namazını kılmaya” veya “Vaktinde yetişip henüz üzerimden düşmeyen son öğle namazını kılmaya niyet ettim.”

    Bu namaz öğle namazının farzı gibi kılınabileceği gibi, dört rekâtlık bir sünnet gibi de kılınabilir. Böyle bir namazın kılınmasına da şu husus gerekçe olarak gösterilmektedir:

    “Şayet Cuma namazı sahih olmamış ise bu dört rekât ile o günün öğle namazı kılınmış olur.”

    Sonuç olarak, cuma namazından başka ayrıca dört rekat daha namaz kılanlara bir şey denilmesi doğru olmadığı gibi, kılmayanlara da diyecek bir şey yoktur.

    Dipnot:
    1. Şurunbillali ve Ebu’l-Zeyd eş-Şiblî. el-Miftâh Şerhu Nûru’l-İzah. s. 98.
    2. el-Feteva’l-Hindiyye, 1:145.
    3. İbni Âbidin, 1:541.

    Mehmed Paksu

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



    Son öğle namazı anlamına gelen zuhr-i âhir; bir fıkıh terimi olarak, Cuma namazının sahih olmaması ihtimalinden dolayı ihtiyaten kılınması kabul edilen öğle namazıdır.
    Bir kısım İslâm bilginleri, Cuma namazının toplanılması ve hutbe okunması için meşru kılındığı gerekçesine, Hz. Peygamber ve hulefa-i raşidîn döneminde tek bir yerde Cuma namazı kılınmış olmasına dayanarak, bir zorunluluk bulunmadıkça, bir yerleşim yerinde sadece bir yerde Cuma namazı kılınabileceğini ileri sürmüşlerdir. Böyle düşünen bilginlere göre ihtiyaç yokken, birden fazla yerde kılınması halinde, namaza ilk başlayanların Cuma namazları sahih olur, diğerlerinin o gününün öğle namazını kılmaları gerekir. Cuma namazını kimlerin önce kıldığının tespit edilememesi durumunda ise, ihtiyaten hepsinin öğle namazını kılmaları bir çözüm olarak öngörülmüştür.
    Bir kısım bilginler ise, şüphe ile yapılan ibadetin geçerli olmayacağı düşüncesinden hareketle, zuhr-i âhir namazının kılınmaması gerektiğini söylemişlerdir. Bunlara göre, "belki Cuma namazı sahih olmamıştır" diye zuhr-i âhir kılmak doğru olmaz. Ayrıca zuhr-i âhir namazı kılınması gerektiğini ileri sürmek, halkın gözünde, Cuma namazının farz olmayıp, sadece öğle namazının farz olduğu ya da bir vakitte ikisinin de farz olduğu zannını uyandırır.
    Diğer bir kısım bilginler ise, daha da ileri giderek, Hz. Peygamber, sahabe ve tabiîn döneminde böyle bir namaz bulunmadığından hareketle, zuhr-i âhir kılmayı bidat kabul etmişlerdir.
    Zuhr-i âhir ile ilgili olarak tarafların ileri sürdükleri görüşlerin delilleri göz önünde bulundurulduğunda, bu namazı kılmanın gerekli olmadığı anlaşılmaktadır. Hz. Peygamber zamanında Cuma namazının sadece bir yerde kılınmış olması, bir yerleşim biriminde birden fazla yerde Cuma namazı kılınamayacağı anlamına gelmez. Zira o dönemde böyle bir ihtiyaç söz konusu değildi. Ayrıca yeni inen âyetleri Hz. Peygamber'in ağzından işitme iştiyakı içinde bulunan sahabenin, başka bir yerde Cuma namazı kılmalarını düşünmek mümkün değildir.
    Bir yerleşim biriminde bir yerde Cuma namazı kılınmaması sebebiyle Cumanın sahih olmayacağını söyleyen müçtehitlerin tamamı, ihtiyaç halinde birden fazla yerde Cuma namazının kılınabileceğini kabul etmişlerdir. Günümüzde ise, çoğunlukla bir yerleşim biriminde tek camide Cuma namazı kılınması mümkün olmadığından birden fazla yerde Cuma namazı kılınması kaçınılmaz olmuştur.
    Diğer taraftan Cuma namazının farz olduğunu ifade eden ayet ve hadislere karşı, birden fazla yerde kılınmasının caiz olmayacağı konusunda dinî bir delil bulunmamaktadır. Bir yerde kılınması şartını ileri sürenlerin, ihtiyaç bulunduğunda kılınabileceğini belirtmeleri de bunu göstermektedir. Kaldı ki Kur'ân-ı Kerim'de, "Allâh bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar" (Bakara, 2/286); "Allâh dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi." (Hac, 22/78) buyrulmaktadır.
    İbadetler, kabul edileceği inancı ile kılınmalıdır. Hz. Peygamber Yüce Allâh'ın, "Ben kulumun benim hakkımdaki zannına göre muamele ederim" (Müslim, Zikir, 1; Tirmizî, Zühd, 51), "Ameller niyetlere göredir" (Buharî, Bed'ü'l-vahy, 1) buyurduğunu bildirmektedir Bu itibarla Cuma namazının kabul olunacağına inanarak kılınması ve bunda şüpheye düşülmemesi gerekir. Buna göre bir yerleşim yerinde birden fazla camide Cuma namazı kılınabileceğinden, zuhr-i âhir namazının kılınmasına gerek yoktur. Ancak, herkes dilediği kadar nafile ibadet yapabileceğinden zuhr-i âhir namazını kılmak isteyenler kılabilirler, bunun yadırganmaması gerekir. (İ.P.)

