Konusunu Oylayın.: İtikaf konusunda hanefi ile şafii arasında fark varmı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İtikaf konusunda hanefi ile şafii arasında fark varmı?
  1. 16.Ağustos.2011, 03:38
    1
    Ramadan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Ağustos.2009
    Üye No: 51064
    Mesaj Sayısı: 1,163
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 32

    İtikaf konusunda hanefi ile şafii arasında fark varmı?






    İtikaf konusunda hanefi ile şafii arasında fark varmı? Mumsema itikaf konusunda hanefi ile şafii arasında fark varmı?


  2. 17.Ağustos.2011, 01:22
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,632
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: itikaf konusunda hanefi ile şafii arasında fark varmı?




    ŞAFİİ MEZHEBİNDE İTİKAF

    Lugatta itikaf, birşeyin üzerinde durmak ve onun yakasını bırakma­maktır. İtikaf in şer'î mânâsı ise özel bir niyetle mescidde durmaktır. İtikaf, senenin bütün günlerinde olur. Fakat Ramazan ayında itikafa girmek daha efdaldir.
    İtikafın meşru olduğunun delili, şu ayettir:
    Mescidde itikaf ta iken hanımlarınıza yaklaşmayın. (Bakara/187)
    Ayrıca Hz. Aişe'den şöyle rivayet edilmektedir: 'Hz. Peygamber, Ramazan'ın son on gününde itikafa girerdi. Hz. Peygamber'in bu âdeti, aziz ve celil olan Allah, kendisini vefat ettirdiği zamana kadar devam etti. Hz. Peygamber'in vefatından sonra da onun zevceleri itikafa girmişler­dir'.[1]
    İtikaf (İslâm'dan önceki) dinlerin şeriatlarında da bulunmaktadır.
    İbrahim ve İsmail'e 'tavaf edenler, itikaf edenler, secde ve rükû edenler için evimi temizleyin' diye emretmiştik.
    (Bakara/125)

    İtikafın Teşrî Kılınmasının Hikmeti


    Müslümanın, kötülüğü emreden nefsini, mubah şeylerin bazısından alıkoyacak bir ibadetle meşgul etmesi gerekir. Böylece nefis, ibadete alışır. İtikaf sayesinde ibadet için vakit bulur ve çirkin şeylerden uzaklaşır. Çünkü nefis, kötülüğü emreder.
    Rabbimin koruması müstesna, muhakkak nefis aşırı şekilde kötülüğü emredicidir. (Yusuf/53)
    Dünyaya dalmak, nefsi daha da azdırır. Tenha yerlerde itikafa girip nefsi haramlardan kaçınmaya alıştırmakta, nefsi bu kötülüklerden me­netmekte itikaftan daha uygun birşey yoktur. İtikaf bu yüzden teşrî kılınmıştır.

    İtikafın Hükmü


    İtikaf sünnettir. Senenin bütün günlerinde yapılabilir, ancak Ramazan ayında, özellikle de Ramazan'ın son on gününde daha evlâdır.
    Fakat kişi itikafa girmeyi adarsa, o zaman itikaf vacib olur. İtikafın üç çeşidi vardır:
    A. İtikaf, her zaman müstehabdır.
    B. İtikaf, Ramazan'ın son on gününde sünnet-i müekkede'dir.
    İtikafın Ramazan'ın son on gününde sünnet-i müekkede olmasının hikmeti, Kadir. Gecesi'nin ihya edilmesidir. Çünkü Kadir Gecesi, senenin bütün gecelerinden daha üstündür.
    Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. (Kadr/3)
    Yani Kadir Gecesi'nde yapılan amel, Kadir Gecesi'nden başka bin ayda yapılan amelden daha hayırlıdır. Âlimlerin çoğu, Kadir Gecesi'nin Ramazan'ın son on gününde olduğunda ittifak etmişlerdir.
    C. Adakta bulunulmuşsa (nezred il misse) vacibdir.

    îtikafın Sıhhatinin Şartı


    İtikafın sahih olması için şu şartların bulunması gerekir;
    I. Niyet.
    Niyet, itikafa girilirken edilmelidir; yani belli bir zaman için mescidde ibadet etmeye niyet etmelidir. Niyet, sünnete uymak amacıyla yapılmalıdır. Dünyevî bir gaye için veya gaye olmaksızın mescidde dur­mak şer'an itikaf sayılmaz.
    II. Mescidde durmak.
    Mescidde durmanın itikaf sayılması için, halkın örfünde olan müd­deti tamamlamak gerekir. Bu şarta, mescidde durmanın caiz olması şartlan da dahildir. Bu şartlar da cünüplükten, hayız ve nifastan, elbise ve bedende bulunan pisliklerden temizlenmektir.
    Özürsüz olarak mescidden çıkmak, itikaf 1 bozar. İtikaf sünnetini ye­rine getirmek için oruçlu olmak şart değildir; ancak sünnettir. Çünkü Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
    İtikafa giren kimsenin oruç tutması şart değildir. Ancak isterse tutabilir.[2]
    Nezredilen (Adanan) İtikaf
    Bu, zikredilen itikafın üçüncü çeşididir. Eğer belirli bir zaman için itikaf a girmek nezredilirse, o müddet zarfında abdest, tuvalet ve benzeri ihtiyaçlar dışında mescidden çıkmak caiz olmaz. İhtiyaç için mescidden çıkmak haram olmadığı gibi itikafa da zarar vermez. Fakat ihtiyaç ol­maksızın mescidden çıkmak haram olduğu gibi, itikaf ı da ifsad eder. Bu durumda tekrar yeni baştan itikaf ı eda etmesi gerekir.
    Kişi oruçluyken itikafa girmeyi nezretmişse, oruçlu olarak itikafa girmesi gerekir. Çünkü bunu kendisine vacib kılmıştır.
    Kişi, itikafı belirli bir camide yapmayı nezrederse, nezrettiği camide yapması şart değildir. Başka camilerde itikafa girebilir. İsterse itikaf yap­mayı nezrettiği cami, diğer camilerden daha mübarek olsun. Ancak bun­dan Mescid-i Nebevi ve. Mescid-i Aksa müstesnadır. Bu mescidlerden bi­rinde itikafa girmeyi nezreden kişi, başka mescidlerde itikafa giremez. Çünkü onlar, üstün bir fazilete sahiptirler. Buralarda yapılan ibadetin ecri de çok büyüktür. - Fakat Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ile Mescid-i Aksa yerine kaim olur. Fakat aksi olmaz. Ayrıca bunlar birbirlerinin yerine de kaim olmazlar. Meselâ 'Ben Mescid-i Nebevîde itikafa girmeyi nezrediyorum' diyen kişi, Mescİd-i Aksâ'dz itikafa giremez.

