Konusunu Oylayın.: Beni Çok Üzen İki Durum: namazdan eskisi kadar zevk alamıyorum

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Beni Çok Üzen İki Durum: namazdan eskisi kadar zevk alamıyorum
  1. 14.Ağustos.2011, 16:22
    1
    Hiss1
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Haziran.2011
    Üye No: 87987
    Mesaj Sayısı: 298
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Beni Çok Üzen İki Durum: namazdan eskisi kadar zevk alamıyorum






    Beni Çok Üzen İki Durum: namazdan eskisi kadar zevk alamıyorum Mumsema Selamun Aleykum kardeşlerim. Son bir iki gündür namazdan eskisi kadar zevk alamıyorum. Bazen kıldığım namaz saçma bir davranışmış gibi geliyor, bazen utanılacak bir davranışmış gibi. Bazen de şöyle tuhaf bir düşünce sızıyor aklıma ; Evleneceğim kadın ben namaz kılıyorum diye rahatsız olacakmış, beni sevmeyecekmiş. Ama kendi kendime diyorum ki ;" Asıl daha çok sever, sen diğer çoğu insandan farklı olarak namaz kılıyorsun." Ama pek faydası olmuyor. Neden kardeşlerim, neden böyle düşünceler var namazla ilgili aklımda? Dünya umurumda değildi. Ahireti bekliyordum, ölüm bana gelse, eski bir dosttan daha sevgi dolu bir şekilde kucaklardım onu. Yine olsa yine yaparım. Ama son bir iki gündür dünya sevgisi oluşmaya başladı. Bana bir şey önerin, öyle bir şey önerin ki eskisi kadar sevebileyim Rabbimi. Birbiriyle eğlenen, gülen insanları boşverip Mevlanayı, Alemlere rahmet olarak gönderileni örnek alabileyim...


  2. 14.Ağustos.2011, 16:22
    1
    Devamlı Üye



    Selamun Aleykum kardeşlerim. Son bir iki gündür namazdan eskisi kadar zevk alamıyorum. Bazen kıldığım namaz saçma bir davranışmış gibi geliyor, bazen utanılacak bir davranışmış gibi. Bazen de şöyle tuhaf bir düşünce sızıyor aklıma ; Evleneceğim kadın ben namaz kılıyorum diye rahatsız olacakmış, beni sevmeyecekmiş. Ama kendi kendime diyorum ki ;" Asıl daha çok sever, sen diğer çoğu insandan farklı olarak namaz kılıyorsun." Ama pek faydası olmuyor. Neden kardeşlerim, neden böyle düşünceler var namazla ilgili aklımda? Dünya umurumda değildi. Ahireti bekliyordum, ölüm bana gelse, eski bir dosttan daha sevgi dolu bir şekilde kucaklardım onu. Yine olsa yine yaparım. Ama son bir iki gündür dünya sevgisi oluşmaya başladı. Bana bir şey önerin, öyle bir şey önerin ki eskisi kadar sevebileyim Rabbimi. Birbiriyle eğlenen, gülen insanları boşverip Mevlanayı, Alemlere rahmet olarak gönderileni örnek alabileyim...


    Benzer Konular

    - Namazdan keyif zevk alamıyorum

    - Namazdan Neden Eskisi Gibi Zevk Alamıyorum ?

    - Yaşamaktan Zevk Alamıyorum

    - Dünyadan zevk alamıyorum

    - Hayattan zevk alamıyorum

  3. 14.Ağustos.2011, 17:53
    2
    K@f KéF
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Ağustos.2011
    Üye No: 89575
    Mesaj Sayısı: 37
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 23

    Cevap: Beni Çok Üzen İki Durum




    Şeytanın Vesvesi Hepsi Kardeşim Besmele Çekip Allaha Sığınmak En İyisi Ayrıca Sen Namaz Kılıyorsun Diye Seni Beğenmiyecek Kadından Sana İyi bir Eş Adayı Olmaz.Selamun Aleyküm