    Diyanet işleri

    Şahsi fikrim : Kuranda ve sünnette geçmeyen bir namazdır. Dolayısıyla bunu kılmak farz , sünnet veya vacip demek kimsenin haddine değildir.


  5. 13.Eylül.2011, 14:27
    15
    emniciba
    Hep Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Ağustos.2011
    Üye No: 89415
    Mesaj Sayısı: 635
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Bulunduğu yer: Himalaya Dağları

    Cevap: vitir ve cuma namaziyla iligi sorular

    ben de vitir ile ilgili bir sey kafama takıldı
    Şafilerde vitir sünnet kılamassalar olur ama hanefi ler vacıp peki hesap gününde aynımı yargılancaz MEZHEP imamlarının kendi dedikleri ALLAH ne diyor ?


  6. 13.Eylül.2011, 14:27
    15
    Hep Üye
    ben de vitir ile ilgili bir sey kafama takıldı
    Şafilerde vitir sünnet kılamassalar olur ama hanefi ler vacıp peki hesap gününde aynımı yargılancaz MEZHEP imamlarının kendi dedikleri ALLAH ne diyor ?


  7. 14.Eylül.2011, 00:54
    16
    ikindi
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Kasım.2010
    Üye No: 80576
    Mesaj Sayısı: 323
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Cevap: vitir ve cuma namaziyla iligi sorular

    ilk basta Allah hepinizden razi olsun. emniciba kardes senin sorunu söyle yanitlamaya calisim yanlisim olursa düzeltilsin lütfen. sorularislamiyet sayfasinda (malesef okudum yeri bulamadim) söyle bisey okudum. bir mehzepte birsey yanlissa atiyorum simdi safilerden icki degilde sarap haramsa yani raki vs helalsa ve hanefilerde sadece sarap degil bütün ickiler haramsa insan mehzepine göre degerlendirilecek (hepimiz ama ickinin haram oldunu biliyoruz sarapi olsun rakisi olsun fark etmez sadece örnek vermek icin kulandim). cünkü bir mehzep sarap haric hersey icilir diyor ve bunu dogru kabul ediyor diyeri ise tersini söyliyor.sende mehzepinin dogrularini ve yanlislarini kabul ettiginden ve ona göre hareket ettiginden ona göre degerlendirileceksin. simdi safiler yanlis söyliyor yada hanefiler yanlis söyliyorda diyemezsin kaldiki zaten imamlari bizim dedimiz 100% dogru demiyor


  8. 14.Eylül.2011, 00:54
    16
    Devamlı Üye
    ilk basta Allah hepinizden razi olsun. emniciba kardes senin sorunu söyle yanitlamaya calisim yanlisim olursa düzeltilsin lütfen. sorularislamiyet sayfasinda (malesef okudum yeri bulamadim) söyle bisey okudum. bir mehzepte birsey yanlissa atiyorum simdi safilerden icki degilde sarap haramsa yani raki vs helalsa ve hanefilerde sadece sarap degil bütün ickiler haramsa insan mehzepine göre degerlendirilecek (hepimiz ama ickinin haram oldunu biliyoruz sarapi olsun rakisi olsun fark etmez sadece örnek vermek icin kulandim). cünkü bir mehzep sarap haric hersey icilir diyor ve bunu dogru kabul ediyor diyeri ise tersini söyliyor.sende mehzepinin dogrularini ve yanlislarini kabul ettiginden ve ona göre hareket ettiginden ona göre degerlendirileceksin. simdi safiler yanlis söyliyor yada hanefiler yanlis söyliyorda diyemezsin kaldiki zaten imamlari bizim dedimiz 100% dogru demiyor