    İtikafm Âdabı


    İtikafın edeblerini şöyle sıralayabiliriz:
    1. İtikafa giren kimsenin; ibadetle, Kur'an okumakla, ilimle meşgul olması müstehabdır. Çünkü bunlar, itikafın amacına en uygun olan şeylerdir.
    2. Oruç tutmak.
    İtikaf, oruçla birlikte olursa daha evlâ ve şehveti kırmada daha tesirli,, zihni toplamaya, kalbi saflaştırmaya daha elverişli olur.
    3. Cuma kılınan mescidde itikafa girmek.
    4. İtikaf esnasında hayırdan başka birşey konuşmamak.
    İtikafa giren kişi küfretmemeli, gıybet ve kovuculuk yapmamalı, lü­zumsuz konuşmamalıdır.

    İtikafın Mekruhları


    1. Hacamat (kan aldırmak) ve kan akıtmak.
    Eğer mescidin pislenmeyeceğinden emin olunursa, kan aldırmak ve kan akıtmak mekruhtur. Fakat mescidin pislenmesi sözkonusu olursa ha­ram olur.
    2. Herhangibir sanatla veya işle fazla meşgul olmak.
    Meselâ yün örmek ve elbise dikmekle fazla meşgul olmak mekruhtur. Alışveriş yapmak ise, az bile olsa mekruhtur.

    İtikafı İfsad Eden Şeyler


    1. Kişinin, hanımıyla kasden cinsel ilişkide bulunması. Cinsel ilişki esnasında meni akmamış olsa bile itikaf bozulur.
    Mescidlerde itikaf ta iken hanımlarınıza yaklaşmayın. (Bakara/187)
    Fakat cima yapmadan kişinin hanımına dokunması, öpmesi gibi şeyler itikafa zarar vermezler. Ancak meni gelirse, itikaf ifsad olur.
    2. İhtiyaç olmaksızın mescidden çıkmak.
    3- îrtidat etmek, sarhoş olmak ve delirmek.
    4. Hayız ve nifas kanının gelmesi.
    Bu durumda mescidde durmak haram, itikaf tan çıkmak müstehabdır. Daha sonra yeni bir niyetle tekrar itikafa başlanır.


    [1] Buharî/1922, Müslim/1172

    [2] Hâkim 1/439, (İbn Abbas'tan)

    _____________________________________


  3. 17.Ağustos.2011, 01:22
    2
    Moderatör



    ŞAFİİ MEZHEBİNDE İTİKAF

    Lugatta itikaf, birşeyin üzerinde durmak ve onun yakasını bırakma­maktır. İtikaf in şer'î mânâsı ise özel bir niyetle mescidde durmaktır. İtikaf, senenin bütün günlerinde olur. Fakat Ramazan ayında itikafa girmek daha efdaldir.
    İtikafın meşru olduğunun delili, şu ayettir:
    Mescidde itikaf ta iken hanımlarınıza yaklaşmayın. (Bakara/187)
    Ayrıca Hz. Aişe'den şöyle rivayet edilmektedir: 'Hz. Peygamber, Ramazan'ın son on gününde itikafa girerdi. Hz. Peygamber'in bu âdeti, aziz ve celil olan Allah, kendisini vefat ettirdiği zamana kadar devam etti. Hz. Peygamber'in vefatından sonra da onun zevceleri itikafa girmişler­dir'.[1]
    İtikaf (İslâm'dan önceki) dinlerin şeriatlarında da bulunmaktadır.
    İbrahim ve İsmail'e 'tavaf edenler, itikaf edenler, secde ve rükû edenler için evimi temizleyin' diye emretmiştik.
    (Bakara/125)

    İtikafın Teşrî Kılınmasının Hikmeti


    Müslümanın, kötülüğü emreden nefsini, mubah şeylerin bazısından alıkoyacak bir ibadetle meşgul etmesi gerekir. Böylece nefis, ibadete alışır. İtikaf sayesinde ibadet için vakit bulur ve çirkin şeylerden uzaklaşır. Çünkü nefis, kötülüğü emreder.
    Rabbimin koruması müstesna, muhakkak nefis aşırı şekilde kötülüğü emredicidir. (Yusuf/53)
    Dünyaya dalmak, nefsi daha da azdırır. Tenha yerlerde itikafa girip nefsi haramlardan kaçınmaya alıştırmakta, nefsi bu kötülüklerden me­netmekte itikaftan daha uygun birşey yoktur. İtikaf bu yüzden teşrî kılınmıştır.

    İtikafın Hükmü


    İtikaf sünnettir. Senenin bütün günlerinde yapılabilir, ancak Ramazan ayında, özellikle de Ramazan'ın son on gününde daha evlâdır.
    Fakat kişi itikafa girmeyi adarsa, o zaman itikaf vacib olur. İtikafın üç çeşidi vardır:
    A. İtikaf, her zaman müstehabdır.
    B. İtikaf, Ramazan'ın son on gününde sünnet-i müekkede'dir.
    İtikafın Ramazan'ın son on gününde sünnet-i müekkede olmasının hikmeti, Kadir. Gecesi'nin ihya edilmesidir. Çünkü Kadir Gecesi, senenin bütün gecelerinden daha üstündür.
    Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. (Kadr/3)
    Yani Kadir Gecesi'nde yapılan amel, Kadir Gecesi'nden başka bin ayda yapılan amelden daha hayırlıdır. Âlimlerin çoğu, Kadir Gecesi'nin Ramazan'ın son on gününde olduğunda ittifak etmişlerdir.
    C. Adakta bulunulmuşsa (nezred il misse) vacibdir.

