Konusunu Oylayın.: Oruç için hayız gününü geçiktirme

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Oruç için hayız gününü geçiktirme
  1. 20.Ağustos.2011, 19:32
    1
    peugeot_bor
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Mayıs.2011
    Üye No: 87143
    Mesaj Sayısı: 136
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 31

    Oruç için hayız gününü geçiktirme






    Oruç için hayız gününü geçiktirme Mumsema Arkadaşlar benim sorum şu ramazan orucunu eksiksiz tuta bilmek için bayanların hayız günlerini geçiktirmek için ilaç kullansalar caiz olurmu? Hacca giden bayanlar kullanıyor.


  2. 20.Ağustos.2011, 19:32
    1
    Devamlı Üye



    Arkadaşlar benim sorum şu ramazan orucunu eksiksiz tuta bilmek için bayanların hayız günlerini geçiktirmek için ilaç kullansalar caiz olurmu? Hacca giden bayanlar kullanıyor.


    Benzer Konular

    - Hayız ve oruç

    - Bir kadın oruç tutmaya niyetlendikten sonra ve fakat iftar olmadan hayız görse, oruç tutmaya devam e

    - Hayız kanı birkaç gün kesilse tekrar başlasa, hayız gününü nasıl tespit edebilirim?

    - Kadınlar hayız halinde oruç tutabilir mi?

    - 15 gün hayız görüyorum bu halde oruç tutuyorum

  3. 20.Ağustos.2011, 19:39
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: oruç için hayız gününü geçiktirme