  9. 14.Eylül.2011, 01:06
    17
    VAİZZ
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Mart.2011
    Üye No: 86152
    Mesaj Sayısı: 38
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 31

    Cevap: vitir ve cuma namaziyla iligi sorular

    Alıntı
    Hala

    İslamı anlamayan/anlayamayan/anlamak istemeyen zihniyetler geziyor ortalıkta.

    Hadi efendi hazretlerine söyle de 1,5 milyar müslümanı bir cami de toplasın da görelim tövbe tövbe

    El insaf kadeşler Cuma namazı 4 rekat ilk sünnet 2 rekat farz 4 rekat son sünnettir. İsteyen üzerine kaza namazı nafile namazı kılar ama cuma namazı tehlikeye düştü diye zuhri ahir diye bir namaz kılınmaz.
    imamhatip kardeşim o güzel ağzına sağlık .bunlar tutturmuş millete yalnış ve kafadan dolma bilgi vermeye, bu nedir kardeşim böyle yok böyle yok şöyle...
    islamyolu zaten kendine tutturmuş biryol gidiyor bakalım nereye kadar yalnış ve alakası olmayan bilgiler... imamhatipli kardeşim tekrar ağzına sağlık.


  10. 14.Eylül.2011, 01:06
    17
    Devamlı Üye
    Alıntı
    Hala

    İslamı anlamayan/anlayamayan/anlamak istemeyen zihniyetler geziyor ortalıkta.

    Hadi efendi hazretlerine söyle de 1,5 milyar müslümanı bir cami de toplasın da görelim tövbe tövbe

    El insaf kadeşler Cuma namazı 4 rekat ilk sünnet 2 rekat farz 4 rekat son sünnettir. İsteyen üzerine kaza namazı nafile namazı kılar ama cuma namazı tehlikeye düştü diye zuhri ahir diye bir namaz kılınmaz.
    imamhatip kardeşim o güzel ağzına sağlık .bunlar tutturmuş millete yalnış ve kafadan dolma bilgi vermeye, bu nedir kardeşim böyle yok böyle yok şöyle...
    islamyolu zaten kendine tutturmuş biryol gidiyor bakalım nereye kadar yalnış ve alakası olmayan bilgiler... imamhatipli kardeşim tekrar ağzına sağlık.


  11. 14.Eylül.2011, 01:56
    18
    ikindi
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Kasım.2010
    Üye No: 80576
    Mesaj Sayısı: 323
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Cevap: vitir ve cuma namaziyla iligi sorular

    yanliz arkadaslar uslubumuzu koruyalim neticede hepimiz ayni amacla burdayiz


  12. 14.Eylül.2011, 01:56
    18
    Devamlı Üye
    yanliz arkadaslar uslubumuzu koruyalim neticede hepimiz ayni amacla burdayiz


  13. 14.Eylül.2011, 02:27
    19
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: vitir ve cuma namaziyla iligi sorular

    Alıntı
    ben de vitir ile ilgili bir sey kafama takıldı
    Şafilerde vitir sünnet kılamassalar olur ama hanefi ler vacıp peki hesap gününde aynımı yargılancaz MEZHEP imamlarının kendi dedikleri ALLAH ne diyor ?
    İctihadla çıkarılan hükümler farklı olabilir. Farklı olması da rahmettir. İctihad, ictihadı nakzetmez. Bir mezhepte helal olan bir şey, diğer mezhepte haram olabilir. Ahirette, herkes, tâbi olduğu mezhebe göre muamele görecektir. Mesela koç yumurtası yiyen Şafiilere bir şey sorulmadığı halde, Hanefiler sorguya çekilecek, yasak edilen şeyi niçin yedikleri sorulacaktır.

    Bu dünya işlerinde bile böyledir. Silah taşımak bazı ülkelerde serbest, bazılarında yasaktır. Herkes kendi kanununa göre sorguya çekilir.