    îtikafın Sıhhatinin Şartı


    İtikafın sahih olması için şu şartların bulunması gerekir;
    I. Niyet.
    Niyet, itikafa girilirken edilmelidir; yani belli bir zaman için mescidde ibadet etmeye niyet etmelidir. Niyet, sünnete uymak amacıyla yapılmalıdır. Dünyevî bir gaye için veya gaye olmaksızın mescidde dur­mak şer'an itikaf sayılmaz.
    II. Mescidde durmak.
    Mescidde durmanın itikaf sayılması için, halkın örfünde olan müd­deti tamamlamak gerekir. Bu şarta, mescidde durmanın caiz olması şartlan da dahildir. Bu şartlar da cünüplükten, hayız ve nifastan, elbise ve bedende bulunan pisliklerden temizlenmektir.
    Özürsüz olarak mescidden çıkmak, itikaf 1 bozar. İtikaf sünnetini ye­rine getirmek için oruçlu olmak şart değildir; ancak sünnettir. Çünkü Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
    İtikafa giren kimsenin oruç tutması şart değildir. Ancak isterse tutabilir.[2]
    Nezredilen (Adanan) İtikaf
    Bu, zikredilen itikafın üçüncü çeşididir. Eğer belirli bir zaman için itikaf a girmek nezredilirse, o müddet zarfında abdest, tuvalet ve benzeri ihtiyaçlar dışında mescidden çıkmak caiz olmaz. İhtiyaç için mescidden çıkmak haram olmadığı gibi itikafa da zarar vermez. Fakat ihtiyaç ol­maksızın mescidden çıkmak haram olduğu gibi, itikaf ı da ifsad eder. Bu durumda tekrar yeni baştan itikaf ı eda etmesi gerekir.
    Kişi oruçluyken itikafa girmeyi nezretmişse, oruçlu olarak itikafa girmesi gerekir. Çünkü bunu kendisine vacib kılmıştır.
    Kişi, itikafı belirli bir camide yapmayı nezrederse, nezrettiği camide yapması şart değildir. Başka camilerde itikafa girebilir. İsterse itikaf yap­mayı nezrettiği cami, diğer camilerden daha mübarek olsun. Ancak bun­dan Mescid-i Nebevi ve. Mescid-i Aksa müstesnadır. Bu mescidlerden bi­rinde itikafa girmeyi nezreden kişi, başka mescidlerde itikafa giremez. Çünkü onlar, üstün bir fazilete sahiptirler. Buralarda yapılan ibadetin ecri de çok büyüktür. - Fakat Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevi ile Mescid-i Aksa yerine kaim olur. Fakat aksi olmaz. Ayrıca bunlar birbirlerinin yerine de kaim olmazlar. Meselâ 'Ben Mescid-i Nebevîde itikafa girmeyi nezrediyorum' diyen kişi, Mescİd-i Aksâ'dz itikafa giremez.

    İtikafm Âdabı


    İtikafın edeblerini şöyle sıralayabiliriz:
    1. İtikafa giren kimsenin; ibadetle, Kur'an okumakla, ilimle meşgul olması müstehabdır. Çünkü bunlar, itikafın amacına en uygun olan şeylerdir.
    2. Oruç tutmak.
    İtikaf, oruçla birlikte olursa daha evlâ ve şehveti kırmada daha tesirli,, zihni toplamaya, kalbi saflaştırmaya daha elverişli olur.
    3. Cuma kılınan mescidde itikafa girmek.
    4. İtikaf esnasında hayırdan başka birşey konuşmamak.
    İtikafa giren kişi küfretmemeli, gıybet ve kovuculuk yapmamalı, lü­zumsuz konuşmamalıdır.

    İtikafın Mekruhları


    1. Hacamat (kan aldırmak) ve kan akıtmak.
    Eğer mescidin pislenmeyeceğinden emin olunursa, kan aldırmak ve kan akıtmak mekruhtur. Fakat mescidin pislenmesi sözkonusu olursa ha­ram olur.
    2. Herhangibir sanatla veya işle fazla meşgul olmak.
    Meselâ yün örmek ve elbise dikmekle fazla meşgul olmak mekruhtur. Alışveriş yapmak ise, az bile olsa mekruhtur.

    İtikafı İfsad Eden Şeyler


    1. Kişinin, hanımıyla kasden cinsel ilişkide bulunması. Cinsel ilişki esnasında meni akmamış olsa bile itikaf bozulur.
    Mescidlerde itikaf ta iken hanımlarınıza yaklaşmayın. (Bakara/187)
    Fakat cima yapmadan kişinin hanımına dokunması, öpmesi gibi şeyler itikafa zarar vermezler. Ancak meni gelirse, itikaf ifsad olur.
    2. İhtiyaç olmaksızın mescidden çıkmak.
    3- îrtidat etmek, sarhoş olmak ve delirmek.
    4. Hayız ve nifas kanının gelmesi.
    Bu durumda mescidde durmak haram, itikaf tan çıkmak müstehabdır. Daha sonra yeni bir niyetle tekrar itikafa başlanır.


    [1] Buharî/1922, Müslim/1172

    [2] Hâkim 1/439, (İbn Abbas'tan)

    _____________________________________


  4. 17.Ağustos.2011, 01:22
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,632
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: itikaf konusunda hanefi ile şafii arasında fark varmı?