    Hayzı geciktirerek oruç tutmak


    Soru: Kadınlar oruçlarını tam tutabilmek için adet dönemlerini geciktirici hap kullanmaya başladılar. Bu hapları kullanmaları kendilerine verilen izni tepmeleri anlamına mı geliyor? Zorunlulukları olmadığı halde fıtrata müdahale mi etmiş oluyorlar? Ayrıca zamanını ayarlayamazlarsa yan etkisi büyük oluyor diyor doktorlar. Bu ilaçları kullanmak doğru mu?
    Cevap: Öncelikle şunu belirtelim: Adet geciktirici ilaçların kullanımı, ancak zorunlu hallerde ve mutlaka doktor gözetiminde olmalıdır. Zira vücudun tabii işleyişine dışarıdan yapılan her müdahale, şu veya bu ölçüde mutlaka hasar verir. Nitekim bahsimizin konusu olan ilaçların da şöyle veya böyle yan etkileri bulunduğunu işin ehli zaten söylemektedir.
    Bu ilaçları kullanan hanım kardeşlerimiz muhtemelen şöyle düşünmektedir:
    1. Bu ilaçları kullanmak her ne kadar fıtrata müdahale ise de, biz bunu, Allah Teala’ya kulluk için yapmaktayız. Kaldı ki bu ilaçların, kullananlarda kalıcı hasarlara yol açtığı tesbit edilmiş değildir.
    2. Ramazan orucunun feyiz ve sevabından mahrum kalmaktansa bu ilaçları kullanmak evladır.
    3. Adet dönemine rastlayan orucu kazaya bıraktığımızda, bilahare oruç tutamama riski vardır; çünkü ileride ne olacağını kimse bilemez. Bu ilaçları kullanarak bu riski bertaraf etmiş oluruz.
    Meselenin teknik boyutunu tamamlamış olmak için bu gerekçelere bir dördüncüsünü de biz ekleyerek şöyle diyebiliriz: “Eşyada aslolan ibahadır” kaidesi gereğince, herhangi bir meselede yasaklayıcı bir delil yoksa cevaza hükmedilmelidir. Kadınlar, sadece Ramazan orucunu değil, belli bir zaman dilimi içinde yapılması gereken –Hacc gibi– diğer ibadetlerini yapabilmek için adet dönemlerini geciktirmeleri halinde herhangi bir nassa aykırı hareket etmiş olmayacakları gibi, özellikle Hacc gibi ibadetlerin edasında da meşakkat çekmeyeceklerdir. Kaldı ki, Sahabe ve Tabiun’dan, kadınların hayız kanlarını kesen ilaç kullanmasını tasvip edenler bulunduğuna dair rivayetler vardır.
    Evet, ilk bakışta yerinde ve doğru gibi görünse de, bu gerekçelerin hiçbirisi adeti geciktirici ilaç kullanmanın caiz olduğunu mutlak bir şekilde söylemek için yeterli değildir.
    Kadını belli fizyolojik özelliklerde yaratan Yüce Allah, onun hangi hallerde nasıl davranacağını da Elçisi (s.a.v) vasıtasıyla beyan etmiştir. Kadının adet döneminde orucu bırakması, Ramazan’ın feyzinden veya orucun sevabından mahrum kalması anlamına gelmez; zira Yüce Allah böyle bir adaletsizlikten münezzehtir. Ramazan bir şuur halidir ve onun feyzi de bereketi de o şuur haliyle kaimdir. Meşru bir mazeret sebebiyle oruç tutamayan kimsenin bu şuur halini kaybedeceğini söylemenin tutarlı bir yanı yoktur. Nice oruçlu kimse vardır ki, sadece aç kaldığıyla kalır!
    Evet kadınlar, adet dönemlerine rastlayan günlerde tutamadıkları oruçlarını, bilahare uygun zamanda kaza ederler. Ancak bunun sevabının Ramazan içinde tutulan orucun sevabından daha az olduğunu kim söyleyebilir?
    Kaldı ki kadınların adet halinde namaz ve orucu terk etmesi bir “ruhsat” değil, “emir”dir! İlgili rivayetlerin hiçbirisinde kadınların, isterlerse adet dönemlerinde namaz kılıp oruç tutabileceklerini gösteren en küçük bir emare dahi yoktur.
    Görebildiğim kadarıyla konuyla ilgili tek sahabî fetvası Abdullah b. Ömer (r.a)'den gelmiştir ve şöyledir: "Abdullah b. Ömer (r.a)'e, uzun süre kesilmeyerek devam eden hayız kanını kesmesi için ilaç kullanmak isteyen bir kadının durumu soruldu. İbn Ömer bunda bir beis görmedi ve (hatta bu durumdaki) kadına Arak (ağacının) suyunu içmesini tavsiye etti."
    Bu rivayeti nakleden Abdürrezzâk şöyle der: "Ma'mer şöyle dedi: "İbn Ebî Necîh'e de bu meselenin sorulduğunu işittim. Bunda (bu durumdaki kadının ilaç kullanmasında) bir beis görmedi." (Buradaki İbn Ebî Necîh (Abdullah b. Yesâr), Tabiun'un büyüklerinden rivayeti bulunan, nefsinde güvenilir olan, ancak rivayetlerinde kusurlu ve kaderî olmakla itham edilmiş birisidir.)
    Bu konudaki bir diğer rivayet de yine Abdürrezzâk tarafından, (ilkiyle aynı yerde) Tabiun'dan Atâ'dan nakledilmiştir ve şöyledir: "Atâ'ya, hayız gören ve hayız dönemindeyken kendisi için yapılan ilacı içtiğinde hayız kanı kesilen bir kadının Kâbe'yi tavaf edip edemeyeceği soruldu. Şöyle dedi: "Evet; temizlik (döneminin başladığını gösteren alameti) gördüğü zaman tavaf edebilir. Az (veya zayıf) bir kan gördüğü halde temizlik (alametini) görmemiş ise tavaf yapamaz."
    Bu rivayetlerin ilgilendiği husus şudur: Adet dönemi girmiş bir kadın, başlamış olan adet kanını durdurmak için ilaç kullanabilir mi, kullanamaz mı? Rivayetler görünüşte bu duruma "evet" diyorsa da, biraz yakından bakınca meselemize bu rivayetlerle istidlal edenler için bazı problemler bulunduğu görülecektir. Şöyle ki:
    İbn Ömer (r.a)'den nakledilen rivayette, durumu sorulan kadın, kendisinden uzun süre kan gittiğini ve bu duruma müdahale edip edemeyeceğini sormaktadır. Anlaşılan odur ki, burada, normalden fazla bir kan akması söz konusudur. Konuyla ilgilenenlerin de bildiği gibi, rivayetlerde kimi zaman "hayız" kelimesiyle "istihâza" kastedildiği vakidir. Burada da "uzun süren" bir kan akıntısından söz edildiğine göre –Allahu a'lem– "istihaza kanı" kastedilmiş olabilir.
    Ancak bundan daha önemlisi, bu rivayette, kadının namaz, oruç… gibi ibadetleri yapıp yapamayacağına dair en küçük bir nokta bulunmamaktadır. İbn Ömer (r.a)'in ruhsat tanıdığı husus, hayız döneminde gelen fazla kanın durdurulması için ilaç kullanmanın cevazıyla sınırlıdır. Bu sınır aşılıp da böyle bir kadının ibadetlerini yapabileceğinin söylenmesi, rivayete, söylemediği bir şeyi söyletmek olur!
    Diğer rivayette ise özellikle adet kanını kesmek için değil, başka bir hastalığın tedavisi maksadıyla ilaç içen kadının durumunun söz konusu edildiği anlaşılmaktadır. Üstelik bu durumdaki kanının tavaf yapabilmesi, hayız döneminin bittiğini gösteren alameti görmesine bağlanmıştır.
    Dolayısıyla her iki rivayetin de konumuza delaleti açık değildir. Zira biz, temizlik dönemindeyken, oruç tutabilmek için hayız dönemini geciktirmenin hükmünü arıyoruz; yukarıdaki rivayetler ise başlamış bir hayız kanının kesilmesi ile ilgilidir.
    Bu ikisi arasındaki farka ve konunun diğer boyutlarına yarın bakalım.
    Tartışmalı olmakla birlikte, bir önceki yazıda zikrettiğim rivayetlerin konuya delalet ettiğini bir an için kabul edelim. Başka herhangi bir rivayette kadınların, Efendimiz (s.a.v) ve Sahabe döneminde ilaç kullanarak hayız dönemini ertelediğine dair herhangi bir rivayet mevcut mudur? Hadis kitaplarının ilgili bölümlerinde konu hakkında bol miktarda rivayet bulunduğu halde, bu soruya müsbet cevap verilmesini mümkün kılan bir rivayet –bildiğim kadarıyla– mevcut değildir. Şu halde şayet bir önceki yazıda zikrettiğim rivayetler, hayız kanını kesmek veya ertelemek için ilaç kullanmanın ilk dönemlerde bilinen ve başvurulan bir yöntem olduğunu gösteriyor olsaydı, merfu (Efendimiz (s.a.v)’den gelen) hadislerde bununla ilgili malumat bulunması gerekirdi.