  4. 14.Ağustos.2011, 17:53
    2
    Üye



    Şeytanın Vesvesi Hepsi Kardeşim Besmele Çekip Allaha Sığınmak En İyisi Ayrıca Sen Namaz Kılıyorsun Diye Seni Beğenmiyecek Kadından Sana İyi bir Eş Adayı Olmaz.Selamun Aleyküm


  5. 14.Ağustos.2011, 18:01
    3
    bekir34
    Eğri ok, doğru yol almaz

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Mayıs.2011
    Üye No: 87506
    Mesaj Sayısı: 333
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Cevap: Beni Çok Üzen İki Durum


    Namazla ilgili olarak şeytan içimize akla hayâle gelmeyen şüphe, vesvese ve isteksizlik halleri atar. Çünkü insanın derecesini yükselten en müstesna ibadetlerden birisi namazdır. Şeytan ise insanın yükselmesini aslâ istememektedir.
    Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyor ki: Bil ki, sen Allaha her secde ettiğinde, mutlaka Allah bununla bir dereceni yükseltir ve bir günahını bağışlar. Bir diğer hadiste Allah Resûlü (asm) kulun secde etmesiyle şeytanın perîşan oluşunu şöyle bildirmiştir: İnsanoğlu secde âyetini okuyup secde edince şeytan ağlayarak uzaklaşır. Ve şöyle der: Eyvah! Eyvah! İnsanoğluna, secde etmesi emr olundu. O da secde edip Cenneti hak etti. Bana da secde etmem emr olundu; Ben ise emre karşı gelip Cehennemi hak ettim.

    Peşimizde böyle hasım ve düşman bir şeytan varken, onun içimize isteksizlik hali atması ve bizi en yüce, en nâzik ve en nezîh bir ibâdetten alıkoymaya çalışması, onun mesleğinin gereğidir. O halde namazdan yılmayalım ve başarabildiğimiz kadarıyla huşû içinde kılmaya özen gösterelim.
    İsteksiz olduğumuz zamanlarda, hiç oralı olmadan, namazın bir fıtrat borcu olduğunu hatırlayarak namaza devam edelim. Şeytan bizimle uğraştığı halde bizim ısrarla ve şeytana inat namazı terk etmememiz, biz hissetmesek de, Allah’ın huzurunda daha fazîletli bir duruş teşkil eder.
    Şeytanın bizimle olan meşgûliyeti, bizim zevkimizi ve huzurumuzu kaçırsa bile, namazın fazîletinin daha da yükselmesine zemin hazırlar.

    Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri, nefsin tembellik döşeğinde ve gaflet uykusunda şeytandan gelen böyle vesveselere kulak verebileceğini kaydeder ve nefsin bu desîsesine karşı önemli îkazlarda bulunur. Üstad Hazretlerinin îkazlarını kısaca hatırlayalım:

    Acaba ömür ebedî midir? Gelecek seneye, hattâ yarına kalmaya hiç kimsenin senedi var mıdır? İnsana usançlık veren şey, dünyada sonsuz seneler kalacağını zannetmesidir. Oysa vâkıa tam tersidir; insanın hem ömrü azdır, hem faydasız uçup gitmektedir. Geçip giden her bir fânî günün yirmi dörtten birisini hakîkî bir ebedî hayatın saadetini temin edecek güzel, hoş, rahat ve rahmet bir hizmete sarf etmek ise, usanmak şöyle dursun, bilakis ciddî bir şevk ve hoş bir zevktir.

    Diğer yandan; hergün hergün ekmek yiyen, su içen ve havayı teneffüs eden bir adam, ekmekten, sudan ve havadan usandığını söyleyebilir mi? Çünkü her an ihtiyaç tekrarlandığından; usanç değil, lezzet almaktadır.

    Kalp, ruh ve vicdan, cisim hânesinde nefsin arkadaşlarıdırlar. Nefis her ne kadar usandığını ve isteksiz olduğunu söylese de; kalbin, ruhun ve vicdanın gıdâsı, huzuru ve hayat kaynağı namazdır. Öyleyse nefis bunu sîneye çekmelidir.