    HANEFİ MEZHEBİNDE İTİKAF

    İtikâfın Mahiyeti, Nevileri ve Teşriî Hikmeti
    257- İtikâf lûgat deyiminde bir şeye devam etmek manasındadır. Bir şeye devam eden kimseye de mutekif (itikâf yapan) denir. Şeriatta ise itikâf: Bir mescidde veya o hükümdeki bir yerde itikâf niyeti ile durmaktan ibarettir.
    258- İtikâflar: Vacib, müekked sünnet ve müstahab nevilerine ayrılır. Şöyle ki: Dil ile nezredilen bir itikâf vacibdir. Ramazan ayının son on gününde itikâf, kifaye yolu ile bir müekked sünnettir. Başka bir zamanda ibadet niyeti ile bir mescidde bir müddet yapılan itikâf da müstahabdır.
    259- Bir itikâfın en az müddeti, İmam Ebu Yusuf'a göre bir gündür. İmam Muhammed'e göre bir saattir. Bir saat, fıkıh alimlerine göre, zamanın belirsiz olan az veya çok bir parçası demektir. Yoksa bir günün yirmi dört saatte biri demek değildir.
    (İtikâfın en az müddeti, Malikî'lerce tercih edilen görüşe göre bir gündüz kadar, bir gecedir. Şafiîlere göre de, "Sübhanellah" denilmesinden bir an kadar fazla olan pek az bir zamandır.)
    260- İtikâfın meşru olmasındaki hikmet ve yarara gelince, bu pek önemlidir. Resulü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz Medine-i Münevvere'ye hicretinden sonra ahirete göçüşlerine kadar her Ramazanın son on gününü itikâf ile geçirirlerdi.
    İhlâs ile olan bir itikâf, amellerin pek şereflisi sayılmaktadır. Bu sayede kalbler bir müddet olsun, dünya işlerinden uzak kalır ve Hakka yönelir, birer Beytullah olan mescidlerden birine şu şekilde devam eden bir mü'min çok kuvvetli bir kaleye sığınmış, kerim olan mabudunun feyiz ve yardım kapısına sığınmış olur.
    İslâm büyüklerinden ünlü Ata demiştir ki: "İtikâf yapan, ihtiyacından dolayı büyük bir zatın kapısında oturup dilediğini elde etmedikçe buradan ayrılıp gitmem, diye yalvaran bir kimseye benzer ki, Allah'ın bir mabedine sokulmuş, beni bağışlamadıkça buradan ayrılıp gitmem demektir."
    Bir mü'minin her gün azalmakta olan hayat günlerinden faydalanarak böyle kutsal bir yerde bir zaman ebedi ve ezelî yaratıcısına olanca varlığı ile yönelip saf bir kalb ve temiz bir dil ile ibadette bulunması, manevî bir zevke dalması ne büyük bir nimettir.
    İtikâf yapan bir kimse, bütün vakitlerini ibadete, namaza ayırmış demektir. Çünkü fiilî olarak namaz kılmadığı vakitlerde de mescid içinde namaza hazır bir haldedir. Bu bekleyiş ise, namaz hükmendedir.
    Sonuç: İtikâf sayesinde insanın maneviyatı yükselir, kalbi nurlanır, simasında kulluk nişanları parlar, ilâhi feyizlere kavuşur. Ne mübarek, ne güzel bir hayat anı!..

    İtikâfın Şartları
    261- Bir itikâfın sıhhati şu şartların bulunmasına bağlıdır:
    1) İtikâf yapan, müslüman, akıllı ve temiz bulunmalıdır. Onun için müslüman olmayanın, delinin, cünubun, hayız ile nifastan temiz bulunmayanın itikâfı olmaz.
    Gayr-i müslim ibadete, mecnun da niyete ehil değildir. Temiz olmayanların da mescidlere girmesi yasaktır.
    2) İtikâfa niyet edilmiş olmalıdır. Buna göre niyetsiz olarak yapılan bir İtikâf geçerli değildir. Çünkü bunun bir ibadet olabilmesi niyete bağlıdır.
    3) İtikâf, mescidde veya o hükümdeki bir yerde yapılmalıdır. Şöyle ki: İçinde cemaatla namaz kılınan herhangi bir mescidde İtikâf yapılabilir. Büyük camilerde yapılması daha faziletlidir. Kadınlar da kendi evlerinde mescid edinilen veya mescid olarak ayıracakları bir odada itikâfda bulunurlar. Buraları onların hakkında birer mescid sayılır. Kadınların dışardaki mescidlerde itikâf etmeleri caiz ise de, kerahetten kurtulamaz. Kadınların kendi evlerinde namaz kılmaları, mescidlerde namaz kılmalarında daha faziletli olduğu gibi evlerinde itikafları da her türlü fitne ve fesad düşüncesinden beri olacağı cihetle mescidlerde itikâfda bulunmalarından daha faziletlidir.
    (İmam Şafiî'ye göre , itikâf tazime lâyık bir yerde yapılabilir ki, o da mescidlerdir. Evlerde mescid edinilen yerler, bu tazime lâyık değildir.)
    4) Vacib olan bir itikâfda, itikâf yapan oruçlu bulunmalıdır. Bu halde orucun yanılarak bozulması itikâfa zarar vermez. Diğer itikâflar için oruç şart değildir. Çünkü onlar için bir müddet yoktur. Öyle ki camiden bir iki saat içinde çıkıncaya kadar itikâfa niyet edilmesi de sahihdir.
    (Şafiî'lere göre, vacib bir itikâfda da oruç şart değildir.)
    262-İtikâf için büluğ, erkeklik, hürriyet şart değildir. Buna göre akıllı olan çocuğun, kadının, kölenin itikâfları sahihdir. Şu kadar var ki, kadının itikâfı kocasının ve kölenin itikâfı da efendisinin iznine bağlıdır. İsterse bunlar itikâfı nezretmiş olsunlar, hüküm aynıdır. İzin bulunmayınca kadın, nezretmiş olduğu itikâfı kocasından ayrıldıktan sonra, köle de azad edildikten sonra kaza eder.
    263- Bir kimse, itikâf için zevcesine izin verse bundan dönemez, artık engellenmesi doğru olmaz. Efendi ise, kölesine verdiği izinden dönebilir.
    Mükâteb (sözleşmeli) bir köle ise, efendisinin izni olmasa da, itikâfda bulunabilir. Çünkü kısmen hürriyetine sahibdir.
    İtikâfın Edebleri
    264- İtikâfın şu edebleri vardır:
    1) İtikâf, Ramazan ayının son on gününde ve mescidlerin en faziletlisinde yapılmalıdır.
    2) İtikâf esnasında hayırdan başka bir şey söylenmemelidir. Günah gerektirmeyen şeyleri konuşmakta bir sakınca yoktur. Bir ibadet inancı ile susmak ise mekruhtur. Günah sayılan şeylerden dili tutmak ise, ibadetlerin büyüklerinden biridir.
    3) İtikâf esnasından Kur'ân-ı Kerîm okumaya, hadîs-i şerîf, Peygamberlerin yüksek siyerlerine, dinî meseleleri öğretmeye devam etmelidir.
    4) İtikâf yapan kimse, temiz elbiselerini giymeli, güzel kokular sürünmelidir. Başını da yağlayabilir.
    5) Nefsine itikâfı vacib kılacak kimse, buna yalnız kalben niyetle yetinmemeli, dili ile de söylemelidir.