    Ancak görebildiğim kadarıyla Hadis kitaplarının “hayız” ve “istihaza” ile ilgili bölümlerinde yer alan rivayetlerin hiç birisinde, Efendimiz (s.a.v)’in veya Sahabe’den herhangi birisinin, hayız kanını ilaç kullanmak suretiyle keserek veya erteleyerek ibadete devam edilebileceği konusunda ruhsat/fetva verdiği zikredilmemiştir. Eğer o dönemlerde hayız kanını durdurucu ilaçların varlığı bilindiği halde böyle bir ruhsata/fetvaya rastlanmıyorsa;
    1. Abdullah b. Ömer (r.a)’den gelen fetvanın “hayız” değil, “istihaza” kanıyla ilgili olduğunu söylemek gerekir,
    2. Bu rivayeti dayanak alarak konu hakkında ruhsat/fetva vermek için iyice düşünmek icab eder.
    Nitekim Mevâhibu’l-Celîl ve Hâşiyetu’d-Desûkî ale’ş-Şerhi’l-Kebîr gibi eserlerde nakledildiğine göre İmam Mâlik’e, umre yapmak isteyen, ancak hayız dönemi yaklaştığı için ilaç kullanarak hayzını geciktirmek isteyen bir kadının durumu sorulduğunda “Bu doğru değildir” demiş ve mekruh görmüştür. Her ne kadar İbn Rüşd bu hükmü, “ilacın kadının sağlığına zarar verebileceği endişesine” dayandırmış ise de, böyle bir ta’lil için yeterli veri bulunmadığını söylemek mümkündür…
    Atâ’dan nakledilen –ve bir önceki yazıda naklettiğim– fetvaya gelince, bazı Malikî alimlerin yukarıda isimleri mezkûr eserlerde görülebilecek olan olumlu görüşü, bu fetvanın dolaylı delaletine ve İbn Rüşd’ün mezkûr ta’liline dayanıyor olmalıdır. Öyle de olsa, neticede bahsi geçen alimlere göre eğer kullanılan ilaç, 3-5 gün değil de 9 gün veya daha fazla süre kanı durduruyorsa, kadın bu süre içinde temizlik döneminde sayılır ve ibadetlerini eda edebilir. Bunu da konuyla ilgili bir fetva olarak nakletmiş olalım…
    İlk yazıda yer verdiğim mülahazalara gelince, aynı sırayla ve çok kısa olarak düşüncemi açıklayayım:
    1. Allah Teala’ya kulluğun yolu fıtrata müdahale değildir. Aksine, kulluk, “fıtrata uygun hareket etme”yi de içine alan bir anlam sahasına sahiptir.
    2. Kadın, fıtrî bir yasaya ve Nebevî bir talimata inkıyad ederek hayız döneminde orucu kestiği için Ramazan orucunun feyiz ve sevabından mahrum kalmış olmaz; belki bu durumda daha fazla sevaba nail olur!