    Vitir namazı hakkında çeşitli hadis-i şerifler vardır. İkisi şöyle:
    (Vitir haktır. Vitri kılmayan bizden değildir.) [Ebu Davud]

    (Vitir namazı bana farz, size nafiledir.) [Deylemi]

    Şafii, Maliki ve Hanbeli âlimleri de, vitrin sünnet olduğu hükmünü çıkarmışlardır. Sünnet nafile demektir.

    Hadis kitaplarından hüküm çıkarmak, ancak müctehid âlimlerin işidir. Son hadis-i şerifi okuyan bir Hanefi, vitrin nafile olduğunu zanneder. Onun için sık sık izah ettiğimiz gibi, hadis-i şeriflerden hüküm çıkarmaktan sakınmak gerekir.

    Hanefi âlimleri, buna ve başka delillere dayanarak vitrin vacib olduğunu bildirmişlerdir.

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
    (Hadis-i şeriflerle amel etmek, bize caiz olmaz. Mezhebimizin hükmüne aykırı gibi görülen hadis-i şerifler, âlimlerin sözlerini reddetmek için delil ve senet olamaz. Bir Hanefinin, imam arkasında Fatiha okuması mezhepten çıkmaktır, ilhaddır.) [Müjdeci m. 312, Mebde ve Mead 31]

    M. Hadimi hazretleri buyuruyor ki:
    (Dindeki dört delil, müctehidler içindir. Bizim için delil, mezhebimizin bildirdiği hükümdür. Çünkü bizler, âyet ve hadisten hüküm çıkaramayız. Mezhebin bir hükmü, âyete, hadise uymuyor gibi görünse de yanlış değildir. Çünkü âyet ve hadis ictihad isteyebilir, başka bir âyet veya hadisle değişmiş olabilir veya bilmediğimiz bir tevili vardır.) [Berika s. 94]


  14. 14.Eylül.2011, 02:27
    19
    Hadimul Müslimin
    Alıntı
    ben de vitir ile ilgili bir sey kafama takıldı
    Şafilerde vitir sünnet kılamassalar olur ama hanefi ler vacıp peki hesap gününde aynımı yargılancaz MEZHEP imamlarının kendi dedikleri ALLAH ne diyor ?
    İctihadla çıkarılan hükümler farklı olabilir. Farklı olması da rahmettir. İctihad, ictihadı nakzetmez. Bir mezhepte helal olan bir şey, diğer mezhepte haram olabilir. Ahirette, herkes, tâbi olduğu mezhebe göre muamele görecektir. Mesela koç yumurtası yiyen Şafiilere bir şey sorulmadığı halde, Hanefiler sorguya çekilecek, yasak edilen şeyi niçin yedikleri sorulacaktır.

    Bu dünya işlerinde bile böyledir. Silah taşımak bazı ülkelerde serbest, bazılarında yasaktır. Herkes kendi kanununa göre sorguya çekilir.

    Vitir namazı hakkında çeşitli hadis-i şerifler vardır. İkisi şöyle:
    (Vitir haktır. Vitri kılmayan bizden değildir.) [Ebu Davud]

    (Vitir namazı bana farz, size nafiledir.) [Deylemi]

    Şafii, Maliki ve Hanbeli âlimleri de, vitrin sünnet olduğu hükmünü çıkarmışlardır. Sünnet nafile demektir.

    Hadis kitaplarından hüküm çıkarmak, ancak müctehid âlimlerin işidir. Son hadis-i şerifi okuyan bir Hanefi, vitrin nafile olduğunu zanneder. Onun için sık sık izah ettiğimiz gibi, hadis-i şeriflerden hüküm çıkarmaktan sakınmak gerekir.

    Hanefi âlimleri, buna ve başka delillere dayanarak vitrin vacib olduğunu bildirmişlerdir.

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
    (Hadis-i şeriflerle amel etmek, bize caiz olmaz. Mezhebimizin hükmüne aykırı gibi görülen hadis-i şerifler, âlimlerin sözlerini reddetmek için delil ve senet olamaz. Bir Hanefinin, imam arkasında Fatiha okuması mezhepten çıkmaktır, ilhaddır.) [Müjdeci m. 312, Mebde ve Mead 31]

    M. Hadimi hazretleri buyuruyor ki:
    (Dindeki dört delil, müctehidler içindir. Bizim için delil, mezhebimizin bildirdiği hükümdür. Çünkü bizler, âyet ve hadisten hüküm çıkaramayız. Mezhebin bir hükmü, âyete, hadise uymuyor gibi görünse de yanlış değildir. Çünkü âyet ve hadis ictihad isteyebilir, başka bir âyet veya hadisle değişmiş olabilir veya bilmediğimiz bir tevili vardır.) [Berika s. 94]


  15. 14.Eylül.2011, 08:22
    20
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: vitir ve cuma namaziyla iligi sorular

    Alıntı
    İslamı anlamayan/anlayamayan/anlamak istemeyen zihniyetler geziyor ortalıkta.