    İtikâfa Dair Bazı Meseleler
    265- Belli bir mescidde, Mescid-i Haram'da itikâfa niyet eden kimse, başka bir mescidde itikâfa girebilir.
    266- Bir ay itikâf adansa ve bundan yalnız gecelere veya gündüzlere niyet edilse, bu niyet sahih olmaz. Çünkü ay, belli mikdardaki geceler ile gündüzlerden ibarettir. Onun için geceli ve gündüzlü bir ay itikâf gerekir.
    267- Yalnız gündüzleri itikâfda bulunmaya niyet edilmesi sahihdir. Bu durumda her gün fecrin doğuşundan önce mescide girip güneşin batışından sonra çıkılır. Fasılasız itikâfa niyet edilmemişse, istenilen günlerde itikâf yapılabilir. Bir gün için itikâfa niyet edildiği zaman da, buna gece dahil olmaz. Fakat fasılasız şu kadar gün itikâfa denilerek nezredilse, geceler de bu nezre girer. Aksi de böyledir. Bu durumda itikâf için güneşin batışından önce mescide gidilir. Belli olan geceler ve gündüzler mescidde kalınır. Son günün güneş batışından sonra mescidden çıkılır. Böylece itikâf sona erer.
    268- Muayyen bir ramazan ayını itikâfla geçirmeğe nezredilse, o ramazan orucu bu itikâf orucu içinde yeterli olur. Böyle bir nezir yapıldığı halde, ramazan orucu tutulup da itikâf yapılmasa, başka bir zamanda oruçlu olarak fasılasız bir ay itikâf edilmesi gerekir. Eğer itikâf yapılmaksızın diğer bir ramazan girecek olsa, artık bunda yapılacak itikâf yeterli olmaz. Çünkü bu takdirde kazaya kalan itikâfın orucu, insan üzerine düşen bir borç olmuştur. Bu, ikinci ramazan orucu ile ödenmiş olamaz.
    269- Belirtilmeksizin bir ay itikâf yapmayı nezreden kimse, ramazanda bir ay itikâfda bulunmakla bu nezrini yerine getiremez. Çünkü bu itikâf için, bir ay oruç tutmayı da bu nezirle üzerine yüklenmiş bulunur. Ramazan orucu ise, kendisine ayrıca farz olan bir ibadettir.
    270- Bir kimse nezrettiği bir itikâfı yapmadan ölecek olsa, her gün için bir fidye ödenmesini vasiyet etmiş olması gerekir. Çünkü vacib olan bir itikâf, orucun bir parçasıdır. Onun için oruçtaki fidye, bunda da gerekli olur. Ancak fakir ise, o zaman Yüce Allah'dan af ve mağfiret dilemelidir.

    İtikâfı Bozan ve Bozmayan Şeyler
    271-İtikâf halinde olan bir kimsenin dinî ve tabiî ihtiyaçları için zaruri olarak mescidden dışarı çıkması, itikâfı bozmaz.
    Örnek: İtikâfda bulunanın (mutekifin) cuma namazını kılmak için mescidden çıkması, din bakımından bir özür olduğundan itikâfına engel değildir. Zaten cuma namazının süresi bilinmiş olduğundan, adağın dışında kalmış olur.
    Yine, abdest ihtiyaçlarını gidermek ve gusletmek için çıkması da tabiî bir özür olduğundan itikâfa zarar vermez.
    Yine, bulunduğu mescidin yıkılmaya yüz tutması veya oradan zorla çıkarılması da zarurî bir özür olduğundan itikâfa zarar vermez.
    (Şafiî'lere göre, cuma namazı için başka bir camiye çıkılıp gidilmesi itikâfı bozar. İtikâf bir hafta devam edecekse, cuma namazı kılınan bir mescidde itikâfa girmelidir.)
    272- Cuma namazını kılmak veya ihtiyacı gidermek için en yakın olan yere gidilir, arkasından mescide dönülür. Bir özürden dolayı mescidden çıkılınca, başka bir mescidde o itikâf tamamlanır.
    273-Bir özür olmaksızın mescidden çıkmak itikâfı bozar. Onun için itikâf yapan bir kimse, geceleyin veya gündüzün özür bulunmaksızın bir müddet kasden veya sehven mescidden çıkarsa itikâfı bozulur. Bu müddet, iki İmama göre, bir günün yarısından ziyade bir zamandır. Bir görüşe göre de, günün belirsiz bir saatinden ibarettir. Kadın da itikâf ettiği odadan özürsüz evinin içine çıksa, itikâfı bozulur.
    274- Şu işleri yapmak için mescidden dışarıya çıkmak da itikâfa engel olur: Hasta ziyaretinde bulunmak, cenaze hizmetinde bulunmak, cenaze namazı kılmak, şahidlik etmek, bir hastalık sebebiyle bir saat kadar dışarı çıkmak da itikâfı bozar. Ancak itikâf adağı yapılırken, hastaları ziyaret ve cenaze namazında bulunmak şart kılınmışsa, bunlar için çıkılması itikâfı bozmaz.
    275- Pek az rastlanan bir özürden dolayı da dışarı çıkmak itikâfı bozar. Boğulmakta olan veya yangına düşmüşü kurtarmak için dışarı çıkmak itikâfı bozduğu gibi, cemaatın dağılmasıyla dışarıya çıkmak da bozar.
    276- İtikâfda bulunan bir kimseye, bu ibadeti esnasında birkaç gün baygınlık veya cinnet gelse, itikâfı bozulur. İyileşip kendine gelince yeniden itikâfa başlar. Öyle ki, bu durum devam ederek birkaç sene sonra üzerinden kalksa, yine itikâfı kaza etmesi gerekir.
    277- Yukarıda anlatılan meseleler, vacib olan itikaflar içindir. Nafile olan itikaflarda, bir özür bulunsun veya bulunmasın, dışarı çıkmakla veya hastayı ziyaret etmekle itikâf bozulmaz.
    278- Vacib olan bir itikâf bozulunca, onun kazası gerekir. Meselâ: Belli bir ay için yapılan itikâf esnasında bir gün oruç bozulsa veya dışarıya çıkılsa, yalnız bir günlük itikâf için kaza gerekir. Fakat belirsiz olarak fasılasız bir ay için nezredilmiş bir itikâf esnasında, böyle bir gün oruç bozulacak veya dışarıya çıkılacak olsa, yeniden bir aylık itikâfa başlamak gerekir. İtikâf yapan kimse ister kendi iradesi ile oruç yesin ve dışarı çıksın, ister iradesi dışında olarak cinnet ve bayılma durumuna düşsün, eşittir.
    279- Başladıktan sonra bırakılan nafile bir itikâfın, tercih edilen görüşe göre, kazası gerekmez.
    280- İtikâf eden kimse için, zevcesi ile cinsel ilişki kurmak veya buna sebeb olacak öpme ve okşama gibi herhangi bir hareket, gerek gündüz ve gerek geceleyin olsun, haramdır. Cinsel ilişki ister kasden, ister unutarak olsun, itikâfı bozar. İnzal olması şart değildir. Diğer hareketler ise, inzal olmadıkça itikâfı bozmaz. Bakmak ve düşünmek sonunda meydana gelecek inzal ve ihtilâm da itikâfı bozmaz.
    281- İtikâf halinde olan kimse, muhtaç olduğu şeyleri mescidde bulundurmaksızın mescidde satın alabilir. Mescide zarar vermeyecek şeyleri mescide getirebilir. Mescid içinde yer-içer. Mescid içinde hazırlanmış uygun bir yer varsa orada abdest alıp gusledebilir. Böyle bir yer yoksa, dışarıya çıkar ve en yakın yerde abdestini alır ve yıkanır, beklemeksizin hemen mescidine döner.
    282- İtikâfda olan kimse, ezan okumak için minareye çıkabilir. Minarenin kapısı mescidin dışında olsa bile zarar vermez.
    "Allahım, bizi kendini senin kulluğuna adamış, emirlerine ve yasaklarına titizlikle uyan kullarından eyle. Amin. Ve övgü, âlemleri terbiye eden Allah'a mahsustur.