    3. Adet dönemine rastlayan oruç kazaya bırakıldığında, bilahare oruç tutamama riski vardır; evet, ancak –diyelim ki– Ramazan sonrası tutamadığı oruçları kaza edecek kadar ömrü vefa etmeyen bir kadının zimmetinde zaten oruç borcu mevcut değildir.
    “Eşyada aslolan ibahadır” kaidesine gelince, buradaki serbestiyetin herhangi bir Şer’î nass veya ilke ile çatışmaması gerekir. Herhangi bir zorunluluk olmadığı halde fıtrata müdahale etmek ve sağlığı riske atmak, Din’in “zaruriyyat” olarak kabul ettiği “nefsin/canın korunması” ilkesine aykırıdır…
    Kısacası –bunu bir “fetva” olarak değil, “araştırma sonucu ulaşılmış bir kanaat” olarak alın– şunu söylemek mümkün görünüyor: Herhangi bir ibadetini eda için kadının hayzı geciktirici ilaç kullanmasına mutlak anlamda cevaz vermek doğru olmasa gerek. Kadının hayız görmesi tabiî/fıtrî bir hadisedir ve zorlayıcı bir durum olmadıkça da tabiî seyrine müdahale edilmemelidir. Ancak, Hacc gibi –özellikle günümüzde– her isteyenin istediği zaman eda edemeyeceği şekilde birtakım düzenlemelere bağlı kılınmış bir ibadet söz konusu olduğunda ve uyulması gereken formalitelerin zorunlu kılması halinde böyle bir çareye başvurulabilir. Allahu a’lem…