    Çünkü hem sonsuz acılara mâruz, hem hadsiz lezzetlere sevdâlı bir kalbin gıdâsı, elbette herşeye kâdir bir Rahîm-i Kerîmin rahmet kapısında aranmalıdır. Kezâ, şu fânî dünyada, büyük bir süratle ayrılık feryatları koparıp giden bir rûhun hayat kaynağı, her şeye bedel bir Mâbud-u Bâkînin ve bir Mahbûb-u Sermedînin rahmet çeşmesine namaz ile yönelmektir. Fıtraten ebediyeti isteyen, ebediyet için yaratılmış olan, ezelî ve ebedî bir Zâtın âyinesi bulunan ve sonsuz derece nâzik ve latîf olan insanın duyguları, şu kasâvetli, ezici, sıkıntılı, geçici ve boğucu olan dünya halleri içinde elbette teneffüse pek çok muhtaçtır. Bu teneffüsü ise ancak namaz penceresi sağlayabilmektedir.

    Bir diğer husus; namaz, şu dünya misafirhanesinde âciz ve fakir kalbimize kuvvet ve zenginlik vermekte, şüphesiz gireceğimiz bir menzil olan kabirde gıdâ ve ışık hükmünde aydınlık kaynağı olmakta, çetin bir mahkeme olan Mahşerde senet ve berat hüviyetinde bizi kurtarmakta ve ister istemez üstünden geçeceğimiz Sırat Kö prüsünde nur ve Burak gibi göz açıp kapayana kadar bizi Cennete ulaştırmaktadır. Böyle eşsiz lütuflara bizi mazhar kılan bir namaz için neticesizdir veya ücreti azdır diyebilir miyiz?

    Bir adam bize birkaç para taahhüt etse veya bizi büsbütün korkutsa, bizi günlerce çalıştırır. Sözünden dönmesi mümkün olduğu halde o adama itimad ederiz, fütursuz çalışırız. Acaba sözünden dönmesi imkân harici olan bir Zât, Cennet gibi bir ücreti ve ebedî saadet gibi bir hediyeyi bize vaad ederek, pek az bir zamanda, bize, pek güzel bir vazife verse; biz de onun hediyesini hafife alırcasına o vazifeyi yapmaz isek veya vazifeden usanç gösterirsek, pek şiddetli bir azaba müstehak olmaz mıyız? Dünyada hapis korkusuyla en ağır işlerde fütursuz hizmet ettiğimiz halde; Cehennem gibi bir ebedî hapsin korkusu, en hafif ve latif bir hizmet için bize gayret vermez mi? Aklımızı başımıza almalı ve bilmeliyiz ki, dünkü gün elimizden çıktı. Yarınki gün ise elimizde sened yok ki, ona mâlik olalım. Öyle ise hakikî ömrümüzü, bulunduğumuz gün bilmeli ve her günün en az birer saatini, birer ihtiyat akçesi gibi, uhrevî bir sandukça hükmünde, hakikî istikbal için teşkil olunan bir mescide veya bir seccadeye atmalıyız.

    Sakın, Benim namazım nerede, şu namazın büyük hakîkati nerede? diye ümitsizlik girdabına kapılmayalım. Zira hatırlayalım ki, bir hurma çekirdeği, aslında bir hurma ağacı hükmündedir. Fark yalnız özde ve ayrıntıdadır. Bizim gibi bir âvâmın, hissetmesek dahî namazımız, büyük bir velinin namazı gibi şu nurdan hissedârdır, şu hakikatten bir sırrı vardır. Fakat hiç şüphesiz inkişafı ve aydınlığı, derecelere göre ayrı ayrıdır. Bir hurma çekirdeğinden, mükemmel bir hurma ağacına ne kadar mertebe bulunmakta ise, namazın derecelerinde de daha fazla mertebe vardır. Fakat bütün o mertebelerde, namazın nûrânî hakîkatının özü ve esâsı mevcuttur