  5. 17.Ağustos.2011, 01:22
    3
    Moderatör
    HANEFİ MEZHEBİNDE İTİKAF

    İtikâfın Mahiyeti, Nevileri ve Teşriî Hikmeti
    257- İtikâf lûgat deyiminde bir şeye devam etmek manasındadır. Bir şeye devam eden kimseye de mutekif (itikâf yapan) denir. Şeriatta ise itikâf: Bir mescidde veya o hükümdeki bir yerde itikâf niyeti ile durmaktan ibarettir.
    258- İtikâflar: Vacib, müekked sünnet ve müstahab nevilerine ayrılır. Şöyle ki: Dil ile nezredilen bir itikâf vacibdir. Ramazan ayının son on gününde itikâf, kifaye yolu ile bir müekked sünnettir. Başka bir zamanda ibadet niyeti ile bir mescidde bir müddet yapılan itikâf da müstahabdır.
    259- Bir itikâfın en az müddeti, İmam Ebu Yusuf'a göre bir gündür. İmam Muhammed'e göre bir saattir. Bir saat, fıkıh alimlerine göre, zamanın belirsiz olan az veya çok bir parçası demektir. Yoksa bir günün yirmi dört saatte biri demek değildir.
    (İtikâfın en az müddeti, Malikî'lerce tercih edilen görüşe göre bir gündüz kadar, bir gecedir. Şafiîlere göre de, "Sübhanellah" denilmesinden bir an kadar fazla olan pek az bir zamandır.)
    260- İtikâfın meşru olmasındaki hikmet ve yarara gelince, bu pek önemlidir. Resulü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz Medine-i Münevvere'ye hicretinden sonra ahirete göçüşlerine kadar her Ramazanın son on gününü itikâf ile geçirirlerdi.
    İhlâs ile olan bir itikâf, amellerin pek şereflisi sayılmaktadır. Bu sayede kalbler bir müddet olsun, dünya işlerinden uzak kalır ve Hakka yönelir, birer Beytullah olan mescidlerden birine şu şekilde devam eden bir mü'min çok kuvvetli bir kaleye sığınmış, kerim olan mabudunun feyiz ve yardım kapısına sığınmış olur.
    İslâm büyüklerinden ünlü Ata demiştir ki: "İtikâf yapan, ihtiyacından dolayı büyük bir zatın kapısında oturup dilediğini elde etmedikçe buradan ayrılıp gitmem, diye yalvaran bir kimseye benzer ki, Allah'ın bir mabedine sokulmuş, beni bağışlamadıkça buradan ayrılıp gitmem demektir."
    Bir mü'minin her gün azalmakta olan hayat günlerinden faydalanarak böyle kutsal bir yerde bir zaman ebedi ve ezelî yaratıcısına olanca varlığı ile yönelip saf bir kalb ve temiz bir dil ile ibadette bulunması, manevî bir zevke dalması ne büyük bir nimettir.
    İtikâf yapan bir kimse, bütün vakitlerini ibadete, namaza ayırmış demektir. Çünkü fiilî olarak namaz kılmadığı vakitlerde de mescid içinde namaza hazır bir haldedir. Bu bekleyiş ise, namaz hükmendedir.
    Sonuç: İtikâf sayesinde insanın maneviyatı yükselir, kalbi nurlanır, simasında kulluk nişanları parlar, ilâhi feyizlere kavuşur. Ne mübarek, ne güzel bir hayat anı!..