    Ebubekir Sifil
    Milli gazate


  4. 20.Ağustos.2011, 19:39
    2
    Silent and lonely rains



    Hayzı geciktirerek oruç tutmak


    Soru: Kadınlar oruçlarını tam tutabilmek için adet dönemlerini geciktirici hap kullanmaya başladılar. Bu hapları kullanmaları kendilerine verilen izni tepmeleri anlamına mı geliyor? Zorunlulukları olmadığı halde fıtrata müdahale mi etmiş oluyorlar? Ayrıca zamanını ayarlayamazlarsa yan etkisi büyük oluyor diyor doktorlar. Bu ilaçları kullanmak doğru mu?
    Cevap: Öncelikle şunu belirtelim: Adet geciktirici ilaçların kullanımı, ancak zorunlu hallerde ve mutlaka doktor gözetiminde olmalıdır. Zira vücudun tabii işleyişine dışarıdan yapılan her müdahale, şu veya bu ölçüde mutlaka hasar verir. Nitekim bahsimizin konusu olan ilaçların da şöyle veya böyle yan etkileri bulunduğunu işin ehli zaten söylemektedir.
    Bu ilaçları kullanan hanım kardeşlerimiz muhtemelen şöyle düşünmektedir:
    1. Bu ilaçları kullanmak her ne kadar fıtrata müdahale ise de, biz bunu, Allah Teala’ya kulluk için yapmaktayız. Kaldı ki bu ilaçların, kullananlarda kalıcı hasarlara yol açtığı tesbit edilmiş değildir.
    2. Ramazan orucunun feyiz ve sevabından mahrum kalmaktansa bu ilaçları kullanmak evladır.
    3. Adet dönemine rastlayan orucu kazaya bıraktığımızda, bilahare oruç tutamama riski vardır; çünkü ileride ne olacağını kimse bilemez. Bu ilaçları kullanarak bu riski bertaraf etmiş oluruz.
    Meselenin teknik boyutunu tamamlamış olmak için bu gerekçelere bir dördüncüsünü de biz ekleyerek şöyle diyebiliriz: “Eşyada aslolan ibahadır” kaidesi gereğince, herhangi bir meselede yasaklayıcı bir delil yoksa cevaza hükmedilmelidir. Kadınlar, sadece Ramazan orucunu değil, belli bir zaman dilimi içinde yapılması gereken –Hacc gibi– diğer ibadetlerini yapabilmek için adet dönemlerini geciktirmeleri halinde herhangi bir nassa aykırı hareket etmiş olmayacakları gibi, özellikle Hacc gibi ibadetlerin edasında da meşakkat çekmeyeceklerdir. Kaldı ki, Sahabe ve Tabiun’dan, kadınların hayız kanlarını kesen ilaç kullanmasını tasvip edenler bulunduğuna dair rivayetler vardır.
    Evet, ilk bakışta yerinde ve doğru gibi görünse de, bu gerekçelerin hiçbirisi adeti geciktirici ilaç kullanmanın caiz olduğunu mutlak bir şekilde söylemek için yeterli değildir.
    Kadını belli fizyolojik özelliklerde yaratan Yüce Allah, onun hangi hallerde nasıl davranacağını da Elçisi (s.a.v) vasıtasıyla beyan etmiştir. Kadının adet döneminde orucu bırakması, Ramazan’ın feyzinden veya orucun sevabından mahrum kalması anlamına gelmez; zira Yüce Allah böyle bir adaletsizlikten münezzehtir. Ramazan bir şuur halidir ve onun feyzi de bereketi de o şuur haliyle kaimdir. Meşru bir mazeret sebebiyle oruç tutamayan kimsenin bu şuur halini kaybedeceğini söylemenin tutarlı bir yanı yoktur. Nice oruçlu kimse vardır ki, sadece aç kaldığıyla kalır!
    Evet kadınlar, adet dönemlerine rastlayan günlerde tutamadıkları oruçlarını, bilahare uygun zamanda kaza ederler. Ancak bunun sevabının Ramazan içinde tutulan orucun sevabından daha az olduğunu kim söyleyebilir?
    Kaldı ki kadınların adet halinde namaz ve orucu terk etmesi bir “ruhsat” değil, “emir”dir! İlgili rivayetlerin hiçbirisinde kadınların, isterlerse adet dönemlerinde namaz kılıp oruç tutabileceklerini gösteren en küçük bir emare dahi yoktur.
    Görebildiğim kadarıyla konuyla ilgili tek sahabî fetvası Abdullah b. Ömer (r.a)'den gelmiştir ve şöyledir: "Abdullah b. Ömer (r.a)'e, uzun süre kesilmeyerek devam eden hayız kanını kesmesi için ilaç kullanmak isteyen bir kadının durumu soruldu. İbn Ömer bunda bir beis görmedi ve (hatta bu durumdaki) kadına Arak (ağacının) suyunu içmesini tavsiye etti."
    Bu rivayeti nakleden Abdürrezzâk şöyle der: "Ma'mer şöyle dedi: "İbn Ebî Necîh'e de bu meselenin sorulduğunu işittim. Bunda (bu durumdaki kadının ilaç kullanmasında) bir beis görmedi." (Buradaki İbn Ebî Necîh (Abdullah b. Yesâr), Tabiun'un büyüklerinden rivayeti bulunan, nefsinde güvenilir olan, ancak rivayetlerinde kusurlu ve kaderî olmakla itham edilmiş birisidir.)
    Bu konudaki bir diğer rivayet de yine Abdürrezzâk tarafından, (ilkiyle aynı yerde) Tabiun'dan Atâ'dan nakledilmiştir ve şöyledir: "Atâ'ya, hayız gören ve hayız dönemindeyken kendisi için yapılan ilacı içtiğinde hayız kanı kesilen bir kadının Kâbe'yi tavaf edip edemeyeceği soruldu. Şöyle dedi: "Evet; temizlik (döneminin başladığını gösteren alameti) gördüğü zaman tavaf edebilir. Az (veya zayıf) bir kan gördüğü halde temizlik (alametini) görmemiş ise tavaf yapamaz."
    Bu rivayetlerin ilgilendiği husus şudur: Adet dönemi girmiş bir kadın, başlamış olan adet kanını durdurmak için ilaç kullanabilir mi, kullanamaz mı? Rivayetler görünüşte bu duruma "evet" diyorsa da, biraz yakından bakınca meselemize bu rivayetlerle istidlal edenler için bazı problemler bulunduğu görülecektir. Şöyle ki:
    İbn Ömer (r.a)'den nakledilen rivayette, durumu sorulan kadın, kendisinden uzun süre kan gittiğini ve bu duruma müdahale edip edemeyeceğini sormaktadır. Anlaşılan odur ki, burada, normalden fazla bir kan akması söz konusudur. Konuyla ilgilenenlerin de bildiği gibi, rivayetlerde kimi zaman "hayız" kelimesiyle "istihâza" kastedildiği vakidir. Burada da "uzun süren" bir kan akıntısından söz edildiğine göre –Allahu a'lem– "istihaza kanı" kastedilmiş olabilir.
    Ancak bundan daha önemlisi, bu rivayette, kadının namaz, oruç… gibi ibadetleri yapıp yapamayacağına dair en küçük bir nokta bulunmamaktadır. İbn Ömer (r.a)'in ruhsat tanıdığı husus, hayız döneminde gelen fazla kanın durdurulması için ilaç kullanmanın cevazıyla sınırlıdır. Bu sınır aşılıp da böyle bir kadının ibadetlerini yapabileceğinin söylenmesi, rivayete, söylemediği bir şeyi söyletmek olur!
    Diğer rivayette ise özellikle adet kanını kesmek için değil, başka bir hastalığın tedavisi maksadıyla ilaç içen kadının durumunun söz konusu edildiği anlaşılmaktadır. Üstelik bu durumdaki kanının tavaf yapabilmesi, hayız döneminin bittiğini gösteren alameti görmesine bağlanmıştır.
    Dolayısıyla her iki rivayetin de konumuza delaleti açık değildir. Zira biz, temizlik dönemindeyken, oruç tutabilmek için hayız dönemini geciktirmenin hükmünü arıyoruz; yukarıdaki rivayetler ise başlamış bir hayız kanının kesilmesi ile ilgilidir.
    Bu ikisi arasındaki farka ve konunun diğer boyutlarına yarın bakalım.
    Tartışmalı olmakla birlikte, bir önceki yazıda zikrettiğim rivayetlerin konuya delalet ettiğini bir an için kabul edelim. Başka herhangi bir rivayette kadınların, Efendimiz (s.a.v) ve Sahabe döneminde ilaç kullanarak hayız dönemini ertelediğine dair herhangi bir rivayet mevcut mudur? Hadis kitaplarının ilgili bölümlerinde konu hakkında bol miktarda rivayet bulunduğu halde, bu soruya müsbet cevap verilmesini mümkün kılan bir rivayet –bildiğim kadarıyla– mevcut değildir. Şu halde şayet bir önceki yazıda zikrettiğim rivayetler, hayız kanını kesmek veya ertelemek için ilaç kullanmanın ilk dönemlerde bilinen ve başvurulan bir yöntem olduğunu gösteriyor olsaydı, merfu (Efendimiz (s.a.v)’den gelen) hadislerde bununla ilgili malumat bulunması gerekirdi.