    Hadi efendi hazretlerine söyle de 1,5 milyar müslümanı bir cami de toplasın da görelim tövbe tövbe


    El insaf kadeşler Cuma namazı 4 rekat ilk sünnet 2 rekat farz 4 rekat son sünnettir. İsteyen üzerine kaza namazı nafile namazı kılar ama cuma namazı tehlikeye düştü diye zuhri ahir diye bir namaz kılınmaz.
    sen bunu Mahmut efendi hazretleri içinmi diyorsun. İslamı anlamayan bilmem, anlamak istemeyen gibi. Dünyanın kabul ettiği büyük bir alimi nedense türkiye kabul etmiyor. Emin olki oda kafasına göre atmıyor. Eski alimlerimizin sözleirnden getiriyor. özellikle Hacı Ali Haydar efendi onun üstadıdır. ondan alınmadır oda. o kimden aldı. Mevlana halide kadar gidiyor oradanda İmam Rabbani ye kadar gidiyor bunlar. Mahmut efendi hazretleri öyle demişse benim başımın üstünde. çünkü hiç bir kelimelerinde bana göre diye bir deyim yoktur. şimdikilerin yaptıgı gibi anlamışındır heralde. ya imam Azama göre Ya imam rabbaniye göre , ya ebu yusufa göre, ya imam muhammede göre. onarın tavsiyelerini bizlere bildiriyor. İslama mantıken hemen yaklaşmaya başladınız zaten. Toplasında görelim bütün insanları. oda toplayamadıgı için böyle demiş zaten..



  16. 14.Eylül.2011, 08:22
    20
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    İslamı anlamayan/anlayamayan/anlamak istemeyen zihniyetler geziyor ortalıkta.

    Hadi efendi hazretlerine söyle de 1,5 milyar müslümanı bir cami de toplasın da görelim tövbe tövbe


    El insaf kadeşler Cuma namazı 4 rekat ilk sünnet 2 rekat farz 4 rekat son sünnettir. İsteyen üzerine kaza namazı nafile namazı kılar ama cuma namazı tehlikeye düştü diye zuhri ahir diye bir namaz kılınmaz.
    sen bunu Mahmut efendi hazretleri içinmi diyorsun. İslamı anlamayan bilmem, anlamak istemeyen gibi. Dünyanın kabul ettiği büyük bir alimi nedense türkiye kabul etmiyor. Emin olki oda kafasına göre atmıyor. Eski alimlerimizin sözleirnden getiriyor. özellikle Hacı Ali Haydar efendi onun üstadıdır. ondan alınmadır oda. o kimden aldı. Mevlana halide kadar gidiyor oradanda İmam Rabbani ye kadar gidiyor bunlar. Mahmut efendi hazretleri öyle demişse benim başımın üstünde. çünkü hiç bir kelimelerinde bana göre diye bir deyim yoktur. şimdikilerin yaptıgı gibi anlamışındır heralde. ya imam Azama göre Ya imam rabbaniye göre , ya ebu yusufa göre, ya imam muhammede göre. onarın tavsiyelerini bizlere bildiriyor. İslama mantıken hemen yaklaşmaya başladınız zaten. Toplasında görelim bütün insanları. oda toplayamadıgı için böyle demiş zaten..