    kardeşim hepsi şeytanın oyunu




  6. 14.Ağustos.2011, 18:01
    3
    Eğri ok, doğru yol almaz

    Namazla ilgili olarak şeytan içimize akla hayâle gelmeyen şüphe, vesvese ve isteksizlik halleri atar. Çünkü insanın derecesini yükselten en müstesna ibadetlerden birisi namazdır. Şeytan ise insanın yükselmesini aslâ istememektedir.
    Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyor ki: Bil ki, sen Allaha her secde ettiğinde, mutlaka Allah bununla bir dereceni yükseltir ve bir günahını bağışlar. Bir diğer hadiste Allah Resûlü (asm) kulun secde etmesiyle şeytanın perîşan oluşunu şöyle bildirmiştir: İnsanoğlu secde âyetini okuyup secde edince şeytan ağlayarak uzaklaşır. Ve şöyle der: Eyvah! Eyvah! İnsanoğluna, secde etmesi emr olundu. O da secde edip Cenneti hak etti. Bana da secde etmem emr olundu; Ben ise emre karşı gelip Cehennemi hak ettim.

    Peşimizde böyle hasım ve düşman bir şeytan varken, onun içimize isteksizlik hali atması ve bizi en yüce, en nâzik ve en nezîh bir ibâdetten alıkoymaya çalışması, onun mesleğinin gereğidir. O halde namazdan yılmayalım ve başarabildiğimiz kadarıyla huşû içinde kılmaya özen gösterelim.
    İsteksiz olduğumuz zamanlarda, hiç oralı olmadan, namazın bir fıtrat borcu olduğunu hatırlayarak namaza devam edelim. Şeytan bizimle uğraştığı halde bizim ısrarla ve şeytana inat namazı terk etmememiz, biz hissetmesek de, Allah’ın huzurunda daha fazîletli bir duruş teşkil eder.
    Şeytanın bizimle olan meşgûliyeti, bizim zevkimizi ve huzurumuzu kaçırsa bile, namazın fazîletinin daha da yükselmesine zemin hazırlar.

    Bedîüzzaman Saîd Nursî Hazretleri, nefsin tembellik döşeğinde ve gaflet uykusunda şeytandan gelen böyle vesveselere kulak verebileceğini kaydeder ve nefsin bu desîsesine karşı önemli îkazlarda bulunur. Üstad Hazretlerinin îkazlarını kısaca hatırlayalım:

    Acaba ömür ebedî midir? Gelecek seneye, hattâ yarına kalmaya hiç kimsenin senedi var mıdır? İnsana usançlık veren şey, dünyada sonsuz seneler kalacağını zannetmesidir. Oysa vâkıa tam tersidir; insanın hem ömrü azdır, hem faydasız uçup gitmektedir. Geçip giden her bir fânî günün yirmi dörtten birisini hakîkî bir ebedî hayatın saadetini temin edecek güzel, hoş, rahat ve rahmet bir hizmete sarf etmek ise, usanmak şöyle dursun, bilakis ciddî bir şevk ve hoş bir zevktir.

    Diğer yandan; hergün hergün ekmek yiyen, su içen ve havayı teneffüs eden bir adam, ekmekten, sudan ve havadan usandığını söyleyebilir mi? Çünkü her an ihtiyaç tekrarlandığından; usanç değil, lezzet almaktadır.

    Kalp, ruh ve vicdan, cisim hânesinde nefsin arkadaşlarıdırlar. Nefis her ne kadar usandığını ve isteksiz olduğunu söylese de; kalbin, ruhun ve vicdanın gıdâsı, huzuru ve hayat kaynağı namazdır. Öyleyse nefis bunu sîneye çekmelidir.

    Çünkü hem sonsuz acılara mâruz, hem hadsiz lezzetlere sevdâlı bir kalbin gıdâsı, elbette herşeye kâdir bir Rahîm-i Kerîmin rahmet kapısında aranmalıdır. Kezâ, şu fânî dünyada, büyük bir süratle ayrılık feryatları koparıp giden bir rûhun hayat kaynağı, her şeye bedel bir Mâbud-u Bâkînin ve bir Mahbûb-u Sermedînin rahmet çeşmesine namaz ile yönelmektir. Fıtraten ebediyeti isteyen, ebediyet için yaratılmış olan, ezelî ve ebedî bir Zâtın âyinesi bulunan ve sonsuz derece nâzik ve latîf olan insanın duyguları, şu kasâvetli, ezici, sıkıntılı, geçici ve boğucu olan dünya halleri içinde elbette teneffüse pek çok muhtaçtır. Bu teneffüsü ise ancak namaz penceresi sağlayabilmektedir.