    Ancak görebildiğim kadarıyla Hadis kitaplarının “hayız” ve “istihaza” ile ilgili bölümlerinde yer alan rivayetlerin hiç birisinde, Efendimiz (s.a.v)’in veya Sahabe’den herhangi birisinin, hayız kanını ilaç kullanmak suretiyle keserek veya erteleyerek ibadete devam edilebileceği konusunda ruhsat/fetva verdiği zikredilmemiştir. Eğer o dönemlerde hayız kanını durdurucu ilaçların varlığı bilindiği halde böyle bir ruhsata/fetvaya rastlanmıyorsa;
    1. Abdullah b. Ömer (r.a)’den gelen fetvanın “hayız” değil, “istihaza” kanıyla ilgili olduğunu söylemek gerekir,
    2. Bu rivayeti dayanak alarak konu hakkında ruhsat/fetva vermek için iyice düşünmek icab eder.
    Nitekim Mevâhibu’l-Celîl ve Hâşiyetu’d-Desûkî ale’ş-Şerhi’l-Kebîr gibi eserlerde nakledildiğine göre İmam Mâlik’e, umre yapmak isteyen, ancak hayız dönemi yaklaştığı için ilaç kullanarak hayzını geciktirmek isteyen bir kadının durumu sorulduğunda “Bu doğru değildir” demiş ve mekruh görmüştür. Her ne kadar İbn Rüşd bu hükmü, “ilacın kadının sağlığına zarar verebileceği endişesine” dayandırmış ise de, böyle bir ta’lil için yeterli veri bulunmadığını söylemek mümkündür…
    Atâ’dan nakledilen –ve bir önceki yazıda naklettiğim– fetvaya gelince, bazı Malikî alimlerin yukarıda isimleri mezkûr eserlerde görülebilecek olan olumlu görüşü, bu fetvanın dolaylı delaletine ve İbn Rüşd’ün mezkûr ta’liline dayanıyor olmalıdır. Öyle de olsa, neticede bahsi geçen alimlere göre eğer kullanılan ilaç, 3-5 gün değil de 9 gün veya daha fazla süre kanı durduruyorsa, kadın bu süre içinde temizlik döneminde sayılır ve ibadetlerini eda edebilir. Bunu da konuyla ilgili bir fetva olarak nakletmiş olalım…
    İlk yazıda yer verdiğim mülahazalara gelince, aynı sırayla ve çok kısa olarak düşüncemi açıklayayım:
    1. Allah Teala’ya kulluğun yolu fıtrata müdahale değildir. Aksine, kulluk, “fıtrata uygun hareket etme”yi de içine alan bir anlam sahasına sahiptir.
    2. Kadın, fıtrî bir yasaya ve Nebevî bir talimata inkıyad ederek hayız döneminde orucu kestiği için Ramazan orucunun feyiz ve sevabından mahrum kalmış olmaz; belki bu durumda daha fazla sevaba nail olur!