    İtikâfın Şartları
    261- Bir itikâfın sıhhati şu şartların bulunmasına bağlıdır:
    1) İtikâf yapan, müslüman, akıllı ve temiz bulunmalıdır. Onun için müslüman olmayanın, delinin, cünubun, hayız ile nifastan temiz bulunmayanın itikâfı olmaz.
    Gayr-i müslim ibadete, mecnun da niyete ehil değildir. Temiz olmayanların da mescidlere girmesi yasaktır.
    2) İtikâfa niyet edilmiş olmalıdır. Buna göre niyetsiz olarak yapılan bir İtikâf geçerli değildir. Çünkü bunun bir ibadet olabilmesi niyete bağlıdır.
    3) İtikâf, mescidde veya o hükümdeki bir yerde yapılmalıdır. Şöyle ki: İçinde cemaatla namaz kılınan herhangi bir mescidde İtikâf yapılabilir. Büyük camilerde yapılması daha faziletlidir. Kadınlar da kendi evlerinde mescid edinilen veya mescid olarak ayıracakları bir odada itikâfda bulunurlar. Buraları onların hakkında birer mescid sayılır. Kadınların dışardaki mescidlerde itikâf etmeleri caiz ise de, kerahetten kurtulamaz. Kadınların kendi evlerinde namaz kılmaları, mescidlerde namaz kılmalarında daha faziletli olduğu gibi evlerinde itikafları da her türlü fitne ve fesad düşüncesinden beri olacağı cihetle mescidlerde itikâfda bulunmalarından daha faziletlidir.
    (İmam Şafiî'ye göre , itikâf tazime lâyık bir yerde yapılabilir ki, o da mescidlerdir. Evlerde mescid edinilen yerler, bu tazime lâyık değildir.)
    4) Vacib olan bir itikâfda, itikâf yapan oruçlu bulunmalıdır. Bu halde orucun yanılarak bozulması itikâfa zarar vermez. Diğer itikâflar için oruç şart değildir. Çünkü onlar için bir müddet yoktur. Öyle ki camiden bir iki saat içinde çıkıncaya kadar itikâfa niyet edilmesi de sahihdir.
    (Şafiî'lere göre, vacib bir itikâfda da oruç şart değildir.)
    262-İtikâf için büluğ, erkeklik, hürriyet şart değildir. Buna göre akıllı olan çocuğun, kadının, kölenin itikâfları sahihdir. Şu kadar var ki, kadının itikâfı kocasının ve kölenin itikâfı da efendisinin iznine bağlıdır. İsterse bunlar itikâfı nezretmiş olsunlar, hüküm aynıdır. İzin bulunmayınca kadın, nezretmiş olduğu itikâfı kocasından ayrıldıktan sonra, köle de azad edildikten sonra kaza eder.
    263- Bir kimse, itikâf için zevcesine izin verse bundan dönemez, artık engellenmesi doğru olmaz. Efendi ise, kölesine verdiği izinden dönebilir.
    Mükâteb (sözleşmeli) bir köle ise, efendisinin izni olmasa da, itikâfda bulunabilir. Çünkü kısmen hürriyetine sahibdir.
    İtikâfın Edebleri
    264- İtikâfın şu edebleri vardır:
    1) İtikâf, Ramazan ayının son on gününde ve mescidlerin en faziletlisinde yapılmalıdır.
    2) İtikâf esnasında hayırdan başka bir şey söylenmemelidir. Günah gerektirmeyen şeyleri konuşmakta bir sakınca yoktur. Bir ibadet inancı ile susmak ise mekruhtur. Günah sayılan şeylerden dili tutmak ise, ibadetlerin büyüklerinden biridir.
    3) İtikâf esnasından Kur'ân-ı Kerîm okumaya, hadîs-i şerîf, Peygamberlerin yüksek siyerlerine, dinî meseleleri öğretmeye devam etmelidir.
    4) İtikâf yapan kimse, temiz elbiselerini giymeli, güzel kokular sürünmelidir. Başını da yağlayabilir.
    5) Nefsine itikâfı vacib kılacak kimse, buna yalnız kalben niyetle yetinmemeli, dili ile de söylemelidir.

    İtikâfa Dair Bazı Meseleler
    265- Belli bir mescidde, Mescid-i Haram'da itikâfa niyet eden kimse, başka bir mescidde itikâfa girebilir.
    266- Bir ay itikâf adansa ve bundan yalnız gecelere veya gündüzlere niyet edilse, bu niyet sahih olmaz. Çünkü ay, belli mikdardaki geceler ile gündüzlerden ibarettir. Onun için geceli ve gündüzlü bir ay itikâf gerekir.
    267- Yalnız gündüzleri itikâfda bulunmaya niyet edilmesi sahihdir. Bu durumda her gün fecrin doğuşundan önce mescide girip güneşin batışından sonra çıkılır. Fasılasız itikâfa niyet edilmemişse, istenilen günlerde itikâf yapılabilir. Bir gün için itikâfa niyet edildiği zaman da, buna gece dahil olmaz. Fakat fasılasız şu kadar gün itikâfa denilerek nezredilse, geceler de bu nezre girer. Aksi de böyledir. Bu durumda itikâf için güneşin batışından önce mescide gidilir. Belli olan geceler ve gündüzler mescidde kalınır. Son günün güneş batışından sonra mescidden çıkılır. Böylece itikâf sona erer.
    268- Muayyen bir ramazan ayını itikâfla geçirmeğe nezredilse, o ramazan orucu bu itikâf orucu içinde yeterli olur. Böyle bir nezir yapıldığı halde, ramazan orucu tutulup da itikâf yapılmasa, başka bir zamanda oruçlu olarak fasılasız bir ay itikâf edilmesi gerekir. Eğer itikâf yapılmaksızın diğer bir ramazan girecek olsa, artık bunda yapılacak itikâf yeterli olmaz. Çünkü bu takdirde kazaya kalan itikâfın orucu, insan üzerine düşen bir borç olmuştur. Bu, ikinci ramazan orucu ile ödenmiş olamaz.
    269- Belirtilmeksizin bir ay itikâf yapmayı nezreden kimse, ramazanda bir ay itikâfda bulunmakla bu nezrini yerine getiremez. Çünkü bu itikâf için, bir ay oruç tutmayı da bu nezirle üzerine yüklenmiş bulunur. Ramazan orucu ise, kendisine ayrıca farz olan bir ibadettir.
    270- Bir kimse nezrettiği bir itikâfı yapmadan ölecek olsa, her gün için bir fidye ödenmesini vasiyet etmiş olması gerekir. Çünkü vacib olan bir itikâf, orucun bir parçasıdır. Onun için oruçtaki fidye, bunda da gerekli olur. Ancak fakir ise, o zaman Yüce Allah'dan af ve mağfiret dilemelidir.