  17. 14.Eylül.2011, 08:32
    21
    Guray
    Karadeniz

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Temmuz.2008
    Üye No: 24378
    Mesaj Sayısı: 579
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6
    Yaş: 28
    Bulunduğu yer: İzmir/Ksk

    Cevap: vitir ve cuma namaziyla iligi sorular

    Alıntı
    İctihadla çıkarılan hükümler farklı olabilir. Farklı olması da rahmettir. İctihad, ictihadı nakzetmez. Bir mezhepte helal olan bir şey, diğer mezhepte haram olabilir. Ahirette, herkes, tâbi olduğu mezhebe göre muamele görecektir. Mesela koç yumurtası yiyen Şafiilere bir şey sorulmadığı halde, Hanefiler sorguya çekilecek, yasak edilen şeyi niçin yedikleri sorulacaktır.
    Kardeşim bunun delilini getirirmisin güzel bir kanıt olabilir mezhepleri anlatırken


  18. 14.Eylül.2011, 08:32
    21
    Karadeniz
    Alıntı
    İctihadla çıkarılan hükümler farklı olabilir. Farklı olması da rahmettir. İctihad, ictihadı nakzetmez. Bir mezhepte helal olan bir şey, diğer mezhepte haram olabilir. Ahirette, herkes, tâbi olduğu mezhebe göre muamele görecektir. Mesela koç yumurtası yiyen Şafiilere bir şey sorulmadığı halde, Hanefiler sorguya çekilecek, yasak edilen şeyi niçin yedikleri sorulacaktır.
    Kardeşim bunun delilini getirirmisin güzel bir kanıt olabilir mezhepleri anlatırken


  19. 14.Eylül.2011, 08:50
    22
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: vitir ve cuma namaziyla iligi sorular

    Alıntı
    Kardeşim bunun delilini getirirmisin güzel bir kanıt olabilir mezhepleri anlatırken
    Güray kardeşim. Örneklendirme vermiş ama doğru vermiş. mezhep imamlarımız hak yolunda içtihat yaptıkları için. doğruyu tutturan 2 ecir sevap yanlışı tutturan 1 ecir sevap alır. ama asla günaha girme söz konusu değildir. tabiki çıkarılan hükümlerin doğrusunu Allah bilir. onlar müçtehitlik makamına gelmiştir. bak bir örnekte. Aişe Anamızla Hz Ali (R.A) savaşları var cemel vakfı. ondada içtihat olmuştur. onlardada o kadar şehit olunmasına rağmen 2 tarafta günaha girmemiştir. aişe anamızda içtihat hatası oldugu için 1 sevap almıştır. Hz Ali savaşta içtihatı doğru oldugu için 2 sevap almıştır. Hz Ali (R.A) ile hz Muaviye (R.A) arasında geçen sıffın vakkasıda o şekildir şekildir.


  20. 14.Eylül.2011, 08:50
    22
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    Kardeşim bunun delilini getirirmisin güzel bir kanıt olabilir mezhepleri anlatırken
    Güray kardeşim. Örneklendirme vermiş ama doğru vermiş. mezhep imamlarımız hak yolunda içtihat yaptıkları için. doğruyu tutturan 2 ecir sevap yanlışı tutturan 1 ecir sevap alır. ama asla günaha girme söz konusu değildir. tabiki çıkarılan hükümlerin doğrusunu Allah bilir. onlar müçtehitlik makamına gelmiştir. bak bir örnekte. Aişe Anamızla Hz Ali (R.A) savaşları var cemel vakfı. ondada içtihat olmuştur. onlardada o kadar şehit olunmasına rağmen 2 tarafta günaha girmemiştir. aişe anamızda içtihat hatası oldugu için 1 sevap almıştır. Hz Ali savaşta içtihatı doğru oldugu için 2 sevap almıştır. Hz Ali (R.A) ile hz Muaviye (R.A) arasında geçen sıffın vakkasıda o şekildir şekildir.


  21. 14.Eylül.2011, 09:47
    23
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    Cevap: vitir ve cuma namaziyla iligi sorular

    Alıntı
    sen bunu Mahmut efendi hazretleri içinmi diyorsun. İslamı anlamayan bilmem, anlamak istemeyen gibi. Dünyanın kabul ettiği büyük bir alimi nedense türkiye kabul etmiyor. Emin olki oda kafasına göre atmıyor. Eski alimlerimizin sözleirnden getiriyor. özellikle Hacı Ali Haydar efendi onun üstadıdır. ondan alınmadır oda. o kimden aldı. Mevlana halide kadar gidiyor oradanda İmam Rabbani ye kadar gidiyor bunlar. Mahmut efendi hazretleri öyle demişse benim başımın üstünde. çünkü hiç bir kelimelerinde bana göre diye bir deyim yoktur. şimdikilerin yaptıgı gibi anlamışındır heralde. ya imam Azama göre Ya imam rabbaniye göre , ya ebu yusufa göre, ya imam muhammede göre. onarın tavsiyelerini bizlere bildiriyor. İslama mantıken hemen yaklaşmaya başladınız zaten. Toplasında görelim bütün insanları. oda toplayamadıgı için böyle demiş zaten..
    Kim olursa olsun efendi hazretleri şöyle dedi diye başlayan hiçbir cümle benim için kaynak sayılmaz. Ama efendi hazretleri imamı azamın,imamı şafinin ictihadını böyle aktardı dersen o zaman kabulüm. Daha da ileri ilme sahiplerse Kuran dan sünnetten aktarırlar bilgileri. Benim hiçbir alimle husumetim yok İslama hizmet edenlerin hepsinden Allah (cc) razı olsun. Körü körüne bağlanılmasın yeter.