    Bir diğer husus; namaz, şu dünya misafirhanesinde âciz ve fakir kalbimize kuvvet ve zenginlik vermekte, şüphesiz gireceğimiz bir menzil olan kabirde gıdâ ve ışık hükmünde aydınlık kaynağı olmakta, çetin bir mahkeme olan Mahşerde senet ve berat hüviyetinde bizi kurtarmakta ve ister istemez üstünden geçeceğimiz Sırat Kö prüsünde nur ve Burak gibi göz açıp kapayana kadar bizi Cennete ulaştırmaktadır. Böyle eşsiz lütuflara bizi mazhar kılan bir namaz için neticesizdir veya ücreti azdır diyebilir miyiz?

    Bir adam bize birkaç para taahhüt etse veya bizi büsbütün korkutsa, bizi günlerce çalıştırır. Sözünden dönmesi mümkün olduğu halde o adama itimad ederiz, fütursuz çalışırız. Acaba sözünden dönmesi imkân harici olan bir Zât, Cennet gibi bir ücreti ve ebedî saadet gibi bir hediyeyi bize vaad ederek, pek az bir zamanda, bize, pek güzel bir vazife verse; biz de onun hediyesini hafife alırcasına o vazifeyi yapmaz isek veya vazifeden usanç gösterirsek, pek şiddetli bir azaba müstehak olmaz mıyız? Dünyada hapis korkusuyla en ağır işlerde fütursuz hizmet ettiğimiz halde; Cehennem gibi bir ebedî hapsin korkusu, en hafif ve latif bir hizmet için bize gayret vermez mi? Aklımızı başımıza almalı ve bilmeliyiz ki, dünkü gün elimizden çıktı. Yarınki gün ise elimizde sened yok ki, ona mâlik olalım. Öyle ise hakikî ömrümüzü, bulunduğumuz gün bilmeli ve her günün en az birer saatini, birer ihtiyat akçesi gibi, uhrevî bir sandukça hükmünde, hakikî istikbal için teşkil olunan bir mescide veya bir seccadeye atmalıyız.

    Sakın, Benim namazım nerede, şu namazın büyük hakîkati nerede? diye ümitsizlik girdabına kapılmayalım. Zira hatırlayalım ki, bir hurma çekirdeği, aslında bir hurma ağacı hükmündedir. Fark yalnız özde ve ayrıntıdadır. Bizim gibi bir âvâmın, hissetmesek dahî namazımız, büyük bir velinin namazı gibi şu nurdan hissedârdır, şu hakikatten bir sırrı vardır. Fakat hiç şüphesiz inkişafı ve aydınlığı, derecelere göre ayrı ayrıdır. Bir hurma çekirdeğinden, mükemmel bir hurma ağacına ne kadar mertebe bulunmakta ise, namazın derecelerinde de daha fazla mertebe vardır. Fakat bütün o mertebelerde, namazın nûrânî hakîkatının özü ve esâsı mevcuttur

    kardeşim hepsi şeytanın oyunu




  7. 14.Ağustos.2011, 18:01
    4
    eylül_36
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Temmuz.2011
    Üye No: 88706
    Mesaj Sayısı: 13
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 28

    Cevap: Beni Çok Üzen İki Durum

    bende namaz kılarken hep oluyor sanki içimden bir ses senin namazın kabul değil. kılma gibisinden


  8. 14.Ağustos.2011, 18:01
    4
    eylül_36 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    bende namaz kılarken hep oluyor sanki içimden bir ses senin namazın kabul değil. kılma gibisinden


  9. 14.Ağustos.2011, 18:39
    5
    Hollowman
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Mart.2011
    Üye No: 85989
    Mesaj Sayısı: 37
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 25

    Cevap: Beni Çok Üzen İki Durum

    Peki ramazanda şeytan zincire vurulmamıs miydi?