    İtikâfı Bozan ve Bozmayan Şeyler
    271-İtikâf halinde olan bir kimsenin dinî ve tabiî ihtiyaçları için zaruri olarak mescidden dışarı çıkması, itikâfı bozmaz.
    Örnek: İtikâfda bulunanın (mutekifin) cuma namazını kılmak için mescidden çıkması, din bakımından bir özür olduğundan itikâfına engel değildir. Zaten cuma namazının süresi bilinmiş olduğundan, adağın dışında kalmış olur.
    Yine, abdest ihtiyaçlarını gidermek ve gusletmek için çıkması da tabiî bir özür olduğundan itikâfa zarar vermez.
    Yine, bulunduğu mescidin yıkılmaya yüz tutması veya oradan zorla çıkarılması da zarurî bir özür olduğundan itikâfa zarar vermez.
    (Şafiî'lere göre, cuma namazı için başka bir camiye çıkılıp gidilmesi itikâfı bozar. İtikâf bir hafta devam edecekse, cuma namazı kılınan bir mescidde itikâfa girmelidir.)
    272- Cuma namazını kılmak veya ihtiyacı gidermek için en yakın olan yere gidilir, arkasından mescide dönülür. Bir özürden dolayı mescidden çıkılınca, başka bir mescidde o itikâf tamamlanır.
    273-Bir özür olmaksızın mescidden çıkmak itikâfı bozar. Onun için itikâf yapan bir kimse, geceleyin veya gündüzün özür bulunmaksızın bir müddet kasden veya sehven mescidden çıkarsa itikâfı bozulur. Bu müddet, iki İmama göre, bir günün yarısından ziyade bir zamandır. Bir görüşe göre de, günün belirsiz bir saatinden ibarettir. Kadın da itikâf ettiği odadan özürsüz evinin içine çıksa, itikâfı bozulur.
    274- Şu işleri yapmak için mescidden dışarıya çıkmak da itikâfa engel olur: Hasta ziyaretinde bulunmak, cenaze hizmetinde bulunmak, cenaze namazı kılmak, şahidlik etmek, bir hastalık sebebiyle bir saat kadar dışarı çıkmak da itikâfı bozar. Ancak itikâf adağı yapılırken, hastaları ziyaret ve cenaze namazında bulunmak şart kılınmışsa, bunlar için çıkılması itikâfı bozmaz.
    275- Pek az rastlanan bir özürden dolayı da dışarı çıkmak itikâfı bozar. Boğulmakta olan veya yangına düşmüşü kurtarmak için dışarı çıkmak itikâfı bozduğu gibi, cemaatın dağılmasıyla dışarıya çıkmak da bozar.
    276- İtikâfda bulunan bir kimseye, bu ibadeti esnasında birkaç gün baygınlık veya cinnet gelse, itikâfı bozulur. İyileşip kendine gelince yeniden itikâfa başlar. Öyle ki, bu durum devam ederek birkaç sene sonra üzerinden kalksa, yine itikâfı kaza etmesi gerekir.
    277- Yukarıda anlatılan meseleler, vacib olan itikaflar içindir. Nafile olan itikaflarda, bir özür bulunsun veya bulunmasın, dışarı çıkmakla veya hastayı ziyaret etmekle itikâf bozulmaz.
    278- Vacib olan bir itikâf bozulunca, onun kazası gerekir. Meselâ: Belli bir ay için yapılan itikâf esnasında bir gün oruç bozulsa veya dışarıya çıkılsa, yalnız bir günlük itikâf için kaza gerekir. Fakat belirsiz olarak fasılasız bir ay için nezredilmiş bir itikâf esnasında, böyle bir gün oruç bozulacak veya dışarıya çıkılacak olsa, yeniden bir aylık itikâfa başlamak gerekir. İtikâf yapan kimse ister kendi iradesi ile oruç yesin ve dışarı çıksın, ister iradesi dışında olarak cinnet ve bayılma durumuna düşsün, eşittir.
    279- Başladıktan sonra bırakılan nafile bir itikâfın, tercih edilen görüşe göre, kazası gerekmez.
    280- İtikâf eden kimse için, zevcesi ile cinsel ilişki kurmak veya buna sebeb olacak öpme ve okşama gibi herhangi bir hareket, gerek gündüz ve gerek geceleyin olsun, haramdır. Cinsel ilişki ister kasden, ister unutarak olsun, itikâfı bozar. İnzal olması şart değildir. Diğer hareketler ise, inzal olmadıkça itikâfı bozmaz. Bakmak ve düşünmek sonunda meydana gelecek inzal ve ihtilâm da itikâfı bozmaz.
    281- İtikâf halinde olan kimse, muhtaç olduğu şeyleri mescidde bulundurmaksızın mescidde satın alabilir. Mescide zarar vermeyecek şeyleri mescide getirebilir. Mescid içinde yer-içer. Mescid içinde hazırlanmış uygun bir yer varsa orada abdest alıp gusledebilir. Böyle bir yer yoksa, dışarıya çıkar ve en yakın yerde abdestini alır ve yıkanır, beklemeksizin hemen mescidine döner.
    282- İtikâfda olan kimse, ezan okumak için minareye çıkabilir. Minarenin kapısı mescidin dışında olsa bile zarar vermez.
    "Allahım, bizi kendini senin kulluğuna adamış, emirlerine ve yasaklarına titizlikle uyan kullarından eyle. Amin. Ve övgü, âlemleri terbiye eden Allah'a mahsustur.


  6. 17.Ağustos.2011, 01:28
    4
    HAMMADUN
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Aralık.2010
    Üye No: 81065
    Mesaj Sayısı: 1,021
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: itikaf konusunda hanefi ile şafii arasında fark varmı?

    Elhamdulillah, Su geldi teemmüm bozuldu.

    Allahım, bizi kendini senin kulluğuna adamış, emirlerine ve yasaklarına titizlikle uyan kullarından eyle. Amin. Ve övgü, âlemlerin Rab'bi Olan Allah'a mahsustur.

    Allah Razı Olsun.


  7. 17.Ağustos.2011, 01:28
    4
    HAMMADUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Elhamdulillah, Su geldi teemmüm bozuldu.

    Allahım, bizi kendini senin kulluğuna adamış, emirlerine ve yasaklarına titizlikle uyan kullarından eyle. Amin. Ve övgü, âlemlerin Rab'bi Olan Allah'a mahsustur.

    Allah Razı Olsun.





+ Yorum Gönder