    3. Adet dönemine rastlayan oruç kazaya bırakıldığında, bilahare oruç tutamama riski vardır; evet, ancak –diyelim ki– Ramazan sonrası tutamadığı oruçları kaza edecek kadar ömrü vefa etmeyen bir kadının zimmetinde zaten oruç borcu mevcut değildir.
    “Eşyada aslolan ibahadır” kaidesine gelince, buradaki serbestiyetin herhangi bir Şer’î nass veya ilke ile çatışmaması gerekir. Herhangi bir zorunluluk olmadığı halde fıtrata müdahale etmek ve sağlığı riske atmak, Din’in “zaruriyyat” olarak kabul ettiği “nefsin/canın korunması” ilkesine aykırıdır…
    Kısacası –bunu bir “fetva” olarak değil, “araştırma sonucu ulaşılmış bir kanaat” olarak alın– şunu söylemek mümkün görünüyor: Herhangi bir ibadetini eda için kadının hayzı geciktirici ilaç kullanmasına mutlak anlamda cevaz vermek doğru olmasa gerek. Kadının hayız görmesi tabiî/fıtrî bir hadisedir ve zorlayıcı bir durum olmadıkça da tabiî seyrine müdahale edilmemelidir. Ancak, Hacc gibi –özellikle günümüzde– her isteyenin istediği zaman eda edemeyeceği şekilde birtakım düzenlemelere bağlı kılınmış bir ibadet söz konusu olduğunda ve uyulması gereken formalitelerin zorunlu kılması halinde böyle bir çareye başvurulabilir. Allahu a’lem…

    Ebubekir Sifil
    Milli gazate


  5. 20.Ağustos.2011, 19:50
    3
    peugeot_bor
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Mayıs.2011
    Üye No: 87143
    Mesaj Sayısı: 136
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 31

    Cevap: oruç için hayız gününü geçiktirme

    Çok teşşekkür ederim Allah razıolsun.


  6. 20.Ağustos.2011, 19:50
    3
    Devamlı Üye
    Çok teşşekkür ederim Allah razıolsun.





+ Yorum Gönder