    Nefis boyle akla hayale gelmeyen, daha önce hiç düşünülmeyen vesveseler verebilir mi?


  10. 14.Ağustos.2011, 18:39
    5
    Hollowman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Peki ramazanda şeytan zincire vurulmamıs miydi?

    Nefis boyle akla hayale gelmeyen, daha önce hiç düşünülmeyen vesveseler verebilir mi?


  11. 14.Ağustos.2011, 18:49
    6
    Hiss1
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Haziran.2011
    Üye No: 87987
    Mesaj Sayısı: 298
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: Beni Çok Üzen İki Durum

    Allah razı olsun kardeşlerim...


  12. 14.Ağustos.2011, 18:49
    6
    Devamlı Üye
    Allah razı olsun kardeşlerim...


  13. 14.Ağustos.2011, 19:44
    7
    emniciba
    Hep Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Ağustos.2011
    Üye No: 89415
    Mesaj Sayısı: 635
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Bulunduğu yer: Himalaya Dağları

    Cevap: Beni Çok Üzen İki Durum

    Gerçek aynısı bana oluyo birebir (1-1)sayılır . . .
    Allah'ım sen herkese huşu içide ibadetlerini aksatmadan yapanlardan bize hidayet ednlerden eyle (aminnn). . .


  14. 14.Ağustos.2011, 19:44
    7
    Hep Üye
    Gerçek aynısı bana oluyo birebir (1-1)sayılır . . .
    Allah'ım sen herkese huşu içide ibadetlerini aksatmadan yapanlardan bize hidayet ednlerden eyle (aminnn). . .


  15. 15.Ağustos.2011, 02:10
    8
    peugeot_bor
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Mayıs.2011
    Üye No: 87143
    Mesaj Sayısı: 136
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Yaş: 31

    Cevap: Beni Çok Üzen İki Durum

    Nefisten geliyor. Çünkü nefis 70 şeytandan daha güçlüdür. İblisde Allaha isyan ettiren nefsidir. Bir eüzü ile veya ayetel kürsi ile şeytandan kurtula bilirsin ama nefsinden kurtulamazsın. Dediklerin bende de oluyor namazdan hiç zevk alamıyorum yeri geliyor. Önemli olan namazdan vazgeçmemen ve nefsine yenik düşmemen Allahtan af vemagfiret dilemen nefsine hakim olman ona uymaman ve kulak asmaman. Eğer böyle yaparsan bir gün gelir nefisin sana yenik düşer ve teffekkür içinde nefsini terbiye edersin. Selametle.


  16. 15.Ağustos.2011, 02:10
    8
    Devamlı Üye
    Nefisten geliyor. Çünkü nefis 70 şeytandan daha güçlüdür. İblisde Allaha isyan ettiren nefsidir. Bir eüzü ile veya ayetel kürsi ile şeytandan kurtula bilirsin ama nefsinden kurtulamazsın. Dediklerin bende de oluyor namazdan hiç zevk alamıyorum yeri geliyor. Önemli olan namazdan vazgeçmemen ve nefsine yenik düşmemen Allahtan af vemagfiret dilemen nefsine hakim olman ona uymaman ve kulak asmaman. Eğer böyle yaparsan bir gün gelir nefisin sana yenik düşer ve teffekkür içinde nefsini terbiye edersin. Selametle.


  17. 15.Ağustos.2011, 09:17
    9
    Hiss1
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Haziran.2011
    Üye No: 87987
    Mesaj Sayısı: 298
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: Beni Çok Üzen İki Durum: namazdan eskisi kadar zevk alamıyorum

    Alıntı
    İblisde Allaha isyan ettiren nefsidir.
    Bunu bilmiyordum kardeş Allah razı olsun.


  18. 15.Ağustos.2011, 09:17
    9
    Devamlı Üye
    Alıntı
    İblisde Allaha isyan ettiren nefsidir.
    Bunu bilmiyordum kardeş Allah razı olsun.





+ Yorum Gönder