  22. 14.Eylül.2011, 09:47
    23
    Özel Üye
    Alıntı
    sen bunu Mahmut efendi hazretleri içinmi diyorsun. İslamı anlamayan bilmem, anlamak istemeyen gibi. Dünyanın kabul ettiği büyük bir alimi nedense türkiye kabul etmiyor. Emin olki oda kafasına göre atmıyor. Eski alimlerimizin sözleirnden getiriyor. özellikle Hacı Ali Haydar efendi onun üstadıdır. ondan alınmadır oda. o kimden aldı. Mevlana halide kadar gidiyor oradanda İmam Rabbani ye kadar gidiyor bunlar. Mahmut efendi hazretleri öyle demişse benim başımın üstünde. çünkü hiç bir kelimelerinde bana göre diye bir deyim yoktur. şimdikilerin yaptıgı gibi anlamışındır heralde. ya imam Azama göre Ya imam rabbaniye göre , ya ebu yusufa göre, ya imam muhammede göre. onarın tavsiyelerini bizlere bildiriyor. İslama mantıken hemen yaklaşmaya başladınız zaten. Toplasında görelim bütün insanları. oda toplayamadıgı için böyle demiş zaten..
    Kim olursa olsun efendi hazretleri şöyle dedi diye başlayan hiçbir cümle benim için kaynak sayılmaz. Ama efendi hazretleri imamı azamın,imamı şafinin ictihadını böyle aktardı dersen o zaman kabulüm. Daha da ileri ilme sahiplerse Kuran dan sünnetten aktarırlar bilgileri. Benim hiçbir alimle husumetim yok İslama hizmet edenlerin hepsinden Allah (cc) razı olsun. Körü körüne bağlanılmasın yeter.


  23. 14.Eylül.2011, 10:30
    24
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: vitir ve cuma namaziyla iligi sorular

    Alıntı
    Kim olursa olsun efendi hazretleri şöyle dedi diye başlayan hiçbir cümle benim için kaynak sayılmaz. Ama efendi hazretleri imamı azamın,imamı şafinin ictihadını böyle aktardı dersen o zaman kabulüm. Daha da ileri ilme sahiplerse Kuran dan sünnetten aktarırlar bilgileri. Benim hiçbir alimle husumetim yok İslama hizmet edenlerin hepsinden Allah (cc) razı olsun. Körü körüne bağlanılmasın yeter.
    evet burada haklısın. ben her zaman derim. kim bana göre böyledir böyledir derse ondan kaçın. işte ebu yusufa göre şöyle İmam Azama göre böylede dese bu doğrudur. belki arkadaşın uslubu yanlış olabilir. Mahmut efendi hazretleri kesinlikle kendisine göre birşey cıkarmaz. Hep eskilerden almıştır.



  24. 14.Eylül.2011, 10:30
    24
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    Kim olursa olsun efendi hazretleri şöyle dedi diye başlayan hiçbir cümle benim için kaynak sayılmaz. Ama efendi hazretleri imamı azamın,imamı şafinin ictihadını böyle aktardı dersen o zaman kabulüm. Daha da ileri ilme sahiplerse Kuran dan sünnetten aktarırlar bilgileri. Benim hiçbir alimle husumetim yok İslama hizmet edenlerin hepsinden Allah (cc) razı olsun. Körü körüne bağlanılmasın yeter.
    evet burada haklısın. ben her zaman derim. kim bana göre böyledir böyledir derse ondan kaçın. işte ebu yusufa göre şöyle İmam Azama göre böylede dese bu doğrudur. belki arkadaşın uslubu yanlış olabilir. Mahmut efendi hazretleri kesinlikle kendisine göre birşey cıkarmaz. Hep eskilerden almıştır.






+ Yorum Gönder
Git İlk 123 Son